1

İbtidâdan ibtidân ibtidâ ism-i Hudâ

Münezzehdir cümleden görmeden resm-i Hudâ

Evvelini yok bilen kendisinden gayri hiç

Kendisi hem âhiri cümlenin yok mâ-adâ

Vardır Anın varlığı kendüdendir kendüden

Kimseye muhtâç değil cümle muhtâçdır Ana

Birdir amma az değil çok Anındır çok Anın

Varlığındandır Anın her görünen her yana

Gayri varlar yok olur Var ancak O kalır

Benzemez hiç bir şeye girebilir rü'yâna

Aramakla tiz bulur kim ki gerçek kul olur

Ey Halîl vusûl olur neyi sevdinse ana

2

Çünkü gördüm başkasından kimseden yokdur vefâ

Terk iderek her birini geldim İlâhî sana

Lûtf eyle al elimi bağışla her bir suçumu

İttiğim her zerreden de çokdur afv it sen bana

Böyle didin ki bana Yalvarana her suçunu

Mahv idüb yerine ihsânı yazarım ben ana

Var husûsan ol Habîbin Hazretine nisbetim

Rahm idüb evlâdına bağışla beni sen Ana

Nesl-i İbrahim'denim şeksiz Zebîhullâh'da ben

Var idim, Fef'al didim mâ-tü'mer ben Atama

Sen de geç benim günâhımdan o demler hakkı çün

Cânımı virmeğe geldim koç selâm virdi bana

Hamd olsun sana sonsuz didi aşk ile Halîl

Hem de tekbîr ile cânımı viririm ben sana

3

Hiç bir vücûd yok iken var idi Var evvelâ

Emr-i sücûd yok iken var idi Var evvelâ

Hep eşyânın sûreti Anın ilminde idi

Ve hem gelmez Amâ'da var idi Var evvelâ

Zâtı bilinmek içün aşkı îcâd eyledi

Arş-ı â'zam olmadan var idi Var evvelâ

Akl-ı Küll'in'in zuhûru neşr-i halka huzûru

Yokken Muhammed nûru var idi Var evvelâ

Azdan gelmeden çoklar olmadan yerler gökler

Halîl yokken melekler var idi Var evvelâ

4

Her vardan ön var itdi Ahmed'ini ol Hudâ

Hem nûru'l-envâr itdi Ahmed'ini ol Hudâ

Hep mukarreb melekler nûrundandır Ahmed'in

Kendisine yâr itdi Ahmed'ini ol Hudâ

Her varı virdi Ana hükmü hem emri ile

Cânlara cânân itdi Ahmed'ini ol Hudâ

Şâh itdi Enbiyâya, mâh itdi Evliyâya

Âlemlere hân itdi Ahmed'ini ol Hudâ

Keşf itmeğe sırları, bildirmeğe pîrleri

Halîl serde kân itdi Ahmed'ini ol Hudâ

5

Sabırdan geçmeyesin daralsa zamân sana

Me'yûs olma ki yakın erişir emân sana

Nefsini hoş tut zîrâ ki geceler gebedir

Fecr-i sâdıkda doğar erkek tev'emân sana

Saâdet ol câna ki sabr u sebâta erer

Sabr ile yumşar demir nûr olur zindân sana

Her işini tedbîr ider müdebbire ayık ol

Tefvîzi koyma zîrâ en yüce dermân sana

Kulsun Mevlâ Hudâ'dır her emr Ana revâdır

Fikrin boş mâ-adâdır olmasa ihsân sana

Gün sana aksi gelirse sadrını eyle vâsi'

Sabr ile karşıla tiz dar vakt âsân sana

Eyyâm-ı zamânın pek acîp devrânı var

Birgün zor olsa diğer gün yok hirâsân sana

Hak der belâyâma sabr idenlere yol verin

Ey Halîl sabrın olmasa denilmez insân sana

6

Cânlar sana fedâdır ey Ahmed-i Muhtârâ

Şâhlar sana gedâdır güneş pervâne yârâ

Ey dîde bakdığında görsen o âfitâbı

Kalb çeşmesini akıt değilse seng-i hârâ

Cândan nidâ sanadır ey Mahmûd-i Zü'l-cemâl

Sensiz vârım fenâdır bu gönül dûzah hârâ

Ey dîde ne görürsün şevkin yoksa o şâhtan

Beyhûde bakma âlem içine ya kenâra

Örtülüb açılmanda Muhammed'i yazarsın

Yazını okumağa mecâlim yok avâra

Açılışında Hâ var iki Mîm ortasında

Bakışın kaddemi Dâl idüb çağır dîdâra

Şefâat yaşlarını akıt ki sende mâdem

Halâs olam vebâlden koma yüzümü kara

Ey nûr-i cümle âlem vey nûr-i ayn-i âdem

Bi-câh câhi tûken şefâat fazl-ı mârâ

Bârân-ı feyz-i deryâdan bir katre Halîl'e

İnse hiç eksilir mi lûtfun oldu hezârâ

7

Ebubekir'le Ömer, Osman'la Şîr-i Hudâ

Dört erkânın erkânı Pîrân-ı Pîr-i Hudâ

Birbirinden seçemem sâha-i ricâlde ben

Hiçbirinden geçemem Yârân-ı Şîr-i Hudâ

Âlem-i imkânda dört yâri O Muhammed'in

Hangisi yüce söyle çâr-unsûr-i Hudâ

Mevâlid-i şer u dîn Hasan birinci Hüseyn

İkinci, üçüncü Betûl-i Pâk O Zehrâ

Hezârân tahiyyât ile salât olsun hem selâm

Size ey sahâb-i Rasûl yârân-ı nûr-i Hudâ

Ve cümle âl ile etbâi tâ yevmi'd-dîn

Yıldız a'dâdi Halîl hem ne ki var mâ-adâ

8

İki cihân bülbülü hem gülüne bu cânım fedâ

Anın ashâb u âline hem kuluna bu cânım fedâ

Ya Rabbi sıddîk Hakk'ı çün beni sen ansız eyleme

Seninle giren ğârına yoluna bu cânım fedâ

Hicret yolunda Ahmed'in dönerdi sağ u soluna

Döndüğüne hem de sağ u soluna bu cânım fedâ

İlâhî bi-câhi'l-Atîk eyle bizi yârın rafîk

Tutsun elimi ol şefîk koluna bu cânım fedâ

Mustafâ'nın derdi ile gözyaşını göl ederdi

Halîl, gözyaşlarına hem gölüne bu cânım fedâ

9

Din mîmârı hutbesinde Yâ Sâriya demesinde

Ayağı yürümesinde toprağına cânım fedâ

Yâ Rabbi bi-câhi'l-Emîr Ömer'dir kâşif-i zamîr

Eyle rûhu nefse emîr göz ağına cânım fedâ

Bi-hakk'ı ma'deni'l-Hayâ söyle yâ Rab bana beyâ

Şehîdlere nûr-i ziyâ ırmağına cânım fedâ

Şîr-i merdân-i Mürtezâ hakk'ı çün kıl ehl-i vefâ

Tez çağda yâr-i Mustafâ çağına bu cânım fedâ

Halîl terk et seni rabta Ümm-i Pâke iki sıbta

Nübüvvetin üç bülbülü bağına bu cânım fedâ

10

Temelidir bu dînin ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Bâb-ı ilim şehrinin ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Esedullâhi'l-gâlib muğîsi küll-i tâlib

Nûr-i ayn-ı ebû Tâlip ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Âgâh-ı küll-i usûl vesile-i râh-i vusûl

Rafîk-i şâh-ı Rusûl ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Şakk-ı Betûl-i Zehrâ rakk-ı dehran fedehrâ

Râfîu'ş-şirki kahrâ ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Ebû sıbtayn-il meddî el-meded minkel ceddî

Fevka'l-haddî bulan haddî ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Hasenin cânıyım Hüseynin kurbânıyım

Ben bir zerre kanıyım ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Dilerim nazar kıla bana bir şû'le sala

Sanma ki hiç diye lâ, ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Ol ki ibn-i Ali'dir hâli Ahmed hâlidir

Hem tûbâ hem dâlıdır ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Sevmez dâ'vâ ideni yoluna yan gideni

İşlerin eğri ideni ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Ey ben oğluyum diyen dürlü yola yürüyen

Gelmesün der gelmeyen ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Evlâd-ı Ali yolu Hakkı söyleye dili

Mevlâ'ya söyler belî ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Gâfil uyur uyanır her boyaya boyanır

Bana sâhibdir sanır ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Sevmez billâhi sevmez kim ki yoluna girmez

Şerîre oğlum demez ol Aliyyü'l-Mürtezâ

Oğul oldun ise bil yok iftihâr ey Halîl

Hayrü'l-halefe-i hayr olan delîl-i hayr olan ol Aliyyü'l-Mürtezâ

11

Sevmişim ben anları ki sevdi Rasûl-i Hudâ

Şunlar ki sevmedi Ahmed sevdiğimdendir mâ-adâ

Yoluna cân fedâ iden gerçek ashâbı severim

Her birinin ayak tozu zerresine cânım fedâ

Anlar ki içinde nifak var iken geldi yanına

Yûf olsun anın cânına rahmet görmesin ol gedâ

Dahî kendinden sonra da bozan ahdini serverin

Dirim ana senin yerin ateş olsun yaksın gadâ

Ey ayrılanlar izinden hayf olsun dir size Halîl

Yarın eyleye ol Mevlâ beni sizden hemân cüdâ

12

Lûtf eyle Allâhım bana

Dönder yolum senden yana

Ben âsiyem önden sona

Bağışla ey Şâhım bana

Her azmışlardan azmışım

Deftere hep suç yazmışım

Ben bana kuyu kazmışım

Dilerim aç râhım bana

Emmâreye inanmışım

Kendimi âdem sanmışım

Benlik odunda yanmışım

Vâh itmişim vâhım bana

Ne itdimse kâr olmadı

Benim ile zâr olmadı

Ne didimse yâr olmadı

Yoluna hem-râhım bana

Didim gidelim nefs-i bed

Allâh'a çün oldur ebed

İdüb gayriye yolu sedd

Uymadı bed huyum bana

Yol der isem yolum var der

El der isem elim var der

Gel gel desem hani âr der

Virdi gurûr câhım bana

İnâyetin olursa yâr

Giderim sana bî-karâr

Halîl der bin dahî ne var

Olsa da günâhım bana

13

Aşka benzer yokdur âlemler içinde reh-nümâ

Faslı terk et asla gel ki bekliyorlar ey hümâ

Ne zamân gelir diye saf saf melekler muntazır

Hem de ervâh gözlüyor ki geçesin fevka'l-amâ

Aşk olur rehber Hudâ'ya gitmeğe hep sâlikân

Aşksız olan yolda kalır idemez neşv u nemâ

Kimde aşk eseri olsa o mâşûku bulur

Bulamaz izini bile aşk olmaz ise ammâ

Aşk olur sultân-ı âlem iki âlemde dahî

Her yer anın yeridir gayri bulunmaz mahremâ

Ey Halîl aşk olmasaydı hayvân idin her zamân

Sûretin insândır ammâ sîretin ne acabâ

14

Benim ol sâhib-i âlâ

Yüzüme bakmadı hâlâ

Didim sensin yüce ‘Alâ

Yine lûtf itmedi Bâlâ

Gelirim didi gelmedi

Gülerim didi gülmedi

Sözünden hem de dönmedi

Kimse işitmedi lâ lâ

Görürsün yüzümü didi

Duyarsın sözümü didi

Ne söz idi ne yüz idi

Ne de gözler idi elâ

Hemân terk-i sivâ kıl der

Ferâgât-i hevâ kıl der

Bu fîrkate devâ kıl der

Koyma hiç ya'nî mâ lâ

Fedâ bin kerre cân etsem

Terk-i iki cihân etsem

Halîl vârı nihân etsem

Ya gel der mi ola Yekdâ

15

Vedâlaşdım gidiyorum

Senden yana senden yana

Her varı terk ediyorum

Senden yana senden yana

Ben beni yok eylemişim

Gözümü tok eylemişim

Arzumu çok eylemişim

Senden yana senden yana

Bağrım yaşı gözden akar

Dîdârın yoluna bakar

Gönlüm sular gibi akar

Senden yana senden yana

Koydun beni burda nâçâr

Yürek hasretle kan saçar

Cânım kuşu bir gün uçar

Senden yana senden yana

Koyma firkatlere Celîl

Sen bu Halîl'i ey Cemîl

Gönder çeke a'lâ Delîl

Senden yana senden yana

16

Bir kula kul olmaz isem

Kul olamam Mevlâm sana

Gerçek kula uymaz isem

Yol bulamam Mevlâm sana

Beni benden almaz ise

Bahr-i aşka salmaz ise

Benlik vârı yanmaz ise

Yol bulamam Mevlâm sana

Taklîdin hükmü bu yolda

Kalmış fikri sağ u solda

Benzerim garîbe çölde

Yol bulamam Mevlâm sana

Uyar isem istidlâle

Kıyâs ile istibdâle

Yol uğrar sedd ile dâl'e

Yol bulamam Mevlâm sana

Halîl tahkîkı bulmadan

Gerçek ârife uymadan

İrfânın ile dolmadan

Yol bulamam Mevlâm sana

17

Ben Mevlâmı bulam âlem

Her ne söyler desin bana

Parmağında olam kalem

Fermânım yazılsın bana

Münkir dilediği zamân

Ta'n eylesin beni hemân

Hiç durmasın dili yaman

Dimekde tazelsün bana

Her kim neyler kendinedir

Gâfil sonu fendinedir

Eşer kuyu kaddinedir

Bin kuyu kazılsın bana

Tenbel beni cerh eylesin

Hallerini şerh eylesin

Kalbindekin tarh eylesin

Müşkilim çözülsün bana

Halîl Hakk'a revân olur

Ol ki derde dermân olur

Hak çün kalbe mihmân olur

Dir Katlim yazılsın bana

18

Niçün gelüb gidersin mescide söyle bana

Ey münâfık yaraşmaz şöyle emekler sana

Mü'mine buğz edersin emeklerin hebâdır

Haber virmiş olayım bugünden böyle sana

Akl u fikr u gözlerin mü'minin malındadır

Hud'a ile mâl itmek dilersin öyle sana

Tilkilere ne zamân Pîr olmuşsun ey zâlim

Örümcek değil midir adını söyle bana

Ağaya beyim deyüb fakîre eyiyim deyüb

Gizli kuyu kazıyub hay ile huylasana

Gör ki n'olur nihayet hânın harâb olası

Bak ne belâlar gele bilmeden böyle sana

Deccâl gibi atarlar seni Kâf'ın ardına

Sanma ki hiç bakarlar bu habîs rûyla sana

İtdiklerini buldun derler sana âkıbet

Eğriliğini koyub doğruyu tuylasana

Halîl nasihat eyler binde bir aybın söyler

Tutmasan Cebbâr neyler gör ki bu huyla sana

19

Abdurrahmân demişler doğru mu bu ad sana

Şeytâna kul olmuşsun işlerine baksana

İsmin sana da'vâcı olmuş ey Abdul-Ehâd

İkiliği kalbinde teşvîşine baksana

Abd-i filân olmakla abd-i filân olmazsın

Kimin etin yemişsin dişlerine baksana

Kendin isme erişdir ya ismini değişdir

Dolu güzel ismiyle fişlerine baksana

Halîl nedir murâdın güzel huy mu güzel huy

Huyum güzel der isen şişlerine baksana

20

Gelir gider nîceler

Sona kalır bir sadâ

Bilinir gizliceler

Güne kalır bir sadâ

Dün geçer geçmiş olur

Sâhibe göçmüş olur

Ölen kuş uçmuş olur

Düne kalır bir sadâ

Âh o sadâyı bilsem

Duyub anı bayılsam

Güneş gibi yayılsam

Yine kalır bir sadâ

O sadâdır ki âlem

Anınla olur diri

Hem O'dur ki öldürür

Döne kalır bir sadâ

Halîl ara Anı bul

Ol Yaradanına kul

Bu âlem cümle oğul

Sona kalır bir sadâ

21

Asırlardan kalmış çün yalan dünyâ

Halkı derde salmış son yalan dünyâ

Kim sana inanmış gerçi aldanmış

Sonu susuz yanmış hem yalan dünyâ

Bir dem içün senden vefâ görmedim

Vakt-i ümîd içre safâ görmedim

Düşmâna verdiğin cefâ görmedim

Yok sende gerçeklik hey yalan dünyâ

İlk sana gelenin ağlamak işi

Sevincinden sükût ile gidişi

Sen gibi kimsenin oyunu işi

Var mıdır var deme ey yalan dünyâ

İşin alçakları yüksekde görmek

Su gösterir bana oyunda örnek

Ölümü rüyâda eylersin dernek

Hesabsız dert verdin be yalan dünyâ

Vallâhi çirkindir senin güzelin

Çünki hiçdir bildim senin ezelin

Yeşillik gösterir senin gazelin

Var mı sandın bir şey ey yalan dünyâ

Görünürsün müşriklerin gözüne

İşte inanmazlar Hakk'ın sözüne

Kasdın seni sevenlerin özüne

Sarhoş etdin verdin mey yalan dünyâ

Seni gören seni iyi birşey sanır

Varlığına katı yürek yaslanır

Mevlâsını seven senden usanır

Seni terke verir rey yalan dünyâ

Ölümü güzelce şenlik edersin

Fâsıkın cânında benlik edersin

Ellibin kocaya zenlik edersin

Yolsuzluğa çaldın nay yalan dünyâ

Gûyâ el açarsın işin bağlamak

Gülersin yüze niyetin dağlamak

Derdinden sulara düşdü çağlamak

Durmadan dönüyor hey yalan dünyâ

Ne gîcen gîcedir ne günün gündüz

Var dinecek sende var mıdır bir yüz

Sebatsızlığından gelirim her yüz

Bilmeyen der buna peh yalan dünyâ

Herkese var oynun Celîle değil

Eğilmişdir boynun Halîl'e değil

Açılmışdır koynun delîle değil

Hak adına didi gayy yalan dünyâ

22

Dem demi ekdâr u gâm-ı Hudâ

Cânlara ider kâmı edâ

Der koy ne varsa mâ-adâ

Gel göğe der eyler nidâ

Geri duranlar gelemez

Zulmet dağların delemez

İyi fenâdan alamaz

İtmeyen vârını fedâ

Bedende dolmasa toprak

Saramaz bu yeşil yaprak

Sen toprak ile suya bak

Ki aslından olma cüdâ

Cânın ister Hakk'a visâl

Sen yer içersin bed-misâl

Olmaz iken sen hoş hısâl

Devlet sandın sana ridâ

Gör âyine olmazsa pâk

Ne görünür kara ne ak

Bulama suyuna toprak

Ey duymayan benden sadâ

Uyku şehvet ne ki senin

Göz bakar gelmeye senin

Ciğerin delmeye senin

Yetmez mi nisyân-ı adâ

Habsolma bu ten içinde

Ey Şâh bu gölgen içinde

Sığmazsın gölgen içinde

Sanma sen kendini gedâ

Bu'di koy kurb-i hâssa gel

Benliğin dâra asa gel

Her sûreden İhlâs'a gel

Kalma sakın Tebbet yedâ

Gönülde cân ateşi bul

Akşamsız bir güneşi bul

Noksansız bütün işi bul

Pîr-i mugândır ol Hudâ

Ağyârı koyub yâre gel

İnâdı koy ikrâra gel

Sa'ye sen ey bî-çare gel

Halîl ider borcun edâ

23

Ezel şarâbını iç işte kadehler eşyâ

Pâk eyle ki kalbini tatsın Şarâb-ı ahlâ

Kalbi ishâl eylemek terk-i terk ile olur

Komaz sürer ne varsa hılâf-ı hulk-i evlâ

Teslimiyyet irâd it mahviyyet eczâsını

Sahk idüb kâseye koy iç bu devâ-yı a'lâ

Acıdır dime sakın iç anı sen tamâmen

Azar azar içersen içilmez, kaldın a'mâ

Gözün yum görme sakın elvânda ihtilâfı

Virir mîdene nefret bulunmaz çâre kat'â

Hekîmin virdiğini yaramazdır sanırsın

Helâk ider bu emrâz seni, sen olma süflâ

Ana rahmini cenîn terk eyleyince buldu

Özüne yüce me'vâ kıyâs olur mu dünyâ

Bunu da terk edince bulur evlâ kıyâsı

Ki bir zerredir ancak bu dünyâ Mülk-i Ukbâ

Dudağını değirme her öpmek ile dâde

Ne bu ağyâr dudağını öpmek sana ednâ

Yalınız kal o deryâ-yı aşk içinde ser-mest

Ki verile sana ezvâk-ı a'lâ bî-temennâ

Bu varlık şemmesini çıkar sil sen burnundan

Ki gele şemme-i Hak kıla dimâğın eclâ

Ne duyarsın kelâm-ı sivâyı sen ey Halîl

Nidâ-i Hak dururken uyan koy dâr-ı belvâ

24

Bu'd-i dünyâ nisbetince kurb-i ukbâ var sana

İkisinden de geçersen kâinât uyar sana

Zühd-i mağrûrdan geçüb zühd-i hakîkî bulsa cân

Mâsivâ ağâr olur ol demde Mevlâ yâr sana

Ey sûfî zühdün harâmdan eylemeğe ictinâb

Pes bunu bilmez misin helâl-i fânî yâr sana

Fark u temeyyüz tabiatlarla sandın ey fakîh

Bî-basarsın bî-habersin, yâr gelir ağyâr sana

Çık o telhîsden maânî hem bedâyı' bendedir

Bu merâhim-i beyânı zahmına gel sarsana

Üç gün okudum binâ-yı sarf u nahv u mantıkı

Dediler ki ileriye ruhsat olur âr sana

Diledim ki öğrenem tamam akâid ilmini

Dediler ki al hakâyık gayriden ne var sana

Dedim ancak muhtas olmuş enbiyâlar derkine

Dediler sen ümmetisin şâhlarının câr sana

Okuyam tefsîr ü hadîs ilmini bâri dedim

Aldılar aklımı, dirler bana akla varsana

Vardım o akla ki, gördüm ahsen-i takvîm imiş

Girdim anın bağına, dedi komam inkâr sana

Dedi pâk oldun mu cihân mezbelesinde idin

Ben dedim ki levs içinde gelmişim ithâr sana

Dedi ben deme sakın taşra sürerler buradan

Tutdum ol sözünü, dedi ey Halîl yok kâr sana

25

Kaşların kıblem, yüzünü görmeyen gözsüz kala

İnd-i hazretinde yarın dilerim yüzsüz kala

Cân alıcı kirpiğinden şol ki haberdâr değil

Münkereynin kahrına uğraya cevâbsız kala

Gözlerinde sırr-ı Hakk'ı görmeyenler kör ola

Ya'ni vicdânsızdır o zâlim basîretsiz kala

Sözlerinde nutk-i Hakk'ı duymayan memkûr olub

Vâizin semmiyle mesmûm ola sîretsiz kala

Nûr-i hazretinden ol ezelde olan muhtecib

İlm-i zâhir mağrûru olub tarîkatsız kala

İlm-i zâhirden diğer yokdur bir ilim söyleyen

Son nefesde döne Barsis'a şerîatsız kala

Bu Halîl'in sözlerini kim ki senden bilmeye

Şüphesiz ol şerîrin hükmü hakîkatsiz kala

26

Pîr'e ahdi eyleyüb sonra bozan dinsiz kala

Ahdine sâbit olanlar herkese kinsiz kala

Müfti-i mâcin sözüyle kim ki yolundan çıkar

Sol tarafdan gide karanlıkda yemînsiz kala

Doğru yoldan gideni eğriye çeken gülmesin

Hânesinin üstü çöke altı zemînsiz kala

Bir-iki yalan ile kâmile sû-i zan iden

Kalbi muzmahil ola başı da beyinsiz kala

Kim ki Mûsâ gibi Hızra didi yanlış ayrıla

Ol nübüvvete bağışlandı bu karînsiz kala

Cezbe-i Hakk'a sihr diyen ebed müşrik ola

Yatacak yer bulmaya teninde hem insiz kala

Hak cefâsını safâ sanmayanı dir ki Halîl

Dû-cihânda öyle bir a'mâ müheyminsiz kala

27

Kalb sarayından ârif bir dem nasıl ayrıla

Çünki kalbden ayrı olan Mevlâ'dan ayrıla

Kalbi seyrinde buldu muhabbetinden eser

İşitdi kim diler bizi dünyâdan ayrıla

Kendisinden geçenler duydu bize göçerler

Zülâl-i vasl içerler kim sivâdan ayrıla

Arzû ile bakmazlar etvâr-ı fâniye hiç

Tâ Şuayb vire asâyı kavgadan ayrıla

Bir müddet gîceleri yakalar çâk eyleyüb

Tâ fecr-i sâdıkda leyli ihyâdan ayrıla

Sahrâ-yı kalbde nîce semte ki yol gidilir

Maksûda varır gümân yok Hudâ'dan ayrıla

Aşk olur her dem alan zevki güzelliğinden

Halîl ten içre kalan o ra'nâdan ayrıla

28

Sûrete mağrûr olub seni koyan cânsız kala

Tenbel olub post ile kana kalan kansız kala

Âyinede aks-ı nakşı seyr idüb dönmez sana

Şübhesiz gökler kapana ana cihânsız kala

Cân var iken lâşeye âşık olan meftûna bak

Ki kuludur şehvetinin fehm ü iz'ânsız kala

Zann u güman ile dürlü dürlü yollara giden

Bildiği gide elinden zann u gümansız kala

Dişinin ağrısına saatde bin Hekîm gezen

Kalbinin derdini bilmez ise dermânsız kala

Asr-ı Hızr içinde Hızrı bulmaz İskender bulan

Şübhe yok devâsını bulmaya Lokmansız kala

Aşk olur devlet-i dâreyn itmez ana rağbeti

Meğer ol ki gözü tozu gide dumansız kala

Ben ki mahvolub lisan-ı aşk ile var olalı

Söyledi aşk ey Halîl bensizler îmânsız kala

29

Bilen esrâr-ı Hakk'ı sanma eyler dil ile ifşâ

Anın bir harfi söylenmez idilse bin kitâb inşâ

Gûyâ hikmet sözün söyler sanırsın ol mürâîyi

Dile gelmez hemân hikmet meğer ki remz ile îmâ

Bilinmek hiç diler mi ol ki hikmetden alır behre

Hudâ setrin diler anın hılâf ider mi ol kat'â

Meğer hikmet sanub almış ola bir cür'a nikmetden

Hemân ayn-ı sekâm taksîm ider gâfillere cehlâ

Anı câhil sanub ayn-ı şifâ kâseyle içerler

Bilâ şekk semm-i kâtildir olur lisân ile irvâ

Eğer akl ile ilm içre olaydı hikmet imkânı

Ledünnî ilmini dilden alamaz mı idi Mûsâ

Anın tahsîli bu kulak veya bu dille zu'm iden

Henüz kâhildir o bin cild kitâb okusa da kavlâ

Ne de hâl iledir fehmi Halîl tevfîk-i tâm ister

Hudâ'dan oluna ihsân gerek vâsıta bî-hemtâ

30

Sa'y idersen ger rızâya Hak virir ilmi sana

Mazhar-ı Esmâ'sın ey cân lûtf ile hilmi sana

Her ne Hak'dan gelse anı hoşluğuyla kıl kabûl

Sûretâ gadab görünür Rabb'inin rahmi sana

Kendi arzularını terk eyle ki iğvâdır ol

Arzû-yı Rahman'a tâbi' ol ki bu avni sana

Sen seni bildim dime hem ârif oldum sanma ki

Sen sivâyı terk idince Hak vire fehmi sana

Kendini insân idegör bakma halkın sözüne

Hak sana dost olsa ne ğam itseler levmi sana

Sen sana sen seni insân eylemek müşkil olur

Âdem olmuş ehl-i irfân bul virir sehmi sana

Mekke küffârı gibi ben de bunun gibiyim dime

Mekr ider yakzat yerine bahş ider nevmi sana

Zîrâ kâmiller Hudâ'nın emr-i me'mûnlarıdır

Mahrûmu merhûm idemez eyleme zulmi sana

Anları görmek Hudâ'ya vaslın ibtidâsıdır

Bî-edebler tard olur hiç eyleme vehmi sana

Ol ki kapuda bilâ ta'zîm durur, dinmez ki gel

Belki teb'îde delâlet önilen şer mi sana

Alsalar içre kapudan çok iderler imtihân

Tâ ki kurba lâyık ola kat' idüb nermi sana

Varsa nasîbin, açub sem' ile kalbin hâzır ol

Ki Halîl'in her kelâmı oldu bin ma'nâ sana

31

Ey nefs geç bu gurûrdan bin kerre didim sana

kibr ile ucb u riyâ içre yok ümîdim sana

Ki bulasın maksadı, İblîsden olûben emîn

Ya müyesser ola vuslat, böyle anîdim sana

Zu'm idersin bu bed ahvâl ile ben kulum deyû

İhtimâl yok mislini sandın ey ferîdim sana

Arzuna uyarsa butlân yoluna Hak deyûben

Yel gibi gidersin bakar Helmin mezîd'im sana

Gayra senden suçu isnâd asl-ı râhındır senin

Anlasaydın sende her suç ben ne dir idim sana

Bin kerre niyyet idersin hayra, ammâ şer komaz

Çünki cehd eylemedin tardına da kıydım sana

Ağzın ile benden ednâ yok didin, kalbine sor

Dir ki İblîs senden a'lâ yok haber virdim sana

Sen seni cümleden alçak anlamak dil ile mi

Hele sus al haberi nîce ilâç kıldım sana

Dilin ile söyleyüb seni sana hud'a eyledin

Şol hılâf sözü ki kastın var imiş bildim sana

Kezm u gayz itmek bu dinde asl-ı erkândan iken

Misl-i kelb dolu gadabsın Hak dimez abdim sana

Ol Nebî didi ki Mü'min heyyin ü leyyin olur

Sen katı taştan katısın didi muîdim sana

Kavl-i sâbitde durur mazhar-ı hidâyet olan

Sen ki i'râz eyledin Hak'dan çok acıdım sana

Ol Nebîdir Râyih-i mekrûh ile mescîdime

Gelmeyin ya'ni bu kalble yok mesâcîdim sana

Ol fakîh okur fıkh kitabını anlar mı aceb

Kim ne ma'nâ mündericdir remz-i cedîdim sana

Gösterir sana Halîl şer'i hakâyık lem'ası

Ammâ bilmem görünür mü gözü hadîdim sana

32

İrdinse pâk menzîle olmasın elde asâ

İşitdin ki tutmadı koydu ol yerde Mûsâ

Fahr eyleyüb anınla anda da komaz isen

Derhal ismin tebdîl olûben denilir tersâ

Seccâde-i Hak'da na'leyn ile durmak olmaz

Halle bu müşkili gerek ola misl-i Îsâ

Tevhîd u takdîs it ol Zât-ı Akdesi her dem

Şol kadar ki aşkından bilme subh ile mesâ

Şol nehr sonu irer bahre ey Halîl-ullâh

Durmayub aksa, fakat irer mi yolu korsa

33

Ey hâcetler verici Şâh

Aç yolumu lûtf et bana

Ey âşıklar gönlünde mâh

Aç yolumu lûtf et bana

Islâh et nifâk ehlini

Olmazlarsa kahret anı

Derd etme bize anları

Aç yolumu lûtf et bana

Allâh diyenin düşmânı

Ma'lûm sana kimler imiş

Düşmânıma sensin kâfî

Aç yolumu lûtf et bana

Arkadan hançer urûben

Döner dost görünür güler

Sanır etdiklerin bilmem

Aç yolumu lûtf et bana

Kim beni imtihân ide

Son nefesde dinsiz gide

Koyma anı Hak işinde

Aç yolumu lûtf et bana

Mü'minlerin mahvın diler

İçi müşrikle bed huylar

Cânlarına kaynar sular

Aç yolumu lûtf et bana

Nifâkda bir oğul baba

İtmeğe demde ebâ

Koma demeğe merhabâ

Aç yolumu lûtf et bana

Zulmet-i şirke daldılar

Sekiz yüz asker saldılar

Dört etrafımı aldılar

Aç yolumu lûtf et bana

İcâb-ı cins-i ecdâdı

İdüb mahfîce ifsâdı

Dilerler bizlere râzzı

Aç yolumu lûtf et bana

Hıfz eyleyüb ihvânımı

Me'yûs idüb düşmânımı

Katında sakla şânımı

Aç yolumu lûtf et bana

Halîl her dem sana gider

Ne dersen ol yana gider

Her ne diler senden diler

Aç yolumu lûtf et bana

34

Her kim ki sıdk ile baka

Kenz-i Şumûs'a Rabbenâ

Dileme ki nârın yaka

İrsün rumûza Rabbenâ

Hallolsun her müşkil işi

Hiç kalmasın gıll u gışi

Hem görmesin yalan düşü

Girsün künûze Rabbenâ

Terk eylesin şenliğini

Senden alsın benliğini

Hem de bilsin senliğini

Varsın henüze Rabbenâ

Kim ki buna ta'n eyleye

Ol kuluna la'n eyleye

Bilmesin ki ne eyleye

Yansın o köze Rabbenâ

Harâbede kenzi sezdim

Âyet hadisi hep gezdim

Aşıklarına çün yazdım

Okunsun rûzu Rabbenâ

Kim ki diye bu kapana

Anın kalb gözü kapana

Döşeğe düşe çırpına

Yunsun o toza Rabbenâ

Temsîl ile cerh eyleyen

Aksi üzre şerh eyleyen

Ba'zısını tarh eyleyen

Dönsün topuza Rabbenâ

Çünki cümle re'y iledir

Muhammed'in emriyledir

Zâlim dili cemr iledir

Gelsin bu söze Rabbenâ

Halîl neci duâcıdır

Ne tatlı ne de acıdır

Bir hâc eylemiş hacıdır

Terk-i nüşûza Rabbenâ

34-A

Pîrim imdâd eyle Allâh aşkına

İhsânın umarız Allâh aşkına

Kereminle âbâd eyle kalbimiz

Hüsn-i halkı Rızâ-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Cedd-i pâkim Habibullâh aşkına

Eb-i şânım Veliyy-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Feth eyle kemterin mağlub kapusun

İmdâdınla bulsun Hakkın yapusun

Buldur merhametle ledünn yapusun

İmâm Zeynel İbâd-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Adâlet bâbında bildir bendeni

Sâdât eşiğinde oldur bendeni

Varlıktan sildir kaldır bendeni

Muhammed Bâkır Billâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Hâlık vefâ vifak beyne's-semâ kânısın

Arzullâhı vâsı'ın Hak irfânısın

İrfân-ı kurabânın imdâdı şânısın

Cafer Sâdık Hafiyy-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Meclis u mesâcidden ba'id eyleme

Bâb-ı merhametinden nâ-ümîd eyleme

Defter divânında nâ-ümîd eyleme

Mûsâ Kâzım Rahîm-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Zapt u Rabtınla bağla kolumu

Vird-i Behinle doldur dilimi

Mihnet-i aşkınla büktür belimi

Pirim Halîl-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Gâyât hikeminle doldur kalbimi

Ateş-i aşkınla oldur kalbimi

İlm-i hakîkate daldır kalbimi

Ma'sûmu Takîyy-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Ey Merhamet kânı ağlatma beni

Nâr-ı firâkınla dağlatma beni

Nefs-i emmâreye bağlatma beni

Betül Zehrâ Nakîyy-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

İmdâdın olmazsa ne olur işimiz

Nefs ü İblîs ile kalır başımız

Bozuldu her türlü kuru yaşımız

Hasan Kâni Fakîr-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Kesildi ümîdim şânına geldim

Merhamet bâbında yanına geldim

Cürmümü vasf edemem hârına geldim

Sâhibu'l-Vakt Mehdîyy-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Cürmü ile Halîl bekler kapunu

Muhtâc-ı ihsandır derler tapunu

Mi'mâr-ı Hudâ'sın umar yapunu

Halîl-ullâh Rafîk-ullâh aşkına

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû

35

Her ne hâle koysa dost al sen safâ ender safâ

Dosta her hâl hoş gelir dostdan gelen her bir cefâ

Gül tarab kıl zevk ü îşe durma dal her dem şen ol

Ayn-ı lûtf u rahmet olmuş verdiği dostun sanâ

Olma nâmerd gibi şekvâ ehl-i dostdan gayriye

Kim ki dost remzini bilmez lûtfa eyler iştikâ

Ru'yet-i sâfı safâdan gayrı görmez her nazar

Dostu seven dostunun her işini gördü vefâ

Var tefe'ül yok teşe'üm sû-i zandan kıl hazer

Buğzufillâh'da ara der her safâyı Mustafâ

Dostu gör kendini görme varlığın pasdır senin

Âyinenden pas silinse şeş cihetden merhabâ

Merhabânın çokluğundan cân tevahhuş eylese

Azlık ile çokluğu birleştir et farzı edâ

Cümle illet gıll u gışş küfr ile cehl ü şirk ü fısk

Varlığındandır Halîl, yok eyle anı bul likâ

36

Dîdâr oldum yâ Rabbenâ

Koyun dostlar beni bana

Ahdim sözüm va'dim Ana

Koyun dostlar beni bana

Remzimde şöyle diyorum

Uzak yola gidiyorum

Ben beni terk ediyorum

Koyun dostlar beni bana

Da'vet etdi deyû şâhım

Çevirdim ol yana râhım

Görmesine vardır âhım

Koyun dostlar beni bana

Andan anı umar isem

Gözlerimi yumar isem

Bağlarımı tumar etsem

Koyun dostlar beni bana

Benlik dağını deleyim

Yol ver bana ki varayım

Seyrini ben de bileyim

Koyun dostlar beni bana

Yârimle tenhâ kalayım

Ne emr ederse kılayım

Emrine fermân olayım

Koyun dostlar beni bana

Gözüm dışa yumulunca

Yol alır gönül boyunca

Dönerim bir kez duyunca

Koyun dostlar beni bana

Çok yoruldum varam deyû

Artmadı bir kârım deyû

Yalvarmağa yârim deyû

Koyun dostlar beni bana

Gönlüme tam yöneleyim

Anda gülzârı bulayım

Her ne olursam olayım

Koyun dostlar beni bana

Gönül gözü geniş olur

Ne yokuş ne iniş olur

Yâdla kalmak yâd iş olur

Koyun dostlar beni bana

Cân kulağımı vereyim

Ne diyor bana göreyim

Yâr bağçesine gireyim

Koyun dostlar beni bana

İşideyim hızlı hızlı

Ol söz ki cânda gizli

Hem karalı hem denizli

Koyun dostlar beni bana

Tevbîhimi dinleyeyim

Suçlarımı anlayayım

İtdiğime ağlayayım

Koyun dostlar beni bana

Atman sözümü ırağa

Gizli söz gizli kulağa

Yöneldim gizli durağa

Koyun dostlar beni bana

Yolu ayaksız geçilir

Suyu dudaksız içilir

Kapusu elsiz açılır

Koyun dostlar beni bana

Bulundukça gözüm Anda

Sanmayın beni zamânda

Ne bulunur bu mekânda

Koyun dostlar beni bana

Dileğim budur dinleyim

O söylesün ben ağlayım

Dertli sînemi dağlayım

Koyun dostlar beni bana

Gönül yolu delîl bana

Açıvirsin Celîl bana

Rumûz ider Halîl bana

Koyun dostlar beni bana

37

Sakın mevhûmu yok sanma o bir derin uzun deryâ

Anı geçmeğe bir gemi gerek kapdânı hem müheyyâ

Sıvamış paçalarını zâhid sahilde dolaşır

Dize kadar girüb dirler bu deryâ sanki bir sahrâ

O denizin kenârında nîce cânlar boğulmuşdur

Nîce tâliblere ateş olûben sandılar gayyâ

Nîceleri değil bir şey deyüb girdi boğuldular

Mîsâl-i ceyş-i Firavn oldular mağrûk ale'l-a'mâ

Hakîkatsiz sûfî bu cür'adan içdi anı sandı

Şarâb-ı lâ-yezâlîden deyüb kıldı gözün a'mâ

Eğer girmek dileyen varsa tâlib fülküne binsin

Halîl geç bu deryâdan olasın vaslına emrâ

38

Didi gözüm nûrudur namâza ol Hayrü'l-verâ

Beş namâzı terk idenler Hak didi Velev Terâ

Mücrimînin başı yerde olduğu gün Rabbi ide

Dileseydim sizi de kılardınız Yevme't-Terâ

Evliyânın başı tâcı sırr-ı mi'râcı namâz

Kılmayanın yok niyâzı yok buna çün ü çerâ

Hikmetin bilen namâzın günde elli kez kılar

Secdeden kesmez yüzünü görür anda mâcerâ

İblîs'in teslîti çokdur iki yerde yeri yokdur

Biri secde biri niyâz vaktidir ey Hak berâ

Kul ki secde ide kalbi arşa tutar yüzünü

Dahli yok İblîsin ol dem habs olur Tahte's-Serâ

Şu ki dost oldu ana oldu namâzdan da cüdâ

Sen de çok kıl ki Halîl denilesin fevka'l-u'lâ

39

Ey nüsha-i kemâlât âlem-i zât-ı şeydâ

Sen seni bilmeyince ne dinsün sana hayfâ

Kenz-i mahfî sen idin ol ezel varlığının

Sırr-ı belî sen idin elest deyince Mevlâ

Ortada varlığındır her yana ki görürsün

Güle zârîlığındır bülbül dilinde biltâ

Gülde görünen sanma gayr ola cemâlinden

Hârı bil celâlinden gel ikilikde yanma

Ahd-i ezelî gözle cândan yârini izle

Remzi duyunca gizle her güler yüze kanma

Fânî zevke inanub terk etme sen bekâyı

Cevheri taşa virüb çocuk gibi aldanma

Dürlü zînetle gelir nefs ü hevâ ü şeytan

Hiç birini dime dost mahv ider dîn u dünyâ

Mekâidle doludur fânî bu âlem ey Halîl

Gâfil olma sen aslâ ki görme nev-i keydâ

40

Cân ilinden geleni sanma eyleye unuda

Elest demin bileni sanma kâhil-i sevdâ

Kimseye âdet olmaz dilememek yurdunu

Kim sever ol vatanı ki yaramaya ferdâ

Dirmeğe dâne kuşlar ayrılır yuvasından

Gör ki hiç eğlenir mi gayrı yerlerde aslâ

Tiz tiz direr nasîbin korunub her yanından

İbret alır mı ol kim bunlardan efdâl gûyâ

Gör geyigi ne yügrük kaçar yâd illerinden

Recâî seni gaflet bürüdü meğer illâ

41

Kibr u hırsın illetinden kurtulub sağ olmağa

Ol Hekîme git ki adına dirler cihân-nümâ

Ucb u gadab ile kin u şehveti yok etmeğe

Başlıca cehli izâle asl-ı erkândır sana

Seb'a-i ebvâb-ı nîrân gördü gözün bi'l-yakîn

Terk-i dünyâ eyleyüb sedd eylemek sıdk u safâ

Kimdir o kim bu yedi başlı şahmerânı eze

Tâ meğer dâmân-ı Pîr-i mugânla çekdi cefâ

Nefs-i emmâreye cellâd mürşid-i kâmil gerek

Kibrit-i ahmer dinilen şâh-ı merdân-ı Hudâ

Kim ki örtmez bu yedi bâbı o nefsin başına

Oldu ol tâifeden ki kaldı fî dârı'l-lezzâ

Zîrâ bulmaz bu tabiat zulmetinden tam halâs

Nûr u zulmet dürlü zincir ile bağlı fî'l-gadâ

Hubb-i uhrâ hûri cennetden ki geçmez bir kişi

Geçdi dünyâdan deyüb sanma anı merd-i likâ

Dünyâ ukbâ ikisi hicâbdır didi Halîl

Ana olmak dileye bir Hak ehli bî-behâ

42

Gönüllere viren sadâ

Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ

Aşk remzini iden edâ

Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ

Derdlilere dermân iden

Mağrûrları vîrân iden

Cânda yâri mihmân iden

Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ

Aşksız olan nâdân olur

Görmez gözü zindân olur

Bulanlara seyrân olur

Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ

Söyleden ezelden belî

Çekdiren her şeyden eli

Çok âsîyi iden velî

Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ

Azîz olur nice zelîl

Aşk olunca kalbe delîl

Seni senden aldı Halîl

Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ

43

Nûr-i Ahmed'dendir aslı bil Ebû Bekr'e atâ

Sı Hudâ'nın sevmemekdir anı pek ulu hatâ

Nûr-i aynıdır Muhammed'in dû âlemde Ömer

Sevmeyendir anı Mahmûd'un yolundan mâ-adâ

İki nûrun sâhibi dâreynde yâr-i Mustafâ

Zinhâr anı hor gören buldu dû âlemde cefâ

Haydar-ı Kerrâr'dır o dördüncü üçün hâtemi

Ana bir noksan bulanlar olamaz üli'n-nühâ

Nûr-i ayneyn-i Habîb-i Kibriyâ Hasan Hüseyn

Pâkize oğulları bunlar İmâmeyni'l-verâ

Bunlara buğz eyleyeni diyemem kurtula hiç

Hışm-ı Kahhâr'dan, ammâ diğer söze yokdur rehâ

Cümle ashâb-ı Rasûl cân içinde sevmişem

Bî-garaz u bî-ivazlar oldular ehli'l-Hudâ

Zelle-i ashâb umulur afv-ı me'mûl anların

Hem de ihtimâl ki şefî' ola mahbûb-ı Hudâ

Dil uzatmam târih içre hallerinin zikrini

İşiderek çünki hikmetden değildirler halâ

Anların kadri yücesin fehm idemez fakîr

Olmayan irfân-ı Hak'da ey Halîl tâmmü'l-velâ

44

İhtilât etme bu nâsa yokdur anda hiç vefâ

Sanma bu sözü diğer söz ayn-ı kavl-i Mustafâ

Dağıdırsın fikrini ağyâra hâsıl söyle ne

Buldun ise uzlet ü tenhâyı bu ayn-ı şifâ

Söyledin ol Mahmûd'a ümmetliğini herkese

Ammâ sünnetini itmâm sana bilindi cefâ

Pes sakal ile sarık mı sandın anın yolunu

Bu minâredir alâmet mescîd ister ey kafâ

Bir ağaç geyse libâs saltanat-ı sultân mıdır

Sûreti terk eyle, sîret bul ki bulunsun safâ

Ol sûfî, sakalsızı sanmış ki müslüman değil

Ey Halîl bu humkını zınân eylemiş dinde kefâ

45

Hak yüzüdür yüzleri, kim dersen anlar evliyâ

Nazarıdır gözleri Mîm bulsa cânlar evliyâ

Hak celâlî perdesiyle sakladı bil anları

Akl-ı Küll'ün gölgesiyle var olanlar evliyâ

Ba'set-i şems-i Muhammed'in ışığı cânları

Her biri bir nûr-u Ahmed ulu kânlar evliyâ

Selc ü emtâr-ı Hudâ'nın hürmetine bunların

Katre ile buldular nîce ummânlar evliyâ

İşlerine ilmi irmez ehl-i fazlın anların

Kudret elidir Hudâ'nın bu sultânlar evliyâ

Bu sebebden anlara düşmân olan düşmân-ı Hak

İşte bilmezler kim olur taş atanlar evliyâ

Anları bir zerre gıybet iden atar dînini

Zîrâ sevmez ol ni'mete küfrânlar evliyâ

Buğz idenler anlara îmânsız giderler son nefes

Çünki bilir ayn ile nîce mekânlar evliyâ

Saklı kılmaz anlara Hak şark ile mağriblerin

Tayy ile bilir bulur nîce zamânlar evliyâ

Kim katında saklamaz ise hılâfdan kalbini

Saldılar kalbine pek çokça ziyânlar evliyâ

Rükn-i dînin dördünü Hak avniyle zabt itdiler

Mülk-i ma'nâ zabtına savaş açanlar Evliyâ

Bekke-i iklîm-i lâhût içre vahdet Kâ'besin

Eyleyüb tavâfı kurba kan saçanlar evliyâ

Anlar içün meskenetdir saltanat, hem meskenet

Saltanatdır, resm ü âdetden uçanlar evliyâ

Fâ-i fethin kapusında Kâf-ı Kurba vardılar

Pervâz açub Kulle-i Kâf'ı aşanlar evliyâ

Bazıları bir Nebî'ye, bazı vâris cümleye

Menzîline akl u ilm irmez gümânlar evliyâ

Sûretâ ol sana benzer görünüşünde ammâ

Arada var bin hicâbı, âlî şânlar evliyâ

Nefsine kıyâs idenler sonu helâk oldular

Anları çünki fenâda cân feşânlar evliyâ

Kalb içinde sem' ile basar gerek işitmeğe

Sözlerini görmeğe şems-i tâbânlar evliyâ

Ana kim yok mâ-sebak ezel saâdet hissesi

Görünür mü ol kubâb içre duranlar evliyâ

Gûyâ bir katre denizi vasf ider sizi Halîl

Her dû-âlem her demimde el-emânlar Evliyâ

46

Şerîat bekçisidirler ulemâ

Nebîler elçisidirler ulemâ

Hudâ emriyle nâzır Kâf'a anlar

Bu halk ecsâd olur bu halka cânlar

Siler halkın simâsından dumanlar

Uçmak dâvetlisidirler ulemâ

Bakan yüzlerine gufrâna irer

Basan tozlarına hüsrâna irer

Kıyan özlerine küfrâna irer

Hak muhabbetlisidirler ulemâ

Eğer yerde melek görmek dilersen

Bak anlara gönül irmek dilersen

Kıl anlara Hakk'a emân dilersen

Velî namzetlisidirler ulemâ

Yarın mahşerde bunlar Enbiyâ'ya

Katıluben giderler kibriyâ'ya

Vedâ' itmiş ucb u kibr u riyâya

Hak meşveretlisidirler ulemâ

O günün saltanatı bunlar içün

Gelir mi vasfa ârî cânlar içün

Kabirde hoş geniş mekânlar içün

Dünyâ mihnetlisidirler ulemâ

Saçarlar halka nûru va'z iderler

Nîce yerlerde kezm u gayz iderler

Bu halkın cehlin anlar mahv iderler

Ki nûr kuvvetlisidirler ulemâ

Dime ilmine uymuyor özü hiç

Sana lâzım değildir iç yüzü hiç

Dimez Hak'dan hılâfen bir sözü hiç

Hak emânetlisidirler ulemâ

Hudâ havfından anlar gülme bilmez

Meyl-i dünyâya yâhûd zulme bilmez

Ve Hak virmediğini alma bilmez

Din metânetlisidirler ulemâ

Değil bunlar görücü şekl ü sûret

Bu söz ma'nâ sözü mânende hür et

Ne duysan anı fikrinde nüşûr et

Ki nâr âzadlısıdırlar ulemâ

Sanma hor göre Hakk'ın kullarını

Garazsız gösterir Hak yollarını

Halîl ayaklarına ellerini

Döşer ru'yetlisidirler ulemâ

47

Felek benim neyime alış verişim sana

Cihân tozundan gönül silindi bir gel sana

Her yüceden yüceleşdi derdim senin içün

Ki yücenin teşrîfine yalvarırım al sana

Gönlüm açık kapında asıldı kapı oldu

Geldim ki görem seni bir revzeni del sana

Kapunda aşkın ile mest u hayrânım güzel

Ol günde ki denildi yâr-i Lemyezel sana

Yokluk oldu libâsım taht-ı fakr üzerinde

Cism ile mestûr iken var idi emel sana

Heykeli terk eyledim tefrîdi bulam deyû

Tâbi-i heykel iken iderdim cedel sana

Benlik zindânı beni zillete koymuş idi

İzzete irdim o dem ki didim güzel sana

Aşka sultân olalı feleklerdir gubârım

Saltanat yokluk oldu bağlayalı bel sana

Aşkından gayrı yârim yokdur iki âlemde

Çünki Halîl aşkını bulmuşdur bedel sana

48

Ey mazhar-ı sırr-ı Hudâ

Ey ibtidâdan ibtidâ

Nûr-i şefîk-i Mustafa

Meded ey ma'den-i sehâ

Meded ey mahzen-i vefâ

Çek yüzünden kaldır nikâb

Gözüksün âşıka mihrâb

Yandı ciğer oldu kebâb

Yeter lûtf et artık şehâ

Kenz-i kerem mûtî-i safâ

Değil misin bize nimet

Çekdir münkirlere mihnet

Fi'l-i yezîde bin la'net

Çeksün uhrâda bin cefâ

Hiç bulmasın asla vefâ

Fazlın kerem kılsın irâz

Diye Ahmed virdi mîrâs

Feyzin gözlerim El-Gıyâs

Lahmüke lahmî Ebu'l-Vefâ

Ellerimi açdım sana

Ey evliyâdan dîne tâc

Kisrâ-yı nefsden al harac

Dönsün güne her leyl-i dâc

Gitsin gîcelerde hercâ

Âşıklardan arşa ricâ

Ey vâkıf-ı ma'nâ-i sahîh

Eyleyen her sırrı vâzıh

Hakdır ancak sana medîh

Diyen Kur'ânda Hel-etâ

Alî adına bin senâ

Şîr-i Hudâ, şeyh-i şüyûh

Edyâne sendendir mensûh

Ahkâm-ı şirke kıl mefsûh

Bir dem kılub nazar bana

Ey bî-nazîr-i bî-behâ

Sana bel bağlayan vedûd

Buldu necât ey nâcî cûd

Düzâh nârından ol meb'ûd

Ebed görmez anda ezâ

Çün ol muhibb-i murtazâ

Ey cümle ârife melâz

Münkirlerinden El-Iyâz

Lûtfunla eyle ittihâz

Kuluz biz sana gedâ

Biz o günde didik belâ

Şîr-i Hudâ câna sürûr

Zülfikâr u zül-kevâr

İlme bâb-ı irfân virir

Şânında vardır lâ-fetâ

İllâ Alî zür-Rızâ

Kim ki kıldı sana niyâz

Nedir bildi nâz ile râz

Buldu devâlar oldu şâz

Hak'dan virildi çok atâ

Hayra tebdîl olur hatâ

Gözlerim ağlar ey Enîs

Vahşetdeyim gel kıl mûnis

Kemter-i kârânım Reîs

Ey nûr-i akdem mutlakâ

Senden gerek avn u devâ

Olmasa avnından şâbâş

Görmez gözüm çâr ile şeş

Feyzini sal misl-i güneş

Gark it nûra sen ey duhâ

Değil kılmak mahrûm revâ

Ey ehl-i menzil-i nusûs

İmâm-ı sâhib-i füsûs

Kâil-i gayr-ı Hakk'a sus

Didim Hak'da ol zü'l-Velâ

Görmez seni ehl-i garaz

Vardır fuâdında maraz

Bilmez vuddeke min faraz

Kâil ü kavli bi'l-melâ

İle'l-meveddeti fî'l-kurbâ

Tut elimi geçir sırât

Yedir cinânından simât

Kılam ebed Hakk'a ribât

Görüb likâî fi'l-bekâ

İdüb rızâya irtikâ

Değil reddin bana melhûz

Anın çün bin senâ melhûz

Olurum âşinâ melhûz

Sırr-ı ulyâna bi'l-mennâ

İdrâkle ahvâl-i fenâ

Senindir her şerrin kâtı'

Vechindir envâr-ı lâmi'

Dimekdir âyeti sâtı'

Seni gözler ola emlâ

Senindir hükm ile kazâ

Çekmeden bu farazla çağ

Çek sîneme aşkınla dağ

Her dağlar üstü cümle bâğ

Olsun avnın ile bana

Güller açılsın her yana

Aşkın bana geydirdi sûf

Andan kıldım Yezîd'e yûf

Ehl-i abâyım ey Raûf

İkrâr idüb cihân-nümâ

Bir oldum geydim abâ

Velâyetde mir'ât-i Hak

Senindir didi Zât-ı Hak

Mer'î senden âyât-ı Hak

Tevdî' itdi dâru'l-velâ

Hicret'de Rasûl-i Hudâ

Bana senin aşkın gerek

Gözlerime şavkın gerek

Vicdânıma zevkin gerek

Koyma hâli beni ber-câ

Yerde olam yâ ber-semâ

Seni bilmez ibn-i Selûl

İblîs'e gönül virmişdi ol

Firkatinle koyma melûl

Yevm-i şefâatde behâ

Sen kılma beni bî-nevâ

Aşkın ile olsam remîm

Tozlarımdır alâ cemîm

Aşkınla cânda bir cismim

Yokdur gayrı yol Rahmân'a

Ki andan irem Sübhân'a

Ol gün ki değişile ten

Eyle meded ol demde sen

İlet Muhammed'e irken

Kılsun her derdime devâ

Yerlerimiz olsun sevâ

Ey tabîb-ü tâhiri hoş

Bu bâtın u zâhiri hoş

Radiyallâhu ve radû

Anh âyeti ider ammâ

Sensin mazharu'n-numâ

Ey sırr-ı Zât-ı sırr-ullâh

Sensin sırr-ı likâ-ullâh

Ey nûr-i Zât-ı Nûr-ullâh

İbn-i Ebû Tâlib hümâ

Vâkıf-ı sırr-ı kul-kefâ

Hâmî-i dîn iklîmi ve illâ

Afvını mislini lâ

İdrâki cümleden bâlâ

Ashâb içinde bir zibâ

Var mıdır benzeri hâşâ

Bir demde kılar kevni tıyâ

Şirk ile küfre yok nümâ

Ey cevheri bütün eşyâ

Recâi bâbında gedâ

İrham yâ İmâmü'l-Verâ

49

Kalbim temizdir dime Hak disün seni bana

Da'vâcılar yalandır al bu haberi sana

Kalbi temiz olanın, dili söylemez anın

Mâdem ki söyler dilin, eğri döner her yana

Ehl-i nifâkın ayağı dört olur mu sandın

Yâ ki karn ile süser mi bildin anlasana

Ey içerim pâk diyen ya bu müşkilât nedir

Dilinde hem elinde gözünde ağlasana

Hak yoluna da'vet olsan kaçarsın kurt gibi

Şeytânına söz virsen dönme yok asla sana

Farzın dururken boynunda nâfile ararsın

Çamurdaki taşları boynuna almasana

Falan ile filânın hatırını kırmayam

Deyû Hak'dan i'râz itdin ey dîv dayansana

Sorarsam ma'bûdunu utanmaz Mevlâ dirsin

Gidüb Hak düşmânının kapusın çalmasana

Halîl'in yüzüne izhâr-ı sadâkat idüb

Nemrûd-i nefs ile inkâr içre kalmasana

50

Dervîşin düşmânı nefsi her cefâ ana safâ

Her kim ana darb ider bulmaz cezâ illâ vefâ

Her işin zuhûrunu Hak'dan bilir, gayruda suç

Bulamaz, nefsinde ancak diler ol câna cefâ

Tutsalar yakasını bin defâ yere çalsalar

Hiçbirine öf dimez hem dili söylemez kefâ

Afv kıl yâ Rab beni, sonra bana güç ideni

Zîrâ her cefâdan olur bana esbâb-ı afâ

Afv u ıslah idenin ecri hemân Hakk'a bî-reyb

Ey Halîl bu kavl-i Hak'dır vâsıta çün Mustafâ

51

Ey ki benden habersiz çokca levm itdin bana

Şimdi de hoş gülersin hayf olmaz mı bu sana

Dimedik söz komadın hor görmeğe beni

Yüzüme senâdasın işini düşünsene

Hayr içün göndermişken seni cihâna Bârî

Bu maksadı unudub döndün ellibin yana

Sûretâ bir dost gibi görünürsün velâkin

Ayrılınca huzûrdan döndün uzun evrâna

Sen eski hâllerini hiç tebdîl eylemedin

Sanırsın kendini tâbi-i râh-ı Mevlâna

Didim sana ki derdinin devâsı sendedir

Alçak bil seni cümleden hürmet it hayvâna

Sen sana re'ye mâlik olma terk-i tedbîr it

Zîrâ kılar tedbîrini rehber-i Hak sana

Hiç bir hâle sebâtın yok bâri ağla dâim

Ey Halîl gözyaşı me'mûl dermân olmak sana

52

Ey asl-ı her vücûdun, mefhar-i arz u semâ

Ey mazhar-ı sırr-ı pâk Lâ Kinnallâhe ramâ

Kim seni ide idrâk söyledi Hak E'taynâke

Limen vecede erselnâke ile'l-külli keremâ

Müstakbel ile sâbık her zıt ile mütâbık

Hükmünde hep muvâfık yerci'u vâkıfun nedemâ

İşitdi çün Enbiyâ sana innâ fetahnâ

Cümlesi ümmet oldu ve'l-emlâkü hademâ

Tutan elini bildi ki kudret eli nerde

Döndü vücûdda buldu ki kalmışdı ademâ

Vasfınla şevke gelen tıfıl seni bilir mi

Kadd-i îmânda meşî yokdur henüz kademâ

Dînini dünyâsına satan mağbûn sanır ki

Muhammed ümmetidir Ebedemâ vecedemâ

Kendini mü'min bilüb hor gören bu Halîl'i

Kapusında O Şâhın Harâbe'd-dâr u hedemâ

53

Âşık yârinin gayra didiler itmez vefâ

Bu yüzdendir herkese tanınmışım bî-vefâ

Hiç bir ahdimde sâbit değilem ancak sana

Eylediğim uhûdun tâmındayım zî-vefâ

Ehl-i dünyâ olanın gözü vefâsız görür

Olayım derken senin indinde merd-i vefâ

Ne çâre ki anlamaz ma'zûl-i sem' olanlar

Kalbi mahtûm olanın cümlesi hasm-i vefâ

Eylediğimin berri asla re'yimle değil

Zîrâ terk eyleyemem aslıma cüz-î vefâ

Ol bî-îmân mağrûrun zühd ile kibri tamâm

Bir mücessem hîledir idemez re'y-i vefâ

Sırtındaki libâsı hücceti gibi sanur

Tavusa benzer ahmak aramaz semt-i vefâ

Kisveyi giydim diye özün Âdem zu'm ider

Sana vefâ mı ider, bulmamış kendü vefâ

Avretinin izniyle kenefe giden meftûn

Zann ider ki idecek ana avratı vefâ

İnân-ı ihtiyârı bağlı olan zennîne

Anı sanma ki erdir umulur şemm-i vefâ

Dünyâ cîfesi içün yalan irtikâb iden

Aslında İblîs olur eyler o zemm-i vefâ

Kendine hürmet olunsa zu'm ider hakkıdır

Terk-i hürmet ideni haml ider aks-i vefâ

Hürmet itme haddini bilmeyen nâmerde hiç

Hakk'a düşmân olursun idüben redd-i vefâ

Halîl bu halkda arama eğer ârif isen

Mahdûd olan ne bilir ki nedir hadd-i vefâ

54

Bârekallâh ey sabâhın meşrikayni merhabâ

Her kubâb-ı heftede rengi eyledi gıpta sana

Sen seni setr eyledin, setrin güzel izhâr eyle

İşte oldu her hakîkatin bu dem ayân bana

Esbahu'l-Mülk didim sâhib-i mülk olan içün

Ey güzel Sâhib-i Mashûb kün müdâmen indenâ

İşrakat min nûrikum nûri'l-Hudâ bil-Mustafâ

Lâ habîbe gayruhû lâ Rabbe illâ Rabbunâ

Ey Halîl sen bu dem innî zâhib söyler isen

Kad sadakte söylenir, necevte min Nemrûdinâ

55

Ey tâlib-i vasl-ı likâ, gel seyre gör bağ-ı Bekâ

Bağ-ı İrem zerre değil Pîr-i mugân bunda sekâ

Sen bunu görmedin ise, bâbına irmedin ise

Gözün Hakk'ı seyre değil, görmüyor anla mutlakâ

Bilmezsen İsm-i A'zamı cümleye eyle ta'zîmi

Gurûr sonu hayra değil, bilmez ehl-i Hudâ şakâ

Ol ki bilmez Ricâl-i Hak, olmuşdur ana âl-i Hak

İlimde zî-behre değil, menzilidir dârü'ş-şekâ

Hudâ'sını ârif olan, Halîl gayrı sârif olan

İltifâtı dehr'e değil, ilâ mâyeşâu rakkâ

56

Derdine ey bulmayan henüz şifâ, anladım ol gülle değildir

kafâ

Çıkdın ortaya merd olmuşum deyüb, kılmamışsın ahdine

henüz vefâ

Hak belâsı gelse nâ-hoş görünür, gözlerine râîdir çün bî-

safâ

Ey tabîbden bî-haber her dem merîz, derdine dermânı

bilmedin cefâ

Şekeri dermân mı sandın tûtî sen, ol ider hevânı tervîc

bi'l-hafâ

Sen seni Kâmil mi sandın cehl ile, gabn u tuğyân sende iken muhtefâ

Gûşe ile kesreti fark içresin fark-ı farkı geçmedin firâkın kefâ

Sen Halîl'i bilmedin ey nâ-murâd, Kâinatın nûrudur nûr-i Mustafâ

57

Bu ahkâm-ı şerîatden hediyye olur ihvâna

Şerîate riâyetdir Hudâ sevgisi Mevlânâ

Tarîkat göklerine yol Şerîat kubbesindendir

O kim irmedi kubbeye ne bilir ism ile esmâ

Rızâ-ullâh'a irişmek dilerim diyen Halîl

İder ihrâc zevâcirden kebâirden kıl istihsâ

Hudâ'ya hamd eyle tezkîr ismi hem senâ olsun

Anın emriyle nehyini o kim bilmez olur a'mâ

Anın gayrısını sevmek ve gayrıya buğz itmek

Diğer bir şahsa kîn itmek ve görmek nefsini a'lâ

Hased eylemek İslâm'a kalbi uymamak i'lâma

Hakîr nazarla İslâm'a bakmak ümîd-i mâsivâ

Özürsüz fakrdan korkmak kaderlere hılâf itmek

Fakîri maskara kılmak tamah kılmak ale'd-dünyâ

Hak ni'metine fahr itmek ve hem harâma kibr itmek

Ve dîninda zaîf olmak suç idene sükût hâlâ

Ve kendinde bulunmayan sıfât ile olan medha

Bulunmak râzı il aybın dimek aybını idüb ihfâ

Ni'met-i Hakk'a küfr itmek şükr itmeyüb fikr itmek

Gayreti gayr-i dîn itmek hor hükmü bir kazâ

Unudub Hakk'ın ihsânın açmak şânında lisânın

Hukûku icrâ itmeyen unutmak görmemek hâşâ

Dönüb Hak'dan hevâ sevmek dünyâda hîleyi ivmek

İbâd-ı Hakk'ı aldatmak sevinmemek hiç İslâm'a

Hak olan yerde kıskanmak günâhlarına hoşlanmak

İslâm'a sû-i zan itmek gâfûr-ı Hak'da isyâna

Unudub Hak'la uhrâ'yı gafletle bulmak hüsrâyı

Kendi nefsi çün uhrâyı gadab kılmak görüb ednâ

Dünyâyı cem' içün ilmi okumak yâhûd okutmak

Ehlinden ilmi ketm itmek ya olmak bî-amel da'nâ

Bu nâssın medhini sevmek ilm yâhûd amellerle

Ya ilm u a'mâle fahr itmek ya dinde eylemek da'vâ

İlm ehlini hor görmek ana ta'zîmi zor görmek

Kavl-i Hakk'ı şor görmek dinilmek iken aslâ

Bid'atler ile âdeti dünyâ ile cemâati

Göstermek aks-i tâati dimek fâsıklara eyvâ

Hudâ'nın sevgilisi evliyâya hoş görünmeyen

Bir işi kılmak ya söylemek ya kılmak gayreti gayrâ

Parayı eylemek taklîd ve korkmak nâssın şerrinden

Fesâd-ı dîn ü nisyân eylemek Kur'ân mâ-yütlâ

İki güleş tutan İslâm birinin düşmesin sevmek

Büyük küçük tahâretsizlik hem itmemek istibrâ

Şerâit-i vudu'dan birini terk eylemek hem de

Zarûretsiz mahal-i avreti kılmak gözlere ifşâ

Yâ diğer kimsenin avret mahâline nazar itmek

Ve hayz içre olan hâtuna olmak sakın cim'â

Vakt gelmeden önce ya geçirmekle namâz kılmak

Şerâit-i salâtı eylemek noksan meğer özren

Hâtunlar saçına saç eklemek ya eylemek arzû

Döğme eylemek ya eylemek ale'l-a'zâ

Yüzünden tüyleri yolmak ya arzu eylemek anı

Zarûretsiz musallînin önünden geçmesi kat'â

Bir ehl-i karye tamâmı ya bir kısmı zarûretsiz

Cemâati iderler terk umûm-hâneye gitmek yâ

Yalınızca sefer kılmak hâtun kişi olana hep

Özürsüz Cum'a terk itmek olur erkeklerde bu da

Mesâcidde kuûd içre boyunlara basub geçmek

Halkada serbest oturmak ipek altunla bir kısma

Er olanlar hâtunluk eylemek ya hâtunlar erkeklik

Hâtunlar halka karşu salunub zînet ile faraza

Libâs içre olan isrâf ya eylemek teğayyür

Musîbetde fîğân itmek yâhûd saçın idüb yolmak

Ölünün geçmiş ahvâlini zikr itmek ya işitmek

Ye's itmek mersiyye itmek kuûd-i kabr ale'l-mevtâ

Nazar kılmak cenâzeye kadın kabristâna gitmek

Hudâ'ya vaslı bilmemek arzu dimek ya veylâ

Dilemek borcu bilirken yok iktidârı vermeğe

Ümîd itmek taleb itmek zekât ile diler veylâ

Zekâtı eylemek te'hîr var iken almak dilenmek

Kıldığı itdiği evlâdı gayrıya yâşâ

Mütebâki suyu esirgemek her bir veche ile

Zarûretde olana yardım itmemek ve fi'l-kurbâ

Hudâ'dan yâ ki hayr-hâhdan gördüğü iyiliği

Ne gördüm diye inkâr eylemek aksen veya kavlâ

Ramazân-ı şerif borcun temdîd eylemek diler

Ramazân-ı şerîflerin keffâretsiz anı faslâ

Vakit varken edâ itmemek zevc evindeki hâtunlara

İzinsiz ya ki nâfile oruc tutmak ilâ mâşâ

İki bayram dahî dûr-der gününde savm ile olmak

Fıtr bayramı ilk gün sâim olmak gayrı müştekâ

Gücü yeterken hacc edâyı farzı te'hîr hem

Hudâ ismiyle râzı olmadığı taleb lâ lâ

Hâtun zevcinden izinsiz azîmet eylemek hacca

Harem'de eylemek niyet suça bu olmaz insâna

Ve satmak celd-i kurbânı ve hayvâna nişân itmek

Keyf içün hayvan öldürmek eti yinmez ise ammâ

Keserken hayvanı zahmetle kesmek ya hakk'dan

Diğer ismiyle kesmek kan yimek lâşe ölü fi'lâ

Vücûda şol ki zarardır ya mi'de almazsa anı

Özürsüz yimek hem fâiz virüb almak ve ibtilâ

Bugünlük bu kadar hıfz eylemek vâcib görüb sonra

Tamâmı dörtyüzaltmışdır Hudâ dilerse var inşâ

Salât ile selâm olsun Rasûl'e âl ü sahbine

Halîl'den cümle ihvândan Hudâ'ya hamd ü lâ yuhsâ

58

Terk et gülü ağlama

Bülbül cânım dağlama

Hak'dır senin murâdın

Aks-i sağı sağlama

Güller solar Hak solmaz

Kâmil sözü aks olmaz

Aşkın hükmü naks olmaz

Yâs bağını bağlama

Görünce bu faslını

Unutdun mu aslını

Diler isen vaslını

Sür'atle git çağlama

Ey avvâre külhânda

Kaldın esîr zindânda

İşin ne bu mekânda

İşini koy sağlama

Korku senin neyine

Gel devam et meyine

Halîl uyma re'yine

Teslîme uy ağlama

59

Derde saldın en sonu beni sonsuz ey Çeleb

Öyle dert ki çaresi olmaz onsuz ey Çeleb

Arar idim ben seni dağ u taş sahrâ kenâr

Yalın ayak başı açık gîce gündüz ey Çeleb

Sanur idim pek uzak benliğim imiş tuzak

Olmaz imiş gönlüm hiç durmak onsuz ey Çeleb

Bana yârimden yakın olduğun bildim yakîn

Geleli vaslın demi olmam bunsuz ey Çeleb

Aşk ateşi yakmağa odun arardı Halîl

Şimdi sönmez ateşim hiç odunsuz ey Çeleb

60

Bu firkate dayanamam

Medet yâ Rab meded yâ Rab

Hasret oduna yanamam

Medet yâ Rab meded yâ Rab

İblîs ider bana hücum

Emmâreye yetmez gücüm

Gidem derim komaz suçum

Medet yâ Rab meded yâ Rab

Sevmediğini severim

Meclislerini iverim

Niçün dirsen ben ne derim

Meded yâ Rab meded yâ Rab

Mescid hoşa gitmez bana

Durmak isterim dışa yana

Sözün kime dirsen bana

Meded yâ Rab meded yâ Rab

Hamiyyet-i câhiliyye

Ya olmuşam mâiliyye

Bu hal itmez nâiliyye

Meded yâ Rab meded yâ Rab

Senden uzak ider beni

Bildirmeyüb bana seni

Halîl söyler meded Ganî

Meded yâ Rab meded yâ Rab

61

Derdime dert katıyor

Çağırırsam Rabb u Rab

Hem Har u verd artıyor

Çağırırsam Rabb u Rab

Doğar bin bin güneşler

Câna virir ateşler

Münkir dir ki ne işler

Çağırırsam Rabb u Rab

Aşk ateşi yanarım

Hem su olub kaynarım

Kazanımda oynarım

Çağırırsam Rabb u Rab

Gökden yere inerim

Burakıma binerim

Hem izine dönerim

Çağırırsam Rabb u Rab

Döner yine çıkarım

Yağmur olub akarım

Sellerle yüz yıkarım

Çağırırsam Rabb u Rab

Yüreğimde şems u mâh

Lâ ilâhe illâllâh

Cândan gelir sadâ âh

Çağırırsam Rabb u Rab

Sen burada zelîlsin

Zelîllere delîlsin

Bir an gelir Halîl'sin

Çağırırsam Rabb u Rab

62

Bir hoş kâr imiş bildim şimdi ben kâr-ı edeb

Gülistân imiş meğer sâlike nâr-ı edeb

Kulu alır gidermiş Hazreti Mevlâsına

Yok remzini söylermiş mâlike vâr-ı edeb

Safâdan ön safâsı ehline var vefâsı

Olmazmış gönlü kâsı olanın yâr-ı edeb

Dünyâda hem uhrâda hem de ind-i Mevlâda

Mu'teber vesîledir kulda âsâr-ı edeb

Halîl nidâ eyledi Ey güzeli sevenler

Dizilmiş bekler sizi yolda ebkâr-ı edeb

63

Teslîm oldu şân-ı aklın cevher-i rûh oldu kalb

Bil hevâ düşmânı aklın sırr-ı fütûh oldu Kalb

Akl-i kâmilin sözünde azlık olur her vecih

Cehl ile i'tirâf dergâh-ı sûh oldu kalb

Bilmemezlik semtini dâim tutar akl işidir

Benlik İblîs ten sefîne gibi hem Nûh oldu kalb

Akl ider cem' her şeyi halvetde dâim seyr idüb

Her ne ki şehvetdir anı terke sütûh oldu kalb

Nefs-i emmâre olur Nemrûd, âteş-i dünyâdır

Akl iki cihânda Halîl şems-i vüzûh oldu kalb

64

Kalb sarayına duhûl it kîl ile kâlden geçüb

Hak sivâsından udûl it şehr ile sâlden geçüb

Aklı terk it hâle gel cümleye oldur asl-ı kâr

Aşka ulaş durmadan iç vecd ile hâlden geçüb

Zîrâ ol aklın senin düşünce nefs olur

Varamaz ol yârine hiç mülk ile mâldan geçüb

Akl ana sanma denilir hırs ve şehvet mağlûbi

Dîvdir o ehl-i gadab anı koy dalâlden geçüb

Nefs-i emmâre odur, sen ne sandın akıl odur

Hâdim-i şeytân münâfık anla melâlden geçüb

Akl odur ki nef'i cümleye koyar her nef'i

Kalb odur ki Hakk'a virir cümle-i âlden geçüb

Âr-ı dünyâ âr-ı sâir eyleyen ehl-i hevâ

Sûretindedir sadâkat tathîr-i bâlden geçüb

Hüsn-i ahlâkdan şu ki ayrıdır akla yaramaz

Akl irişmez her kemâle zann u zılâlden geçüb

Aklı mesmûm olanın ilmi dalâldir şüphesiz

Varmaz tahkîke aslâ bu istidlâlden geçüb

Şânı yüzünden ikidir akl-ı insân her zamân

Biri maâşdır biri maâd olur hâlden geçüb

Kim maâşa uydu ise Hak rızâsından baîd

Kim maâda uydu Hakk'a vardı hayâlden geçüb

Tanrının arslanı Ali Ebû Müslim cümleye

Akl-ı maâd ile cemâl buldu celâlden geçüb

Akl-ı küllin şân-ı uzmâsından eser her ukûl

Kim Muhammed'dir anı bul sûfî halelden geçüb

Şems-i Kâmil olmak ister isen fevka's-semâ

Tut Halîl'in sözünü humûm-i zevâlden geçüb

65

Eğer sâlik sana keşf olduysa kamû uyûb

Sakın dime ki tard ider seni Settârü'l-uyûb

Ukûl-i halka dehşet virecek söze merâk itme

Anı dirsen, fakat hâlini bilür âlimü'l-guyûb

İder Hak seni imtihân tamâm cennât u gılmânı

Muvakkat perdeden ider irâe bitmeden zünûb

Anı hiç görerek Hakk'a gidersen vasla irersin

Eğer bakdın veya didin ise bu'de seni koyub

İder Hak yerini dûzah, bu halkın ağyârı pes

Kalır sende o da birgün, gider tamam seni soyub

Bu hâl içün sana mürşid gerekdir seni hıfz ide

Geçire vartalardan ey Halîl doğruca yürüyüb

66

Kendini bilenlere mevt oldu Hakk'a kar'-ı bâb

Cân olunca aşka mahrem fânî olur şûri-âb

Çünki doğmakla ölümü namzed itmişdi anı

Mevti de doğmakdır aynı ol yere ahsen meâb

Ger buraya göz yumar iki açar iki bilir

Her tarafı görünür bu âlemin kubbe-i kubâb

Bir cihânı seyr iden ikisini görse n'olur

Var kıyâs it ehl-i aşkı mevt anadır kâmiyâb

Tatlı cânım var diye sevmese mevti doğru mu

Câna cân bahş iden ancak mevt olur fî külli bâb

Dâvet olununca Hak'dan durmayub bir an gider

Çün Hudâ'sı alır o cânı uçar sanki şehâb

Güzel ahlâkı olan güzelce irer Rabbine

Çirkin ahlâk sâhibine olur mevt hemm ü ikâb

Âlem-i berzahda mevt olan doğar bu âleme

Çün bu mücerret hayâl gide bekâya ide tâb

Doğmuş olur buradan da ol ebed gülşenine

Vay ana ki yok îmânı karşular ol dem azâb

O sonsuz âleme gel gör ne îş ü ni'met-i câh

Bu fânî derdi gerekmez geç buradan ey lübâb

Yalnızlığın görüb merkad'in itme nefreti

Ünse yol bul ayn-ı Âdem oldu her avuç turâb

Ey Halîl sen mevti gözle mevti iste mevte gel

Zîrâ mevtin gayri ne ki var bu âlemde serâb

67

Zîr-i beşerdeyim deyüb iftihâr eyledi gabgab

Belki hoş yerdeyim deyüb istisâr eyledi gabgab

Temsîl idiyorum deyüb dervîşlerin usûlünü

Sâhibinin gelmesine intizâr eyledi gabgab

Durur isem zikr-i hafî yürür isem cehr iderim

Teslîm ile tak takâti i'tibâr eyledi gabgab

Hiç abdestim bozulmuyor namâza çün vesileyim

Peygambere hizmetini ibtidâr eyledi gabgab

Fakr içindeki ma'deni Halîl senden öğrenerek

Şimdi bu da senin gibi iftikâr eyledi gabgab

68

Terk-i salât eyleyenden kıl firâr âl-i cenâb

Hak rızâsını dilersen eyle pekce ictinâb

Hedm-i dîn idendir anlar zinhar itme i'timâd

Sözüne hem özüne söylerse de her dem savâb

Hayrından Hakk'a sığın ki nefsine hiç hayrı yok

Sana hayrı mı dokanur susma cânım vir cevâb

Kâr u kesbi ekl u şürbi bil ki bâtıl her işi

Hakkı duymaz aslâ kalbi çok güzel andan devâbb

Ekmel-i âlem Muhammed Mustafâ'ya farz idi

Tâ gidince ey Halîl ferdâya o ekmel nevvâb

69

Basîret gözünü feth eyler ezkâr-ı Hudâ tâlib

Hemân zikre devam eyler bil ebrâr-ı Hudâ tâlib

Huzûz-i nefsi kat'iyyen harâm ola ya helâli

Değil edeb meğer zarûrî, icbâr-ı Hudâ tâlib

Eğer hâlât-ı zâkir tesvîlâta ger bu'd ile olsa

Ana halvet enîs olur bil esrâr-ı Hudâ tâlib

Dilerim hârice çıkmak veya nâsa bilinmesin

Avlar münkâd-ı şeytânı çün eşrâr-ı Hudâ tâlib

Gîce gündüz gûyâ enfâsıdır zikri komaz ya hiç

O kim tâlib-i hakkâni bil ahrâr-ı Hudâ tâlib

Anın zikri, anı her yandan alır, arı emsâli

Komaz hiç hâline Halîl kıl ikrâr-ı Hudâ tâlib

70

Beni her kim severse Hak didi sevgim ana vâcib

Anı sevdin ise hizmetini kıl her dem ey tâlib

Dilersen ni'metin şükr it dilersen devletin zikr it

Dilersen vuslatın fikr it ki halk mağlûb ile gâlib

İhsân edene rahmeti güvenene kifâyeti

Sakın itme şikâyeti bulun rızâsına râgıb

Sana vardır alâmet ol Hudâ'yı sevmeğe hoşca

Ki ya'ni her seven sevgilisinden olmadı gâib

Arar tenhâda mahbûbu bütün aşıkı matlûbu

Eğer sevdinse O hûbu O kaldı gitdi metâlib

Gözün görmez diğer kimseyi sen de Hakk'ı sevdinse

Çekil anın çün tenhâya Halîl feyze ol câlib

71

Hîlesi çok ol adûnun zinhâr aldanma münîb

Şekl-i hazarla gelir Hak sûrete kanma münîb

Âyet ü hadîs okur İblîs nîce emsâl ile

Ya'ni ruhsata davet ider varma münîb

Fazl-ı Hakk'ı zikre der-meyân ile meydân okur

Kandırır butlâna seni asla aldanma münîb

Şer'i tut semt-i azîmet ile Hakk'a sa'y kıl

Hem hakîkat iste her dem aslâ usanma münîb

Asrın a'ceb hâli var şimdi hani kâmil diye

Dürlü iğvâ eyler o sen anı Hak sanma münîb

Eyliyor kasd ol sana ki ala îmânını hep

Uyûben zinhâr ana odlara sen yanma münîb

Arkadayım ben sana dostum deyû hîle kılar

Gâfil olub bir an içre ana dayanma münîb

Ey Halîl ucba düşürmeğe nidâ kılar seyyâh

Uykusunda çağırır ol demde uyanma münîb

72

Anlar isen ma'nâdan dinle sözüm ey lebîb

Kavl-i Hak olmaz ayn ile bil şaşma bu yerde edîb

Nîceler bu merkez içre tarda düşdü bilmedi

Zîrâ mülhid oldu, sanub kendini gerçek habîb

Hark-ı âdât fenâdır hârika her kâmile

Sanma âdât-ı Hudâ'dır kıl teemmül ey hasîb

Çün Tarîkatla Hakîkat Şer'-i şerîf hâsılı

Mârifet de aynıdır gayri diyen oldu mühîb

İsm-i Gufrân ile Rahîm'i anarsan bil Halîl

İsm-i Adli ahz ider seni ki şer'ine rakîb

73

Ol ezelî bulmağa gerçekle ol murâkıb

Emr-i Celî görmeğe dîlinle dol murâkıb

Ger saâdet güneşin bekler isen uyuma

Unut kevn ü zamânı sağ ile sol murâkıb

Irakda ne işin var sen de olunca bütün

Murâdâtı bulmağa bir ulu yol murâkıb

Yerler ile göklerin cümlesini koy da geç

Zîrâ senin makarrın cümleden bol murâkıb

Himmetini yüce tut öyle aç ki kanadı

Anın altında felek görüne hûl murâkıb

Bu toprak ile suyu koyub şarâb-ı aşk iç

Deryâ-yı aşka nisbet felekler göl murâkıb

Dalub ebhâr-ı aşka esrâr-ı dürri bulsan

Halîl gibi söyleme sen hamûş ol murâkıb

74

Hubbifillâh buğzufillâh her kula olmaz nasîb

Hak içün buğz eyleyemez aslına olan garîb

Hubbilillâh menzili bâlâya erdirir seni

Buğzulillâh lûtfa erdirir kulu bil ey habîb

Hubbilillâh idemez gâfil olanlar fi'l-umûr

Buğzulillâh eyleyenler her dû âlemde mehîb

Gir Tarîkat yoluna terk it sevâd u ebyâzı

Leyl ü nehârı koyarsan Hak ile oldun edîb

Terk-i dünyâ eylemek bir rütbe-i bâlâ olur

Hubb-i dünyâ ile îmânsız gider hem çok lebîb

Tâbî-i Kârun olur ferdâyı mübeddîl fânîye

Hak hitâbını duyar Halîl kılan Hakk'a hatîb

75

Geçdi ömrün ey azîzim bulmadın sâhib libâb

Bir hakîkat ehlini sen kılmadın Mevlâ'ya bâb

Kîl ü kâl ile geçirdin rûz u leyli her demi

Olmadın, îcâb eylemişken bâb-ı Mevlâ'da turâb

Bulduğun îmân u ihsânın tefahhus kılmadın

Sâra yevmen mâ mezâ min ömrike illâ gâb u gâb

Men erâ necmü'l-hamdi fehtedâ bi'l-külli fâza

Kad racea min külli zembin sâha ilâ Rabbihi zâb

İnnî sâilün bi-Rabbi kevnî câra'l-Mustafâ

Olmuşum bâbında anın tâir-i misl-i zübâb

Ben Halîl'im hullet-i Ahmed'e müjde gelmişim

Ebu'l- İslâm'ım muârız olmayın siz ey şebâb

76

Dir hakîkati görür mü gözleri mahcûb

Ana gerek musaffâ olan mir'ât-ı mahbûb

Bâde-i hamr-ı ezelî mestâne olmayana

Bahs-i aşk bir belâdır değildir ana matlûb

Hastanın iştihâsı gösterir balı acıya

Çünki ta'mında zevk marazdan oldu ma'yûb

Ol ki ezelden yitmiş nisyân-ı ihtiyârı

Hudâ'yı zikr idemez çünki idrâki meslûb

Hudâ bu esnâf-ı halka kılmış dürlü nazarla

Kimi lûtfuna mazhâr Halîl kimi de mağzûb

77

Vahşet beni almış yâr

Kurtar Sen beni yâb yâb

Ziyânlara dönmüş kâr

Çıkar Sen beni yâb yâb

Yâdımı yâr sanmışım

Pek çokca aldanmışım

Yâd oduna yanmışım

Ayâr Sen beni yâb yâb

Sandım zarârı kârdır

Düşmânda vefâ vardır

Demedim uyku ârdır

Uyar Sen beni yâb yâb

Dönmüşüm yüzüm senden

Lezzet bulunca tenden

Benliğimden erkenden

Kopar Sen beni yâb yâb

Recâi'yi huyundan

Al geçir yâd köyünden

Ezel sağlık suyundan

Suvâr Sen beni yâb yâb

78

Görme halkı sana direm halka bakdın yine hep

Hakk'a kıl azmini, cümlesi Ana âyine hep

İki kulak virdi Hak sana bâri bu sözü duy

Gelmedin insâna, daldın hayvanât huyuna hep

Gece gündüz derdinin esâsı karnındır senin

Baksana bakar hûta aslı olan soyuna hep

Bir iki gün eski giy anlayalım ayârını

Dönmüşsün ol tavusa her dem bakar tüyüne hep

Ey Halîl âşık isen ol yâre, bakma gayriye

Zîrâ âşıklar bakar mâşûkunun köyüne hep

79

Şifâ-i cân ve hem her derde dermândır gönül hikmet

Ulu ihsân ve hem her yerde emândır gönül hikmet

Sana seyr-i semâ-yı lâhûtî kılmağa refrefdir

Kanad yeri 'ummâ-yı Nâsûta tândır gönül hikmet

Makâm-ı fark ile cem'i ve cem'ül-cem'i bulmağa

Hakîkat kâribânına mâh-ı tâbândır gönül hikmet

Serâ-yı li Mâ-allâh'a bulunmaz misli bir rehber

Maârifde de bil ki Şâh-ı Hûbândır gönül hikmet

Tamâmen kâinâtı devr ile olur mu İbrahim

Eseri iki cihânda bî-nîşandır gönül hikmet

80

Ümîd kesme ey dervîş benden bu sözü işit

Birgün sana da dirler al da nasîbini git

Boşa değil gözyaşlar ki maksûd içün akar

Terk idince ağyârı dirler bu meyi nûş it

Çünki çok cefâ kıldın kalkub nîce yıkıldın

Aşkımızla yakıldın yürü ref'i teşvîş it

Gel gir yola dîvâna eriş ulu dîvâna

Ayak at merdivâna maksad-ı aslı pîş it

Çalışanın sa'yi boşa gitmez çünki Halîl

Gel dîve uyma rehber it kendine bir yiğit

81

Hak erleri değil midir bu âlemde bulan necât

A'dâsının hîlesinden düşmânının arzusun at

Kıskanmakla büyüklenmek, hem de kendin iyi dimek

Kâkımakla kin eylemek şeytânın bâzusun at

İnâd itmez insân olan yalan diyemez cân olan

Hak sözlerini gel oku gayrilerin yazusun at

Şernâmesin ele aldın fikr-i bâtıllara daldın

İkiciye ne aldandın ko hınzîrın arzusun at

Halîl seni uyandırır uyma şekl-i beşer deyû

Fitnecidir tatlı zâlim bu cihânın cazusun at

82

Kurtar beni firkatden vuslatını tiryâk it

Çıkar isem hilkatden hasletini ilhâk it

Gayri yoldan beni kes Sensiz aldırma nefes

Sen ol kalbimde heves vahşetini ihrâk it

Tâ yolundan bilmeğe gayra meyil kılmağa

Sekrinden ayılmağa dehşetini işrâk it

Artdırır tahayyürünü hem iki teğayyürnü

Dönsün sana boynunu sefînesin ihrâk it

Koma var dîvârının Eserin gulâmının

Bu Halîl'in aşkının Şerbetini ezvâk it

83

Mevlâm seni dilerim ben

Gel de bana dime git git

Yüzüm sana dönerim ben

Gel de bana dime git git

Senin içindir sevdiğim

Yâdlarına yâd olduğum

Adlarına ad olduğum

Gel de bana dime git git

Kendim oda salarım ben

Deryâlara dalarım ben

Gelme dirsen ağlarım ben

Gel de bana dime git git

Herkesin bir sevdiği var

Ben eylemişim seni yâr

Kovar isen eylerim zâr

Gel de bana dime git git

Kullar ki dostuna irer

Her biri bir fikre gider

Benim virdim birer birer

Gel de bana dime git git

Kalkınca işimiz dirler

N'olur teşvîşimiz dirler

Sevdâlı cân seni diler

Gel de bana dime git git

Uyur iken uyanırken

Ger atsan oda yanarken

Sevgin unutmam ölürken

Gel de bana dime git git

Müştâkınam al cânımı

Yerlere döküb kanımı

Kabul idüb kurbânımı

Gel de bana dime git git

Mevtim ki sana seferdir

Ol bana kand u şekerdir

Senden ayrılık sakardır

Gel de bana dime git git

Münkir olan hâra gül der

Gülü atub hâra gel der

Halîl'e dîl ile buldur

Gel de bana dime git git

84

Ey bu halkın fesâdı

Bu da'vâyı ko da git

Virdin hayra kesâdı

Bu da'vâyı ko da git

Cibril senin düşmânın

Vefâ itmez pişmânın

Sonu bed karışmanın

Bu da'vâyı ko da git

Ol Ahmed'in mürşidi

Hak'dan Cebrâil idi

Münkir gözün görmedi

Bu da'vâyı ko da git

Ne eyledim dimişsin

Dînini çiğnemişsin

Vâra yok söylemişsin

Bu da'vâyı ko da git

Mürşîd gerekdir sana

Erişdire Kur'ân'a

İrmeğe ol Subhân'a

Bu da'vâyı ko da git

Seyr eyle pek göre ta

Mü'min olmuş sûretâ

Gözün irmez nûra tâ

Bu da'vâyı ko da git

İçin değil Hakk'a kul

Ağzında kâle yekûl

Seversin şerri nukûl

Bu da'vâyı ko da git

Didin Mürşîd ne ola

Gör hem işid ne ola

Gider isen bu yola

Bu da'vâyı ko da git

Ki Mevlâ'yı bulasın

Halîl'e dost olasın

Bir kâmile varasın

Bu da'vâyı ko da git

85

Okudun ilm ü ulûmu ammâ gözlerin sakat

Çünki bakışında İslâmı görürsün iki kat

Hall-i ukûd-i akâid okuduğun bilmedin

Kılmadın Kur'ân'ı Muhkem sana dûzahdan berât

Suçunu bilir misin nedir azîzim anla gel

Kâmili techîl idersin kendüni âli sıfât

Hak sıfatını sıfatın zu'm idüb ey der-beder

Haylice sen seni yordun var gurûr yükünü at

Kâmilin sana müdârâsını ta'zîm zann idüb

Düşdün inkâra ve hem ucba hemân bî-sebât

Ehl-i Hak mekrini bildirmez o mahdûd bilgine

Secde-i Âdem'i idrâk idesin fi'l-beyyinât

Ol Hudâ'nın huylarıyla huylanan ârifleri

Sen bu taksîr ile ölçersin ki heyhât yok necât

Bin yıl a'mâlden yeğ olur kâmilin bir nazarı

Ey Halîl hep varını sen al o bir nazara sat

86

Bildim insân olmazsın ey nefsî var âkıbet

Ehl-i irfân olmazsın oldun ağyâr âkıbet

Yüz bin dürlü tuzağın ayağına dolaşur

Hak yolunda azığın yok, işin zâr âkıbet

Bu gaflet sende iken kesellikle berâber

Asla menzil alınmaz kesbin evzâr âkıbet

Ehl-i Hakk'ın edebi sende eser eylemez

Âr u nâmusunla sen şerr mesârsın âkıbet

Senin eylediklerin komaz ki doğru yola

Gidüb vâsıl olasın, bulasın yâr âkıbet

Bu varlık ile benlik var mı sende yok mudur

Seni insân eylemez bununla âr âkıbet

Hayvanların ahlâkı mecmûîn cem' eylemiş

İken güler oynarsın, itdin inkâr âkıbet

Geçmedin inâdından Mevlâ gelmez yâdından

Nefsin mü'min sanûrsın belde zünnâr âkıbet

Yüzbin nasîhat itdim birini sen duymadın

Sana yaramadı hiç gerçek ezkâr âkıbet

Ben yoruldum sözümle sen duymadın özünle

Körsün çâreni dinle senin Settâr âkıbet

Beni sen pek inciderek kâfiri rehber itdin

Rızâsız yola gitdin kasvetin var âkıbet

Bu Halîl'in dediğin cân ile duymaz isen

Yerin cennet olamaz mekânın nâr âkıbet

87

Dile ey tâlib-i Yezdân sana vire Hudâ halvet

Hemân sen seni pekce tut bulur sonsuz atâ halvet

Cihân lezzâtını terk eyle Hakk'a azm iden mü'min

Görür ki komadı kalbinde asla mâsivâ halvet

Akâidi idüb tashîh tahâreti idüb temlîh

Bu dîli cümleden tefrîh idene hoş devâ halvet

Şurût-ı ayn şart-ı râha irfândır giren içün

Dördü taksîr iki teksîr ile olur edâ halvet

Enâm ile menâm ve hem taâm ile kelâm dördü

İkisi zikr ile fikir dimez şâh-ı gedâ halvet

Bu altıdan muarrâsı sûfînin oldu zındânı

Rızâ tefvîz u sabr ile olunur ibtidâ halvet

Tevekküldür biri dörtden muarrâ mühlik-i cândır

Harâmdır bu şurûtundan olursa mâ-adâ halvet

Şerâitin tamâmına muâdil şart-ı a'zam var

Ki bir kâmilin iznidir yoksa hışma nidâ halvet

İder akla ziyânı yaman olur anın şerri

Eğer ki vehm-i şeytânla olursa muhtevâ halvet

Eğer şer'i şerîfe aksi vâridât ide izhâr

Uyarsa kavl-i ilhâda kılarsa mübtelâ halvet

Akâidce şurûtu çok tutan bulur Hudâ'sını

Gerek bir Pîr-i kâmilden idile intibâh halvet

Eğer halvetde hâlâtı bulub kavl sonu bir olsa

Hemân ki tâib müstağfir olmak müftekâ halvet

Ne nârîden ne berdi var ol zât-ı rûh-i nûrâni

Bulunmaz ise tam rehber ibâdet kıl bilâ halvet

Sakın idüb cesâret eyleme halvet bilâ rûhsat

Ki zîrâ nâr-ı Nemrut'dur Halîl olmayana halvet

88

Hudâ'nın kuluna lûtfu teyessür oldu bu uzlet

Kime olsa müyesser rahm-i mahzâ oldu bu uzlet

Şürûrundan bu nâssın hem de nefsin hîlesinden tiz

Halâs ider mürîdi, Hakk'ın avni oldu bu uzlet

Beşeriyyet libâsından soyamaz olanlar nâssı

Meğer ana Hudâ'sının keremi oldu bu uzlet

Nâs uyurken uyanûr kendünden geçer diler Hakk'ı

O mü'minin yâresinin merhemi oldu bu uzlet

Guyûbi hep şehâdete ibâdeti siyâdete

Olur tahvîl koyub âdât harîmi oldu bu uzlet

Aklı tebdîl olur hisse bütün bâtını zâhire

Mukarreb olur o, bulub devleti oldu bu uzlet

Halîl öğren şerâitini mâdem ki diledin sen

Kulu Mevlâya vâsıl iden halvet oldu bu uzlet

89

Kim isterse selâmet dû-cihân eyler sükût

Bak almışsın ağzına ger ister isen öğüt

Dil taş olur diş çakmak söz ateş söyler ahmak

Kim ister cânın yakmak dime ki dilini tut

Sükûtu uzun olan olmuşdur ehl-i irfân

Her sözü mevzûn olanların rumûzunu güt

Gıybet iden meş'ûmdur koğucular mezmûmdur

Mâlâyâni mağmûmdur ehlini tutmuş bulut

Eyleme sen çok mîzâh hem bulunma pek ferâh

Fitnede olmaz merâh gülme fitneyi uyut

Nefsin medh ider laîm halk içinde bî-fehim

Nâkıslar olmaz rahîm ger suyu akse yürüt

Malı seven mağbûndur evlâd seven meftûndur

Yalan diyen mel'ûndur her lüzumsuzu unut

Ahmak o ki dost sözün söyler hoş sanır özün

Keşf ider gayrin yüzün sözleridir mâyefût

Bu kîl ü kâl ilmini salub ehline Halîl

Sen seni kîl ile kâl bilmez üstâza okut

90

Hakk'a iden îmânı bulur kalbi hidâyet

Re'fet ile rahmete uyana söyler âyet

Virmedi mi îmânın sadrına inşirâhı

Kalbe nüzûl ideni seçmeğe kıl riâyet

Kalbi temizler isen buldun felâhı ebed

Fücûru gözler isen düşdün idlâle gâyet

Te'yîd-i rûha ulaş tekmîl idüb îmânı

Aldı kulak bu sözü gözde varsa dirâyet

Hak zikrine hem Hak'dan gelene cân atanlar

Kalb birliğini bulur fetha varır nihâyet

Tahte'ş-Şecer bey'ati iden bulur sekînet

Hak râzı o mü'minden eyler ana inâyet

Hem anların îmânına îmânı artmak içün

Hak virir kalblerine semt-i Hakkı himâyet

Hak'dan kime hidâyet olduysa oldur âkil

Zîrâ işiden oldur Hak sözünü bidâyet

Arz u Semâ İlâhına kalbini bağlayana

Hak'dan virir itmi'nân idemez o siâyet

Hak'dan hicâb içinde kalanlar kibr iderler

Mü'mine cebr iderler kinli kalble sirâyet

Kalbler içindekini Hak bilir diyemezler

Kalbi kör olana yok şerr yolunda vikâyet

Yerleri gezüb ibret alamaz mağrûr olan

Aklı marîz olanlar lûtfa ider şikâyet

Katı kalb ehli Hakk'ı bulamaz dû-cihânda

Meğer Halîl hidâyet ceyşi göstere râyet

91

Bir şübheli kavle tâlib olduysan Kur'ân'ı tut

Sonra Kur'ân ehlini başkaca görmeği unut

Çünki Hak'dan âşikâre nûr-ı kitab buldu cân

Cismi ana terk iderek remz-i mer'î sen de güt

Kim bu doğru yolu tutdu çıkdı zulmetden ebed

Oldu her günü mübârek hem de bayramı mevt-i mevt

Va'z ider hem de şifâ virir kulûb-i mü'mine

Rahmet oldu bil beyânı kıl beyânı sana kut

Hem Hudâ hem müjde hem rahmet bütün İslâm içün

Zâlime zarar virir dergâh-ı Hakk'a kıl kunût

Yetmedi mi kâfire geldiği Kur'ân Ahmed'e

Ahdini hatırlasın, hatırlamazsa uyut

Kâfîdir insâna tedbîr hem dahî tezkîr içün

En güzel haberleri var, okudun mu bahs-i Hût

Okuyunca mü'minin ürperir el-hak tüyleri

Kalb ü vücûda hidâyet virir andaki öğüt

Hak hidâyet eyler anınla kime diler ise

Ol ki nasîbsizdir Hak'dan eyledi nefsini put

Bâtıla yardım ider bir söz yok anda hiç ammaâ

Neylesin ana ki Hak ahdinde eyledi sükût

Kim çok okursa Hudâ'yı buldu Hâdî'den Halîl

Sözlerim Hak sözüdür Hak dahî Hayy-i lâyemût

92

Tâ elestden gelmişim dünyâya ben bî-kârı mest

Bu sebeble bu fenâdan olmuşum bî-zârı mest

Sözlerimden ruhsat alub çıkmasun bî-zevk olan

Havf u recâsı yolundan çünki hep ebrârı mest

Başını meydân-ı vecdin dârına terk itmeyen

Sandı âlem içre değil cümle-i bî-ârı mest

Dinde bir dûn rütbedir kayd u akâid rütbesi

Geçmeyen hem de geçen hem görmeyen her-bârı mest

Gerçi şi'rin dahli yokdur âlem-i zât içre hiç

Aşkla her söyleyen hem söylenen eş'ârı mest

Şâir u fâsık u âlim sâhir u kâfir bütün

Ehl-i şirk ile fücûr, bî-dîn ü hem dindârı mest

Ol güzelin cümle âlem zülf-i çengâlindedir

Olmasın mı her ne ki yok hem dahî her vârı mest

Sâki mest, meyhâne mest, mescîd mest hem mesbahi mest

Sûfî mest, muttakî mest, hem zâhid ü meyhûri mest

Şeyh u post hem dervîşi hem Mekke mest, hem tekke

mest

Arzı mest, unsuri mest, eflâkı mest, e'sârı mest

Arş u kürsî levhi mest, emlâk u kalem şemsi mest

Cümle yıldızla kamer, hem şakk hem yekpârı mest

Zümre-i mestândır el-hakk enbiyâ hem evliyâ

Aklı mest hem kalbi mest, evhâmı mest, efkârı mest

Her ne gözünle görünür hem de mahsûs cümle şey

Anla güçlüsü dahî hem cümle-i nâçârı mest

Ayrı görme dostu hem düşmânı zîrâ mest imiş

Sen seni mest eyle ki ahrârı mest eşrârı mest

Hakk'ı maksûd eylemiş ârif olan her dem içün

Çünki i'râz u cevâhir sâhir u aktârı mest

Suçluyu hor görme mağrûr olma zâhidlere kim

Cennet ü nîrân u ehl-i ecri mest evzârı mest

Ârifin irfânı ve hem kendü mest şânı mest

Müftî fetvâsı ve hem mansûr u fânî dârı mest

Harr u berdin tahvîli tebdîli hâlât itmesün

Bahr u berr u fasl u havâ selci mest emtârı mest

Ru'yet-i halkı görüb mağrûr u mahcûb olma ki

Sem'u şemm u nutku mest hem el ayak inzârı mest

Gözlerin bakışı hem heykeli hem cân hem de Halîl

Fehm kıl bu sırr-ı mest hem ehli hem pazârı mest

93

Hudâ dir âdemoğlu i'tisâm eyle bana gâyet

Ki göresin hidâyetimden erişmiş sana râyet

Bana tevekkül it ki ben yeterim, gayra güvensen

Keserim, yer ile gökde sana esbâb-ı hep şâyet

Dahî seyr it zamânı var mı kesildi diğerimden

Ben i'zâz itmedim ya virmem vaslıma her âyet

Ya eyledi tevekkül, ben ana kifâyet itmedim

Ki ya'ni eyledim ihyâ çün itdim ana kifâyet

Senin her günde kıldığın namâza ben ki râzıyım

Benim rızkıma da sen râzı ol, hiç kılma şikâyet

Beni rızkına kefîl kıldın ise ne bu ihtimâm

Ki ya'ni kalbini rızka idersin sarf u himâyet

Ya her işi kazâm ile olur bildin bu cez' ne

Ki ya'ni sabr-ı cemîl kılmadın itmekle riâyet

Bana meyl it bana güven ki yetsin sana rahmetim

Tevekkül ile rızâdır bana sevgili nihâyet

Hadâs-i kudsîdir bunlar ki didim ne didi Mûsâ

Anı da anla dersimden alub ma'nî-i bidâyet

Tıflın atasına olan tevekkülü kadar itmez

İse Hakk'a tevekkül, kul değil mü'min, yok inâyet

Hudâ salât u selâmı kıl Ahmed ile cümleye

Halîl mürsel nebîlerden alır ulûm u dirâyet

94

Sana gerek ey sâlik her dem fikr u ferâset

Tâ ki kalbin huzûra vara bulub harâset

Ma'rifet-i Zü'l-Celâl fikr ile hâsıl olur

Bir saat fikrini sene a'mâline kıyâs et

Hak didi ki kullarım yerde gökdekileri

Yaradılan düşünür, düşünüp terk-i nâs et

Gönülde fikr-i Hudâ olana lûtf-i Hudâ

Ölür gider mâsivâ mahvolûben denâset

Sirâc-ı kulûb O'dur Halîl fîkre devâm it

Hemân gönülde eyle ders-i fikr-i dirâset

95

Sen beni hiç hâlime koymadın ey âlî dost

Dilinde makâlime uymadın ey âlî dost

Elimde su tasını urdun yere düşürdün

Tenhâ dilerken halkını başıma üşürdün

Yeter didim ateşin artdı suyum taşırdın

Soy benliğimden didim soymadın ey âlî dost

Yer iken bir lokmayı kırdın cümle dişimi

Her ne tutmak diledim akse atdın işimi

Bir vesveseden kaçdım bin etdin teşvîşimi

Encâmı cevr u gammı uymadın ey âlî dost

Anladım bundan seni almak dilersin cânı

İsmail'im senindir fedâdır sana kanı

Halîl işin bilmedi bulmayınca irfânı

Pes beni irfânıma koymadın ey âlî dost

96

Şehirlerden uludur

Gönül köyü muhabbet

Ne yüce baht uludur

Alan bûy-i muhabbet

Rüsûm-ı kâinâtı

Unutdu her cihâtı

Hayât oldu memâtı

Gören rûy-ı muhabbet

Feleklerden muallâ

Kabe kavseyn ev ednâ

Olur ger ki tecellâ

İde mûy-i muhabbet

Şuûnu bî-nihâyet

Gerek eyle riâyet

Bu bahr-i aşka gâyet

İder hûy-i muhabbet

Cüyûş-i varlığı tard

İder Halîl komaz hurd

Getirdi mehlikâ derd

Bu ordû-yı muhabbet

97

Sevdin ise Girdigârı cümle isme rağbet it

Aldanub bir kısmına bir kısmı koma gayret it

Çün kitâbın ba'zına îmân idüb ba'zı komak

Oldu yahûd âdeti bu âyete sen ibret it

Uydu pes İblîs mürîd ismine mel'ûn oldu kör

Cümle esmâyı gör Âdem gibi suça nefret it

Aldadır nefsin seni Settâr ile Gaffâr ile

Sen hemân bunlarla kalma cümle isme avdet it

Ey o kim Kur'ân okudun teemmül kılmadın

Zikrini hiç bulmadın anda bu rûha nefret it

Sen sana kalma sakın uy ehl-i sünnet râhına

Haslet-i eslâf-ı tâmmı kendüne tam haslet it

Gitme rehbersiz, eğer mukarreb olmak dilersen

Tâ ki İrcıî hitâbın duyub ana ric'at it

Geçme yok emmâreden meğer ki vesîle ola

Hakk'ı bulmuş Pîr-i mugân buldun ise hizmet it

Bakma sûretine sîretinde bul sen hıl'ati

Hâdî'den hüdâdır ol sen sıdk-ı tâmla hürmet it

Ey Halîl cümle-yi Hakk'a vâsıl olmuş anla ki

Kâmili Kâmil göresin gel dir ise rıhlet it

98

Ârife değmez gammın sen bildiğince taş at

Zindânı görmeseydi Hızır bulmazdı hayât

Şu bu kem didi diye kem olur mu sâdıkân

Çeşme-i Hızr'ı bulan didi münkire heyhât

Mûsâ iken bilmedi Esrâr-ı hâl-i Hızrı

Gözü a'mâ bilir mi nedir elvân-ı nebât

Bir zamânda makâm u makarrı mescid olan

Sum'ada hâça bakub şimdi bekler murâdât

Hikmetlerini Mevlâ ta'lîm ider kula ger

Nefsinden eyleye kul terk-i tâmm-ı irâdât

Her işleri Halîl'in Nemrûd'a ibret olur

Amma sineği görmez vürûdu ana memât

99

Dağa dağ urmak eğer istersen aşk yolunu tut

Şabı ger kılmak şeker istersen aşk yolunu tut

Kimsenin yetmez gücü aşk yoluna ey kahraman

İllâ terk idenin aşka mâl u câh u cism u cân

Âşık oldunsa arama şöhret ile âd u sân

Nâra nûr olmak meğer istersen aşk yolunu tut

İlm ile a'mâl ile zu'm itme zâhid râh-ı aşk

Levn ile ahvâl ile sanma ki kalır şâh-ı aşk

Yok husûfu yok semâsı böylece bil mâh-ı aşk

Şems-i tâmm olmak hüner istersen aşk yolunu tut

Hulk-i seyyi'i bir nazarda âşıka vedâ' ider

Hüsn-i ahlâkı yüce âşıkı bir zira' ider

Gözlerinden nûr-ı aşkı sırrı hem lemâ' ider

Feyz-i âmm olmak yeter istersen aşk yolunu tut

Hasretinden akıdır yârine âşık yaşları

Çağı gelmeden ağardır âh u zârı saçları

Âşık ile bir olur iki değil, yoldaşları

Vuslatın olmak kadr istersen aşk yolunu tut

Âşıkın görmez bu zâhir gözü, işitmez sözü

Zîrâ geçdi iki cihândan tamam anın özü

Vech-i bâkîden diğer dinilmez anın iç yüzü

Ru'yete kılmak nazar istersen aşk yolunu tut

Fânîyi satmayan aşka nâdimândır nâdimi

Yarın ayaksızdır, atmayan bu yolda adımı

Câvidân oldu Halîl çün ehl-i aşkın hâdimi

Sen de hizmetden eser istersen aşk yolunu tut

100

Çeşme-i kudretden imiş emdiğim anadan süt

Tâ ki kudret bulmağa hazm itmeğe dürlüce kut

Ol zamân tatlı idi pek şimdi içsem acıdır

Ni'met-i uhrâ bulanlar nefse dir dünyâ unut

Mâl u câh u zînet-i dünyâyı hoş gören tıfıl

Aklını al başa uhrâyı kazan tıflı uyut

Ana rahminde cenin pek şevk ile devrân ider

Mağbûn-ı dünyâ da dünyâda ider devrânı tut

Ey bu dünyâ zîneti ya saltanatı mağrûru

Her neye mâlik isen bil anı beyt-i ankebût

Var ise ukbâ içün kesb eylediğin re's-i mâl

İşte odur sana mâl budur sana gerçek öğüt

Açmışsın ağzını dünyâya yılan misli fakat

Ol ecel bâzî gelir yudar seni gör misl-i hût

Tatma dünyâ balını ayn-ı şifâ olsa da koy

Semm-i kâtil olsa da sen cür'a-i uhrâyı yut

Her işinde hem sözünde Hak rızâsın kıl emel

Ey Halîl Hakk'a Halîl olmağa kıl dâim kunut

101

Senin aşkın beni mecnûn ider dost

Delüb bağrımı ciğer hûn ider dost

Yanar cânım iderim âh derûndan

Beher ân beni diğer gûn ider dost

Katı imiş cehennemden firâkın

Bütün günlerimi ol, dûn ider dost

Beni taşlar o bağrı taşlı münkir

Hemân gaddârlığını çün ider dost

Ne bilsün hâlimi taştan katı kes

Ki şevkin çehremi gülgûn ider dost

Ne hikmetdir ki yok âşıka rahat

Cefâ ellerine sürgün ider dost

Bu mu bahşin visâlinden umarken

Deyüb nazar bana bir gün ider dost

Velî bildim netice kârı yokdur

Bu aşkın münkiri mağbûn ider dost

Recâi'yi koma sevdadan mahrûm

Ki hırmânın katı meftûn ider dost

102

Bunca şâh-ı enbiyâ Nûn ile Kâfdan bahhâs

Ne açar münkir sözü eyler ahlâkdan bahhâs

İlm-i vehbî bulmağa lâzım gönülde ma'rifet

Bu da cehd iledir olmaz itmek lâfdan bahhâs

Cehd-i tâmm terk-i küllî itmeyenler iremez

Gerçek olur mu olunca nefsü'l-emr inbiâs

Hak sözü duyub amelde sa'y-i ihsân eyleyen

Bir gün olur ider ihsânı ana hayrı îrâs

Gönlünün içinde bulur ilm-i rusûli tamâm

Hem de bir gün alır iktidârına göre mîrâs

Ey Halîl sen bu ma'nâyı dile Hak'dan dâimâ

Ki ola ayn-ı hakîkat sana ol Hak'dan îrâs

103

Ey zamânın Gavsı diriz dâim bize El-Gıyâs

Gîce gündüz yol gideriz söyleyerek El-Gıyâs

Şark u garbın niresinde ol Sevvâd-ı A'zamın

Âh göreydik seni diriz söyleyerek El-Gıyâs

Âh ne mazhardır ki mazhar-ı Zât-ı pâki mazharın

Kıl mazhar bizi diriz söyleyerek El-Gıyâs

Tâ ki Kur'ân'a irişsün mess-i idrâk sırr-ı pâk

Varlığımız mahv ideriz söyleyerek El-Gıyâs

Okuyana gelmeyince Rûh-i Kur'ân ey Halîl

Anı bizden sarf ideriz söyleyerek El-Gıyâs

104

Her yüzde bir cihâna gelir âleme bir Gavs

Nihânları âyâna virir âdeme bir Gavs

Yüzyirmidörtbindir her asrın evliyâsı

Fazlası da bulunur vâris hâteme bir Gavs

Gavsın iki yârânı vardır, imâmeyn dinir

Ayrıca da dört kutub reis anlara bir Gavs

Üçle dört oldu yedi otuzüçden mâ-adâ

Anlar ile kırk olur hân o cânlara bir Gavs

Nebî mürsel vârisi üçyüzonüç hep olur

Cümlesi aktâb olub sultân anlara bir Gavs

Bunların gayrı havâss olub avâmı da var

Mevlâ velîlerinin cümlelerine bir Gavs

Saydığımdan ayrıca kubbelerde gizlice

Kimse bilmez çok yüce Muğîs anlara bir Gavs

İyi ile fenâ dimez cümleye taksim ider

Rahmetin deryâsından bu âlemlere bir Gavs

Abdâl nukabâ evtâd zevi'l-emdâd hep esyâd

Her yerde kutbu'l-bilâd mûnis anlara bir Gavs

Hakk'ın iyi kulları çok, yok diyenler yok olsun

Zâlimleri kahr ider izn-i Cabbârla bir Gavs

Fir'avnlara Mûsâ'dır deccâllara Îsâ'dır

Mu'cizesi asâdır çoban âleme bir Gavs

Nûh ile Tûfandır O mehdî-i zamândır O

Sâhib-i devrândır O Burhân âleme bir Gavs

Mazhar-ı nûr-i külldür sırr-ı Muhammed oldur

Vâris-i Ahmed oldur ki kân âleme bir Gavs

Ebu'l-vakt olur adı dâim Allâh'dır yâdı

Çağırana imdâdı dermân âleme bir Gavs

En ufak yâranını bulan buldu yârini

Terk eyledi vârını irfân âleme bir Gavs

Selâmlar olsun Halîl Gavsa hem yârânına

Onsekizbin âlemin şems-i tâbânı bir Gavs

105

Çok aradım bulamadım İsm-i a'zam sende mi Gavs

Levlâke levlâk denilen Nûr-i Ekrem sende mi Gavs

Bir lahzâ ger unudursam seni mihnete düşerim

Bin bin ismin müsemmâsı Nûr-i a'zam sende mi Gavs

Her dem aşk ile cânımı atsam dergâhına derim

Görenleri hayrân iden Rûz-i a'zam sende mi Gavs

Giderken zulmet şebinde sende bir şu'le görünür

Görüb erinî söylerim Tûr-i a'zam sende mi Gavs

Süleyman gibi giderken havâlarda yüce Halîl

Bir sadâ duyar inerim Mûr-i a'zam sende mi Gavs

106

Kendini tabîb sanır Gavsa uymayan habîs

Erleri garib sanır levse doymayan habîs

Bir zâlimin gönlü içün ehl-i Hakk'ı ta'n ider

Doğru yolu dönderir kavse, görmeyen habîs

İki gözü kör iken kendüni gözcü sanur

Güneşe hükm virir önün görmeyen habîs

Münâfık dostluğuna Hak dostuna yan bakar

Kâfir hamiyyetlidir ahde durmayan habîs

Bu hâl ile özünü dir ki benim müslümân

Âl-i Resûl'e düşmân özün bilmeyen habîs

Her muharrem ayında Yezîd olan seçilir

Evlâda virir cefâ haddin bilmeyen habîs

Dir ki Kaderle oldu ittiğini servere

Suçunu Hakk'a atar haddin bilmeyen habîs

Lânet didi dünyâya hem de ehline O mâh

Dönmez yüzünü dünden kendün bilmeyen habîs

Âl-i Resûl'e cefâ eyleyüb ol bî-vefâ

Cins-i pâk bilür özün kadrin bilmeyen habîs

İçi şeytanlık dolu güler yüz ile selâm

Virir bakub Halîl'e adın bilmeyen habîs

107

Ehl-i dünyâ himmeti mâl-i dünyâdan mîrâs

Ehl-i ukbâ gayreti ilm-i Mevlâ'dan mîrâs

Hevâ hastası olmuş nefse esir olanlar

Azâzil ehli bekler tard-ı Mevlâ'dan mîrâs

Ulü'l-Elbâb olanlar bakûben her eşyâya

Âyât-ı Hakk'ı görür zîr u bâlâdan mîrâs

Kendisinin kemâlin sudan sorar öğrenir

Nedir ma'nâda ednâ zâhir velâdan mîrâs

Ârif olan istemez yoklukdan başka Halîl

Ne mâzi ne müstakbel ne de hâlâdan mîrâs

108

Söyler isen Hakk'ı söyle eyleme inkârı bahs

Doğru söz bahçede bir gül eğrisidir hârı bahs

Meclisin hiç birini eyleme zâyi' gözün aç

Zikr u Kur'ân salâvâtsız da olma vârı bahs

Ümmetin toplandığı sohbet behişt ırmağı

Eyleme telvîs idüb ey münkir ağyârı bahs

Ümmetimin ictimâı rahmeten vâsi' didi

Rahmet-el-lil-âlemîn'i eyle sen her bârı bahs

Maksadı Hak olan aslâ Zeydi Amrı söylemez

Aklı yâr ile olanlar eyler her dem yâri bahs

Kişi her neyi severse anı çok söyler Halîl

Sevdiğin dîl-dâr ise it her zamân dîl-dârı bahs

109

Âlem-i mülk içre olmaz aslâ bil mânende Gavs

Olmayan ehli Anı bilmez olmayınca rend-i Gavs

Şol ki zâhir ehlidir bilmez butûn sultânını

Her zamân mevcûd olur vâris ü hem var şimdi Gavs

Cümle sözleri iki vech üzredir kâmillerin

Anları bir göz ile gören duyar mı pend-i Gavs

Mâverâ-yı Arş u Ferşi zerre-veş kabza alır

Âdemoğlu sûretinde sırr-ı Hak'dır imdi Gavs

Kimseler medh idemez, zemm idemez, vasf idemez

Yine Zâtı, Zâtını bildirmededir bend-i Gavs

Zu'm kılma sen gibi ya biri ümmetden gibi

Göklere gitdi Muhammed gibi andan döndü Gavs

Bil Recâî hem beşerdir hem de insân görünür

Sırr-ı Ahmed nûru hem Sidre'de Refref'e bindi Gavs

110

Ey Hudâ vir sen bize ekdâr-ı gayrinden ferec

Hâsıl olsun bize ol dîdâr seyrinden ferec

Şol ki sen sevmedin anı bize de sevdirme hiç

Hemân âşıklar diler ki bula yürekden ferec

Sana a'dâyı sevenler irmesünler rahmete

Virme anlara ki bulsun zerre dîlinden ferec

Mü'mine gülüb içinden dürlû hîleler kuran

Gülmesün anlar İlâhî virme mehlinden ferec

Dost görünmek sûretiyle fikr-i habîsle gelen

İçi hınzır dışı insân virme kahrından ferec

Gelene hem gönderene oku bir söz ki Halîl

Virme mühlet bulmasun ihfâ-i cehdinden ferec

111

Hak sevmedi ‘iveci sen neden itdin ‘ivec

Ehl-i Hakk'a uymayub yan idüb gitdin ‘ivec

Ne vakte dek ey hâce sendeki kîl ile kâl

Bil bunu işitmedin yâ ki işitdin ‘ivec

Bir Kâmili susturdum diye mağrûr olmuşsun

Pek aldandın ey gâfil dilinle itdin ‘ivec

Kâmillerin sükûtu aczinden oldu sandın

Benlik oduna yandın ilminle itdin ‘ivec

Sen seni bilmez iken o bilemedi deyû

Ta'n eyledin Halîl'i fikrinle itdin ‘ivec

112

Ey münâfık mü'minin kalbini itdin herc ü merc

Sen ve sen gibiler olur dûzah içre derc ü derc

El ile hem başınla kizbe işâretdesin

Elini hem cümle a'zânı da itsün felc ü felc

Cümle gezen halk içinde sanma gâfil sen gibi

Havf u virdi Hak iledir kalbi mü'min renc ü renc

Âh iderse kurudur gözlerini hem de nemini

Yağdırır başına belâ bârânını selc ü selc

Âdet-ullâh zâhir olsa yok nedâmetden vefâ

Çok Halîl anlar gibi pek mücâsir penc ü penc

113

Eğer ister isen olsun gınâsında bulunma ac

Çevirme boş yanından gelen eli açık bir ac

Tıfıllar hem de kadınlarla oturmayı sevme hiç

Otursan da tiz ayrıl yoksa derdin oldu bî-ilac

Cûd u îsârla tasadduk eyle sehâdan ayrılma

Maldan eksilür sanma ki olunca Hak ile revâc

Hudâ indinde doğruyum ve severim Anı dime

Bu da'vâdan sakın sen hiç sözüme itme i'vicâc

Ve kalbim pâkdır dime seni kor gamda dâimâ

Eridir seni kâimâ diyenleri değildir nâc

Maâsîden ırak it sen özünü geç değil erken

Halîl'den söz işidirken hem eyle başına tâc

114

Dilerim şâhıma idem gîce gündüz hemân mi'râc

Seninle râhıma gidem götür beni amân mi'râc

Seni gerçeklerine kodu gitdi nûrların nûru

Deyüb ümmete yol bulsun Hudâ'ya her zamân mi'râc

Fakîh ider nebîden gayriye olmaz müyesser hiç

Sözü doğru velâkin zu'm ider ki ol yamân mi'râc

Anın ehli değil midir ki sünnetin tamâm iden

Neden gayri didin gâfil virir sana kemân mi'râc

Halîl ider anı kesme aramızdan İlâhî sen

Ki yârdan uşşâka hem virildi tercümân mi'râc

115

Neden uçmaz cân kuşu vaktidir ma'nâda hiç

Hıtâb idüb ol Mevlâ gel dir yok sana harc

Balık neden denize kendün atar karadan

Çün gelir kulağına denizden sadâ-yı mevc

Nasıl sabr idebilür ol turnadan biri ki

Emsâli gider iken nizâm üzre fevc ü fevc

Bu acı toprağı koy içüb âb-ı hayâtı

Ebedî sağlığa var gider anda oldu revc

Ehline vir burayı Halîl oraya gelüb

Bura cihân-ı fîrâk ora ise vasla revc

116

Ölmeden ölmek nedir anı bilmemesi güç

Kendini korsan öldün söyle neresi güç

Baş gözü görür iken kalbi görmemiş nedir

İşidir iki âlemde kulak duymaması güç

Göz dışrasın seyr ider içinden haberi yok

Kalb sadâsı sem'inin işitmemesi güç

Tutar iken dünyâda eller ile bu ayak

Yürümese orada hem el tutmaması güç

Sever iken güzelleri Mevlâyı göremezsin

Kulunu sevib yaradanını sevmemesi güç

Zâhire çok yöneldin bâtından geri kaldın

İki görmenin sonu da bir olmaması güç

Halîl'in ismi Halîl iken bulmazsa delîl

Kalırsa yâ Rab zelîl dostu bulmaması güç

117

Akşam oldu nûrlandır bizleri sen ey Sirâc

Tutmuyor kuvvetlendir dizleri sen ey Sirâc

Susamış gönlümüzü susandırmakla kandır

Göster o yâr yolunda izleri sen ey Sirâc

Vesvese çakalları tutdu kalb meydânını

Gönder sebât-ı mâhı yıldızları sen ey Sirâc

Arz-ı îmân nurlansın irfân semâlarıyla

Zulmeti mahv it kaldır tozları sen ey Sirâc

Cünûdullâhı fi'l-arz kelimât'ül-Kâmilin

Bizlere de irişdir sözleri sen ey Sirâc

Ey Pîr-i mugân sana eylerim her dem ricâ

Koyma nazar fi'd-dücâ gözleri sen ey Sirâc

Seni görmek bana yek rü'yet-i sahâbeden

Bugüne getirdin o rûzları sen ey Sirâc

Aradığım her bir yüzden senden o görününce

Gösterme nîce nîce yüzleri sen ey Sirâc

Benliğimi benden al bed huyumu bede sal

Hoşa dönder ne ki var yavuzları sen ey Sirâc

Halîl'i inişli yokuşlu yollardan alub

Göster visâli bulsun düzleri sen ey Sirâc

118

Nefs-i emmâreye bindim avna vardır ihtiyâc

Sanki bir tıfla döner, gam görse yâhûd olsa aç

Şehvet ana hükm iderse mecnûn olur aklı yok

Ger gadab hükm eylediyse vahşîdir bî-ihticâc

Tok olursa söz ile tuğyân ider kâfir olur

Ni'mete irerse Fir'avn olub ider i'vicâc

İlm ile a'mâli cem' itse mağrûr olub

Ucb ider İblîs olur hiç tevbe itmez nâ-mizâc

Âdem'in sûreti toprakdır deyû eyler ebâ

Bilmez anın sîretin ol, aslı nârdır bî-ilâc

Hak sözü duyunca inâd eyleyüb benzi solar

Daralır kalb ile cânı ateş olur taht u tâc

Ana tefvîz ile teslîm yolunu söyler isem

Pek katı hışm eyleyüb bakar diler benden harâc

Dir ki ben câhil miyim yol gösterirsin sen bana

Eyleyüb izzetimi vakârımı cümle târâc

Dirim ana bildiğin çok ammâ bir rehber gerek

İşte bu söz anı mahv ider gûyâ dâc-ı Sirâc

Dir ki bak ben gibi bir fâdıl u dânâyı sen

Rüşde sevk itmek dilersin, yok boyun yarım kulaç

Ben dirim resm u sûri bilmez bu rüşdin âli hiç

Dir bana kılmak dilersin mevhûme beni revâc

Ah ki mevtâdan fenâsın ammâ mevtden korkudan

Eylemez envârı Halîl gönlün içre indirâc

119

Hudâ'dan bizlere derde devâ emr oldu bu oruç

Dileyenlere kurb-i Hak revâ emr oldu bu oruç

Anı senede bir aydan değil fazla dime sakın

Ki her ayda o Resûl'den şifâ emr oldu bu oruç

Savm-i isneyn ile hamîs on üç dört ve humus

Sünnet oldu yevm-i beyz nevâ emr oldu bu oruç

Eğerçi farz olan bir aydır tutanın cümlesi baydır

Karnına tokluğu caydır tevânâ emr oldu bu oruç

Halîl'e şehr-i siyâmdan güzel ay hiç görünmedi

Dime sakın sen ey mü'min hevâ emr oldu bu oruç

120

Nûr dahî âşıka zulmet gibi kayd ider harâc

Çün hicâb olur murâda kasdı sayd ider harâc

Olmasa rehber bu merkezde kalır sâlik akîm

Zu'm ider kendüni kâmil vaslı keyd ider harâc

Ente maksûdî deyüb her demde zâta meyl ider

İse kat' olmaz tarîki ref-i zîd ider harâc

Sâlikin meyli eğer envâr-ı keşfe doğrula

İnhıtâta doğru azm-i tâmmı ceyd ider harâc

Meşhedin üç nev'ini tam serde idrâk it Halîl

İkiye meyl itmedinse üçe rûyed ider harâc

121

Ehl-i Hakk'a bil dalâlet yolu gâyetde harâc

Ehl-i Butlân'a selâmet yolu elbetde harâc

Hakk'ı inkâr eylemek müşkîl değil tard ehline

Ehl-i fıska elbet olur tenhâ uzletde harâc

Halka ünsiyyet idüb îmânı iflâsa iren

Hiç bulur mu lehv u la'b u halka hultında harâc

Kâfire küfrü şirindir mü'mine nûr-i îmân

Ehl-i şirke sor ki var mı Hakk'a şirketde harâc

Ol ki nifâk ile memlû mahv olur yol bulmasa

Dürlü nifâk itmeğe yok ana haybetde harâc

Gör gurâbı lâşesiz hem kelbi cîfesiz nîce

Kaldılar hem içre yok anlara zulmetde harâc

Şem'a-i îmân yanan kalb içre yok derd-i sivâ

Çünki mü'min seyr ider var acı firkatde harâc

Hasılı âdet ezelden ehl-i hikmet hikmeti

Buldu, hem görmedi a'dâ dürlü şakvetde harâc

Levh-i mahfûz içre her ne yazdı ise ol kalem

Muktezâsı olmada yok asla hılkatde harâc

Anda kim belî didi bunda yok inkârdan eser

Hâili hoş göremez o buldu gıybetde harâc

Mâyesi Ebû Cehl olan Sıddîk ile dirilemez

Çünki bâtıl göz göremez Hakk'a nefretde harâc

Adl-i Ömer göre mi her bî-basar ehl-i sakar

Hikmet-i Osman'ı bilmez gören hikmetde harâc

Sâhib-i seyf-i şehâda kâşif-i sırr-ı ma'nâ

Haydar'ı ol bile mi görmedi nikmetde harâc

Bilemez nisnâsı olan Hayrunnisâ'yı zerrece

Nûr-i ayneyn göre mi görmedi kurbetde harâc

Sâlîk-i râh-ı hidâyet olmayan münkirleri

Göre mi dîdâr sanûrsın gördü vuslatda harâc

Geç Recâi bu fenâ gülzârına hiç var dime

Kim ki ana var didi çekdi o gurbetde harâc

122

Kalbin içre mâ-sivâyı Hak yaratmış gözün aç

Savm u salâtın seni gâyet hor itmiş gözün aç

Hele haccın var ise insân bilirsin özünü

Bu gurûrun nemliği sana şîr itmiş, gözün aç

Zengin olub üç fakîre virdin ise bir urub

Sana dîvin çok berây oldun dir imiş gözün aç

Vâizi dinleyûben ehl-i kemâli ta'n idüb

Son nefesin bir acâib takdîr imiş gözün aç

Hak didi Sevdiğimin düşmânının düşmânıyım

Sen hemân kıl çok amel İblîs pîr imiş gözün aç

Bu Halîl'in sana sözü bil ki semâdan gelür

Yarın hüccet olmağa bu tedbîr imiş, gözün aç

123

Gözetme gayriyi nefsini dâim kıl amân ıslâh

Bu yolun başkasında yok senin içün hemân iflâh

Bir kerre ayb-ı gayra iki defa gözünü yum ki

Ayb-ı gayrı gözlemekde itmesünler seni ilhâh

Ve hem ru'yâda karışır görünmekden pâk âyine

Mülevves olmuş olur kalb idince halkı sen akdâh

Sözü sağlam ve az olanların ru'yâsını ta'bir

Eyle ki olunur takdîr düşüdür mü'mîne mefrâh

Halîl gibi hesapsızca kelâm idenlere bakma

Sözü çok eyleyenler bilemez aslâ nedir elvâh

124

Mevlâ'yı bulam dirsen insâna bak ne melîh

İrfânı bulam dirsen insâna bak ne melîh

Yer ve göğün resmi hep anda musavver anda

Mevlâsı resmi cânda insâna bak ne melîh

Gözleri meftûn ider aklımı alub gider

Zâhid nasıl fehm ider insâna bak ne melîh

Kaşları hilâl gibi kirpikleri al gibi

Kulağı gör dal gibi insâna bak ne melîh

Elleri ayakları varlığı yaprakları

Birleşir dudakları insâna bak ne melîh

Burnu ne güzel yüce alnı aydır öylece

Kitâb olmuş böylece insâna bak ne melîh

Güler hava açılır ağlar yağmur saçılır

Gâh büyür gâh küçülür insâna bak ne melîh

Saçları tûbâ gibi kakırsa vebâ gibi

Gehî şâh u gedâ gibi insâna bak ne melîh

Konuşurken ra'd olur dudak açar berk olur

Semti garb u şark olur insâna bak ne melîh

Cümle esrârına Hak bir kitab yazdı kodu

Oku ey Halîl didi insâna bak ne melîh

125

Dime kendüsi fenâdır bu beşerin ey fasîh

İşide her ne dirsen çün sadâyı o fasîh

İşini dahl ide tâ ki terk ider bed fi'lini

Kendini terk idemez söyle sözü sen ey fasîh

Cümle hâl ü kavl-i eşyâ her yüzü beyândadır

Ol sözü dinle ki söyler kadeh ile mey fasîh

Yek nazarla kâinâta bak hele kim seyr ider

Limen'il-mülk söylüyorlar hulk ile herşey fasîh

Ey Halîl her ne dinir her ne ki âlemde olur

Seni irşâd ider söyler vefât u hayyı fasîh

126

Zâğ ile kilâb ider bil cîfe ile ferâh

Dervîşin virdi vardır vazîfe ile ferâh

Deccâl isimli sofî şeyh dimişler özüne

İder çavuş ve hem halîfe ile ferâh

Hâline mağrûr olan güler salınır söyler

Gâfil u kâhil ider latîfe ile ferâh

Zâhid sevmez dünyâyı ammâ ehlini sever

Evlâd avrad aklında afîfe ile ferâh

Mağbûn olan sarıklı atar tutar fetvâyı

İder ibâre ma'nâ münîfe ile ferâh

Asrî hanımefendi üstü başı derdinde

İçinden haberi yok nazîfe ile ferâh

Senin Mevlâ'n var Mevlâ'n ey Halîl gözünü aç

Unudandır hizmeti hafîfe ile ferâh

127

Eyleme hiç i'tibâr nâsdan ola zemm ya medîh

Çünki nisyândan mürekkeb oldu cümlesi sarîh

Hak ile olsun işin her anda hâzır Anı bil

Her vecihde güzel oldur gayrı sen görme melîh

Reddini red idecek yok cümle mümkîn içre hiç

Hoş dimiş ağyârı n'olur anı ol ki dir kabîh

Halk içün eyleme ihsân bin nedâmetdir sonu

Hak içün kıl yolu âsân olma a'dâya semîh

Havf-ı Hak'la fikr-i Hak'dan fâriğ olma bir nefes

Kim Recâi sevmez ol Şâh kulu ger olsa ferîh

128

Hak sözü sen işidince câna eyle intifâh

Hak sözünü nefh alanlar eylemezler infisâh

Hakk'a bâtıl ile karşu kim çıkarsa mutlaka

Oldu helâk hem de cismi olmuş olur iki şâh

Düşdü ayrılığa cânı tard olunur câmi'den

Akmasa gözdeki kanı işi olur âh u vâh

Gözleri sakat iki görmekden âzâde değil

Enfi isti'dâda memlû' ilmi itmez intifâh

Göremez nef u zararı iremez bir menzile

Men' idilse nârdan kaçmaz o gâfil dime kâh

Zann ider özünü âlim oniki fenni ile

Bil fünûnu ey Halîl ayn-ı cünûnu yok râsıh

129

Ehl-i derdin derdinin dermânıdır fuâd-ı şıh

Sanma Hak'dan gayrı ola aslâ bir murâd-ı şıh

Hak ricâlinin vefâkâr yâri dâreyn içre ol

Tâlibe özge devâdır sıdk ile bir yâd-ı şıh

Kim tutarsa emrini âlem-i emre irdi tiz

Tâlibe bir kal'adır çün virile evrâd-ı şıh

Dinemez şöylece olur zâhiri ya böylece

Âlîdir şanı ger olsa râî ya haddâd-i şıh

Kim ki anın sıdk ile hısnına girdi kurtulur

Çünki hiç vîrâne olmaz tâ ebed âbâd-ı şıh

Her kelâmı ayn-ı rahmet Hak murâdı üzredir

Her işi Mevlâ iledir sanma var îcâd-ı şıh

Aslâ yokdur hatırı kim tutsa işârâtını

Emr-i Rabbânî durur ne kim gele îrâd-ı şıh

Sa'y iden sâliklere burhânı her dem gösterir

Sen dile vardır Recâî her zamân imdâd-ı şıh

130

Aklımı başımdan aldın ne kıldın bana sen ey şûh

Beni sevdâlara saldın yakıldın cân u ten ey şûh

Benim benliğimi benden yıkub sonu harâb itdin

Bilemem bana ne itdin gezerken hâb u şen ey şûh

Bugün baykuş gibi tenhâ sever oldum ne hikmet bu

Gûyâ bir hastayım bekler ki gire âbuzen ey şûh

Devâ bulsam da ahd olsun bu tenhâ zevkini komam

O demlere kadar ki tâ bilinem bana ben ey şûh

Recâi'nin devâsız eyledin derdini encâmı

Bütün ziyânlara tebdîl kıldın kârımen sen ey şûh

131

Ey maârif ma'deni ey cânda cânânım meded

Ey hakâyık mahremi ey kânda mekânım meded

Nüsha-i ekberde çün sırrın tecellî eyleye

Mahv ider esnâm-ı gayrı dîlde sultânım meded

Çün gelesin Kâ'be-i kalbe Ebû'l-Hasan ile

Ba'de-mâ ehl-i kıbledir derde dermânım meded

El-amân iriş, fütûhâtın irüşsün bizlere

Nefs-i Rûmî Kayser'i râm eyle amânım meded

Yırtar ise nâme-i Hak beyti sen kahr it anı

Bir sözünle mahv ola varlığı hâkânım meded

Çok ricâsı bu Halîl'in sana karadır yüzü

Kıl şefâat bana yarın dîlde mihmânım meded

132

Günâhım oldu bî-aded

Ey lûtfu çok senden meded

Beni afv u mağfîret it

Ey lûtfu çok senden meded

İtdiğimi itmediler

Ne cin ne de âdemîler

Hemân müştâk olan diler

Ey lûtfu çok senden meded

İşime akıl irmedi

İtdiğim kimse görmedi

Bu suça kimse girmedi

Ey lûtfu çok senden meded

Seçmez gözümle kulağım,

Harâmdan dönmez ayağım

Hîle dolu sol u sağım

Ey lûtfu çok senden meded

Sûretde bir muvâfığım

Kim bilir ne münâfığım

Şer işlere murâfığım

Ey lûtfu çok senden meded

İsmim güzel cismim güzel

İçim fenâ resmim güzel

Hoşa dönder sen ey Ezel

Ey lûtfu çok senden meded

Tutmağa beddin gönlünü

Hor görürüm ben mü'mini

Hayr ile islâh it beni

Ey lûtfu çok senden meded

Zerrece çün hayr işlerim

Hayrı çok itdim söylerim

Yarın indinde neylerim

Ey lûtfu çok senden meded

Hoş tutarım ben lûtf ile

Niyetimde ana hîle

Yok bende hayra vesîle

Ey lûtfu çok senden meded

Halîl ricâda bî-aded

Kabuldür şanın itmez redd

Virme azâbı lâ-mered

Ey lûtfu çok senden meded

133

Sen beni aramışdın işte buldun ey bî-derd

Şimdi inkâr eyledin söyle n'oldun ey bî-derd

Yaşım ile bünyemi mâni' gördü gözlerin

İkisi de benimdir sen bilmedin ey bî-derd

Ölülere hasretsin dirilere nefretsin

Sen merdûd-i hazretsin çok yanıldın ey bî-derd

Şol ki kâfirler gibi Ahmed gelse didiler

Geldi inanmadılar aynı oldun ey bî-derd

Akar çeşme var iken kuyulara gidenler

Akılsız dîvâneler bak ne oldun ey bî-derd

İpin yok elinde hem kovayı bulmamışsın

Kolun yok ki çekesin boş eğildin ey bî-derd

Güneş doğdu sen kaçdın ay bulmağa ey gâfil

Kalbine zulmet saçdın yan çekildin ey bî-derd

Mektûb sâhibi geldi sen kâğıda bakarsın

Gözünü kaldır Halîl ise ceddin ey bî-derd

134

Var mı aceb bir bilen O mevsûf-i vücûd

Bir kısım efkâr-ı kalbde tereddüt iderken şühûd

Eyledi bunları ki Rabb'i vedûd Varlığı mevcûd

Gördüler ancak O'nu bir maksûd gayrısı merdûd

Bulundu dostluk Zâtında Anın kazanır zıddı

O ehl-i re'yin çünki O ma'bûd

Kasdı bilinmek halk u ârâdan işte bunlar da

Çıkmadı oradan itmedi ma'dûd

Nefsine bir şey dimediği terk-i tecrîdle

Bir cam dolusu içdi nâmahdûd

Oldular sekrân gözleri mestân gitdiler Zâta

İderek destân A'zam-ı mescûd

Açdı nikâbı virdi lübâbı vasl-ı zülâlden

Dolu şarâbı Dürr-i lâl-i meşhûd

Her kim diledi her neyi herdem

Mümkini Halîl bulmuşdur Âdem

135

Diledin ise bulmağı merâmına ber-murâd

Zikr-i Hakk'a çok devâm it kalarak bi'l-infirâd

Şöyle müstağrak bulun ki görmeyesin nefsini

Gördün ise fâide yok mikdârın misl-i cerâd

Zîrâ varlık Var katında mâni' olur kula bil

Yokluğa sen dalmayınca varlıktan olmaz murâd

Keşf-i Hakk'a iremez ol zamân mülk-i gönül

Yoksa icrâyı yok dimek değildir anla ey vidâd

Zevk u ihlâsı her ne kadar olsa da az ye Halîl

Yine yeğdir bil oruçdan didi Rasûl'e söyle âd

136

Sana gölge virir gökler değil senden yüce âzâd

Gelüb yerini gör ki arz müheyyâdır sana iyâd

O yakınlık terk idüb geldin bu külhâna

Değil vallâhi sana lâyık burada kalmak ey şehzâd

Sana iki kanat virmiş ol şâh-ı Lem-yezel Allâh

Aç anı ilm ile kuvvet uç aslına ki bul a'yâd

Cesed içre nahîf u hem marîz olmuş bu dar yerde

Halâs it gör hümâyı ki ne işleri ile irâd

Eğer sandın ki âlem budur ancak senin içün

Hemân çıkdın yolundan eyledin kendüne bed üstâd

Eğer ravzanına beyt-i muhabbetden nazar kılsan

İki âlem görünür iki zerre taş gibi efrâd

Orada yok sürûr u şâd dileklerden diğer asla

Velâkin sa'yin ile Hak ide seni meğer es'âd

O vardığı oraya mahv idilmiş burda her vârı

İki cihânı belâlar târ eylemiş ana ıtrâd

Bu cihâna ayak ur ol cihânda nazar kılma

Ki Hak'la kalmak a'lâdır ne bahş idebilir ezdâd

Bulursun ol yüce Râhı ne vire sana melâhı

Hemân terk it bu lehvâyı ki sevmekdir bunu ilhâd

Çıkar Hak'dan diğer her ne vâr ise gönül içinde

Ki dâim ol likâ-i Zât eyle cânın bulunsun şâd

Bütün arzularından çık dilersen ol temâşâyı

Halîl bil bu cihân hiçdir anı var sanma, itme yâd

137

Ger gadab itsün dilersin Hak sana eyler inâd

Meyl idüb dünyâ hevâsına tam ile i'timâd

Kim ki nefsine uyarsa Hak anı tard eyleyüb

Misl-i Bel'am anı kelbe dönderir yok izdiyâd

Ol Hudâ'nın zikrini nisyân idüb şerre uyan

Kahr-ı Hakk'a irişsün makhûr olur bi'l-i'tiyâd

Bunca nimetleri viren ol Rezzâk u Cebbâr'a sen

Eyle taât zikr ile ihlâsı hem dahî tam inkıyâd

Çünki her kalbi iden oldur cihâta çeviren

Sen dile ki döndere kendüye koydurub adâd

Hazz-ı nefsi her dem içün terk it Anı zikr idüb

Hem murâkıb ol bulasın ind-i Hak kurba mezâd

Bu tarîk-i kalbden Mevlâ'ya gitmek pek kolay

O yoldan gayriyi terk it görme tevkîr-i ibâd

Yak tabiat ateşinde cismi sen bul cenneti

Ayn-ı nîrandır bu cihân sanma etrâfın bilâd

Ger mükedder olmasa cân gözlerinin perdesi

Yeryüzünde ru'yet-i sâfîden olmaz müstefâd

İki cihân cem'i müyesser olur zu'm eyleyen

Gîce gündüz cem' olur sanmış o fehmi bî-nihâd

Sen bu semti ehline terk eyle gel bize Halîl

Ki bekânın îş u zevki hem sürûru bî-nefâd

138

Dostu düşmân libâsında görenler zî-murâd

Oldular ehl-i hakîkat ma'nîde sâhib irâd

Zîrâ bu dâr-ı fenânın aksi olur meşrebi

Dostu düşmân gösterir düşmânı dost ey cevâd

Her ne ki havf ile gamdır geldi sana senden ol

Ya mükâfât ya mücâzâtdan eserdir fi'l-ibâd

Tanrı'dandır sana ol ihtâr ider ahd-i ezel

Kim bana gel dir beni bil gayrıdan yok sana dâd

Gör bu toprak âdâtı tebdîl ü tağyîr her zamân

Aslın ol hâk olduğundan virmiyor şebâna tâd

Asl-ı rûhun sanma anı asl-ı unsûrî tenin

Ten senin neyinedir aslın feleklerde vidâd

Ol felekler ki anın bir köşesinde zerre taş

Misli olmaz bu cihân hiç ki budur kavî sedâd

Ol kara taşı eğer benzedirsen sahrâya

Gûyâ bir çadırdır içinde bu dünyâyı midâd

Bunca kadri ahkâr olan bu cihânın âdeti

Şübhesiz ki aksi olur aksine kıl imtidâd

Îş u safâsı bu bî-vefânın el-hak gam olur

Meyil kıl zahmetine her nîce aradınsa zâd

Âşıka cevrü nîce firkatden olur vasl-ı Zât

Bahş ider sözüm safâ ger kim saîdse sana âd

Ammâ ol ki vüs'atden düşdü benlik câhına

Tâb-ı nutk andan baîd ey Halîl o ehl-i inâd

139

Ey kalbimi temiz idem diyen kıl bu yolları sedd

Ta'cîl ile tûl-i emel koyma sende kibr u hased

Bu dördüdür sana keder huzûr-ı kalbe çok halel

Virir âfât ile ilel mukâbilin tut eyle zühd

Biri oldu kasr-ı emel biri teennî fi'l-umur

Biri halka nasîhatdır tevâzu'ı kıl bî-aded

Hak didi Ey âdemoğlu güler emeline ecel

Nisyân ile gurûr kesel ider îrâs fikr-i gared

Dünün geçdi yarın meçhûl bugünde sen ayık ol

Bu sözü muhkem idrâk it ki peygamber didi veled

Halîl geçmişi terk eyle geleceği de koy şöyle

Vaktinde hazır ol söyle Hudâ ebed Hudâ ebed

140

Her gönüle her dem meded senden gelir Hayy u Vâhid

Fazlından isterem meded her şeyi bilir Hayy u Vâhid

Varlıklardan sana senâ her dem olur yâ Rabbenâ

Öncesi Sen sonu Sana çün varılır Hayy u Vâhid

Zülf-i vahdet üzre dâim bir başka güzellik ile

Ayn-ı şühûda gelmişdir ki görülür Hayy u Vâhid

Zîr ile deryâ nihân değildir çün iki cihân

Sana zübde muhîd sübhân deryâ dinir Hayy u Vâhid

Mâdem kurba fakr u fenâ vesîledir sen vir bana

Müjdeler çok olsun ana yâri kılar Hayy u Vâhid

Nûrun esrârı sînede basarlardaki nûr gibi

Aşkın nûru rûha rûhdur çün irilir Hayy u Vâhid

Cehilleri tard eylemiş nûrundan ehl-i cehli hep

Aydan kaçar göz ağrılı çün ağarır Hayy u Vâhid

Gerçi evimizde vardır güzel ve çirkinden eser

Her işin her dem güzeldir işidilir Hayy u Vâhid

Her zerredeki letâfet ayn-ı feyzindir ey Feyyâz

Halîl bildi ki hep senden bahş idilir Hayy u Vâhid

141

Muhabbet vâdisini zühd ile geçmez zâhid

Bu söze muhabbetden gayri bulunmaz şâhid

Anda bir ayak ola arz ile semâ kadar

Ki çok alına tiz o menâzil-i mübâid

Arzû-yi cennet ile hâce bu yol gidilmez

Hem vefâ itmez anda dürlü havf-ı mevâid

Keşf u kerâmet koyub çamuru bu vâdînin

İlm u amel vikâyesi olmak bunda kâid

Enâniyyet nikâli içinde ey sûfiyâ

Komaz hılâfın seni hem de dürlü akâid

Geç ki bu meydânı Halîl olasın habîb

Tâ bulasın fakrını ayn-ı hayât-ı câvid

142

Kudretin her zerreye cârî u sârîdir Samed

Kudretin olmazsa şey'e kâdir olmaz bir ahad

Her ne göze görüne hem de görünmez ne ki var

Cümlesinde var olan bir varlığındır bî-aded

Sevgisi mikdârı Kurbiyyet bulur âdem sana

Seyr ider eşyâyı her an kim bulur senden meded

Sevdi cümle vârı zîrâ görmedi sensiz vücûd

Ârif oldu varlığını tâ ezelden tâ ebed

Cümle varı sana mâil gördü gözü dökdü yaş

Çünki nûrun ile gördü giderüb gözden remed

Limen'il-mülk'den haber gelince senden âşıka

Didi lillâh gitmez ayak gördü ki tutmadı yed

Hamd u minnet bî-kıyâs ol ferd ü ahad zâtına

Kim beni aşk ehli kıldın yak dime ser yâ kebed

Eyle tevfîkin refîk her dem Recâi kuluna

Secdede dergâhına yüzünü koya süre had

143

Hak yolunda pîşuvâsın yâ Ali senden meded

Cümle derdlere devâsın yâ Ali senden meded

Mahrem-i sırr-ı Haseneyn'in esâsı fer'i hem

Şâh-ı Zeynel Abidin'in yâ Ali senden meded

Bâkır u Câfer yolunda cân u bâş terk itdiler

Asl-ı her mevcûd keremin yâ Ali senden meded

Mûsâ'yı Kâzım gibi hayru'l-enâm'ın ceddi hem

Ali Mûsâ'yı Rızâ'sın yâ Ali senden meded

Mahrem-i aşkındır el-hak şâh-ı Tâkâ ve Nâkî

Melce-i her Şâh-ı hümâsın yâ Ali senden meded

Rehber-i âşıkların Hasenü'l-Askerî gibi

Mehdî-i vakt-ı zamânsın yâ Ali senden meded

Sırr-ı vahdet lezzetini duyurmak içün âleme

Şems-i kevneyn pertevisin yâ Ali senden meded

Çek elin al ikilikden bu Recâî bendeni

Destgîr-i her gedâsın yâ Ali senden meded

144

Ol kim Anın yolunu Hak'dan halk eyledi sedd

Kırdı anın belini urub anı nefs-i bed

Suçlarıdır tard iden kişiyi Hak yolundan

İşleridir red iden bilmeyenin nedir hadd

Kibr u gurûru pîşe iden leîmi görme

Bir körmüş hemîşe husrân olur bî-aded

Ehl-i nifâka nazar kişiyi küfre yeder

Sevgisi ile gider dîn ü îmân u seded

Anın bakışı dahî kalbe koyar vesahı

Zinhâr sakın ki ahî mahv iden cân u kebed

Olduğu yerde durmak veya hâlini sormak

Ya marazında varmak kesmekdir Hak'dan meded

Suâline hoş cevâb viren bulur çok azâb

Hem de şedîdü'l-ıkâb itmez nazar tâ ebed

Ya'ni lûtf itmez ana dönse dahî her yana

İrmez vech-i Rahmân'a çün Sübhân'dan ola redd

Sığın Mevlâ'ya şerlerinden her dem Recâî

Yüzleri sana güler içleri kîn ü hased

145

Güneş senin gölgenden

Alır nûru Muhammed

Sensin ol var irkenden

Görür huri Muhammed

Hak nûrundan vücûdun

Hep kâinâta cûdun

Senin güzel sücûdun

Yakdı Tûru Muhammed

Yesrib'deki makâmın

Göstermedi hıtâmın

Ey a'lâsı nizâmın

Sende sûri Muhammed

Ey rahmet-i hâss u âmm

Cümle gönülde merâm

Ey Fahr-i küll-i enâm

Cân huzûru Muhammed

Ey kıblegâh-ı uşşâk

Cânımdır sana müştâk

Lûtf eyle Halîl'e bak

Dîl sürûru Muhammed

146

Nefs-i emmâre azdırdı beni yoldan El-Iyâz

Arzu ördeğini hem yüzdürdü gölde El-Iyâz

Çok da taşdan taşa çaldı nefs-i levvâme beni

Levm ider yine kaçırmaz beni çölden El-Iyâz

Kendini ehl-i kubûrdan eylemek diler iken

Olmağa misl-i Ebâzzer hem de Hazreti Muâz

Nefs-i mülhime bana ucb u riyâdan bahs ider

Kurtulamam itmez isem mutmainneyi melâz

Mutmainne de bana virmedi rahat gün be gün

Lâimin levmine bakma dir Halîl hiç olma şâzz

147

Âlemin bir rengini ey bine tebdîl eyleyen

Sen iken ortada bir Var görünen eşyâ nedir

Görünmesinde görünmek zerrece yok noksan ki

Söyleyem ey dîde sende bu hatâ-nümâ nedir

Çünki Sensin var olan her varı tutan şübhesiz

Âlîdir dimek nedir âlemde ya süflî nedir

Mecnûn itdin âkibet beni ey sâhib-i Vücûd

Gayrıdan eser görünmez zîr ile bâlâ nedir

Her işinde hikmetin sonsuz gören âriflere

Dir Halîl devlet-i vaslın var iken âlâ nedir

148

Ben muhabbet şâhıyım Mülk-i Süleyman bendedir

Hem meveddet mâhıyım Nûh ile tûfan bendedir

Hızr ile gir zulmete iç âb-ı hayvan bendedir

Lûtf ile ir mihnete geç rûh-i reyhân bendedir

Çekmeyen bulmaz cefâyı rahat-ı cân bendedir

Ey iden ahde vefâyı gâyet-i cân bendedir

Ey fakîh dîn-i Hanîf'e gel ki Kur'ân bendedir

Ger ki döndün ise cîfeden ki devrân bendedir

Her suçunu yuyarak gel Sırr-ı Settâr bendedir

Dosta buğzun koyarak gel Kahr-ı Kahhâr bendedir

Tâlib-i Mevlâ isen gel ki cânân bendedir

Gayrılara uyma ki gel lûtf-ı yârân bendedir

Hoş görüb aldanma beni batş-ı Cebbâr bendedir

Boş görüb ârlanma beni ferş-i Gaffâr bendedir

Basma çıkmaz deyû savtı ki sem'-i yâr bendedir

Olmuşum bulucu mevti bir ulu kân bendedir

Da'vâ-yı mertlik itme gül ile hâr bendedir

Andelîbe benlik itme andaki zâr bendedir

Hod-bîn olub gülme gâfil semm virir mâr bendedir

Ger ki yükselse esâfil gamm virir nâr bendedir

Ey dönen yüzünü benden zeyn-i dîdâr bendedir

Dir Halîl sözünü senden ayn-ı dîdâr bendedir

149

Benim bu benliğim benden değil O şahdan olmuşdur

Sudaki Ay'ı gör dikkatle bak ki mâhdan olmuşdur

Hazân vakti sarardı cümle yapraklar döküldü hem

Firâkından haber duyunca asıl âhdan olmuşdur

Henüz tıfl iken anlamazdı n'olduğunu vuslatın

Anın çün yeşil idi, bildi bu kez câhdan olmuşdur

O gonca vuslatdan bilmez iken hayra idi mahzûn

Bûyunca güldü bülbül sandı ki bu vâhdan olmuşdur

Halîl ağlar gîce gündüz bu firkatler acısına

Bütün usûli terk idüb ve cümle râhdan olmuşdur

150

Bu cihân ne cihândır ayânı yok nihândır

Gayb âlemini gör ki şehâdet ne cihândır

Şahâdetin toprağı olur altın toprağı

Taşıdır cân tırnağı meyl idene dehândır

Çâr-ı unsur gösterir a'yân-ı hakîkati

Yârin mülkinde seyr it Şâm u ger İsfahândır

Bu ne demek söylesen ayn-ı nikmetle ni'met

İkisi bir evdedir kârı ve hem ziyândır

Kabr u kâşâne burda ayn-ı nişâne burda

Halîl irfâna burda iremeyen hayvândır

151

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Terk idenler bu cihânı vâkıf-ı esrâr olur

Gaybda görüben ayânı ind-i Hak ebrâr olur

Merbût olanlar buna pek zümre-i eşrâr olur

Terk-i terke irişenler dû-cihân ahrâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

İftihâr ider fesâda sâhib-i evzâr olur

Kim ki düşmüşdür inâda yarın işi zâr olur

O geniş âlem, ol ki gâfildir, ana dâr olur

Dâr-ı Naîm'e varamaz dûzah ana dâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Buldu devlet ol kişi ki tâbî-i ahyâr olur

Aşk-ı Hak'la mest u hayrân vâle-i hüşyâr olur

Vay didi ol ki Hudâ ana ezz-i ağyâr olur

Tâbi' olûben hevâya her denîye yâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Azm idenler ol cihâna hep ûlu'l-ebsâr olur

Anların izi görünmez koyduğu âsâr olur

Ölmeden önce ölürler dâimî yaşar olur

Misl-i Ankâ Kâf'ı anlar bir adım aşar olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Er olanlar gayb içinde râfî'-i astâr olur

Kisvesi sûretde değil ma'nâda settâr olur

Aba gibi içi dışı bir, o bî-astâr olur

Sanma ehl-i nefs gibi anda hayâ u âr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Kim ki Hakk'ı bunda görmez anda da düşvâr olur

Sanma görür gözü anın ya duyar gûş-kâr olur

Bunda varı var bilene yarın da hoş var olur

Ma'rifetden câhil olan hâsir u nâçâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Ey azîzim bu cihânın nesine kıldın nazar

Bir iki gün mihmân ider dir isen bil sonu yer

Aldanub avrad gibi zîneti sevme, isen er

Sakla sermâyeni birgün gele ki pazâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Gerçi birkaç gün görürsün ki senin hâlin sorar

Ammâ sonu, yolunu bir sarpa uğradır yorar

Sana topladır ipini başına bir ağ örer

O zamân pekçe görürsün gül dediğin hâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Sanma güler yüzleri dost sonra seni sayd ider

Fikri seni eylemek post bahs-i Amr u Zeyd ider

Vâkıa her bir sözünde sana dostluk kayd ider

Kim Hudâ'dan gayra gönül vire ehl-i nâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Ol nedir âlim mi yoksa câhil-i mağrûr mudur

Âlim olan mü'mine levm itmeğe mesrûr mudur

Şol cidâl-i kîl u kâl ind-i Hak meşkûr mudur

Dinmez âlim ana ki ahlâkı bed-gaddâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Gıybet u istihzâdır anın âdeti hem re'si kâr

Ana sokmak mü'mine her dem diliyle misl-i mâr

Zerrece çün hiddet iden dîn ile aklın atar

Ancak iden çâresini Kâhir u Cabbâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

İki bilmez arasında müftehirdir geçinir

Hakk'an hâlin söyler isen sana pekçe incinir

İçi nedir, dışını görmek ile kimler bilir

Çünki sûretde o zâlim ilme ilimdâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Ey müderris dersini vir nefsine, gayra yeter

Çün bu emmâre seni dâimâ tuğyâna yeder

Ger Azâzil olmasaydın saf olurdun bî-keder

Bî-kederi sanma ehl-i aşkdan da bî-zâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Bu cihânın bahçesini hoş görür gözün meğer

Ki bunun çün ar'ari çok ey beşer misl-i bakar

Bunca ilm ile fünûndan hemân inkâr mı eser

Kim ki aldandı bu dehre sen gibi ol hâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Misl-i Bel'am bel' idersin her ne nereden gelür

İşidirsin Hak sözünü bilmezsin erden gelür

Sen seni var görmek İblîsdeki hünerden gelür

Varları yok eyle sana her ne ki yok var olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

Bu Halîl'den almadınsa cür'aî sen bil huzûr

Cümle bildiklerini bil değil illâ ki fücûr

Olmadınsa dünyâda sen hâsılı ehl-i kubûr

Tâ kıyâmet kabr azâbı görmeğin her-bâr olur

Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur

Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur

152

Bir kâmilden işârâtı alub giden bil insândır

Her sözdeki beşârâtı alub giden bil insândır

Ehl-i kemâl kelâmından ma'nâyı geç bulan tenbel

Ya dinlerken düşünmedi ya gâfil ehl-i nisyândır

Yanılmışdır huzûra ol düşüb fısk u fûcûra ol

Düşünüb gayrı zora ol anın çün sanki hayvândır

Murâdı mâsivâ olan kalbi âh u zâr ile dolan

Ağyâr içün benzi solan hemân aduvv-i Rahmândır

Ehl-i dünyâ ahbârını göz görmeden nâkil olan

Bu misillü gâfil olan iblîslere tercümândır

Hele bir mü'mini levme vesîle bir kavm-i şûma

Kulağını dört açanlar şekk yok a'dâ-i Sübhândır

Söylediğin her bir sözü düşünmeden dime Halîl

Zîrâ gîce gündüz ikişer, dört melek pâsıbândır

153

Devlet kuşu bir menzile konarsa taht-gâh olur

Gitmek gerek ser menzile olursa baht hem-râh olur

Dileklerin a'lâsını kim dilerse bulur Anı

Kul sıdk ile Mevlâ'sını dilerse âlî-câh olur

Dileyenler Hak yüzünü seçmez gîce gündüzünü

Birgün görür ki özünü pür-nûr-i Ma-allâh olur

Görür eşya secdededir sûret bütün arbededir

Hep cilveler Ahmed'edir âlemlere O şâh olur

Bir şâh ki şâh-ı tâbânı bir mâh ki tâb-ı irfânı

Halka rahmetle ihsânı sonsuz âlem-penâh olur

Her dem salât ol Ahmed'e selâm ol sırr-ı emcede

Varan ol bâb-ı evhade mahlûka hayr-hâh olur

Kim bilmez ol yüce kânı kaldı ebedî zulmânî

Bulmadı lûtf-ı Mennân'ı dû âlemde tebâh olur

Yanmak gerek aşk nârına girmek gerek gülzârına

Gel akl-ı küll envârına gör ibn-i Abdullâh olur

Döküb gözler acı yaşlar acı olsun bütün aşlar

Tahammül itmesün taşlar şu dem ki zikrin âh olur

Halîl bu resme kül olsa dirilüb yine kul olsa

Ya benlikden udûl olsa fuâdın feyz-gâh olur

154

Her demim bayram benim zîrâ dostun demidir

Görünse zerre gamım firkatin elemidir

Vasl ile firâk benim Şâm ile Irak benim

Yakınla ırak benim Fırat gözüm nemidir

Şeş cihât alt üst benim bahâdırla sist benim

Düşmân ile dost benim varlığın keremidir

Olmasam cümle cihân olmazdı zâhir nihân

Sözüm cism içinde cân mü'minin merhemidir

Her bir sûret gözdedir sözde sûret sözdedir

Her anda söz özdedir tercümân kalemidir

Ey ma'nânın münkiri inkâr ma'nânın biri

Sendedir gör nazîri söz ma'nâ âlemidir

Âdem olan gamm yimez dost işine kem dimez

Yârsız deme dem dimez ayrılığı semmidir

Dost ne dilerse sana anı iyi disene

Şekvâ ayb oldu sana dil anın mahremidir

Her anda sen hâzır ol dosta Halîl nâzır ol

Her hikmete kâdir ol kula rızâ gemi'dir

155

Behey gâfîl bu dünyâda neyine olmuşsun mağrûr

Deniz üstünde binada heyyine olmuşsun mağrûr

Eğer bedense, iki gün emânetdir sana ey dûn

Uyan, bir kendini gör ki neyine olmuşsun mağrûr

Gurûr mu, bir icâbetdir, diyenin bil nedâmetdir

Sonu anın hacâletdir aybına olmuşsun mağrûr

Kendini hele bir gözet rûhî misin yoksa sûret

Yok mu düşünmeğe gayret cehline olmuşsun mağrûr

Bu zulmetle berâber nûr-i irfân sende çün mevcûd

Koyub nûru niçün sen zulmetine olmuşsun mağrûr

Bu eğlence bu gülmeler aklına oldu düğmeler

Kesüb at fikrin açılsın fehmine olmuşsun mağrûr

Bu vakte dek ne ki bildin dirim vallâhi yanıldın

Ki zîrâ Hakk'ı bilmedin bilmeğe olmuşsun mağrûr

Eğer hikmet ulûmundan nefs alsa çıkdı şûmundan

Diler ancak ölümünden cismine olmuşsun mağrûr

Anı tertib iden Hak'dır yüksekce yâhûd alçakdır

Senin aslın ki balçıkdır nesine olmuşsun mağrûr

Sığayarak sakal ile bıyıkları burarsın ki

Diğer yokdur sana benzemesine olmuşsun mağrûr

Düzeldüben libâsını hoş idersin kıyâsını

Ya bir ulemâya benzemesine olmuşsun mağrûr

Eğilerek bükülerek çalımla dürlü gülerek

Bu heykelin hemân sen boyasına olmuşsun mağrûr

Bu Halîl'in hemân sûretdeki ahvâlini görüb

Anın dürlü sözü yâ libâsına olmuşsun mağrûr

156

Ey güzel o saçına duydum tûbâ dimişler

Kendini göstermeğe ider ebâ dimişler

Alnında sen nûr iken cânında huzûr iken

Kalbinde sürûr iken Âdem baba dimişler

Her günde feyyâz iken müşteriler az iken

İşin derdin nâz iken sözü binâ' dimişler

Almağa gelemeyen bulmayı bilemeyen

Lûtfunu dilemeyen doğru hebâ dimişler

Ol eyleyen nifâkı iden hılâf-ı vifâkı

Seninle ittifâkı yoğa vebâ dimişler

Didiğidir anların eksercesi velâkin

İnsânoğlu diyenin sözü kaba dimişler

Halîl, o yâri bulmak varub yanında durmak

Gerekdir câna kıymak, değil cabâ dimişler

157

Zor ne dirsen görür isen kendü kendün işte zor

Sen sana ger virir isen pendi pendin işte zor

Okuduğun ilm u kitâb içre kendünü savâb

Gördün ise sen bu şûrâb fendi fendin işte zor

Aklına uyduğu taraf her ne semt ise ona

Uydurub şer-i mübîni veyhe uydun işte zor

Şol ki uymaz ol hevâna binbir âyetle sen anı

Red idersin küfrü alub çok yanıldın işte zor

Sen seni itmeğe ıslâh iktidârın yok iken

Şunu bunu ölçmeğe çün pekce bildin işte zor

Bir muhaddis yâ müfessir yâ ki müctehid gibi

Kestin atub benliğine boş üzüldün işte zor

Yâ ki elinde asâyı tutmuş iken kelb içün

Urdun anı âdem'e sen pek bozuldun işte zor

Bilmediğin mü'minin hakkında bir hükm eyledin

Gıybet itdin sen dahî suça yöneldin işte zor

Ehl-i inkârın kalemi dökse âyetle hadisler

Şehd-i mesmûm gibidir ger meyil kıldın işte zor

Seçmeğe Hak'la bâtılı çün değilsin muktedir

Her kâl u hem kîl ile kâil oldun işte zor

Lisânına hâkim değil esîr olan rûhun senin

Hevâ ü nefsin elinde mahkûm oldun işte zor

Şu halde dil ile gözün kulağınla değil özün

Emîn ki dinlene sözün çok dûr oldun işte zor

Şaşırmışım ben nideyim dirsin ne semte gideyim

Hak sözle tedbîr ideyim ger duymadın işte zor

Durma benzeyüb kâhile müftehar ilm u câh ile

Vir elini bir kâmile ger uymadın işte zor

İlmimle deryâ olmuşum hem de bî-riyâ olmuşum

Ben uyduğuma uymuşum dirsen yandın işte zor

Sen sivâya meşgul iken gizli aduvv meçhûl iken

Damarlarında gûl iken ger iyi sandın işte zor

Susuzlukla yanmış ciğer senin bu gülüşün diğer

Zannın böyle sana meğer suya da kandın işte zor

Men istignâ bi-ilmihî dâlle sözünü işitmedin

Fakra iftihâr itmedin yolda döndün işte zor

Âyet hadîs ma'nâsının lübbi olan sözlerimi

Halîl bunu Türkçe dimiş ger söyledin işte zor

158

Sana bu bir acîb haber seni insân iden kimdir

Bilmek ister misin anı en gücüne giden kimdir

İşte odur seni kâmil idecek irfâna şâmil

Komaz gafletini hâmil seni hep hor iden kimdir

Peygamberden revâ olur her acılar devâ olur

Sana bir hoş nevâ olur hep seni inciden kimdir

Zîrâ insân harîs oldu her ne kendüne men' oldu

Hayrına o memnû' oldu fikrine yan giden kimdir

Bir mürşidi bulmayana işte bu söz mürşid olur

Söyleyene bakma Halîl anı gör söyleden kimdir

159

Dervîş oldur ki yolunu hemân üstâzından bilür

Bu dünyânın çokluğunu hemân ki azından bilür

Çokdan fazla azı sever Hak söylenen râzı sever

Kendini sevmezi sever her sözü râzından bilür

Kendini tanıyanlara varmaz görüne anlara

Hiç varır mı uyanlara nefsine şâzından bilür

Bilinmeyi hiç istemez Mevlâsının gayrısına

İr veyâhud geç istemez Rabbı niyâzından bilür

Gönlünde hiç eser yokdur hemân hubb-i Mevlâ çokdur

Ağyâr sözü ana okdur ki gönül özünden bilür

Medhi sevmez zemm itseler mesrûr olur levm itseler

Halîl'den ne işitseler dir ki namâzından bilür

160

Hak bunca ni'met virirken niçün gâfil dimez yeter

Hamd idüb Hakk'a dururken niçün gâfil dimez yeter

Hamd ile çün kurulmuşdur esâsı hep kâinâtın

Sayılmaz bu ni'metleri niçün gâfil dimez yeter

Hak sa'yine üşenerek iki günü dayanmayan

İtdiği sonsuz isyânı niçün gâfil dimez yeter

İster hergün ister hergün ki her günü ola düğün

Dilek vire Hakk'a niçün bu mesâil dimez yeter

Cum'a namâzına gider iki farzı kılıb döner

Yığdığı bu dünyâsını niçün hâil dimez yeter

Halîl ger ki uyanmasan aşk ateşine yanmasan

Bir gün câna ağır basan o Azrâil dimez yeter

161

Aşık oldur uyku girmez gözlerine gîceler

Bil ki anı kimse sevmez havf u zillet hîceler

Şevk oduna gîce yanar da görünmez gündüzün

Aşk içün cân ile oynar oldu cellât nîceler

Gündüzün nâz eyleyen gîce gelir dir uyuma

Kânûnum budur sevenler dû-cihândan geçeler

Görmesünler hiç yolumda izz u câh u ilm u mâl

Her dileklerin virirem mahz-ı câmım içeler

Gayrı benden kimi melce kıldılarsa anları

Sarf iderim anlara ben bilirim gizliceler

Mahlûkum diye güzele bakmasın âşıklarım

Ey Halîl bakma ki bâki kalmaz o gül-goncalar

162

şıkların gözleri uyanıkdır her seher

Ehl-i dîl cânını gör ki yanıkdır her seher

Bî-esâs çokluklara son gelir kesâd olur

Cân gülşeni bülbülüne tanıkdır her seher

Güzel açar yüzünü şafak gülmekde iken

Bunu görür o ki dâim kanıkdır her seher

Uyanıklık devletin bilmeyen ölü kalbler

Câh-ı nevm içre dayanıkdır her seher

Ol ki gadab kibr u kînden ârîdir kalbe mâlik

Aşk u ihlâs kuşağın kuşanıkdır her seher

Hak'dan sonu yok lûtflar bekler isen ey Halîl

Gözünden uyku nemi boşanıkdır her seher

163

Muhabbeti olana her uyku harâm olur

Bir gîce uykusuza cümle âlem râm olur

Hak didi secde ile kıyâm iden gîceler

Nâmı benden virilir halk içre bî-nâm olur

Gîce kalk uyur isen az uyu Kur' ân oku

Kur'ânı çok okuyan vâsıl-ı merâm olur

Hak didi uzun secde kıl gîcede zikr idüb

Kim beni çok anarsa o insân-ı tâmm olur

Hem dir ki âdemoğlu umar mı kalb cilâsı

Çok uyku uyumakla hâss olanlar hâmm olur

Uykuyu kabre terk it kalb olur çok uyuyan

Çok uyuyanın yeri dû-cihânda dâm olur

Sevgimi da'vâ iden yalandır uyur ise

Çünki sevene bayrâm ol dem ki akşâm olur

Ehl-i Hakk'ın uykusu Hak ile sohbet olur

Sanma ki Halîl anlar uzanmış endâm olur

164

Mevlâsını unudan halka ünsiyyet ider

Acîbdir halkı gören vuslata niyyet ider

İflâsa irişdi cân özünde sanır irfân

Yâdından çıkdı Rahmân gûyâ sâfiyyet ider

Hak ile huzûr bulan gönül içre nûr bulan

Sandın mı gurûr bulan yâ enâniyyet ider

O gönül ki gâfildir sanma beyt-i Rahmândır

Bil ki ayn-ı külhândır meftûn emniyyet ider

Külhâna sarây deyû da'vet ider sultânı

Hırmâna irer cânı Halîl hürmiyyet ider

165

Âlem uykuda iken uyanıklar ne bulur

Dîl sarayına sultânını gör gelme bulur

Bir gîce o güzel içün hele sen uyuma

Tâ ki açsun yüzünü gözlerin görme bulur

Gündüz iş ve gücünde gîceler uykudasın

şık olan bu gidiş ile mi gitme bulur

Uyanıklar gîcede eltâf-ı Rahmân'dadır

Sabâha dek uyuyan kalbinde fitne bulur

Susamışlar uyumaz, uyursa da düşünde

Su görmemek mümkün mü savtın işitme bulur

Aşk ile memlû olur zemîn gîce yarısı

Al bir kadeh ki içen ne güzel içme bulur

Kalbi temizler içer bu şarâb-ı sâfîyi

Kendi kendünden hemân aklından geçme bulur

Çokca uykuya dalmak yıkar akl ile fikri

Dünyâdan hoşnutsuzlar envâra göçme bulur

Gîce uyuma cihâtları seyreyle Halîl

Aşk-ı pâkın kanadın takanlar uçma bulur

166

Ey göz uyuma bekle gîceler

Yâr derdi gerek şekle gîceler

Bedende bekçi iki gözündür

Uyku gûlin it gele gîceler

İhlâs kurşununu kalb okuna koy

Ur gafleti fişekle gîceler

Halkı görünce Hâlık'ı zikr it

Aç elini dilekle gîceler

Hakk'ı görelim diyen yiğitler

Gördü gözlemekle gîceler

Yürek evini her yüzden silüb

Kan saçın görmekle gîceler

Gîce libâsın hoşunu gündüz

ık huzûra ipekle gîceler

Çok yiyüb içüb hor olma sakın

Şu'le virir az yemekle gîceler

Yâri bul tenhâ halvet bağında

Durma bağına girmekle gîceler

Varımı virdim ahdine durdum

Bul kevni âh dimekle gîceler

Ne ki gayrındır diye dilemem

Dön yâra sür'atinle gîceler

Söyle ki benim işte hediyem

Koyma beni düşmekle gîceler

İlm u a'mâli gözde süpürüb

Kal o Yârı görmekle gîceler

Kana bakan göz kana boyanûr

Kanı bul sen irmekle gîceler

Mâsivâ dağın boş gezme Halîl

Bul safâ gül dirmekle gîceler

167

Sûreti tezyînde ihmâl itmeyen a'mâ olur

Sîretinden bî-haberler sanma ki binâ olur

O sûfînin sarığı tesbihi şeytan mel'abı

Hırkası tâcı riyâdan nerden muarrâ olur

Sûreti hıfzında ihmâl eylemişdir bâtını

Bil ki anın yeri dûzah zu'm ider me'vâ olur

Akl u fikr u cism ile her kim ki kalbe vardıysa

Zâhir u bâtın anın ma'nîde ma'nâ olur

İnd-i Hak'da şol ki mes'ûd oldu komuş halkı ol

Hâlık'a vardınsa Halîl varlığın yağma olur

168

Hak didi âdemoğlu çün kabrin tenhâ kalır

Nâss çokluğunda şimdi cân nîce lezzet alır

Nâsı nûrlandırûben yakma seni kel-misbâh

Çokluk yeli esince cân feneri bulanır

Kullar yüzüne bakan gözler beni göremez

Beni görmek dileyen tenhâlıkdan el alır

Aybını görse senin kardaşın setr eylemez

Doğru sözler dir isen sevmeyenin çoğalır

Nâs aybını bilseydi bakmaz yüzüne biri

Çün mağfîretim ire Halîl suçun boşalır

169

Hîlekârlar sûret-i insânda çok şeytân olur

Görünür sûret-i takvâ ile içi hep hüsrân olur

Kim ki aldandı ana vay yağma itdi dînini

Rahatı meslûb işi hem ni'met-i küfrân olur

Gösterir zâhide zühdün muttakîye haşyetin

Anı sanırsın Hak arar matlabı butlân olur

Mü'mini idlâle nîce gözlerinden yaş akar

Sanma sana merhametde mesleği udvân olur

Dünyâsı nef'inedir hep zehr u girdâb gayrıya

Âleme hak gösterir kendüsi nâdân olur

Zîrâ mağrûr sûretinden pek uzakdır sîreti

Dir ki Billâhi tâlibim dîv ana sultân olur

İşte mü'min çıkdı Deccâl tiz iriş ol Mehdîye

Tâ ki himmet itse İsâ inse hoş emân olur

Sağ gözü kördür bu hâinin hakîkati göremez

Fışkırır yerden karıncalar sanûr dermân olur

Ya'ni bu mahlûkun tamamı zulmete kalmış kakar

Böyle a'ver mel'ûna körler uyar pişmân olur

Kim okursa sûre-i Kehfi ulaşır cum'âya

Kurtulur şerr-i sivâdan çün ana tıbyân olur

Bir olursa ism-i deccâl çok olursa işte bu

Hak didi ye'cûc ü me'cûc bildiren Kur'ân olur

Mescid-i cum'âya gel anda hutbe okur Halîl

Kim uymaz Ana o mağlûb her zamân düşmân olur

170

Gönülde meyl olsa zâhir Yezdân olduğu bâhir

Kimse yoğa meyl eylemez var ancak O Hudâ kâhir

Meylin neye sen bilmedin secdesine eğilmedin

Varlıkdan fâriğ olmadın birliğe olmadın mâhir

Her sivâdan Mevlâ içün geçmedin ey ednâ niçün

Dilemezsin a'lâ niçün her gizlin Mevlâ'yâ zâhir

Herşeyden yâri görsene her yandan Anı sorsana

Mest-i Subhâna dursana ayıklığın sana bâhir

Uyuma her dem ey Halîl uyur mu hiç dost-ı Celîl

Buldunsa gerçek bir delîl ismini kılsana sâhir

171

Mevt-i mecâzî câna gelince gör ne olur

Havâss-ı sûr gemisi dalınca gör ne olur

Kimin mahmûr gözünü neden deyû sorarsın

Bilmez misin Ene'l-Hak diyen Mansûr ne olur

Ne sarâyları yıkdı gönül bu aşk ateşi

Zâhidin kalbindeki bir iki kor ne olur

Kimin bahtı dinilir kimin fitnesi ana

Binlerce cevhere bu meydân okur ne olur

Sekiz cenneti gördün sandın saray iki kat

Yer ile gökden yüce köşk ü kusûr ne olur

Onikibin senelik yol bir demde alınsa

Ne cevab olur buna ne sorulur ne olur

Cihânı saran deniz gözümde damla olmaz

Bu sözün aslını her kim ki bulur ne olur

Halîl'i kandırır mı mecâzî bu zülâlî

Diseler gerçek hani yüzbin kör ne olur

172

Âgâhın âyine-i kalbi dâim pâk olur

Kârı vech-i dilârâyı her deme idrâk olur

Kendüni görse âyinesinde mağmûm olur

Yârini seyr idince sırrı ile dahhâk olur

Semt-i hârından âyinenin yârini gözler

Ol demde cihân âfâtlarına bî-pâk olur

Cân virmek o güzele cândır temâşâsını

Bekle Anı gîce sonra kalan gam-nâk olur

İsmini şevk ile tekrâr iden Anı bulur

Gelince nûru câna hep zehri tiryâk olur

Âşıkın şevkli gözü görmez iki cihânı

Mâşûkunun hayreti ile ferâh-nâk olur

Hoş lûtf ile tecellî idince Bâr-ı cânı

Yarın câna didi ki ilk sözü levlâk olur

Anı cândan arayanın kârı gîce gündüz

Halîl sivâlarından her dem arzu hettâk olur

173

Nüzûl iden anâsırla mevâlidle hurûc ider

Bilen Hudâ'sını sanma ki emrinden hurûc ider

Kemâle irer insân aşk-ı pâke irse ger cânı

Yeri bu dâr-ı mihnet ki anı fevka'l-burûc ider

Ezel sevgisi aşk oldu anın çün cümle eflâki

Yaradıldı ebed sırrı Hudâ'ya ol vülûc ider

Tarîk-i aşkdan gayrı sülûk iden bulamaz râhı

Ana kim Hak hidâyet ide ol aşka heyûc ider

Sulh ile cengi bundandır lûtf ile kahrı ol yârin

Bu cihânın cümle kârı aşkdan Halîl nehûc ider

174

Didi peygamber kimin ki himmeti dünyâ olur

Fakr-ı şeytâniye düşer hissesi hulyâ olur

Her umûrunda Hudâ artırır anın hayretin

Kim ki terk ider anı bil rütbesi ulyâ olur

Arzu içre saklıdır nîrânı görmezsiz didi

Cenneti saklı cefâda bu cefâ rü'yâ olur

Hak didi ey âdemoğlu dünyâ sevgisi nîce

Olur o kalbde ki anda sevgili Mevlâ olur

Sevgim ile cem olamaz hubb-i âhar hiç didi

şıka çoğundan Anın azı bil evlâ olur

Şol ki zâildir ana meyl eyleyen bî-çâreler

Meyli gerçek hiç olur mu şuna ki a'lâ olur

Kim rızâmı dilediyse terk-i dünyâ eyledi

Buldu tenhâda beni vaslım ana ahlâ olur

Didi İsâ ol havâriyyûna diyem mi size

Sevseniz dünyâyı bilin ol size yehvâ olur

Ya'ni Rabbiniz olur su üzre binâ kurmayın

Dünyâ sevgisi deniz üstünde bir binâ olur

Yarım saat müddeti yok zıll u hayâli bî-esâs

Ol ki gönlün vire ana şâh iken ednâ olur

Kim ki mevtden önce terk ide anı bulur necât

Râgıb-ı dünyâ Hudâ nezdinde eşkiyâ olur

Sen neden meyl idersin dünyâya andan yücesin

Ey Halîl bu cehl evini kim yıkar dânâ olur

175

Aç perdeyi girelim biz mürüvvet eyle Perdedâr

Örtme şol yüzünü n'olur uhuvvet eyle Perdedâr

Biz tâ buraya gelince neler görüb neler duyduk

Neler itdi a'dâ bize fütüvvet eyle Perdedâr

Varub söyle bizi şâha ki katre bahre gelmişdir

Hepimizden Ana sonsuz muhabbet eyle Perdedâr

Sakın red eyleme bizi ki yanmışız hayâlinden

Visâlin dileyüb geldik hamiyyet eyle Perdedâr

Geri dönmeğe yok imkân kamûmuz mest ü hem giryân

Halîl geldi ola kurbân sen diyet eyle Perdedâr

176

Şol ki Hak'dan seni men' ide hemân dünyâ odur

Hak'la diğer cem' olursa işte bil ukbâ odur

Hakk'a ger tâlib olur isen gönülden gayrıyı ko

Gayr ile meyl olsa Hakk'a kizb ile ebâ odur

Günlerin tekrârı beden kal'asını yıkmadan

Kal'adan tarh it ne varsa akdem ebnâ odur

Tam haber almak dilersen âlem-i rûhdan eğer

Terk-i ednâ kılmalısın, menzil-i uhrâ odur

Cân dileği eyleme zann ekl u şürb u nevm-i beden

Ten nedir ki iki güne virilen abâ odur

İki deniz mecmâı Kur'ân'da sensin ey Ulu

Zulmeti terk eyle tam ki maksadın mahzâ odur

İki cihân perdedir sen gibi âşık olana

Gör yerin gel nerdedir bil sırr-ı ev-ednâ odur

Alçağa meyl eyledinse alçak olur menzilin

Himmetin pek yüce kıl ki matlab-ı uzmâ odur

Bir yanın nûr biri zulmet her biri aslın diler

Zulmeti koy nûra gel ki âlem-i ma'nâ odur

Bil ki nûr cânındır, Anı eyleme nisyânî hiç

Cisme bakub câna her kim bakmazsa a'mâ odur

Cân ister hemân görüne her zamân ol zü'l-Cemâl

Arzû-yı câna ulaşmak ey Halîl ferdâ odur

177

Hak didi âdemoğlu bana kıl sende sefer

Ammâ tiz çık yola hazırlanûben vakt-i seher

Kim ki bana gelmez ise mâsivâya gönderem

Kıyâs idem gitmeğe zâhirden Ana sefer

Kalbine git kalbin içre rûha göç eyle hemân

Oradan da sırra git andan da yol nûra gider

K varasın nûra andan beni göresin didi

Yok mekânım hiç benim insânda nûr vardır meğer

Kim didi dönse yüzünü dünyâdan, ukbâ bulur

İkisinden de geçerse rûh sırra vara beşer

Sırra varınca bana tiz vâsıl olur oradan

Kim ki Mülk ü Melekûtdan ve Ceberûtdan geçer

Ger bunlardan birine ülfet ide tard iderim

Zîrâ beni isteyenler gayrı devleti nider

Nefsin ile bana gelirsen sana hoşnudluğum

Yok ki kalbinle gelirsen var cemâlimden eser

Didi bakmam ben libâsınıza süslerinize

Meğer alam kalb ile niyetinizden hoş haber

Ger ki dünyâ sevgisi olmasa kalbinizde hiç

Açar idim gökleri göstermeğe görür beşer

Ger nasîb perdesini girmese kalbe hiç

Beni görür idiniz kat'i görünmezdi suver

Kim bana bir adım atar gelmeğe on varırım

Ol yavaş gelse, koşarım ben ana görmez hatar

Kim benim içün olursa ben de anın çün didi

Ey Hudâ göster Halîl'e yüzünü bir dem yeter

178

Bu âlem baştan başa hikmetin nüshasıdır

Ma'nâsını bilene cinânın kusvâsıdır

Görmeden mahrûm olanların gözünü cihân

Zındân ile mihnetler belâlar sînesidir

Minnet olmaz diğere ancak Ona ki yokdan

Yaratdı önce yıldız felekler nîcesidir

Salât ile tahiyyât nihâyetsiz O dosta

Ki şânında ne gelmiş işit ne diyesidir

Var itmeseydim seni var itmezdim diğeri

Ne ki mevcûd var itdim aşkım dîvânesidir

Yalnız dönmede mi bunca taksîm ü vusûli

Makâmlarla usûlu duyana nefhasıdır

Furkân-ı kâinâtı gör aynı değil midir

Getirdiği Kur'ân'ın Ahmed'in hîbesidir

Hayf ki okumaz anlar çün gözlerine dolmuş

Varakları kitâbın yazısı gölgesidir

Din u îmân u mezheb içindekileriyle

O bî-nasîbe Halîl Fuâd'ın perdesidir

179

Değişmek iki evi birbirine dimişler

Adına ölüm eyvâh ne yanlış söylemişler

Mü'min kulun ölümü nakl-i mekâna benzer

Bir tâze câna benzer dirilir anlamışlar

Gönülde yer idince mü'min kulun îmânı

Geniş olur daralmaz yalancı daralmışlar

Ah bilse yalanını dökmez miydi kanını

Cennetdeki cânını görür oda salmışlar

Kim göçse gurûr evinden i'tibârı arar mı

Kızarsa dîn ü îmândan çıkar, şirke dalmışlar

Ölüm gelmezden önce öldüm didi ki sûfî

Gördüm ki yâd yolcularına yine sende kalmışlar

İrmiş Mevlâ'ya bir kul kalmadı şimdi dirsen

Gördüm ki nîce körler sapan ele almışlar

Behâimin sıfâtı dağ gibi sende iken

Hekîm deyû hastalar senden ilâç almışlar

Sen Âdem-zâdesin Âdem gibi tâib ol

Düşmânı gibi olma âlim deyû koğmuşlar

Müşkil değil ayârını bilmek ey basarsız

Er meydânına gel gör ki seni nerde koymuşlar

Ölümden korkuyu sen îmândan add idersin

Bil bu eğriliklerin Halîl'e söylemişler

180

Âlemde her ne ki var bu varlığından eser

Yokluğu mu söylüyorlar bütün eşyâ serteser

Dinler isem kâili olmam lisân mâili

Çeküb kalbe hâili sus olmak dilersen er

Sözün güzelün söyler Mevlâ'ya kul olana

Ârif yüzün perdedir câhile selâm ider

Eğriye doğru dimez zümre-i merdâneler

Fâidesizi geçer lûtf ile kelâm ider

İşitse bî-vefâ söz döner yüzünü andan

Dir ben bana, sen sana güler yüz ile gider

Eğlenmez kimse ile hem idene hoş dimez

Hoşdan sonra çirkini koyar zulmü terk ider

Hak bilir eyi kulunu aslâ ben eyiyim dimez

Zandan kaçar hem tecessüsi kalbinden siler

Hâsılı tathîr ider cümle a'zâ tamâmıyla

Sanma Halîl gibi sözde ârif Hakk'ı diler

181

Sanma insân denilen bu ad ile sandadır

Sakın dime ki gezen damardaki kandadır

Bin kâğıda cesedin resmi yazılmış ammâ

İnsân adlı güzelin ismi resmi cândadır

Cân didiğim kan ile diri duran şey değil

Hayvânda da olur o didiğim vicdândadır

Vicdânın bin kapusu var, birisi de kalb olur

O kapudan girenin maksadı cânândadır

Hızrı bul ki hayâtın yolunu sor sen andan

Her dem o yolda giden zann eyleme hândadır

İki cihân güneşi doğalıdan dolanmaz

O Mahmud u Muhammed henüz bu cihândadır

Gerçek âşık aramaz derdine dermân ola

Yalancının arzusu her vakit dermândadır

Samanından ayrılan buğday girer anbara

Fakat samanda kalan samanla harmândadır

Mevlâ'ya tâlib olan geçmiş iki cihânı

Talebinde nâkıslar kevn ile mekândadır

Ârif vakt u zamânı terk itdi tiz hâline

İrfâna câhil olan vakt ile zamândadır

Dehre devrân olanın devrâna minneti yok

Ancak evrân olanın himmeti devrândadır

Halîl himmetini kıl âlî sever bunu Hak

Yûsuf gibi zamânın memdûhi zındândadır

182

Benim burası nemdir

Bu âlem cümle gamdır

Demler o eski demdir

Cemler gelecek cemdir

Kâhil dalmış geçmişe

Câhil hâlden hemîşe

Benziyor hamr içmişe

Kendin bilen âdemdir

Bilmezler gönül yıkar

Hak emrine yan çıkar

Hakk'ın kulunu sokar

Benziyor ki yılandır

Sûfî mağrûr hâline

İster nasıl sâlına

Zâlim mağrûr mâlına

Cinsi dağda gezendir

Kelb gibi kakar söğer

Mü'minin yüzün döğer

Hemân nefsini öğer

Kuyruklu kısmındandır

Korkuyor tavşan gibi

Yer deler sıçan gibi

Zehiri saçan gibi

Azâzil cismindendir

Hak'dan olmaz korkusu

Dâim kuldan kaygusu

Hürmet ile duygusu

Bil anın hakkındandır

Haksızı haklı deyû

Akrabamdır bu deyû

Tutmadı doğru huyu

Gör ki huyu ne semmdir

Bu resm ile nâdândır

Dir ki pirim Geylândır

Söylediği yalandır

Medh itse dahî zemmdir

Kim dostlukdan uzağa

Gider düşer tuzağa

İnanma böyle zağa

Femmi eşerr-i femmdir

İtdiğin itmez kâfir

Şirkini gör ne vâfir

Dir ceddim Abdulkâdir

Gör kezzâbı ne kemmdir

Ol Pîrân Pîrân idi

Sanma ki hayvân idi

Dostuna hayrân idi

Bil bu demin son demdir

İblîse uyma zâlim

Her işin Mevlâ âlim

Râh-ı Hak'da ol sâlim

Şer'i Ahmed akvâmdır

Benliğe üstâz olma

Şerli işe şâzz olma

Hayr işlerde az olma

Asla irmek keremdir

Dilersen lûtf-i Cemîl

Maksûduna bul delîl

Üç harf Kur'ân'da Halîl

Dir ki İsm-i A'zamdır

183

Huzûr-ı Hak'dasın ey yâr

Bulunma gâfil ü nâçâr

Seni aldatmasın deyyâr

Misafirsin kanad açar

Bu kuş birgün büyüyünce

Haber aslını duyunca

Beden tamam uyuyunca

Gönül fırsat bulub uçar

Ömür günü olur Akşâm

Gelir uyku bu cisme tam

Dinir câna bu dem hıtâm

Eline al ne varsa kâr

Eğer bulmuşsa maksûdu

Rızâ-i Rabb-i ma'bûdu

Bulmamışsa tiz bulur odu

Bulur âmâlini efkâr

Ölmeden evvel ölmüşdü

Bekâlar ile dolmuşdu

Fenâlar ile solmuşdu

İse bir nûr gibi ağâr

O nûr ne nûr ki hâtifdir

İnâyetlerle âtıfdır

Ve Rahmân'a mülâtifdir

Beden olmuşdu ana gâr

Hudâ'yı ârif olmuşdu

Cüdâyı sârif olmuşdu

Sedâyı hârif olmuşdu

Adem olmuşdu ana âr

Geçer bütün semâvâtı

Uçar kor her mevâlâtı

Görür cümle havâlâtı

Ki her biri yolun arar

Açık bulur kapusunu

Değil hâli tapusunu

Koyar bu dar yapusunu

O yer geniş olur hem dar

Vây ana bilmemiş ise

Mevcûdu bulmamış ise

Sücûdu kılmamış ise

Olur müşkil her işi zâr

Dilemez gitmeği burdan

Ki ölümdür ana zındân

Ve hem zulmet bütün meydân

Bütün envâr kesilir nâr

Görür âlem cehennemdir

Tutuşmuş cümleye gamdır

Şaşırır dir ki ne demdir

Mahal yok mu geçilir nâr

Ki ya'ni kurtuluşa yol

Arar ammâ bulamaz ol

Giderse de sağ ile sol

Semâlar kitlidir her bâr

Didi hattâ yelic ol Hak

Açılmaz kapular mutlak

Sürülür hem semâdan bak

Ne çirkin oldu bu edbâr

Döner o anda cismine

Urur ye'sini resmine

Ki sanki bakdı hasmına

Ne hışm olursa zannın var

Halîl sözlerde remzin var,

Fakat gözlerde gamzin var

Sanursın yüce kenzin var

Senin bir öğredenin var

184

Eyle hücûm bu dîve sengi yıkılsun düşsün Haydar

Mü'minler el-emân deyû gelüb sana üşsün Haydar

Benim rûhum bir Kesikbaş gelmişdir bâb-ı Ahmed'e

Gel de zevcesini kurtar ki ana kavuşsun Haydar

Eğer seni göndermezse ben Rasûl'e da'vâcıyım

Tâ ki diye gitsün Ali dîv ile görüşsün Haydar

Bir tükenmez yol gidelim tâ dîv yanına varalım

Sekiz gün engine inüb esire irişsün Haydar

Ola ki dîv mü'min ola olmaz ise belâ bula

Zülfikârla iki böle seyf kana karışsun Haydar

Kurtulsun hep kuvâ-i rûh cümle mü'min bulsun fütûh

Hep ibn-i Âdem ibn-i Nûh Ahmed'e ulaşsun Haydar

Al git bu esir kulları geçir mühlik yolları

Görmeyüb sağ u solları Ashaba karışsun Haydar

Halîl söyler varlık dağın kopar misl-i bâb-ı Hayber

Koyma ki zerrece kalsun hep yanub tutuşsun Haydar

185

Hakk'ı gözün göremez mâdem ki inkârın var

Yâra aklın iremez gayra çün ikrârın var

İtme ibâdet ana ki andan men' eylemiş

Lâ ta'budû hitâbın söyleyen Cebbâr'ın var

Ey âdemoğlu sizinle ahdimiz yok mudur

Ne hoş ihtâr idici böyle gerd-gârın var

Lûtf ile uyandırır gâfil seni uykudan

Elest'ini andırır yâra vefâdârın var

Bir yoldaş imiş gibi Eyne mâ küntüm söyler

Uyan uyan basarsız güzel kafadârın var

Halîl sana bildirir râz-ı maiyyeti hep

Anlamaz isen nidem gülünden çok hârın var

186

Bu defterin kenârında yedi söz bir hâtırâdır

Ehl-i dünyâ kelâmında hayr olmaz, hem nâtıradır

Şimdi mürüvvet kalmadı var ise de nâdiredir

Aslâ fütüvvet kalmadı rağbet gönül hâtıradır

En temiz bildiklerimden her rezâlet sâdıradır

Ümit güvendiklerimden olmaz, ancak Kâdir'edir

Bu sözleri anlayana tuhafca bir haber oldu

Hemân ki fehm idenedir sanmayınız fâciredir

Kadına i'timâd olmaz bil olsa da mâderedir

Yedinci sözümde Halîl ihtiyâcın çâdıradır

187

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmanın seni var günde arar

Düşersin gülerler dostum sanırsın

Göz nûru bu işde aldanıyorsun

Düşmanın altında üstüm sanûrsın

Toprakdan ayrılan toz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmanın seni var günde arar

Gönlü hoş iken yüzüne güler

Darılsa hor bakar sana bed-huylar

İkiyüzlülere kaynamış sular

Bakarken görmeyen göz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmanın seni var günde arar

Bir gözle bir kulak insânlık mıdır

Mü'mine yüz nifâk yeksanlık mıdır

Söyle İslâmiyet şeytanlık mıdır

Fısk ile söylenen söz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmanın seni var günde arar

Gerekdir mü'mine azm ile sebât

Kendinden berî ol huzûr ile yat

Görünen yüze ne gerek mir'at

Tanrıya dönmeyen öz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmanın seni var günde arar

Meylin çokdur ammâ neye bilmedin

Gülü diken sandın gözün silmedin

Kafesden vatana hiç eğilmedin

Yerini bilmeyen öz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmanın seni var günde arar

Hak eri kullardan yardım dilemez

Âgâhdan başkası bunu bilemez

Delîl kör olursa hacc edilemez

Öz bulmadan kopmuş koz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmânın seni var günde arar

Mevlâ'yâ kulluk simsarlık değil

Hak arslanlığı sansarlık değil

Er meydânı güneş pusarlık değil

Mahsûlü bitmeyen düz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmânın seni var günde arar

Mekrûhu hoş gören merdûd-i Hak'dır

Yâra gelmez isen kârı ahmakdır

şık işi Mâşûkunu anmakdır

Esâsı olmayan söz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmânın seni var günde arar

Günü bugün bilen yarına irmez

Dünyâ gülün diren kârına irmez

Ağyâr şâhı yâr gülzârına girmez

Akşâmı karanlık rûz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmânın seni var günde arar

Sözümü duyana özüm ne gerek

Beni anlayana yüzüm ne gerek

Halîl'im Nemrud'a izim ne gerek

Yürekde erimez buz neye yarar

Kul Mevlâsını bu günde arar

Dost o kim seni dar günde arar

Gâfil sohbeti düğünde arar

Düşmânın seni var günde arar

188

Cemâdâtı gîcelerde görür şu'le virir zâkir

Gider cehli gelir Hak'dan ledünn ilmin bilir zâkir

Yemin ile yesârını bir a'zam nûr tutar bil kim

O nûr anın derûnunda iken derk itdiler zâkir

Görünür şems-i rûh ana muhabbetdir menâzili

Vücûdu muzmahil olur hemân terk itdiler zâkir

Hemân mezkûr anın kalbinde bir nûrunu koyar kim

Diğer envâr fenâ bulur bu yoldan gidilir zâkir

Makâmında zuhûr ider acâib, tâlib aldanmaz

Ger aldansa hemân rehber nîcedir bilinir zâkir

Ki yâ'ni hıfz idemedi o müddeî imiş nâkıs

Sanûr Halîl gibiler bunlar ile irilir zakir

189

Dünyâyı seven Mevlâ ne bilir ednâyı seven a'lâ ne bilir

Zağlar cîfede humâ ne bilir şehvet esîri evlâ ne bilir

Dimâğı necse dadanmış kilâb sükker u şehd u helvâ ne bilir

Denizde mâhi birbirini yer üzümle hurma ayvâ ne bilir

Pislik böceği ayrılsa ölür gül ile çiçek meyvâ ne bilir

Bülbül gül içün zâr ü efgânda kerkes bu derde devâ ne bilir

Batakçıl durur bataklıklarda seyir ider durur hava ne bilir

Şahine sor sen tenhâ kadrini serçe dikende kaya ne bilir

Kırlangıca sor insâna ünsi kara kuş evde yuva ne bilir

Tâlib-i visâl deryâ-yı aşka sel gibi akar ova ne bilir

Allâh'a cândan meyl iden âşık evlâd u ıyal atâ ne bilir

Derd-i aşk ile mübtelâ mecnûn vatandan geçmek hatâ ne

bilir

Hâl ile yâra meyl iden Halîl rast ile şirâz nevâ ne bilir

190

Ben cihânın cânıyım inkâr iden hor olur

Sırr-ı lâ mekânıyım ikrâr iden nûr olur

Zâlim aslından nâ-pâk haddin idemez idrâk

Ben olmuşum sırr-ı pâk nârdan geçen nûr olur

Aklında bizi arar re'yinde bin kıl yarar

İşi yok Hakk'a yarar bizi bulmak zor olur

Ey gözleri uykuda uyanmamış duyguda

Fitnelerin beyhûde tedbîrlerin şor olur

Zâhirde mi ararsın biz gizli ankâlarız

Nâkısdan mı sorarsın köre mi menşûr olur

Kurbağa su içinde güneşe imtihanı

Karar virdi içinden sanûr cismi tor olur

Cân terk itmedi kezzâb cânân kapusun arar

Irz u vakâr yolunda zulmetde yürür olur

Üç kez Allâh dimekle sanûr nefsini sâfî

Savm ile hac itmekle Mevlâsından dûr olur

Hamiyyetden geçmemiş cür'a-i Hak içmemiş

Yok libâsın biçmemiş gözlü iken kör olur

Elindeki terâzi beş okkalıkdır azı

Çoğa ider niyâzı İblîsinden zor olur

Çünki anın dostluğu dünyâ bahâsınadır

Hak eri nesinedir şerle haşrı sûr olur

Kendine virdiği ders diğerine ider aks

İnsâna benzer teres çok şeytândan hor olur

Namâz ile zekâtı Allâh içün eylemez

İblîsin emriyledir îmânı meksûr olur

Mevlâ'sının vaslına mu'cizeler çok arar

Kâfir disen kendüne min ehli'l-kubûr olur

İzzet ile gurûru terk itmedin hem dahî

Âdet ile suveri koymayan menfûr olur

Evlâdını cân gibi mülkünü mercân gibi

Sever iken cân gibi nîce adın hür olur

Ey azmış yolu azmış söyle bunu kim yazmış

Halîl bundan ne sezmiş hor görenler hor olur

191

A'tâ-yı Rabb u Mennân'ı bilen hoş câna tefekkür

Bütün hayr ile şerri hem seçmeğe sana tefekkür

Gönül kenzini ihrâca diğer yokdur vesîle hiç

Seni vâkıf ider yolunda her erkâna tefekkür

Bidâyetdir murâkaba bu Hakk âşıkına dirler

Komaz insânı meftûn ola her elvâna tefekkür

Hakâyık bahçesidir hem dakâyık goncası anda

Mîzân-ı muayyendir hem tâlib-i Rahmân'a tefekkür

Muhabbet-ullâhın sıfâtını ider dahî intâc

Kulunu irdirir tizce yüce Sultâna tefekkür

Tefekkürsüz bütün işin Halîl isyân olur ancak

Hemân meyl-i Rızâ'ya çâre ancak sana tefekkür

192

Görür Allâh bilir hem kulunun kalbinde ne ki var

Sûfî yüzünü koy kalbe gelüb gör sende ne ki var

Yoruldun sûretin tezyîn ü ta'mîrinde ey hâce

Mülevves olsa kalbin vizr olur ilminde ne ki var

Bu kalbin levsini sen sanma şu bildiklerin ola

Sana dimeye bir tabîb gerek cehlinde ne ki var

Senin ağzında dîn bahsi hemîn artmadadır ammâ

Hudâ alîmdir ancak ol dîv nefsinde ne ki var

Eğer bir aybını zamâne halkı görse solarsın

Biri budur suçunun gayrı seksen binde ne ki var

Didi Allâh yanımda intikâmım yok ammâ kalbin

Kazandığını ararım dir gözet gönlünde ne ki var

Bunun rûhsatı semtine ider meyli olan meftûn

Halîl pâk it bu kalbi hep gider elinde ne ki var

193

Sana senden yakındır anı ki cânın diler

Cânın herbir dileği câna yakın didiler

Fakat haber olmasa kalbe bu lûtuflardan

Zulmet içinde kalmış olur sakın didiler

Cânânı cân hâricde aradı bulamadı

Cân içinde menzilin görmez bakın didiler

Meyl eylemiş bedene inmiş alçağa humâ

Bırakmayın aslına tutub etrâfın didiler

Emr-i Hudâdır bu çün toprak ile su değil

Düşmânları ayağın çeküb yıkın didiler

Benlik Nemrud'u geldi esir eyledi anı

Gizli yoldan çıkamaz Hakk'a şaşkın didiler

Vücûd bahrine gönül dalsa deniz görünür

Sâhilden ancak mevci görür hemin didiler

Dalga havaya karışınca ayrıyım didi

Havadan geçenlere bahre gelin didiler

Halîl Hak'dan gayrıya didiler bâtıl didi

Münkirler anı hemân oda yakın didiler

194

Hak virdi muhabbeti sende bu sermâyedir

Bunu boşa sarf idenleri bil bed-mâyedir

Sarf itmeyesin anı dünyâ-yı denîye sen

Zîrâ bu fânî cihân iki günlük sâyedir

Hem dahî virmeyesin nâz u ni'mete anı

Çünki asl ile fer'i cümlesi Hudâ'yadır

Sakın azaltıb anı virme evlâd u iyâle

Bu fânînin hep vârı bir yalan hikâyedir

Yârin içün sa'y idüb gîceyi gündüze kat

Burada ekdiğinin mahsûli ferdâyedir

Mevlâ sana sevdâlar virdi sevmeye Zâtın

Ağyârına virirsen işlerin hevâyadır

Sen sana ger virdinse hıyânetler eyledin

İtmeyüb hamd u senâlar çünki atâyadır

Aşk-ı Hudâ'yâ iriş Anı sevmeğe giriş

Zîrâ muhabbetinden aşkı bulmak gâyedir

Derdine dermân olur tut Halîl'in sözlerin

Söyler o her bilene sanma bî-vefâyadır

195

Tevekkülden berî olan iki gözden berî oldur

Tefvîzi terk iden Hakk'ın didiği Ebter oldur

Mahall-i hicretinde emr-i maîşet düşünenler

Reyb ile şekk ile memlû dîv dinilen peri oldur

Hudâ te'kîd ile emr-i tevekkül kıldı mü'mine

Bu emre kim kalur hâriç bu harmânın hârı oldur

Gönül nûr-ı yakîn içre bulunsa rızka gamm nedir

Tefekkür-i maaş itmek nifâkın eseri oldur

Hudâ'nın Kâ'besi dürlü sanemlerle dolu olsa

Halîl puthânedir kıble değildir haceri oldur

196

Benlikde kalmış zâhid söz kadrini ne bilir

Sözümü sanûr zâid o haddini ne bilir

Ahsen-i takvîme her okuyanlar varamaz

Tebbet'le kalan âbidler Ve't-tîni ne bilir

Sakalının mağrûru kisvesinin mahsûru

ıkmış koruk dalına Ve'z-zeytûni ne bilir

Yaşı kendünden ufak olana evlâdım dir

O gümüşden bî-haber bu altunu ne bilir

Birbuçuk dîn bahsini öğrenmekle nefsini

Sanûr bilmiş hepsini Yemi'd-dîni ne bilir

Gölcüğün kenârında portakal kabuğunu

Ayva deyû toplamış bu ma'cûnu ne bilir

Siccîn-i tabiatın gîcesinde gözleri

Ve'l-fecriyi tanımaz o mescîni ne bilir

Her gördüğüne niyet ider ki himmet ide

Baûza ankâsıdır güvercini ne bilir

Oniki kez ok atar bir pireyi av ider

Turna deyû getirir ol martıyı ne bilir

İzâ-câe görmedi Kâfirûnu duymadı

Kevser dimedi Ebter yâ Miskîni ne bilir

Beytin sâhibini o kimdir nasıl tanısun

Tokluğu Hak'dan bilmez haşyetini ne bilir

Cesedini fil görür Hümezetin lümezeh

Kendi dîninde gider Hak beytini ne bilir

Sarıkla cübbe abâsını evde koymasun

Dîn gölgesi câhili şemsü'd-dîni ne bilir

Halîl'in sözlerini hakkıyla anlamayan

Yoldan uzak dolaşır Muhyi'd-dîni ne bilir

197

Kaşların yazısını bana haber vir nedir

Ey müderris cevap vir Kur'ândaki er nedir

Sen seni bildin ise söyle ayakla elin

Seksenbin askerin kim bu ten ile ser nedir

Çukurdadır gözlerin ya burnun neden yüce

Dilin eğer doğruysa bu eğri sözler nedir

Mevlâ'nın kapusını kimdir sana aç diyen

Kendidir yine dirsen muhalefetler nedir

Bir mü'min-i muvahhid gibi gördüm gezerken

Bir'e varsa ikrârın evinde putlar nedir

Nemrûd değilim dirsin Halîl putların kırsa

Bu genci yakmalı deyû meşveretler nedir

198

Bir mûri Süleyman iden gördüm ki ism-i Rızâdır

Kulu yâda mihmân iden arzusu değil kazâdır

Rızâ bir vech-i Cemîl'dir herkese âşinâ değil

Nedir anı soranlara dirim ki lûtf-ı mahzâdır

Kim kalsa muhâlif ana mehcûr olur Mevlâsından

Her fi'l-i Hakk'ı hoş gören âlemde o mürtezâdır

Şedâidle mesâibi hüsn-i vechile karşılar

Anlar ki Hak sevgisine tâ ezelden mübtelâdır

Hatırlarda tefvîz ider yektâ şecî-i îmânın

Özün yâre teslîm ider ana ki Hak muktezâdır

Halîl meşâgil-i kalbin mâni' olur vasl-ı Hakk'a

Mesdûd olur şu semâlar sana ki her dem fezâdır

199

Ey nüsha-i kâinât mecmuâ-ı sâz u râz

Sen Mevlâ'na kıl niyâz ki maksûdun vuslatdır

Gayra varır mı sandın şu ki sana kısmetdir

Esbâba mı dayandın şirke bu bir nisbetdir

Gayrıya hâcetini sen neden arz idersin

Şâhlar şâhının kulu işi ana hizmetdir

Rızk içün dudağını açmak sivâya hâşâ

Aslâ senin işin mi yerin bâb-ı devletdir

Hırs u tamah sâhibi rüsvâ-yi her dû-âlem

Zengin ol Hak'dan diğerden her yanın ni'metdir

Her derdine çare buldun zâhid anın çün sen

Hemm-i îşi geçmedin fikrin îşe himmetdir

Diğerin maksûmini sanma sana vireler

Kadr-i mü'mini oldun neden işin şirketdir

Âlî kıl himmetini mahlûk ile hor olma

Her manzûre meyl idenler nasîbi nikmetdir

Kul elinde ne olur ki anı isteyesin

Şâhı varken kula söz idene kârı hışmetdir

Sebeb gerek velâkin müsebbibi bulmadan

Sebeb ne işe yarar ki encâmı zilletdir

Taleble mi zuhûra gelir bildin erzâkı

Rızkın seni talebde Halîl işin hulletdir

200

Vâkıf-ı esrâr olan târik-i her kâr olur

Fikr-i kesbi bilmez o varlığı îsâr olur

Seyyid-i âlem olur teslîm-i tâmmı bulan

Ne benlikde yeri var ne dahî hüşyâr olur

Aslından oldu haber terk eyledi faslını

Bu vîrâne de artık sanma ana yâr olur

Gönül Kâfı Ankâsı tutulmaz bu kafese

Mülk-i ukbâ'yâ iren içün dünyâ dar olur

Visâlin hamrı mahmûr ideli benden eser

Bulunmaz bende Halîl ism-i müsteâr olur

201

Bekâ hazînesinin anahtarı fenâdır

Anahtarı bulmadan sefer kuru anâ'dır

Seni yok bildin ise fakr u saâdet odur

Ben ile sen o dime Mevlâ'yâ bu senâ'dır

Kibir var ise sende şirkin zâhir bedende

Mü'min-i sâlih olmak fuâda i'tinâdır

Ateşle hava gibi yükselen helâk olur

Su ile toprak olmak mahlûkâta gınâdır

Bir cânı terk idenin bin cân olur bahâsı

Meskensiz olana yer var Kubbe-i Minâ'dır

Cihân-ı aşka dâhil ol, koyûben sivâyı

Emr-i Hakk'ı hoş diyenler sözü İhdinâdır

Mevlâ'yâ cân u gönül ile razı olursan

Bil ki her dem rızâsı işinde mübtenâdır

Viren men' iden Oldur Halîl bu kâinâta

Aksi bilenin işi hirmân-ı ictinâdır

202

Balık deryâda sorar deryâ dinilen nedir

Gözüm uyanur sorar ru'yâ dinilen nedir

Hulyâ hulyâm içinde dir ki hulyâ nerede

Hulyâ hulyâ içredir hulyâ dinilen nedir

Hayâlim hayâl ider ki hayâl nedir deyû

Güneş söyler ki şems-i ulyâ dinilen nedir

Şarâb kadehde gezer şarab nerede deyû

Derk-i esfel sorar ki süflâ dinilen nedir

Her zerre perdesinde kendini arar Halîl

Gözlerim sorar o göz elâ dinilen nedir

203

Senin aslın ne ise her dem dileğin odur

Su dâim akub arar aradığı da sudur

Dudak bir şeyi tefhîm itmek içün şu diyor

Halbuki kendini gör ki söylediği şudur

Akşam uykum didi ki uykuyu göremedim

Söyler uyku var mı aceb kendisi uykudur

Bir serhoşu sokakda gördüm kendini sorar

Ârif söyler ma'rûf mu bulmuşum o ki budur

Seyr idici seyr ider yüzünün örtüsü yok

Dir var mı birşey diyem benim içün örtüdür

Gönül hazinesinden sorulur nerede kenz

Yol sorar benden o ki yol içinde yolcudur

Fakra fahrı buldun ise küntü kenzi neden

Sordun Halîl soranlar gerçek midir sözcüdür

204

Her lahzâda mukallib kalbe bir dürlü nazar

İder, bir başka resme taklîb ol semte yeder

Gönül dilemez aslâ iki cihânda murâd

Vakit vakit değişir gönül yolları gider

Bu zülf ile dudak hem ten lezzetinden ayrı

Gönülde başka zülf ile yüz tebessüm ider

Cânânın dudağından alur her sözü bir cân

Her cânın ayrı cismi var, bu ten sırrı nider

Gönül âlemi başka ayla güneşi başka

Arş ile ferşi başka yıldızı olmaz heder

Şimşek gibi gönüle bir bak temâşâ eyle

Eniş yokuş yaz ile var mı gîce gün döner

Gönül levhine bakan okur cümle ulûmu

Seyr idemez o göz ki ola zerrece keder

Şerîatın âmili Tarîkatın âlimi

Hakîkatın kâmilidir bilen ayn-ı kader

Ârif eşyâ-yı fânî bir pula almaz anı

Halîl bulsa Rahmân'ı esnâmı kılar meder

205

Bu dünyâda bir cennet var anahtarı dünyâ kadar

Meyvesinin en ufağı tam Cennetü'l-a'lâ kadar

Hûrîsine hizmetçidir sekiz Cennet hurîleri

Binâsındaki bir taşı tam Cennetü'l-Me'vâ kadar

Mürtezâ'nın vârisleri cümle bunun içindedir

Girene bin sene gelir bir azıcık ru'yâ kadar

Bunlar Cennet ile değil Cennet bunlarla sevinir

Devlet anlara kim girüb kaldılar bir hafta kadar

Ceddim ilim kapusıdır söylemişdir bu sözü ol

Halîl'in hep bildikleri cihânda bir nokta kadar

206

Kabzı ile bastı Hudâ'nın kula hoş ilhâmıdır

Ya'ni men' ile atâya kâbil olan câmıdır

Bu iki emri nereden olduğun fehm itmeyen

Subh-ı sâdık bilmedi her dem anın akşamıdır

Kabzı nisyânında bastı dahî huzûrundadır

Gerçi ârif olanın her ikisi de kâmıdır

Ehl-i küfr ile nifâkın kabzıdır mâ-i hamîm

Ehl-i îmân ile hilmin mûcib-i ârâmıdır

Ol mukallibden haber virir Halîl sen hâzır ol

Zîrâ gâfil olanın ikisi dâd u lâmıdır

207

Bu dârı niye sevdin var mı bundan fenâ dâr

Bunu sevmezsin üç gün olur isen vefâdâr

Seninle nîce dem biz berâber olduk ammâ

Vefâsız olmadın sen bize aslâ kafâdâr

Rızâ-i Rabb'ı tâlib ol bul a'le'l-metâlib

Her dem ol nefse gâlib bulunûben cefâdâr

Kalbin eğer sûfiyâ buldu ise tûtiyâ

Aslâ bulunmaz riyâ olub gâyet safâdâr

Halîl ile iki gün Halîl ol görme Nemrûd

Ki mihmânı sever ol evi ol hem şifâdâr

208

Zâhid duysa dervîşi dir ki peygamber midir

Dimez dervîş olmayan hiç acaba er midir

Eğer bilseydi zerre Nübüvvet'in şânını

Hayretle söylerdi ki Yezdân-ı Ekber midir

Bir musannıfla fakîhi nebî kadar bilenler

Müctehidi görseydi dirdi ki beşer midir

Dervîşlik ibtidâsı müctehidin sonudur

Mâh-ı şer'i görmeyen hurşîd-i bihter midir

Şerîat ahkâmının tamâm yıldızlarını

Semâda dolaşmayan mâh-ı münevver midir

Semâ üzre Âdem'i görmeyen bu yolda mı

Görücü Meryem'de mi heykeli basar mıdır

İsâ'yı kim görmedi Tarîkata girmedi

Semâsına irmedi bu da muhtasar mıdır

Ey ki aklı serdedir Ak minâre nerdedir

Eyvâh gözün perdedir bu bir az haber midir

Sormuş idin nirdedir deccâlı, başındadır

Mehdî de karşındadır beklemek hüner midir

Yedi göğü kemâhı bir bir geçmeyen râhı

Görmez Halîl-ullâh'ı buna da Peder midir

Yedi semâ geçmeyen âzim-i sefer midir

Sidresinden göçmeyen tâbî-i Server midir

Âsar ile ef'âli sıfât ile ahvâli

Geçmeyüb halkı tâlî olan hak-perver midir

Mahmûd'un makâmında Ahmed'ini bulmayan

Vasl-ı Zât'a irmeyen ümmete rehber midir

Ey müddeî sûretin çok mütevâzı' fakat

Evhâmı kıyâs ile zunûnun ahter midir

Halîl memûr olmadan envâ-i da'vâyı koy

Sorarlar ki da'vâlar isbâta eser midir

209

Bu dem bir dem ki kadrini bilene merhabâ dirler

Hilâl kaşların bedrini silene gör hebâ dirler

Yatar gâfil gezer iken hesâb it uykuda n'olur

Hemân fikri olan dünyâ o fikrine vebâ dirler

Okur gûyâ ulûmi çok ararsan fehmini hiç yok

Hakîkat söz cânına ok buna itdi ibâ dirler

Gülün hârı bulunmak ism-i Settâr'ın murâdıdır

Geçüb hârdan güle irişene bâd-ı sabâ dirler

İrüb bir kâmile müşkillerini setr iden ahmak

Bu nâdânın Hudâ indinde adına cebâ dirler

Eğer kâmilse hall itsün deyû müşkilini bekler

Dimez ki bana muhtâç mı bu bed vehme tebâ dirler

Bu emsâl vehm-i bâtılla olur a'dâ-i Hak bilmez

Olur mu buncası da ey Halîl olsa kabâ dirler

210

Eğer yârimi bulsaydım bana kim olmaz idi yâr

Gönül muhkemce merbût olsa yâr medâr mı idi zâr

Gönülde sonu yok zevki bulaydı hep gönül ehli

Bilmezdi şehvet ne ya izzet ilm u câh ile ağyâr

Hudâ sever tamah itmez isen mülküne sen Anın

Eğer halkın elindekini görmezsen, kamûsı câr

Bütün ekdâr u âlâmın bu dünyâ sevgisindendir

Geçersen dünyâdan dost oldu sana ejder ile mâr

Bu dünyâ hem içindeki hayâl uyku ile evhâm

Eğer böyle bileydin kalmaz idi sende nâm u âr

O kim uykuda kalmışdır boşa duyguda kalmışdır

Uyansa işi görmüşdür ider bu vârı târ u mâr

Ne sırdır ki iki yoldaş biri rahat gider yolda

Diğeri mihnet ü taab elemle yolu kılmış dâr

Uyan yoldaş diyor ana diğer yoldaşı, ammâ o

Derin uyku ile kılmış yolunu bir deme kenâr

Aman şehveti koy hasmındır mahv eyler o seni

Helâk ider didi ammâ uyanmaz eylemedi kâr

Refîk-i şehvet İblîsdir ki anın aslıdır ateş

Nefs hevâ ile dünyâ çeker o gâfile dîvâr

Uyam anlara ben deyû bulur dürlü dalâle yol

Gider âyet hadîs u şer' ile sanursın Hak arar

Halîl bu bir ulu yoldur değil zannın gibi hâşâ

Uyan bir kâmile uyub tanı kim imiş ol Settâr

211

Sen sana virdin karar düşmân ile berâber

Kurtuluşa yol buldun hüsrân ile berâber

Eyvâh suç itdim deyû nâdim olmazsın ey dîv

Her dem seni eyi görmek hızlân ile berâber

Olmuş işin pek fenâ yarın seyr eyle anâ'

Bin kerre didim sana akrân ile berâber

Taşdan kara hem katı kalbin bulmaz necâtı

Almış gibi berâtı, küfrân ile berâber

Gezersin eğri eğri sandın özünü doğru

İblîse virdin bağrı püryân ile berâber

Hacc u savm u amelin mahv oldu yok haberin

Var nifâkdan eserin isyân ile berâber

Zikr itmedeyim dirsin mü'mine levm idersin

Sözde fikre gidersin nisyân ile berâber

Mü'mini görünce kalbin azıcık yumuşar

Emsâlini bulunca şeytân ile berâber

Ben anı sevmem işim eylenmek ana didin

Kur'ânda var temsîlin tuğyân ile berâber

Sen bu işde billâhi kazanmadın ey nâdan

Gitdin ateş yoluna hayvân ile berâber

Nemrud'u koymaz isen ateş kırbacı başa

Gelir hem de yanarsın evsân ile berâber

Alma Kur'ân'ı ele la'net ider o sana

Bin dürlü zenb olamaz Kur'ân ile berâber

Mutahhar olmayana tutmak harâmdır ana

Mahrem yanında durmaz mihmân ile berâber

Şân u şhretin içün mevlid adlı cemiyyet

Eylemişsin işitdim Mervân ile berâber

Her ne işi tutarsan âgâh ol ki hebâdır

Zîrâ Azâzil olmaz Rahmân ile berâber

Şerre dilin tiz döner hayra ağırca biraz

Anla tiz ayarını mîzân ile berâber

Hak sana perde açub gel kulum dise lûtfen

Bin mâni' düşünürsün noksan ile berâber

Zîrâ ol demde icâbetin Hakk'a hoş gelir

Bunu da sevmez İblîs a'vân ile berâber

Ol ise dostdur sana tâ doğduğundan berû

Tam seni zapt eylemiş butlân ile berâber

Doğrusu pek güç olur tâ ki saç ağarınca

Dost olanı terk itmek buhrân ile berâber

Hele o dostunla kal gidip sonra evine

Çün bu sözüm sana hoş burhân ile berâber

Hem de hulyâyı koma ki cennet ola yerin

Cehennemle birlikte gılmân ile berâber

Ey bî-çâre tiz uyan pişmânlık oduna yan

Gülmez Hakk'a uymayan peymân ile berâber

Yarasalar gibi şems-i Hak'dan kılma hazer

Yolda bellerde kalma tâbân ile berâber

Hak yoluna durma gir erenler izine ir

Sanma Hakk'a irilir tâlân ile berâber

Geç bu fâni fânusu olub sivâ-i nâsı

Koy sen bu cümle nâsı elvân ile berâber

Her eşyâdan Hak sana neler söyler baksana

Taş eriyüb aksana evzân ile berâber

Zakkum ağacını koy artık yemişine doy

Şehvet olmuş sana soy ağsân ile berâber

Tecessüs eylemede semt-i dalâli buldun

Söyle bunlar olur mu îmân ile berâber

Sırtına aldın kenef gitdin saraya taraf

Birleşmez ey nâ-halef eyvân ile berâber

Binlerce yüvesvisi kalbinden çıkarmadın

Bunlar olur mu sandın îkan ile berâber

Yeryüzünün envâ-ı hayvanâtı sendedir

Öldürmedin birini insân ile berâber

Her birin cânın gibi sakladın ez-derûnda

Ayrılmak dilemedin evtân ile berâber

Hakk'a hücûm idersin cehlin ile gidersin

Hem de benlik idersin emân ile berâber

Ateşle su cem'ini sanma idersin anı

Muhâl aslâ birleşmez imkân ile berâber

Terk itmeyen sivâyı Hak dediği riyâyı

şık mı ey mürâi ekvân ile berâber

Dönsene Hak yoluna uysana bir kuluna

Salın sağ u soluna elhân ile berâber

Âdâba kıl riâyet koy âdâtı nihâyet

Eyle seni vikâyet im'ân ile berâber

Her suçlarına ağla yakılub nefsi dağla

Pişmânlığa bel bağla efgân ile berâber

Sen sana kalma sakın olma dünyâya yakın

Gözedüb kıl evsâfın ihsân ile berâber

Dâimâ hâline bak olma Allâh'ına akk

Söyle her dem Hak u Hak ahzân ile berâber

Dilinden gayrıyı kes Allâh di sen her nefes

Aşkın havâsına es idmân ile berâber

Bekleme faslını hiç unutma aslını hiç

Ye's itme vaslını hiç erzân ile berâber

Korkma levm-i lâimden zarar gelmez hâinden

Âekinme behâimden erkân ile berâber

Sen sıdk ile kâim ol mâsivâya sâim ol

Gâyetle mülâyim ol a'yân ile berâber

Sanma Mevlâ bulunur kesel batâlet ile

Mâdem ki cân üns ider ezmân ile berâber

Her dem vüzû' içre ol deryâ gibi dîlde dol

Namâzda mescidde ol ezân ile berâber

Senlikden geçmez isen câm-ı Hakk içmez isen

Ol bilinir sanma bu iz'ân ile berâber

İçeriden içeri git yolda hiç zâhir olma

Çünki şhret umulur i'lân ile berâber

Ten beslemeği terk it Hak buğz ider sen derk it

Mevlâ'yâ vuslat olmaz ebdân ile berâber

Halîl sana ne disün yine bilmedin ise

Yol ile hâlini bil tibyân ile berâber

212

Âcizim ben ey Hudâ kudretin ile kıl nazar

Emr-i mahzûrda gurûra düşmüşüm koyub hazer

Sırr-ı sırrından ayân it bana ledünn ilmini

Kim anınla ideyim ma'nâda ben sana sefer

İlm-i nâfi' bahş kıl hem şeri'den ayrılmayam

Düşüb ilhâda iki cihânda bulmayam sakar

Cümle merâtib-i nefsi avn-i tâmmınla geçir

Geçmeden geçdim bilerek kalmayam Beyne'l-Beşer

Görmeyem mâ-fevkimi dînde imiş mâ-dûn gibi

İ'tibârı bulmadan olmayam aslâ mu'teber

Mekr-i ricâle olûb mâ'ruz merdûd olmayam

Dergâhından Hâdî hem de diyeyem ki Eyne'l-Mefer

Ol Muhammed Mustafâ Kureyşî Haşimî yolun

Bi't-tamâm erzânı kıl ki olmayam hiç der-beder

Aynı gayna kılma mağlûb Halîl'e Kur'ân'ı vir

Semt-i küll idrâki ihsân eyle Kâdi-i kader

213

Eğerçi câhile virmez meşamme hep cihân güldür

İçi hârdır o hâinin görür hârı gümân güldür

Gönül bağlamış avratla oğul kıza, nîce görsün

Ki nedir nefs-i Rahmânî ya aşkın adı cân güldür

Bu sahrâlarda gayrı yok hemân Leylâ'nın adı var

Bütün lisan Anı söyler ki bu cümle ayân güldür

Ne meftûn oldun ol zâil hayâl-i bâtıla zâlim

Ko her ne ki elinde var alırsan armağan güldür

Senin aklın eğer aşkı revâ görmezse cânında

Hemân terk it o gaddârı o kâtı' hemân güldür

O şey ki akl adın takub didi binlerce insâna

Seni teb'îde kast eyler oysa râz-ı nihân güldür

Bütün âyineden zâhir Anın yüzü Halîl ammâ

Ne bilsün uykuda gâfil ki tam Pîr-i mugân güldür

214

Kabzı basta tercih itmez ise sâlik tâğîdir

Çünki kabz-ı Girdigârın kula avn otâğıdır

Sâlik'in kesr-i hevâ-i nefsi kabz içre hemân

Yıkmağa emmâreyi vesîle kabz'ın çağıdır

Kişi sevdiğinin iki kollarıyla haz alur

Ol Hudâ'nın sevdiğine kabzını bil bağıdır

Basta mesrûr olanın yok hiç rızâdan hissesi

Hoş olur sûretde ammâ ma'nînin orağıdır

Çünki mahbûbdan olur cefâ ayn-ı lûtf olur

Hâline kalmak ibâdın arzusu ortağıdır

Ey Halîl derde devâ ne ise sen anı dile

Zîrâ rahmi ol tabîbin sînen üzre dâğıdır

215

Aşıklar ma'zûr olur

Efgânı meşkûr olur

Ehl-i aşkı ta'n iden

Mevlâsından dûr olur

Aşk yolu akla uymaz

Tedbîri nefse koymaz

Gamdan haberi duymaz

Gönlü hep mesrûr olur

Mâl u mülk ü hânümân

Olmaz âşıka dermân

Nâr-ı aşka bir zamân

Yanub âşık nûr olur

Kalbinde keder olmaz

Hiç şevki heder olmaz

şıkı yeder olmaz

Pîri ile hûr olur

Esmez aslâ her yana

Uymuş Kâmil insâna

Sırrı Anın Mevlânâ

Sûretinde hor olur

Bakmaz âdet-i nâsa

Muhâlifdir hannâsa

Azm ider Rabb-i nâsa

Her dem ana sûr olur

Şer'a riâyet işi

Sever fakîr dervîşi

Kalbinde yok teşvîşi

Çün dolu huzûr olur

Sevmez dünyâ ehlini

Görmez halkın cehlini

Gedâ bilir kendini

Hep ana mebrûr olur

Acele nedir bilmez

Yolundan avk idilmez

Anınla zevk idilmez

Kahrı çün makdûr olur

Ya'ni ehli aşka taş

Vuran Allâh'a savaş

İtmiş olur o kallâş

İki gözü kör olur

Ana sû-i zânn iden

Oldur nîrâna giden

şıkı gıybet iden

Kâfir u mağrûr olur

şık dostu düşmânı

Bir görür gülistânı

Bağ ile çölistânı

Seçmek ana zor olur

Ammâ Mevlâ'sı bakar

Düşmânın oda yakar

şık su gibi akar

Alçakda yürür olur

Hâli bir hâle gelmez

Şehr ile sâle gelmez

Sözleri âle gelmez

Hikmetden menşûr olur

şık medhinde kitab

Yazılırsa bî-hisâb

Olmaz Halîl o bir bâb

Ahbâbı mağfûr olur

216

Maksûdundan gayrı şeye itme zinhâr intizâr

Her mürîd olan murâdı içün eyler i'tibâr

Didi Peygamber ki niyet ile amel mu'teber

Hüsn-i niyetden diğerin eyleme sen ihtiyâr

Hem de fakrı tercih it her bir gınâya her zamân

Zîrâ ol mefhar-ı âlem fakra kıldı iftihâr

Fakrı sev fakrı ara fakîr ile her dem bulun

Fakrı bulmadınsa eyle bâri dâim iftikâr

Hulk-i seyyi' cümlesi mahv olmak oldu fakr-ı tâmm

Hüsn-i hûyi buldunsa oldun ittikâya müsteşâr

Söyleme ârif katında meğer emr ide kelâm

Vâcib olursa riâyet kıl idesin iktisâr

Ey Halîl âgâh olanlar ekserî kılar sükût

Anlaşıldı bilmedin çün eylemedin ihtisâr

217

Şehvet yolunda gamlı İslâmı gerçek midir

Savm u salât hacc u zekât i'lâmı gerçek midir

Hak zikri ağyârından kesmese zikir midir

Dünyâ çıkarına boş ikrâmı gerçek midir

La ilâhe dimeden maksad illâ olmasa

Kalbe huzûr dolmasa ikdâmı gerçek midir

Hakîkat esrârını bilmeden halka rehber

Olduğunu söyleyen ifhâmı gerçek midir

Cünüb iken hicâza giden hacı mı olur

Dünyâ ümîd idenin ihrâmı gerçek midir

Doğma körün gözleri güneşi hiç görmese

Dolandı gördüm dise akşamı gerçek midir

Ey Halîl Hakk'a kurbân olmayan oğlun mudur

Ruhları bî-irfânın ecsâmı gerçek midir

218

İç kırmızı şarâbdan ara sen insândadır

Sanma anı harâbdan mecmâ-i umrândadır

Kerâhate yaklaşan mü'min-i kâmil değil

Harâmı helâl bilir ol ki hep küfrândadır

Mekrûhu mübâh deyû halka da tervîc iden

Şeyâtin-i ins odur bilmez ki hüsrândadır

Ehl-i kemâl olanın zerrece hiddeti yok

Hiddeti âciz ider muktedir sultândadır

Kabz-ı Celâl ile hoş bulun olma levn ile

İnsânlığın kalmasa menzilin hayvândadır

Görür mü sandın anı heykeli basar ile

Ol gözün sâhibi ki rû'yeti elvândadır

Hacı mıdır ol gabî görmüşken beyt-i Halîl

Zemzem içerken dudak akl u fikri Van'dadır

219

Ehl-i câhı ta'n iden tâlib-i her-câh olur

Şol ki dinlemez anı ârif-i âgâh olur

Cîfenin tâlibleri birbirini ta'n ider

Kim kimi andıysa çok ol ana hem-râh olur

Gâfil ü zâlim hemân halka ider bed-gümân

Şunu bunu bir zamân söyleyüb güm-râh olur

Halka noksan bulmağı kendüne hüner iden

Ahmağı görse âkil dil Sübhânallâh olur

Akl u fikri merdûdun işe noksan bulmada

Bilmez o fiâli çün matrûd-i dergâh olur

Ağz açub söylemeği çün hüner bildi tûti

Kaldı kafesde her dem söylediği vâh olur

Çok laf ile yorulan seherde uyur iken

Sumt ile fikr idenin zikri İllâllâh olur

Hamle idüb eyleyen Nemrûd mudur ey Halîl

Buldunsa Rabbını, her ateş cilvegâh olur

220

Sarf-ı tâmma irmeyenler ind-i Hak'da sâf mıdır

Âdem'in Âdemliğine var işâret laf mıdır

Rütbe-i insânı bulmak sanma kâl u hâl ile

Virmeyen mevcûddan eser mazhar-i elfâf mıdır

Kâmilin kemâli bilinmeğe zemmi perde mi

Sırr-ı Hak bî-gânesi ey câmi-i evsâf mıdır

Çok fünûn u ilmi bilmek ma'rifet sanur bu halk

Her fünûndan geçmeyenler sırr-ı Nûn u Kâf mıdır

Te'lîf ü tasnîfi terk it hele bir insâfa gel

İsme mazhar düşmeyenler tâbî-i eslâf mıdır

Hadd u hudûdu sunûfi var mıdır kâmillerin

Ayn-ı Zâta mahv olan a'mallere esnâf mıdır

Kuleyi Kâf zu'm ider vehmini ol zâhid meğer

Söyle ey irfâna mazhar vardığı yer Kâf mıdır

Müddeî söyle visâl-i Hakk'a alâmet nedir

Post u tâc u hırka sûretin ile etrâf mıdır

Mesmû' veya mat'ûn-i halka gıyâbı ta'n iden

Ahmakın derk-i ucbu hiç vâkıf-ı eltâf mıdır

Ey Halîl şyle cihânda fetret ile gezenin

Me'vâsı nîrân mı nâr mı vâdi-i a'râf mıdır

221

Burada bulmayan hidâyet yarın Hakk'ı güç bulur

Kılmayan kutba riâyet tâli'ine suç bulur

Emr-i Hakk'ı kılmağa îmân-ı tâmm muhkem gerek

İblîse yâr olmayan her dem rızâya göç bulur

İsmail olub Hudâ'ya cânı kurbân eyleyen

Kendi âzâdına ol dem bu tenini koç bulur

Pîr-i kâmil ahdine durmaz müzebzeb meyl ider

Her yana, sonu murâdın hâsılını piç bulur

Hak hidâyet eyler ise kula, kul Hakk'ı sever

Baş mukadder baş bulur kıç ehli her dem kıç bulur

Sûret-i îmânda küfr olsa mukadder kişiye

Ayn-ı Furkân içre küfre gitmeğe bir uc bulur

Nâkısın gözüne Kâmil pekce enkas görünür

Ey Halîl huffâşa sor zulmetde şemsi hiç bulur

222

Ârif-i billâh sözü bil dertlere dermân olur

Dünyâda hâif olan uhrâda el-emân olur

İlm ile ma'lûmi ârif ile ma'rûfi nedir

Nass ve icmâı nedir anlamayan bî-gân olur

Her asırda yüzyirmidörtbin dahî a'dâd ile

Her biri bin dürlü Hak emrine fermân olur

Rütbe rütbe kulları var ol Hudâ'nın bî-aded

Ba'zı ehl-i zayf olur ba'zıları mihmân olur

Himmet-i âlî gerek dervîşin Hakk'ı bulmağa

Râh-ı Hudâ'da kanâat eyleyen pişmân olur

İki görmez ârifîn gözü velâkin gösterir

Sırr-ı Hakk'ı ifşâ iden insân iken hayvân olur

Mazhar-ı esmâ hakâyık câmii bir kâmili

Buldun ise, cümleden Anın yolu âsân olur

Değme bir külhânı sultân zann iden gördü zarar

Kayd u kuyûd ile Kâmil ki o bî-nişân olur

Yok alâmet ehl-i Hakk'a bilineler herkese

En hakîr zu'm olunan bil sâhib-i zamân olur

Bu Halîl'in sözünü cân sem'i duysa tiz bulur

Kendüdür alçak kamûdan gayrı hep zîşân olur

223

Bey' iden bir kâmile meyl itse gayra, tard olur

Zîrâ Hak merdinden i'râz eyleyen nâ-merd olur

İçi bin levs ile memlû bulunan kalbi bozuk

İ'tikâf itse de aslı üzre hâr-ı verd olur

Kendi-veş mağbûna itse bey'i sâbitdir hemân

Kâmili görse gözü gâyetde kalbi berd olur

Misl-i huffâş ihtifâda kalsa zulmet hoş ana

Çünki güneş görmesi anın kederle derd olur

İçi dışı başka anın adı münâfıkdır sakın

Ey Halîl insân olan bu âlem içre ferd olur

224

Tatlı sözünde hoca nifâkından eser var

Anlaşıldı başında bir aksi yel eser var

Düşünmeden söyledin hele şu sözlerini

Kuvveden fi'le geldi her suçundan hazer var

Kalbindeki tuğyânı ızhâr itdi dudağın

Câhil anlamaz ammâ duyan ehl-i basar var

Şu sözlerini te'vîle çalışırsın kâmile

Bil ana ey nazarsız, her işinden haber var

Zât-ı sudûrda ne var anı Hudâ bilince

O Hudâ'dan bilmeğe insân-ı mu'teber var

Gaybı kul bilmez ammâ Hak bildirirse bilir

Bu âlemde kalblere câsus olan beşer var

Hak anı kıldı şâhid kulun içi dışına

Entüm şühedâ hitâbı ile müftehar var

Güleç yüzü Kâmilin gafleti sanma Halîl

Hak emri üzre anda me'mûl ü mustabır var

225

Ol ki Hak indinde îmân şahsına makdûr olur

Kavl-i sâbitde durur her sa'yi de meşkûr olur

Esmez her semte hemân bir semti Hakk'a doğrudub

Halka bed gözükür ammâ ind-i Hak mebrûr olur

Tapmaz ol sûrete, düşmez nev'-i şirke zerrece

Hak delîlinden diğer, gözüne âlem hor olur

Horluğu nefsine isnâd eyleyüb Hakk'ı sever

Gâhî firkatle elemde, vasla âgâh mesrûr olur

Redd ile kabul arasında geçer vakti nîce

Ecre hamd idüb zünûba tâib u mağfûr olur

Redd kabûl içre bu dem gelir ecri terk ider

Vârı Hak'da derk ider nâr içre kendi nûr olur

Levh içinde kaydı matrûd gözleri mahtûm anın

Var alâmet zâlime bu fanîde mağrûr olur

Ehl-i Hakk'a yolu varmaz, varsa da tiz kat' olur

Zîrâ nâr ehli Hudâ nûrundan el-Hak dûr olur

Sâbıkînin zümresine giremez şehvetperest

Baş gözü dört olsa görmez kalbi dahî kör olur

Avratının resmini Kâ'beye asmış ol hacı

Koyduğu put beyt-i Hakk'a, mü'mine manzûr olur

Ehlidir, evlâdıdır arzusu taptığı anın

Hacc u savmı, ilm ü a'mâli tamâm menfûr olur

Dîn-i Ahmed ind-i Hak makbûl olan yoldur Halîl

Sanma her çengâl-i nefse asılan Mansûr olur

226

Ey Hakk'ı sevdim diyen gayra meylin hatâdır

Bu aşkın Mevlâ içün sana Hak'dan atâdır

Nefs-i emmâre sana desîseler ider kim

Gayrıya sarf idersin bu aşkı, nâ-revâdır

Ehl-i Hudâ'nın işi emr-i Hudâ'sız olmaz

Harâma meyl idenin tâatları hebâdır

Hudûdu var Hudâ'nın görmeyene ateşi

Korkmayanlar Hudâ'dan İslâmdan mâ-adâdır

Hak sûretli mülhidin Hak sanma sözlerini

Kâfirin küfrün kesen ol seyf-i müctebâdır

Şerîatden ileri zâhirde bir geçit yok

Sırât üzre bekleyen ehl-i nâr mübtelâdır

Tâbi'-i râh-ı Ahmed'de kemâl üzre bulunan

İki cihânda sâlim u müslim muktedâdır

Tarîkatden habersiz hakîkatde zâlimdir

Ma'rifetden esersiz merdûd-i indenâdır

Beyyinât-ı Halîl'in tafsîli sende mevcûd

Bu tezekküre olub i'lâm-ı mücmelâdır

227

Ehl-i nifâk şerrini pek usluca dağıdır

Sanursın ki lûtf ider hamiyyeti çağıdır

Vah acırım ana dir halbuki mahvın diler

Varının yoğun diler şâhidi göz ağıdır

Hîlesi sözlerini merhametle süsleyüb

Kuvvetli fesâd ider Azâzil tutsağıdır

Câmi de gör öndedir takvâ disinler deyû

Harâmların anbarı kim bilir kursağıdır

Fıskı zâhir olana selâmı eyler diriğ

Levm itmesün halk deyû her fıskın ortağıdır

Gönlü dolu buğz ile anı idrâk eylemez

Kendini insân sanur vahşetlerin tâğîdir

Her sûret ile gönül uğrusuna uğrayub

Karanlığını dime gözlerin çırağıdır

Ehl-i Hudâ sözleri kimlere ki kâr ider

Arş-ı muallâ Halîl anların durağıdır

228

Sırât köprüsüne benzer Tarîkat yolu ey server

Sen anı sanma ki geçer o kim akdan kara seçer

Anı bir sehl şey sanma yol urucuya aldanma

İkilik eyleyüb yanma o kim kılıç gibi keser

Neler görür geçince cân o sıratdan öte hemân

Geçemeyen bulmaz irfân Hudâ'yâ ol nîce irer

Cemîl olan sivâsından geçemeyen fenâsından

Demi urur bekâsından olur İblîs ana rehber

Ana irmek olur sensiz dahî var benliği bensiz

Sözünü bilmeyen densiz adûsundan olur kemter

Gerek ayn-ı visâl-i Zât değil vuslat hayâl-i Zât

İşidenler makâl-i Zât geçemezse olur ebter

Nazardan gayrıyı mahv it hem önce benliği ref' it

İçinden senliği def it yıkılsun kal'a-yı Hayber

Odur kim hâl makâli yok, visâl oldur hayâli yok

Mekâl oldur zevâli yok, budur peyâm-i Peygamber

Vatandan geldi bu nâme ki sen aldanma en'âme

Bakar mı hiç kâim-makâma halîfedir diyen Haydar

Hudâ birdir niteliksiz irilmez Ana meliksiz

Velâkin bil ikiliksiz iden iki şimirdir şer

Okudun nâme duymadın ikrârı câna koymadın

Kâmil insâna uymadın duymadın mâ zâğa'l-basar

Küdûretden gönül ârî olunca gelir ol Bârî

O dem gözler görür yâri hafîd-i âleme mefhar

Ki zîrâ incedir kıldan değildir ta'rîfi dilden

Nemrûd mu göre Halîl'den nîce yanmaz o kim düşer

229

Bunlar anlardır ki lillâh terk-i sâmân itdiler

Ayn-ı zulmetken kulûbi şems-i tâbân itdiler

Bakmadılar âlemin hem azına hem çoğuna

Terk idüb şâhı gedâyı azm-i Rahmân itdiler

İki cihân nimetini bir nazarda terk idüb

Devlet-i sırr-ı visâle derk-i iz'ân itdiler

Mâsivânın cümlesinden ayırıb gönüllerin

Mümkinâta virmeyüb yol beyt-i sultân itdiler

Dost-u Hakk'ı dost bilüb Düşmânına buğz eyleyüb

Fîsebîlillâh nîce ahbâbı düşmân itdiler

Geçüb İbrâhim gibi Azer ile hem sahrîden

Ehl ü evlâd ile nefsi yâre kurbân itdiler

Hak vücûdudur vücûdu bunlar oldular Halîl

Hem habîbdir sonları her sırrı seyrân itdiler

230

Hakk'ı görmek dileyene cânda olan göz yeter

İnsâf ile anlayana söylenen bir söz yeter

Ol ki insândır yüzü ammâ hayvândır özü

Hakk'ı duymaz hem de görmez gözlerine boz yeter

Hakk'ı bulmak ile kendün cümleden iden beri

Gayrısını neylesün Allâh'ı bulmuş öz yeter

Nâr-ı aşka yanmağa kâbil olan barut gibi

Nâr-ı cahîm istemez ana hemân bir köz yeter

Şekerin dâdın bilmeğe gerekmez dengi deng

Ey Halîl sağlam olan dile şekerden toz yeter

231

Kim ki hısn-ı Hudâ'ya girmedi şakî oldur

Kim bakmaz mâ-adâya sermed-i takî oldur

Ehl-i cennet ile nîrân bilinir cân ehline

Ağyârından ayıran Hudâ'nın sevki oldur

Cihâna meyl idenler inanmazlar Hudâ'yâa

Hemân Hakk'a gidenler arayan fevki oldur

Kin kalmaz ise şâyet inâyetden eser ider

Ki lûtfu bî-nihâyet sûfînin şevki oldur

Gadab var ise tende muhakkak ehl-i dûzah

Behîm sûreti sende kilâbın zevki oldur

Tak ipi gerdânına Halîl bağla tiz anı

Sabır gelse cânına koy anı tavki oldur

232

Senin çün geldi mürseller

Senin içün eser yeller

Senin çün gözdeki seller

Seninle yücelir eller

Senin içün akar sular

Senin çün hoş yürür yollar

Senin çün gamlı yüz güler

Senin çün zikr ider yeller

Senin çün mevc ider deryâ

Senin çün dîlde hoş deryâ

Senin çün cûş ider deryâ

Nihâyetsiz akar seller

Senin çün sûm'a ve mescid

Kuruldu geldi her mevlid

Senin çün ni'meti mezîd

Diler salât ider diller

Senin çün mü'mini kâfir

Geldi esnâf-ı halk vâfir

Senin çün sebt olur sâfir

Umar senden bütün iller

Senin çün âşık u ma'şûk

İstiğnâsıyla nâzı çok

Senin çün oldu kamer şakk

Senin çün savt ider ciller

Senin çün medh ider celîl

Sana Kur'ân'da dir cemîl

Senin çün vasf ider Halîl

Yakâlar çâkk ider eller

233

Gör bu zamânın insânı Hak dînine ne dimişler

Neyi hoş görmedilerse harâm adına dimişler

Ruûnete nezâfetdir diye dürlü yola gidüb

Dînin esasların koyub esas fer'îne dimişler

Gerçek İslâm olanlara horlukla bakub anlara

Kaçub aksi kenarlara bakman sözüne dimişler

Râh-ı eshâb u tâbiîn nedir meslek-i sâlihîn

Tutanlarına tâlihîn gitmen izine dimişler

Mevlâ'nın ibadetini koyub tutmuş âdetini

Anlar ki kötemiş etini gerçek özüne dimişler

Kibr u hevâ ucb u riyâ idene şeyh ile dervîş

Dünyâsıyla mülevvesin tahsîn ilmine dimişler

Deryâyı görmeyen içün batak bahr-i muhît olur

Anın çün câhile dûzâh odu cehline dimişler

Halîl senden ednâsı yok bu mahlûkâtın içinde

Hemân sen seni gözetle deli mi bu ne dimişler

234

Bu irfânın çokluğu sor sende cânım hüner midir

Yokluğu bulmayanı gör âlemde zerre er midir

İlm ile fünûnun seni meşgûl eyledi Bârî'den

Bilinmek fikrini hâmil ol cesed üzre ser midir

Bil düşmânın sana senin gafletini haber virir

Söyle anın düşmânlığı Mevlâ'dan sana şer midir

Hudâ gör bu kâinâtı nîce sınıflar eyledi

Her birin yerli yerinde göremeyen basar mıdır

Hikmetler ile irfânı koymayanlar bu elvânı

Halîl tasrîf-i fânî kılmak eyi mi keder midir

235

Hak diyen âşıkların her işleri Hak olur

şıka âsî diyen Mevlâsına akk olur

Mevlâsına cilvesi hem nazı sâdıkların

Geçer, geçmez gayrının tâati figân olur

Altunu yimez toprak suç dahî âşıka bak

Aşkdan ol bî-nasîbin altunu toprak olur

Temelsiz ihlâsına güvendi gâfil zâhid

Zühdünü aşka satmaz gör ki bî-mezâk olur

Levm itse kendüni halk dîn u îmânı hebâ

Hürmet ü medhi sever fâsık-ı mutlak olur

İsyânı tâatlere tercîh eyledi Halîl

Çünki sıdk ile tevbe tevhîdde bir sâk olur

236

Sakın virme haber âşık bu gîce geldi yâr-ı gâr

Eğer sumt eylese dilin fecirde şems-i yâr doğar

Sakın bu sırr-ı yârî kimselere itmeyesin fâş

Gönül esrâr-ı kenz olsa içinde şehr-i yâr doğar

Bu bahr-i aşk sana bir lü'lü-i şehvâr virdi ise

Anı bir yâda söyleme ki başına dolu yağar

Bu sırr-ı aşkı Hak il'e viremez virse zarârdır

Eğer bir damla buldunsa anı sal göklere ağâr

Ki zîrâ bu aşkın yokluk ider îcâb gidenine

Ne ki elindedir terk it Halîl gör ki neler doğar

237

Aslından uzaklaşan dumanı gör karadır

Yanmak içün yaklaşanların azmi yâredir

Eşyâda esrâr-ı Hakk'ı görmeyen âvâredir

Tahsîl-i irfândan özge kalan bî-çâredir

Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır

Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır

Merhabâm var ezelden o güzel cânanıma

Aslâ merhamet itmez âhıma efgânıma

Bilmem kast eyledi mi iki damla kanıma

Bilmem murâdı irişdirmek beni kânıma

Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâra'dır

Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır

Toprak idim gülerdi un olmuşdum elerdi

Çünki yetim olmuşdum gözlerimi silerdi

Koç iken kurbânına bıçağını bilerdi

Bilmem ki dürlü elvânımda o ne dilerdi

Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır

Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır

Bana sen varsın didi cehl olmuşdu sıfâtım

Ol dem ki yârsın didi mahv oldu her cihâtım

Adem levhini okuyunca bildim memâtım

Hayy ü Vedûdu buldu bilmem bulan mı zâtım

Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır

Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır

Dûzah korkusu yakdı harâb itdi gönlümü

Kül olunca komadı türâb itdi gönlümü

Cefâ safâsı nehrine âb itdi gönlümü

Kapuyı bekler iken mihrâb itdi gönlümü

Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır

Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır

Fakr u fenâyı buldum tükenmez devlet imiş

İzzetlere irmeğe vesîle uzlet imiş

Ehl-i Hak didikleri gizlice millet imiş

Halîl olmakdan murâd dost ile halvet imiş

Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır

Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır

238

Perde-i Gaybü'l-guyûbi ref' ideni kim görür

Buldu Settârü'l-uyûbi dû-cihânı bîm görür

Heykeli halk içre gezer da'vet emrin alalı

Ehl-i nasîb tizce sezer gâhilân görmez olur

Terk-i şehvet itmeyenler görmez o sultânları

Çokca ülfet itmeyen nâ-mahreme irmez olur

Sanma geldiler geri ol hazrete irişeli

Gördüler hiç bir yeri şol gayrı çün olmaz olur

Hak'da mahv olmuş vücûdu ne bilir a'dâ nedir

Bây ve yoksulun sücûdu ana seçilmez olur

İki âlem ni'metini terk idüb bir lahzâda

Kaydılar mihnetle zevkin gayra geçilmez olur

Her an içün yâr oldu anlar tâ ki yâre irdiler

Oldu vîrân hânümanlar baykuş beğenmez olur

Ehl ü evlâd görmeyüben zerrece nisbet ile

Farkı terke ermeyüben yolda hiç durmaz olur

Vâlidîne virmeyüb iş'ârı ma'şûk iline

Azm ü sefer kıldılar Halîl sana sormaz olur

239

Bulanlar hoşca bir kârı diğer işleri neylerler

Kılanlar yârine zârı bu teşvişleri neylerler

Sevince Mevlâ kulların keser gayrıdan yolların

Koyun dir sivâ çöllerin boş gülüşleri neylerler

Yürümeden murâd ol şâh olmasa her sa'yin tebâh

Mâdem olur baharı âh yaz ve kışları neylerler

Hak'dan olmaz ise tenzîl ne bilir söylesün Cibril

Şunlar ki Hak dimedi bil bu inişleri neylerler

Bir mesleğin sonu Hudâ olmaz ise ol mâ-adâ

Olur önü Hak'dan cüdâ bu gidişleri neylerler

Buldu ziyan iden kârı kaldı ancak ana Bârî

Kodu ardına gaddârı abes dışları neylerler

Ağlasun bunda kâr iden Hak'dan diğeri var iden

Hem ağyârını yâr iden boş alışları neylerler

Ümid-i mâsivâ itme gerçek derde devâ itme

Kendini bî-nevâ itme gıll ü gışşları neylerler

Meyl itdin yine dünyâya Halîl meyl eyle Mevlâ'ya

Gel asla ki budur gâye boş duruşları neylerler

240

Cümle derdin devâsı Ahmed Mustafâ Haydar

Aşk ehli reh-nümâsı Ahmed Mustafâ Haydar

Nûr-i Nübüvvet sırrı nûr-i velâyet sırrı

Hakk'ın hidâyet sırrı Ahmed Mustafâ Haydar

Nefse olub mücâhid riyâkâr olma zâhid

Bil bunlar nûr-i vâhid Ahmed Mustafâ Haydar

Bunlar nûr-i ezeldir birlikde lem-yezeldir

Bî-misli bî-meseldir Ahmed Mustafâ Haydar

Esâs-ı her dû-âlem sâhib-i Levh u Kalem

Mümît-i cehl u zulem Ahmed Mustafâ Haydar

Ayn-ı Hudâ mazharı ehl-i Hudâ ma'şeri

Bulunanların sırrı Ahmed Mustafâ Haydar

Şefî-i her gedâdır ayn-ı fazl-ı Hudâdır

Cümleye pîşuvâdır Ahmed Mustafâ Haydar

Geçüb nefsin tavrını gör birliğin sırrını

Viren envâr devrini Ahmed Mustafâ Haydar

Recâi'nin sürûru gözde cânda huzûru

Yerle göklerin nûru Ahmed Mustafâ Haydar

241

Dîl iklîmindeki şâhım Ali'dir

Usûl erkân ile râhım Ali'dir

Görünmez gözlerime cümle eşyâ

Her demim câh-ı gâhım Ali'dir

Doğan gerçi dolanur misl-i hayâl

Gölgesi şems ile mâhım Ali'dir

Gölge değil gölgesi zerresidir

Cihân şemsi dir ki câhım Ali'dir

Hakîkat melce'im sırr-ı İlâhî

Recâ ilticâgâhım Ali'dir

Hak buyurdu ki Arslanım Ali'dir

Anın çün dîlde mihmânım Ali'dir

Aşk u şevk ile bendeyim o şâha

Cihânda dîn u îmânım Ali'dir

Ali ikrârı var mü'min olanda

Nifâklı dir ki düşmânım Ali'dir

Koma kalbinde zerre şekk ü şübhe

Rasûl dir dîdâr-ı cânım Ali'dir

Velîler Pîri İmâmu'l-Mukarrab

Emîrü'l-mü'minîn hânım Ali'dir

Tarîkin cümlesi gördüm derûnda

Diyorlar derde dermânım Ali'dir

Bu yüzden kimsesiz kaldım Recâî

Vârım usûl ü erkânım Ali'dir

242

Fakîru'l-Hak Nûr-ı Hak'dır Ana uyan nûr olur

Kim ikilik itse Ana Hak yolunda dûr olur

Çün Odur sırr-ı Kelîm'im mazhar-ı Gufrânı'r-Rahîm

Gitdiği râh-ı Rızâ'dır vardığı dağ Tûr olur

Kâr-ı Fir'avn oldu Mûsâ'yâ muhâlif olması

Kim ki Fir'avn meşreb oldu uymamak ma'zûr olur

Nefse uymak kârıdır Şeddâd u Kârûn gibinin

Dünyâ seven Hakk'a doğru gidemez mağrûr olur

Nefsinin hevâsına uyub da şeytânirracîm

İtdi hased kim koğuldu tard ile mezkûr olur

Yedibin yıl kıldı tâat hep hebâ oldu hebâ

Secde-i âdem'den ebâ eyleyen menfûr olur

Fukarâya çevre takrîr iden olur bahre muhît

Girerek rukk-pâreye bir ulu menşûr olur

Kudret-i Hak kâfîdir zerreyi güneş itmeğe

Kim ki sözüme inanmaz küfr ile mezbûr olur

Sen ile ben bu dimekdir var olan bir Hak'dır Hak

Cümle emrini mukadder bilmeyenler kör olur

Hil'at-i Halîl'den fakrını fahr eyleyen

Hak fakîrini hor gören ind-i Hak'da hor olur

243

Aceb sanursın senden bu sözleri lisan söyler

Ve unsur ile terkîbi idilmiş lahim-dân söyler

Sana senden beyân Küntü kenzin remzini

Allâh alub elvân-ı anâsırdan nihânen bî-ayân söyler

Seni bir gözne idünüb dönünce yüzünü sana

Ne var ki künhünü sakla revâsından nihân söyler

Ararsın çarşu-yı fânîde şu adlı kitâbı kim

Değil hâric vücûdundan okur hem râygân söyler

Revâ mıdır sana sendeki şu eşyâyı yok bilmek

Ki âlem var görüb senden okur anı revân söyler

Gözetme sâni-i sun'undan ırak aslâ ayrılma

Hafâsı var verâsından olan gâfil gümân söyler

Bilen nefsi bildi Rabbini dimek ne ma'nâdır

Anı çün al fikrine şefî-i dû-cihân söyler

Libâs-ı ten ile mağrûr olub anları görme kim

Bu iki perde ardından rumûzu ârifân söyler

Hayâldir perdedir ten ibret ile seyr iden göze

Dime ki nutk iden oldur, anı sağ durduran söyler

Hidâyet bulayım dirsen sakın tebdîl-i dîn kılma

Ne sözler var ki mel'undur aklına uyduran söyler

O ki anın adı ancak ikâldir Hak huzûrunda

Değil mebde' meâd ile umûr-u îş hemân söyler

Şarâb-ı lâ-yezâlinden içem sekrân olam dirsen

İmâm it aklına aşkı ki hak söze uyan söyler

Mekân-ı lâ-mekâna ir zamân-ı bî-zamâna ir

Nihân-ı bî-nihana ir ki derdini duyan söyler

Recâî âşık u ma'şûk olursun nâtık u mantık

Ya kimdir sâdık u masdûk odur kim bî-zibân söyler

244

Eb-i müşfik gibiyem âlemde kadrim kim bilir

Her güne 'îd olmuşam her şebbi kadrim kim bilir

Çok sitem çekdim yârdan ve hem ağyârdan ammâ

Ağuyu kâseyle içdim leyl-i bedrim kim bilir

Ol ulu Sultânım itdi hoşca terbiyye beni

Dehr içinde dürr isem de gizli sadrım kim bilir

Sürünüb hâk üzre bir dem görmüşüm ummandayım

Yâr-i sehâb olmuşum nedretde nezrim kim bilir

Yer u gök itmez tahammul itdiğim bârâna ben

Kudret içre gûh-i Kâf hem oldu medrim kim bilir

Çok cefa çekdim bu fânî dehr-i derûndan ammâ

Bir nazar kıldım ki rû'yetimde gadrim kim bilir

Çün Halîl'den kâil oldu bî-nazîr ü bî-mesel

Kudretini bilmeyene nîce hedrim kim bilir

245

Ah u feryâdım benim arşa irmiş geçiyor

Nirde imdâd ey sînem cân bî-çâre göçüyor

Mâşûkunun çok nâzı yakdı yüreğimi âh

Yanan yürek alevi gözümden kan saçıyor

Bin dürlü nâz u şîvenin biri var mı bende

Tâkat yok bu bedende kafesden kuş uçuyor

Bir açub bir kapayub yüzünü zâlim bana

Hiç merhamet eylemez hançeri kan içiyor

Kime itmiş rahmi ol kan ağladı Enbiyâ

Re's-i Yahyâ'yı kesüb imâmeyni biçiyor

Bilmem ki kahrı Anın lûtfu yerine midir

Açınca cemâlini görem dirsem kaçıyor

Sîne-i vaslını her dem kapar bana Halîl

Yâd yüklenince Ana ol sîneyi açıyor

246

Şems-i tâbân görmek ister beyt-i mezâlim komaz

Hacc-ı ekber kılmak ister el ile yüzün yumaz

Nehri geçmek istiyor basdığı yeri komadan

Bilmemiş rû'yet-i dîdâr tâlibi hiç uyumaz

Dürlü dürlü işlerini bilmez sanur ârifleri

Bilmemiş ki âriflerin gözleri duman bürümez

Gaflet ile geçirüb evkâtı dir Hakk'ı görem

Tâlib-i rû'yet gözü bilsün ki nemden kurumaz

Aşk-ı Hak olmazsa envâ-i sadâ virmez vuhûş

Elem ü firkat nedir bilmezse kilâb havlamaz

Cümle eşyâ dem-be-dem tekmîle giderken beşer

Dinleyenler acaba bu dersi niçün okumaz

Mûcib-i saht bütün ef'âlini ityân eyleyen

Âsî neden gözyaşı silmeğe mendil dokumaz

Ol ki Hak düşmânıdır gîcesi gündüzü ferâh

Zu'm ider şöyle ki Halîl ana kahhâr kâkımaz

247

Hudâ'nın gayrısıyla yok bizim şuğl ile kârımız

Bizi bî-gâne zu'm ider bed-gümânlı ağyârımız

Dünyâ ile Ukbâ terkidir yolumuz sermâyesi

Ehl-i dünyâlardır deyû bakar bize ecvârımız

Yok iken ağyâr ile hiç îş ile hem ülfetimiz

Neden geldi bize dir dürlü levm iderler bî-vârımız

Âdetidir evvelinden tâ sonuna bu dünyânın

Ehline önce güler sonrasıdır eşrârımız

Kim bu ker-hâneye gönül virse şeksiz ehlidir o

Çıkmayan andan, olamaz şübhe yok ebrârımız

Girdi Nebîler Velîler ammâ gönülden berîler

Buna fehmi irmeyenler dir mi ki var evzârımız

Ehl-i safvete fenânın kîl u kâlinden ne gamm

Hâli bâle terk idenler oldular hep serdârımız

Hücceti Kur'ân olanlar kâl ile hâle serdir anlar

Ehl-i cidâl durur anlar deyû söyler gaddârımız

Dîn ü şer'i âlet iden ol İblîsin iğvâsına

İki cihân mel'ûnudur, oldur bizim zarârımız

Noksanımdan âlemin her semti nâkısla tutdu yüz

Naksı görmez kâmil olsa dîdedeki envârımız

Müddeî bâtıl cidâle beyhûdeye uğraşmasun

Ehl-i Mantık ile Halîl yokdur bizim etvârımız

248

Gölgen güneş güzelim sana gözler doyamaz

Ey Mahbûb-ı ezelim yâd el sana varamaz

Şol demdeki Emîne geldi rûy-i zemîne

İşaretdi Emîn'e ki doğub kıldı namâz

Götüre Şâha bizi el tutub râha bizi

İrdire mâha bizi ansız kimse varamaz

Geldim ol dost ilinden ele alub gülünden

Tutdum Pîrim elinden münkirler anlayamaz

Çün Tarîkat esrârı zâhid gider evzârı

Hakîkate kim zârı kılar ise duramaz

Gider yârin iline devâm idüb yoluna

Bakmaz sağ u soluna sivâ ana yaramaz

Halîl o yâri bulan bir kuluna kul olan

Gönlü şevk ile dolan gayrı kârı aramaz

249

Cehd iledir Hak yolu zinhâr cedd ile olmaz

Mevlâ'ya al git kulu kulluk sadd ile olmaz

Dilde da'vâ ne gerek cinsi temiz olana

Elde me'vâ ne gerek vuslat hadd ile olmaz

Kendin olmuş bed-ağyâr elinde şeceren var

Kalbinde hacerin var ni'met kadd ile olmaz

Senin gibi mi ecdâd oldum diyorsun ahfâd

Bes sende İslâmdan ad ismet add ile olmaz

Rasûl'ün âli uyan ceddin rengine boyan

Tenbel tenbel uyuyan gaflet vedd ile olmaz

Âl-i Resûl'üm dirsin virsem dünyâyı yirsin

Meğer sen dîve pîrsin hürmet hadd ile olmaz

Buğz eylesem küfr olur bana mezar hafr olur

Sevmem ilmim cifr olur haslet redd ile olmaz

Sevsem seni şirk olur çünki işin çirk olur

Bir nifâkın kırk olur hizmet bed ile olmaz

Sen uy ceddin yoluna beni de al eline

Şâyet Mevlâ biline bilmek medd ile olmaz

Âl olanların ilmi bahş ider Hakk'a hilmi

Halîl ta'lîm it silmi girmek sedd ile olmaz

250

Bir muvakkat gelişdir bu bir günden fazla kalmaz

Bir saatdir zamânı ikincisini almaz

Va'z itme bana vâiz yarın korku var deyû

Ben zamândan geçmişim geçen yarına dalmaz

Sözlerimden hoşunu alub diğerin atma

Zîrâ tabîb hastaya yaramaz devâ salmaz

Azıcık varlığı terk it hele küçül sen biraz

Sûretde ingin olan ma'nâda da ufalmaz

Sende kemâl olaydı bu dilin lâl olaydı

Hâllerin bâl olaydı derdin artar azalmaz

Her şeyi Hak eşyâda görmek değil ma'nâda

Ukbâ nerde burada dolmaz hem de boşalmaz

Münezzehdir Zâtu'z-Zât mâsivâsından bi'z-žât

Ey Halîl küllü'l-cihât onundur gayrı kalmaz

251

Hak didi ilmi ihâta itmeyen inanmaz

Hakîkat akvâline câhiller Hakk'a kanmaz

Kişi bilmediğinin düşmânıdır her zamân

Deyû Zeynel Âbidin eblehe sâ'ye salmaz

Dir ki Yâ Rab hakîkat ilmini söyler isem

Dinilir bana ehl-i îmân hiç yanına varamaz

Hep toplanırdı ricâl-i gabîler katlime

Tâ göreler akbah re'ylerini Hak almaz

Muhakkak saklarım ilmimi, hem cevherlerini

Ki câhil görmeye hak, çün hak ana hak olmaz

Ehl-i cehle fitnedir esrâr-ı irfân-ı Hak

Halîl dudağını yum ahmağa açmak olmaz

252

Ey her işden haberdâr sana ârif dinilmez

Sanma irfân yoludur bu yol böyle gidilmez

İrfân oldur haberin olmaya dû-cihândan

Çün esrâr-ı Melekût köre ta'rif idilmez

Âlim olmak dilersen sudûrdan al ulûmu

O bir ilim ki sutûr ile hiç kesb idilmez

Mevcûdu bulmak istersen koy maksûdu tizce

Taklîd u zann ile bir hakîkat fehm idilmez

Bu hamse-i havâssın alırken zevk-i fânî

Havâss-ı bâtından hiç sana hisse virilmez

Nefy-i havâtır eğer pîşe değilse sana

Cür'a-i mey-i irfân içmeğe hükm idilmez

Hemân Hudâ'ya sefer dîl Kâ'besine gerek

Diğerleri sakardır Rızâ yolu bilinmez

Kalb evinde bulmadın ise arz-ı Hicâzı

Halîl bin kez Hicâz'a gitsen de hacc idilmez

253

İlm-i Hak'dan sana virilen değil çok, bil ki az

Ey Hâce, bugün niçün eylemedin intihâz

Neden arayub o yâri cânın içre bulmadın

Sen bu hâl ile sanursın oldun ehl-i imtiyâz

Hazreti İbrâhim Allâh'dan diğer a'dâ didi

Sen bu halkın dostluğundan eylemedin ihtirâz

Hak Habîbine atan Ben oldum dimiş iken

Sen bu ma'nâya cândan eylemedin ihtizâz

Hem size sizden yakınım didiğini işidüb

İtmedin insâf özünü halka sandın şahbâz

Cümle benî âdemi Hak cümleye tekrîmini

Duymuş iken anlara sen görünürsün serfirâz

Cümle âdemoğluna Hak bir de Halîfe didi

Sen bu sırrı bilmedin, söz eyledin azla derâz

Her nerede olsanız o sizledir dimiş Hak

Kimse yokmuş gibi meclisde açıldın ey mecâz

Hak sana i'zâz u ikrâmı tamam kılmış iken

Gayrının i'zâzına nâz itdin ey ehl-i tırâz

Lûtf ile her bir inâyet-i Hudâ yakın iken

Halkdan tenhâ kalınca vahşet itdin çün gürâz

Kalbinin içindekini âlim iken ol Alîm

Hak bilir bende riyâ yok deyüb itdin bed avâz

Zerre nûra nûr iken yerler ile göklerin

Cismin Anın Tû'ru iken bilmedin nedir bu râz

Küllü şey'in hâlikun okur o hâfız her zamân

Ammâ İllâ vechehû dimez ki Halîl gele vâz

254

Ehl-i kemâl sağlığında mı sandın hünersiz

İki gün rağbetinden tiz usandın değersiz

Olmuşdu o mezârı kılmış iken ziyâret

Gözünden damla inmez uyursun ey ciğersiz

Kalıbı sanma kalıb fîhi mevtâ içinde

Bir mevtâ ki dirilmiş ba'del-mevt ey habersiz

Hakîkatın sırrını bilen keşf iden olur

Her bilgi sâhibinden yüce dârı hazersiz

Söyleşür sanki ahbâb sanursın anı fi'l-bâb

Halbuki yeri mihrâb görünmez o şecersiz

Fehm eyledinse müjde sana kelâmlarını

Mahzâ Hadîs ü Kur'ân okur sana basarsız

Hizmet iden kamûya sen gidersin tamûya

İrişsen ol hoş bûya görür idin nazarsız

Anı görürsün insân ayn-i aşk diye bil ân

İnkâra kul her âsân düşersin mu'tebersiz

Mi'râc-ı rûhu bulmuş da'vet-i Rabbe irmiş

Kim ki ana kör olmuş dû-cihânda zafersiz

Ne vakt idersin yâ Rab nasîb görem ben Anı

Alam vecd ü hâlinden olam gamdan esersiz

Gerçi alâkası var sûretle bu fânîye

Gel o Halîl sanursın zenân ile püsersiz

255

Vaktinden evvel gonca gül olmaz olmaz olmaz

Kul vuslatından önce kul olmaz olmaz olmaz

Dolmadan şâd u revân musluğun açma ey cân

Ben oda yanmayınca kül olmaz olmaz olmaz

Benliği sevmem diyen gerçek midir söyleyen

Dil hamûş olmayınca ol olmaz olmaz olmaz

Gerçeklerde da'vâ yok sükût itdi oldu çok

Su yollu akmayınca göl olmaz olmaz olmaz

Seyr it kâmil âdeme cilve kılar âleme

Dikeni yakmayınca yol olmaz olmaz olmaz

Hak vire gerçek delîl kıla bizleri Halîl

Göz dosta bakmayınca şol olmaz olmaz olmaz

256

Didi Peygamber ki Mü'min iki semme uğramaz

Bir defâ soksa akrep iki kerre sokamaz

Ya'ni aldanmak bir olur mü'mine iki değil

Çünki suçdan tiz döner mü'min geriye bakamaz

Hasbü'n-nisyân yıksa bir gönül ider tevbe kesîr

Bir dahî tekrârı yokdur aslâ gönül yıkamaz

Hak rızâsından diğerden medhali yok zerrece

Zîrâ şer'-i dîndedir sâbit o andan çıkamaz

Her dem içre ey Halîl tevbeden olma sen berî

Suçunu bilmeyeni Hak mağfiretle yıkamaz

257

Kuş konunca bir yuvaya âşiyandır geçemez

Yine gelüb arar anı bilse de o seçemez

Kalsa cismiyle kanada bir yere uçar mı hiç

Cânı sabr idüb inâda gidüb bir su içemez

Sanma re'yimle kalırım dönmek ile cismine

Kaderi cebr ider anı vakti gelse geçemez

Kalamaz bir yanı saklı kendüyi makdûreden

Kimse kadersiz libâsını da çünki biçemez

Bil Recai dirilirsin haşra gelince dahî

İtdiğinden sorulursun kimse Hak'dan geçemez

258

Aslında pâk idin şimdi zelîl oldun ey Azîz

Hem bi-pâk idin ey mecîd şimdi alîl oldun Azîz

Bilmedin aslâ kadrini bulmadın yüce sadrını

Gördüm çok idi bedrini şimdi kalîl oldun Azîz

Seninle idi her murâd bulan olurdu ber-murâd

Her yaramaz işlere ad şimdi delîl oldun Azîz

Elest de dimişdin Belî hem sen idin önce velî

Unutmuş ne dimiş dili şimdi kelîl oldun Azîz

Senin idi hep kâinât seninle idi mümkinât

İster tutub istersen at şimdi Halîl oldun Azîz

259

Ahvâlden bir şey aslâ ârifi meşgûl itmez

Ol bir işler ider ki san anı bir kul itmez

Dilinde samt-ı dâim Hak'dır sırrında kâim

Mûtı' vahş u behâim ammâ o kabul itmez

Gayrıdan ma'zûl olur yâr ile meşgûl olur

Himmeti mebzûl olur lâkin sana ol itmez

Tâ ki lâyık olmadan aşk ateşi dolmadan

Benliğinden solmadan vuslat içün yol itmez

Tedbîrinden gâibdir Mevlâsına râgıbdır

Emr-i Hudâ gâlibdir tefekkürü bol itmez

Ya'ni dünyâ düşünmez Hak fikrine üşenmez

Mevlâ'ya gider dönmez yolu sağ u sol itmez

Sözü remz ile olur özü kenz ile olur

Sanma benz ile olur ol böyle usûl itmez

Âriflerin riyâsı mahcûbların ihlâsı

Berâber gelmez Halîl, ârife vusûl itmez

260

Ey dervîş bilirim seni aslâ dervîş olamaz

Bu gaflet ile dîlhânesi aşkla dolamaz

İnkâra yardım ideni cânın gibi sevdin

Bu hâl ile dîn evi kalbinde kurulamaz

Doğru yoldan dönmeğe burhân aradı dîvin

Sen de oldun tâbi mislini hiç bulamaz

Envâr-ı âdemi âdemde görmüşken özün

Âevirdin Hak'dan yüzün sözüne uyulamaz

Dünyâna âhireti satdın mağbûn yanıldın

Bin kerre Hakk'a dua kılsan da duyulamaz

Ârif ne kılsun sana merhemi atdın oda

Bu hâl ile derdine dermân hiç bulunamâz

Sorsalar nefsine bir insân bilir özünü

Böylelikle o şâha bil aslâ varılamaz

Sen seni cümleden ednâ bil kalbinde Halîl

Hem câhili add it ki benliğe doyulamaz

261

Hak didi bir gönülde iki mahbûb olamaz

Olursa anın birisi muhakkak yaramaz

İki rehberli yolun hiç birinden gider mi

Sağ ile sola varan maksûduna varamaz

Hak'dan hidâyet nasîb olub irişe pîre

Andan bir lahzâ ayrılırsa yol çıkaramaz

Şart-ı kâmil insânın olmaz ki anlaşıla

Hak sevdiğinden gayrı ahd-i tâmma duramaz

Nâkısa teslîm olan ayrılmasın dilemez

Çünki nefs-i emmâre ehlinden ayrılamaz

Kâmile biat iden bir yüke girdim sanur

Zîrâ müşkil görünür ateş nûrda kalamaz

İki düşmândan biri diğerde çok hücûmu

Görse telâş ider aslâ rahat olamaz

İblîs, hevâ, dünyâ, nefs Kâmili görürseler

Yekûn hücûm iderler yenilen kurtulamaz

Güneş karşusında yeşil ot sanur yanarım

Ammâ güneşsiz anlamaz ki hiç büyüyemez

Güneşsiz kalınca ot kendüni rahat sanur

Yalancı dervîş de böylecedir doğrulamaz

İnsân-ı Kâmil'in himmeti kün emri ile

Yalnız evrâd u resm ile dervîş kalamaz

Emr-i mürşidi tamam tutsa dervîş görünür

Envâr-ı mürşid ana gayra nazar salamaz

Kâmil oldur ki ilmi eşyâyı muhît ola

Zîrâ câhil müddeî bu kal'ayı alamaz

Hayber-i nefsi koparmağa gerekdir Ali

Gibi ilim kapusu, gayrısı koparamaz

Tâc ile hırka sakal müşriki dervîş itmez

Nâkısı kâmil itmez postunda oturamaz

Fâsıklar alâmeti kâmili noksan itmez

Bil ki kemâline perdedir, kör kaldıramaz

Ya'ni zâhirde dürlü libâslara girişi

Delîl olmaz hâline, bununla anlanamâz

Halkın sûretlerine mağrur olan ahmağa

Ricâl-ullâh mahfîdir çün anlar boyanamâz

Düşünsene ey gâfil gizli yolu sorarsın

Halîl nihân isteyen ayân eser aramaz

262

Her ne iderse ider oldur efendi kul biziz

Her şeyin tedbîrin ider asl odur usûl biziz

Hoş göründü bana ki her ne diledi her zamân

Zîrâ rûhlarda mücerred cisimde oğul biziz

Dimesün ehl-i nifâk arzum yerine geldi

Anların gibilere dir ki melekler gûl biziz

Gülsün a'dâ, çünki gülmek ardı bî-şekk ağlamak

Zann ider mahfîce sözü sağ ile hem sol biziz

Hamdüli-llâh kimseyi hor görmeziz hem yormazız

Ahd-ı gayra durmazız hem ey Halîl me'mûl biziz

263

Ne zamâna dek uykuya doyarsın ey azîz

Gûyâ uyanık gibi göz boyarsın ey azîz

Kimsenin aklı yetmez işleri düşünürken

Nefs içün uyanıklığa doyarsın ey azîz

Ehl-i Hak meclisinde gözlerin uyku tutar

Hariçde halkı kafese koyarsın ey azîz

Dünyâ zînetini cânın gibi sevmedesin

Hîle ile abd-i Hakk'ı soyarsın ey azîz

Halîl'e yâr olduğun dilde da'vâ idersin

Ammâ sözümü ırakdan duyarsın ey azîz

264

Eğer sâlik bu halk içre gezerse olûben dilsiz

Makâmâtın üçünü cân ile geçer o delîlsiz

Ki yâ'ni avn-i Hak'la sa'yi imdâd iderek ana

Varır üç mertebeye ger gönül olduysa alîlsiz

Velâkin ol makâmâtın dilerse râbia nakli

Varılmaz ana zinhâr aslâ bir kâmil celîlsiz

Ki zîrâ nefse itmi'nân begâyet güç olur Zâta

Görülmez çün cemâl-i Hak delîl-i tâmmı cemîlsiz

Kemâl-i teslîm-i tâmmı bulur mu sandın İsmâil

Eğer yâr olmasa avn-ı muîni hem de Halîl'siz

265

Ehl-i irfân söylemez hiç bir sözü ma'nâsız

Ey münkir bir iki gün kal ne olur ta'nisiz

Bir kaç gün it kanaat az ye Rezzâka şükr it

Söyleme ekmek yimem olur ise yahnisiz

Ehl-ullâhın yolları bin yıllık bir gün olur

Anlar gider Kâ'beye deve, atsız kağnısız

Her işi Hakk'a teslîm iden tam mü'min olur

Âlem gark olsa tûfana o kalır kaygısız

Hak ricâlini sakın incitme yıkar seni

Keser kılıçsız harâb ider dârı mermisiz

Dünyân içün ey Nemrûd zahmet virme Halîl'e

Konar başına sivrisinek Ser-mü Keremsiz

266

Ben her insân gibi oldum bir insân bana benzemez

Sıfât u Zâtına kandım biri de sana benzemez

Eğerçi nûr-ı kaddesinden yaradılmışım ezelde

Bilirim yok senin mislin hiç âd u sana benzemez

Kıymetli deyû her taşı ele alınca aldandım

Kızıl renkli hacer çokdur biri mercâna benzemez

Onsekizbin âleme nûr onsekizbin Muhammed'in

Gördüm ki cümlesi birdir kimse bu kâna benzemez

Yâ İlâhî müberrâsın yâ Muhammed muarrâsın

Nekâisden nîce hân var biri Sultâna benzemez

Sultân-ı cân u cihândan söylediği gibi Celîl

Muhammed'den dahî Halîl söyler bir şâna benzemez

267

Ellibin kerre söylesem nefsim yola gelmez gelmez

Bin cild kitab şerh eylesem bir ma'nâyı bilmez bilmez

Hikmet budur dîvdir aslı aslı koyar alır faslı

Dirim güzel bak yâr vaslı gözlerini silmez silmez

Gerekmez dünyâ ve bâlı bul hâli koy kîl u kâlı

Terk it dirim mülk ü mâlı bir pulunu virmez virmez

Fânînin ne lezzeti var dirim söyler izzeti var

Bilmez Hakk'ın hikmeti var akl u fehmi irmez irmez

Koy dirim akl-ı maâşı dir ki nirden yirim âşı

İder benimle savaşı efkârını dirmez dirmez

Hak var dirim gayrısı boş dir ki ne bu gördüğüm oş

Dirim dinle sen beni hoş kulağına girmez girmez

Allâh nidem ben bu nefse uymaz uymaz doğru sese

Meğer Alî gelüb kese yoksa yaşım dinmez dinmez

Yalınızca olmaz Halîl yoldaş gerek kâmil delîl

Arşından salmasa Celîl kullarına inmez inmez

268

Gel virelim sana gör nîce imiş sana ders

Ağyâra ne gidersin sen benden alsana ders

Kâmil âdem olmadan olma bir hükme hakîm

Korkarım virmiş olur Râ ile Dâl sana ders

İzzeti buldum dime bir zamânlar aksine

Çekmeyüb olmayınca Lâm ile Dâl sana ders

Kâdî, hâkim olmuşsun evzâr ile dolmuşsun

Ağyâr içün solmuşsun mekr ile al sana ders

Bulanırsın dem-be-dem nedir bu hâl ey dîdem

Dirsin Mevlâ'ya gidem Halîl'de kâl sana ders

269

Seninle biz eyi idik şimdi n'oldun ey hasîs

Bir kadehde mey idik ne döküldün ey hasîs

Dünyâya tama' idüb çevirdin yüzün benden

Önce itdiklerini şimdi buldun ey hasîs

Ben seni dost sanurdum çün belâ geldi başa

Ağladı düşmânlarım sen de güldün ey hasîs

Bana kuyu kazıyan dîn düşmânların tutub

Beni atdın yabana pek yanıldın ey hasîs

Âdem'den i'râz idüb dîve uydun ey kâfir

Bir cinnî tutdu seni hem çalındın ey hasîs

Şerîatın mîzânı elde gözün görmedi

Bilmedin münâfığı yan salındın ey hasîs

Sandın ki o dost bana gör neler ide sana

Sığınırım Rahmân'a hevâlandın ey hasîs

Hizb-i şeytân mecmûi dizilmiş Azâzil'den

Emir bekler, sen dahî sıralandın ey hasîs

Halîl'in bu sözleri aceb kimedür deyû

İçinden gizli çokca mırıldandın ey hasîs

270

İbret al her bir kelâmdan boşa virme bir nefes

Nedir bil sözü merâmdan boş değil çıkınca ses

Hem de ölenleri sanma der-adem ü der-beder

İnkâr ateşinde yanma hoş değil kılınca mess

Rûh-i pâk-i enbiyâ hem evliyâ hepsi meğer

Dirilerdir asfiyâ hem toprak olur hâr u has

Kıssadan al hisseni bul ilm-i mevfûre tarîk

Sırrına gel seyrini bul olmak olur kâr u bes

Gözüne hoş gelmeyende bil ki tevfîkın refîk

Vîrândır deyû anda itmeyesün hayra ye's

Sâlik-i lillâh olanlar gözlemez fânî nizâm

Ârif-i billâh olanlar dir vîrânelere es

Anlara dağ gibi ekdâr gelse de dimez hıtâm

Kaydı yok hor dise gaddâr ve dimez anlara kes

Ya'ni kalbinde bulur zevki bütün levm itseler

Hud'a-i a'dâ ile şevke gelir, dimez ki pes

Sen ki palas ile meclislere âr itmedesin

Seçmedesin ratb ü yâbis yalın ayak bir nefes

İbn-i dünyâdan da fazla zîneti sevmedesin

Sen seni bir kuru sözle zann idersin neykûkes

Kudreti tahtındadır dürlü nâz u şîveler

Gözlemez yolsuzu yollu ey Halîl sözünü kes

271

Ey bî-şuur idrâkin eylemez Kur'ân'ı mess

Boşa da'vâ eyleme itmeden Burhân'ı mess

Cem'i nedir bilmedin farkı nîce bilesün

Ehl-i Kur'ân'ım dime itmeden Furkân'ı mess

Ey hâfız ey müderris lafz ile tefsîr midir

Cevâb virin nîcedir bu vahy-i Rabbânî mess

El ile akl ile mi dil ile nakl ile mi

Rûh ile kalb ile mi bu sırr-ı pinhânı mess

Mutahhar kime dinir virin haberi bana

Ey allâme eyleme yekdiğer zebânı mess

Kürsüye çıkub kuru kavgalar itmek ile

Ey Halîl idilir mi bu hükm-i Rahmân'ı mess

272

Bâb-ı lûtf-i Hudâ'nın Şerîat deyû bed-nûs

Seherde çağırır kâfî deyû uyku bed-nûs

Dîvardan yol araman edepden idüb udûl

Ebvâbinden gözleyin avnıdır hoş-hû bed-nûs

Şerîatden soyunmaz insân tâ ki son nefes

Önce terk iden olur didi kaygulu bed-nûs

Ahkâma riâyetim olmasa ötmez idim

Ebvâb-ı Rızâ suhta ayrı didi o bed-nûs

Cümle mahlûk ey Halîl Şerîat hâdimidir

Vakt-i salâti söyler sana bahtlu bed-nûs

273

Eyle sen şer'a riâyet tâ ki gele son nefes

Çün bulunmaz ana gâyet hoş tut hele son nefes

Kimdir îmânın ele ala geçüb her kavgadan

Bekle ebvâb-ı Rızâyı dur ki gele son nefes

Sakın aldanub o mülhîde koma şer' ile dîn

Zîrâ bunlardır usûl fevz-i vesîle son nefes

Sûfî-i câhil didi doldum cihâna dîn nedir

Ru'yâsından anlamaz görünce gele son nefes

Hakk'ı güzel, kahrı güzel, lûtf ile hem hışmı güzel

Ammâ kangısı gerek sana vesîle son nefes

İşte ey mağbûn bu gaflet merkezi tutdu seni

Beyhûde itme şikâyet bu Halîl'e son nefes

274

Cümle şerden şerrini a'zam görürüm ey nefs

Hayrını koy, zorrını akvem görürüm ey nefs

İtdiğin tuğyânı aslâ idemez, ins ile cin

Gâlibini cümleden ekrem görürüm ey nefs

Kim sana hiç uymadı buldu o dâreyn devletin

Cümle devletden anı efham görürüm ey nefs

Eyleyen senin ile meşveret irdi şâ'mete

Şe'metin cümleden eş'em görürüm ey nefs

Ol hayır ki geldi senden bin kerre tevbe ana

Kim Halîl'e nef'ini eşrem görürüm ey nefs

275

Yanar odu akar sudur diye kandırdın ey nefs

Beni her yerde bin dürlüce dolandırdın ey nefîs

Tabiat zulmetini nûr didin bana hilâf üzre

Atâlet sehv ü gaflet oduna yandırdın ey nefs

Tamam insân olursun deyû eyledin beni mağrûr

O Mevlâ'ya olan kullukdan usandırdın ey nefîs

Nîce zındîka sıddıksın deyû gabna düşürdün sen

Visâl yerine firkati çün inandırdın ey nefs

Giyinüb Süleymân kisvesini çalub yüzüğü sen

Bütün halka Süleymân'lığını sandırdın ey nefs

Hele seyr ü sülûk ehline kıldın hud'a sonu yok

Tamâm etvârını kâmil deyû andırdın ey nefs

Nîce âlimleri Barsis ile Bel'am'a dönderdin

Hemân tedrîc ile eşrâke dadandırdın ey nefs

Size ilhamlarım hoşdur hemân uyun bana deyüb

Rızâ-i Hak deyüb eb'âdı kazandırdın ey nefs

Eğer zikrin vesîle olmasaydı çingene dirdim seni

Senin bin hîle tezvîrini uyandırdın ey nefs

Refîkınla senin hep itdiğinize hezar la'net

Olub hevâna yâr Halîl'i utandırdın ey nefs

276

Tâatlerin hebâdır anla sen ey müvesvis

Bu kavl-i Mustafâ'dır dinle sen ey müvesvis

Zerrece benlik iden çıkmaz dûzahdan ebed

Şekk ü gümânın neden söyle sen ey müvesvis

Kavl-i sâbitde meğer durmadın ey der-beder

Tizce dur îmân gider şöyle sen ey müvesvis

Dile afvı Mevlâ'dan geçüben her kavgadan

Nerde idin doğmadan öyle sen ey müvesvis

Ref' eyle gümânını bil Halîl mihmânını

Tazele îmânını toyla sen ey müvesvis

277

Ey nefis hîle tezvîrlerin artık bana bes

Yeter çaldın beni ağyâra her bir yana bes

Sûretim insân iken bin şekle koydun beni

Ejder ü maymun ayı dönderdin evrâna bes

İlm ile a'mâlime eyledin medhali çok

Hîlen âlem içinde geçmedi insâna bes

Beş vakitde mescide giderdim bile idin

Şimdiye dek uyduğum anla ki ben sana bes

Kâ'beye gitdim benimle geldin sen de kâfir

Kasdın beni sonradan koymakdı tuğyâna bes

Hacı oldun sen deyû haccımı mahv eyledin

Artık emrin ile ben gitmem hiçbir yana bes

Bildim ki senden beter hiç yok imiş düşmânım

Seyr eyle kasdım değil illâ sen düşmâna bes

Hakk'ın eyi kullarını gıybet itdirdin bana

Anladım şeytânlığın adâvetmiş bana bes

Sana tâbi' insânı bana eyi göstererek

Ehl-i Hakk'ı gözüme hor kıldın baksana bes

Ey zâlim nîce bin insânı bir yular ile

Çeküb hâl ile dönderdin bütün hayvâna bes

Fitnene yok nihâyet anladı Halîl seni

Kalbi kulağı mühürlüler uyar sana bes

278

Ey nefis her gün şeker deyû virdin şâbı kes

Kıblen batıya imiş dönder bu mihrâbı kes

Düz iyiliği dağıdır aldatma boşa beni

Cem' idici didiğin bu yalan dolabı kes

Zünnârı hablü'l-Metîn diye virdin elime

Hiç kuşanmam belime bu kısa kırnabı kes

Hakk'ın sevmediğini sevdirdin mel'ûn bana

Tutmaz doğru yolumu yolumda bu bâbı kes

Âkıbet düşmân olan yârânı ben neyleyim

Hastalıkdan kurtuldum virme acı âbı kes

Mi'demde şekk ü gümân safrası hiç kalmamış

Sen beni aldatmağa virdiğin boş hâbı kes

Mâl ile câh-ı dünyâ bildim yek düşmân imiş

Anların medhine dâir bahs-i harâbı kes

Sudur diye kandırdın sahrâ serâbını sen

Ben şarâbı buldum artık sen bu serâbı kes

Halîl sana inanır mı hakîkat şarâbın

Renksiz içince anı bu renkli şarâbı kes

279

Hak didim sana sen anı eyledin duyunca küs

Ey cüce olmaz zarârın böylece boyunca küs

Hele didiğim sana birşey midir pek azdan az

İlm-i nâfi' sözlerini benden okuyunca küs

Sen bana yârsın diye ben dostluğuna söyledim

Ammâ bildim sen ki mâdem İblîse uyunca küs

Çün henüz etfâlı terk eylemedin düşmân nedir

Anlamazsın sabr iderek bana büyüyünce küs

Dilerim tâbi' olma seni mağlûb idenin

Nefs ile hevâ ü şeytân üçü uyuyunca küs

Ey sağından hem solundan bî-haber gâfil uyan

Seni bu ecele bu müsteârdan soyunca küs

Cismine mağrûr olubsun ey beşer adlı bakar

Bilmedin insânı mâdem sen hemân huyunca küs

Nerdesin sen ki Halîl'e olasın teslîm-i tâmm

Ey hünersiz gözlerin yaşları kuruyunca küs

280

Sıdk ile git Hâlik'a anla bu kez kimdir bu nâs

Hoş gören bu nâsı bil azâb-ı elîmdir bu nâs

Eyliyordur seni ol ma'rûf ve hem mezkûrdan

Sandılar mağbûn olan dertlere hakîmdir bu nâs

Ol ki anın başına geldi belâ nâsa didi

Ne bilir başına tâmm belâ-yı azîmdir bu nâs

Kim ki tenhâ oldu buldu her dû-âlemde necât

Hud'aya düşen sanur ki semt-i selîmdir bu nâs

Her şey ol Vâhid yedinde gayrıda yok zerre iş

Hilm iderse halk sana bil hilm-i halîmdir bu nâs

Her ne söyler söyleyen ol söyleden oldur Halîl

Gerçi sûretde görünür sana kelîmdir bu nâs

281

Şimdi bir şekli hemân bin şekle koydu cümle nâs

Unudub insânı hayvân gibi ider cümle nâs

Birbirine hürmeti hiç sıdk ile makrûn değil

Gâlibâ râzı değil böyle fesâdı demle nâs

Var imiş muhabbeti gibi idüb bir çokca laf

Yüz yüzü görmediği dem bil adüvv kısımla nâs

Hasbet-en-lillâh muhabbet yâ meveddetden aceb

Aranırsa binde bir yok her biri sitemle nâs

Mahzâ garaz yâhûd ivaz güldüğü nâsın sana

Yâhûd istihzâdır anı anla sever femle nâs

Hele İslâm sûretinde gözüken şeytânların

Ol kadar halka zarârı var ki kaldı gamla nâs

Dilde lâ-ilâhe tesbîh ide başı secdede

Fırsatı bulsa boğar hem şirk ider elemle nâs

An-derûnî yokdur aslâ dîn u insâfdan eser

Öyle bir sârıkı kayd eylemeli bir gemle nâs

Söyleyince gök gibi gürler sanursın dehrîdir

Şart-ı îmânı tamâm bilmez sanur ademle nâs

Çünki görsünler anı hoş bilmemek mümkin değil

Zîrâ tam bir müslümân görür anı hışımla nâs

Pek tuhaf oldu zamân, iç yüzünü yok seyr iden

Zann ider ordu tamâmdır bir kuru ilimle nas

Bahse girişmek o sûfî ile bil ki küfr olur

Hiddetinden söyleşemezler o muhteremle nâs

Sıdk ile âlimlere hiç kimse rağbet eylemez

Ey Halîl aslını görmek dilemez keremle nâs

282

Esâsı koydu âlemde sun'-i sâni'den İdris

Asâsı misl-i kalemde zulmü mâni'den İdris

Sever sanatkârı Allâh sever gayretvârı Allâh

Çünki bunlara oldu şâh sa'y-i kâni'dir İdris

Önce yer işledi Âdem sâki Şit başladı mâdem

İstedi zâdi dem-â-dem sa'y-i sâni'den İdris

Eğer Allâh içün kimse kimsesin san'ata virse

Bu kabil zahmete girse buna imdâd ider İdris

Gelir imdâd bi-emri Hak işinde usta emri bak

Tutan tersâsa da mutlak eylemez der-beder İdris

Üstâdı olsa da kâfîr bu kalır anda misafir

Ki san'at hayrıdır vâfir esas muînidir İdris

İden bir fenni ihtirâ' ammâ san'at bilâ nizâ

Ehl-i îmân ise şücâ' bil ki karînidir İdris

Lûtf ider ana Allâh'ı bilmese şartıyla râhı

Yardıma Enbiyâ şâhı gelir yarın ve hem İdris

Zâhidlerin pîri İdris câhidlerin şîri İdris

Gökde şimdi diri İdris koyub kârı ehemm İdris

O keşfe başladı râzı getirdi sırr-ı i'câzı

Eyledi va'de incâzı her derde merâhim İdris

İder oldu çünki insân çoğaldı misl-i bir ummân

Diyor ki derdime dermân ider mi İbrahim İdris

283

Görenler Hakk'ı âlemde görür âlem nihân olmuş

Gözüne mâr olanların bu cihân İsfahân olmuş

Diler Hakk'ın rızâsını merd ü âkil olan her dem

Her işde o rızâyı aramayan pişmân olmuş

Vesîle-i helâk oldu dem-â-dem âdem'e gaflet

Fikr olmasa der-halvet bildiği hep gümân olmuş

Güneşden feyz alur görmez misin yerde biten otlar

Şu ki insândır andan feyzi redd itmek yamân olmuş

Tefâhur itdi âsumân yerlerin hep tevâzu'la

Kim ki indi yere anın makâmı âsumân olmuş

Melâhî ile me'nûslar libâs-ı fâhrı sever

Sayyâh ile bed-nûslar çağırır kim zamân olmuş

Nevâhîden çekinen muttakîye atlas abâdır

Görünce uryânı, gözden yaşı anın revân olmuş

Ru'y-i mahzûn ile bakar olunca gamlı şahsa o

İki hasmın arasında görürsün ki avân olmuş

Yiğitlik devresinde Pîr gibidir hâl ü etvârı

Geçerse kırkı, gitdikçe görünür bir civân olmuş

O ma'zûr bildi her şeyi halâs itdi anı îmân

Hümûm nârında yanmadı ki görünsün dumân olmuş

Zıyâı olmadı sermâye-i sivâdan anın hiç

Ki her derde devâsı başı tâcı hem îmân olmuş

İdinmez gayrı Hak'dan kimseyi dost ki görüb aksi

Nedâmet eyleyüb disen bu zannım çok yaman olmuş

Leyâlî uykusuzdur uyusa da azdır uykusu

Ve isti'nâsı nâs itmez disen hemân hüsrân olmuş

Cemâatle namâzı terk idenle ülfeti keser

Konuşmaz anlar ile ehl-i nifâka yârân olmuş

Niçün itdi Hudâ bunu dimez aslâ hazer ider

Ve kaçmaz emr-i Rahmân'dan olsa belâ bârân olmuş

Nihâyet sâlik olur Hak yoluna terk-i terk ile

Murâda mâlik olur bak ki yolda sarbân olmuş

Terakkî dem-be-dem ider bu vücûdu adem ider

Meşyet-i bî-kadem ider Halîl o bî-ziyân olmuş

284

Gördüm ki o mihmânım akşam evime gelmiş

Tende câna cânânım akşam evime gelmiş

Sabaha dek berâber kaldım ammâ bilmedim

Geldiğine râzı mı yok rızâsız mı olmuş

Bir gelüb bir gelmeyüb derdimi artırmada

Dimez ki bu âşıkım nasıl sararub solmuş

Gözlerimin yaşları kana döndü itmesün

Yeter bunca nâz itdi bağrım yanub kül olmuş

Gözlerim yollarını şimdi gelecek deyû

Ümîdim boşa çıkar gözlediğim yol olmuş

Halîl bunca zâr nedir bir gün açar yüzünü

Bakarsın ki yâr gelüb dolu sağ u sol olmuş

285

Söyleyin ol goncaya âşuftesin zâr eylemiş

Terk idüb tarîk-i rahmi setr-i dîdâr eylemiş

İtmesün bu Andelîbin âhı hoş gelmez ana

Firkatinden aks-i âdet keşf-i esrâr eylemiş

Uymasun hâr sözüne hem âşıkına kıymasun

Hasret içre koymasun ki hasreti nâr eylemiş

Dostu var düşmânı var bî-çâre müştâk bülbülün

Güldürüb a'dâsını kendüyi bî-âr eylemiş

Hiç mürüvvet mi olur mahbûb-ı cihâna bu hâl

Bunca firkat tahmîl idüb yârı nâçâr eylemiş

Ey Halîl sen kimi sevdin dilediğin kim aceb

Böyle kılma nâleyi kim taşlara kâr eylemiş

286

Sorun ey dostlar bana kimler beni yandırmış

Bir katreye bir kadeh deyû beni kandırmış

Âlet, mantık, maânî, fıkıh usûl görmüşken

Yazısız bir kitâba kim beni inandırmış

Oniki ilmin hem de cümle fünûnun aslı

Bildim bir nokta imiş Pîr beni uyandırmış

Çok yere irdim ammâ bir idi yer cümlesi

İkiliğin sözünü sanma kimse andırmış

Bildiğin koy didiler hem de gel sensiz bize

Tâ ki göresin seni kim böyle dolandırmış

Hele gel gösterelim sana Halîl sen misin

Benliğinden ayrıl ki içini bulandırmış

287

Varla doludur âlem sen bu vara dime boş

Hiçbir şey boşa değil ey âvâre dime boş

Söyledinse o sensin ya bu ne cân-ı tensin

Bir düşün ki nedensin güle hâra dime boş

Bülbülün zârını zâid gören ey basarsız

Ma'şûk içün yolunda böyle zâre dime boş

Esnâf-ı halk her biri bir yol tutmuş özüne

Hep murâdât-ı Hak'dır hiçbir kâra dime boş

Sûfînin şuğli meyhânecinin her kadehi

Zâhidin zühdü, fâsıkda evzâra dime boş

Ey Halîl bir kimse ki boş diye o değil hoş

O yoldaş olmuş hemân ehl-i nâra dime boş

288

Gelüb seyr eyle ne ki var olur andan hemân olmuş

O ki câhil bu irfâna olurmuş dir yamân olmuş

Unutmuş halkı her işin olduğunu bilen Hak'dan

Görür hayra boyanur şer dakîk taraf sâmân olmuş

Zulm libâsına girmiş ne varsa adl-i tâmm mahzâ

Bu esrârdan iden seyri görür a'lâ amân olmuş

Rızâ viren Hudâ'sının bütün işlerine ârif

Nîce dersi Hudâ'sından alur ki armağan olmuş

Küçük şerrinde saklayınca bin hayra sen ol vâkıf

Kazâsına rızâda tâmm olan pîr-i mugân olmuş

Rızâ şem'adır ol Şâha bu bir ateş ki hiç sönmez

Sakın olma muârızı kim olanlar pişmân olmuş

Bu yerde de şuhûd ider nîce esrâr-ı kâmiller

Ne olmuşsa anı hoş görmeyenler bed-gümân olmuş

Ko o remzi bu merkezde sana bir sırr ide îmâ

Ger İslâm'san fürûza kıl riâyetler îmân olmuş

O nakkâşın bu nakşında görüb noksanını zinhâr

İdersin gıybeti hem gör dehânın bed-dehân olmuş

Senin aybını gözlemek sana yetmez mi ey gâfil

Halîl görsen îmânında katı küfrün nihân olmuş

289

Anın hâlini hor görme sakın insâf idüb dervîş

Ona çünki o yakışır Hudâ'sından o virilmiş

Benliğini çok görene de kelb huyunu yerme

Anı öyle yaratmışdır o Hak'dan hoşca kılınmış

Didi Kur'ân'da ol Hâlık herkese virdiğim lâyık

Nazar kıl hikmet ile halka nîce hoş yaratılmış

Kimi tavus gibi geymede kibr u iftihâr eyler

Kimi baykuşa benzer köşede uzlete çekilmiş

Kimi nâr ehlidir bilmez güler dâim tefekkürsüz

Sanur kendüni cennetde ki sanki berâtı yazılmış

Kimi benzer örümcek gibi hîleden yuvalarda

Güler yüzle ider halka zulümler gözlüler bilmiş

Kimi karga gibi dâim çekinir itdiği çokdur

Kimi hiç itmeden korkar huzûrsuz kalbi yıkılmış

Olan hâin olur hâif olsa da beldesi Tâif

Taksîm idilüb vazâif her şahsa göre virilmiş

Kimi kurbağaya benzer bezenmiş zühd ü verâ'la

İçi dir ki sana sânî sanma ki şimdi bulunmuş

Hemân sen sana meşgûl ol seni seyr eyle ki Halîl

O zâlim benliğe dalmış bu ârif Rabbini bulmuş

290

Bizim köylü bu sûfî bilmem nireli olmuş

Bağdad'a gidüb gelmiş üç günde velî olmuş

Gerçi Allâh kâdirdir, her kul Abdul-Kâdir'dir

Lakin bu kul nâdirdir her hâli belli olmuş

Şu hüccetini sakla hele özünü pakla

Karnında yüzbin bakla safrâ-yı celî olmuş

Bu mazhar şiş ile def hayvâna olmaz alef

Ömrünü itme telef yola gelmeli olmuş

İslâmiyyet ey dervîş aldanmak değil imiş

Taşın ismine yemiş söyleyen deli olmuş

Ne de aldatmak olur ne yoldan sapmak olur

Ne dînden çıkmak olur yakîn bilmeli olmuş

Şerîati bilerek Tarîkate girerek

Hakîkate irerek dostu bulmalı olmuş

Câhillik yolu değil denizi dolu değil

Dünyânın gülü değil lafsız olmalı olmuş

Dürlü cefâ görmeli safâlar el virmeli

Gayb eri dîl virmeli yokluk dolmalı olmuş

İrfâna ulaşmalı bilinmeden kaçmalı

Gerçek şarâb içmeli yerle gök dolu olmuş

Erenler meydânında dîvler hep dîvânında

Halîl'i gör kânında aşk-ı ezelî olmuş

291

Fânîdir bil ey birâder cümle umûr-ı maâş

Hak içün olur mu sandın sende huzûr-ı maâş

Kıldığın a'mâl-i sâlih cümle bir an mahv olur

Ger ki esnâsında kalbe gelse hutûr-i maâş

Hakk'ı severim deyû da'vâyı butlân eyleme

Çünki kalmaz bir şuûrun gelse fütûr-i maâş

Göz dikersin irse idim deyû ol eyvânına

Cîfe re'sinde duranın ahzı sudûr-ı maâş

Bu cihân senin olur îşinde bulsan vüs'ati

Şöylece gönlünde dolsa sende sürûr-i maâş

Ey Halîl geç fânîden vallâhi cîfedir cîfe

Kim kıla Hak seni a'lâ eyle mürûr-i maâş

292

Doğalı ben anadan gamsız yimedim aslâ aş

Bilmedim dünyâ cihân mı yoksa meydân-ı savaş

Kimseden aslâ vefâ kokusunu şemm itmedim

Ben de bî-vefâlığımı anladım yavaş yavaş

Şaşılar gâliba herkesden güzel bakmadadır

Bu cihâna doğru bakan işte oldur gözü şaş

Bu ayaklar başdadır bu ma'nâyı derk eyledim

Kim ki var şuûru dimez yücedeki başa baş

Görücü gözdür sanurdım kaşlarım imiş bakan

Anladım ki anlayanlar dimez imiş kaşa kaş

Dost olur sanur idim yolumda bile gideni

İyice bildim şimdi düşmânım imiş ol arkadaş

Ey Halîl ma'nâ sözünü anlamaza dime kim

Anlamazın kalbi ma'nâ sözün ider kara taş

293

Gel bu aşkın şarâbından bir dolu câm eyle nûş

Gel bu aşk ile başını meydânda top eyle hoş

Gel bu aşkın sâkîsinden dolu bir peymâne al

Gel bu aşkın deryâsından mevc urub mestâne cûş

Gel bu âşıklar önünde çal yere namûsunu

Zühdünü aşka değişdir virme câna ezâ boş

Gir bu aşkın pazârına sat vârını aşk yârine

Cümle heveslerden berî olûben bir hâna düş

Katreni deryâya ilet kalma katren ile zinhâr

Gel bu Halîl'in sözünü eyle ârifâne gûş

294

Bunu muhkem bil ey yoldaş gelince dîline dîldâş

Edeb artar diler gufrân gönül bilince ne dîldâş

Makâm-ı cem'-i cem'a irse ârif çok olur zel'i

Diler özür Hudâ'dan gitmişim pek sehvine dîldâş

Zühûl ü vecd ü cezbe hâlime koymadı beni hiç

Götürdü bir cihete sana mı ya gayrına dîldâş

Benim zerre vücûdum yok imiş seni bilirdim ben

Bu yüzden gelemedim tizce ben bu seyrine dîldâş

Senin aşkınla heymândan uyansam dar idi cihân

Varır idim hemân hayretle seyre sırrına dîldâş

O kim havf ü recâ kabz ile bastın heybet ü ünsün

Bana dürlü şuûn virdi ki aksi şe'nine dîldâş

Celâl ile cemâlin bildirir kimsin seni bana

Eğer avnı tamam kılsan senin tam rahmine dîldâş

Bu cümle fi'l u âsârın münezzehsin dû-âlemde

Meğer feyzinle bu Halîl ire ol kurbuna dîldâş

295

Yolunu bellemezsin sen düşersin bir bele kardaş

Ki bir lahzâ yolunu dönderirsin bin yıla kardaş

Eğer bir mürşidi rehber idinmezsen yol alınmaz

Bu bir görülmemiş yoldur ne vardır ki bile kardaş

Girince yola maksûda irişmeden sakın dönme

Varılmadan dönüşün tam senin çün bir hîle kardaş

Yol üstünde bir evrân var dir ki ey pîşin ne var

İşte bundan geri ne var ki artık gidile kardaş

Senin seyr u sülûkun hem hıtâmını bilir mürşid

Ki zinhâr izni olmadan dönersin hayrına kardaş

Hemân bir söz ki üstazdan işitdin anı kıl îfâ

Ki muhtemel ol îfâda nasîbin virile kardaş

Tefekkürlü bulun dâim tekâsül eyleme aslâ

Hemân a'dâ seni basar bulur gaflet ile kardaş

Hemân fetret havâlesi virilir sana Pîrinden

Ki mekre lâyık olursun bu tekâsül ile kardaş

Halîl gerçi bu râhın vâkıf-ı âgâhı olsa da

Sana bir söz diyemezdi meğer ki emr ile kardaş

296

Varlığı Hakk'ın görünmez anlara ki nisbi nâss

Eylediler almayub ibreti aslâ min kısâs

Bil ki da'vâsında kâhil ilm-i nâfi' ne bilir

Ol ki dir hikmete câhil ne bilir husûsda hâss

Her birisi bahr-i ma'nâ harf-i Kur'ân'ın ammâ

Sâdık ol ne dimekdir bilmeyen anlar mı mass

Hikmetin hâsı nedir bilmez iken dem urana

Kasvetin kâsı nedir vir ana cüzzâm ya baras

Bilmez iken bilirim diyen ayrı kim ki var

Dir ki sözlerine Halîl işte bürhân ki nass

297

Terzi yanına vardım biri didi ismim makas

İki birleşmeyince virdi kesmem dir makas

Birin emri olur mu ikiler bir olmadan

İki koy dir bularak bir didi ismim makas

Eğer urmazlar ise ihlâs taşına beni

Yaramam dir hem dahî her yana ismim makas

İkimiz çün bir olur biri iki kılarız

Sonu birleştirmeğe âh didi görsem makas

Tercümân oldu Halîl gör eşyâdan birine

Yok iki üç dördüne dir sonu irsem makas

298

Biri didi Allâh Kerîm biri de söyledi sus

Kerîmedir keremi ey bil bunu bâhusûs

Sen hâlini hoş düzet sonra di Allâh Kerîm

Lûtfun dileyüb gözet tâ ki keşf ola nusûs

Düşmân düşmâna fırsat bulmaz pusu kurmasa

İblîse hücûm içün gel ihlâs inine pus

Yoldaşsız yol gidilmez bir kâmil elini tut

Tâ ki sana bildire nedir tâatde hulûs

İrdin ise bir sırra zinhâr o demden girü

Söyleşme kimse ile hem tutma kimseye küs

Harâmı şöyle hele şübhelilerden sakın

Yâd elinden bir damla su içersen dahî kus

Âlem seni taşlasa cihânı bağışlasa

Bakma cin ile nâsa alma dilediği hüs

Her memleket bir olsun yâd olma sen ey Halîl

Ger doğduğun yer ola ger Şâm u Cerablus

299

İlm ile hem amel olsun eğer olmaz ise ihlâs

Gerek bin hac temel olsun nedir bulmaz ise ihlâs

Kişi aşk ehli değil çün ola bin zühd ü takvâsı

Ne fâide virir ana eğer kılmaz ise ihlâs

Giderdi bir hacı hacca didik nedir murâdında

Didi tutdum ümîd afva didim olmaz ise ihlâs

Neye yarar behey gâfil uyûben nefsine kâhil

Hak aldanır mı ey mâil dîle dolmaz ise ihlâs

Halâs bulmak diler câhil Hudâ'yâ mekr u âl ile

İşidir ana hâl ile n'olur konmaz ise ihlâs

Sen eyle dürlü isyânı rezâletle utanmayub

Sonu hacc ile gufrânı işte boş olmazsa ihlâs

Hudâ didi cehâletle ki yâ'ni bilmeyerek suç

İdenler tevbeyi afvdır, değil olmaz ise ihlâs

Şu kim bildiği nedir suç bilerek anı işledi

Ne yüz ile ide tevbe ne söz ger az ise ihlâs

Halîl'in çok suçu vardır hemân tevbe ider afv it

Al anı yâ İlâhî sen eğer olmaz ise ihlâs

300

Ey çok bilen çok bilen kerem eyle hele sus

Başkasını yok bilen kerem eyle hele sus

Söylersin, söyle ne buldun bunca söylemeden

Emmâre emri ile ömrü fevt eylemeden

Bilmez misin sorulur boşa cehd eylemeden

Hak sözünü hak bilen kerem eyle hele sus

Lüzûmu farz olmayan bir şeyi aslâ sorma

Geçmişe geleceğe her lafa dili yorma

İrfâna irmedinse üşenerek oturma

Karasını ak bilen kerem eyle hele sus

Zihnin dolu olsa da hepsin anladınsa da

Mûcib-i hayret olan her ne dinledinse de

Tâatle zevk ü sürûr dertle inledinse de

Ağbârı âfâk bilen kerem eyle hele sûs

Söylemeği ma'rifet saymadılar ârifûn

Çok söyleyenler olmaz sırr-ı Hakk'a vâkifûn

Sükût ile buldular kurb-i Zât'ı âkifûn

Eğvârı mezâk bilen kerem eyle hele sus

Sözlerin cevher ise varsun o sende kalsun

Rûhun pür-hüner ise deryâ-yı sumta dalsun

Dû-âlemden haberi dilsiz olanlar alsun

Mantıkı nuttâk bilen kerem eyle hele sus

Eğer bu dil durursa kalbin lisâna gelür

Bin dürlü ilm ü fünûn aynı beyâna gelür

Halîl bu söylemeden nihân ayâna gelür

Ey vaslı firâk bilen kerem eyle hele sus

301

Hakk'ı görür gibi kıl ibâdeti koyma farz

Hak görür diye duranda bulunmaz bir garaz

Bil ki kalbinde, Hudâ var, huzûr üzre bulun

Sanma andan mâ-adâ var her yana bak inkırâz

Tanrıya kullukda ma'nâ bilmeyen gâfil sorar

Hak bize muhtâç mıdır ya nedir tâatden garaz

Hakk'ın her işine kulun aklı irseydi eğer

Kim bilirdi kul nedir ya Hak ne saatden garaz

Aklı var mı ol kişinin ki nevâfilden sorar

Durur iken üzerinde ol Çeleb'den mâ-faraz

302

Çünki ibret almadın sen eyle gözlerini gazz

Bir şeyde hikmet görmedin sen eyle gözlerini gazz

Hayli vakt oldu bu dârda yeri seyr itdin ammâ

Görmedi ayn-ı meânî eyle gözlerini gazz

Kalbin pası silinsün nûr ile dolsun disen

Tâ ki kalb gözü açılsun eyle gözlerini gazz

Bakmanın vardır zarârı bakmamanın nef'i çok

Hak görünmez sana mâdem eyle gözlerini gazz

Çün bakan şehvet ile didi Îsâ anı çıkar

Ammâ didi ki Muhammed eyle gözlerini gazz

İki örtü bir göze Hak niye virmiş ey Halîl

Anlayub sen salâtı eyle gözlerini gazz

303

Gel murâkıb ol murâkıb eyleyüben gözü gamz

Rab ile söyleş kelâmı baş eğüb, it gözü gamz

Bil ki baş gözü kapansa kalb açar gözlerini

Göz olur her kıl dibi bunu bilüb, it gözü gamz

Tut kulağın duymasun ki kalbin her dem işide

Söyleye Mevlâsına hem seyr ide, it gözü gamz

Gîce çün rü'yâ görürsün bu işâretdir sana

Âlem-i ma'nâ görünmez tâ ki sen it gözü gamz

Dil sükût itsün sükût itsün sükût itsün sükût

Bâd-ı sabâdan meşâmme hoşca ala gözü gamz

Ey Halîl sen râh-ı ma'nâyı tamam şerh eyledin

Ammâ nasıl anlaşılır itmeyince gözü gamz

304

Râziyyede mahv idildi kalmadı bende simât

Cümle mü'min gösterildi ki geçiyorlar sırât

Marzıyye ya bu ne didi sende vücûddan eser

Hakk'ı bilmedin mi meğer ne hesâplar bu kırât

Kâmile varlıkları hep virdi bana korkusuz

Koymadı ayırdı her vardan, didi yok irtibât

Gayr-ı Hak'dan kimseye meyl eyleme artık didi

Ahmed-i Muhtâr'â ancak ma'nîde eyle ribât

Terk-i edeb itme didi çünki mu'tâdın senin

Pek ileri gitme didi kıl Halîl sen ihtiyât

305

Seni hem cümle ef'âlini olmuşdur Hudâ muhît

İvecden sakın ey tâlib ki olursun cüdâ muhît

Yedibin sene ilm ile amel kılmış iken İblîs

Racîm ol didiler Hak'dan gelûben bir sadâ muhît

Ki zîrâ suçunu Hakk'a kadere eyledi tahmîl

Dimedi afv kıl ey Şâh bana eyle atâ muhît

Küçük deyû gezen hayvânlara bakma hakâretle

Ki zîrâ cümle mahlûka hemân olur Hudâ muhît

Suçu üstüne almamak kime kâr olduğun bildin

Hemân tevbede ol sana olmaya nâr gadâ muhît

Tefekkür eyle, eşyâya bakub ol yüce Allâh'ı

Ki Halîl sonu iresin nedir bilüb edâ muhît

306

Size bizden selâm eyler risâlet eyleyûben hatt

Hoş edâ bî-kelâm eyler vekâlet eyleyûben hatt

Uzakdır sâhibi deyû hakâret itme hattıma

Beni aslâ ırak itmez karâbet eyleyûben hatt

Sözün kadrini söz ehli bilir, kim ne cihân sözdür

Hemân ızhâr ider sözü garâbet eyleyûben hatt

Sorulmadan cevabı yok, aceb ders virir ol sana

Diyor ol ben gibi mahfûz hitâbet eyleyûben hatt

Halîl bir ise murâdın, nedir bunca kelâmlardan

Ne ma'nâ eyledin maksûd kitâbet eyleyûben hatt

307

Dileyenler Hudâ'sını ne tiz vesîle bu ribât

Kesilür mahv olur âlem eğer kesile bu ribât

Nîce bin gidilen yol anınla varılır bir dem

Kısaldır vakt u âvânı bulunmasıyla bu ribât

Rasûl'e virdi mi'râcı bununladır olan râci

Gidenin râh-ı minhâcı bilinmesiyle bu ribât

Varılır bâb-ı Mevlâ'ya irilir Rabb-i a'lâya

Dahî menzil-i bâlâya kılınmasıyla bu ribât

Dimiş münkir bu câiz mi diriz ki dilin hâiz mi

Halîl söyler o vâiz mi sorar nass ile bu ribât

308

Hak didi ben kulumun zannındayım itme kunût

Ehl-i ye'sin sözünü zinhâr bil işitme kunût

Gîce gündüz dile Hak'dan ilm-i nâfi' âkibet

Hem vireceğin ümîd it aksine gitme kunût

Beni görüb duymadı hep söylediklerimi

Hışm-ı Hakk'a mazhar olmuş bu sözü itme kunût

Kânitîni Hak sever olma mine'l-kânitîn

Dileğini vire Allâh yan idüb itme kunût

Çok tazarru' eyle tâ ki vire maksûdunu Hak

Evvel âhir kıl salâtı çokca sen itme kunût

Ger Halîl'den aldın ise ders-i ebvâbı tamam

Dileyerek bul murâdın artık işitme kunût

309

Meyl ile her güzele itme zinhâr ihtilât

Çün ihtilâtın ba'de atar çeküben halât

Güzeli sevmek îmândan olursa gönülden

Şehvet içün sevenler insân mı, yâhût pâlât

Ahsen-i Takvîm'e hor bakdı îmânsız olan

Kenz-i îmâna irende var âdem'e ribât

Âdem'de gördü cümle nûr-i Hudâ'yı emlâk

İstikbâr idüb İblîs la'netle kaldı neşât

Cemâl-i Hakk'ı seyr it seçme merd ile zenni

Sen seni eylemiş bil Halîl semâdan hibât

310

Kim ki ilme tâlib olur dâim ider ittiâz

Hak diler hem râgıb olur çok çekinmedi şivâz

Cân ile emr-i fefirrû'yu işidir hem tutar

Kimseye uymaz kişidir vardır anda bil gayâz

Sağ u soldan bî-haberdir himmeti bilmekliğe

Hasrı kılmış bî-kederdir Hak'dan ider ittiâz

Aslâ doymaz ilm ile ol dâim ister okusun

Mevsûf olur hilm ile ol nefsine olur vaâz

Tâlib-i ilm ayağına döşe yüzünü Halîl

Çünki anlarla kıyâmı bu dinin kıl ittiâz

311

Merd olana mahsûs oldu eylemek bil kezm-i gayz

Şimdi dile husûs oldu söylemek bil kezm-i gayz

Sûret-i kelb oldu gadab hâkim oldu sana yûf

Medh-i Kur'ân'a ulaşmak dilersen kıl kezm-i gayz

Mescûd-i melâik iken behâimlere zebûn

Olmayam dirsen eğer sen vaktinde kıl kezm-i gayz

Ceng u havf u gam u keder dünyâsını berg eylemiş

Var iriş bir âlime ki nîcedir bil kezm-i gayz

Gayz u hiddet dürlü şiddet hâl-i mü'min mi Halîl

Geçmedin sen hiçbirinden hâl-i Kâmil kezm-i gayz

312

Haps iken tende sen eyledin nidâ vâiz

Hizmet-i dîvi kıldın sen meğer edâ vâiz

Va'zı bildinse eğer neye çıkmadın bedenden

Varmadı menziline senden bir sadâ vâiz

Eğer bildinse cânın n'olduğunu dû-cihân

Neden olmadın nihân zuhûrla gedâ vâiz

Bu cisminden gayrı bir mahal yokmuş gibi sen

Şefle düşdün kafese senden mâ-adâ vâiz

Göreydin gülşenini pâre pâre iderdin

Kafesi hem uçmağı iderdin edâ vâiz

Anlar isen sözümden bir ma'nâ didi Halîl

Bin bin böyle cân olur yolunda fedâ vâiz

313

Mâil-i nefs ü şeytân olanlara devâdır va'z

Hevâ-yı aşk-ı şehvânî kalanlara revâdır va'z

Uyuma anı dinlerken bir yere dayanma gâfil

Sağ ile sol düşünürsen sana bil bî-revâdır va'z

Okunur kavl-i Rabbâni ve hem Resûl-i Sübhâni

Gedâsı ya ki sultânı kamûya bil revâdır va'z

Üst ile başını terk it kamû düşünceni dahî

Gûyâ havza dalmış gibi dinlemek revâdır va'z

Halîl vâizlere muhkem kulak vir ki diye sana

Kamû fî'l-i rızâsızı ko ki terk-i sivâdır va'z

314

Söz tutar ol, ol rafi'

Tâ kim olasın şefi'

Şerleri bulun defi'

Kul ol Mevlâ'na mutî'

Terk itme namâzını

Çok eyle niyâzını

Aslâ açma râzını

Kul ol Mevlâ'na mutî'

Gîcelerde çok ağla

Gündüz dilini bağla

Her dem su gibi çağla

Kul ol Mevlâ'na mutî'

Kin tutma hased itme

Kimseye gadab itme

Mevlâ'n ile harb itme

Kul ol Mevlâ'na mutî'

Kizb u gıybet nemîme

Ko ahlâk-ı zemîme

Kul olma behâime

Kul ol Mevlâ'na mutî'

Teslîm ol Hakk'a tamâm

Aksi terk it ey hümâm

Ol irenlere imâm

Kul ol Mevlâ'na mutî'

Eğlenme sen gözün aç

Kendüni eyle topaç

İtme tama'ı revâç

Kul ol Mevlâ'na mutî'

Kayd-ı dünyâ eyleme

Sayd-ı sivâ eyleme

Meyl-i hevâ eyleme

Kul ol Mevlâ'na mutî'

Hemân tevhîd eyle sen

Allâh di zikr eyle sen

Hû deyüb Hak söyle sen

Kul ol Mevlâ'na mutî'

Hâli geçüb vecde gel

Cezbede it secde gel

Halîl'i bul uç da gel

Kul ol Mevlâ'na mutî'

315

Sana bir söz diyem ammâ itme benimle nizâ

Çünki yaraşmaz arada sen u benimle nizâ

Doğru söyle sende mevcûd cümle huylar hoş mudur

Huyların bed oldu ise it cehennemle nizâ

Bil sekiz cenneti altı harf içindedir tamam

Bildin ise hak değildir sana ilmimle nizâ

Hem yedi dûzah dahî hurûf-i mikdâr içredir

Çünki mezkûr ger sana itmese hilmimle nizâ

Ammâ üçü aynı harfdir üçü gayrı bilmiş ol

Gayrının biri de benzer, itme sinemle nizâ

Anın içün şart-ı îmân altı oldu ey Halîl

Altı altıya döne çün itme femimle nizâ

316

Ehl-i cehlin kârıdır eylemek dünyâda feza'

Hem şikâyet dürlü dürlü halka söylemek ceza'

Râzı olmaz bir kazâya hem kader bilmez nedir

Kendini bilmez o kâhil tâ meğer vakt-i nizâ

Sabr idüb kazâya râzı ol belâya her zamân

Âkibet dile Hudâ'dan zinhâr itme sen feza'

Ehl-i Hakk'ı diler isen ehl-i dâreyn olasın

Her hususda kıl metânet olub itmezken feza'

Ey Halîl Hak'dan şikâyet eyleme mahlûka hiç

Bu cinâyetdir anı iy bilsün itmesin ceza'

317

Vuslat ihrâmı giyenler tutmak oldu elde sâ'

Halka harâmi diyenler nâra hazırladı bâ'

Çokları yolda iken döndüler ammâ bilmeden

Hakk'ı iptâl eylediler sandılar olduk şucâ'

Anlamazdan ilm-i eslâfı hemân ta'n itdiler

Kendilerini görüb yok didiler gayrıda tâ'

Kesret-i ilmi görünce ne didi ki ucb ile

Kendine de saklı kaldı hayrı yokken bir zirâ'

Şöyle muhaddis ü müfessirleri ta'n itdi ki

Vakitlerinde var idi bin mislisi zî-şuâ'

Deryâ idiler ilimde olamaz bir tüyleri

Bilmeyüb eylediler nefslerine yüce zıyâ'

Hayr ile zikreyleyin mevtâları didi Rasûl

Şer ile zikr itmek oldu dînde muzır ibtidâ'

Birçoğu nâkıs, basarsız kulağı duymayarak

Aks-i hayrı nakl idebilmekle kılmaz ıttılâ'

Ey Halîl sen pek sakın eslâf-ı ehl-i sünnete

İtme isnâd bir kusûru, çünki eser hayradâ'

318

Hudâ'nın sun'idir küffârdan olsa da her ihtira'

Hemân hamd eyleyüb Hakk'a kıl isti'mâli ihtira'

Kemâl-i kudret-i Hak'dan nümûne irtikâ'-i fenn

Anı hor gören ahmak zu'm ile nâ-hoşdur ihtirâ'

Hılâf-ı dîn u îmândır fünûnu tenkîd u tahdîd

Umûr-ı abdi teshîlde bi-izn-illâh sırr-ı ihtirâ'

Var iken aklı, cinnetle esen her semte bî-şuûr

O hamdır, hamlığı kâfîdir ana, nider ihtirâ'

Muhammed dini hem her bir kemâlin şu'lesi Halîl

Olur ammâ, gözü nâkısa virir kederi ihtirâ'

319

Kuru yaşı vasf idenden it tevakkî ol irâğ

Şunu bunu bahs idenden kaç ki kalma der-melâğ

Pek sevene men'a dâir böyle hâli gelse söz

Kesilir kâl ile kîli, sanki dağ üstüne dağ

Hayr içün mü, yoksa şer içün mü geldin âleme

Buna benzer bir suâl olmadı tek diline bağ

Kendüni aslâ düşünmez âkibetim ne deyüb

Fahr-i nefsine üşenmez kalmamış halbûki çağ

Sen seni görmek Halîl makbûl mudur âlemdeki

Kenz-i ma'nâ bülbülüyken sana bu cihân mı bağ

320

Beni eyle İlâhi ehl-i gafletden hemân ırâğ

İki âlemde de bulmak hacâletden emân ırâğ

Kesel vâdisine düşmüş olanlardan beni zinhâr

Eylemeyüb idesin sen hasâretden emân ırâğ

Neyi ben bilmedim ise bilirim dimeden koru

Kılub sonsuz ulûmuna cesâretden emân ırâğ

Dahî bildiklerime virme cehli alub ihsânı

İdüb dört düşmâna olmak esâretden emân ırâğ

Terk itdimse anı benden tamâm eyle bu dünyâda

Yarın katında kıl beni fezâhatden eman ırâğ

Dilerim afv idersin sen bu cihânda o cihânda

Beni eyle dû-âlemde kabâhatden emân ırâğ

Adûya nusretinle lûtf idüb şâd eyleyen zâri

Anı kıl sen bu âlemde ki râhatdan emân ırâğ

Eğer mümkünse ıslâh it anı tevbelere al git

Değilse kahr idüb eyle melâhatden emân ırâğ

Tâ ki kavîm ola dînin nasrini bula mü'minîn

Yerini dar idüb eyle seyâhatden emân ırâğ

Senin aşkınla ağladub Halîl'i dâr-ı dünyâda

Hemân a'dâ içün eyle niyâhatden emân ırâğ

321

Terk idüb bu mel'abayı ey gönül göklere ağ

Koyub her bir debdebeyi ey gönül göklere ağ

Mihneti ayn-ı vefâdır rahatı ayn-ı cefâ

Al cefâyı misl-i Îsâ ey gönül göklere ağ

Çünki İdris gibi onbeş yıl arasan terkini

Sana bir sadâ gelir ki ey gönül göklere ağ

Gitme cîfe ardına sen ger değilsen ez-kilâb

Misl-i hümâ aç kanadın ey gönül göklere ağ

Ol ne yerdir ki sen anda has misâfirdin Halîl

Yok vatanın ol idi ol ey gönül göklere ağ

322

Ko penc u şeş ile hafti yeter sana cihâr-i aşk

Muhabbet nûru Subhânı idenler buldu Rahmânı

Nider mülk-i Süleymanı iki cihânı yâr-i aşk

Bulur zâkir Hudâ nûrun tamam iderse huzûrun

Görür cânında sürûrun diğer komaz ki nâr-i aşk

İrerse sırr-ı sücûda varır safâ-yı vücûda

Ne dilerse gelir cûdâ yakîn Hudâ'ya câr-ı aşk

İki cihânı müheyyâ görür âşıka yok pervâ

Azalmaz artmaz ol deryâ akar dâim enhâr-ı aşk

Sanma âşık şehvetîdir Hak aşkı çün devletidir

Zikr-i Hudâ ni'metidir, komak dünyâyı kâr-ı aşk

Terk itmiş vakt u âvânı unutmuş kevn u zamânı

Bir görür fakr u sâmânı çün olmuşdur evzâr-ı aşk

Bu halkın fer' ile aslı muhabbetden ider faslı

Olan âşık bulur vaslı gider Hakk'a ebrâr-ı aşk

Hudâ nûru eser ider sivâsını keser ider

Fedâ-i cân u ser ider olanları ahrâr-ı aşk

Bu âlemin şühûdiyle hafâyâsını koy hele

Ki Halîl sana virile tamâmıyla etvâr-ı aşk

323

Nedir bu süsle bezenmek yok mu dervîş hiç insâf

Mâil-i zînet olanın gönlü hiç olur mu sâf

Eski yâranlarına veda' kılmak farz iken sana

Hâlini zerrece tebdîl itmedin ey lâ-yehâf

Eski sözde eski özde eski yüzde gözdesin

Seni seyr itmeye geldim yine gördüm zîr-i Kâf

Hani ahdin ben işitdim bir yere irişdiğin

Böyle mi didi sana ki bulasın Hak'dan muâf

Hâsılı sen tutmaz iken bu Halîl'in sözünü

Neden eylersin özünü ehl-i Hakk'a sen muzâf

324

Bir aceb sırrı bize bildirdi keşf olunca şef

Ağlar iken bizleri güldürdü gör gülünce şef

Kâinâtın her umûru bende saklıdır hemân

Söylemesem kimse bilmez didi sorulunca şef

Cümle esrârında mestûr mahrem-i sırr olmuşum

Bana gelir didi herşey gözle görülünce şef

Ger ben izhâr eylemezsem nûr-i âlem bim olur

Ben idim dir emr-i sûr-i İsrâfil olunca şef

Ey Halîl pek sakla şefi server-i dâreyndir o

Nîce cânlar yakarım dir boşa yorulunca şef

325

Sen esirge bizi rızâna hilâfdan ey Latîf

Tâ ki olsun cism ile cân cümle günâhdan nazîf

Dilimiz söylemesün illâ ki gerçek ammâ az

Bildirüben bize râz, eyle bizi dâreyn şerîf

Gözümüz görmesün illâ Hakk'ı Hak duysun kulak

Eğrilikden saklayüben eyle yâ Rab bizi hanîf

El ayak hem cümle a'zâ sana kulluk eylesün

Şöyle ind-i hâs olalım Dâl'ımızı kıl Elif

Yemek içmek derdini alub bize derdini vir

Eylemez dertsiz bizi âlemde kâhil hem harîf

Kullarını bana sevdir tâ ki sana kul olam

Kim severse bedd ü şerîr ey Halîl ney ki zarîf

326

Hakk'ı nisyân eylemişsin of sana ey tâğî of

Ayn-ı küfrân eylemişsin ey mücâsir bâğî of

Ni'met-i Hakk'ı sen Anın mahlûkundan kat' idüb

Hırs u buhli koymadın, terk itmedin bu zâğî of

İçinde bir dürlü olub dışında bir dürlü hem

Fısk u fücûr ile fesâdla geçirdin çağı of

İki cihânda gülecek menzilin hiç kalmamış

Kara olmuş kalbin dahî hem yüzünün ağı of

Gel Halîl'in sözlerini cân ile bir dinle ki

Kurtulasın zulmetinden kaplamış sol sağı of

327

İ'timâda mazhar olmaz hoş görünen her harîf

Sûreta bir çok nifâk ehli görünür pek zarîf

Hükmüne hiçbir vakit olma emîn pişmânı var

Hüsn-i zannın bazı yerde getirir nedm-i redîf

Her gülüb hoş söyleyeni ehl-i insâf sanma ki

Binde bir insân bulunmaz aslı hem zâtî şerîf

Sîreti seyr itmeğe göz bulmadınsa ma'nâdan

Seyrine aslâ güvenme aldanursın ey nahîf

Bey' u şirâ' itmede hût gibi yudar asgarın

Ehli anın pek acebdir sanma anları latîf

Emr-i dünyâda hemân ehlini bul her bir işin

Öylece gör kılmasunlar Dâl'ların sana Elif

Ahz u i'tâda bu asr içinde bu halk binde bir

Söylemez gerçek kelâmı eyleyüb nef'i hasîf

Hiçbir işde gabn u hüsrânı tezekkür itmeden

Eyleme intâc günâha seni koyar ey nazîf

Bâyi'-i cümle zamânın şöyle ki bil ey Halîl

Kardeşin mevtini diler tâ ki satsın sana lîf

328

Nef'i için gayra zarâr dileyen hayvâna öf

Rahatı çün diğere zahmet diler düşmâna öf

Mü'mini aldatmağa muhkem esaslar kurüben

Ehl-i Hakk'a gam viren ol bî-rahm u îmâna öf

Vakt-i salât içre dünyâsıyla meşgûl gâfilin

Sözlerini Hak sanan ol sûret-i insâna öf

Din u İslâm'ı hemân kılıkda bekler mağrûrun

Bildiği bildirdiği hem itdiği nisyâna öf

Sûret-i İslâm'da bin dürlü şeyâtin işleri

İşleyüb doğru görünen ol özü şeytâna öf

Kizb u gıybetle nemîmesi ile fahr eyleyüb

Kendini hacı veya hâce bilen evrâna öf

Şeyh u dervîş u sûfiyim diye cehle gark olub

Bin riyâzetle Hudâ'dan dûr olan noksâna öf

Hak yolunu hârika keşf u kerâmet zu'm iden

Şer' u dînden bî-haber ol kâsib-i küfrâna öf

Bin nasihat işidüb birini gerçek duymayan

Summün bükmün umyuna mazhar ol sonu hüsrâna öf

Bin dahî çokca kelâm-ı Hakk'ı işidir iken

Hiç birinde kendüni bilmez işi tuğyâna öf

Dîn-i Hakk'ın şu'lesine gözleri dayanmayub

Gayrı şu'le arayan huffâş-ı bed-gümâna öf

Gelmedi Ahmed gibi gelmez cihâna tâ ebed

Ana ben küfr olurum bilen şuursuz câna öf

Korku yok insâna korkudan çıkalım biz deyü

Semt-i Hak'dan gayrı merci' dileyen bi-câna öf

Ey Halîl nûr var iken zulmete mâil kim olur

Bil anı var her asırda tâlib-i hızlâna öf

329

Ey hilâfet mazharı ey ma'den-i Nûn ile Kâf

Gıll u gışşden ol beri kıl kendüni gâyetle saf

Ben banayım sanma her dem nâzır u manzûrsun

Sen seni bilmek dilersen eyle biraz i'tikâf

Varlığını bil emânet seni bir âzâde gör

Seyir kıl, ol demde rûhun neyle kılmış ittisâf

Gördüğünce halkı derhal Hâlık'ı yâda getir

Ki göresin var mı aslâ kesret içre ihtilâf

Bilmemekde ol masîr hiç bilgi da'vâ eyleme

Bilmek istersen bu sözü eyle dâim ihtidâf

Ger sana yok yere bir suç kıldılarsa ittihâm

Sen o sucu nefsin içre eyle tamam i'tirâf

Kendini suçlu bilir, âdem olan tevbe kılar

Kâr-ı İblis oldu suçun görmemek idüb güzâf

Ey Halîl sen gibi ma'sûm olmasa halk içre hiç

Yine güm-râh anla özünü sakın itme hilâf

330

Sivâ-i Hakk'a meyl itme sana sen kâfisin Hanîf

Derd için Lokmana gitme sana sen şâfisin Hanîf

Olur bâzı vakitler kim girersin câh-ı fetrete

Bu fetretde halâsına sana sen vâfisin Hanîf

Keder korku sürûr olur Hudâ seven ehibbâya

Sana bir sû-i söz dinse sana sen âfisin Hanîf

Hemân dağ gibi insânlar sana altun kesilseler

Ana meyl itme bil ki kat'î münâfisin Hanîf

Sen seni vâra terk eyle ki Halîl olasın birgün

Halîl beytinde iken sen halkın mutâfisin Hanîf

Ne ki ihvân-ı Halîl'dir kamûnun zîr-i pâyinde

Kendini zerre bildinse o demde sâfisin Hanîf

Selâm olsun o kim bizle selâmet iste anlara

İkilikde olanlara di ki sen hâfisin Hanîf

331

Sana hem cümle halka melce' olmuş vâhid-i mutlak

Şu halde gayrıya meylin nedendir âid-i mutlak

Devâ itmeğe bir derde virir sırr-ı Lokman

Odur hal eyleyen hem müşkili gâmız-ı muğlak

Var iden bunca devrânı beyân eyler o nihânı

Fakat ararsa cân hani görünür tûbâdan yaprak,

Cihât-ı külli muhît hem de zerreler değil ansız

Eğer göz varsa basar hem görünür âleme bir bak

Kendüni saklıyor sanma kulundan Hâlık'ı Halîl

İbretle bak hiç usanma Mescûd-i âlem oldu Hak

332

Zevâli tiz bulur elbet iden reftâr-i zulme çok

Nevâli hayyiz olur elbet iden güftâr-ı ilme çok

Ehl-i ilmin luhûmi semm didi ol Râfiu'l-Alem

Serkeş ata olmazsa gem gelemez idi silme çok

Sabr idenler belâyâya görürler hoş dem-i âhar

Cefâdan çok olur zâhir vefâ-i gayrı bilme çok

Ta'n iderse o a'dâ hoş bil nefsine her dem

Ki bast olur sonu ta'nın şikâyetin kılma çok

Adûden intikâm almak hoş olursa da fânîde

Bu fikrin ardına aslâ Halîl dünyâda bilme çok

333

Ezeldeki ahd hakkı çün eyle benim yüzümü ak

Elest meyy-i şehd hakkı çün eyle benim yüzümü ak

Anda didim sana belî çün sen idin bana velî

Bugün cân sana irmeli eyle benim yüzümü ak

Kesüb sivâ yollarını terk it bana çöllerini

Gösterme sağ sollarını eyle benim yüzümü ak

Eyle murâdımı hâsıl idüb beni sana vâsıl

Mahşer günü soram nasıl eyle benim yüzümü ak

Münâcât eyledi Halîl vir dileğini ey Celîl

Cemâlini virüb delîl eyle benim yüzümü ak

334

Vuslatını dilerim ey güzelim dime yok

Şânım şânına benzer ben ezelim dime yok

Âdem ile Havvâ'yı yaratır iken gördüm

Didin ki şunu şöylece düzelim dime yok

Toprağı tamâm itdin nefhını virdin ana

Didin bağlularını gel çözelim dime yok

Âdem'in hamûrunun suyu ateşli idi

Didin kömürlerini gel süzelim dime yok

Birlik bahri içinde Muhammed'le sen âdem

Didiniz ki ey Halîl gel yüzelim dime yok

335

Artık gayrıdan geçüb söylerim ben Hakk u Hakk

Pîrin elinden içüb söylerim ben Hakk u Hakk

Gözlerim sel ağlarım alçak akar çağlarım

Gönlüm Ana bağlarım söylerim ben Hakk u Hakk

Bakmam sen ile bana murâdım dostdan yana

Dervîş sen de disene söylerim ben Hakk u Hakk

Oda yaksalar beni göle soksalar beni

Urub yıksalar beni söylerim ben Hakk u Hakk

Bire iki hiç dimem sevdâlıya geç dimem

Münkire al iç dimem söylerim ben Hakk u Hakk

Emmâreyi öldürdüm Levvâmeyi kaldırdım

Mülhimeyi güldürdüm söylerim ben Hakk u Hakk

Mutmainne kârımdır yâra dimek yârımdır

Mahv olan ağyârımdır söylerim ben Hakk u Hakk

Aşkım oldu bî-karar gönül yârini arar

Ol vâiz âyet sorar söylerim ben Hakk u Hakk

Halîl zevkin hâl ile vasf olunmaz kâl ile

Câhil mağrûr mal ile söylerim ben Hakk u Hakk

336

Âşığım kârım yârime yanmak

Hiç gelmez benim ârıma yanmak

Olmasa cümle vârıma yanmak

Düşer firkatle zârıma yanmak

Yağmadır alın benliği benden

Haber var bilin hubbü'l-vatandan

Yâr içün geçdim cân ile tenden

Bildim ölmekdir bana uyanmak

Kalmasa gönül içre hubb-i cân

Söyle kimdendir zevk-i hânumân

Mekân terk iden arar mı mekân

Gerekdir efgânım arşa dayanmak

Alâka terki kime müyesser

Olursa olur ekmel-i beşer

Yârini bulan hârından geçer

Yokdur anın çün gayra boyanmak

Riyâdır nasîbsizin nasîbi

Riyâkârdan başka yokdur tabîbi

Mülhîddir anın dostu habîbi

Ne gerek ana gerçeğe kanmak

Sûretle da'vâ mü'mine bürhân

Olmaz aslâ ey müslümân inan

Tutar ağzını kalbinde o deyyân

Yok andan fenâ kimseyi sanmak

İşinden bilinen her velî değil

Huy ile hâyyı ezelî değil

Her renge giren er deli değil

Muhkem yüreğe yokdur ırganmak

Hak eyler ise bir kulu sâbit

Dilinden hikmetler olur nâbit

Halîl yerini hüsn-i meâb it

Eyleme bir dem Hak'dan usanmak

337

Uyuma ey gözüm böyle Hudâ'yı sev ol uyanık

Anın aşkıyla cân ile ciğerlerde dol uyanık

Basîret yok mu hiç sende n'içün kaldın ya bu tende

Senin nefsin uyuyanda sağın ile sol uyanık

Yer ağlar gözü yaşları akar yorulur taşları

Bağlayub Hakk'a başları dağ ile taş çöl uyanık

Sana hizmet iden bunlar vakt u mekân ile günler

Her eşyâ Rabbini anlar nehir deryâ göl uyanık

Hakk'a kulluk idersin sen deyû bunlar dururlar şen

Sen isen hizmetin bu ten sen gözleri bul uyanık

Halîl vaktini kılma fevt gîceni hoşca ihyâ it

Seninle seni gözler mevt açub iki kol uyanık

338

Nâ-ehle kıldı harâm ni'met-i hikmeti Hak

Budur buluna merâm devlet-i hikmet-i Hak

Hikmet ehline harâm oldu dûzah ateşi

Câhiline ulaşmaz zerrece rahmet-i Hak

Kelimât-i hakâik fâsıka aksi sadâ

İder Hak'dan duyamaz, redd ider kudret-i Hak

Ehl-i irfânın sözü işâretden ibâret

Zîrâ nefs ehli bilemez nedir hizmet-i Hak

Adem-i esrâr-ı Hak'dan söyler mahrûm olan

Nihânı şerh idemez bulanlar rif'at-ı Hak

Rüsûm ile âdâtın mahkûmu söz anlamaz

Çünki ana hoş gelmez aşk ile mihnet-i Hak

Ahvâl-i muhabbeti câhile izhâr iden

En sonu pişmândır o göremez sohbet-i Hak

Halîl sivâ içinde esrâr-ı yârı dime

Dîv olanlar ne bilir mikdâr-ı hikmet-i Hak

339

Vâh ana ol dime ki kalbimden oldum ırak

Buldum irfânı eğer kalb olsa bana durak

Kalbimden taşra dâim sevk ider bu gözlerim

Cânımı her dem uzağa atar beni iki ayak

Ben beni bulmak içün kalb âlemine girüb

Açamadım gafletin yüzünden aslâ duvak

Her zerreden yol Ana giderken onsuz oldum

Yükselmeği severim bilmeden sanki kavak

Suçlarım çokluğu, hem yolumda olan taksîrât

Göstermez bana Halîl kara nokta ne de ak

340

Çehre-i lûtf içre kahrı saklı kimdir söyle Hak

Çehre-i kahrında lûtfun gizleyen Settâra bak

Dehr-i fânînin sürûru değmez aslâ bir gâmma hem

Her dem içre yardım ve zevki nihân ol yâra bak

Gülmesün vakt-i huzûrda pekce sona irmeyen

Feyz içinde oldu mahzûn bilmeyen ağyâra bak

Ey Halîl ders al müessirin işinden her zamân

Sana cilve gösteren her dem içün ol yâra bak

341

Akl ile aşk itmediler birbiriyle ittifâk

Akl ider gınâ gerekdir aşk aradı fakr u fâk

Didi âkîl ilm u fünûn aramalı dem-be-dem

Didi âşık bana yârin gayrısından yok mezâk

Akl ider tebdîr-i umûr hem de tahsîle maâş

Aşk ider tefvîz u teslîm yollarına iltihâk

Akl arar vakâr u izzet ile varlık nev'ini

Aşk arar mahv ile zillet, rahatı anın meşakk

Akl ider lûtfu güzel ammâ kahrı abes

Aşk ider ben hiçbirine söylemedim el-firâk

Âkil içün havf ile ekdâr içinde çok recâ

Âşıka terk-i umûm kaldı anda bes iştiyâk

Bu ikiyi eyledi bir, ârif u kâmil olan

Sen Halîl ikide kaldın, bir mi yakınla ırâk

342

Beni bir zerreden insân iden aşk

Bu rûhu cism ile yeksân iden aşk

Ne benden ne diğerden bir haber yok

İken bende beni mihmân iden aşk

Refîk olub bu cihâna getiren

Beni düşmânla tev-emân iden aşk

Beni bir ot gibi anda bitiren

Karîn-i vakt ile mekân iden aşk

Bir eri ata bir dişiyi ana

İdüb bana beni civân iden aşk

Halîl deyû beni bir âd u sâna

Koyub son işimi hayrân iden aşk

343

Gel ko diğer diyârâtı ne hoş vatan diyâr-ı aşk

Ko penc u şeş ile hafti yeter sana cihâr-i aşk

Muhabbet nûru Subhânı idenler buldu Rahmânı

Nider mülk-i Süleymanı iki cihânı yâr-i aşk

Bulur zâkir Hudâ nûrun tamam iderse huzûrun

Görür cânında sürûrun diğer komaz ki nâr-i aşk

İrerse sırr-ı sücûda varır safâ-yı vücûda

Ne dilerse gelir cûdâ yakîn Hudâ'ya câr-ı aşk

İki cihânı müheyyâ görür âşıka yok pervâ

Azalmaz artmaz ol deryâ akar dâim enhâr-ı aşk

Sanma âşık şehvetîdir Hak aşkı çün devletidir

Zikr-i Hudâ ni'metidir, komak dünyâyı kâr-ı aşk

Terk itmiş vakt u âvânı unutmuş kevn u zamânı

Bir görür fakr u sâmânı çün olmuşdur evzâr-ı aşk

Bu halkın fer' ile aslı muhabbetden ider faslı

Olan âşık bulur vaslı gider Hakk'a ebrâr-ı aşk

Hudâ nûru eser ider sivâsını keser ider

Fedâ-i cân u ser ider olanları ahrâr-ı aşk

Bu âlemin şühûdiyle hafâyâsını koy hele

Ki Halîl sana virile tamâmıyla etvâr-ı aşk

344

Sabîleri bana hayrân iden aşk

Görünüb hem görüb seyrân iden aşk

Beni her demde semtine yeden aşk

Bütün ma'mûrumu vîrân iden aşk

Bin eşkâl ile yüzün gösterüben

Elâ gözlerimi elvân iden aşk

Neyi sevsem o sûrete girüben

Hemân karşımda hoş cevlân iden aşk

Kimi şâb kimi pîrden görünüb

Şuûn-i aynımı ber-şân iden aşk

Yer ile gökdeki ismimi silüb

Beni bî-ism ve bî-nişân iden aşk

Bütün âlem hakîr u müflis iken

Gınâ u fakr ile zîşân iden aşk

Tabiat sicni içre muhlis iken

Alub sultânı âlişân iden aşk

Beni Züleyha yüzünden görerek

Kahır yüzü ile ihsân iden aşk

Kadehler nev'ini ön sevdirerek

Sonu şarâb ile sekrân iden aşk

Bana envâ-i mektûbîn okudub

Nihâyet aşkını i'lân iden aşk

Ne varsa akl u fikrimden dağıdub

Halîl adıyla beni nâlân iden aşk

345

Ey sûret-perest hele gel biraz kalbine bak

Yeter iki gözünle seyr itdiğin kara ak

Dilde müslümân ammâ gönülde bir başkasın

Bin dürlü şeytânâtın kılmış seni pek alçak

Yediğin harâmları elin ile kusmazsan

Kusdurur Hakk'ın adli sanma kılıncı orak

Ey zâhid râh-ı zühdü sen böylece mi sandın

Karnında harâm varken mescidi kıldın durak

Tevbe suyu ile yun şerâiti tam idüb

Necislikden halâs ol yakın olsun bu ırak

Yoksa kuru niyetin seni insân eylemez

Beyhûde başın eğme mescidde sonun firâk

Ehl-i kemâl nezdinde lâubâli duruşun

Her aybını meydâna çıkarır ey bî-mezâk

Haddini bil öyle gel nedemle ciğeri del

Suçu terke bağla bel oynatma ahmak dudak

İnsânlığı palto tâc kundurada mı gördün

İki gözün dördü kör yok sende iki kulak

Birgün telîs giyerek beline bağla ipi

Ki görünsün ayârın ne malsın yalın ayak

Tevâzu'da sakladın kibr ile gurûrunu

Meydâna çıkarub gör kimin işi uyumak

Abdestin farzı ile vâcibin Halîl'e sor

Bildiğin gibi midir yüz ile eli yumak

346

Benim atlâsımı pâlân iden aşk

Soyub libâsımı uryân iden aşk

Bütün varlığımı tâlân iden aşk

Yakub ciğerimi püryân iden aşk

Çıkarub dağlara beni düşüren

Vatanımı ulu balkan iden aşk

Gözüm yaşıyla yüreğimi pişiren

Sonu gözyaşımı alkan iden aşk

Yetmiş iki millete ayrı isim

Türk Rus, Kürd Lâz Urbân iden aşk

Nîcelere taht u tâc mülk-i cesîm

Virerek nîceyi kurbân iden aşk

Nîcesini kendüye muzır iken

İşini firkatle giryân iden aşk

Hadd u hasri olmayan münkir iken

Nîcesini kutb-i devrân iden aşk

Kimisinden dahî inkârı sürüb

Son nefesinde bî-îmân iden aşk

Kimisini zincîr ile torgurub

Anlar ile ahd u peymân iden aşk

Yakub ateşden su olub söndüren

Bazı aks üzre gülistân iden aşk

Dolap olub suda anı döndüren

Çok zemîni de çölistân iden aşk

Yüz urub yerlere haykırub giden

Dereler suyunu ummân iden aşk

Toprak, hava, su, ateşi mecz iden

Dürlü meyva ile rummân iden aşk

Yedi tabakda sayılmaz ni'meti

Var idüb milyonlara hân iden aşk

Sûrete mağrûra kılub nikmeti

Sîret ehline kamû-kân iden aşk

İlm u a'mâl ile mağrûr eyleyüb

Zâhidi âşıka düşmân iden aşk

Vech-i âdem'de yüzün setr eyleyüb

Yevm-i mahşerde anı pişmân iden aşk

Mühr urub kalbi riyâkâra hemân

Anı tezyîn içre pünhân iden aşk

Virmeyüb haber özünden hem emân

Tâbî-i hevâ ve ünvân iden aşk

Bin sözünden şemme virmez gâfile

Bî-nasîbi ehl-i hızlân iden aşk

Anı bilmeyene vasfı nâfîle

Tatmayana kârı hüsrân iden aşk

Türkçe ise ehl-i aşkın sözünü

Okumam dir anı hırmân iden aşk

Teslîm olan ana bildi özünü

Me'zûn ider anı fermân iden aşk

Kahr u lûtfun ikisi aşka delîl

Cümle esmâsını Rahmân iden aşk

Aşkı vasf itmek sana kâr mı Halîl

Cümle şeyden zikr-i Subhân iden aşk

347

İlâhi çokca âsiyem sana zerre itâat yok

İşim hevâya uymakdır rızân içün ibâdet yok

Ne işe eylesem ikbâl nefisdir bana hem-râhım

İmâm olur bana şeytân hilâfa bende âdet yok

Namâz u hacc u zekâtım ne kılarsam hasenâtım

Orucla cümle hayrâtım alur mel'ûn alâmet yok

Bütün zikr ile fikrime meğer şirket imiş kâfir

Karışır hem de şükrüme ki mekrine nihâyet yok

Okuyanlar ile okur Hudâyâ sana sığındım

Ki hud'asına akl irmez tuzağına da gâyet yok

Ne menzile ulaşsa kul orada belirir hâin

Sakındığı da âdemdir ki bende hiç dirâyet yok

Olanlar âdem'e vâris kaçar anlardan ol hâris

Halîl görmekliğe bâis anı sende velâyet yok

348

Her hasîsi sırra mahrem sanma ey dervîş-i Hak

Her güzel sûretde yokdur anla sen endîş-i Hak

Düzme sûret sîretin uğrusudur eyle hazer

Muntazam kelle kulak ammâ içi teşvîş-i Hak

İlme her müddeî, âlim değildir şübhesiz

Rütbe-i irşâda lâyık sanma iden gîş-i Hak

Kâmil oldur ki celâl ile cemâli cem' ider

Ya'ni tardı mahfîdir kabûlü dahî îş-i Hak

Zu'm ider zâlim olan mevhûmi gibidir velî

Zinhâr ey Halîl anı bil peh şey hem de pîş-i Hak

349

Biz uyandık vahy-i Hak'la ayıldık

Batn-ı Kur'ânla ma'nâya yayıldık

Medine-i ilme girdik kapûdan

Muhammed'in huylarına boyandık

Horasan'ın erlerine doymadan

Kenz-i Ali'den istedik tapûdan

Beyt-ullâh adı virilen yapudan

Tavafla dönüb, hacıdan sayıldık

Her dertli zahmına merhem biziz

Münkirlere tûfân olub yayıldık

Sâcid olub düşdük yâr mihrâbına

Cemâlini değişdik serâbına

Hiç bakmadık fenânın harâbına

Halîl olduk odlara biz kapıldık

350

Ehl-i fücûra yaranmak dileyen gaddâra bak

Mü'mine sû-i şüyû'i kazf iden murdâra bak

Dün tarîk-i bâb-ı Rızâya boyun eğmiş iken

Ehl-i Hak'dan yüz çevirüb ta'n iden ağyâra bak

Ahdini naks itmeğe Hak'dan udûl-i tâm idüb

Râh-ı Hudâ'dan dönen ol tâbi'-i eşrâra bak

Hilkatinden ger yahûdi ger mecûsi geçerek

Derk-i esfele inen ol ekfer-i küffâra bak

Olmasa dünden nifâkından eser kalbinde hiç

Kendini atar mı bugün üsve-i kerdâra bak

Olmasa ger sû-i niyet gidişinde hâinin

Misl-i İblîs tiz çıkar mı erzel-i füccâra bak

Gûyâ zâhirden kuşanmışdı itâat bağını

İmtihân günü gözüken beldeki zünnâra bak

Yevm-i ikbâlinde dostun dostu olan kâzibin

Kendüyi gözükmeğe ikbâl setr iden Settâr'a bak

Hamdu-lillâh zâhir olur dost ile düşmânımız

Sû-i karîni sırat'da ayıran Gaffâr'a bak

Sevdiği kullarına çekdirmez Hak bâr-i girân

Yârine bunca vefâdâr bulunan ol Yâra bak

Yüzleri üzre atar kâfîrle münâfıkları

Zemm idüb alâ vücûhihim diyen Cebbâ'ra bak

Hak yoluna girdiğinde sanki mahv olmuşdu o

İrtidâdında sanur dirilmiş, ehl-i nâra bak

Kalbine veyhi ider bağlamış idi bizi o

Habl-i Metîn terkine ferhân olan bî-âra bak

Kim ki ezelden olan kalbinde şekâvet, ana

Müşkil olur Hak yolu pek, cilve-i esrâra bak

Bu sebebden irtidâdı Hak'dan ider ol ferâh

Hak yoluna dönse mahzûn olur, ol bî-çâre bak

İnkârında hâin olduğunu bildiğinde ol

Mutmain olmak idlâline ve hem inkâra bak

Bi'set-i Ahmed gününde yine böyle idi halk

EbûCehl ider adâvet bir yanda ensâra bak

Hem muhâcirle sahâbe sevdiler tutub yolun

İbn-i Selül gibi nîce var idi mekkâra bak

Kim ki inkârına yardım ide cân gibi sever

Kim ki aksi söyleye, hoşlanmaz ehl-i nâra bak

Hikmet-i Hak bu durûr, acı yaraşmaz tatlıya

Kâbil Hâbil'e nider kardaş iken anlara bak

Ehl-i nârın yok sebâtı Ehl-i Cennet'le Halîl

Ârif-i sırr-ı Rızâ ol, âşık-ı dîdâra bak

351

Âşık mı dirler sana bir zorumu çekmedin

Bin eyliğim var iken sen anlara bakmadın

Sevdiğim sensin dirsün, çün bir acı görürsün

Tiz beni terk idersin, ol hevânı bırakmadın

İy işlerimi sevdin sen beni sevmemişsin

Bed işlerimi gördün cehlinden sen kaçmadın

Ey yâra ikrâr iden her hâlini hoş gören

Kahr u Lûtfu seçersin aşk odunu yakmadın

Rahmân'ı sevdin ammâ Cebbâr'a kahr idersin

Cebbâr seni ahz ider çün emrini takmadın

Hak Zâtını sevenler cümle Esmâ'yı sever

Zîrâ küllî Hüsnâ'dır, inâdından çıkmadın

Halîl sana söyledi işlerin hebâ deyû

Sen âdem secdesine heykelini yıkmadın

352

Havf-ı Hakk'ı bilmeğe tam fikr ile iz'ân gerek

Havf-ı Hakk'ı bilmeyen İblîslere el'ân gerek

Kim ki Hak'dan korkmaz ise nedir insân bilmez o

Bu söze bir oh dimeğe sûret-i insân gerek

Halka zulmü i'tiyâd ideni sordular bana

Ben didim yok âdemîde, bir özü hayvân gerek

Gönlümü görmüş idim bir pencerede oturur

Bir sadâ âni zuhûr itdi hemân kalk diyerek

Ürkdü gönlüm, meğer anda havf u recâda imiş

Kalb vücûdu itdi zilzâl biri de bak diyerek

Eyledi tevbîh beni vah vah ne oldu sana, su

Getirelim, korku gitsün yok imiş sende yürek

Söyledim ki yok birâder dalmışım hılkat ya bu

Bağteten bir ses olunca aymışım titreyerek

Aybımı örtbas idüb nefsime gizlice didim

Halkdan ârın var iken Hak korkusu ne gerek

Bak şu gâfil anlamaz fikriyle havfı levm ider

Korkmamak eyidir sanur bozulmuş aklı zemberek

Korkmamak odur ki, Hak sözü dimede çekinmesün

Yeltenüb kul hatırı çün dimesin neme gerek

Levm-i lâimle cesîmin heykelinden korkmasun

Hasmını görünce benzi solmasun ay diyerek

Şimdi halkın çokları olmuş bahâdır misli yok

Ammâ yokdur âlem içinde o misli ödelek

Aslâ Hak'dan korkusu yok, gölgeden benzi solar

İtmeğe şerr, kendü gibi bir iki akran gerek

Zenb-i mârân gibi sarılıdır kuyrukları

Ağızları bir yere toplu cinsi sanki engerek

Korkudalım mahlûku bir nâm kazanmakdır fikri

Yalınızken korkusundan sözleri vicdân gerek

Kasd iderler mü'minin malına ve hem cânına

Hem de dostuz diye yüzüne bakarlar gülerek

Yüzlerine hasm-ı kavî gelse durmaz çıkışır

Ammâ ana sebb idemez Hakk'a dîne söğerek

Bir sadâ yüksek çıkarır ya söğer ortalığa

Korkusundan sebbi anın, dura çarh-ı felek

Vây ki halkın alçağı n'eyledi bak sana felek

Bâisi ne Hâlik'a sebb hiç hayâ itmeyerek

Ortalık içinde doludur hep eşrâf-ı beşer

Kurtulurum sanma böyle cürmü sen işleyerek

Çünki suç fi'l ile olsa afvı kâbildir ammâ

Asla çâresi bulunmaz, olsa suç söyleyerek

Üç nev'i suç var ki müslim kurtulamaz pek kolay

Biri kumar, biri içki, biri dumân çekerek

Ammâ Hak'dan korkusuzluk olsa, yokdur çâresi

Taş, ağaç, denizler ağlar gözyaşını dökerek

Taşdan olunca kavî kalbin sana dermân nedir

Yumuşamaz görse gözün ölüyü dirilerek

Hem demirden de kavî hem paslı kalbinle Halîl

Pâk gibi söylemedesin gök gibi gürleyerek

353

Kâr-ı insân oldu bil insânı insân eylemek

Ayn-ı küfrân oldu bil nisyânı nisyân eylemek

Kul elinde var mı kuvvet Hakk'ı takdîs itmeğe

Kul içün bir fi'l olur isyânı isyân eylemek

Şerri men' itmeğe Hak halk eylemişdir âdem'i

Kâr-ı Âdem olamaz tuğyânı tuğyân eylemek

Ölmeden evvel dilinle bir iki hayr işle kim

Fırsatın mahvında yok küfrânı küfrân eylemek

Uykudaki fitneyi îkâza gelmiş müşrikûn

Ehl-i hırmân kârıdır galtânı galtân eylemek

La'net olsun fitne uyandırana didi Resûl

Ol kılar kim pek bilir insânı şeytân eylemek

Halk-ı âlemde huzûru selb ü vîrân eyleme

Pür-hüner sandın mı sen şeytânı şeytân eylemek

Ehl-i Hakk'ın fi'lini Hak dimeden gayrı dime

Zîrâ Hakk'a ber-vusûl Rahmânı Rahmân eylemek

Bir cemâat şerr işinde müttefîk söz diseler

Ol söze dimek belî haltânı haltân eylemek

Hayr içün sen yaradıldın hayr içinde ol Halîl

Hak di hak işle ki hak butlânı butlân eylemek

354

Yanar aşkın tutuşarak dayanır mı buna yürek

Kaynar şevkinde pişerek dayanır mı buna yürek

Senin rahmin çün nâz ile bende kulluk niyâz ile

Fehm itmeyince râz ile dayanır mı buna yürek

Derde dermân yine derdin yine hârdır senin verdin

Diler merhemi zahm urdun dayanır mı buna yürek

Sevindirir gedâsını işitdirüb edâsını

Limeni'l-mülk sadâsını dayanır mı buna yürek

Görünür yüzü her yüzden gelir dinir bir er yüzden

Bilinse söylenen sözden dayanır mı buna yürek

Sûfi sen eyle insâfı benim derdim bana kâfî

Derdliye dert virir Şâfî dayanır mı buna yürek

Zâhid inkâra dalmışdır âşıkı zâra salmışdır

Fikri izhâra dalmışdır dayanır mı buna yürek

Halîl'in zühd ü takvâsı bî-nişân oldu fetvâsı

Bî-mekân oldu me'vâsı dayanır mı buna yürek

355

Deccâla söz kâr eylemez sen beyhûde çekme emek

Bin kez düşer âr eylemez sen beyhûde çekme emek

Ana söylense Hak sözü bâtıl duyar kendü özü

Hakk'ı görmez anın gözü sen beyhûde çekme emek

Bir hakka bin bâtıl ile hak deyû karşına çıkar

Dîn u îmânını yıkar sen beyhûde çekme emek

Hak söz tabîb ilâcıdır, hastanın ağzı acıdır

Acılar başlar tâcıdır sen beyhûde çekme emek

Emmâreye yoldaş olan Azâzil'e hâldaş olan

Dünyâ içün hor diyemez sen beyhûde çekme emek

Ey Halîl sen ko bu bâbı inanmayana ol azâbı

Kendü içün zor diyemez sen beyhûde çekme emek

356

Kıyâmet kopuncaya dek Muhammed söylense gerek

Gizli deccâl ölümü içün sırr-ı Îsâ inse gerek

Deccâl bu halkı tapdıra kendüsine Tanrı deyû

Mehdî elde kılınç tutub tâ boynuna binse gerek

Hak kendüni bildirmeğe yaratdı cümle mahlûku

Farz oldu bilelim anı ins ü cinne dinse gerek

Dâbbetü'l-arz'a benzedi mürşid önünde tıfıl nefs

Her bir sözde iki ma'nâ zâhir bâtın dinse gerek

Her kârı çün ziyân gördüm, doğar mağrıbdan güneş

Her ne didi Hak Resûl'u gerçek, Halîl kılsa gerek

357

Kim seni bu çâr-ı unsûr içre haps itdi Melik

Sizle birlik uçar iken buna ders itdi felek

Çün ikinci gök sana me'vâ idinmek âr iken

Şimdi nasıl eyledin üns bu zemîne ey Melik

Bir husûs içün mü geldin bu harâbe zâra sen

Kenzi bulmak ise al git durma ki bitdi dilek

Ey hümâ sayd-i nasîbe geldin ise vaktidir

Al şikârın ağ semâya ki durağın ne felek

Ey Halîl bu fânîye itme gurûr Bâkî Kerim

Ol seni halk eyledi sevvâke dir feadelek

358

Beni bir başka hâle koydu bilin bu terk-i terk

Her neyimi beni soydu bilin bu terk-i terk

Katre kıymaz idim çün bahre kıskanûben

Cebr ile katremi bahre itdi bilin bu terk-i terk

Elde istidâdımı sermâye bilüb virmedim

Dânemi dırahta dönderdi bilin bu terk-i terk

Benliği ben bende bir yüce hüner sayar idim

Âkıbet benliği mahv itdi bilin bu terk-i terk

Her ne veche dinse bir söz dir idim ben de didim

Şimdi de dilimi lâl itdi bilin bu terk-i terk

İki cihân kisvesinden eyledi üryân beni

Bir aceb mekr ile âl itdi bilin bu terk-i terk

Kaçar idim güzeli görünce, bu günâh deyû

Şimdi itmeği mâl itdi bilin bu terk-i terk

Bir çöpü görünce gözüm nûru artar, şimdi gör

Her işimi başka hâl itdi bilin bu terk-i terk

Evvelâ bakmayı bir hoş âdet itmişdim bana

Bu kez görmemeyi bâl itdi bilin bu terk-i terk

Her ne söz dinse işidem anı dirdim her yana

Her sükûtu bana kâl itdi bilin bu terk-i terk

Bir gedâ idim ki kimse adımı sormaz idi

Şimdi her çulumu şâl itdi bilin bu terk-i terk

Var idi bir günü Halîl'in iderdi cem'-i mâl

Cümleyi şimdi misâl itdi bilin bu terk-i terk

359

Kendüni sanma sâhib yâhûd bir şeye mâlik

İlm u amel hep Anın senin sonundur Hâlik

Ebed hayât istersen âb-ı hayâtı nûş it

Hızr ile gir zındâna emrinden çıkma sâlik

Hem dilersin Mevlâ'yı hem ararsın dünyâyı

Alub başka kavgayı istersin çok memâlik

Oğul avret senin mi senin ise Düşmânın

En büyükleri Hak'dan sana gelen mehâlik

Sivâ kaygusu seni yoldan alıkor Halîl

Terk eyle mâsivâyı budur ale'l-mesâlik

360

İki kuru lâf ile olmaz Mevlâ'ya irmek

Şöylece güzâf ile yok bu dîvâna girmek

Dürlü cefâ çekmeli biçmek içün ekmeli

Âhın göğe değmeli budur kısaca bilmek

Burnunu yüce tutma toprak üzre gidenden

Zîrâ su içmek içün lâzım gelir eğilmek

Mevlâ'yı dileyen kul her sevdiğinden geçüb

Cân u baş sevdâsını gerek yürekden silmek

Ben o yâri sevmeğe niyet itdim dir isen

Gerekdir sana Halîl dû-cihândan kesilmek

361

Bugün Mevlâ'yı bulmayan yarın söyler egemek

Doğruca bir kul olmayanlara neyler egemek

Dünyâyı sen yâr idindin Hak ehlin ağyâr idindin

Bu yoğu sen var idindin dilin eyler egemek

İmân-ı kâmil olunca eyi ammâ noksan olunca

Dirsin münker nekirlerce sen birşeyler egemek

Hele zâlim hele gör gözün olmuş idi kör

Dir idin şimdi hor horlukda bekler egemek

Söze yalan katanların yılan ile yatanların

Halîl'i hor tutanların söyle kabirler egemek

362

Altun gümüş neylesün önü sonu olan hâk

Taçla toprak süremez etekleri olan pâk

Ehl-i ukbâ geçinir hele sen şuna da bak

Bu dünyâ metâını cân gibi idersin imsâk

Bugün kuru sözlerle sen seni aldadursun

Yarın nedâmet ile idersin yakanı çâk

Onun bunun aybını gizli zâhir fâş idüb

Ben mestûrum mu sandın behey rüsvâ-yı hetâk

Halîl'in hiç bir sözü fazla değil ne de boş

Lâkin sana havâdır eylemez isen idrâk

363

Yükseklerde uçuşun vefâsızdır kelebek

Sonu gelir bu düşün safâsızdır kelebek

Açdın beyaz kanadın üstünü hoş donatdın

Sandın gizli inâdın hatasızdır kelebek

Giydiğinle kendüni huzûrda buldun meğer

Er olanın kıymeti abâsızdır kelebek

Bir gün eski giymişdin boynunu da eğmişdin

Dileğini dimişdin yamasızdır kelebek

Atlasa eski çulu seçen dirici ölü

Âr iden olmaz velî kafasızdır kelebek

Bildiğin ahbâbından biri selâm virmese

Kanatların kırılır turnasızdır kelebek

Gönlünü Hak'dan gayra bağlamışken bak seyre

Dilin dâim Hak söze ma'nâsızdır kelebek

Sen hevânı kendüne hemân Mevlâ idindin

Gayra ki Mevlâ didin atâsızdır kelebek

Duâ itdim virmedi dime aklım irmedi

Duân Hakk'a irmedi safâsızdır kelebek

Hak Nebî'ye dir ki bak hevâsını kılan hak

Sanar olduğu çün âk hevâsızdır kelebek

Ecel kapunu eşer bir gün kanadın düşer

Nefsin olmazsa beşer devâsızdır kelebek

Hakk'a kul ol kul gibi olmayasın gûl gibi

Halîl de senin gibi revâsızdır kelebek

364

Ne buldun râh-ı Hak'dan ki dalâli pîşe idindin

Ne gördün ehl-i Hak'dan ki melâli pîşe idindin

Senin iki günün gâfil geçer, bir lahzâya benzer

Bu yanlış sözü zu'munla kelâli pîşe idindin

Yine İblîs telbîsine refîkliğin haber aldım

Ne uydun buna çokdan ki belâli pîşe idindin

Eğer Hak ise maksûdun nedir söyle zorun benden

Değilse yâ nedir böyle dalâli pîşe idindin

Sen anı duymadın mı hiç Halîl'in dostu Allâh'dır

Düşmân isen adın Nemrûd Celâli pîşe idindin

365

Ey ki gâfil sözlerinle da'vâ-yı kemâldesin

Bilmez iken sen seni hem sorsalar ne hâldesin

Sen kiminsin ki bana bu sözlerin olsun senin

Ben seni hiç görmüyorum sormağa ne kâldesin

Sen seni gördün isen bil ki gözlerin sakat

Ben seni görmedim dime ki ne meâldesin

Vây ki güzeller güzeli sen sana sen perdesin

Hoş idi rûzun ezelî, şimdi ne feâldesin

Ötüyorsun kuş gibi bâz-ı ecelden bî-haber

Sen seni yuvada sanma kırılır bir dâldasın

Mey ki sundu sana elde sâkî-i rûz-i ezel

Kânûn-ı sekre muhâlif mâl ile menâldesin

Bilirim dimedesin yâd ile iftihâr nedir

Bir konacak yeri temlik itmeğe vebâldesin

Dilinin didiğini hiç bir kulak duymamalı

Akl-ı tâmm ile beyim sen mantık-ı mecâldesin

Ki ne denli olsa irfânın ile akl-i maâd

Mecnûn'ı görse idin derdin ki sen iclâldesin

Bir şeyi sana itmez ayn-ı hakîkatle beyân

Anı gördüm dir isen bil ta'rif-i muhâldesin

Çünki eşyâdır usûl-i ilm-i fünûn âdem'e

Ma'rifetde ilm-i küllî bulmasan ihmâldesin

Cümle eşyâ sûreti cem' eylemiş sende Çeleb

Bunları bulmaz isen bir bir, Halîl imhâldesin

366

Ey zann ehli işitdim yakînim var dimişsin

Îmânda bir esâs-ı metînim var dimişsin

Henüz behâim sıfâtı mevcûddur sende tamâm

Bu hâl ile bir hısn-ı hasînim var dimişsin

Kalbin içinde bütün da'vâ-i sivâ dolu

Kalbim içinde bir hoş meskenim var dimişsin

İlm-i nâfi'den eser eylememiş sende hiç

İlim dolu bir akl-ı fatînim var dimişsin

Hak nerde nerde deyû hayretimdesin hemân

Hakkıyle bilinmiş bir muînim var dimişsin

Komamış söylenecek bir sözü Selef deyû

Ahbâr-ı Rabbânî'de mübînim var dimişsin

Meşâyıhın sözleri hizb-i ilâhî iken

Bir kavl-i seyyie meşînim var dimişsin

Muhakkıkîn sözünü zann u taklîd eylemiş

Tartub ölçmeğe anı emînim var dimişsin

Kur'ân Hadîs kâfîdir bana diyorsun hemân

Ma'nâsını bilmeğe yemînim var dimişsin

Behey gâfil sen seni aldadırsın nefse uyub

N'idem aslımda mâ-i mühînim var dimişsin

Ya'lemûne zâhirâ Hak didi billâhi sana

Kuru kâl atşân iken muînim var dimişsin

Eğer âlim isen sen benliği tiz koy elden

Âdem'e secde itmez cebînim var dimişsin

Lübb-i Hadîs ü Kur'ân ma'nâca sözlerime

Ben buna henüz reybe zemînim var dimişsin

Şer'-i pâki ağzına alma sen ey bî-haber

Zîrâ anı bilmeğe fatînim var dimişsin

Dînin kışrın bilmedin zarfına el urmadın

Lübbüne hiç irmedin hem dînim var dimişsin

Âdem'den i'râz iden olmadınsa ya neden

Halîl'i ben görmedim çekînim var dimişsin

367

İki yokdur iki yok, hiçdir adı hâdisin

Ehl-i tevhîdin olmaz yâdı bil havâdisin

Bu fânînin sözleri yordu seni ey gâfil

Rabbü'l-Felâk'a yönel terk eyle nevâfîsin

Zeyd u Amrın sözünü bir iki gün dimekle

Âlim sandın özünü reîs-i merâfîsin

Emrâz ehli olunmaz gemiye binmek binmek

Kardeş dinilmez sana Hâm u Sâm u Yâfes'in

Halîl'i ta'n eyleme ey gözü iki gören

Bil ki ansız kesilür gelüb giden nefesin

368

Ah o ne vakit idi zamân-ı Peygamberin

Ehl-i Mekke'ye oldu emân-ı Peygamberin

Ebû Süfyân evine giren kurtulur didi

Bu dünyâ kılıcından lisân-ı Peygamberin

Ya'ni sûret-i İslâm döner İslâm'a deyû

Açdı râh-ı halâsı sinân-ı Peygamberin

Zîrâ bâb-ı Şerîat gelen durmazlar anda

Yâ döner yâhûd girer mihmân-ı Peygamberin

Ebû Süfyân evinde durma sen mü'min isen

Gel Kâ'beye, gir beyte mennân-ı Peygamberin

Etrâf-ı Kâ'be'ye kim gelüb toplansa didi

Anlara korku yokdur peymân-ı Peygamberin

Hakîkat ilmini gel bundan oku ey tâlib

Derdine çâre kılar dermân-ı Peygamberin

Neden didi ki bize toplansın iki yere

Ya'ni ayânı var hem nihânı Peygamberin

Kim dilerse nihânı bulur Kâ'be'de anı

Bilin ki sözde vardır süfyânı Peygamberin

Süfyânıyân nihâyet şehîd itdiler Sıbteyn

İtdiler ni'metine küfrânı Peygamberin

Her asr içinde Yezîd yok sanma olur mezîd

Şunlar ki eylemezler şükrânı Peygamberin

Her münkir-i Tarîkat, beyt-i Süfyân'da kaldı

Ağzında var Şerîat ünvânı Peygamberin

Beyt-ullâh'a gel ki bu farz oldu müstetîa

Tavâf-ı ma'nâ dirler hannân-ı Peygamberin

Gubâr-i Akdâm Sıbteyn Halîl'den bin tahiyyât

Rasûl'e çün Haseneyn ayneyn-i Peygamberin

369

Her suçlu kıldı tevbe sen gıybeti komadın

Düşdün şekk ile reybe sen gafleti komadın

Onun bunun suçları söz oldu sana gâfil

Anlar menzile irdi henüz yola gelmedin

Âlemde bin fitneler yaradır Hak senin içün

İmtihân işidenler uykundan ayılmadın

El aybına ey ahmak bakma gel sen sana bak

Bin sûretde ehl-i Hak zâhir olur bilmedin

Mevlâ'ya irdi herkes hordur bülbüle kerkes

Ey Halîl zünnârı kes gözlerini silmedin

370

Ey rûh-ı pâk aceb sen bu zındânda nîcesin

Kafesde ehli ile kurb-i vildânda nîcesin

Ol yücede uçarken nasıl tuzağa düşdün

Zamân mekân yoğiken bu çendânda nîcesin

Âlem-i akdes iken senin yuvan yegâne

Bedende safra balgam ile kanda nîcesin

O korkusuz âlemde müdârâsız gezerken

Bugün bu dürlü dürlü bed akrânda nîcesin

Ba'zan gidüb gelir misin o gülşene yoksa

Uydun rusûm u âdâtla külhânda nîcesin

Sû-i akrâna uyub bozdun mu ahdin eyvâh

Yoksa koyûben anları Rahmân'da nîcesin

Aşkınla mahmûr olmuş nîce Mecnûn u Leylâ

Sendeki aşk âlemini seyrânda nîcesin

Âlem seninle iken sen nîce varsın anda

Sabr u karârın olmazdı nisyânda nîcesin

Halîl senden diler ki bildiresin hâlini

Yüzü bir insân içi çok hayvânda nîcesin

371

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Da'vâdır sanma Mevlâ'yı sevmek

Nişânesidir ölümü övmek

Cân ile gerek bu yola girmek

Sen cân u beden esirgiyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Çocuklar gibi giyme derdinde

Dürlü yemekler yime derdinde

Lüzumsuz bilgi bilme derdinde

Ben canlı ata binmem diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Bu hâl ile ben yiğidim dirsin

Dün bugünümden yeğ idim dirsin

Rüyâda şâh-ı bî-şekdim dirsin

Hem boş hulyâya girmem diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Dünyâya gönül virmem diyorsun

Hak mahlûkunu yermem diyorsun

Gıybet oduna girmem diyorsun

Şunun işine irmem diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Tapdığın altun pek isteyerek

Hak beni ıslâh itsün diyerek

Gösteriş takvâ libâs giyerek

Hâl içre bunu giymem diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Hak eri görsen buğzun uyanur

Gıybetinden dil Hakk'a boyanur

Zâlim itdiğin arşa dayanur

Karıncayı incitmem diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Ölülerin hiç aklına gelmez

Halleri fikri nakline gelmez

Yamalı giymek şekline gelmez

Ben kibr u riyâ itmem diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Tenbellik sende denizler gibi

Gezersin gerçek temizler gibi

Visâl arzusunda tazılar gibi

Hiç eğri yola gitmem diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Nefsin her söze karışmak ister

Şer ile şora barışmak ister

Hem de yârine kavuşmak ister

Ben asla gönül yıkmam diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Gönlün pek yüce alçağa inmez

Neler itmişken balçığa sinmez

Yüzbin nasîhat sem'ine girmez

Gönüllerdeyim çıkmam diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Zulmünle harâb oldu bu iller

Yüzünden akdı gözlerden seller

Bahtından oldu kara bu iller

Dikene acır yakmam diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

Halîl işlerin cümlesi fenâ

Tevbe kılmadın eyledin înâ

Nîce bin yüzden göründüm sana

Görmeden eğri bakmam diyorsun

Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun

Gönlünü virdin virmem diyorsun

Hak da'vetine hiç gelmiyorsun

Hem mâsivâyı bilmem diyorsun

372

Gönülden Hakk'ı seven âşıklar

Ahdi unutman ahdi unutman

Dilde her zamân Hakk'ı nâtıklar

Ahdi unutman ahdi unutman

Dünyâ işleri perdedir perde

Açub seyr idin yâri her yerde

Aç gözün âşık dime yâr nerde

Ahdi unutman ahdi unutman

İbretle seyr it gözün seyrini

Fark eyle şerden anın hayrını

Dönün tâlibler yârin devrini

Ahdi unutman ahdi unutman

Firkat ateşi acıdır acı

Nâr-ı dûzahdan anla ey hacı

İki görenler olmadı nâci

Ahdi unutman ahdi unutman

Pîr ile ahdin sebâtı gerek

Ekilen dâne nebâtı gerek

Gördüğü nefsin mir'atı gerek

Ahdi unutman ahdi unutman

Bugünün içün yarını satma

Bu yokluk içün vârını atma

O genişliğe darını katma

Ahdi unutman ahdi unutman

Dünyânın rengi reng-i ağûdur

Lâkin içdiğin ezelde meydir

Hak'dan mâ-adâ hep vâhi şeydir

Ahdi unutman ahdi unutman

Kabristâna git çekme tütünü

Hatırla gelecekler bütünü

Koy sînin birisine putunu

Ahdi unutman ahdi unutman

Cismin ölünce dirilir cânın

Sözümü tut gel işte bürhânın

Sordum Halîl'den nedir esrârın

Ahdi unutman ahdi unutman

373

Ey tâir-i melekût eyvâh burda kalırsan

Satub insânı eğer bu hayvânı alırsan

Yol virmezler sonunda ki gidesin aslına

Bugün meyl idüb yalancılara aldanırsan

Biri dünyâdır anın dünyânın nef'i içün

Yandın eğer hâcete evlerine varırsan

Biri ehl-i nifâkı zerre sevdinse eğer

Düşmân-ı Rahmân oldun çün söze inanırsan

Selâm vir ehl-i cehle ammâ aslâ karışma

Cürmüne müştereksin sözüne boyanırsan

Ey ahmak çeviririm sanırsın bu dolabı

Seni altına alur bir dem anda kalırsan

Sen seni ne sandın ki böyle sana güvendin

Kâr iderim mi sandın Hınzır ödün acırsan

Eti harâm olanı gözün hele tanır mı

Neden ağzında âsârı var eğer tanırsan

Gönül kulağını aç işit her bir semâ'ı

Ne söyler sana eşyâ uykudan uyanırsan

Meyhâne-i âlemden bir dolu bahş iderler

Tecrîd hamam içinde alur ger yıkanursan

Âlem-i aslın görünür ki ma'mûr u müzeyyen

Sen bu külhân harâbı harâbedir sanursan

Ey nûr-i kalb u dîde sen seni idrâk eyle

Gözükür sana küllün cezândan usanırsan

Koy şehvet-i behîmi nefsine zâlim olma

Ortada dahî kalma Rabbinden utanursan

Halîl sâbıkları bul tâ ki kurba vara yol

Hakk'a yol tiz açılur ger andan aranırsan

374

Nefsimi düşmân bileli sana kıldım insilâk

Her heveslerle hevâya eylemedim iştirâk

Bilmedim hiç kendümi anlamadım seni gönül

Seni ben bulunca kıldım varlığımı çâk u çâk

İyliği elden komaz zâhid seni bulmak diler

Eylemedin ilm u a'mâl yakaları inhitâk

Seni gördüm göreli güzeli sevdi gözüm

Ammâ özlerine aslâ eylemedim infikâk

Şehvete mahkûm sanur bu vech ile sûfî beni

Halbûki ol zâhid sevgisiyle kılmış iştibâk

Bildiğin hâlet değil bu ise fesâdlığın

Nâr-ı Nemrûd'dan Halîl ağyâra itmez inhimâk

375

Uykudan pek cüz'î farkı var birâder ölümün

Ammâ hayvân kalbe hâkim olsa müşkil ölümün

Ol ki sâlik oldu Hakk'a yevm-i mevti rûz-i 'îd

Hem kemâle nisbetinde zevki var bu yolumun

Tûl-i ömr-i fânînin ervâh-ı uşşâka azab

Didi bu sözü ola kapusı şehr-i ulûmun

Sen bu sâlıkda kemâl-i hüsn-i huy buldunsa çok

Dile Hak'dan şol deminedir pür-visâli kulumun

Kim bu zevke gam didi ya ki cefâ sandı hemân

Değmez ol bir zerresine taşdan olan yolumun

Ben bu mihnethâneyi n'idem ki mağbûn eyledin

Ömrümün çokluğuna duâ dikeni yolumun

Ben bugün ile beklemem giderim re'yim ile

Var meğer küllî murâdı bu garîbden Rabbımın

Mülk ü mâl u ehl ü evlâd âriyet cismim gibi

Cismime merbût olan hep ayn olur haddimin

Hem bilirim ki ata ana ehl ü kurb adüvv

Çün beni meftûn ider Hak'dan bu fehm-i haddimin

Tenim içün zâri zâri ağlayû hem inleyüb

Sormaz olan dost mudur ahvâlini hiç rûhumun

Tenimin zâfiyetinde rûh bulur sâfiyyeti

Ten kavî olsa düşer rûh vakti kara günümün

Ey benim ahvâl-i rûhumdan habersiz dostum ey

Bana düşmân ol göresün lûtfunu bu elimin

Yok ki dost olam dir isem gerçek ol çünki Halîl

Benim dostumdan adüvvi nâmı hoşdur cânımın

376

Cism-i lûtf-i İlâhi Keremidir Keremin

Rûhdur atâsı hemîn Rahmetidir Rahîmin

Cesed anın binâsı rûh nefhası o şâhın

A'zâ vedî'asıdır pîş nazarı hakîmin

Hep anınsa benim neyim var ara yerde söyle

Ki böyle dertlisiyim ol tabîb-i Alîm'in

Burada gayrı benim ne işim var bilemem

Bu varlığım hep Anın, yokluğum dahî kimin

Doğmada ölmede elimde yok irâdem

Benim diyecek kuvveti nerde ya dilimin

Yokdan var itdi beni yokluk elinde imiş

Besleyüb nîce günler rahminde mâderimin

Gizli ve âşikâra sayılmaz ni'metleriyle

Beni ızhâr kıldı Zâtın ihfâ-ı Halîm'in

Cemâline bir perde çekdi ortada beni

Celâl dimeyüb ismim hikmetidir Azîm'in

Bu vîrânede benim bilmem ne aradığım

Hazînesi mi yoksa nesi aradığımın

Kendini mi arar idim âh benimi burada

Var mı eseri Halîl varlıkda benliğimin

377

Dönüyor hâlden hâle ahvâl-i kâinâtın

Göklerden yerlere dek nizâm-ı mümkinâtın

Bu zevklikler içindekiler bin arzû ile

Kemâle irmek ister Hudâ'sından nebâtın

Toprağın ot iledir anın da hayvân ile

O da insânla irer sonuna kemâlâtın

İnsânın da kemâli aşk-ı pâke irişmek

Çünki ona virildi tamâmı tayyibâtın

Deniz dalgalanınca bulutdan elçi gelür

Duman selâm getürür gidelüm işte atın

Tuzlu su göğe gider tatlı olunca iner

Yağub selde seyr ider aşka kıl tahiyyâtın

Aslına gelüb gider Kerem dirler adına

Yanmasa hiç bulur mu ey Mevlâ semâvâtın

Bu sûretle görünen görünmeyen devr ile

Her dem yeni yaradış olur birgün berâtın

Halîl gibi seyr iden esrâr-ı dû-cihânı

Söyler mi rumûzunu etrâfa her simâtın

378

Yedi kocası vardır görürsün dört kadının

Yedisi de hâmile her zamân var mı dînin

Yedisi de mü'mindir erkeklerin bilmiş ol

Kadınlar Hakk'a muti' kızlarıdır emînin

Öyle bir hoş huyları var ki melekler gibi

Gözle baksa görünür her semtinde zemînin

Bu göz îmân gözüdür sanma gâfil sözüdür

Münkirin hor özüdür ateş ismi birinin

O dört kadın doğurmuş üç evlâdı emzirir

Ölünceye dek memede ağzı her birinin

Dört kadının ikisi düşmândır ikisi dost

Dördü bir ev içinde sadâsı yok evinin

Kocalarından biri gelüb birgün uğramaz

Ne yatar evde, küsü yokdur kadınlarının

Yedi babadan doğan bu üç evlâd her zamân

Kapumda hizmet ider sonu yok hünerinin

Arası bin senedir baba ana evlâdın

Yâd kimsenin eli yok açık sözü Halîl'in

379

Tutmuş gaflet uykusu basîret gözlerine

Yoksa Cemâl güneşi celâlinden Habîb'in

Doğmuşdur hiç dolanmaz benlik idene değil

Sâfî kalb olur ise celâlinden Habîb'in

Mestâni ol mestâni koy sen bu hâkistânı

Aşka oku destânı celâlinden Habîb'in

Seninledir her vücûd nidem kılmadın sücûd

Kaçarsın idince cûd celâlinden Habîb'in

Bu halk ile bu tene bakma gelüb vatana

Senin bu fânî neyine celâlinden Habîb'in

Terennümün cihânı zevk ile güldürürken

Sen neden bî-gânesin celâlinden Habîb'in

Nefha-i Dâvûd nîce cânları ahz eyledi

Senin meğer nasîbin celâlinden Habîb'in

Diriltmeğe cânları gelsene Îsâ gibi

Ahmed'e ümmet olmak hısâlinden Habîb'in

Ten zulmeti içinde âb-ı hayâtı bulan

Halîl gibi söz ider visâlinden Habîb'in

380

Kalbe gelince ziyâ cemâlinden Habîb'in

Görünür cân gözüne kemâlinden Habîb'in

Meyle ne hâcet kalur lezzât-i mümkinâta

Anda ki cânı bulur visâlinden Habîb'in

Evhâm u şekl-i hayâl ana ne zevk ide kim

Gönlünde dolu vecd ile hâlinden Habîb'in

Âb-ı hayât mı lâzım uyanan âşıka kim

Her an kalbine dolar zülâlinden Habîb'in

Bu ev ile arsaya bakmaz o cân bülbülü

Çünki manzar-ı zülf ile hâlinden Habîb'in

Dünyâ ve uhrâ nesine gelsün hayâline ki

Anda mevcûd her zamân hayâlinden Habîb'in

Nefsini terk eylemiş bî-haber olmaya mı

Almış hazz-ı tamâmı visâlinden Habîb'in

İki âlemde yokdur şey ile misl-i Habîb

İseler de eseri zılâlinden Habîb'in

Sûret ni'metlerini sekrân u Rûhânîler

Komaz mı zevk almışlar nevâlinden Habîb'in

Aşk ehlini eylemek inkâr, nâkısa çok mu

Nûrundan olmuş a'mâ celâlinden Habîb'in

Mest-i rûhânî bilmez cismânî mestâneler

Çün kovar zulmeti nûr hilâlinden Habîb'in

Mâ-i nîsan ejdere semm virmeyüb ne vire

Hûtda sedef olduğu cemâlinden Habîb'in

Ehl-i kemâli tâğî sanur ki yok haberi

Zu'm ider lûtf itdiği melâlinden Habîb'in

Bî-haberlik hoş haber didi o ki mu'teber

Sanma âşık der-beder kelâlinden Habîb'in

O bî-haber sanurmuş aşkda kemâl bulduğun

Bir iki sadâsıyla muhâlinden Habîb'in

Bilmekle bilmemezlik bildim didin ya neden

Ey ma'rifetsiz kişi Nihâlinden Habîb'in

Nezd-i Nûr-i Mahbûb'da gözün uykuda iken

Seni sandın uyanık şimâlinden Habîb'in

Gönül şarkında senin doğsaydı şems-i Habîb

Görür idin Halîl'i cevvâlinden Habîb'in

381

Ey bu mahlûkdan kaçan kâmil oldun mu sandın

Üçgün i'tikâf ile şâmil oldun mu sandın

Oniki fenn okudun tefsîrden âciz iken

Sen ilm-i Mevlâ ile âmil oldun mu sandın

Üç müslümânı yola korsam hayr olur didin

Gerçekliğe irmeden hâmil oldum mu sandın

Gerçi işlerin fâdıl ammâ benlik Azâzil

Mi'râc-ı rûhu bulmadan fâdıl oldun mu sandın

Ey Halîl mahv u visâl bulmadın Zâta mecâl

Görüb bir hâl iki kâl âdil oldun mu sandın

382

Didi Allâh eğer âdem-zâde beni bilseydin

Anamâzdın diğerinden yanardın meyl kılsaydın

Unudur bu kez emri anmadasın gayrı

Dilin zikr eylese bile diğerden kalbi silseydin

Beni zikr eyler isen şükrümü itmiş olursun sen

Hemân küfr itmiş olursun o dem ki sen unutsaydın

Beni anmakla ni'met bul benimle kıl ferâh kalbin

O kim zikrimden ayrılmaz o dostumu tanısaydın

Eğer kuluma zikrim gâlib olsa bana âşıkdır

Anın da âşıkıyım ben, bu hâle sen de irseydin

Beni anmakla matlabı anamâzsa bir kulum

Viririm ben dileklerin güzelin anı görseydin

Benim kal'am olur tevhîd ana giren azâbımdan

Olur emîn beni kim dilese bulur dileseydin

Beni bulan bana hizmet ider iden beni anar

Beni ananı anarım olurum dostu, olsaydın

Kelâm-ı Rabb-ı Kudsîdir bu sekiz beyt ki dinildi

Ne didi Mefhar-ı Ekvân dirim şimdi işitseydin

Tavâf ider melekler zikr idenleri kılub teşrîf

Şumûl-i rahmet ile hem sekînet ile dursaydın

Size yer üzre nûr olur bu Kur'ân ile zikr-ullâh

Semâda söylenir zikr-i cemîliniz, ger itseydin

Hudâ'nın kuluna ahsen-i hedâyâ zikri ilhâmı

Seveni zikri Hak sever, yüce Mevlâ'yı sevseydin

Hem ehl-i Cennet'in ol saatde hasreti olur kim

Geçirdi dünyâda zikr eylemeden, zâkir olsaydın

İden tevhîdi kalbinden hicâbı ref' ider Allâh

Gönül pasını silmeğe zikirdir çâre bulsaydın

Hudâ'nın zikrine ekber didiği yeter insâna

Beni anın sizi anam didi n'ola ki ansaydın

Bu âdemoğlunun kalbine İblîs burnunu koydu

Eğer zikr itse def olur, iderek anı kovsaydın

Eğer unutsa rehberler Hudâyâ bizi esirge

Gidelim zikrine uyub Resûle lûtfu kılsaydın

Şu mikdâr ile hâl içre Hudâ zikrini kılın kim

Size bu nâss disün mecnûn gönül sen buna irseydin

Nîce bin sîm u zer kılmak tasadduktan olur efdâl

Ve her a'mâl-i sâlihden gönül sen zikre girseydin

Ölü ile diri emsâlidir zikr iden itmeyen

Zikirden efdâl amel yok necâta varı koysaydın

Bütün ömrünce bir zengin iderse malını infâk

Biri zikre devâm itse, bu efdâl didi tutsaydın

Girince bâğ-ı cinâna yemişinden yiyin sizler

Didiler bâğ nedir, didi zikir meclisi kursaydın

Eğer bir kavm kurub meclis dağılsa zikr-i Hudâ'sız

Gûyâ bir cîfe-i murdardan dağılırlar ki yürüseydin

Kişi nefsini hıfz idemez ancak zikr ile didi

Sen ağaç gibisin Halîl n'ola bir dem eğilseydin

383

Hep cihânın halkı sana insân dise insân mısın

Bî-nişânın zevki sana bilinmese ihsân mısın

Seni yazarsa bin kitab tevârih dürlü medh idüb

Rüsvây olunca sen gidüb ind-i Hak'da nisyân mısın

Neye değer bu dünyânın debdebesi boş hulyânın

Ta'bîri bed hoş ru'yânın sen tâlib-i hüsrân mısın

Bu fânî şeytânlarının hep cânî düşmânlarının

Ortağı pişmânlarının sen cânına düşmân mısın

Yalan yüzlerini görüb aldanursın seni kırub

Dönerler hep seni koyub ol dem yâr-i Sübhân mısın

Bu bin gölge bin ağaçdan bir güneşin gölgesidir

Ey o güneşi görmeyen gölgeleri tutan mısın

Bu mülk ile paraların ile artar yaraların

Görülünce karaların beyazlara katan mısın

Ey Halîl sen bu dünyânın vârını var sandın ise

Azıcık aldandın ise söyle ehl-i irfân mısın

384

Sûretde hoş görünüşün her dalâlin içindesin

Cemâle mazharım dersin sen Celâl'in içindesin

Secdeye kâil olmadın Âdem'e mâil olmadın

Benlikde zâil olmadın gûyâ hâlin içindesin

Yokluğa kâbil olmadın nefse mukâbil olmadın

Teslîmde Hâbil olmadın Râ ve Dâl'in içindesin

Hudâ-yı sâil olmadın sivâyı hâil olmadın

İsyânı kâhil olmadın her vebâlin içindesin

Tâatte eyledin kesel söylediğin cümle hezel

Benim muhibb-i Lem-yezel didin âlin içindesin

Rağbet aldın yâra bedel rüşvet aldın kâra bedel

Amel yok evzâra bedel gerçi şâlin içindesin

Hacc u savmın sana temel kemâlin itdi muhtemel

Ucb ile hem tûl-i emel bulub sâlin içindesin

Önce itdiklerin vebâl komaz Hakk'a sana mecâl

Sözümden ibreti tiz al ki zevâlin içindesin

Sandın eylediğin helâl kazandığın cümle melâl

Virdin âriflere kelâl bed-zılâlin içindesin

Bildiklerini cehle sal çün kamûsu İblîse mâl

Bu tutduğun mekr ile âl bed-hısâlin içindesin

Gerçekliğe âr eyledin rûhunu sen zâr eyledin

Varlığını nâr eyledin bed-fiâlin içindesin

Yabancıyı câr eyledin cânı târumâr eyledin

Sen dilini mâr eyledin semm-i kâlin içindesin

Şehvetini yâr eyledin şöhretini vâr eyledin

Sen gönlünü hâr eyledin gör ki hâlin içindesin

Sen gülistâna nâr didin inkârına ikrâr didin

Habl-i Metîn zünnâr didin ki cehâlin içindesin

Rahmet-i Hakk'a bâr didin azâblara emtâr didin

İkbâli sen idbâr didin gör iğfâlin içindesin

Nefsine dostum var didin geçer isem kovar didin

O alçağa kibâr didin izmihlâlin içindesin

Mevlâ'yı ararım dirsin her dem muhalif-i Pîrsin

Gözü yaş kalbi demirsin çok nekâlin içindesin

Söyle mâdem hor değilsin n'içün her kemiği yirsin

Bu suâlime ne dirsin her suâlin içindesin

Şükr it ki disem hamîrsin nefis mülkünde emirsin

Şeytâna taht-ı serîrsin ki şimâlin içindesin

Bir fenâ huy bir hayvânda her biri sende meydânda

Yetişmiş ba'zı fidanda her bir dalın içindesin

Ma'rifetin yok mu cânda arzun yok mu hiç irfânda

Niçün değilsin Rahmân'da boş hayâlin içindesin

Ne işledin bu dükkânda sorulacak sana anda

Îsâ yok mu bu cihânda ki deccâlin içindesin

Meylin olmasın her yanda her göher senin deryânda

Halîl ne varsa dîvânda gör mecâlin içindesin

385

Ey mutasavvıf sen beş on lâf öğrenerek

Mevlânâ'yım mı sandın üç altı kez dönerek

Bu tesvilâtın seni karanlığa götürür

Ümîdin akse döner bu fenerin sönerek

Ne olduğun bilinir tuz gibi eriyince

Altunın mangır olur Îsâ yere inerek

Tevâbi'in gâlibâ Ye'cüc ve me'cüc imiş

Salarlar cümle halka hep sana güvenerek

Lâyık mıdır insâna hâkimi ola hayvân

Hizmet idüb bul irfân bir Kâmile irerek

Bu dünyâ yalan oldu ehli de yılân oldu

Âkil ayılan oldu uykuyu terk iderek

Şeyh u sûfî dimişler dilleriyle sana ne

Yarın hacîl olunca rezâletler gelerek

Mevlâ kulun zannına bakar deyû aldanma

Aceb sen o kul musun Halîl'e sor giderek

386

Eğer senden diğer ednâ olur bir kimse sanursan

Kamûnun alçağı sensin hor olursun inanursan

Hudâ Cebbâr'ı kahr eyler anı ansızca ahz eyler

Ne ilm içre ne hilm içre kibir kılma uyanursan

Ne sanatda ne hizmetde ne seyr u sülûk itmekde

Seni eyi bilme kimseden yıkılursın dayanursan

Hased, a'mâlini cümle yakar idüb sana hamle

Komaz bir zerre hayrını boyasına boyanursan

Halîl yetmişyedi ahsen huy olur sende hiç yokdur

Fakat ellisi bed huyun tamâm sende aranursan

387

Derdine sende devâ lâkin anı görmedin

Derdin de yine sende fakat anı bilmedin

Sen seni zu'm idersin bir küçücük şey deyû

Nüsha-i Ekberi sardın bu şânı bilmedin

Bakarsın okumağa dürlü kitâba ammâ

Hep seni vasfeyliyor sen yazanı bilmedin

Söylerse dilin eğer bundan âgâhlığını

Muhakkak anla ki sen bu pinhânı bilmedin

Nefsin sana bildiğinden virirse haberi

Bilmedinse hîlesin bu ayânı bilmedin

Halîl mâdem varlığından ola sende eser

Bil cümle ulûmu bilsen irfânı bilmedin

388

Ey gâfil bu gaflet ile sanma Mevlâ'ya iresin

Nîce bir her yana dönüb re'y-i sivâya giresin

Tıfıl gibi saatde bin şey ile ülfet idersin

İnsân olurum mu dirsin tozlara sıçradırsın

Haydi yürü senin işin yokdur bu meclise gelme

Git taşra ki yonga çakıl çöple toprağı diresin

Elinde şu taşlarından kırık cam pâresin alsam

Ağzın bir karış açılır olmaz bir kömür viresin

Varsın dursun çal yüzüne ammâ batırma gözüne

Fakat bakma hiç sözüne hele de su içiresin

Eline her ne gelirse kârındır ağzına tıkmak

Bakmam ol dem sana ki sen dertle karnın şişiresin

Eline geçdi yumurta atdın anı hemân oda

Karışmam sonra çatlarsa ağlama hoş bişiresin

Bu yılân boncuğu zehirlidir koy tiz anı elden

Halîl atan korkdu zinhâr boğazından geçiresin

389

Tâlib-i irfân-ı Hakk'ı idlâle niyetin

Eğri söze sevk itdi seni nefsâniyyetin

Mürşid arar iseniz yeter Kur'ân dimişsin

Bu hadde sokdu seni ebed hüsrâniyyetin

Kur'ân ki bahr-i ummân daldın mı sen ana ki

Gayrılara gemisiz gir didi hâiniyyetin

Bahr-i Kur'ân sâhilinde sergerdân gezişin

Taklîd istidlâl ü zann kıyâsdır şâniyyetin

Nefs-i emmâre dîvi sana pek hâkim olmuş

Sözünden anladım pek çirkin iz'âniyyetin

İblîs Âdem'e secde itmedi, eyleyeni

Dahî men' eylemedi gör seni şeytâniyyetin

Âyet hadîsle iğvâ kıldın sâlik-i Hakk'a

Tasdîk itdi Azâzil senin dostâniyyetin

Çünki aslâ idemezdi o böylece bed işi

Sanma görmez Halîl Hak üzre zulmâniyyetin

390

Ey mü'min sana sözüm Muhammed'le Ali'nin

EbûBekir ve Ömer'le Zinnûreyn Osmân'ın

Dinler beni o insân ki dostudur cânının

Hasan ile Hüseyn'in âgâhı kurbânının

Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin

Bir Kâmile iregör kalbine gir Velînin

Sen seni bul ki bunda a'mâ kalma dîvânda

Hayvân haşr olma anda sâbit olub insânda

Durma kevn u mekânda ne işin var zamânda

Sanma seni cihânda geç durma bu ziyânda

Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin

Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin

Müddeî hırka puşî dolu zu'm itme boşu

Nâkıs add itme hoşu ki var cür'ayı nûşu

Visâlinden dönüşü cezbe-yi mâr oluşu

Sanma olur duruşu ne de cûş u hurûşu

Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin

Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin

Post u taalluk ile dinmez olur vesîle

Keşf u kerâmetiyle ne hüccet bulmak ile

Olur Hâdî Hak ile yokluğa dolmak ile

Zann itme solmak ile bî-heves olmak ile

Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin

Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin

Geç bu halk-ı gâfili görme hiç esâfili

Seni bil en câhili tâatlerde kâhili

Gir bahre koy sâhili olma bir iş nâkıli

Olma şehvet mâili unutma Azrâil'i

Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin

Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin

Ölüm anmadan saat geçse işlerin âdet

Yokdur sende ibâdet kullukda hem ziyâdet

Her dem kıl tam itâat nefsi rûha muti' it

Dünyâdan elvedâ' it kendüni hayra dâ' it

Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin

Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin

Ne dirse disin münkir sen ana hoş kelâm vir

Ehl-i cehle selâm vir câna azâbı tam vir

Senden gayra makâm vir sakın ki kılma tezvîr

Dime suçuna takdîr tevbe kıl suça tedbîr

Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin

Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin

Dünyâ sana düşmândır ehline iş pişmândır

Mukallidîn hüsrândır işi kârı hızlandır

Tahkîk sana irfândır Halîl bu rızk-ı cândır

Bu dîv-i nefsi kandır uykusundan uyandır

Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin

Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin

391

Gönül senin mekânın bilinir mi nişânın

Çok senin âd u sânın arz olur kime kânın

Her âyinede senin cilven var bu kimsenin

Manzûru olmaz ancak bile tamâm irfânın

Arş ile kürsîde söylenür ahvâl-i zâtın

Sana irmeyen anlamaz ki nîcedir şânın

'Îd ile berâtısın ehlin olan âşıkın

Kadr u saâdâtısın bulanın ol dîvânın

Bu yüzden vâsıfınım kim ki görmedim vefâyı

Hâline vâkıf oldum hep senden mâ-adânın

Sultân-ı iklîm-i muhabbete irmeyenler

Sandılar ki vefâsı olur dürlü gedânın

İşte bu yüzden anların yolu sana gelmez

Bilmezler ki mahbûbu oldun sen Müctebânın

Halk içre görseler ehlini ta'n idüb ana

Kulakların tıkarlar işitseler ezânın

Ne sırdır ki Süleymân iken vezirlerini

Cem' olub levm iderler senin halk-ı zamânın

Zamân ile cihânın nisbeti yok mu sana

Bu ikinin mensûbu hor görmede yârânın

Aşk ateşiyle yana yana irişdi Halîl

Kapuna geldi gördü ki yokdur în ü ânın

392

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

Görürsün cümle âşıklar okur mâ'şûku âsârın

Tamâm gönül virûben hem kesüb her yandan ebsârın

Ne pazara giderse halk arar oraya simsârın

Gelüb seyr eyle nîcenin nîcedir yâra îsârın

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

Ne hâsıl bu vefâsız dünyânın yârânıyla kaldın

Dilin Hakk'ı severim dir fakat mârân ile kaldın

Yolunu görmedin gâfil nîce evrân ile kaldın

Seninle dinini yağma içün duran ile kaldın

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

Şürûr silkinde ey zâlim seni son zulmete saldın

Komadın râh-ı şerri sen bu yolda hayli kocaldın

Ne varsa cümle mekrûhu komayub hazz-ı tâmm aldın

Aceb çıkar mı sonun ka'rı çok bir câha ki daldın

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

Bütün derde devâ Kur'ân okumadınsa aldandın

Ne var ol bahs-i ağyârda ana nazar idüb kandın

Hümâ iken senin adın neden cîfeye dadandın

Şakî misin ki sen râh-ı saâdetlerden usandın

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

Ezel Mahbûbunun mektûbunun kasdını bilmedin

Okursun kavl-i ağyârı dumân-ı kalbi silmedin

Gûyâ seversin ol şâhı sözüne hiç eğilmedin

Yenildin bin kerre düşmâna dosta hiç yenilmedin

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

Gezersin re'y-i sivâda Rızâ re'yini almadın

Umûr-ı gayrı hoş tutdun Hudâ emrini anmadın

Sivâ zehrini içersin asel-i vasla banmadın

Kamû halkdan utandın Hâlık'dan hiç utanmadın

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

Bu bed uykuda bin nidâ birin duyub uyanmadın

Uyansana behey dîv Ali'nin oduna yanmadın

Sözünde Hak dîn içresin sadâkate boyanmadın

Neden Îsâ huzûrunda eridin hiç dayanmadın

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

Sana yüzdört kitâb geldi birini sen işitmedin

Kelâmından birinin mûcibince bir iş itmedin

Seni eyi sandın her dem suçlarına teşvîş itmedin

Çıkub deccâllığından kendüni hoş dervîş itmedin

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

Atub dâne-i benliği huzûr-ı hâkinde bitmedin

Enâniyyet kibr u kîn sahasında bir dem yetmedin

Okudun yedibin ilmi yarar bir amel itmedin

Hasedle buğzu geçüb secde-i Âdem'e gitmedin

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

O gerçek içün aslâ sen bu yalanını satmadın

Seni tam kılmağa noksanı kâmillere katmadın

Rızâ-i Hak içün huzûr ile bir gîce yatmadın

Bu bed huy ile varlıklarını hiç yoğa atmadın

Umulur bir nazar sana sen hemân mektubîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektubîn oku

Bütün noksan ile ahmak seni Kâmil mi sanursın

Yarın gel mahşere seyr it ki ne çirkin utanursın

Huzûr-ı Ahmed'e bir dem varınca tiz usanursın

Halîl'in elde mi'zânını görünce uyanursın

Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku

Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku

393

Ey gabî sen Hak sözünü doğruca anlamadın

Dinledin ağyârı ammâ beni hiç dinlemedin

Gitmede eğriye iniş yol gibi var sür'atin

Doğruya her nîce gel didimse sen gelemedin

Ahd-i Hakk'a sâbit olmak fâsıkın kârı değil

Lûtf-i Hak her dem sanadır şükrünü bilemedin

Emr-i Rasûl emr-i Hak'dır yok muhayyerlik sana

Bu hususda gözlerinin tozunu silemedin

Öl dinilirse Halîl Hak'dan hemân ölmek gerek

Gerçek olanlar ölümü buldu sen ölemedin

394

Senin bu ikiliğin sonu hiç olur mu insânlık

Uyan ahlâk-ı behîme aceb bulur mu insânlık

Eğer dîn içre senden âlî görsen gözlerin görmez

Velâkin dünyâca senden yücede sandın insânlık

Bütün itdiklerini gör ki bir mecnûn böyle itmez

Hemân hırs u tamah dirlerse sen inandın insânlık

Eğer arzuna uymazsa keremleri kerem-kânın

Senin içün ateş oldu hemân ki yandın insânlık

Değildir dîn-i Muhammed hevâna uymak ey ahmak

Gözünü aç değil bu nefs-i bed'e kandın insânlık

Halîl âdem olur bu görünende binde bir ancak

Bunu duydunsa bildin anladım uyandın insânlık

395

Riâyet eyle İslâm'a selâm olsun senin dârın

Dirâyet eyle ahkâma kelâm olsun senin vârın

Şehîd-i fî-sebîl-illâh olan cânlar unudulmaz

Salât içre iden rıhlet olur senin vefâdârın

Kanarsa mü'minin burnu benim burnum kuru olmaz

O kardaş dinde kardaşdır ki hatvetde safâdârın

Cefâ dinmez ana ki ol Muhammed aşkına gelsün

Vefâ dinmez işine yüz güler olmaz cefâdârın

Recâî kim olur söyle bu meydân içre er bilsün

Diliyle eylemez da'va o işlerde kafâdârın

396

Bulursan sırrını ol dem hemân teslîmi bul sâlik

Enâniyyetle ağlama seni terk eyle gül sâlik

Çün ider ol mukallib kalbini her dem diğer taklîb

Gehî havfa koyub kendün gehî recâda ol sâlik

Gehî tarabla zevk eyle gehî hüzne esef kılma

Görüb hoş bast ile kabzı fenâ bahrine dol sâlik

Geçersin gâh bekâya ol dem insân sanma seni sen

Muvakkatdır henüz bunlar buna da ayık ol sâlik

Varırsın sekre gâh sahve sonu varır yolun mahva

Merâtib üzre son cezbeyi bul itme udûl sâlik

Cânın tam olsa mutmain sakın ayrılma Pîrinden

Ki tâ emr ola Pîrinden sana emri nüzûl sâlik

İki dürlü telakkî gelse emr-i pîrden aks üzre

Biri zâhir biri bâtın ara cem'ine yol sâlik

Hayât-ı fânîyi perde gerek cem' it işârâtın

Biri sûri ve ma'nevî ki sûrîsi usûl sâlik

Olur ki imtihân ider seni emrini cem' içre

Hemân Hak sana feyz ide dile avn-ı fudul sâlik

Bu nutkum şâmil ol Kâmil ara ki nâib-i Ahmed

Olur değil diğere kim gerek ana fusûl sâlik

Ki zîrâ asrım içinde şu şâhlar müddeîdir kim

Hemân post anlara kalmış eser yok sağ u sol sâlik

Halîl gibi dir anlar ben varım, yok diğer benden

Ne selefde ne halefde vire Hâdî ukûl sâlik

397

Saâdeti her kulun elinde bir Kâmil'in

Sen âdetinde bulun dehrinde bir Kâmil'in

Dürr-i meknûn aranmaz değme sûretlilerde

Ancak anı bulursun bahrinde bir Kâmil'in

Yüzbin müezzin salâ virir minârelerde

Çarşı pazar bulunmaz şehrinde bir Kâmil'in

Cümle denizler katre olub huzûrundadır

Görmek dilersen anı nehrinde bir Kâmil'in

Lûtfa mazhar hep eşyâ gör Halîl katındadır

Kahra mazhar ne ki var kahrında bir Kamil'in

398

Ben seninle bâkî kalmam sen seninle bâkîsin

Sende kendün yok idenin zehrinin tiryâkısın

Ben seni bulunca ey dost ben gerekmem ki bana

Zîrâ ol bekâda Birlik hamri hem de sâkîsin

Birliğin her bir şuûni değil illâ hep sana

Ol cihânın arz u semâsı bütün âfâkısın

Ya'ni vahdet bâğının gülü ve hem de bülbülü

Hem menekşe sümbülü ıtri ve hem leylâkısın

Cümle sözlerden murâdı bildiğinden ey Ezel

Pervâsız didi Halîl varlık bağı Zambağısın

399

Gönül envârına dalar seher vakti dilârânın

Nîce bay u gedâ ağlar olub bâbında çârânın

Sabah visâlinin demi yakınlaşdıkça uşşâka

İderler dirilüb cümle kapularında zâr Anın

Ne hikmetdir mecâz-i aşkın neşve vakti akşamdan

İken tâlibleri vakt-i seher vaslın arar Anın

Bu sırrı eyleyen idrâk seçer kizbi alur sıdkı

Soyunur cümle vârından görünür cümle vâr Anın

Halîl terk eyle sivâyı ekmel-i mahbûba ol mâil

Koyarlar dîn u îmânı kapûsunda hezâr Anın

400

Aşk oduna yakûben her dem işim zâr eyledin

Çün nikâb urdu Cemâlin gönlümü nâr eyledin

Âşıka yanmak revâdır gerçi bunca hasrete

Nîce dayansın gülün etrâfını hâr eyledin

Len-terânî Lâm ve Nûn'u bana mahzûn gösteren

Lâm ve Kâf'ın ile her hüsrânımı kâr eyledin

Yok şikâyet hâlime ben râzıyım aşk nârına

Hamdüli-llâh kalb-i vîrânda anı var eyledin

Dört anâsırdan Cemâl-i Zâtı gösterüb hemân

Sen Recâî'nin recâsın havfına bâr eyledin

401

Adem ve Şit ve İdris sâfî ve Hâmid zû-tedrîs

Eyâ üli'l-velâ her enîs veya Mâlikü'l-emlâk

Nûh ile Hûd hem Sâlih ki hâşa olalar tâlih

İkinci eb diye me'nûs âşık anlara hep emlâk

İbrâhim İsmâil İshâk değiller emr-i Hakk'a âkk

Halîl teslîm-i secde başı bana eyledi hep eflâk

Yâkub Yûsuf ile Eyyûb âşık u ma'şûk u mahbûb

Ağlama gayrıya sen sus sabr eyle kâbil u idrâk

Şuayb Mûsâ ahî Hârûn zû-asâ dâî' Kârûn

Kavminden oldu ol me'yûs dinir hep ana âteynâk

Dâvûd Süleymân ve Zülkifl hâkim bâliğ ve her tıfıl

Zû-hadîd el-sine-i me'nûs mu'tisi Sâhibü'l-emlâk

İskender Elyesâ İlyâs Zülkarneyne değildir yas

Üzeyir Lokman ve Yunus gıbtadâr bunlara imlâk

Zekeriyyâ ile Yahyâ Îsâ emvât ider ihyâ

Nûr-i Ahmed'le çün melbûs envâr-ı maksad-ı Levlâk

Muhammed Hâtemü'l-Encâm geldi sonu Şemsü'l-Enâm

Âlem-sürûr ile melhûs hoş geldin mazhar-ı Levlâk

Safâ geldin ey özü pâk selâm ider Halîl gam-nâk

402

Hak musîbetini hoş gör derdine dermân senin

Dostun işi dosta hoşdur bildinse fermân senin

Hasta bilmez Lokman'ın tedbîrinin mâhiyyetin

Acı ilaçdan kaçarsan sonucun hüsrân senin

Yılânın deliğinden havfen kaçdınsa bî-şuûr

Bil muhakkak ki gelür hakkından şâh-merân senin

Hiç bir ana sürmedi kül yavrusunun sırtına

İllâ şefkat kasdıyladır var ise iz'ân senin

Anın içün Hak buyurdu En şedîd belâlarım

Enbiyâ u evliyâya gör n'oldu atan senin

Duymadın mı anı ağlatdı nîce yıl kanlı yaş

Sürdü yerlere yüzünü deyûben gufrân senin

Başladı terbiyeye Âdem'de Rabbi'l-âlemîn

Şân-ı Rabb-ı merbûb terbiye kul olmak şânı senin

İdris ile Şit ve Hûd'u duymadın mı Eyyûb'u

Nûh, Salih, Lût ve İbrâhim didiler meydân senin

İsmâil'in diledi cânını kurban itmeğe

İshâk'ın kurbanlığı dimekdi în ü ân senin

Ya'kûb'un gözlerinin duymadın mı hiç hâlini

Kaçmadı Yûsuf didi mülk senin Ken'an senin

Tavr-ı Şuayb ile Mûsâ Hârûn'un etvârını

Dâvûd'un ezkârı var hatrında Süleymân senin

Pes ibret alub seyr eyle dostunun cilvesini

İlyâs ile Hızr'a dimedi mi âb-ı hayvân senin

Elyesa Yunûs ve Yahyâ dimediler cân u baş

Dosta cânlarını virüb didiler kurbân senin

Zekeriyyâ ile Îsâ üçyüzonüç mürselîn

Her cefâya râzı olub didiler devrân senin

Geldi nîce bin Nebî bu imtihân meydânına

Cümle teslîmiyyet içre didiler Sultân senin

Mefhar-i âlem Muhammed hem de yârân-ı safâ

Başda neler çekdi ol dinmiş iken Kur'ân senin

Âl ü evlâd-i Rasûl-i Müctebâ ve Mustafâ

Râzı olub dosta her dem didiler bu cân senin

Bin cefâ ü kahrı dermân bildiler dertlerine

İbret aldın ise Halîl dost senin mihmân senin

403

Şâd ol gönül olma melûl varı yoğundan cihânın

Aklın varsa bir demini çekme gammını mihmânın

Gerçi ibn-i Selûl-i denî hoş gör tiryâkla semmini

Fitneler dolu zemîni gör, ir seyrine nihânın

Köprüdesin eğlenme geç durak ile yolları seç

Durma kârın olsun nîtec boş yere açma dehânın

Recâî benliğinden soy Cibrîl'i bul Sidre'de koy

Cümle renk-i sivâya doy sözünü duyma kihânın

404

Ey dönen yüzünü benden aşkımla dîvânesin

Vardır haberim senden şevkimle pervânesin

Devr iderken sen beni azıcık bakdım seni

Nifâk itdin ey denî, denî değil ya nesin

Kaçdın gâyet ırağa kara didin bu ağa

Dayanmadın çerağa kaç firkatle yanasın

Ben seni cezbeyledim meczûbi Rab eyledim

Sen didin reyb eyledim sakın aksi sanasın

Hak didi Kâfirleri çıkub görse gökleri

Şübhe ider gözleri göz aç nefse anmasın

Sihre benzer Hak sözü Hakk'a celb ider bizi

Sihr-i helâlden özü Hak sözüne kanasın

Meshûr kâle yekûl olur mu Mevlâ'ya kul

Ârif olmazsın oğul Halîl'e bî-gânesin

405

Sen bu fenâ zındânına bakma ki Cennet bulasın

Muhabbetin Sultânına kul ol muhabbet bulasın

Gör her kişi sevdiğine kul olûben ana tapar

Sen bir devletlüye kul ol ki andan devlet bulasın

Bakma cihân kesretine gel vahdet mülkünü ara

Tâ ki bu kesret içinde tükenmez vahdet bulasın

Koy bu nâsı halvete gel kesretlerden vahdete gel

Vefâsızdır vahşete gel zü'l-Vefâ uzlet bulasın

Yaklaşma nâ-ehl olana ehl-ullâha yâd olma gel

Mâ-hazar ni'mete şükr it ki sonsuz ni'met bulasın

Koy talebi hâhına, gîce gündüz git râhına

Halîl gider Allâh'ına sen de git vuslat bulasın

406

Ey Mevlâ'nın yoluna pek düşünerek giden

Düşsen İblîs eline nirde senin düşüncen

Bir an tereddüt itmedin Hak'dan i'râz içün

Hakk'a da'vet idilmek idi büyük düşüncen

Görürsün katre katre bir havza dolan sular

Hemân akar boşalır azcık var mı bilecen

Yol bulunca ziyâ'a akub gitdi îmânın

Sararub solmuş gördüm îmân bağında Goncân

Hikmet budur bilene gitmek butlâna eshel

Hakk'ı tutmak güç olur ateş oldu gülüncen

Helâkındır mukarrer ki yüzün dönmüş Hak'dan

Nemrûd yakdın çok evler Halîl değil eğlencen

407

Hak nasîb itdiğini çirkin deyû hor gördün

Mevlâ re'yine râzı olmaklığı zor gördün

Gör ki Cebbâr ne eyler itdiğine karşuluk

Sen yanlış bakışınla Mevlâ'yı uyur gördün

Okuyub dinlediğin gitdi hebâya gitdi

Nerde o yakınlığın ki Mevlâ'yı dûr gördün

Var sende bir iş meğer ki buldun hemmi diğer

Diledin görmek eğer Kârûn'u yudar gördün

Anın gibi sen de râzı olmadın Hak emrine

Yer altını özüne me'vâ yaraşur gördün

Bilir misin îmânın bir farkı olsa zâif

Dolar şekk u gümânın kalb içre yürür gördün

Bunca levse düşünce Nemrûd olur îmâmın

Halîl'i gördüm dirsen etrâfını sûr gördün

408

Ey denî sen hîle-i nefse mukâbil olmadın

Câhile sordun beni sen bana sâil olmadın

Sözlerimden semt-i îmân kokusun aldı dîvin

Pek uzaklaşmak diledi kurba kâil olmadın

Gelmedin âlem-i tecessüse ey ibn-i Zeyd

Cem u fark beyninde kaldın yâ hû zâil olmadın

Nefsin iğvâsına uydun mü'mini levm itmede

Arzû-yu dîv cümlesinde aslâ hâil olmadın

Maksadınla maksûdu hiç aramaz mısın vusûl

Hep nifâk ilmine daldın anda câhil olmadın

Ehl-i Hakk'ı görmeğe kırıkmış gibi ayağın

Varmağa sıdk ile ol huzûra mâil olmadın

Ahdin İblîse midir ey fikri hem aklı kör

Yakmağa Halîl'i nâra aslâ kâhil olmadın

409

Bi-hamdi-llâh bize oldu müyesser ni'met-i Hakk'ın

Gîce gündüz devâm it çün zikirdir devlet-i Hakk'ın

Salât eyle selâm eyle Ana ki oldu vesîle

Ümmete iltimâs eyle Şefî-i halk-ı etbâkın

Komayub kalbi pâs ile derûnî sil ihlâs ile

Şöyle ki cân sivâsiyle Hakk'a tâm olub eşvâkın

Nebiyy-i cümle-i âlem ve Kerrâr Haydar-i âlem

Hüseyn A'zam Nihâl Ekrem ve Bâkır nûr-i âfâkın

Hoş bûy-i anber-i Câfer ve Mûsâ Kâzım-ı ekber

Ebu-l Hasen kâni' hoştur Ali Câfer'den ilhâkın

Muhammed Sâbir-i Ulvi Ebû Tayyib bu dîn Nûri

Ali ve Ebu'n-Necâburî Musaddak yücesi tâkın

Kureyş'e ve Ebû'l-Mecde iderdi zerreler secde

Ebû Tâhir ve Abbas'dan gelir vecdi her uşşâkın

Hem ahrâr ile Ebû'l Hâşim ve Ahmed Mustafâ Kâsım

İbrâhim İsmâil Nâzım ve Mûsâ Hüsn-i ebrâkın

Zâhid u Câfer-i sânî Dâvûd ve bu Hamza Kâni

Cemâleddin Hüseyn dânî nesli ol Rabbe bî-âkkın

Ebû'l-Ma'sûm Ebû'l-Evtâd Hasan Zâhid ile Hattat

Ve seyyid Hilmi hem Saîd sebeb husûl-i tiryâkın

Ebu Nûreddin ve Feyzullâh Hudâ'ya kıl bizi âgâh

Hidâyet hulletinden râh vir bana tâ bulam bâkın

Halîl'den oldu bünyâdı kurdun evvelce esyâdı

Muhammed Hâtemü'l-Bâdî ki sırr-ı şems-i işrâkın

Sen evlâd-ı Betûl'den koma yâ Rab bizleri mahrûm

A'dâdı sencedir ma'lûm umûmî Levhde evrâkın

Salât eyle selâm eyle Rasûl'e âline cümle

Ayırma bizi anlarla ki irişmeye ihrâkın

410

Hilâf-ı şer'a yok semti n'içün mü'mini hor gördün

Meğer gözlerde illet var hasûd sen anı zor gördün

Sanursın bildiğimle haşr olur bu cümle mahlûkât

Yanıldığına temiz bildiğin çünki kusûr gördün

Ferâh üzre gezersin âlim ve âmil kulum deyû

Sanur gören seni ki âhiretle haşr u sûr gördün

Dilinde bahs olur ba'zan tevâzu'dan eser ammâ

Derûnda âb-ı hayvânı içen ol Hızr'ı kör gördün

Giderken Tûr'a Mûsa bilmedin kasdın ki nûr ancak

Bu vehm-i naks ile gâfil o nûru gözle kor gördün

Kitâb-ı kâinâtı görseydin ahkâmını aslâ

Ne hâsıl sen seni rü'yâda kitâbları okur gördün

Eğer feth-i basîret olsa ebvâb-ı Hudâ meftûh

Olur ol dem bu cümle taşları hep sen yürür gördün

Ki nâr-ı Nemrûd şehvetden halâs olsa Halîl bu rûh

Anı ol demde nârı nûr olûben suvarır gördün

411

Güler mi sandın ey tâlib idenler bir şeye ta'cîl

Hemân husrân ider intâc teennî eyle sen tahsîl

O bir bed huy ki insânda komaz huzûr-ı kalbi hiç

Rezâlet ile şehveti ve gafleti ider temsîl

Teennî ara sen sende eğer tamâm ise bil ki

Hemân bed huyların bir nîcesini eyledin tenkîl

Şu kim her bir işi ayrı aceleler ider ta'kîb

Anın sonu değildir hoş budur mükemmelen te'vîl

Kemâle tiz iren hayvân az olur ömrü çün Halîl

Yavaşca büyüdü insân ider enfâsı geç tekmîl

412

Ey her işi re'yi güzel halkı güzel hulkı güzel

Kimdir sana râzı değil aşkı güzel şevki güzel

Kimdir kalbi sende değil ya cânı elinde değil

Kimdir sana itmez meyil hemmi güzel zevki güzel

Kim bulmadı senden devâ kim dimedi sana revâ

Kim görmedi senden nevâ men'i güzel vefki güzel

Dünyâ ukbâ iki elin n'eylesin olmasa neylin

Virmezsen ne virir elin cûdi güzel avkı güzel

Zâlim sanur halkdan cefâ halk ise elinde asâ

Darb eylemez el olmasa kahrı güzel rıfkı güzel

Kelb ısırır değneği bilmez kimdir vuranı

Senden gördüm gördüm ne ki vaslı güzel farkı güzel

Senden gelir her terbiye ya cezâdır ya ta'ziye

Râzıyeyim hem merziye leyli güzel berki güzel

Bazı selâmetin zarâr bazı garkın lûtfa karar

Bilinmez her işde ne var rahmi güzel harkı güzel

Ba'zı noksan tamâmetdir ba'zı tûfan selâmetdir

Ba'zı meydân hacâletdir fülki güzel garkı güzel

Ba'zı hürmet mihnet olur ba'zı izzet mühlet olur

Ba'zı fırsat zahmet olur terki güzel harkı güzel

Ba'zı Yûsuf'u zındâna atar dönderir Sultâna

Halîl odu gülistâna garbı güzel şarkı güzel

413

Bu âlemin seyri senin neyinedir söyle Halîl

Farz it cümle hayrı senin neyinedir söyle Halîl

Gönülden seyr u sefer it ki menziline iresin

Şark u garbı yok nûr isen gel kandiline giresin

Geçsen ulûm sahrâsın yol varır cehline bilesin

Olsa dâr u deyri senin neyinedir söyle Halîl

Yâr u gâr u kesreti koy ki vahdetdir senin şânın

Geniş meşreb bulun zîrâ ki evsa' oldu cihânın

Yaratmakdan bu âlemi murâd gözüke irfânın

Olsa da bu dehri senin neyinedir söyle Halîl

Derdine dermân ziyâdeleşmesidir bu derdinin

Olsa yokdur dem-be-dem bil solması hiç bu virdinin

Kimseler ta'yin idemezken mikdârını haddinin

Diyelim ki behri senin neyinedir söyle Halîl

Cânımdadır deyû sandığın cânından gayrıdır o

Nefsin Hak'dan diğerine cânım deyû meylidir o

Düşmân ile dostu tanı bakışında bellidir o

Hak aşkından gayrı senin neyinedir söyle Halîl

414

Hak sever tâibleri tevbede her an mâhir ol

İçi dışı eyle tathîr her vecihde tâhir ol

Muttakînin her demi bir başka ukbâ zevkidir

Zühd ü takvâda vera'da sa'yin ile zâhir ol

Hak sever muhsini, Hak manzûru bulun dâimâ

Müstakîm ol gâyet üzre doğrulukda bâhir ol

Sevdin ise Rabbini, sev Ahmed'ini cân ile

Tâbi'-i Şer' u dîni ol adûsına kâhir ol

Hak muhabbetini virdi sana sen de sev Anı

Gayrıya sarf itme kat'â semt-i Hakk'a tâir ol

Cümle iyilik ol Hudâ'dan her fenâlık nefisden

Cümle mekrûha vukûf üzre bulunub sâhir ol

Halk ile aranda te'sîs-i muhabbet kim kılar

Bunca ni'met kim virir Mevlâ'nı Halîl zâir ol

415

Sâdâtın tozudur deyû rahm itdiler sana Halîl

Sen de sana rahm ideni sıbta söylesene Halîl

Üç altı onyedi ile varılır mı idi yola

Meğer ki dörtbinyüz ile kırkbir hele sana Halîl

Nakşî Pîrim Medenî'dir hem İzzeddîn Şâzelî'dir

Üçüncü Pîr Kâdirî'dir, Şeyh Ömer disene Halîl

Dördüncüsü Ebu'l-Bâhâ' Mevlevî'dir o bî-behâ

Beşincisi Seyyid Taha Rufâî'den sana Halîl

Şeyh Ahmed'il-Halvetî'den sonra Ca'fer'ül-Celvetî

Seyyid Nûri Seherverdi eser virdi sana Halîl

Zev'il-Mısrî, Osmân Velîd, Seyyid Ârif, Muhammed Vahid

Necmeddîn, Abdullâh, Sâid, Hasan, Hâdî sana Halîl

Emânullâh, Seyyid Haydar, Kerim, Ali seni yeder

Yirmibirinci şeyh Ömer Uşşâkî'dir sana Halîl

Yirmisi de bunların hıfz-ı Hak'dadır anların

Muhtasaran o kânların ismini dir sana Halîl

Avnuddîn, Kâzım, İbrâhim, Abdullâh Ebu'l-Merâhim

Hüseyn, Refîk, Nûri, Âsım, Hamza didi sana Halîl

EbûBekir, Ebu'l-Celâ, Şefîk, Osman-ı zü'l-velâ

Zeynü'd-dîn ü Hasib hâlâ duâ ider sana Halîl

Hoca Ahmed Şahabeddîn, Abdüssamed Ziyâuddîn

Ve Bektâşi Kemâleddîn el virdiler sana Halîl

Ba'zı didim lâkab ile ba'zı ismin edeb ile

Üçü gitdi ebed ile konuşdular sana Halîl

Gidenlerin biri Osmân Velîd diğer Kemâleddîn

Biri de Şeyh Ömer Kâdirî didiler sana Halîl

Bu cümlenin esrârını takdîs eylemek dâim

İşimdir ben iken kâim ki bakdılar sana Halîl

416

Sözlerimde ma'zûrum ey güzelim hor görme gel

Hüsn-i hâlimden işidüb suçlarımı sorma gel

Sanma acıdan murâdım seni küllî ta'n eylemek

Sâz içinde râzımı bil yüzü mehtâb yorma gel

Yâd içinde kıymadım oturmanı taş üzre taş

Bu sebepden atmışım bak bana anda durma gel

Seni mağrûr itmeğe çalışdılar, seni sarûb

Rahatın bozmayı sa'y itdim ki hiç oturma gel

Ol adüvv tutmuş seni söyler Halîl ta'n eyledi

Hîlesine uyma düşmânın, bana tâğ urma gel

417

Beni incitdi deyû ey kaşlarını çatma gel

Çünki derdim başdan aşdı aşıma su katma gel

Ol kara atı sana virdiler aldatmak içün

Sonu seni yere urur el-hazer oynatma gel

Görsene her sözlerinde gözlerin gamz iderek

Birbiriyle söyleşürler mahvını uzatma gel

Sen asilzâdesin aslını n'içün terk idesin

Aklını dir başına düşmâna yâri satma gel

Sen felekzâde melek tab'ıyla âzâde iken

Uyma zulmet ehline yârân-ı cânı atma gel

Ey Halîl Kadîm olandır, dost arar isen sana

Sözlerimden hoş uyanub gaflet içre yatma gel

418

Ey mütehharrik diyen bana sözündür bâtıl

İrfâna ulaşmadın kîl ü kâldesin âtıl

Teslîm-i Hak olanın kimdendir emr u nehyi

Sen henüz olamadın adüvv-i tâmm-ı kâtil

Gayrını noksana haml eylemek kârın iken

Kârın nedir bilmedin gerçek secdeye atıl

Sâkin olmak ârifin şânıdır bi't-taharrük

Zıddını cem' ideni doyurmaz iki satıl

Halîl'in hulletini bulmağa sen ey mağrûr

Dökmek gerek gözünden yaşları çok revâtıl

419

Ey Müddeî sivâyı unut Mevlâ ile kal

Halk u Hâlık beyninde kendüni Hâlık'a sal

Hakk'ı tevhîd eyleyendir azâbından emîn

Hep Hak'dan hep Hakka'dır aynı veyâhûd misâl

Hak içündür her ne var cümlesi Hak iledir

Hep yed-i Hak'da cümlede Hak'dan olur fiâl

Seven Hakk'ı, kelâmın okur, tutar kelâmın

Fatiha fethi Anın ne lâzım gayrı makâl

Mazmûn-i kelâm-ı Hak olur Mevlâ'yı seven

Ya'ni tutar emrini tamâmen her fi'l u hâl

Tâbi' olur Habîbe Mevlâ'sını sevenler

Çok salât u selâmı ider câna kâr-ı bâl

Sünnetine uyuben Hadîs'lerin pek okur

Cümlede eyler o sırr-ı Rahmân'a imtisâl

Âlem-i dinde câhildir özünü, âlim diyen

Siyemmâ echel olur nefsâni kılsa cidâl

İbâdetin a'lâsı ta'lîm-i ilm-i dîn âh

O ilmin efdali, namâz ilmidir aç birr-ül bâl

Vaktinde farzları kılmak sünnetle berâber

Mümkünce de cemâat işte ahsenü'l-hısâl

Vücûd ağacı meyvesidir Şer'-i Muhammed

Tâbi' olmak saâdetlere nîline olur dâl

Zinhâr kavl u fi'l ile çıkma dâiresinden

Ansızca nûr-ı îmân ventafi kad zâle zâl

Umûr-ı dünyâ sanma ki dünyâ amelidir

Niyet de Hak olunca ayn-ı rızâ mülk ü mâl

Bekâ Mevlâ içündür dünyâ harâb u hazâb

Hep ko teveccüh idüb Allâh'a ehl ü menâl

Dünyâ Kâmil adedi ukbâsıdır mededi

Mevlâ'sıdır ebedî bir Kâmil elini al

Asl-ı insân kalb olur şartı muhabbet anın

Mevlâ'ya bulur anı talebinde bî-şimâl

Arar huzûr u sürûr anla ol ki az uyur

Âşıkların mahremi hem günü gîce meâl

Sonsuz hikmet eseri mü'minde samt-i tavîl

Kalb berâber olunca komaz nefsine mecâl

Lisânın sükûtu selâmet-i insân olur

Sırrı ifşâ idene her demi nedem ihtimal

Pek doğru söyle, her doğruyu zinhâr söyleme

Kalb ahvâli dilde zâhir olsa yüzünde hâl

Râhat uzletde selâmetde vahdetde olur

Adûya meyl idenin düşmânı mâh ile sâl

Halîl isen Feinnehüm adüvvün lî söyleme

İllâ Rabb'ul-âlemin deyûb ki tecerrübde şâl

420

Anla sufî âlem içre her ne yok hem var güzel

Hâlık u mahlûk güzel ağyâr güzel hem yâr güzel

Zâhidin zühdü ve mağrûrun enâniyyeti tam

Hak murâdıyla olan inkâr güzel ikrâr güzel

Gezüben halka fesâd ve rüşdü telkîn eyleyen

Dürlü sûretlerdeki eşrâr güzel ebrâr güzel

Câhilin cehli ve zıddı hem mürâî hem riyâ

Bu libâslardaki hep astâr güzel esrâr güzel

Ârifin irfânı, hem kendü ve hem aksi tamâm

Ehl-i hayret hayreti, etvâr güzel edvâr güzel

İblîsi telbîsi mel'ûn olması hep ehli hem

Sûret-i Hak gösteren bed-dâr güzel gaddâr güzel

Cennet ve ehli, ve hem vildân u gılmân vusûli

Ehl-i gafleti yakan evzâr güzel hem nâr güzel

Katre ile rub'-i meskûnun dîvârın durduran

Berr u bahrin hâkimi ebhâr güzel envâr güzel

Damlayı bahr-i muhîtden alıcı kuşla refîk

Bulunan her demde ol mi'mâr güzel minkâr güzel

Cümle Esmâ-i Hudâ, hem mazharı güzel Halîl

Hor görenleri hoş gören Gaffâr güzel Settâr güzel

421

Şol ki garaz ya ivâzdır anı cândan silmiş ol

Dîn-i hâlis ey azîzim işte budur bilmiş ol

İsmi bir garazdır ammâ resmi yüzbin renk olur

Cümleden tecrîd ile bes ism-i hüsnâ kılmış ol

Ol garazlı zevc u zevce gibidir hayvân dahî

Atâ lillâh sevmese evlâdını kesilmiş ol

Ana atadan olan kardeşi dîn kardeşine

Tercîh iden hâine dinde hemân basılmış ol

Dâr-ı Mansûr'u bu dâr içre garib gören şakî

Hiç görür mü ey Halîl dâr-ı nefse asılmış ol

422

Helâk-ı âsiyândır ey gönül dünyâda bu vebâl

Sakın çekme günâhı kimsenin olur ulu vebâl

Eğer sâdır olur sehven geçirme tevbesiz saat

Ricâ it Rabb'ine mahven ki hiç kalmamalı vebâl

Tezekkür it ne itdinse hesâbın eyle nefsinde

Ki sorulmaya dilersen ve tartılmamalı vebâl

Gözün yaşlarıyle salât u selâmla tevessül it

Şefâat ateşiyle dile ki mahv itmeli vebâl

Muhammed çünki her noksânını tekmîl idicidir

Bu ümmetin şefî'idir didi itmemeli vebâl

Recâi'nin vebâli çok şefâat yâ Rasûlallâh

Eğer taksîm ile bitmez halk olsa almamalı vebâl

423

Ey benim sabr u karârım nirde isen bana gel

Ol yâr içün gözlerime perde isen bana gel

Beni ağladır o güzel açmayûben yolumu

Derdime dermân idici nerde isen bana gel

Anladım menzîle sensiz varılamaz bir vakit

Ger ki halkın makbûli bir serde isen bana gel

Aşk ateşin bu tahammül kazanımı taşırır

Teskîne çâre bulur her nerde isen bana gel

Bil ki sensiz rahat itmez bu Halîl'in gönlü hiç

Halka rehber olucu bir yerde isen bana gel

424

Kalb, içi putlar dolu şey'e dinilse uyma gel

Seni yanlış fikre nefsin celb iderse uyma gel

Bunca gurûr ile gâfil Hakk'ı bulam sanma hiç

Ol adüvv hâlini kibre kalb iderse uyma gel

Sen sana iyi dimek yüce hünerdir İblîse

Seni kendüne o zâlim kelb iderse uyma gel

Çünki kendü ol söz ile oldu mel'ûn-i racîm

Virse cefâ tâ ki dâra salb iderse uyma gel

Tut Halîl'in sözünü uyma dîv'e insân isen

Sen seni pekce tut o selb iderse uyma gel

425

Sen mi itdin bülbüle aşk ile zâr ta'lîmi gül

Sen mi gösterdin ana hep yoğu vâr ta'lîmi gül

Mihneti kâr eylemiş vartına mesken her zamân

Sen mi kıldın ana böyle evkâr ta'lîmi gül

Gîceler uykusunu gözüne harâm eylemiş

Tâ ezelden bülbülü ol aşk-ı yâr ta'lîmi gül

Bir gîce bir lâhzâsına indi deyû buğz idüb

Çok nâz ile eylemişsin ana zâr ta'lîmi gül

Bu Halîl senden usûl-i şîve-i aşk öğrenüb

Aldı, nedir gayrıdan yâre karar ta'lîmi gül

426

Ey mecma'-i avâlim sende Celâl u Cemâl

Celâli vir behîme görünsün sende kemâl

Ne sûretinde mevtin gelirse haşr olursun

Vây olmaz isen o dem bil ki oldun pâyimâl

Son dem ki sûretini her dem sen sende sakla

Ki senliğin ziyânıyla vahşet olmaya mâl

Ger varsa sûret-i bed anı tarh eyle tiz, kim

Olmaya koya seni şekline ol bed-misâl

Emmâre askeridir bed huyların ne ki var

Her behâim sıfatı olur anda mâla mâl

Yedi dûzah ateşi ehven bir bed huyundan

O men' ider insânlığı nirde ilm ile a'mâl

Hûr u gılmân-ı beheşti burada bulmaz isen

Yerin olmaz mı nîrân sonun ey ehl-i şimâl

Gitdiyse bed-suverin şeytânın oldu İslâm

Müjde sana ki senin ebedî olur zülâl

Hüsn-i sûret ne varsa bende cem' oldu dime

Ki zîrâ meçhûlindir derûnundaki hısâl

Altun içün gerekdir mihenk fark ider anı

Gerek sana da anın misli bir Pîr-i visâl

Arş u Kürsî'den geniş oldu insân-ı Kâmil

Sen anı bul ey Halîl, gayrı ne var ise sâl

427

Geç bu mevhûm nâsûtu revâ-yı hayreti bul

Azm iderek lâhûtu hevâ-yı hayreti bul

Binlerce devlet senin gözünde zerre midir

Söyle ki hayra mı bu gelişin şerre midir

Bildiğim gibi gidişin ol makarra mıdır

Yoksa ol vatanından eyne'l-mefere midir

Tâlib-i Mevlâ isen şimdi hayret demidir

Her devâdan geçerek devâ-yı hayreti bul

Akdâr u vehm ü belâ derdinin dermânıdır

Tahkîr eyleme sakın Rabb'inin mihmânıdır

Âşıka nev'-i cefâ eltâf-ı cânânıdır

Halka ızhâr itmemek dervîşlerin şânıdır

Nâsı aslâ görmemek ârifin irfânıdır

Koy bu iki ayağın gel pây-ı hayreti bul

Yokdur dimem dünyâda lezzât u îş u safâ

Devâmı yok bilürsün şu halde ayn-ı cefâ

Gör itdi mi kimseye bu aldadıcı vefâ

Hakîmden acı ilâc iç ki bulasın şifâ

Bir bahre dal ki olsun o katre-i Mustafâ

Emvâcı deryâ sanma deryâ-yı hayreti bul

Mâsivâ-yı akdese mahbûb olmak isteme

İki âlemde sakın kalub dolmak isteme

Zevk-i fenâyı koyub mahcûb olmak isteme

Ya'ni varlığını koy ma'yûb olmak isteme

Şol mürâî gibi sararub solmak isteme

İzzet arama hemân me'vâ-yı hayreti bul

Ma'şûk isterse bir cân bin cânı eyle fedâ

Bu mevhûm ol Mevcûd'a eser değil mi cüdâ

Âşıklara şems-i dîl olmuşdur aşk-ı Hudâ

Nefsinden kaç ki senden oldu her dem mâ-adâ

Diler isen ey Halîl dost yüzünü sermedâ

İlm u irfânı koyub likâ-yı hayreti bul

428

Her ne didim eyledim sensin iden diyen ol

Ben neyim ki söyledim sensin sensin sensin ol

Ne çâre ki kıymetini bilmedin dîve uydun

Tâcını yere çaldın, çalınan da sensin ol

Sensiz olamaz cihân ne zamân ve ne mekân

İnsân isimli bir cân teni dahî sensin ol

Hilâfete gönderdi seni ezeldeki yâr

Sultânı virdin esîr külhânında sensin ol

Halîl bilseydin seni göreydin ne mâh idin

Onsekizbin âlemin ünvânında sensin ol

429

Gör nâdânı dost eyledi ola aslında tâ-ehil

O ki nâdândır eyledi ve şerlerde fenâ ehil

Gezüb konuşub gördüğü gülüşüb hatır sorduğu

Her dem yanında durduğu tek halleri ana ehil

İbretle bakmaz âfâka eş olan ehl-i nifâka

Gelür koma ittifâka ol kim değil sana ehil

Her yana meyl itme akub zamânın halkına bakub

Kendine başka hâl takub olmadın gör sana ehil

Halîl sivâya doymazsan Ricâl-ullâh'a uymazsan

Benliği dilden koymazsan dime ki yâr bana ehil

430

Dervîşlerin evvelidir atamızın oğlu Hâbil

Hakk'a teslîm bir Velî'dir atamızın oğlu Hâbil

Seni uram didi Kâbil haşâ urmam didi Hâbil

Hak seni sevmez sonra bil kardeş ol dir doğru Hâbil

Eyledi çirkin anâyı ağlatdı ata anayı

Kâbil uğursuz enâyi merhamete bağlı Hâbil

Tutdu râh-ı Azâzil'i Kâbil öldürdü Hâbil'i

Yer idindi mezâbili pâklık oldu şuğl-i Hâbil

Hâbil çün gitdi Cennete kardeşi düşdü mihnete

Âh deyûb düşdü hayrete vâh babamın oğlu Hâbil

Nâdim olub çok ağladı elin boynuna bağladı

Su gibi yaşı çağladı âh babamın oğlu Hâbil

Deyûb hemân feryâd ider her hâllerini yâd ider

Deyûb hüsrânı yâd ider vâh babamın oğlu Hâbil

Bil ki sonu pişmân olur zâlim ammâ vefâ virmez

Halîl o kardeşe benzer mürüvvete bağlı Hâbil

431

Nedir bu gözyaşı âşık yeter artık gözünü sil

Ağyârınla sile dolmuş kalbindeki tozunu sil

Sende senlik durur iken yaşlar ile hâlin bitmez

Bu dünyâya yürür iken Hak yolundan özünü sil

Hakk'ı birdir söyler isen iki haddi bir göresin

Dime bu gîce bu gündüz gîce hem gündüzünü sil

Yirmidört saatde bir hesâb eyle itdiğini

Yavuzuna tevbe idüb hoş olmayan sözünü sil

Bugün hesâbın görenler yarın azâba uğramaz

Eyi huy sana huy iderek huydaki yavuzunu sil

Halîl sana Mevlâ içün cevher gibi sözlerini

Söyler iken tutmaz isen rahmetinden yüzünü sil

432

Cennet-i a'lâya manzar hem dahî mihri gönül

Hak tecellîsine mazhar hem sırda bahri gönül

Nûr-i Hak ile müzeyyen câna cennet ol makâm

Her ne ki var gözlere lûtf anda hem kahrı gönül

Bil anın tahtında oturmuş hakîkat han-ı cân

Cümlede hükm eyleyici dehredir behri gönül

Her kim olsa, tutmağa mecbûr anın fermânını

Cândır anın perdedârı şâhı hem dehri gönül

Cismi oldu nakş-ı evvel perdenin suver ehline

Evvel ü âhir zâhir ü bâtında bil cehrî gönül

Bak ki andan dem-be-dem aşk âleminden dem urur

Andan anla her zamân pazar koşar şehri gönül

Cümle âlem bu gönül bahrinde bir mevc ki akar

Mevcden geç bahre dal sen görme hiç şehri gönül

Âlem-i fânî bekânın zahri olduğu gibi

Ol bekânın vechi Halîl sanma ki zahri gönül

433

Biline rûha şifâ ayn-ı hayât

Bir eser ki okuyan bulmaz memât

Sûretâ bir katre ammâ suyu çok

Bulunmaz her kez anda her cihât

Derdini bilen devâyı tiz bulur

Ammâ bilmeyen kalur fi'z-zulumât

Çünki her derde devâdır şüphesiz

Ahmed-i Muhtâra getirdi Beyyinât

Olsun ana çok salâtım lemhasız

Bir demim geçmemiş illâ bi'n-niyyât

Hem de tutanları olmazlar alîl

Bulmayan tabîbi nâçar u zelîl

Tanrıyı arayana her bâr delîl

Kılar Habîb'i seveni yâr celîl

Ondan alır her ne yazar Halîl

Ki selâmımla tahiyyât-ı cezîl

434

Ey güzelim senin içün gözlerim kan oldu gel

Gözlerimden dökdüğüm yaş la'l u mercân oldu gel

Firkatinle yanmışım, kül olmuşum, rahm it bana

Her külümün zerresi bir çağ-ı irfân oldu gel

Nîce demler sürülüb toprak içinde çözülüb

Aşkın ile damla iken gönlüm ummân oldu gel

Bir ayak bas bu vîrân gönlümü şâd it sen benim

Firkatinle ma'mûrum cümlesi vîrân oldu gel

Gözlerim nûru efendim gelmek huzûra ise

Cânımın sürûru nârınla tenim cân oldu gel

Asl u fasl u mâl u mülküm yok idûben cümlesin

Eli boş kapuna geldim sırtım üryân oldu gel

Cümle a'zâ kaldı işinden o sen Sultân içün

Yana yana aşk oduna cümle pür-yân oldu gel

Tâkatım tâk oldu billâh sen ulaşmazsan eğer

Dûzahı söndürür odum nâr u nârân oldu gel

Ayn-ı nûr iken bu kalbim zühd ile takvâ ile

Şimdi başdan başa dolu ayn-ı Yezdân oldu gel

Ger ki vuslatın zülâli akmasa sûrete kim

Söndürür nîrânı göz her demde giryân oldu gel

Âr u nâmûsdan eser kalmadı bî-hemtâ iken

Taşdan ağaçdan utanan şimdi hayrân oldu gel

Her nere baksam görünmez gözlerim illâ ki sen

Her ne ad olur duyarım isminle sân oldu gel

Söz işidsem söyleyeni söyledeni sen bilûb

Şöyle bed-nâm olmuşum aklımda tâlân oldu gel

Derdimi soranlara susmakdan özge yok cevâb

Ey güzeller şâhı derdim derde Lokmân oldu gel

Nâle-i bülbül idüb derdimi artırdın Halîl

Sözlerinin derdi hemân derde dermân oldu gel

434-A

Ey gönül gülme cihânda oku Kur'an ağla gel

Âlem-i ukbâyı bunda etme nisyân ağla gel

Bir gün olur çağrılırsın sende bu gaflette iken

Kabr evine doğrulursun gâfil olma ağla gel

Hânumânın târumâr eyler gelüp bir gün ölüm

Bu cihândan yok olursun gâfil olma ağla gel

Mâl u mülk evlâd ü ıyâl verme meylin âkil ol

Cümlesinden ayrılırsın gâfil olma ağla gel

Sıdk u ihlâs üzre ibâdet eyle sen Hâlika

Cennet içre sevk olursun gâfil olma ağla gel

Âkil ol ağla Halîl sen nesin hükmün nedir

Kimde ne var ne bilirsin gâfil olma ağla gel

435

Yarasadan güneşi anladım dirsin ey gâfil

Senin gibi diyen olur mu kasdına vâsıl

Neden nâz eyler idin bana feyzi kıskanub dirken

Bugün nirden kemâl-i ilme irdin cehl ile kâhil

Maârif ehli ister Kâmili Kâmil'den öğrenmek

Aklı hem dîni nâkısdan bilür mü o nedir Kâmil

Meğer Hak'dan udûl itmek murâdını murâd itdin

Sevindi nefs-i emmâren gücendi Rabb'ın ey câhil

Merâmın Hak değil idi ise neden bize meyl itdin

Koyub ikrârı döndün şol şübhe kim, sen itdin kâbil

Rızâya bende abd-i mahzı iffetsiz deyû geçdin

Anınçün mü dilerdin sen olmayı erlere dâhil

Görürsem Ali'yi Mülcem'in oğlu olurum deyû

Zevâl-i zulmetden korkarsın, adın nedir ey zâil

Yiğitlik bahsi Nemrûd'unu itdin Hak Halîl'ine

Er oldur ki yiğitliği olur İblîsine şâmil

436

Ol ki doğmadı cihâna iki kez insân değil

Biri insân biri hayvândan dime âsân değil

Kim ki yedi Tûr'a durmaz Hazreti Mûsâ gibi

Bil ki ejderhâ-yı nefsinden o her âsân değil

Pîr-i mugânı kerâmet ile bulmak isteyen

Ey gabî darlık viren sana Pîr-i mugân değil

Ehl-i dîl dîlde bulur delîl ve hem medlûlini

Damlaya deryâdır ol gâfil sanur noksan değil

Kıl veda'-i kevn ü fesâd âleminden kıl sefer

Gel semâ-yı rûha ki hayvân sana reyhân değil

Aşk ider hüsn-i reşâd men' eyleyub mürâîliği

Gerek ana viresin cân, virmez isen cân değil

Nefs-i nâtıka yuların virme heves eline

Tâ ki görüne sana eşyâ tamâm nihân değil

Sen seni gör ne güzel kitâb olur mücmelen

Her nîce varsa kütüb sen gibi hiç ayân değil

Ey Halîl kim kendini bulduysa gayrın terk ider

Hoş edâ olur sözüm nasîbsize beyân değil

437

Birliği dileyüb, aşkdan Nîl'e bizden kaç gönül

Biri sen az deyû korkma bini bire saç gönül

Ol bir ere rütbece bin kerre bine sonu yok

Aşk denizinde bu rûhla rengi bir göz aç gönül

Çokluğundan tenlerin çokluk göründü bunlara

Yaramaz kapda güzel su acı, bundan kaç gönül

Suyu ahlâ gibi bahşlatmak murâd anda murâd

Rengi yok eşyâya dime çokluğa sen kaç gönül

Binbir üzüm dânesin bir yerde sıksan zevki bir

Var kıyâs it birliğe bul bir ulu yol kaç gönül

Herşey Anın birliğini söylüyor didi bilen

Gel muvahhid ol muvahhid ikilikden kaç gönül

Ol ki bu toprağa meyil kıldı gözde hor olur

Aşka meyl idüb gönülde nûra kanad aç gönül

O ki aşk ehli olur, ebedî devleti bulur

Geçe kalmaz bir murâdı, tiz murâda kaç gönül

Aşkıyla ol dirilenler dû-cihânda şevk ile

Aşksızları diri sanma cümlesinden kaç gönül

Gel yabandan sen sana sen sende aşkı hoş ara

Kim yorulma dir Halîl tizce bana sen kaç gönül

438

Ey şehvetin esîri mahpûs-ı ehl ü ıyâl

Hışm ile şöhret ile gadabın cümle dalâl

Sen ne zamân ayrıldın insâniyyet yolundan

Söyle ne va'd eyledi sana püser mülk ü mâl

Ey hâce lehv ile la'b, dünyâ hayâtı imiş

Tarîk-i fânîye men' itme, nay olmaz vebâl

Tanbûrun avradındır tablın oğul, kızın ud

Uzun düşüncen zurna, zehri sanma sana bal

Sazın telini duyan ayağı kırılınca

Kaçmalıdır dimişsin pes bize mi bu makâl

Zekât virmez iseniz nâr vardır doğru didin

İzzetle vakârından zekâtın yok mu bu sâl

Kasdî oruç yiyeni şer'an katl idin anı

Senin yok mu orucun hep işin da'vâ-i cidâl

Benlik, nisâba tamam mâlik oldun bu sene

Gel varlığından kurban kesmek içün tekbîr al

Vardan yokluk istikrâz eyledin borçlu isen

Sünnetdir yine kurbân yoklukdan bir koyun al

Teni fedâ kılmadınsa cânı ümîd itme sen

Cân virmeden cânândan istenmez a'lâ nevâl

Yok meydânının eri Halîl gibi ateşe

Düş ki gülistân itsün yerini o bî-zevâl

439

Gel ey dîvâne gönlüm vâh Mevlâ'da emekdâr ol

Hakk'ın lûtf itdiği ni'metlere karşı vefâkâr ol

Sever sâilleri Mevlâ ondan iste ne istersen

Gîceyi gündüze katub hemân Hakk'ı talepkâr ol

Atâsı cûd u ihsânı iki âlemde mebzûldür

O'dur her merhamet kânı ana sen âşık-ı zâr ol

Ne denli şükr idersen de ödenmez şükrü Mevlâ'nın

Sana lûtf itdiği in'âmı inkâr itme ikrâr ol

Hakk'a avcun açub yalvar, duâ ayn-ı ibâdetdir

Kapusında koyub başı duâ bâbında isrâr ol

Temizle yolunu bunda hevâ yolları pek çokdur

Sebîl-i rüşde ol sâlik ki kahr it nefse inzâr ol

Riyâkâr olma âlemde riyâ şirk-i hafîdir bil

Hemân sıdk u sadâkatle Hakk'ın emrin edâkâr ol

Beni zikr eyleyin dir Hak sizi de ben idem tezkâr

Çalış gel zikr-i Mevlâ'ya anınla sen safâdâr ol

Oku şol âyeti bunda seni tebşîr ider Mevlâ

Ne şeyler eylemiş ihzâr o Cennet'den haberdâr ol

Hudâyâ ey Kerem-Kânı bize aç anda meydânı

Halîl sen iste Rıdvânı o yerde sen de serdâr ol

440

Ne haddim var ki Sultân'ım idem zikrini Rahmân'ım

Yine sen yüce Subhân'ım idersin zikr-i Hannân'ım

İdem tevhîdini dirsem Lâ açar ağzını görsem

Bu dar kevneynine kılsam Allâh deyince lisânım

Kalırım ayrı bir yerde dû-âlemden gelir perde

Hemân ala beni derde koyar kalmaz benim sânım

Vücûdun vâcib oldu çün beni yok eyledi hergün

Ya ne bilmem bu iki gün acaba bu mu evtânım

Bütün eflâk sana nisbet değil zerre aceb kısmet

Olur mu ki likâ ni'met görem yüzünü Cânânım

İtâat ne veya kesel ki ben hâdisim ey Ezel

Hemân rahm it sen ey Güzel irişdir sana bu cânım

Benim benliğimi tiz al koma beni bana dalâl

Gözüm görmeğe hiç hayâl hemân gözüke zî-şânım

Dilerim senden ey Ehad seni kıl bana mu'temed

Meded ey Hâlik'ım meded koma hâl-i perîşânım

Bu uykudan beni kaldır cemâlin şem'ine yandır

Yüzümü gayrıdan dönder ola mâsivâ nisyânım

Cihân-ı aşkı feth eyle bana hicâbı ref' eyle

Halîl ağyârı def eyle ki yârim ola Yezdânım

441

Her bir derdin devâsıdır zikr-i müdâm zikr-i müdâm

Tenvîr-i kalb-i kâsıdır zikr-i müdâm zikr-i müdâm

Zâkir şehvete uymasa her dem hâlvete doymasa

İrdirir Hâlık'ı nâsa zikr-i müdâm zikr-i müdâm

Gîce gündüz ansa Anı koyarak âd ile sânı

İder vâsıl-ı Rahmân'ı zikr-i müdâm zikr-i müdâm

Gelür mi hiç kîl u kâle sırr-ı zikir komaz hâle

Mevlâ tâlibine sala zikr-i müdâm zikr-i müdâm

Bin dürlü ahvâli vardır bulana bu fânî dardır

Münkir olan içün ârdır zikr-i müdâm zikr-i müdâm

Tâlib korsa gedâları duyar dürlü sadâları

İdüb koy mâ-adâları zikr-i müdâm zikr-i müdâm

Tâlib sana ne şerh idem dile gelmez ki tarh idem

Dirsen esrârı feth idem zikr-i müdâm zikr-i müdâm

Îsâ sana mahrem olur ise adın Meryem olur

Halîl kalbinde dem olur zikr-i müdâm zikr-i müdâm

442

Kalbi hıfz itmek gibi müşkil bir iş ben görmedim

Kul hemân kalbden ibâret ben anı ten görmedim

Göz ile dil hıfzı mümkün ammâ gönül benzemez

Ben anın ehlini âlem içre hiç şen görmedim

Çünki anın zellesi a'zâm olur her zenbiden

Asgarı kasvet olur ekberi şirkden görmedim

İnkılâbı çok olur anın içün çok âfâtı

Her havâtıra mahaldir birin ehven görmedim

Akl u hevâ şahları kırk biner askeriyle

Anda iderler savaşı sulhun iden görmedim

Ol ki rahat kalbi, bunlardan biri mağlûb olur

Hevâsı mağlûb olanda zevk-i beden görmedim

Ger maâz-Allâh ki aklı olsa mağlûb tam şerîr

Sûreti zâhidse de sonunu ahsen görmedim

Çün hevâ gâlib olur sûret-i Hak'dan görünür

Ârif-i Hak'dan diğerin anı bilen görmedim

Ey Halîl ilhâm ile vesvese meydânı bu kalb

Kâmil erden gayrı bu kavgaya giren görmedim

443

Ben vassâf-ı aşk olmuşum sanma ki şâirdir adım

Dürlü irfân u hilm üzre aşk oldu benim üstâdım

Sûretde hıffet üzreyim sîretde izz ü vakârım

Bir vâsi'-i cihân oldum ki kâf gibi cümle evtâdım

Hayy u Kayyûm'un aşkını bulalı yandı ciğerim

Hayy u Kayyûm oldu bütün dillerdeki benim yâdım

Gerçi bu fenâda fenâ ile fakra fahr üzreyim

Gel dervîş bekâya, gör ne yüce kasr-ı bünyâdım

Her Tûr'da Mûsâ Kelîm'im aşk olalı muallimim

Îsâ'nın rûhu Halîl'im Ahmed'le cedd-i esyâdım

444

Ben bana kalır isem hüsrân olur kârım benim

İşidilmez hazretinde âh ile zârım benim

Yok olursa vâr olur indinde her vârım benim

Bahre döner su olur yakıcı hep nârım benim

Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim

Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim

Kalmadı aşkın yoluna düşeli hiç nâm u âr

Ben de nîce bir yiğit görünür idim nâm-dâr

Aşkını yoldaş ideli bana her yol oldu dâr

Bilmez oldum kimseye hüsn-i muâşeret medâr

Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim

Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim

Derdimin birini bin kıldı bu aşkın ey Hudâ

Şöyle ki görmez gözüm âlemde aşkdan mâ-adâ

Kulağım duymaz iki âlemden aslâ bir sadâ

Meğer ol aşk hükm ü kânûni tarzınca eyler edâ

Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim

Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim

Nefsimi mağlûb idem deyû kılarım ictihâd

Ammâ ol emmâre benden çokca eyliyor cihâd

Bilirim çok söz velâkin bende yok aslâ sedâd

Dürlü a'dâ gayreti tâ eyleyem ben irtidâd

Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim

Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim

Her nîce bir hak söz işitdim nasîhat almadım

Başıma dürlü mesâib geldi ibret almadım

Benliğimden geçerek hiç yokluk içre kalmadım

Hodbîn oldum, ucbu koyub bahr-i fakra dalmadım

Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim

Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim

Hak yolunda gitmek içün tutmadım râha delîl

Uymadım Kâmil izine, uyarım görsem alîl

Rahmın ile semt-i selâmete çek beni Celîl

Zîrâ senden gayrı bir maksûd idinmedi Halîl

Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim

Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim

445

Katreyim âlemde bir dîlde bahr-i muhîtim

Dehr içinde bir zerre ammâ dehri muhîtim

Esrâr-ı evliyâyı halka söyler eblehân

Bilmez ki ben kendüni hem de şehri muhîtim

Mâdem ki söyler dili yokdur bu işde eli

Ol mazhar-ı feyz bil ki ben cehri muhîtim

Gerçi sûrî hafâda isem de ma'nîde gör

Ki ne mikdâr peydâda batn u zahri muhîtim

Beni hor göreni mahrûm iderim hoş duâda

Zîrâ Zâtımda lûtfi hem de kahrı muhîtim

Hikmeti nâ-ehle söyler hikmetin câhili

Gölgesindeki şemsi hem de mihri muhîtim

Zıdd ile diğerinin seçmez ülfetini er

Dostumda meveddeti zıdda zehri muhîtim

Nevmimle yakzatımı bir kılmışım zâhidâ

Zîrâ âlemde uyku ile sehri muhîtim

Ey dürlü habâsetimden bahs iden doğrusun

Çünki ben envâi levs ile tuhri muhîtim

Gerçi başdan başa Halîl denîs içindeyim

Fakat kara ve deryâlarla nehri muhîtim

446

Ben bende kara benim ben bu beni nideyim

Koparub beni benden beni temiz ideyim

Varlık beni karadır kopsa yeri yaradır

Bugün yarın seyredir yerinde iz ideyim

Merhemdir bu yaraya gözlerimin yaşları

Döküb çâre bulmağa yaşı deniz ideyim

Ey müddeî bu kilem seni eyler mi kelîm

İtsünler seni dilim seyfimle rîz ideyim

Post ile merdân-ı Hakk'a reîs olmak muhâl

Halîl kopar bu beni ki anı bîz ideyim

447

Yüzün bir yüz ammâ bin ma'na mestûr anda Sultânım

Ne vakt olur nasîb görem durub dîvânda Sultânım

Senin cilvelerin hayrân idüb kıldı beni püryân

Dönerim perdede sekrân yüce livânda Sultânım

Muhammed Ahmed u Mahmûd ne hoş eltâf ider ma'bûd

Ki secde sâcid u mescûd gelir Kur'ân'da Sultânım

Gören Allâh'ı göz ile bulan ol şâhı öz ile

Gözüken bize yüz ile gelüb cihânda Sultânım

Getürüb dilde Kur'ân'ı dönüb şerh eyleyen anı

Kuran bu devre devrânı duran devrânda Sultânım

Seni bilmez Ebû Leheb Ebû Cehil diler zeheb

İder ehl-i nifâk hereb değil iz'ânda Sultânım

Gözüm her ne yere baksa görür seni kanım aksa

Bu âşıkını aşk yaksa külü seyrânda Sultânım

Hurûf ile suhûf içre atâyâ-yı atûf içre

Himâyât-ı Raûf içre yüzün ayânda Sultânım

Fazîletler senin fadlin adâletler senin adlin

Tûbâdan yücedir kaddin göre pinhânda Sultânım

Bütün eşyâ senin aşkın ile zikr ider Allâh'ı

Halîl'e anı kemâhı okut Furkân'da Sultânım

448

Ey arapçadan diğerin okumam diyen imâm

Anladım çok fâdıl u allâmesin beyne'l-enâm

Her kapumdan gelmede geçmede görürüm seni

Çekiyor tilki yuların diyor kısda nâm u nâm

Ehl-i Kur'ân'ım deyû çok ucb u fahr içre seni

İletür İblîs cihâta dir ki sen bilgide tâmm

Kim ki istiğnâ kılar ilminde dâll gel işit

Ey mudillin mazharı nirde hidâyet fi'l-menâm

İtme ey iki gözüm böyle hevâlara gurûr

Kim içün Hak didi İllâ fî gurûr anla tamâm

Ger Halîl'in sözlerini bilmedinse fi'l-fenâ

Feseta'lemûne men hüve fî'yi söyler fi'l-kıyam

449

Hak'dan geldim anın çün ben Hak ile nâtıkım

Elestde belâ diyen ervâha hep tânıkım

Kâfirin küfrü benim fâcirin her fücûru

Mü'minle huzûrdayım fısk içinde fâsıkım

Tersâ ile berâber mecûs'la od severim

Yehûd ile nasrânı hem eşed münâfıkım

Müşrikin şirki benim anın ile müşrikim

Yoksa kimin haddi var şirkime muvâfıkım

Her nebî ile nebî her velî ile velî

Mest ile ayık delî cümleye murâfıkım

Düşmân ile dost benim penc u nist ü hist benim

Ayak benim dest benim her şeye mütâbıkım

Vakt ile zamân benim kevn ile mekân benim

Ol verd-i Sübhân benim serhoşum hem ayıkım

Hâl u istikbâl benim sa'd u izmihlâl benim

Bedr ile hilâl benim mâh u sâlde sâbıkım

Hem suht u hem de rızâ hem selâm ve merhabâ

Cümle bu kubbe kubâ dûn ile hem fâikîm

Taht ile fevka's-serâ cümle yecrî mâcerâ

Sevk ile hem-sevk olan hem de Halîl sâikim

450

Derûna ders viren dilin mi yoksa sen misin kalem

Yazarken ağlamada mı veyâhud şen misin kalem

Kimine yol virüb Kâ'be-i maksûda ulaştırdın

Kiminin yolu üzre durmada rehzen misin kalem

Kimine aynı bî-gâne görünürsün mekâidle

Kimine her ulûmun bahşine mahzen misin kalem

Demirden tunç ve kamışdan dökersin dürr ile zehri

Sen âlemde umûma feyz iden ma'den misin kalem

Halîl gibi bütün varlığı yârdan müsteâr aldın

Mı yoksa başlıca böylece sen senden misin kalem

451

Bu görünen ilm u irfân, cehl ile hüsrân benim

Hiddet ile hilm u şefkat hem iden tuğyân benim

Münkirim, inkârım hem de sûfînin îmânıyım

Âl-i Rasûlüm, anın cefâsı, hem Mervân benim

Mescidim, meyhâneyim, mihrâb u minber hem şarâb

Şârib u hem sâkî, küllü men aleyhâ fân benim

Kâ'beyim itmem kabûl yüzbinde bir hacıyı ben

Hacıyım hem hâceyim, cennât ile nîrân benim

Her ne ki var dolu boş bensiz karar itmez biri

Dehr u zehr u sîm u zer cevher ile mercân benim

Beni bunda anlamayan orada hiç anlamaz

Nûr-i cümle enbiyâ hem kavm-i Nûh tûfân benim

Geçmişim hamâm-ı tecrîdden ammâ tas u hamâm

Taşı hem kapusı hem âteşi hem külhân benim

Bülbülüm, hâr u gülüm, bağçe u bağçevân bahar

Yaz ve kış ve har u berd, bülbüldeki efgân benim

Nemlenin hırsı ve zâtı intizâmı misli hep

Tâat u âdet u zâhir u bâtın, pinhân benim

Tâbî'im metbû' ve muktedâ imâm ile hatîb

Sâmi u mesmû' vâiz-i muttaiz-i furkân benim

Edebim hem edîbim, de'b ile mekr ü her fiten

Bî-edeb u bî-hayâ, bî-dîn u bî-îmân benim

Ba'zı ademden vücûda ferd u ferd gelmem olur

Ba'zı tenhâ ba'zı refîk her tev'emân benim

Buğdayım harmân u hurrem esb u üştür ayla gün

Arpa çavdar ve yulaf ile olan samân benim

Nehr ve ırmağın matar, selc çar anâsır hefti hem

Şol hesâba gelmeyen ol muhtelif hayvân benim

Meczûbum cezbe ve câzib, vecd ile mevcûd, adem

Buğz u hubb u nefret ü rağbet, havf u emân benim

Âkilim, mecnûn u şeydâ, Kays ile Leylâ, Kerem

Asl u fasl u cümle deryâ zemzem u ummân benim

Fâkînin gurûrı, fâkî, ucb-i sûfî, sûfî hem

Ol mürâînin riyâsı, muhlis u ihvân benim

Yûsufum ol karînim kuyuya atdılar beni

Bâyı' ve hem müşterî, delv ile hem Ken'ân benim

Habsi tercîh eyledim bakmadım o Züleyhâ'ya

Kardeşi hem seyyid u azîz Mısr'a Sultân benim

Nâsût u lâhût melekût hem ceberrût lâ-halâ

Lâ-melâ, hem kürsî, levh, kalem, arş-ı Râhmân benim

Dervîşim devrilmişim hem kalkûben doğrulmuşum

Hem fîrâş ferrâş ve ru'yâ, nevm ile yakzân benim

Birlik içre kâdirem, kesretde kalsam âcizem

Kudret u nusret u nâsır zâhid u rûhbân benim

Şeyh ile kutb u imâmân Gavs ile abdâlım hem

Anların hürmetine gelen feyzi bârân benim

Bensiz olanlar teselli bulmadı birşey ile

Asdikâ'nın nûr-i aynı sohbetle yârân benim

Hizmet-i tâmm eyleyen buldu bana tâmm devleti

Münkiri kör eyleyûb ihvânı uyaran benim

Gâfili gaflete koyan, gâfili hem gafleti

Âşıkın çok hayreti hem aşkı duyuran benim

Ba'zısından aşkı alub eylerim câmid gibi

Hâmid u Mahmûd ve hem de Mefhar-ı ekvân benim

Akıdan mâ-i gurûru enf ucundan mağrûrun

Mekr iderek söyledici muhtelif yalan benim

Ba'zı bir mağbûnu ben, kul iderim bir avrata

Hem de avratla iden ârifi imtihân benim

Ba'zına ben Tanrıyım söyledirim, güldürürüm

Çok benim Tanrı diyeni gark iden Sübhân benim

Avradına sabrı yüzünden nîcesin Cennete

Koyûben, tâbi olanı eyleyen hirmân benim

Çokca âlimlere ilmin tard u husrân eyleyûb

Ba'zının ilmini ana eyleyen dermân benim

Kimini koyub senelerce makâm-ı halvete

Âkibet ol halvetini eyleyen hızlân benim

Gönderüb İblîsi, kardeşini katl itdirerek

Niçün itdim deyû sonra anı ağladan benim

Ayn-ı îmândan habersizi koyub da'vâlara

Şeyh u dervîşim diye itdiren hezeyân benim

Hadd u hasr u akla sığmaz işimi ârif bilür

Hem sorulmaz hikmetimden kâr ile ziyân benim

Ortada Yûnus'la Mansûr bir kuru addır hemân

Anlayana sözlerimden yazan her dîvân benim

Her dem içre Âdem'im, İblîs olana secde yok

Eyleyen emre muti'i çün mülk ü fermân benim

Âlem içre hiç sayılmaz şe'n ile yüzümü arz

Eylerim her ne ki var ol dürlü dürlü kân benim

Cümle zerreden beni gör şer'ime münkâd olub

Girmeyen bey'ıme anı eyleyen pişmân benim

Söyleyen hem söylenen hem dinleyen hem anlayan

Ey Halîl gizli gülen, sûretde ağlayan benim

452

İçimde dürlü sû-i hulk sanur gören ki insânım

Muvahhid sûretim ammâ gönülde dolu evsânım

Olur müşkil aman kardeş senin kim olduğun bilmek

Sen işrâkın içinde sandınsa ehl-i ihsânım

Bu İslâm dîni yücedir anı pek muhtasar kıldın

Hâce vallâhi yanıldın sorarsın âd ile sânım

Eğer hevâna hoş gelmez ise red itdin Hak emrin

Dimezsin böyle iken ayn-ı sâbık ehl-i küfrânım

Muhammed dîni sûret men' ider sûfî bu sûret ne

Beden kırtâsı bin şekle didin ki terk-i elvânım

Sen Âdem secdesinden mescide kaçdın, o mescidi

Mefer kıldın, Hudâ'dan bâ'de dirsin emre fermânım

O mescidde eğer Âdem görünse taşra kaçdın tiz

Buluşdun İblîs ile tenhâ didin sana akrânım

Eğer İslâm isen söyle bu kalbinde adâvet ne

Ki kıldın ehl-i İslâma sanub îmâna mihmânım

Behey gâfil uyan kalb Kâ'besine girdi bin asnâm

Anı Nemrûd'a virme, vir Halîl'e kırsın a'yânım

453

Bilmediğin bilür imiş gibi hükm eyleyen zâlim

Değil hatmi anın olsun ki sonu küfürden sâlim

Ki zîrâ ilkâ-i nefsi ne ise anı söyler o

Bakub sûretine, ey müslümân, sanma anı âlim

Hem İslâm dîninin emri değildir sûrete bakmak

Bu sûreti içün söyler o hâin mülk ile mâlim

Başında sarığı sırtında cübbesi ile mağbûn

Diyor hâlinde, ki herhâlde bir meftûn hoş hâlim

Anın hâl-i dîlinden ger habîr olsaydı bir müslim

Yüzüne bakmaz aslâ dir idi senden berî bâlim

Hakîkat mushafından bir haber alsaydım ey Halîl

Açub mihnet sözünden dir idi bana zehî kâlim

454

Yûsuf idim şimdi Mısra sultânım

Kaçdım Züleyhâ'dan şâh-ı hûbânım

Ey vatan essîleri vatana gelin

Bir vatan içün terk-i evtânım

Kaftanımla Yâkub açdı gözlerin

Hep gamımla geçirmişdi rûzların

Pîr-i zulumâtından içdi sözlerin

Hızr olalı cânım derde dermânım

Satılmıyor odunun ey oduncular

Şehirli oruçlu bilin uncular

Hele gayret idin biraz yolcular

Sizde bir iki gün arama hânım

Câhillere âlim dimek âdet yok

Olanlara zâlim pek saâdet yok

Kalemsize dîvit ve hem kâğıt yok

^İmân sâhibine dîn u îmânım

Ey asılsız dervîş çavuşam dime

Cehl ile Mevlâ'ya kavuşam dime

Merd-i Kâmillere savuşam dime

Halîl'im hem dâri hem de mihmânım

455

Seninle gel berâber bir deryâya dalalım

O deryânın içinden cevheri tiz alalım

Balık bizi duymadan mercân içine girüb

Leâlini seçmeğe elimizi salalım

Yüzmek eğer bilmezsen elimi tut girelim

Bir yerin kımıldatma tâ varalım gelelim

Kenarlarda gezinme mâdem ki bahre geldin

Boş dönülmez âr olur n'içün müflis kalalım

Eline bir kılınç al şâyet bir hût yürüye

Urûb anı ey Halîl pâre pâre dilelim

456

Dinle güzel ey tâlib neye varır ahvâlim

Gözle ki bir bir çıkar söylediğim akvâlim

Bir haberci gelir dir o dîvârın yıkıldı

Bir bir karşıma çıkar işlediğim a'mâlim

Haydi hicret günüdür yolunu tut dir bana

Ben sorarım nirede kazandığım emvâlim

Bin asker hücum ider hangi milletsiz dirim

Dirler ki düşmânınız anı koğar ef'âlim

Dört düvel ittifâkı yakında zuhûr ider

Cümlesini mahv ider Halîl senin etvârın

Sensin gönül seyrângâhım senden doğar şems ü mâhım

Gönül ben sana hayrânım sensin benim cevlân-gâhım

Senden büyük var mı meydân sendedir ma'nâ-i Kur'ân

Sensiz bulunamâz emân sensin benim âram-gâhım

Sensin gösteren her vârı sensin yârsızların yâri

Sensin âyine-i Bârî Sensin kıble-i dergâhım

Zerre Süleymân'ın mülkü indinden âyeti fülkü

A'zam sana irem dir ki sensin aksâ-yı penâhım

Seninle bilinir Ahmed seninle bulunur Ehad

Sana bakar Hayy u Samed temiz midir nazar-gâhım

Gönül bülbülünem senin bağçanda gülünem senin

Haberi var mı kimsenin neyedir âh ile zârım

Göremeyen velî diyor bilemeyen delî diyor

Bilen emr-i celî diyor yaralarıma merâhım

Çokdur senin sözün gönül çevir bana yüzün gönül

Boyun arşdan uzun gönül hayrânın oldu İbrâhim

457

Sensin gönül seyrângâhım senden doğar şems ü mâhım

Gönül ben sana hayrânım sensin benim cevlân-gâhım

Senden büyük var mı meydân sendedir ma'nâ-i Kur'ân

Sensiz bulunamâz emân sensin benim âram-gâhım

Sensin gösteren her vârı sensin yârsızların yâri

Sensin âyine-i Bârî Sensin kıble-i dergâhım

Zerre Süleymân'ın mülkü indinden âyeti fülkü

A'zam sana irem dir ki sensin aksâ-yı penâhım

Seninle bilinir Ahmed seninle bulunur Ehad

Sana bakar Hayy u Samed temiz midir nazar-gâhım

Gönül bülbülünem senin bağçanda gülünem senin

Haberi var mı kimsenin neyedir âh ile zârım

Göremeyen velî diyor bilemeyen delî diyor

Bilen emr-i celî diyor yaralarıma merâhım

Çokdur senin sözün gönül çevir bana yüzün gönül

Boyun arşdan uzun gönül hayrânın oldu İbrâhim

458

Her derdin devâsıdır yâ Ahmed demek her-dem

Âşığın revâsıdır yâ Ahmed demek her-dem

Açar basîretini artdırır gayretini

Zevk ider hayretini yâ Ahmed demek her-dem

Gafletden uyandırır vasl-ı Hakk'a irdirir

Doğruluğa dönderir yâ Ahmet demek her-dem

Meyl-i aşka kandırır kalbi cilâlandırır

Sivâ dağın yandırır yâ Ahmed demek her-dem

Tıfla bulûğ buldurur ağlayanı güldürür

Azâzil'i öldürür yâ Ahmed demek her-dem

Riyâ ve ucbu sürer ayrılmaz bire gider

Kim ki mahv olur söyler yâ Ahmed demek her-dem

Göze Hakk'ı gösterir gören dahî mest olur

Her fikirden üst olur yâ Ahmed demek her-dem

Düşmânları dost ider alçakları üst ider

Münkirleri süst ider yâ Ahmed demek her-dem

Dar kalbi geniş ider yokuşu iniş ider

Câna bir hoş iş ider yâ Ahmed demek her-dem

Benliği alur elden geçirir dürlü silden

Şirki yıkar temelden yâ Ahmed demek her-dem

Sırr-ı Kur'ân'ı açar câna envârı saçar

Hiç kor mu seni nâçâr yâ Ahmed demek her-dem

Kalbe kerem doldurur renk-i küfrü soldurur

İsm-i A'zâm buldurur yâ Ahmed demek her-dem

İder zelîli delîl Hem de hakîri celîl

Sana gerekdir Halîl yâ Ahmed demek her-dem

459

Meclis-i irfâna gel ki dolu dolu lâ'l ü câm

İç de bir hoş hâle gel ki bulmuş ol mazhar-ı tâmm

İki cihândan nişânı arayan ârif değil

Saçılmayan âd u sânı nerde biter nîk u nâm

Reyb ile şekk vâdisinde gâb u sergerdân olan

Gelmesün bostanımıza yokdur anlara meşâm

Âb-ı hayât çeşmesine uğrayub su bulamaz

Kim ki bize hem-dem olub Hû dimese subh u şâm

Hızr'a hem-dem olmak ile bize mahrem olamaz

Âyine-i kâmilden alub bulmasa dîlinde gâm

Mantıku't-tayrı bilir mi molla-i ebced hân

Bu yüce sırrı bilir mi ayrı gören hâss u âm

Dahl iden mâ-fevkına ilminde humkı pek dırâz

Nerde fark itsün sözde râz gözde elvandan peyâm

Görmeğe ol dostumuzu dîde-i rânâ gerek

Almağa bu dostumuzu aramasun der-hıyâm

Terk idince âdeti tab-ı beşeri tamâm

Seyr idince âdeti sabr u salâtıdır sıyâm

Zühd ü takvâ perdesini de koyamaz çâk ider

Temcîd-i aşka varır ki çoğu nâssın der-niyâm

Keşf ider o çokca râzı subh-ı sâdık çâk ider

Zulmeti sürer cihândan âleme virir nizâm

Ma'rifet şemsi doğar kaçmazlar alır hakkını

Bulur âlem bir vücûdu itmiş idi inhidâm

O ki küfrün gölgesi ardında kalmış idi hâr

Ric'ati zâr ile arar ammâ bulamaz merâm

Kabul olunmaz ricâsı itmedi kendi kabûl

Virilince nem-i îmân arz okur anlara râm

Olmadı bulmadı zuhûr rûh-i insân meyyine

Ve vücûd arzuyu virir mi ana muhyi'l-ızâm

Burada kim görmez oldu şeksiz orada göremez

Bilemeyen hem bilemez bulmayana yok arâm

Her şey aslını arar âlemde insân aramaz

Her neyi görse yaramaz meyl ider itme gulâm

Aslını bul ki sana senden gerekli olamaz

Gayri güzelde bulunmaz sırr-ı pertevi'z-zulâm

Geç mecâzî köprüsünden cisr-i hakîkîdir o

Bekleme üstünde ceryan düşürür bî-iltiyâm

Mâhi olanlar sularda nerde geçer kantarı

İtmese sayd rehberi ider mi sudan infitâm

Açılır bir yara sende senin firkatinden Halîl

Âdet nehri fenâ bu almak ister intikâm

460

Aşk ile zikr iderim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Zikr ile yol giderim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Senden gayrı niderim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Çün hidâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Eyle sen yolum âsân Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Koma hiç bende noksan Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû

Mevlâ'm

Ol sen gönlümde mihmân Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû

Mevlâ'm

Çün inâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Eylerim sana sefer Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Var mıdır gayrı mefer Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Var mı a'dâya zafer Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Çün vikâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Yolunu geyn it bana Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Kâim olayım sana Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Meâlim birlik sana Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Çün inâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Rasûl Ahmed Habîbim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Yolda Pîrim tabîbim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Mürşidimdir rebîbim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Çün nihâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Senden talepde Halîl Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Vuslatını vir Celîl Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Tevfîkini kıl delîl Hû Mevlam Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

Çün hakîkat isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm

461

Kalb ile mukallibim arasında bedenim

Benlik perdesi oldu lûtf ile seyr idenim

Bu kederden olaydı âh bu derûnum sâfi

Rûh cezbeyi bulaydı ana diyeydi kâfi

Gönül dostu bulunca gayrıyı neylesün o

Tâ ki hümâ olunca seyrini söylesün o

Dervîşe çün görünür elvân-ı mugayyebât

Ârif olsa bürünür bakmayub hiç bir cihât

Çün Mevlâ'dan diğere meyl iden matrûd olur

İrmez menzil-i behre maksûddan meb'ûd olur

Letâif-i seb'anın ahvâl-i lâ-yuhsâsı

Geçse tâlib cümlenin elde kalmaz asâsı

Ger şuhûd ile vücûd gitmese yokdur fenâ

Fillâha irmez şuhûd olsa irfân yanına

Keşf ile kerâmâtı sâlike hicâb olur

Terk eyle alâmâtı Halîl çün icâb olur

462

Kulağım Sıddîk nidâsında Ömer'de gözlerim

Şemm-i Hak Osman ile Haydar'da esrâr gözlerim

Sıddîk'ın hakkı çün isterim Ömer'in adlini

Nûr-ı Osmân irişince seyf-i Ali sözlerim

Zülfikâr oldu Ebû Bekir'le Ömer dîn içün

Kabza Zinnûreyn benim dir Haydar'a rumûzlarım

İhtilâfı bunların her biri rükn olmada

Bu binânın içi dışı vardır ey cân sözlerim

Kıldı temsîl Aişe harbe gidince haremi

Didi beyt içinde Haydar görmüş olur yüzlerim

Âl ü Eshâb-ı Rasûl'ün işleri idrâkına

Sığmaz ey hâce, gözüne yokuş olur düzlerim

Her işin sırr içre esrârını ayân bilmeden

Varma bahse bil gîcelidir benim gündüzlerim

Bir cihetde Hakk'ı görmek a'ver-i ma'nâya bu

Hakk'ı her semt ile gözle ki ben anı gözlerim

Tutûben sağ elini yârin solunu terk iden

Bir aceb sevr oldu, dimez var mıdır boynuzlarım

Bî-cihet eşyâda Nemrûd görmedi Hak yüzünü

Didi Halîl'i ne aceb yakmadı bu közlerim

463

Kâbil-i rû'yet içün ister mi cânândan peyâm

Yokdur itmek anın içün kevn ü mekândan sıyâm

Şol ki a'mâdır bilemez zevk-i rû'yet nîcedir

Rû'yet sûretle olmaz olmalı cândan kıyâm

Sûreti insân olan sîretde hayvândan edall

Olsa ana fark olunmaz beyt ile hândan hıyâm

Levn-i esved ile ebyed bir olunca fi'l-asıl

Vahdete hükm eyler her-dem ayn-ı a'yândan zıyâm

İtmedim idrâk neden seni Halîl dirsin hemân

Bu ki girmez sem'ine dîlimde nihândan biyâm

464

Kulak vir sözüme cânım sözümde dürlü bürhânım

Benim Hak dîn ü îmânım O'dur kalbimde mihmânım

Senin de derdinin yâri odur ger eyledin zâri

Silince cândan evzâri görünür yüce Sultân'ım

Koma kalbinde sivâyı dilersen derde devâyı

Koparsın cümle hevâyı gelir saraya Rahmân'ım

O yüzünü sana dâim açar, görsün diye kâim

Gayrıya ol deyû sâim bana gel dir çok in'âmım

Muhammed'den yüce zâtı göründü halka âyâtı

Ana kılan riâyâtı bilür nîcedir ilhâmım

Halîl'in sûretinden sîreti idrâk olur müşkil

Bilirsen sîreti hoş bil bilinir sana Subhân'ım

465

Ey gönül ben seninle âh nirelere gitdim

Senden habersiz idim gayrılara meyl itdim

Gezdim birçok bilâdı maksûdu bulmak içün

Sen bana hem-râh iken gayrını yoldâş itdim

Ayn-ı vuslat içinde iken aradım yâri

Eyvâh cehlim ile ben seninle savaş itdim

Benliğimi komayub kılmışım seni zaîf

Geçince beni benden benliği bana eş itdim

Daldım ebhâr-ı levse şifâ zann idûb anı

Ger aşkın sadâsını duyunca şâbâş itdim

Gîce gündüz duâda idim kesret içinde

Halîl tenhâ bulalı senâsını fâş itdim

466

Ey güneş ne doğarsın doğdu benim güneşim

Zulmete sal şu'leni çok durur benim neşim

Gönül güneşi doğdu kalbim topraklarına

Ah yanmışım ben ansız görmeyüb penc u şeşim

Var idin nirde idin sen meğer yerde idin

Gökde mi yerde miydin ey gözümde tâbişim

Ey aşk-ı pâk merhabâ sanadır çekdiklerim

Sen şâh ol gel gedâyım ben sana mihnetkeşim

Ben seni görmeyeli yandı ciğer kan oldu

Vaslına irmeyeli her-dem artar ateşim

Gîce göremez oldum gündüz gezemez oldum

Çünki sezemez oldum ol yârime serkeşim

Sensiz bana her ne ki virseler kanmam ana

Süremez reyb ü şekki bu Fikr-i müşevveşim

Gîce gündüz Hudâ'dan diler vaslını Halîl

Bu gîce ben Hudâ'dan bana dön mah-veşim

467

Bana deli denildi yârimin delîsiyem

Kimlerin ersin aklı mest-i ezelîsiyem

Ehl-i sûret ne bilsün bahrimin katresini

Cihân zerredir ancak gör şems-i celîsiyem

İçmek dilerse zâhid ger câm-ı musaffâyı

Alsun elimden anı sâkinin celîsiyem

Vahdet bâdesin içüb dürr-i peymâne görsün

Ki kalb-i uşşâkının Hayber'in Ali'siyem

Bu Leylâ'nın Mecnûn'u varsa sahrâ-yı aşka

Tiz irişsün Recâî ki anın velîsiyem

468

Bülbülüm bu bağa ben gülleri dirmeğe geldim

Nihâyetsiz bin zâr ile gül-zâra irmeğe geldim

Benlik hicâbın geçmeğe dosta kanadım açmağa

Kevser şarâbın içmeğe Pîre el virmeğe geldim

Elim virüb aldım eli doğrulayub ize yolu

Mürşidimdir gerçek velî emrine girmeğe geldim

Şâhid olsun ârî cânlar akıtdım gözümden kanlar

Gitdi taklîdle gümânlar îmân getirmeğe geldim

İslâmlığın taklîdini geçdim bulub iklîdini

Hak istemez taklîdini dînde bildirmeğe geldim

Bildiklerim atdım yoğa Recâî meyl itmem çoğa

Giden emirden artuğa nefsi çevirmeğe geldim

469

Varlıktan oldum berî her vârı yâra virdim

Ölem ben çünki diriliğin bağına girdim

Geçmişi anmam olmaz yarına dalmam olmaz

Fenâdan dönmem olmaz bekâ sahnına irdim

Libâsla hırka koydum nokta-i sırra irdim

Anda benliği virdim Hak benliğini dirdim

Tecellî kıldı câna hüviyyet nûru bana

Binlerce hamd o ana dâim o anda birdim

Günler o günler idi demler o demler idi

Halîl o cemler idi anlar içinde serdim

470

Hak Muhammed'le Ali'dir dinde îmânım benim

Nefhasıdır anların bin cânda cânânım benim

Haseneyn'in kuluyum kurbânıyım ben tâ ezel

Pîrlerim oldu ikisi nûr-i Rahmân'ım benim

Yolunun kurbânıyım Zeyn'el-Abâ ve Bâkır'ın

Cafer-i Sâdık imâmım Lûtf-i Yezdân'ım benim

Mûsa-i Kâzım Rızâ ile görür bu gözlerim

Ol Takî ile Nakî'dir şâh-ı Şâhânım benim

Askerînin ceyşi oldum Rabbime binbin senâ

Mehdî-i sâhib zamândır vakt ile ânım benim

Mâsivâdan el çeküb gönlümden sildim gayrıyı

Hacı Bektaş-ı Velî'dir oldu dermânım benim

Cümle Pîrler içre anın lûtfu bir hoş ey Halîl

Kırkbirinci Pîrim oldu sırr-ı erkânım benim

471

Geçdim fenâdan artık râh-ı Rızâdır dileğim

Feyz-i Hak ismindeki câna gıdâdır dileğim

Zevk-i dünyâ pây-dâr olmaz, dileyüben nideyim

Zevk-i bâki ma'deni ol Mustafâ'dır dileğim

Kul ile kurbânıyım isnâ-aşerin tâ ezel

Anları görmekle hem vasl-ı likâdır dileğim

Hak beni dûr itmesün ibn-i Ali'den tâ ebed

Lûtf-i ülyâsıyladır her-dem bekâdır dileğim

İbn-i Süfyân gibilerden Hak beni kılsun ırak

Dû-cihânda ey Halîl ahde vefâdır dileğim

472

Ey yâr-i cân senin olsun bu ten ile cânım

Mezheb u dîn ü kıblem bu akl ile îmânım

Aşkınladır ki varlığımı hep sana virdim

Evrâd u ezkârım hep seninle yok gümânım

Gördüm envârını yine yüzün nûriyle

Senin olsun cânımdan çok sevdiğim irfânım

Ağlatma beni Muhammed'in sevgisi içün

Anın aşkına kabul eyle dîl-i handânım

Deli dirler Halîl'e doğduğu il içinde

Dünyâya geldim diye virdim sana her ânım

473

İrdi nazar Pîrimden Allâh'a döndü yönüm

Gel didiler sırrımdan Allâh'a döndü yönüm

N'idem yalan dünyâyı ardındaki ukbâyı

Terk idûben sivâyı Allâh'a döndü yönüm

Taklîd ile tahkîki koydum bulub refîki

Yokluğumun şefîki Allâh'a döndü yönüm

Zâhidlere kerâmet câhidlere velâyet

İstemeyüb dirâyet Allâh'a döndü yönüm

Hiçe virdim vârımı gül-zâr itdim nârımı

Pek özleyüb yârimi Allâh'a döndü yönüm

Yanayım aşkı ile kanayım şevki ile

Döneyim zevki ile Allâh'a döndü yönüm

Arz-ı merâm ideyim anlamazsan n'ideyim

Sen gel ki ben gideyim Allâh'a döndü yönüm

Ben dilerim Celîl'i Nemrûd gözler zelîli

Delîl eyle Halîl'i Allâh'a döndü yönüm

474

Meydânı virdim size tenhâ benim meydânım

Tevbe eyledim söze kitli benim dendânım

Toplu turnan yerine gidenlerin birine

Didim kaldın yarına sen git ey sühandânım

Tenhâda buldum öyle şenliği misli hele

Gözlere görülmemiş dünyâ imiş zındânım

Zındânı seyre heves iden aceb nîce kes

Tükeden boşa nefes dir mi yarın handânım

Gelmedin gaflet içün bakma dünyâya Halîl

İşidüb murâd içün dir boşa o nidânım

475

Bedende her mû lisânım melik olmuşdur insânım

Murâdım Zât-ı A'lâdır ki hâşâ ola nisyânım

Benim bu habs ü zındânı cefâ sanman bana anı

Bu bir atâ-i Sübhânî meserret bahşe bu ânım

Ezelden râzıyım Anın kaderlerine Hannân'ın

Kederlerine Mennân'ın adıyla mezc olur sânım

Beni ey dervîşim el-hak sakın sanma baîd mutlak

Değilim sana hiç ırak dile ki sana dermânım

Görünür zîr ile bâlâda berr ü bahrde hâlâ

Gözet her yana cibâlâ dolanır hadsiz evrânım

Günâhım çok diye korkma sakın tevbesiz ayıkma

Rızâsız yola kayıkma yolumda vardır emânım

Gönül manzar-ı şâhımdır benim Ol seyir-gâhımdır

İden ru'yet penâhımdır güzel her demde kemânım

Gelüb seyr it ki Beyt-ullâh nîce kurmuş Habîb-ullâh

Dileme illâ Lûtf-ullâh anınla dolu zamânım

Bulunma bir demi boş sen dîlin yollarına düş sen

Dile Hak'dan bütün hoş sen virir dileği Deyyân'ım

Niyâz içün yaradıldın o nâz içün var idildin

Namâz kıl çün yâr edildin budur zahr ile pinhânım

Gelince tâ sana yakîn hemân sa'y it olub emîn

İder Allâh sana yemîn Halîl bu resm-i Kur'ân'ım

476

Kimsenin ma'lûmi olmaz derd-i derûnum benim

Vaktimin hiç şûmi olmaz sa'd içre günüm benim

Sen karınca sanma beni güler deyû kim zâhidâ

Tâc-ı gam başımda hergün 'îd olur günüm benim

Kırdı destimi elimden birliğin mevci alub

İkilik mahv oldu birdir Kâf ile Nûn'um benim

Sen bütün benliği elden koma dir vâiz bana

N'idem varlığı vârın yok ider vârım benim

Zühd ile takvâyı korsan nâr-ı dûzah var didin

Sem'ime girmez o nârın nûr olur nârım benim

Sûretimle sîretimi anladım sandın meğer

Ki bu resmi dahl idersin nûr-i uyûnum benim

Çağırırsın kapuya taşradan Halîl deyûb

İçerüden da'vet itdim duymadın ünüm benim

477

Şöyle gâfil yatan hemân dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Horoz gibi öten hemân dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Ta'n eyleyen şuna buna yol bulmayan önden sona

Kulluk itmeyen Rahmân'a dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Akl u fikri benlik olan lafla zikri tenlik olan

Himmeti bugünlük olan dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Az hayrına mağrûr olan azgınlığa mesrûr olan

Dargınlığa makrûn olan dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Mürted ile muzırr olan ba'del ikrâr münkir olan

Şer işlere müşîr olan dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Bilür gösteren her yolu bilmez iken sağ u solu

Bilen böyle bed usûlü dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Tarîkatda habersizken Şerîatda esersizken

Hakîkatda hünersizken dir mi ki Mevlâ'yı bulam

El içini taşlar iken dışını da boşlar iken

Dışındayım söyler iken dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Şehvetlere mâil iken hizmetlere kâhil iken

Hakîkatde câhil iken dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Ehl-i fesâda yol virir hayr-ı kesâda el virir

Buğz u inâda dil virir dir mi ki Mevlâ'yı bulam

Ey Halîl sen sakınasın olmaz şerri takınasın

Tutmayan dil makinesin dir mi ki Mevlâ'yı bulam

478

Bir a'mâ didi bana bilür müsün n'eylerim

Susuz bir taş köprüde ev kurmayı dilerim

Eylenir beni sandım gitdi yoluna döndüm

Kurub evini dimiş şimdi içün silerim

O günde yola çıkdım bir yolcu bile idi

Şiddetli yağmur oldu yoldaş ider n'eylerim

Didim şurda köprü var geçelim üzerinde

Didi sel aldığını sana beyân eylerim

Köprü kuvvetli idi alamaz anı didim

Didi götürür iken gördü bu görenlerim

Meğer giden ev imiş yoldaşım bilememiş

Böyle değilse dilim didim dilim n'eylerim

Kör de berâber imiş köprü yavuz Pîr imiş

Geçen Halîl er imiş buna yemîn eylerim

479

Ey zerreler zerreler sizde bir eser gördüm

Siz de mi âşıksınız tâ anı beşer gördüm

Ey taş toprak n'oldunuz kime teslîm oldunuz

Neden sebât buldunuz sizde pek hüner gördüm

Ey ma'den u cemâdât tâat mı sizde âdât

Mebdeen ve meâdât rüzgârı eser gördüm

A'raf-ı halk mısınız ki tam inkıyâdınız

Güzel yâr mı yâdınız sizde de basar gördüm

Ey sehâb emtâr u selc nizâmda siz derc derc

Yok mu size herc ü merc ki sizi bir bir gördüm

Ey yeller ne esersiz neden ba'zı küsersiz

Sadâ virir susarsız aşka sizi döner gördüm

Enhâr ne murâdınız durmak mı harâmınız

Aslı mıdır yâriniz hep sizi gider gördüm

Kerem midir adınız ki böyle durmadınız

Yâda yol sormadınız bir şeyi över gördüm

Siz de mi yanarsınız vakt olur kaynarsınız

Deryâda oynarsınız mevci bahre ser gördüm

Ey mâhi ne gezersiz suda birşey sezersiz

Bulmağa mı yüzersiz her yana döner gördüm

Maksûdu zann itdiniz yanlış fikre gitdiniz

Küçüğünüzü yutdunuz birbiriniz yer gördüm

Sizden çıkar cevâhir neden siz gayr-ı mâhir

O yâr cümlede zâhir sizlerde keder gördüm

Ey vahşi ey behâim hayrânınız olayım

Seyrânınız bulayım sizi der-beder gördüm

Sizde varı sezdiler azan bundan azdılar

Hâlinizi dizdiler ol işleri şer gördüm

Eşyâya bak gâyet çok sırrına nihâyet yok

Halîl'de dirâyet yok birer birindir gördüm

480

Ey dû-cihân her vârım dû dîdede envârım

Ger nazar kılmaz isen kalmamışdır arâmım

Şefâat zülâlinin teşnesiyim ki gâyet

Sâ'ye serâbı terk eylemek oldu merâmım

Bu hâl ile bana lûtf-i Hak olur mu helâl

Suçum cibâle sığmaz tebdîl eyle ihrâmım

Sünnetlerinden eser bulamazlar arayan

Hemân her saat her-dem ben emmâreye râmım

Yanmışa söz ne ider senden olmazsa çâre

Halîl'e çünki sensin dâreyn içre garâmım

481

Bir deryâdır muhabbet mevcîdir cümle âlem

Asıl deryâ Muhammed fevcîdir cümle âlem

Âh o deryâya dalsam aslı dürründen alsam

Eşyâda her ne ki var mevc ihrâc itmiş anı

Coşub asıl meveddet revcidir cümle âlem

Ah o revcinden çıksam nihâl-i veddi diksem

İlkbaharda bin çiçek ızhâr ider nihânı

Ma'nâ âlemin elbet zevcidir cümle âlem

Birliği bire virsem sırr-ı nihâna irsem

Her ne gelür buraya oradandır ayânı

Gayb odur, bu Şehâdet yolcudur cümle âlem

Enbiyâlarla gitsem yolun sehline yetsem

Hayvânâtın envâı sadâlarla elvânı

Cilvesinden işâret elçidir cümle âlem

Gözümden tozu silsem yüzümden yüzü bilsem

Gözler envâına bak kimden virir nişânı

İşidene beşâret dercidir cümle âlem

Âh o müjdeyi duysam müjdecisine uysam

Garîb yolcuları sev misafîr eyle anı

Kıl hakkıyla riâyet mercîdir cümle âlem

Âh ulu zayfi görsem güzel gönlünü sorsam

Esrâr-ı şer'i bilen var mı cihânda hani

Simm severler begâyet zercidir cümle âlem

Sivâdan özle dönsem bu varlığımdan yunsam

Varamadım bulamadım n'eylerim bu kâşânı

Halîl yoksun nihâyet varcıdır cümle âlem

Yoğu gönülden sürsem Vâr'ın indinde dursam

482

Yoldan giden yolcular nireye bu yol sordum

Beni görüb durdular tiz yanlarına vardım

Beni de alın gidin derdime dermân idin

Lûtf ile ihsân idin dirler seni arardım

Sordum isimlerini söylediler birini

Bildirmedi yerini ki yârânı sorardım

Biri tutdu kulağım sandım yıkıldı sağım

Çün çözüldü her bağım güldü anlar ağlardım

Burnumu şöyle çekdi sekiz zirâ'a değdi

Beni ateşe eğdi günde bin yıl yanardım

Yandım alevler gibi didi oldun er gibi

Yanub çıkdın zer gibi cefâlarda oynardım

Didim hâ bu yolumuz dir ki diri ölümüz

Henüz yolu bilmedin bin kerre gelüb vardım

Seni de bin kerre ben götürdüm O yâre sen

Uykuda kaldın mı sen ben seni çok uyardım

Didim ismin bağışla dir ki burnun oğuşla

Duyamazsın bu suçla yüzbin tevbe kılardım

Didi cümleye şâmîl bir ismim var o Kâmil

Bilmez olmayan hâmil hemân solub sarardım

Söyler tiz kendüne gel alub gider seni sel

Virmem artık sana el ben o demde karardım

Beyaz kâğıt üstünde nokta gördüm kendimi

Oniki imâm'a ben silinmeğe yalvardım

Halîl bu ad üstünde bulamadım kendimi

Ol yüce hümâya ben bilinmeği sorardım

483

O yârin ben nîce kerre her hâlini sorub geldim

Karşusında rızâsı çün el bağlayub durub geldim

Namâzın her şartlarının esrârını bilüb sûfî

Kavuşmanın ma'nâsını gözüm ile görüb geldim

Senin gibi ağz orucu yalınız karnıma değil

Üçyüzaltmışbin kapunun kilidini urub geldim

O Kâ'benin dîvârını senin gibi seyr itmedim

Yedi tavâfa yetmişbin temel dahî kurub geldim

Azâzil'i taşlamağa gidüb görmeden dönmedim

Taşım ile düşdüğünü gözüm ile görüb geldim

Çağırdığım Lebbeyki ben ne var deyû duymayınca

Lebbeykimi kesmeyerek dileğimi dirûb geldim

Ravza'da imâm men' itdi yok içeri girmek deyû

Girdim ne itdin diyene didim anı durûb geldim

Ecdâdımın birisidir öpdü dirler sağ elini

Ben o iki ellerine yüzle alnım sürüb geldim

Bir pîrin cânsız dîvârı yürütdüğünü işitdim

Ya nîce bir dağ üstüne o dağı devirüb geldim

Bir ejderha gidiyordu ehl-i İslâm'a zahmete

Hışm ile bir nazar itdim ol mârı çevirüb geldim

Şehâdetin ma'nâsını yetmişyedi şu'besini

Görüb âdem türbesini bir de bana kazub geldim

Halîl'in sözü ma'nâsız kim derse özü ma'nâsız

Odur herhâlde ra'nâsız bir kılı dört yarub geldim

484

Ben ezelden Muhammed şem'i pervânesiyem

Beni boş sanma gâfil Anın dîvânesiyem

Hicret gününde ayağına toz olmuş idim

Atdığı adımların gör ben nişânesiyem

Sırrına kurban olmak içün cihâna geldim

Bu sebepden her vârın bunda bî-gânesiyem

Yolunda hilâf idûb şer'a uydum dime ki

Ben Anın şer'î hâdimlerin şükrânesiyem

Ey müddeî kîl u kâl ile da'vâ ne gerek

Halîl gibi üryân ol di ki merdânesiyem

485

Aşkıyla Muhammed'in birgün hâk ola cismim

Hemân ki yârân olan söyleye benim ismim

Yâ Rabbi ol Ahmed'i bizden ırak eyleme

Şol demde ki bin secde ide şekl ile resmim

Tüylerim ayrı ayrı etle deriden gayrı

Rûh sana varub yere yüz süre her bir kısmın

Ol günde eyle meded kılub ihsân bî-aded

‘İtâb yolun eyle sedd kahr ola benim hasmım

Ebvâb-ı semâyı rûhuma meftûh eyleyüb

Çağır Halîl'i sana mahv eyleyüb her ismim

486

Muhammed'i bulmakdır Şerîatından merâm

Bil Mahmûdî olmakdır Tarîkatından merâm

Mâdem ki insân geldin bu fânî dünyâya sen

Ekmel insânı bulmak Hakîkatinden merâm

Cihâr-i yâr yolunu tut ki cihâr bulasın

Sırr-ı Muhtâr'ı bulmak Ma'rifetinden merâm

Sana bunca ashâbı n'içün vasf eylediler

Bilmedinse bulmadın Halîfetinden merâm

Her peygamber eserini sende bulmazsan Halîl

İbrâhim'in bilmedin harîkatından merâm

487

Kâfirler Muhammed'e bakub didiler âdem

O bir başka âdemdir bilmedin Anı mâdem

Sen müslümân değilsin gel ismini değişdir

Zîrâ bu senin ismin İslâm'adır ey dîdem

Müşrikler ol Rasûl'e sihirbazdır didiler

Vârisine söylersen sen de müşriksin bu dem

Ey müşrik gel İslâm ol hem de kavî mü'min ol

Bu riyâ ucb u tuğyân seni hor itdi n'idem

İbâdetde tenbelsin isyânda yiğit ersin

Şer dimeğe hünersin gözün kör itdi hedem

Bir iş var bu arada gâlibâ sen orada

İsmin şâkî yazılmış ağla gülme ey dedem

Derdinin çâresini bir Kâmil erden öğren

Sığın yüce Allâh'a İblîse olma hadem

İnsân'dan i'râz itmek oldu Hakk'a yan gitmek

Azâzil'i Pîr itmek helâk yolu bu her-dem

Fırsatı zâyi' itme semt-i ağyâra gitme

Halîl Mevlâ'n unutma sonra çekersin nedem

488

İşlerine kimsenin aklı irmez ey Kerîm

Her vârına kimsenin gayrı girmez ey Kerîm

Ba'zıların tok idüb ba'zını aç idersin

Kiminin malını çok kiminin az ey Kerîm

Kiminin ilm-i zâhirle içini hem dışını

Doldurursun şöyle ki hiç o durmaz ey Kerîm

Kimisine ilm-i nâfi' bahş idüb dû-cihân

Eylersin anı saîd gayra varmaz ey Kerîm

Kimine riyâ ve ucb virûben tard eyledin

Kendini makbûl sanûben anlamaz ey Kerîm

Kimini ihlâs ile gözyaşlarını akıdub

Unutdurdun gayrıyı hiç soramaz ey Kerîm

Kimini tâlib idüb talebinden bî-haber

Gezer gezer der-beder yola gelmez ey Kerîm

Kimini sâlik idüb gösterdin hoş râhını

İrdirdin bir Kâmil'e ki ayrılmaz ey Kerîm

Kimini cübbe sarık sakala mağrûr idüb

Benlik içinde kodun hiç yorulmaz ey Kerîm

Kimini Halîl gibi gîce gündüz ağladub

Bir derde koydun anı dermân olmaz ey Kerîm

489

Râhatım ey kardaşım kendü başım

İle kalub olmasa hiç yoldaşım

Her ne belâ gelse karşumda durur

Bil bu halka olsa bile sırdaşım

Her ne vakit nâs içinde kalırım

Yâs içinde kor beni tam dîldaşım

Aybımı ızhâr ider kuru ile nemimi

Yimedim gerçek muhîb ile aşım

Hıltatı hoş görmeyerek gözlere

Durur uzak seyr ider iki kaşım

Yalnızlığımda izzet karşular

Tutmam insânı asâ yüz yaşım

Sohbetinden uzleti hoşdur Halîl

Bu zamânda görmediğim yoldaşım

490

Esmâ'ül-Hüsnâ oldu bil çâre yoksa ben bir ramîm

Bu âlemi nurlandırdı Hâ Dâl ile üç tâne Mîm

O her hacının kıblesi seyr eyle ki ne söyledi

Doksandokuz isimden Hüvallâh, Er-Rahmân, Er-Rahîm

Melîk hem Kuddûs, Selâm, Mü'min, Müheymin, Azîz

Cabbâr hem Mütekebbir ide bizi dâreyn selîm

Hâlık, Bârî, Musavvir, Gaffar, Kahhâr, Vehhâb

Bize nusret bağışla Rezzâk, Fettâh, El-Alîm

Kabîz, El-Bâsıd, El-Hâfız, Râfı', El-Muizz, El-Müzill

Semi', El-Basîr, El-Hakîm, El-Adl, ve Latîf Habîr ve Halîm

Azîm, El-Afüvv, Eş-Şekûr, Aliyy, El-Kebîr, El-Hafîz, Muğîz

El-Hasîb, El-Celîl, Er-Ragîb, Mucîb'den evvel Kerîm

Vâsi', Vedûd arayı bir Mecîd Bâis Şehîdden ön

Hakk, El-Vekîl, Kaviyy, Metîn, Velî, Hamîd, Muhsî, Hakîm

Muhsî'den sonra Mubdî ve Muîd Muhyî ve Mümît ve Hayy

Kayyûm Vâcid ile Mâcid Vâhid ve Ehad hâsılım

Samed ve Kâdir Muktedir Mukaddim hem Muahhır

Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın, Vâlî dimekle mesâilim

Müteâlî Birr, Tevvâb, Mün'im, Müntekim, Afüvv

Raûf, Mâlikü'l-Mülk ey Zü'l-Celâli vel-İkrâm

Rabb, Muksıd, Câmi', Ganiyy, Muğnî, Mu'ti, Mâni' ve Dârr

Nâfi' ve Nûr Hâdi Bedi', Bâkiyy O'dur hem Vârisim

Raşîd, Sabûr, Sâdık, Settâr, dörtbinden fazla ismi var

Âriflerde tam kısmı var hemân bunca varır elim

Bil bu İsm-i Hüsnâ'sının gölgesidir cümle âlem

Aklın varsa gölgeyi koy sırr-ı esmâya gidelim

Esmâ'yı sen bulur isen gölge sana tâbi' olur

Sanma emrin zâyi' olur aramadın biz n'idelim

Bu âlem dalga gibidir Esmâ anın denizi bil

Gel meyl itme köpüklere bahrin içine girelim

Deniz köpükleri beyaz akılsızı meşgûl ider

Aklı olan dir dalam cevherleri derc idelim

Halîl sana dili ile nasıl ta'rif ide

Sâlik bulmaz hâli ile bir Kâmile arz idelim

491

Ey Hudâ bu hâl ile seni bulam mı bilmem

Yoksa kîl u kâl ile hemân kalam mı bilmem

Bu dünyâ örümceği evlâd u ıyâl ağını

Kurdu tutuldum ana hiç kurtulam mı bilmem

Ata ana sevgisi yarım sermâyem olmuş

Gençlik ahvâli süsü tevbe kılam mı bilmem

Hep düşüncem süslenüb görünmek bu âleme

Fikrim anılmak yiğit, bî-nâm olam mı bilmem

Gâh tıraşa kendüm korum gâh bıyığım burarım

Aklım boşa yorarım fikre dalam mı bilmem

Gâh reislik ararım gâh hasîslik sorarım

Gâh yokluğa irerim boşa dalam mı bilmem

Aklım insânlık umar içerim bes bî-şümâr

Dışım insân içim mâr saçım yolam mı bilmem

Sûretim bir dervîşdir sîretim devrilmişdir

Dört yanım çevrilmişdir cehl ü zulem mi bilmem

Bir söze hükm idersem Lâ diyerek gidersem

Tutmam inâd idersem nârda yanam mı bilmem

Lâ dirim illâ dimem benliğime Lâ dimem

Yok disem a'lâ dimem doğru sanam mı bilmem

Hak'dan vahiy gelirse eğrisin dinilirse

Hâşâ ki re'yim dönse dirim dönem mi bilmem

Ah bu nefs-i emmârem böylece kâfîr olmuş

Müşrik disem yaraşır mü'min diyem mi bilmem

Çıksam varlık dağına kendümi yüce sanub

Bin kerre in didiler bana, inem mi bilmem

Bin kez ayağım değer taşa ben hiç uslanmam

Girsem dûzah ateşiyle uslanam mı bilmem

Dışım kar gibi beyaz kalbim hemân dolu pas

Her zamân ağlarsam az bir de gülem mi bilmem

Halîl'in bu sözleri sözlerin ehlinedir

Ne sana ne de bana ya ben olam mı bilmem

492

Maârif bahçesidir bu kelâmım

Rasûl esmâsıdır dimek merâmım

Nebî esmâsına bil var mı hudud

Muhammed Ahmed ü Hâmid ü Mahmûd

Ahyed, Uhîd, Ehîd, Uhyed dinilir

Uhîd, Uhayd ve hem Vahîd dinilir

Mâhın Haşir, Âkıb u Tâ-hâ

Yâsin u Tâhir, Mutahhir dî-şehâ

Tayyib ü Seyyid u Rasûl ü Nebî

Rasûlü'r-Rahme Kayyim'dir lâkabı

Câmi' Muktefin Rasûlü'l-Melâhim'dir

Rasûlü'r-Râhati Kâmil ü İklîl ü Ebû İbrâhim'dir

Müddessir, Müzzemmil ve Abd-ullâh Habîb-ullâh

Safîyy-ullâh Necîyy-ullâh bir ismidir Kelîm-ullâh

Hâtemü'l-Enbiyâ Hâtemü'r-Rusul'dür ol Şâh

Muhyî, Muncî, Müzekkir, Nâsır u Mansur'dur ol mâh

Nebiyyu'r-Rahme oldu çün bütün âleme rahmetdir

Nebiyyü't-Tevbe'dir zîrâ kelimât üzre ni'metdir

Bütün halkı irişdirmek diler Harîsun aleyküm

Şehîr u Şâhid Şehîdden evvel ismidir Ma'lûm

Beşîr Mübeşşir ve hem Nezîr, Münzir öncesi Meşhûd

Nûr, Sırâc, Mısbâh'dır Hüden Mehdî olur ma'dûd

Münîr u Da' Med'ûdur Mücîb hem Mücâb oldur

Hafiyy, Afüvv, veliyy, Hakk, Kaviyy, Emîn, Hıtâb oldur

Me'mûn, Kerîm, Mükerrem, Mekîn, Metîn, Mubîn

Müemmil, Vusûl zû Kuvvetin, zû Hurmetin'dir Hemin

Zû Mekânetin ve Izz ve Fadlin Muta' ve hem Muti'dir

Kademü Sıdkın, Rahmet'dir Büşrâ, Gavs, Rafî'dir

Gays u Gıyâs, Ni'met-ullâhi ve Hediyyet-ullâh

Urvetü'l-Vüskâ'dır olmuşdır zîrâ O Sırât-ullâh

Sırât-ı Müstakîm Zikr-ullâh oldu hem de Seyf-ullâh

Necm-i Sâkıb dinilir ana çün oldu Hizb-ullâh

Mustafâ'dır Müctebâ'dır Müntegâ Ümmiyy Alîm

Muhtâr, Ecîr, Cebbâr, Ebu'l-Kâsım ol Alîm

Ebû Tâhir ve Tayyib Müşeffi' hem Şefi'

Sâlih, Muslih, Müheymin, Sâdık oldu fi'l-Kelîm

Musaddak, Sıdk u Seyyidü'l-Mürselîne îmâmu

El-Müttekîn Kâidu'l-Gurri'l-Muhaccileyn El-Kerîm

Halîlu'r-Rahmân, Berr, Meberr, Vecîh, Nesîh

Nâsıh Vekil Mütevekkil, Kefil, Şefîk ol Halîm

Mukîmü's-Sünneti Mukaddes Ruhu'l-Kudus'il-Hakk'ı

Rûhu'l-Kıstı Kafin, Müktefin, Bâliğ ve Selîm

Mübelliğ oldu Hak'dan Şâfîn, Vâsıl u Mevsûl u Sâbık

Ki Hâdî, Mehdî, Mukaddem, Aziz ü Fâdıl, Sâik

Müfeddal, Fâtih Müftâhu'r-Rahmeti hem Cennetdir

Alemü'l-îmân ve'l-Yakîn Delîlü'l-Hayrât'dır

Mûsâhhıhü'l-Hasenât u Mukîlü'l-Aserât Safüh

Ani'z-Zellât Sâhibu'ş-Şefâat ve'l-Fütûh

Sâhibu'l-Makâm ve'l-Kademi Mahsûs bi'l-Izzi

Ve bi'l-Mecdi ve bi'ş-Şerefi ve'l-Vesîleti bi'l-Izzi

Ve's-Seyfi Ve'l-Fazileti ve'l-İzâri ve'l-Hucceti

Ve's-Sultânı ve'r-Ridâi ve Rafîu'd-deraceti

Ve't-Tâc ve'l-Miğfer ve'l-Mi'râc ve'l-Livâ'

Ve'l-Kadîb, Ve'l-Burâk, Ve'l-Hâtem, Ve'l-Alâmeti

Ve'l-Burhâni, Ve'l-Beyâni ve Fesîhu'l-Lisân

Raûf, Rahîm ismi hem Mutehharu'l-Cenân'dır

Üzünü Hayrin Sahîhu'l-İslâm Seyyidü'l-Kevneyn

Aynü'n-Neîm Aynü'l-Gurri Lâ Adüv'dür

Sa'd-ullâhi ve Hulkı ve hüve Hatibü'l-Ümem

Alemü'l-Hüdâ Kâşifü'l-Kürabi ve'l-Himem

Râfiu'r-Rutebi Izzü'l-Arabi Kerîm'ül-Muhterem

Sâhibu'l-Fereci Izzü'l-Kurabi Refîu'd-Derec

Ya Rabbi Salli Alâ Sâhibi'l-Esmâi Ahmed

Ve Sellim ve alâ âlihi adede ilmü'l-Ehad

Ve'l-Lûtf bi-Halîl fi'd-Dâreyni bi'l-Esmâ

Meâl ihvânı Kerrafi'l-Ma'nâ eytâmâ

493

Ey ezeldeki yârim her-dem dile dîl–dârım

Sensiz aslâ duramam ey gözümde envârım

Sözlerim senin ile gözlerim senin ile

Senden diğer aramam ey her yok ile vârım

Her güzel sana fener sende her dürlü hüner

Sen olmazsan yaramam dû-cihânda nâ-çârım

Her ne ki talebim var sanadır her neyim var

Saçım sensiz taramam sensiz olmaz bir kârım

Senin aşkın cânıma rehberdir sultânıma

Sensiz vasla kanamam hep sensiz oldu hârım

Çün kibr u gadap gitdi Hak senin evi itdi

Olmasan koparamam belimdeki zünnârım

Görünür sende cihân ne ki var zâhir nihân

Gayrı nâra yanamam, nûrdur seninle nârım

Kimse bilmedi seni âlemin cân u teni

Sensiz ben yalvaramam kılmaz nazar Settâr'ım

Cân seninle diridir çün cümlenin yeridir

Sensiz Halîl olamam ey gönül yâr-ı gârım

494

Didi gönül ben neden böyle rahatsız oldum

Niçün ismim dönerdir ben artık dönmez oldum

Benim arzu yularımı her dem kim çekiyor

Aceb kimin elinde böyle kararsız oldum

Deryâya dağa benzer gâhî de bağa benzer

Ba'zı dûzahla cennet ba'zı yararsız oldum

Gâh nîce puthâneyim gâh dahî beytü'l-Harâm

Nef'im olmaz kimseye gâhî zarârsız oldum

Görürüm hiçbir hâlde sebâtım yok mukarrar

Bâri secdeye varam olmazsa yârsız oldum

Güneş şu'lesi nîce uyar ise tamâmı

Bende böyle Mevlâ'ya uyarım ârsız oldum

Ben ona gölge düşdüm hem dahî berâberi

Ammâ göremem anı benlikle kârsız oldum

Geçsem beşer haddini bulsam basar kaddini

Dirken irişem ana ızz u vakârsız oldum

Ol sırr-ı uzmâ iken beşerde âciz olub

Anâsır kaydı içinde pek müdârâsız oldum

Ben iken bahş ideni bu âlemin ulûmi

Bu dâr kafes içinde okur-yazarsız oldum

Bu sûrette o ma'nâ görünür mü kemâhî

Ki zîrâ ben aslımda kış ve baharsız oldum

Necm ü şems ile mâhî fikrim eserleridir

Ey gâfil akse gitme ki ben zünnârsız oldum

Hak nâmesinin esrârının nüshası benim

Beni nûr bil ki Halîl hakîkat nârsız oldum

495

Kim ki diler bulsun izzet dû-cihânda bi't-tamâm

Urvetü'l-Vüskâ'ya yapışsun o cân bî-infisâm

Tutarak Habl-i Metîn'i gir Tarîkat bâbına

Sûfî-i hâm gibi kalma Şer'a bilâ ihtimâm

Aklını Şer'a uydur, ol Şer'i akla uydurma

Şer'i aklına uyduran müşrik olur bî-zimâm

Emr-i küllîsinde silm-i küllîye gir sorma hiç

Ki nedir sebeb bu emr u nehîden yâhûd merâm

Şer'a uy ki irdire seni tükenmez kenze o

Uydurursan anı sana zâlim oldun bi'l-cemâm

Sen tamâm-ı ma'rifete âmil bulun münkerden kaç

Tâ ki mahbûb-i Hudâ ol, menfûr-i beyne'l-enâm

Çık sonu bu halk arasından vera' ile zühd ile

Bu ikiden de çıkub Mevlâ'ya ir kalma bî-nâm

Sana Şer'in hikmeti ger keş fola, ucb itme hiç

Çünki ahvâl-i Tarîkat sana olmuşdur imâm

Kâf-ı Şer'i aşar isen âsumânı var anın

Sonu görünmez fezâdır bu tarîk ey hâss u âm

Kâf'a bekçi kıldılar beni deyû itme gurûr

Zîrâ fevkinde uçarken nîce hümâ ey hocam

Gidûben anlar gelürler vecd u hâl göklerine

Virseler senden haberi hor olursun subh u şâm

Arş-ı visâlden gelür Kürsî-i irfâna haber

Ey Halîl tâ ki gel diyeler bekle bâb-ı Şer'i tâmm

496

N'içün korkam ölümden şehvete kul değilim

Dünyâ köhnesindeki rağbete yol değilim

Yanar ise bu dışım içim değil bu dışım

Nefsî beni gösterir ammâ ben ol değilim

Ey yolcu geçer iken yıkarsan sarayımı

Yücesini yaparım, sultânım kul değilim

Ah o şahların Şâhı da'vet itse bu mâhı

Merkeb üstünde râhı giderim, çul değilim

Ah bu merkebden insem bir an Kâ'beye varsam

Yol vir merkebe disem ben sana yol değilim

Bahr-i ademde yüzüb sâhile çıkmış idim

Vir didi bunu bana didim ki gûl değilim

Aşkınla bindim ana yürümez kaldım tına

Azîz gemisin bana kaldın dir şol değilim

Ben ağladım güldüler geldiğimi görenler

Beni ele aldılar şimdi ben ol değilim

Merkebi satmak içün kırkbir pazara gitdim

Alın pazarsız didim, dir gözü kör değilim

O merkebin karnında bin bin ejder örtülü

Himâr da bildi özün dir ki bir pul değilim

Dir ki gidelim eve nasîb olursa bir gün

Bir hoş müşteri gelir sanma ki hol değilim

Bu rü'yâyı göreli nîce bin yıllar oldu

Ey hâce ta'bîr eyle Halîl dir sol değilim

497

Ey vâiz geç sen benden va'zımdır benim ölüm

Âyet hadîs u Kur'ân nâzımdır benim ölüm

Ben bulmuşum hidâyet çün buldum mevti gâyet

Budur a'zam-i âyet sâzımdır benim ölüm

Ey uslu sen sözü kes mevti komam bir nefes

Kesr ider isem kafes râzımdır benim ölüm

Gâfile tûl-i emel zikr-i mevt câna temel

Rızâ erini tutan tazımdır benim ölüm

Fitneden ider azâd gedâyı kılar şehzât

N'içün andan havf idem fevzimdir benim ölüm

Bayramdır âşıklara rahmetdir sâdıklara

Devletdir tanıklara sonsuz rûzumdur ölüm

Sensin güzelin güzeli buldurandır ezeli

Ansız cânlar göremez iki gözümdür ölüm

Hakk'ı nîce seversen o nisbetde ölümü

Sever mü'min yol içre düzümdür benim ölüm

Ey müddeî da'vâdan geç, Hakk'ı sevdim dime

Çün ölüme meylin yok sözümdür benim ölüm

İki sözü öğrenüb ehl-i kemâl dilinden

Ârif sandın kendini özümdür benim ölüm

Likâ-i Hak dilersen ta'n itme yüzüme ki

İncidirse hoş gelmez Halîl yüzümdür ölüm

498

Mezarda ayak altı çünki kalır bu başım

Neye yarar tâc kosam söyle benim yoldaşım

Dürlü ni'metlerine sonu horluk olunca

Farkı ne arpa yisem ya ki buğdaydan aşım

Çıkdım yola bugün ben çokca tarîk gerekmez

Sırtımda yük çok olsa beklemez arkadaşım

Bin kötü huylarımla vardım hekîme didim

Hasta değilsin didi görüb gözümle kaşım

Ey hekîm adını koy ki âşina değilsin

Bin derdimle bana sağ nîce didin hâldaşım

Gönül hoşluğu cesm-i ni'metle şenlik olur

Gönül hasta neyleyim sağlıkda ola taşım

Ölüm yoksulluk horluk hastalık irse tene

Ne keder cân u gönül sağ olsa ey kardaşım

Pâk huylarıyla olur insânın iç sağlığı

Hastalıkla ölümü nedir anla dîldaşım

Ölmek mi sandın anı gözüm yumub cân uçmak

Kendi vatanlarına odur benim şâbâşım

Bed huylardan sağ olsam bir Mevlâ'm ile kalsam

Yer ile yurdu koysam iner gökden firâşım

Ne misâfir ne yerli ne de gönlüm kederli

Ne de Halîl hünerli beşyüzbinotuz yaşım

499

Sensin gizli hazîne sensin ey kân-ı Kerem

Remz-i beşâret senin sende Levh ile Kalem

Sende ezel şarâbı sarhoş ve ayık sensin

Sende Zât nuru hem lûtf u inâyeti hem

Sen seni hoşca tanı bunca ferâsetinle

Çünki sonsuz mahâret sendedir hüsn-i şiyem

Zabt eyle her imâret berr u bahr ile râyet

Nâr u behişt her gâyet sen virdin şâha alem

Cihânken sana muhtâc gezmedesin neden aç

Kûy-i aşka kanâd aç ki güldür bey' u selem

Kim didi sana söyle Nüsha-i suğrâ deyû

O yüce âlem sensin kalma ey nûr fi'z-zulem

Her bir vâr sende buldu kemâlâtı neden sen

Kaldın bî-çâre böyle derd-i gamm ü hemm elem

Ey nûr-i dîde şehzâd kaldın mı yoksa bi'z-zât

Esîr mi oldun âzâd iken esrâra mahrem

Ahdini mi unutdun yanlış mı yola gitdin

Gayra ne tiz meyl itdin görünce beyt-i adem

Ko bu şehr-i ademi bul aslını Âdem'i

Bulur Halîl o demi basdı diğerden kadem

500

Ey gönül geçme sen hiç meskûreden

Tâ ki olsun işlerin meşkûreden

Gayrı hiç anma olur bu sana hayf

Geç bu cümle mutlak ve makdûreden

Çünki ağyârını cândan seversin

Anı zâkir oldun ol mahmûreden

Kalb ile lisânda zâkir olsana

Sende benlik çün ola menfûreden

Ger ki zikrin Hak ola haysın ebed

Ne umarsın halk olan mecbûreden

Ger bu kâr ile ziyânı bilesin

Sana yok bu mantık ve menşûreden

Kendü kendünden geçersin Hû deyûb

Sana Hak dir ki benim mensûreden

Zâtı bulunca sıfâtı mahv olur

Ya'ni sana gayrı yok manzûreden

İtmez o illâ ki cânında zuhûr

Şol vakit ki olasın makbûreden

Ya'ni cân mevti kabrine olur cesed

Sanma ki şol görünen mahşûreden

Kalbi çün ider ihâta zikr-i Zât

Sende kalmaz bir eser mestûreden

Dîl u cân akl-ı selîm hem de kelîm

Cümle gider çün tecellî nûreden

Dehşet içre kalur o demde bu cân

Bilemez kimdir olan mebrûreden

N'ider ol gayrı şuûru çünki Hakk

Ana kılınca tecellî Tûreden

Yok nişânı yok zevâli âlî-şân

Olamaz hükm içre hiç mahzûreden

Ey Halîl koy devlet-i ağyârı sen

Devlet-i yâr iste sen mahzûreden

501

İnsân odur insânlığın insânları insân iden

Tasdîk ide tahsîn idüb kul ilmini irfân iden

Âdem ile Havva'yı bir cevherden iki eyleyen

Kimdir Anı tanır mısın, tard eyleyen iskân iden

Buğdayı kimdir yediren Âdem ile Havvâ'sına

Üç günde Adn'in içinde seyr itmeğe mihmân iden

Kâbil'e adâvet virüb Hâbil'ine teslîmiyyet

Kimdir viren dürlü niyyet gedâsını sultân iden

Âdem'e secde kıl deyû, birini de ittirmeyen

Kullara ders olsun içün bir âbidi şeytân iden

Her yaratdığı içinde bir dânesini mahbûb idüb

İsmini Ahmed virerek her mülküne Süleymân iden

Kimdir idrâk eyle Anı ey Halîl her bir cihânı

Gösterüb binlerce şânı en sonunda bir cân iden

502

Keşf ile kerâmet Hudâ'dan zâhid içün

Zîrâ ki o çalışır dürlü mevâid içün

Tabîbe lâzım olan marîzi teşhîs olur

Bundan ziyâdesidir hemân zevâid içün

Dün o şeyhi işitdim çok alâmet gösterir

Ya zındıkdır ya ider bunu mekâid içün

Kimisinde bu da yok cehl içinde burhânı

Beş dört hamâme tutmuş kendü fevâid içün

Fakat bu diğerinden ehven olur zîrâ ki

Bunun küpü kolayca delinir âid içün

Şeddâd u Fir'avn Ebû Cehl ile Nemrûd nedir

Şuna nisbet ki tahkîk bulmadın kâid içün

Da'vâ ider insân-ı Kâmil olmuşum deyû

Eser yokdur haberi almağa şâhid içün

Her anda Cibrîl ana “Kabli ve künte” diyor

Halîl bu sözün gâyet açık mücâhid içün

503

O Mevlâ'yı sevdin ise geçmeli her sevgiliden

Aslâ vefâ ummamalı ne usludan ne delîden

Her cefâyı şeker bilüb her safâyı sakar bilüb

Her işi Hak ider bilüb teslîm olmalı belîden

Hasta yatağa yatınca derdi devâya satınca

Doktor ider bildiğince usûl budur göreliden

Acı ilâç içmem dise yemeklerden geçmem dise

Bildiğimden göçmem dise söz açarlar gitmeliden

Kâmil-i Hekim'dir diyen O'dur Hudâ'sını gören

Bir dem inkârına giren şakî olur ezelîden

Dağ ururlar zâhir nihân bu sırrı bilemez cihân

Kâmil gibi özü pinhân görmedim el vireliden

Ben bu yolu uzun gördüm gidenini mevzûn gördüm

Kırkbir deryâ yüzün gördüm güzel yüzü evvelîden

Deryâların her birisi birdir ufağı irisi

Kenarında çok uğrusu gördüm gidüb geleliden

Emvâcının damlaları arş u kürsî gibi biri

Var mevcîsin anla yürü bahri bilinir velîden

Her deryâda bir gemi var içinde mürsel Nebî var

Hiç rûzi yok hep şebî var gün doğmadı gideliden

Her geminin bir kaptânı iki cihân Süleymânı

Doyası görmedim anı önce dervîş olalıdan

Ben varlığımdan göçünce kırkbir deryâyı geçince

Tatlı suların içince neler çekdim gireliden

Hiç biri yüz virmediler hep yokuş düz virmediler

Yemeğe tuz virmediler sofraya oturalıdan

Hasibeyn ile nesibeyn iken bana iki ceddeyn

Çekdirdiler bana seddeyn çekinmediler Alî'den

Ey Halîl tam er olanlar bilmezmiş kimseyi anlar

Kaygusuz imiş o Cânlar hafîden hem de celîden

504

Pîr'e ikrâr Hakk'a ikrâr olduğunu bilmeyen

İşte odur Âdem'in secdesine eğilmeyen

En sonu İblîs tuzağına düşerek av olur

Mürşid'in Hak sözlerine sıdk ile yenilmeyen

Sûfî-i hamdır veyâhûd şirk ile âlûdedir

Aşk-ı Hak'la halk içinde yaramaz dinilmeyen

Kâmil'in ikrârına haşeble hâşâk duramaz

Kurb-i Sultânda kalamaz sarâyını silmeyen

Üçyüzaltmışaltıbin hannâsı var eksik değil

Ol ki bir insân-ı Kâmil'den âzâd idilmeyen

Kâmil insâna varamaz, varsa da pek duramaz

Çünki Halîl iremez Mevlâ'ya istenilmeyen

505

Ey fânî güzel ile Mevlâ'sını unudan

Ahde vefâdan çıkdın böyle acele neden

Unuttun mu kimdir o her güzelliği viren

Dürlü kokulu çiçekleri çok elvân iden

Vallâhi tizce alur virdiğin aldanırsan

Hesabsız kuzuları ayırır o memeden

Evlâd u ıyâlim var dirsin mülk ü mâlım var

Dimesin ne hâlim var ey bî-haber gülmeden

Mevlâ'ya bu korkusuzluğun tiz yıkar seni

Kabz-ı Kahrı ulaşır tutar seni gelmeden

Halîl'in yüzünü güler görüb aldanma ki

Aslan gülerek çarpar mağrûru hiç bilmeden

506

Aceb sözüm kimedir bilir miyim onu ben

Hoş duyar fehîmedir yerer miyim onu ben

Sözümü cân anlasa gözümden kan damlasa

Gün güler akşamlasa görür müyüm onu ben

Ol ki her vardan geçe cümle ağyârdan göçe

Susuz enhârdan içe urur muyum onu ben

Sözünden söyleyeni bilmeyen dinleyeni

Kulağı çınlayanı bulur muyum onu ben

Gözünü silmeyeni özünü bilmeyeni

Dostsuzken inleyeni korur muyum onu ben

Halîl dünyâ adûndur ondan seveni döndür

Vârın diren zebûndur direr miyim onu ben

507

Hakk'a teslîm olmayan zinhâr o bize gelmesün

Ayn-ı tefhîm bulmayan çıkar bu yola girmesün

Gerçek er ahdine girüb neks idenler tard olur

Ol ki recm itmez racîmi Delîle el virmesün

Âb-ı zemzem olmaz anlara helâl kim didiler

Rabbenâ bundan geru dünyâma zarâr irmesün

Hak didi Ben yaradalı dünyâya bir kez nazar

Kılmadım rahmetim ile seven anı gülmesün

Şol ki topaldır atının ayağı, kalsun geri

Gidemez bu yol uzundur, bize engel olmasun

Gitsün ol şu karşı köye ki, ancak ulaşır

Ey giden Kâ'be'ye sizden ol köre el olmasun

Sırtı dağlar gibi yüklü bu yokuşu çıkamaz

Teknelidir kurbağa serçeye misil olmasun

Sûretin insân görüb çağırmayın ihvânımız

İçi bin vesvâs ile dolulara gel olmasun

Gömleği güzel deyû kız beğenen ahmak olur

Tenhâda aç başını gör ki hele kel olmasun

Ol ağacın raksını sen aşk-ı Hudâ'dan dime

Bak Halîl basîret ile zor viren yel olmasun

508

Fakîh olmaz bu dîn içre kişi inâyet irmeden

Dahî takvâya yol bulmaz amelde gâyet irmeden

Hudâ bir kulunun hayrın dilerse öğredir fıkhı

Bu sûretle ider âgâh yoluna râyet irmeden

O kim câhil olur ahkâm-ı fıkh-ı dîn nedir bilmez

Ne kendüni tanır bu ömrüne nihâyet irmeden

Kapuyı bilmeyen mihrâbı nîcedir bilür mü hiç

Sözüne uyulur mu hiç delîle âyet irmeden

O kim bâb-ı Şerîat'den duhûl itmez değil müslim

Ne bilsün ol tarîkatı ana vikâyet irmeden

Şefâat havz-ı kâsından fakîh olan içer ancak

Ki zîrâ dîn esâsını tutar şikâyet irmeden

Usûlu zabt idüb muhkem yürü tarîk-i aşka sen

Bu yoldan bir sadâ gelmez câna himâyet irmeden

Halîl yetîm ahkâm-ı Şerîatını hemân öğren

Sen seni sanma Kâmilsin tamâm riâyet irmeden

509

Kim dilerse kurtula her bir elemle korkudan

Gire mukarreb yoluna uyanûben uykudan

Zühd ü takvâ âr u nâmus hem vera'dan geçerek

Bilmeye Dünyâ ve Ukbâ nev'i nev'i duygudan

Bilmeye kardeş nedir, hem kimdir akraba, adüvv

Cümleye yek nazar ile geçe her bir kaygudan

Ehl ü evlâd ya taalluk ile ünsiyyet iden

Hiç varamaz ol Ganî'ye ganî olub gayrudan

Terk iderse âdet-i ebnâ-i beşeri tamâm

Anlar ol Hak'dan sivâsı olduğunu ayrudan

Olmaya mağrûr sûret, anlamaz mağrûr gibi

Bakmaya saç u sakala hırkaya ya füru'dan

Durmaya mürşidsiz hem yol gitmeye rehbersiz o

Zîrâ kütüb okumakla fehm idemez seyrüden

Okusa bin tarih ve bin fıkhı ve bin meşrebi

Hiç birinden behredâr gözükmeye hem pehlûden

Yâ'ni tâkatsız ola teslîm-i ricâl ey Halîl

Olmaz ise hisseyâb îmânı yokdur her mûdan

510

Hakk'a azmin tâmm ise sen korkma hiçbir fitneden

Cümlesi mahzâ hayırdır gelse çün haşyet neden

Azmi mâlik-i emlâke kılar ins ile cinnî

Çok hased ammâ ana diğerden dehşet neden

Hâsidin yokdur zarârı meğer olur nefsine

Çünki yokdur nef u zurrî gayrıdan vahşet neden

Kılmaz isen i'tibâr mâsivâsın zerrece

Cümle havf u hüzünden oldun emîn fetret neden

Cümleden erham hem eşfak ol Hudâ ancak sana

Ey Halîl iki ve üçden görünen vefret neden

511

Geçdi ömrün ey gâfil son fırsata gel uyan

Yeter olduğun câhil ol hazrete gel uyan

Hak sözüne kulağın varmaz komaz durağın

Pek yakındır ırağın şol hikmete gel uyan

Mürşidine şekk iden bil sen anı ayn-ı zen

Çün İblîse yenilen bul kudrete gel uyan

Emr-i üstâdı câna hoş bilmeyen bî-gâne

Düşdün işte zındâna çık satvete gel uyan

Ey kibr ile kin gadab dîn esâsıdır diyen

Bu zu'munda yanıldın Hak rif'ate gel uyan

Kâmillerin gadabı sanma gadabın gibi

Kerkes hümâya misil mi ibrete gel uyan

Bir mü'min-i Kâmil'den i'râz iderse yüzün

Îmânsız kalır özün bil, gayrete gel uyan

Çirkin huyun çok güzel a'malini mahv ider

Ey kalbinden habersiz bir hallete gel uyan

Halka gösterem deyû uzlet ile halvetin

Seni ider müzmahill hoş sohbete gel uyan

Mü'minleri Hak yolundan kovmağa çalışdın

Şeytânlığın boşadır tam izzete gel uyan

Sorsalar ahmak sana bir mü'min görünüşün

Dağlar çekmez nifâkın Tûr ismete gel uyan

Hâceyim yâ hacıyım deyû sandın nâciyim

Nefs u hevâ yoldaşın koy hırkate gel uyan

Dünyân ile düşmânın fısıldadılar sana

Hoşsun dir inanırsın duy firkate gel uyan

Ey avâre, doğru yol Azâzile eğridir

Uyarsın çün dostun o sen yakzata gel uyan

Sağa sola seğirdişin yolda kalır har gibi

Vâsıl itmez menziline sen hasrete gel uyan

Seni gören bir ârif güler bakub yüzüne

Çünki görür behîmsin yemm-i kasvete gel uyan

Ol tabîbin nezdinde misâlin şuna benzer

Gözlerinde maraz var sen nazrete gel uyan

İçersin şol ilâcı bel ağrısına şifâ

Gözüm açıla dirsin vah nadrete gel uyan

Münkirlerin kördür gözü aslâ görmek dilemez

Halîl vahdet içinde bu kesrete gel uyan

512

Muhabbetdir cihâna ön virilen

Sonunda aşk-ı Hak'dır gönderilen

Muhabbet sonudur gerçi bu aşkın

Fakat aşk-ı mecâzdır ön virilen

Nedir matlûbu eğer bilse tâlib

Talebi terk ider idi al inen

Ki maksûd maksûdun bilinmesidir

Bugün ile dün ile ezelinen

Bilinmekdir bulunmak çâresi tiz

Gerek âşık gider yâre gelinen

Geçe dünyâ ve ukbâdan tamâmen

Bahr-i visâle gitmeli silinen

Halîl'in uykusu gamme değildir

Günün akşam ider nîce erinen

513

Tecellî nûrudur îmân temeli sûrudur îmân

Tecellî seyridir îmân beşîr-i kevnîdir îmân

Îmândır kalbime tıbyân îmândır âleme bir cân

Îmândır dürr ile mercân müşîr-i avnîdir îmân

Îmândır mü'mine mihmân îmândır zahr ile nihân

Îmân ider küfrü vîrân zulmeti nûr iden îmân

Îmândır her yere her an virici derdlere dermân

Kılıcı bedlere ihsân gılleti hûr iden îmân

Îmândır bahş iden ilmi kitâb-ı kâinâtından

Îmândır ref' ider zulmü şevket-i adlîdir îmân

Esâsı altıdır anın farz-ı İslâm'a îmânın

Saâdet bahşı Rahmân'ın devlet-i fadlîdir îmân

514

Basdığınız yeri görsem idem anda secde hemân

Terk idûben zikr u hâli gidem anda vecde hemân

Gubâri hâk-i pâyiniz tutyâdır gözlerime

İşitmek nâm-ı pâkiniz irişdirir mecde hemân

Ey tâir-i Kuddûsiyân âh nirde size âşiyân

Anda mı ki yokdur mekân nazardan bir müjde hemân

Bilir misiz sizleri de tanımayan dirler varız

Kıtmîrinizi taşlayub olmak diler yüzde hemân

Ey Muhammed Gelibolu Sultânım Bayrâm-ı Velî

Pîr Hacı Bektaş-ı Velî bize lûtuf sizde hemân

Ey Niyâzi Sinân-ı Ümmî Yunus ve Eşref-i Rûmî

Ya Seyyid Hamza Nesîmi kalın bir gün bizde hemân

Seyyid Seyfi Nizâmeddîn ve Mevlevî Hüsameddîn

Dermân-ı cân Ziyauddîn gelin bize rûzda hemân

Ey İbrahim ve İsmâil Hakk'ı ve Gavsı İsmail

Tillovî'ye cânım mâil idin bizi yüzde hemân

Eyâ ceddî Cemâleddîn Suğuriyye Kemâleddîn

Yâ Şeyh Selim ve Şemseddîn makâmı Tebriz'de hemân

Pîrimdir Şa'ban-ı Velî Râî Şeybân diyen belî

Aşkınızla oldum delî akl u fikrim izde hemân

Âlemlere sultân olan bilinmesi irfân olan

Her dilde o Subhân olan bildim sırrınızda hemân

Her biriniz şems-i Hudâ her biriniz nûr-i dücâ

Kâim fî bâbi'l-Mustafâ gavsdır hepinizde hemân

Sizle hep ihvânınızı ve cümle ahbâbınızı

Takdîs-i esrâr iderim ola dilimizde hemân

En ednâ bir kulunuzun kuludur bu Seyyid Halîl

Gubârıdır yolunuzun ya katre denizde hemân

515

Hakk'ı tesbîh eyle cândan gâfil olma bir zamân

Ki melâik zümresinden sayılasın sen hemân

Hall olur her müşkil işin hem olur hâlin güzel

Bil olur gîcede ayşın el virir nefse emân

Silinir şer ile şoru gözükür ahd-i ezel

Bilinir yüsr ile zoru kalbin olur pehlivân

Gâlib olur nefse rûhun teslîm ider mâ-nezel

Hâsıl olunur fütûhun celbin olur her dîvân

Halkı sana arz iderler sırrını bil bil deyüb

Bil ki sana farz iderler arşa kâim merdivân

Bizi îsâl eyle dirler maksada dil cilleyüb

Bize visâl dile dirler ferşe sen seyr merdümân

Yâ'ni tâc-ı asfiyâsın mazhar-ı Pîr-i mugân

Ki ilâc-ı etkiyâsın ma'rifetde ser-civân

Giyince zühdü gelir bir bir sana olur ayân

Keşf olur her bir ilm her bir cihetde tercümân

Ders olunmaz hem de fetvâ ne de kitâb okunur

Ters okunmaz çünki takvâ ilmihâl değil hemân

Görünür cümle hakâyık bâdîdir ki dokunur

Bulunur anda dakâyık ilm-i bâldir bî-gümân

Dinilir bil enbiyânın ilmi bu ilme gönül

İlimdir bu bî-riyânın Hakk'ı olur dû-cihân

Aşk u şevk ile Recâi zikr-i Mevlâ'ya yönel

Göz bütün görünce cây-i Hak görür zâhir nihân

516

Esâsı asr-ı sânîdir gönül meyvesidir sıbyân

Yarının da ricâlidir Çeleb cilvesidir sıbyân

Yetişdir anı yarına yetişsün âh u zârına

Medâr itsün medârına atâ cümlesidir sıbyân

Emânet-i ilâhîdir hıyânet itmek olamaz

Ve mâ'sûm-i melâhîdir ömür telvesidir sıbyân

Gelişinde gidişinde meserret olmalı bâkî

Zuhûru ile fevtinde rızâ zirvesidir sıbyân

Yücedir anların hakkı ata ana büyüklerde

İzâa itmek olamaz vakit gölgesidir sıbyân

Recâî sen duâ-hân ol sana vakt-i sabâvetde

İden imdat gabâvetde ki bulsun celîsidir sıbyân

517

Ey Mevlâ'nın ni'metlerin görmeyen nankör uyan

Yedin içdin minnetlerin kılmayan münkir uyan

Adın idi bir cânavar Gâlib didi sana Cebbâr

Aslına döndün ey gaddâr ey bir gözü bin kör uyan

Hayrı senden geldi sandın şerri Hak'dan bildi sandın

Şu'le-i Hak söndü sandın boynunda var zincir uyan

Hayrı şerre karışdırdın şerre seni barışdırdın

İblîse el irişdirdin hep itdiğin kindir uyan

Ne tiz Hak'dan usanmışsın sen Mevlâ'yı yok sanmışsın

Kerâmetin çok sanmışsın kendüni az indir uyan

Mü'minler öpdü elini diye dayadın belini

Seyr it îmânsız ölümü fesâdı azdırdın uyan

Hak itdin helâkı üç kez fakat afvım ulaştı tiz

Dimişdim sana birkaç kez cehennem yerindir uyan

İşimi itdin bahâne hor bakdın emr-i Sübhâne

Uydun ebnâ-i Mervân'e Yezîd imâmındır uyan

Görmüş iken bunca ni'met itdin encâmını nikmet

Nasîbin yok budur hikmet ateşler yerindir uyan

İnkârın yetmiyor gibi saldırdın it ürür gibi

Şem'ayı söndürür gibi yanıldın ey hınzır uyan

Üflemen boş çıkdı senin a'mâlini yakdı senin

İmânını yıkdı senin hor gördüğün kimdir uyan

Git dinmeyen yere gitdin sağ dururken sola gitdin

Şerre bile bile gitdin tiz kendüni döndür uyan

Sen ne gördün ey gözü kör ki dirsin anı gördüm hor

Emmâren kıldı sana zor bil o Fir'avnındır uyan

Ey kâfir satdın uhrâyı almak içün bu dünyâyı

Koydun tarîk-i rızâyı dönmek îmânındır uyan

Tiz dön bize ki ey deccâl el virmesün mekr-i ricâl

Koy Nemrûd'ı kıl isti'câl Halîl muînindir uyan

518

Ey kendü hevâsından nefs arzusunu güden

Bildim sensin kût-i İblîs dişiyle öğüten

Rasûl didi besmelesiz yiyen seytanla yir

Yâ'ni Hak rızâsına uymayûben yan giden

Maksâd bu besmeleden ki Hak unutulmaya

Çün unutdun besmele dilde bir gürültüden

Ey anlamaz anlamaz işte sensin anlamaz

İşin Hakk'a yaramaz bütünü kuruntudan

Ağzını bir çok yana kıvırırsın kibr ile

Ucbundan yok haberin ayrısın Âmentüden

Ey tartısından habersiz gel mîzana hele

Halîl gibi sırât üstü sararma korkudan

519

Mevtden şol kişi korkar bilmeye mâhiyyetin

Yâ ki sonla önünü bilmez ne milliyetin

Ya bilmez cisme sultân nâtıka nefsin ve cân

Yâ ki ölmekde sanur her cihet mahviyyetin

Ya ölümden sonra bu âlemi göremem sanur

Yâ ki n'olur bilemez sonradaki zâtiyyetin

Ya ki dir malla evlâd buncası zevkli iken

Firkatini düşünür terkine mâlikiyyetin

Şimdi ki söylemişim anları söyler şöyle ki

Âlemi sanur bilmez Hakk'ın ebediyyetin

Yâ'ni bildirdim sana kimlerde bu düşünceler

Tâbi'-i cehl ü hayâldir bilemez ferşiyyetin

Fikr-i fâsid fikr ider nev' olur hastalığın

Yok bir yerde biline fânî hâiliyyetin

Anlar ister mevti mahbûbdan diğere meyli yok

Ne bilür mevt bilmeyen likâya nâiliyyetin

Ayn-ı mevhûmusun sen ortada mevcûd ölüm

Kişi dilerdi ölümü bilse de hâiliyyetin

Nefs aşkın bir yüzüdür bu cihân ey bî-haber

Çok o yüzde gezende görme faâliyyetin

Kimse korkmaz mevtden illâ havf-i cehilden

Ey Halîl kor ârif ehl-i cehle câhiliyyetin

520

Ey bî-çâre bu cânın ne tiz usandı bizden

Cemâl-i Hak'dan özge ne murâd var ki ansızdan

Gidersin nefse uyub hevâ-yı sivâya sen

Düşmâna olûben dost nehre vardın denizden

Gözün şeytânı gördü sandın ki insân odur

Meyl eyledin tiz ana ne tiz ki cümle tizden

Ehl-i Hak sûretinden bildin mi sîretini

Yâ bir iki işinden yâ şemsizli Tebrizden

Ey Münkir-i hakîkat meğer yokdur îmânın

Ki böyle bî-sebâtsın dönme ki hoş perîzden

Yok yok topal ayağın tarîk-i Mevlâ içün

Gidersin eğriye tiz usanub doğru izden

Bir vakt olur coşarsın gerçeklere benzeyüb

Bir vakt olur koşarsın dönüb İblîse bizden

Vallâhi şeytân eğer itseydi sana nazar

Dir idi ki aferin gidersin nîle hızdan

Senin gibi bir insân olsaydım istemezdim

Ki ismim ola nisyân budur arzum temizden

Sen anın tercümânısın ammâ n'idem gümânısın

Eğer ârif olur isen Halîl oldun kemâlinden

521

N'içün beyhûde bu halkın gammıyla gamlı olam ben

Ezelde hür iken başım neden ki gemli olam ben

Ezel deryâsı her dem dalga ururken bu kalbimde

N'içün sonsuz hiddetli görüb elemli olam ben

Bu sûretde varlık eksilince aşka zamm olur

N'içün noksan hüzün ile kederli hemmli olam ben

Bu ise mülk-i lâ-yebkâ o ise aşk-ı lâ-yefnâ

Dem ile vakti koyarsam niyedir demli olam ben

Görünce gayrı yok benden kime idem şikâyâtı

Hemân her dert ile memlû müzeyyen femli olam ben

Eğer artar ise bu dâr-ı fenânın hümûmu hoş

Halîl mülküm değil gözleri n'içün nemli olam ben

522

Yine coşdu bahr-i insân mevc urur her yanadan

Var içinde dürr-i irfân doğmamış bir anadan

Doldu beşer ile ekvân ba'zısı mestâneden

Çevirir yüzünü hayrân nâlede her yânadan

Seyr ider envâ'ını hep didi bu sırr-ı mâ neden

Ahd iden rûh ile aceb dem urur peymâneden

Vaktin hâlini görenler zevâlin der yâ neden

Dehre i'timâd idenler behredâr pervâ neden

Kime ben kime sen diyor bu söz acabâ neden

Birbirisin gördüm diyor gülşâda hep yânadan

Sûreti insân görünen olmasın hayvâneden

Bu libâslara bürünen doğmasın her anadan

Bir denizde yüz hikmeti binbir mâhî hâneden

Cinsi başka çoğu ni'met bir kısmı evrâneden

Anladın mı bu remzini su neden deryâ neden

Sil koma gözünden gamzi di bana gayyâ neden

Didiler yedi cehennem ikinci lezzâ neden

Sâfilîndir esfeli hem nifâka sezâ neden

Fâtihâ seb'al-mesânî bu da yedi yâ neden

Buldunsa bu irfânı olmasun sana neden

Günde beş emr oldu namâz insânlar tûra neden

Beşdir havassın değil az fevkinda tûbâ neden

Sekiz dinildi cennet sidre-i müntehâ neden

Sende kerrubuyûn elbet göremedin yâ neden

Bunlar da sekizdir meğer dime bu ma'nâ neden

Var ise irfânın eğer sendeki me'vâ neden

Âdem ammâ değil âdem sorma gel dîvâneden

Buldu ise aslı mâdem dildeki da'vâ neden

Lûtf idince kula Celîl giyderir kemhâneden

Söyle ne söyledi Halîl içdi mi demhâneden

523

Aşka mahzen dîli bul ezeldeki ili bul

Mâhî isen Nîl'i bul bahre var seyrâneden

Bu ne zulmet bu ne nûr ki âlemde görünür

Kim gözünde nûr olur hazz aldı devrâneden

Hikmete kim müstaid söyle ismine Saîd

Değil Îsâ'dan baîd doğdu Meryem anadan

Şehvete meyl eyleyen şöhrete keyl eyleyen

Yerini veyl eyleyen tâbi'-i mervâneden

Gözlemeyen yetîmi görmez dürr-i yetîmi

Görür yarın şetîmi kurtulmaz efgâneden

O dürrün sen sadefi oldun bulub hedefi

Söyle onun sadefiyim dürr-i yektâneden

Bulmaz lûtf-i Cemîl'i beklemeyen Celîl'i

Dinlemeyen Halîl'i sem'inde devrâneden

524

Köre n'içün el tutdun beni çıkar aradan

Gülsüz diken gerekmez ne çıkar dûbâradan

Bu yolu kısa sandın düşmâna sen aldandın

Götürürsün saraya izin var mağaradan

Bir dîlsiz duymuş seni dîl virir halka deyû

Gelüb el ile sana dimiş derdim aradan

Senin işâretini kendü içün bilerek

Dîlin var zann eylemiş derdin ne fukarâdan

Emmâre yormuş seni erliğinden eser yok

Çok avratlar alursun ne çıkar âvâradan

Yarın senden sorulur bu işlerin hesabı

Behey gâfil yok sanma yeri göğü yaradan

İçi boş kozlarını ne çakışdırırsın Halîl

Sözünü ne anlasun bilmeyen müdârâdan

525

Sende pekmez bal olmasun sinek yüzüne konmasun

Bulaşdı n'ideyim dime sanma bulaşan olmasun

Bekmezciye bal al didim balcıya balı sal didim

Gel de benimle kal didim bana ulaşan olmasun

Pazarda bir tatar gördüm tilkisini satar gördüm

Ol baygını yatar gördüm sakın yanaşan olmasun

Seyr itdim çarşıda bâyî sırtında oynatır ayı

Yok mu didim senden sâyî didi dolaşan olmasun

Tarlaya bekçi koy didim cânavarı koma didim

Varub hınzırlara dimiş size karışan olmasun

Bir kuzuyu bir çobana virdim kurt yemesün deyû

Kurda teslîm idüb dimiş daha nasıl şân olmasun

Bir kurt gelüb kamacıya var mı hazır kama diyor

Didim n'idersin kamayı dir adın çoban olmasun

Kurtlar iki ayak üzre gelüb insân olduk didi

Didim baskılı pençeler didiler duyan olmasun

Bir köpeğe samur kürkü giydirüb dellâl itmişler

Varub metâ'ını sordum dir alma ziyân olmasun

Dellâl değil misin didim varub oturdu kürsüye

Halka nidâ eyledi ki malımdan alan olmasun

Bir karga tüyünü dökmüş baykuşun tüyünü çekmiş

Gördüm vîrânda oturmuş dir hele yalan olmasun

Vardım bir Hû söyle didim kerkes gibi sadâ virdi

Didim yerin bura değil dir ismin filan olmasun

Gitdim kayalar içine ayağıma yer yok idi

Bir şâhmerân yatmış idi didim bu yılân olmasun

El sığmaz bir mağaradan çıkarmış idi başını

Söyler dünyâyı yudarım didim inanan olmasun

Bir kerre ağzını açdı ağz içinde bin ağzı var

Her ağzında dünyâ kadar diş var aldanan olmasun

Dime Halîl bu cihânın işlerini bilmez bilür

Yüzbin kitap içre sığmaz az olur sanan olmasun

526

Seni kurtar bu dîvden ağzın açub yutmadan

Açık el arasından kaçub kurtul tutmadan

Bu emmâre itdiğini ben itdim sanursın

Behey gâfil tiz uyan Hak horozu ötmeden

Bunca yıldır uyarsın getir ne virdi sana

Di sana ne kâr olur bu hınzırı gütmeden

Eğer buna uyarsan zarârı nedir dirsin

Söyle bu kış geçer mi kimseyi üşütmeden

Öyle benzer ki Halîl encâmı seni yutar

Bir uğurda nefsi koy sözümü unutmadan

527

Gelüb gören yol eylemiş yer fâresi yer altında

Yer üstünde âdem gibi görünüyor rû'yetinden

Hiç umulmaz bir tarafda toprağı yığın eylemiş

Uzunca bir hükümdârdır geçilmez saltanatından

Bakınca âdem yüzüne mazlum gibi gözün yumar

Gel de seyr eyle özüne okunmaz ki berâtından

Yigirmi tırnağı vardır ammâ görünmez hiç biri

Meğer ârif anlar imiş tuzağını sûretinden

Gündüzleri halvet ider adım sûfî olsun deyû

Halîl sen ana aldanma pekce sakın sîretinden

528

Çokdur dünyânın hemmi şürûru sürûrundan

Şânını zâil anla eyyâmın mürûrundan

Câh u mâlına güvenenleri atar câhına

Bir köprüdür gayrı yok mürûr u ubûrundan

İlm u a'mâle dayananları tizce yıkar

Şöyle belirsiz ider kuvvetli huzûrundan

Efendi bey hatırı dimez var kanâtırı

Çalar ecel satırı görünür kubûrundan

Dervîşle âlim dimez yahşîle zâlim dimez

Mağşûş u sâlim dimez mu'teber sudûrundan

Yidirir yemek içün kanını emmek içün

Da'veti yıkmak içün şâhları kusûrundan

Pek zayıfdır etlenir bin dürlü zînetlenir

Genç olur minnetlenir bildirmez usûrundan

Tam mükellef ol Halîl Rabb'ın tekliflerine

Tâ ki seni kurtara bu fenâ kuşûrundan

529

Silsileniz silsilem envâr-ı Şâh-ı Şâhân

Ad u sânı n'eylerim şumûsu cümle mâhân

Kadrinizi bilmeğe ârif-i ma'nâ gerek

Nerde göre sizleri bî-ma'rifet eblehân

Hemân meded eyleyin şuna ki sizi diler

Alın gidin Rahmân'a envâr-ı nûr-i tâbân

Dervîşinize a'dâ olanlar dir İslâmız

Bilmeyüb isimlerin Şeddâd u Nemrûd u Hâmân

Her vârı terk ideli gayrınızı görmedi

Halîl'e siz oldunuz dâreyn servet u sâmân

530

Cinnetin olduğundan söyledin bana mecnûn

Dünyâ işin olaydı dirlerdi sana mecnûn

Müşrik olan fikrinin irmediğine hemân

Ne diyesi bilmeyüb söyler her yana mecnûn

Mollâ âciz kalınca dir el-fünûnu'l-cünûn

Ağzında söz kalmadı o kaldı ana mecnûn

Vakt-i Rasûl'de küffâr çünki âciz oldular

Ahmed'e söz bulmayub didiler ana mecnûn

İblîs dimiş olursun korkma hayât bulursun

Halîl'i Hak bilirsin dinmez uyana mecnûn

531

Bir şâha uyûben yan ki sönmeyesin her an

O Pîr ki sırr-ı Kur'ân İmâm-ı Nakşibendân

Üveysî Behâüddîn Habîb isminde hemîn

İder mürîdin emîn İmâm-ı Nakşibendân

Afv oldu şânı Anın yoluna hoş uyanın

Dertler devâsı cânın İmâm-ı Nakşibendân

Devletler size olsun anlar kim diye gelsün

Elini tutub alsun İmâm-ı Nakşibendân

Hâlid'in fedâsıyım şâh-ı küll gedâsıyım

Sanma mâ-adâsıyım İmâm-ı Nakşibendân

Meftûnu oldum âsân mülkü Şam u Horasan

Şem'ayı dâma asan Şâzelî Ebu'l-Hasan

Kim ki ana varası kabûl olur duâsı

Gel söyler olma âsî Şâzelî Ebu'l-Hasan

Yolun önü zikirdir bil ki sonu fikirdir

Dir ki işin şükürdür Şâzelî Ebu'l-Hasan

Mürîdim sabr eyle dir sakladınsa söyle dir

Hak'dan beni dile dir Şâzelî Ebu'l-Hasan

Ben bu şâhın nesiyim pek ednâ bîkesiyim

Eser-i enfüsîsiyim Şâzelî Ebu'l-Hasan

Bir Pîri ol ki bilen yolun tevhîdi kılan

Abdulkâdir o şâhın köyüdür köyü Geylân

Sultânıdır o her mutasarrıfın asûrda

Erkânıdır hoş erkân köyüdür köyü Geylân

Ayağının tozuyum neslinin ben özüyüm

Aynı bugün rûzuyum köyüdür köyü Geylân

Cefâ itme mürîde diyor ol perverîde

Kahrı irer nâmerde böyledir huyu Geylân

Hemân tevhîdi koma çilesiz beni umma

Çalışmaz isen görme nîcedir rûy-i Geylân

Dinle ki ey nûr-i ayn kalmayasun beyn u beyn

Makbûl o nûr-i kevneyn Seyyid Ebu'l-Âlemîn

Yola git havf-i düşmân içün üç kez çağıran

Gör nasıl imdâd ider Seyyid Ebu'l-Âlemîn

Öpdü Rasûl elini gördü züvvârın bini

Emînlerin emîni Seyyid Ebu'l-Âlemîn

Sırr-ı Muhammed ol Şâh En-necm-i hüdâya mâh

Bir nazar eylese âh Seyyid Ebu'l-Âlemîn

Bu ednâ sâilîne bakmasa hâiline

Seyr it hamâilîne Seyyid Ebu'l-Âlemîn

Benden bunu işidin haydi Konya'ya gidin

Bir bâba duhûl idin içinde Celâleddîn

Ne var anın içinde babası baş ucunda

Virir dehşet içinde Mevlâna Celâleddîn

N'olur tozun olaydım ey Konya toprağının

Ayak izin olaydım Mevlâna Celâleddîn

Zülâl-i feyzini vir bana tam Mesnevî'nden

Yoklukdan alam hüner Mevlâna Celâleddîn

Ol ki sivâda ola ol şâhı nîce bula

Gedâsı yüce ola Mevlâna Celâleddîn

Seyyid Ahmed Bedevî Sa'deddîn el-Cebâvî

Muhyiddîn es-simâvî ve hem Seyyid Bedreddîn

Düssûkî Sühreverdi Bekrî Uşşâkî virdi

Mededsiz kim iderdi insân beni Necmeddîn

Ey Pîrân-ı Erbaîn ihdâ ve mâ-adâ zeyn

Fi'd-dîn-i Sâhibüddîn aînunâ Zeynü'd-dîn

Hâşâ ben medh idemem bu şâhlardan birini

Murâdım bulmak meded hem okusun ehlü'd-dîn

Her biri bir güneş ki seyr u sülûk yolunda

Hep birbirinden yüce seçilmez dîn önünden

Semâlar bir bir üzre bunlar öylece değil

Sanki arşdır nizâmı çün dervîş-i yevmi'd-dîn

Her biri mahbûb-i Hak her biri ind-i Mutlak

Maksadı sıdk üzreler Halîl sen bunca bildin

532

Râhiplik zann eylemiş Hak yolunu zu'mundan

O habersiz bî-çâre gideceği yolundan

Benden ona söyleyin selefden ayrılmasın

Kâmil selef bellidir koyduğu eserinden

Eğer inâd iderse bildim deyû giderse

İnanmayın ne dirse bir şey gelmez elinden

Mevlâ'sını bulanlar kuru diri söylemez

At eşek katır gelir meclisinde dilinden

Mâlâya'nî bir kelâm bin yıllık hayrı tamâm

Mahv ider anla merâm ateşi bil külünden

Gürleyüb atar tutar sanursın seni yutar

Kendi nefsine satar korkma anın bilinden

Hâle iftihâr ider hacâlete âr ider

Yerini Hak nâr ider sönmez anın selinden

O bildiğini söyler deryâ-yı küfrü boylar

Yokdur anda eyi huylar bağlı zünnâr belinden

Sabr u sükûnet olur ehl-i kemâl'in şânı

Gel de hele bir dokan sen anın bir telinden

Sanma ehl-i nifâka sabr iderler Kâmilîn

Hak âdetiyle evin yıkarlar temelinden

Sâhib-i kemâl olan vâkıf-ı ahvâl olan

Deryâya benzer nâkıs bilinir bedelinden

Kâmiller halîm olur esrârı alîm olur

Etvârı selîm olur dünyânın hezelinden

İlm-i hikmeti anlar okur cümle eşyâdan

Taş ağaç hem yaprağın yeşil u gazelinden

Sûretin tebeddülü anlara eser itmez

Seçmezler bu fenânın atlâsını çulundan

Ammâ ol ki Hak sûret gösterir ma'nâsı yok

Şerr-i cihândır anlar eşedd olur gûlünden

Halîl'in bu sözleri aşkındandır aşkından

Sanma ki zoru vardır yemîn ile solundan

533

Korkusun Hak'dan sanur dîv-i mel'ûndan korkan

Gayriden korkma olmaz söylüyor işte Furkân

Azâzil dostluğuna Halîl gelmesün deyû

Hak yolları görülmüş sana korkmalı balkan

Aman bana hâl gelirse, dayanamam dimişsin

O dayanılmayan hâl sendedir ahmak el'an

Elest'de Hakk'a belî didin, çıkdın bu kerre

Yoldan ayrı kalmışsın ayrılıkdan korkudan

Hak yolunda gideni deli sandın ey ahmak

İşte karanlık senin içün ahkâm-ı Kur'ân

Yarasanın gözüne batar güneş ışığı

Bu sebebden karadır diyor güneşe her an

Al Kur'ân'ı eline sâhib-i Kur'ân'ı bul

Bir insân-ı Kâmil'dir Halîl fî-külli zamân

534

Mevlâ'ya kıl tevekkül i'râz idüb sivâdan

Hak'dan gayrıdan beri gel bulmağa devâdan

Zâlime meyl iderek gitme rağbetle ana

Ateş ulaşır sana ummadığın yuvadan

Dünyâya meyl itme ki dönme yüzü doğrudan

Âlemlerin sultânı var isteme gedâdan

Likâ-i Hak dilersen gerçek amel kıl Ana

Şirk itme tard olursun sakın bâb-ı Rızâ'dan

Sizden geçdim hem dahî tapdığınız şeylerden

Didi Halîl dilerim ben ancak ol Hudâ'dan

535

Geldim cihâna kıldım hidâyet ile seyrân

Gördüm sıfâtım Âdem'de itdim ana îmân

İlm-i Hudâ açdı bâb-ı sırrını avn ile

Etvârımı hayvândan geçirüb kıldım irfân

Pâk idüb huy-i Ahmed'le yoğurdum tînetimi

Kalbimi aşk u muhabbetle eyledim insân

Mürşîd hizmetlerini âdâb ile devr idüb

Akl-ı ikâlî kodum kıldım rûhumu sultân

Derde çâre arayan bulmaz âlemde Halîl

Meğer mürşid yüzünde bula derdine dermân

536

Heder midir o heder ki olur senin içün

Keder midir o keder ki gelir senin içün

O elem ki senin yolundan dolayı gelmiş

Abde sezâî gelmiş çekilir senin içün

Enbiyâlar içündür şiddetlisi belânın

Didi peygamber anı duyulur senin içün

Sonra evliyâsına sonra ulemâsına

Sonra kurenâsına virilir senin içün

Bu sevgi zincirini çekenler seve seve

Murâda her birisi alınır senin içün

Yârinin ağuşuna gücenen olsun ırak

Yakınlık zevkin bilen eğilir senin içün

Arûsda yok şikâyet ısırsa anı dâmât

Bu ma'nâ bana gâyet bilinir senin içün

Yiğitliğini sanan geçemez ise zenni

Olur mu anda iz'an ki bilir senin içün

Neler çekdi enbiyâ neler gördü evliyâ

Günde bin kez asfiyâ dirilir senin içün

Küffâr ile münâfık çekemezler cefânı

Hep anlar ehl-i fânî ne virir senin içün

Şem'a yanmak zevkini pervâneden diğere

Sorsam ne bilsün anı cân virir senin içün

Halîl kulun gedâdır inâyet senden ister

Likâ-i Zâtı göster dilenir senin içün

537

Bahs-i cîfeden diğer kim zâğa dirsin n'eylesün

Şol ki tâğîdir meğer kim bağa dirsin n'eylesün

Mülkü düşmân elde itmiş eylemiş şâhı esîr

Aldılar eldeki mülküm şâhâ dirsin n'eylesün

Çün irâde zevrâkı dümeni nefsin eline

Geçdi mâdem gark olur kim mâha dirsin n'eylesün

Ol ki düşmüş çâha içüb gayrın elinden şarâb

Vasl-ı yâre zâhil olmuş râha dirsin n'eylesün

Mest idüb cehl anı kılmış şirk ü gafletde harâb

Hâlinin şekvâsını âgâha dirsin n'eylesün

Yıllar içre nefs ü hevâ arzusundan çıkmayan

Çâresizce düşdüğünü çâha dirsin n'eylesün

Hılkat-i İblîs olur suç görmemek nefsinde hiç

Vay suçu atma kadere Allâh'a dirsin n'eylesün

Her suçu alsa özüne buldu îmânı fakat

İdemez secde safiyy-ullâha dirsin n'eylesün

Kul ki noksânını Hakk'a ide isnâd recm olur

Ey Halîl esef adüvv-ullâha dirsin n'eylesün

538

Sû-i zânn mıdır ahdin senin Kâlû belâ'dan

Ey habersiz gelecek başındaki belâdan

Cum'a bayrâm olmadan ya bir diri solmadan

Ne çıkar böyle vakitsiz virilen salâdan

Ağzını hayra açub özünü düzle sana

Gıybet itdin ne buldun bekle gadab Mevlâ'dan

Böyle değildir şöyle olmalı şu didiğin

Şeyden haberdâr mısın âdet-i cühelâdan

Ehl-i kemâl işini senin gibi Hakk'a şükür

Ne zamân görebile çıkmaz iken halâ'dan

Ey Halîl kendünden çok bileni kim bilür

Bilmez illâ ki cesûr olaydı ukalâdan

539

Gösterir halka kerâmet Hak nazarından düşen

Yokdur indallâh merâtib ana ki halkı gören

Ol ki makbûl oldu halka matrûd-i Hâlık durur

Halk rızâsını dileyen sanma abd-i zü'l-Metîn

Medh ile zemmi bu halkın bir havâ çıkar gider

Kim ki aldı Kaba anı bil odur perver-i ten

Zemme menfûr medha mesrûr kim ise şirk içredir

Hayf ki andan bekledi keremi nefse zulm iden

Ol ki gâfildir ider inkâr halka nefreti

Hem olur ikrârına mahzûz-i Hudâ'ya küfr iden

Bu cihân bir hâna benzer anda bağlı üstüvân

Anları iden tımâr itdi helâk cân-ı beden

Nefsini idrâk iden menzil-i irfân bulmuş ol

Seyre varan irdi tevhîde bulub nûr-i hasen

Halk görünür ana mevtî hemîn sağ Hayy u Kayyûm

Görür ancak O Mevlâ'dır halk içre alub viren

Ana halvetle uzlet bir olur kesretle vahdet

Vahdetin farkı bulunmaz çünki Kâmildir gören

İtmez o makdûrdan aslâ fîrârı çün her yana

Gördü Hak'dan gayrı yok bunca diyârı seyr iden

Utanır ol diriden meyl itmez o merdlere

Çünki görür yok vefâ zerrece aslâ gayrıdan

Cümle halk esnâma benzer bekliyor İbrahim'i

Çün kırar anları Halîl dir ki Nemrûd kim iden

540

Gîce gelir tahtına durmaz O Sultân hemân

Sakın tahtı boş koyma nâdim olursun yamân

Herkes uyku bahrinde lâ'ya gark olmuş iken

Âşıklar illâ meydânında çağrışır emân

Her şer u şûr azalır kullarda uyku ile

Gelür vakt-i münâcaât şevka gelür ahterân

Âşık arar âh idüb vakt-i şebbi yâr içün

Zîrâ bahş ider cemâlin güzel yâri ol zamân

Terk it uykuyu dilersen vasl-ı yâr ey gönül

Uykusuzlukla Halîl oldu Hakk'a tercümân

541

Okumağa tenbel olan durmasun hergün ağlasun

Gözyaşı bağrında kalan silmesün hergün ağlasun

Mevlâ sevmez câhil kulu gitmek ivmez kâhil yolu

Kördür görmez sağ u solu anmasun hergün ağlasun

Düşmânıdır anın kitâb doğmaz üstüne âfitâb

Bilmez nedir şekerle şâb kanmasun hergün ağlasun

Câhil kurumdan karadır yüzü ölümden yanadır

Kıydığı tatlı cânadır yanmasun hergün ağlasun

Kitâb görse nakış sanır o yazı kara kış tanır

Varsa huzûra utanır dönmesün hergün ağlasun

Ağzında yok Cîm Elif Mîm andan kötüce herîf kim

Halîl kimdir yâ Şerîf kim sormasın hergün ağlasun

542

Sen seni sanma bir ersin

Seni şeytân kullanırken

Sanursın bahr-i hünersin

Her dem içre bulanurken

Özündedir o şehzâde

Gûyâ sen âdemizâde

Nifâk u şirkden âzâde

İki gözün sulanurken

Bundan da geri isen

Şehvetinin unsurusun

Fisk u fesâd yeri isen

Yerin ateş dolanurken

İşin eyi iş gibi olsa

Sözün gümüş gibi olsa

Özün ölmüş gibi olsa

Diriltiriz bunalurken

Ya'ni bu haller ey mağrûr

Seni ancak ider mesrûr

Olursun ol Hudâ'dan dûr

Yarın gözün suvarurken

İlm u a'mâl atâ-yı Hak

Gerek sana rızâ-yı Hak

Ara her demde re'y-i Hak

Cemâle muştulanurken

Olanlar hâline gâfil

Bil anlardır ki esâfil

Bulunma anlara kâfil

Halîl'le kutlulanurken

543

Kulûb-i Evliyâya havâtır yok sivâdan

Ki tetahhur itmişdir Hak Anı çûn ü çirâdan

Her ne ki dileye ol virir ana Hudâ'sı

Çün her meşiyyetleri olur ancak Hudâ'dan

Meşiyyet-i İlâhi nîce olmaya hâmil

Hak dileğinde Kâdir değildir mâ-adâdan

Mevlâ Kur'ân'da öğüb diledikleri vardır

Didi ne baht olur bu ki a'lâ her bahâdan

Sebeb budur ki işini hor görenler Anın

Gider lâ-şek îmânsız bekâya bu fenâdan

Ef'âl-i Küll-i Velî değil hükm-i ezelî

Hılâf görenler anı mahrûm olur Rızâ'dan

Kıyâs-ı na'leyn ile asâ-yı istidlâli

Komayan nûr bulur mu gelüb Tûr-i Sinâ'dan

Anları koymuş iken Mûsâ ef'al-i Hızrı

N'içün yaptın söyledi Hızır ayrıldı andan

Müderrisle hâceden ef'al-i Hızr'ı soran

Düşer lâ-büdd gümâna marîz bilmez devâdan

Ledün ilmin bilenden sor ancak anı Halîl

Bu ilimden diğeri değildir Murtezâdan

544

Ehl-i Hakk'ın işlerini Hak nazarıyla gören

İşte ol dur sırlarına cümleden önce iren

Mâsivânın şaşı gözü nirde görsün anları

Âb-ı hayât seyrine zulmete gerekdir giren

Hâce dir ki gayba hüküm eylemek olur harâm

Bilmeden neden inanırsız sözü kim getiren

Zulmete girmeğe korkan Hızr'ın içdiği nedir

Nîce bilsün, aldanur taşradaki fetvâ viren

Yolda kalınca Halîl suç bulma Delîle ki sen

Eyi bilürsün maksûda irmez ayağın diren

545

Oku öğret hemân seyr it cihânın cümle ahvâlîn

Kişinin sözüne bakma dikkatle gözet ef'âlîn

Çalış her bir murâda irmek dilersen çalış

Kemâle sa'y iden kâmil olur, bul sözde icmâlîn

Cefâya sabr idüb eyle vefâ düşmâna hem dosta

Sakın kinle adâvetden kıl insânlığın ikmâlîn

Seni hor göreni hoş gör sakın karşılığın kılma

Atarsın toprağa pislik yeşil virir gör kemâlîn

Recâî'nin sözünden az alursun ol dur çok râz

Sağ u solu gözle dime bul eşyâdaki efdâlîn

546

Gönül yolu gönülsüzden gizlidir gösterme sakın

Ellinin işi elsizden hayrlıdır gösterme sakın

Dünyâsına doyan gâfil ne bilür Hak nedir bâtıl

Olamaz ol râha vâsıl izlidir gösterme sakın

Hastaya bal ağu gelür su ağzına acı gelür

Bütün eşyâ görmeyene gözlüdür gösterme sakın

Acı suda duran mâhî su kadrini nedir bilmez

Bahre dalmayana suyun tuzludur gösterme sakın

Seyr-i Vahdet'e iremez hüsn-i fânîden geçmeyen

Halîl Yâr-i Ezel bekâ yüzlüdür gösterme sakın

547

Mâdem ki sensin ağladan hoşdur gelen sen a'lâdan

Dost emrine bin merhabâ, merhabâ bize Mevlâ'dan

Hoş gösterir iken bana her dem gidem senden yana

Gel sen de gel benden yana gel ellerimi bağladan

Gizli gizli cilvelerin sun belvâdan meyvelerin

Va'din olan haymelerin göründü yevm-i tublâdan

Kim ne bilür ki ne murâd ne işde ne kıldın irâd

Zıddın ikisi sana ad vir indindeki helvâdan

İnâyetin kıldın bize bilmeyen cânından beze

Rumûzundan her kim seze kurtuldu dâr-ı belvâdan

Haddim benim gâyetde az ben demek bende bir mecâz

Şâhım benim Şâh-ı Hicaz geçdim menn ile selvâdan

Derdime dermân olamaz çünki tezyîd ider namâz

Bilmem ki ne idem niyâz sen bî-niyâz-ı evlâdan

Halîl yâra safâ geldin gâyetde zü'l-vefâ geldin

Âleme Mustafâ geldin sun bize câm-ı ahlâdan

548

Ârifin mutlak sözüdür câna merhem dinilen

Sohbet-i nâ-ehli bil sana cehennem dinilen

Bî-vefâdan her ne zâhir olsa olur bî-vefâ

Hem-dem olmak bî-safâya işte pür-gam dinilen

Sanma îmân görünür yüzünden ehlinin sana

Tâ basîret feth ola senden gidelim dinilen

Akl u fikri dîni hem dünyâsına merhûn olan

İçdiğidir mâ-i hamîm yediği semm dinilen

Dürlü hulyâlar ki zihninde ider devrân anın

Cümlesi menfûr-i Hak'dır işte ehemm dinilen

Kul o ki efendisinden gayrı derdinde değil

Bildi tam üzre ki nedir İsm-i A'zâm dinilen

Âferin olsun ana binlerce ki ayrı değil

Ey Halîl oldur Halîl dost ile hem-dem dinilen

549

Ecel pençesinde ben av olmuşum gelmeden

Beni gamlı yaratdı ben de sevinem neden

Gönül kal'amı zabt eylemiş hükm ider adüvv

Belâ mermileri düşmez ise her gîceden

Mindere urdum asâ maksadım garaz değil

Maksadım bu toz çıksun fazlaca yerleşmeden

Çirkin huylardır o toz tâ ki pâk olsun mir'at

Görem anda yüzümü fırsat günü geçmeden

Yemeğe tuz atarlar dürlü acı şeylere

Murâd bu güzel ola dürlü mihnet çekmeden

Tâlib-i mihnet olur cefâ sırrını duyan

Ey Halîl cefâkâr ol gitme günü yetmeden

550

Kuluna lûtf ider Hak dürlü dürlü

Yolunu feth ider bak dürlü dürlü

Kimlerin yetişir aklı O şâha

Gündüzü güneşe gîcesi mâha

Kimin çıkarır kimin kor râha

Kimine virir uçmak dürlü dürlü

İşi güzel her ne iderse ider

Kâh mü'min kulunu bir tersâ ider

Bilmeyeni severse ârif ider

Kılar yolunu açmak dürlü dürlü

Karıncadan Süleymân'a ders virir

Kimine karınca gibi hırs virir

Ba'zıya görünür ba'zıya ses virir

Ba'zılar bulur kaçmak dürlü dürlü

Meleği Âdem'e secde itdirir

Havvâ'ya uyanı gökten atdırır

Mısr'a Sultân'ı kul eder satdırır

Virir her kula sanmak dürlü dürlü

Kimin âlim idüb son Bel'am ider

Sevdiği menfûri hâss ü âmm ider

Çok zâhidi Azâzil'e râm ider

Gösterir eğri kanmak dürlü dürlü

Leylek gibi ba'zın boşboğaz ider

Kimine çok virir kimin az ider

Ba'zı baykuş gibi izz ü nâz ider

Ba'zına da usanmak dürlü dürlü

Kimine Kur'ân'ı gözsüz okudur

Kimine görürken küfrü dokudur

Kiminin ameli boynu tokudur

El virir vâh aldanmak dürlü dürlü

Kimin hacı ider tuğyâna koyar

Kimin ahbâb iken süfyâna koyar

Kendini seveni kurbâna koyar

Korkma Halîl yanmak dürlü dürlü

551

Cehl ile Hakk'ı zâkir âlim-i Kâmildir o

İlm ile zikre kâhil zulmetde câhildir o

Nefsinin nef'ine aks ideni tekfîr idüb

Çok ilm u amel ile tam bir azâzildir o

Da'vâ-yı irfân idüb Hakk'a râzı olmayan

Mü'min olmak nerede müşrik-i gâfildir o

Eşyâda esrâr-ı Hakk'ı ayânen görmemiş

İken âlimim diyen husrâna mâildir o

Halka bir kuzu gibi görünüb de kurt olan

Bil Halîl her-dem içün tardına kâildir o

552

Ol ki açlıkdan ibâdet idemez âbiddir o

Ol ki ilm ile amelden geçemez zâhiddir o

Zikr-i Hak ile gıdâ kuvvetindeki ârif olur

Gümüşü altunu sevmek gâfile âiddir o

Buğz-i fillâh hubb-i fillâh âbid u zâhidde yok

Zîrâ anlara adûdan aynı mekâiddir o

Menzil-i ebrâra varmayana hak olmaz bu iş

Zîrâ hemân bunlara mevdu' ve müsâiddir o

Ey Halîl hubbu buğzu ehline terk eyle ki

Âşık-ı Hazret olana fazlaca zâiddir o

553

Sevme meğer Hak içün sev sevdiğini yâ hû

Evme meğer Hak içün ev evdiğini yâ hû

Sever isen Allâh'ı sevdi seni billâhi

Korsan alma melâhî koy koyduğunu yâ hû

Anlamak bunu güçdür dir ki söyleyen üçdür

Peygamber sözü hoşdur duy duyduğunu yâ hû

Zikri seveni Allâh sever anı ider mâh

Doğruya uyarsan râh uy uyduğunu yâ hû

Halîl dir emmâreden al koma cân u beden

Soy cümle benliğinden soy soyduğunu yâ hû

554

Bulmağa ol küll-i cânın hele bir bu cüz'i ko

Anladın var câvidânın sen bu hemm-i nez'i ko

Hakk'a vuslat ister isen vasla irmiş bil kamû

Sen seni yok seyri kıl i'tâ ile hem men'i ko

Anderûnî yan yakıl firkatine dûr olmasun

Kim yalândır gözlerinden akıcı bu dem'i ko

Nûru'l-envârı eğer bulduysa cân, cânândan

Tutma elde kîl u kâlden yanıcı ol şem'i ko

Nutk ile Sem' ve nazar-ı kalbe irdinse Halîl

Sûretâ bu dil ile gözde nazarla sem'i ko

555

Yine cândan haber geldi âlem-i Asla gel deyû

Yine yârdan eser geldi her işlerin dahal deyû

İdersin gayrımı taleb idersin seyrimi taleb

Bu cem' olmaz didi Çeleb ne bu her-dem zelel deyu

Yöneldin öyle ki sen fasla dimezsin hiç eyâ vasla

Gelem dirsin dirim aslâ gelinmez pür-halel deyû

Bu kavgadan kaçub eyle bana azm u sefer dile

Hiç olma hâl ü kîl ile bulun ancak kelâl deyû

Terk itmeden ağyârımı berk itmeden envârımı

Derk itmeden esrârımı gelmesen pür-melîl deyû

Tamâm noksânını ikmâl idüb yokluğun ele al

Hemân sen seni bana sal sivâ cümle melâl deyû

Beni gaddâr dünyâya salub başımı kavgaya

Koyub işimi ferdâya buyurur Menn u sel deyû

Diler her-dem sana câna bildire seni sana

İrer mi akl O Sultân'a ki çağırmasa gel deyû

Senin âlemde bir kârın buluna dilde ezkârın

Hem ola Zâtî efkârın gele kalbe vecel deyû

Diyesin ol ne demdir âh göstere yüzünü ol şâh

Arz ide Zâtını Allâh velev görsem ecel deyû

Ne söz bu sözü ayânî koyasın tiz bu vîrânî

Halîl deminde hayrânı kodu aşkım ezel deyû

556

Halîl'in sözlerini bilmeğe Halîl gerek yâ hû

Delîlin izlerini bulmağa delîl gerek yâ hû

Gelüb tabîb-i hâzık dürlü devâ bahş ider ammâ

Derûnî derdine dermân diler alîl gerek yâ hû

Azîz'in izzetini, izzeti terk itmeden bilmez

Kemâlî izzetî bilmeğe tam zelîl gerek yâ hû

Gınâ içre geçen ömrü gınâ-yı fakri fark itmez

Cemâlî sırr-ı Zâtî bîre bir kelîl gerek yâ hû

İbâdetde makâm-ı Mahmûd'a irfân ile Halîl

İrişmeğe tamâm azm eyleyen Celîl gerek yâ hû

557

Ehl-i Kur'ân ehl-i Hak'dır bil sahîhân ey amû

Okuyan Kur'ân'ı pâkdır söndürür yedi tamû

Kadr-i a'lâsına Anın hûri rıdvân mı yeter

Hep melekler birbirine dirler Ana Sellimû

Tecvîdi ma'nîde çün ider teemmül zerrece

Gelür ana rûh-i Kur'ân dir ki eşyâ kellimû

Kim ki yardım ider ana iki cihânda güler

Hem sorulmaz itdiğinden yarın ana mû-be-mû

Hak ile söyleşmek istersen Halîl Kur'ân oku

Bir makâma ire gözün ki olur cihân-nemû

558

Güzel yüzü görem dirsen gönül diğerlerini ko

Likâsına irem dirsen gönül diğerlerini ko

Sana bu yolda aşk olur kılavuz anı terk itme

O yâre aslâ şirk itme gönül diğerlerini ko

Makâm-ı izzetin yücesi sana me'vâdır ancak

Enîsin Mevlâ'dır ancak gönül diğerlerini ko

Bu cismin muhtelif ezvâkı seni eylemiş meftûn

O Leylâ'ya isen Mecnûn gönül diğerlerini ko

Kemâlâtın bu mevhûmâtı terk it bul o hâlâtı

Dilersen vasla berâtı gönül diğerlerini ko

Açarsın gözünü bu fânî yüz sahiplerine sen

Dile Dîdâr ebed rûşen gönül diğerlerini ko

Bu bir postdur uzunca iç u dışı et kemik kandır

Dir isen maksadım cândır gönül diğerlerini ko

Anın içün olur mahbûb ki ol ayrıla bu lâşe

Dîle dol bakma bu tâşe gönül diğerlerini ko

Bu aldadıcı postu koy murâdın tizce bulunur

Ki sana vuslat umulur gönül diğerlerini ko

Sen aşk-ı dâimi bul ki cemâl-i yâr ebed şu'le

Virir durur o seninle gönül diğerlerini ko

Bütün güzelliği sarmış hemân âyinesi sensin

Ki sen anın ile şensin gönül diğerlerini ko

Anın lûtfuyla kahrıdır görünen her taraf bunda

Bütün adl ile hükm anda gönül diğerlerini ko

Eğer hep iden ol dur böylece gördün ise anı

Halîl oldun bilüb tanı gönül diğerlerini ko

559

N'eylesün Hümâ'ya cehlin sofrasından yemez o

Bil ki irfândır gıdâsı gayrısın beğenmez o

Rûh diler kuvvetini her dem ala ol Bârî'den

Bu su ile ekmeği yüklemeği hiç bilmez o

Sen bu sağlığı sana mal sanarak bekleme ki

Âriyetdir en sonu gider yerine beğenmez o

Buna gönül viren elbet humkı sâbittir anın

Hak emânetine sâhib sâhibine virmez o

Avrata mahsûsdur itmek meyli her dem fânîye

Eyleyeni sanma erdir çün ere benzemez o

Bağlanır mı ol Hümâ bu serçenin yuvasına

Kim açınca bir kanadın dû-cihâna sığmaz o

Terk idüb her bir arada ki bul aradı ölüm

Tâ dirilesin tabiatla ki gayra bakmaz o

Kalbin irerse huzûra uykuya benzer ölüm

Ya'ni pek kolay gelir sanki uyudu ölmez o

İki cihân birdir ancak bir yüzü zulmet anın

Bir yüzü nûr u safâdır kim giderse gelmez o

Hem bu semti ayrılıkdır o cihet veche visâl

Gönder oraya Halîl rûhunu ki üşenmez o

560

Bismillâh Allâh yâ Hû teveccüh ider sana rû

Tâ ezelden âdetim bu ki lâ-ilâhe-illâ-Hû

Hamd eyleriz her dem sana vasl isteriz bir dem sana

Söylemeğe geldim sana ey lâ-ilâhe-illâ-Hû

Neyl-i safâ Allâh ile Allâh di zikr-ullâh ile

Bulunur fikr-ullâh ile di lâ-ilâhe-illâ-Hû

Zikr ile bul dîlde huzûr, huzûr ile bulunur nûr

Huzûrsuzlar aceb bulur mu lâ-ilâhe-illâ-Hû

Hak bulunur delîl ile her dem zikr-i Celîl ile

Gidin didi Halîl ile di lâ-ilâhe-illâ-Hû

561

Cîfenin terki anın ehline pek müşkildir o

Nûr gele bir dem zulmet yerine pek müşkildir o

Kâfirin küfrü giderek gelse tiz ikrâr-ı tam

Cismi zilzâle varır sırrına pek müşkildir o

Nûr-i îmân ârızî konar bu resme yok sebât

Çün şikâyetde olur karîne pek müşkildir o

Hubb-i dünyâ ile şehvet ehli değil safvetin

Sanma asla ki vara dürrine pek müşkildir o

Vehlette Ömre bile virdi tezelzül-i îmân

Benzemek Muhtâr'ın ömrüne pek müşkildir o

On yılın hastasına bir günde virilmez şifâ

Ey tabîb kıldım nazar ferine pek müşkildir o

Ceyş-i îmân kalb-i İstanbul'i bir hamlede feth

İtse nefs-i Kostantin çerine pek müşkildir o

Binde bire kılma teveccüh rücû' içün Halîl

Az zamânda her samân harına pek müşkildir o

562

Terk-i dünyâ da'vâsını eyleyen şeytândır o

Telbîs içre şirk ü riyâ ile küfristândır o

Terk-i dünyâ terkine müddetce sebât görmeden

Dil ile da'vâ kılan nefsine bir fettândır o

Zîrâ anı terk idenin ehline yokdur sözü

Çünki dili söyleye kezzâb u horistândır o

Her yüce bina idemez da'vâ Kâ'beyim deyû

İçi dürlü put ile dolmuş ki hâçistândır o

Dürlü siba'la dolu yerde biterse iki gül

Diyemez oldum gülistân çünki kûhistândır o

İki çadırı kurulmak ile şehrim sanmasun

Ey Halîl ol vadî ki her yeri hâristândır o

563

Katre iken bahr olam didin ise ey pâk-rû

Görme ateş gibi kendün su gibi yerde sürü

Dürlü da'vâdan ırak ol hem riyâdan pek sakın

Her zamân mahv-ı fenâ semtine samt ile yürü

Kim ki dû-cihânda adı bir zamân yok olmadı

Var olamaz halk içinde varsa göster gel tûru

Eyleme ta'cîl sakın, azminde hem itme kesel

Çıkma yolundan eğer ummâna ise kasd-rû

Eyleme tuğyân ki nehr-i hevesin ayrılığa

Gitmeğe hem tutmaya ey Halîl her maksada rû

564

Hayr u şerden her ne gelse bil anı Hak'dandır o

Kul eliyle her ne gelse sanma ki kuldandır o

Hak irâde itmeyince gök bakır yer tam takır

Hayr u şer dostdan gelince hep kula ihsândır o

Sû-i zann itme o dosta her ne gelse bil atâ

İşleri hikmetle memlû bir ulu Rahmân'dır o

Cûdi ihsânı atâsı kaplamış âlemleri

Kim Anı takdîr iderse say anı insândır o

Kurtulur sanma riyâdan halkı ihrâc itmeyen

Kulda bu ihlâs-ı dînin kalbde bir irfândır o

Abd-i Hak'dır abd-i halk olmaz o ihlâs sâhibi

Kim ki terk itmez riyâyı hâib-i husrândır o

Kim nazardan itse iskat serteser bu âlemi

Şol ubûdiyyet yolunda âleme sultândır o

Dön beri gâyet hatırnâk yoludur şeytân yolu

Âlemi baştan çıkarmış bir büyük düşmândır o

Kim ki bu dîn-i mübîne sıdk ile nusret ider

Emr-i bil ma'rûfla kâim bir şecî' arslandır o

Ey Halîl Hablü'l-Metîn'e sık sarıl muhkem yapış

Kullara râh-i necâtı gösteren Kur'ândır o

565

Birsin Mevlâ'm şâhidim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Senden gayrı zâhidim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Nefsime mücâhidim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Senden tevfîk isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Muhammed Peygamberim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm

Hû Yolunda o rehberim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Rûhumda o serverim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

A'lâ refîk isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Âlemde her bir eşyâ Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Birliğine şâhid Şâh Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Ne dilerim ben daha Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Misli yok yâr isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Gark eyle aşka beni Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Vasl eyle şevka beni Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Mahv eyle asla beni Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Râha burak isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Abâya bürüneyim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Su olub sürüneyim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Toprakda çürüneyim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Çün zâr olmak isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Alçaklarda mekânım Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Eyle yüce nişânım Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Nerdedir lâ-mekânım Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Çün er olmak isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Yok eylesem vârımı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Mahv itsem ağyârımı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Bulsam yüce yârimi Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Yokdan bir vâr isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Beni benden al yâ Rab Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Aşk bahrine sal yâ Rab Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Sanadır visâl yâ Rab Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Bahre garîk isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Vîrân oldum hem deli Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'mHû

Bulmağa kenz-i Belî Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Samût itdim ben dili Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Durmaz bir dîl isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Gözler göremez oldu Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Eller iremez oldu Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Ayak varamaz oldu Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Yaşımı sil isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Kesildim her kârımdan Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Uçdum kafes yârımdan Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Geçdim nâmus ârımdan Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Sana nâil isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Halîl kodu her vârı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Hem-ân-dem buldu yârı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Göründü Hak dîdârı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

Didi Cemîl isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû

566

Terk eyleyüb akvâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Olmakdır bunu tâlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Söyle bulub visâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Bulun güzel ef'âli Lâ-ilâhe İllâllâh

Çal bâb-ı zü'l-Celâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Söyle ki gör mecâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Bil afdâl-i a'mâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Diyen bulur hoş hâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Görmeyerek nekâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Gizli veya sadâlı Lâ-ilâhe İllâllâh

Di görme infisâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Ki bul rûz u leyâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Teâli zü'l-kemâlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Söyle gâyet safâlı Lâ-ilâhe İllâllâh

Bulun ahde vefâlı Lâ-ilâhe İllâllâh

Rahatda ol cefâlı Lâ-ilâhe İllâllâh

Söyle bulma vebâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Bülbül gibi edâlı Lâ-ilâhe İllâllâh

Söyle halk içre hâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Tâ ki tüket mecâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Ger üryân ger abalı Lâ-ilâhe İllâllâh

Yeri gör yâ cibâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Söyle bil ittisâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Dolub deryâ misâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Hudâ'dır zikre vâlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Di bul a'len nevâlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Derde bulun devâlı Lâ-ilâhe İllâllâh

Zikr it O Bî-zevâlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Allâh mevle'l-mevâlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Mümkin ider muhâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Göz aç terk eyle hâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Söyle gel iç zülâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Bu hamr-i lâubâli Lâ-ilâhe İllâllâh

İçen görmez melâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Mekânın eyler âlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Söyle ale't-tevâlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Unudub mülk ü mâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Söyle itme ihmâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Gayrı taşra koymalı Lâ-ilâhe İllâllâh

Koyub şark u şimâli Lâ-ilâhe İllâllâh

Halîl istersen âlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Nefsine ol sen vâlî Lâ-ilâhe İllâllâh

Lâ-ilâhe illâlah Lâ-ilâhe İllâllâh

Lâ-ilâhe illâlah Lâ-ilâhe İllâllâh

567

Eğer zâkir makâm-ı zikri billâh bulsa cânında

İşidir mâ-rameyte iz-rameyte kendü şânında

Ne dünyâdan eser olur ne ukbâ sevgisi aslâ

Ne benlikden alur hazzı ne kendü âd u sânında

Hemân Hak iledir halvetde olsa yâhûd kesretde

Bu halk ile değil gâfil Hudâ'nın zikri kânında

Ki vahdet fülkine binmiş Hudâ ünsü ana yetmiş

Özüyle dünyâdan gitmiş ki nâs olmaz meyânında

Görür ki kâinât cümle vücûd-i i'tibârîdir

O Mevcûd-i Hakîkî'den duyar nidâ ezânında

Atâ u men'i durr u nef'i cümle hâl ü ef'âli

Görür Vâcib-i Vücûd'dan elem ref' şânı kânında

Görür eşhâsı bir zıll ü hayâlî hem ve lâ-şeydir

Hemân muharrik ol Bâkî Halîl kalmış hazânında

568

Ayn-ı vuslat içreyim olsam eğer seninle

Benim ile kalırsam yanarım firkatinle

Çok güzel hüsne mâlik hem hulki hoş olurum

Çün senin ile olsam benimle hasretinle

Ben ben ile kalınca bir havf u keder ezâ

Ger olursam seninle mesrûrum ni'metinle

Bu halkın kıblegâhı oldum seninle iken

Ben benimle kalsam merdûdum nikmetinle

Seninle gâyet şâdım benimle şâyet nâdim

Seninle ben üstâdım seninleyim zevkinle

Azîz ü hem mes'ûdum eğer sen ile olsam

Matrûd u hem meb'ûdum benimle firkatinle

Her kemâlât ki sende ne işim var bu tende

Yeter ki Halîl bende dir sana rahmetinle

569

Kalb nûrudur zikr-ullâh Allâh Allâh Hû Allâh

Hak zûridir zikr-ullâh Allâh Allâh Hû Allâh

Bil ki mûnis-i cândır hem mûris-i irfândır

Lezzet-i cism ü cândır Allâh Allâh Hû Allâh

Gözlerindir cilâsı nisyân-ı mâsivası

Aklın nûru devâsı Allâh Allâh Hû Allâh

Âriflerin âdeti kalb u dîl ibâdeti

Erlerin şehâdeti Allâh Allâh Hû Allâh

Kalb sağlığı bekâsı güzel yârin likâsı

Mahbûbun iltimâsı Allâh Allâh Hû Allâh

Cânın ıslâhı budur halkın iflâhı budur

Binbir isimli Hû'dur Allâh Allâh Hû Allâh

Gîce olub uyanık söyle ismini yanık

Olub söyle dayanık Allâh Allâh Hû Allâh

Müjde kime müyesser olduysa zikre eser

Söylerse cân ile ser Allâh Allâh Hû Allâh

Kime zikir enîsdir Mevlâ'sıyla celîsdir

Söylemeyen hasîsdir Allâh Allâh Hû Allâh

Rûhların kuvveti bu erler fütüvveti bu

Hakk'ın mürüvveti bu Allâh Allâh Hû Allâh

Her hadesten tâhir ol Hak zikrine mâhir ol

Söyle mahfî zâhir ol Allâh Allâh Hû Allâh

Kalbi zikr ile ma'mûr olanın cânı mesrûr

Güzel huylu hem mebrûr Allâh Allâh Hû Allâh

Cânlar ganîmetidir Mevlâ'nın ni'metidir

Zikri tâm devletidir Allâh Allâh Hû Allâh

Kalbe nûr-i inâyet Hak'dır eltâf-ı gâyet

Zâkir bulur hidâyet Allâh Allâh Hû Allâh

Mahv ola tâ mâsiva devâm it zikr-i Hudâ

Âşık sakın uyuma Allâh Allâh Hû Allâh

Zikr itmeyen sâhîdir unudanlar lâhîdir

Sâdıkların Şâhıdır Allâh Allâh Hû Allâh

Kalbi lisân ile bir tut ki budur emr-i Pîr

Hak zikri cânında seyr Allâh Allâh Hû Allâh

Kimyâdır bu muhabbet Mevlâ'yı sevmek elbet

Zikr iledir saâdet Allâh Allâh Hû Allâh

Zikr itmeyen hor olur basîreti kör olur

Yarın işi zor olur Allâh Allâh Hû Allâh

Kula Hak zikri lâzım, zikrine ol mülâzım

Hak'dan gayrı ne lâzım Allâh Allâh Hû Allâh

Kul fenâ yola gitmek Mevlâ'sını unutmak

Cândan gerek işitmek Allâh Allâh Hû Allâh

Korkudan emîn olur kim ki Hak zikri bulur

Halîl her dem ne görür Allâh Allâh Hû Allâh

570

Yazı bir zamân kalur ehlinin hoş katında

Yazıcısı yollanur yatar turâb altında

Yazısından yazanı tanımayan bilmem ki

Yaradan nasıl yazdı Leyle-i Berâtında

Saîd mi şakî mi defterini görmem ki

Virsem sana haberi işi hadd-i zâtında

Bir insân imiş yazan o defteri silmem ki

Hiç bir gün olamadım onun derecâtında

Halîl defter tutanı kimdir diye sormam ki

Alub tamâm söylesem ne münderecâtında

571

Haddi ne bu toprağın ki seni tevhîd ide

Zerreye düşer mi ol güneşi tefrîd ide

Benim seni tevhîdim karıncadır deryâda

Gark iken halka gûyâ vasfını tasfîd ide

A'lem-i kevn ü mekân a'ref-i şüûn u şân

Dir kaçarım ey zî-şân dil sana tahmîd ide

Kimdir bu demden geri söylerim dir sana ki

Ey önce yüce ki yok, şey sana ta'nîd ide

Tevhîd şarâbı ile mest olur mu bî-şuûr

Ki Hâlık ile halkın beynini tecrîd ide

Halîl söyleme haber Kur'ândan olsa meğer

Ya ki Hadîs serteser Hak eri bevrîd ide

572

Hevâsına yenilmiş hüviyyeti ne eyler

Ancak derdi aş olur batnını teşdîd ide

Da'vet itseler anı halkdan anlasa cânı

Bilmekde o Rahmân'ı gerçek mi temcîd ide

Bu vârı gören gözler sanma ol vârı gözler

Dildedir ne ki özler kalbi yok tecdîd ide

Olsa rağbet nefsine anı sanan kendüne

Kulak virme pendine kork seni teb'îd ide

Ol savtının mağrûru hâfızı dinleme ki

Hak'da savt menfûrunu şâyet de temdîd ide

Ol enkeru'l-asvâtı görme küdûret virir

El hazer andan seni huzûrdan tecrîd ide

Hem zâhid-i sâlusu işitme riyâ içün

Tahsîn-i Kur'ân'ı terk itdiği tecvîd ide

Şöyle o Kur'ân'ı ki gûyâ kendü kelâmı

Ne zînet ne de şevki var zerre tezyîd ide

Zu'munda dir ki budur ismet ile kırâat

Kelâm-ı Hakk'a aşkı yokdur ki ta'mîd ide

Ol vâiz ki kalbini bağladı sâmiîne

Gönüller uğrûsudur koy gerek te'kîd ide

Şol müddeî ki aksin isbât ideni sevmez

Benlikdedir Azâzil henüz ol tenkîd ide

Nefsini hataya haml ideni kâfir ider

Diler ol hâsir ki bu halkı hep telhîd ide

Halkın anladıkları âsârı tenfîr ider

Korkar ki cehlini halk anlayub tastîr ide

Halîl tevhîd-i Hudâ'yı bulmayan anlayamaz

Nutkundaki hakîkatleri Hak te'yîd ide

573

Kulumda sevdiğim bir iş tevekküldür didi Allâh

Güzel vekildir anın çün dirim hasbî belî Allâh

Çevir yüzünü anlardan tevekkül kıl Hûdâ'ya dir

Yeter Allâh vekîl zîrâ her işlerde refi' Allâh

Yeter Allâh ki kâfîdir kuluna yardım ider O

Bize yazmadığı gelmezdi böyle dir Velîyy-ullâh

Kula rızkı viren oldur, kesen dahî diğer olmaz

O her şeyi bilür, Kur'ân'da bildirdi bunu Allâh

Eğer senden dönerlerse de ki Mevlâ yeter bana

Çün Andan başka yok ancak tanırım ben Anı Allâh

Tevekkül iderim Ana, O arşın sâhibi zîrâ

Bunu böyle ider ta'lîm ider îkâz Nebîyy-ullâh

Muhakkak Ana güvendim benim hem sizlerin Rabbi

Durur yok cânlı birşey illâ tutmuş cânını Allâh

Benim Rabbi'm kulu doğru yola çekerse doğrudur

Anın yolu, giden her bir kulunun muîni Allâh

Bana tevfîk değil ancak Hudâ'dandır anın çün ben

Ana sığınmışım ol dem ana bağlı kavî Allâh

Hüküm yok illâ Anındır Ana güvendi mü'minler

Benim Rabbi'm O'dur, ana kılarım tevbeyi Allâh

Bütün yer ile göklerin bilür gizlilerini O

Ana gider bütün işler, iderim kulluğu Allâh

Bize ne oldu ki Ana tevekkül eylemeyelim

Hidâyet virdi yollar hem didi tevekkülü Allâh

Bütününüz Ol Allâh'a olun bağlı, güzel yardım

İder, hem de güzel sabra ider da'vet bizi Allâh

Diyor sabr eyleyenler hem tevekkül iden eyi kuldur

Ana ki yok ölümü sağ olur bil ebedî Allâh

Bütün hayvânların rızkın virir her işlerin bilür

Yazar o Levh-i Mahfûz'da bilür hep adedi Allâh

Tevekkül it ki Ana sen olasın doğru yolunda

Hudâ yetmez mi kuluna ki doyurur seni Allâh

Sığın Allâh'a işidir görür her bir dileğini

Sana tevekkül itdik, bağlanub geldik Ganî Allâh

Tevekkül idene Allâh yeter yâ hû tevekkül it

O her şey'e vekîldir şark ile garbı bedi' Allâh

Bu söz manzûm ise de ma'nâ-i Furkan'dır ekserî

İder i'zâz Halîl tamâmı tasdîk ideni Allâh

574

Beni işden geri koydun işim gücüm sen oldun âh

Geçirdin hayr ile şerden sevâb suçum sen oldun âh

Sana âşık olalı gözlerim uyku nedir bilmez

Uyanıklığım hep sensin dahî uykum sen oldun âh

Kodum güher, sîm u zer'i mülk ü mâli oğul yeri

Dahî cismim ile serî cân huzûrum sen oldun âh

Unutdum halk-ı cihânın pazârını pazârımsın

Neden geçdimse anlar yerine Vârım sen oldun âh

Bana cân bahş idicisin anın çün şâd u hurremim

Bu yüzden böyle sekrânım ki mevcûdum sen oldun âh

Senin bâğında bülbülüm seni gülzâr idinmişim

Bütün a'mâl u hacc zekât ve sücûdum sen oldun âh

Dahî ben gülşenim kalbim hazânsız ilkbahâr oldu

Bütün seyrân ile kıyâm ve kuûdum sen oldun âh

Ki nûrunla münevverdir bu sîne pür-meserretdir

Bana ağyâr mazarratdır çevre gûnum sen oldun âh

Senin aşkın gemisinde sana seyyârım ayaksız

Karada deryâda nûrum dün ü günüm sen oldun âh

Seninle cümle dağlar bana bağ ile gülistândır

Ve sensiz görmedim bir yer sağ u solum sen oldun âh

Kerem Aslı'yı ararken aceb bilir miydi aslın

O Leylâ ile Şirin'deki usûlüm sen oldun âh

Sekiz cennet bana zındân eğer sensiz olur isem

Ki Rıdvân ile gılmân hem dahî hûrim sen oldun âh

Yedi dûzah benim yerim sen anda ger olur isen

Hemân Mâlik u Sırât haşr ile sûrum sen oldun âh

Sen olunca benim yârim şekâvetler benim olsun

N'idem sensiz saâdeti ki nüşûrum sen oldun âh

O zâhid çokca a'mâli eyi birşey sanur özü

Gammı ben ana terk itdim ki sürûrum sen oldun âh

Gönül şehri müzeyyendir senin aşkınla zevkinle

Ne var cehl içre ben olsam ki ulûmum sen oldun âh

İlm u a'mâl sana fakîh, Halîl'i gördüğü kâfî

O dur Hudâ'sına manzûr ki uyûnum sen oldun âh

575

Ne güzel görmek olur gözler sebeb olmasa

Ağlamanın iyisi gözlere yaş dolmasa

Gülmek dudaksız olursa ardı gelmez anın

Söz odur ki söylene ammâ bu dil dönmese

Kavuşmak oldur ki bu cismin dahli bulunmaz

Ne çâre sûfî ölümü duyunca solmasa

O hâcenin takvâsı aceb Hudâ'dan mıdır

Tasdik itmem eğer o benlikden kurtulmasa

Zerrece kibri olan cehennemden çıkamaz

Fakîh mağrûr olurdu eğer bunu duymasa

Ey kibr ile gurûrlu ben söylemedim bunu

Gadabla kîn itmezdin eğer nûrun sönmese

Peygamber söylemişdir haml-i silâh mü'mine

Halîl'e buğz itmezdin nifâkın bulunmasa

576

Gözü ağrılı olan bakmasun mâh-pâreye

Mi'desi safra dolan binmesün tayyâreye

Gemiye binmiş idim dünyâ bana dar oldu

Bu deniz tutmuş didim bakın der bî-çâreye

Seni deniz tutmadı içerin temiz değil

Dirler aklın yetmedi ne söz katdın araya

Eğer deniz tutsaydı tutmaz mı hepimizi

Bulmaz fikr-i temîzi bak dirler avâreye

Ben didim geçen yine böyle gemiye girdim

Hiç tutmamışdı gördüm dir benzedin fâreye

Didi anın ismine gemi değil ev dirler

Yazık senin boyuna benzemiş minâreye

Tizce anladım işi kâmillerin gelişi

Yokmuş yaz ile kışı Halîl bak idâreye

577

Ey emmâre âşığı aşkın Mevlâ'ya sanma

Mevlâ'ya âşık isen gerçek söze usanma

Âyinende dîvini gördün ma'bûdun sandın

Gerçi o ma'bûdundur dir Allâh'a inanma

Sen de anın sözünü a'lâ tutdun özünü

Yarın seyr it yüzünü şimdi sözüme kanma

Çeleb Yâsin'de didi Kulluk itmeyin ana

Zîrâ düşmânınızdır sen bildiğinden dönme

Bir şeyh buldun özüne, özü benzer özüne

Hayf o iki gözüne, sakın görüb aldanma

Şerîatdan haberi Tarîkatdan eseri

Yokdur böyle beşeri bildin deyû uyanma

İki gün çavuş oldun, üçüncü gün halîfe

Sorar isen Halîl'e ayrılma, oda yanma

578

Cismimdir bana perde, ararım Halîl nerde

İsmimdir uğrar derde sorarım Halîl nerde

Dostum mu düşmânım mı, postum mudur kanım mı

Cân içinde cânım mı karârım Halîl nerde

Hamamda külhânım mı, Sarayda Sultân'ım mı

Mülkde Süleymân'ım mı, her vârım Halîl nerde

Gökde mi yerlerde mi, çok çok hünerlerde mi

Kâr arar serlerde mi, zarârım Halîl nerde

Gönülde mihmânım mı, derûnda fehmânım mı

Atşân u zamâ'nım mı, merâmım Halîl nerde

Şer' ile dînde midir, mevt ile zinde midir

Mâ-i mehînde midir, yanarım Halîl nerde

Şam'da mı Sin'de midir, kanlı bir inde midir

Nûr-i mübînde midir, uyarım Halîl nerde

Tûr-i mekînde midir, nûr-i yakînde midir

Yokluk zevkinde midir, pazarım Halîl nerde

Sağ u solda ararım sensiz yokdur karârım

Her mektupda sorarım, yazarım Halîl nerde

Halîl arar Halîl'i lûtf et göster Celîli

Yol göstermiş delîli dîdârım Halîl nerde

579

O kim söyler lisânı şer'a ta'zimsiz beyânında

Hemân bil anı mülhiddir, sakın kaç durma yanında

Tarîkatla Şerîat birbirine uymadı söyler

O kim mahrûm-ı lûtf olmuş ve memkûr cism u cânında

Hakîkat kalbidir dînin, Tarîkat cismidir anın

Şerîat kisvesi el-hak, soyan kalmaz îmânında

Ve cânı Ma'rifet oldu, merâtib üzre ki kisve

Ki bâtın zîneti, libâs-ı şer' oldu dîvânında

Yerin her köşesi mescîd, bu ümmetden olanlara

Mesâcidde zînetli olun dir Hak abdi şânında

Bu emri terk iden ilhâda düşdü o ebleh kim

Bu dîni eyledi uryân, yarın seyr it mîzânında

Gûyâ irfânda göstermek, diler kendün vâr-ı şer'

O Hak sûretli müstedric yanıldı çok ezânında

Halîl çıkma bu halk içre meğer libâs-ı şer' içre

Ki avret setri farz oldu kitâb-ı Hak lisânında

580

Eğer irdinse bir keşfe hılâf-ı şer'-i zâhirde

Anı bil keşf-i şeytânî ve merdûd ind-i Kâhirde

Eğer hâlin akabinde zuhûr iden itâate

Odur bil ayn-ı Rahmânî eser sâlik-i mâhirde

Hılâf-i Hak olan hâlât biline tâlibe aksi

Hemân merdûd-i Hak'dan görünür ayn-ı sâhirde

Ki çok hevâya teb'iyyet hakâyık içre mezmûmdur

Anın ilmi olur sanma hemân her ilm-i bâhirde

Cihân mağmûm u mehmûmdur bulunmaz yüzde bir insân

Halîl ara kemâli sen hemân bir kalb-i tâhirde

581

İmtihân zincirine Hak bağlamadan önce

Sen seni ihsân ile götür ana bulunca

İhsân ehli kim olur vasf idem dinle anı

Koyanlar bu zulmânî kudreti olduğunca

Şer'a kılub i'tisâm şehveti kor ol tamâm

Medh ile zemm-i enâm hoşdur ana bütünce

Seçmez libâsını eski olur yâ ki cedîd

Birdir anın indinde, fânî hârı ya gonca

Azâb-ı kabr ile nîrân havf her dem anadır

Dir ki gafletden uyan korkudan uyuyunca

Tâ ki nefsi uyanur şöhreti şehveti kor

Gider Kâmil izine tâ murâdın bulunca

Havf u recâsı anı rüsûmdan azâd ider

Gadab kibr u kîn hased bulmaz anı ölünce

Ey tabiat sicni içre mahbûsu olan fakîh

Uy bu dervîş izine deryâ gibi dolunca

Ehl-i îmâna buğzu îmândan add idersin

Gör başına ne gele benliklerin solunca

Âlim diseler sana gâyet de şâd olursun

Fakat mevtin demidir cehlinden bahs olunca

Onca ilm u amelle sûretlere taparsın

Sözümden anlar mısın İblîs sana gülünce

Bir adımdır Hak yolu kibr eyleyüb gitmedin

Gerçek söz işitmedin tâ cânım üzülünce

Yolun eshel tarafı işine gelir senin

Çün sağ u sola gitmek kolaydır yol koyunca

Bir âdeme meyl itdin gün olur gücü sana

Halbûki bilmedin hevâna uydun boyunca

Hak didi hevâsına tapanı gördün mü sen

İşte sensin o da aç gözünü tam görünce

Ey san'atkâr bu işin yetmedi mi sana ki

Bilmediğin san'ata el uzatdın kuruyunca

Aza kanâat itdin ise buldun künûzu

Yol sana uyar Halîl doğruca yürüyünce

582

Hava açılsa başka idim yağmurda başka

Şimdi harâbedeydim olmam ma'mûrda başka

Kar ve bulut bir dürlü neş'e tebdîl iderdi

Şimdi değilim kuru yolda çamurda başka

Güneş olsa açılırdı bu elemli gönül

Şimdi değil ayıkda mest u mahmûrda başka

İkrâr ile inkârı seçerdim şirk içinde

Buldum yâri ol demde tâat fücûrda başka

Mü'mini sever kâfirlere buğz ider idim

Şimdi göremem ikisini huzûrda başka

Cennet ile dûzahı seçerdim külfet ile

Biri ateş biri nûr değil nüşûrda başka

Sağlık ile ölümü sanurdım ki pek ayrıdır

Bildim bugün ikisi olmaz fütûrda başka

Cümle âlem O Bir de mahv oldu ancak O var

Ey zâhid geç bu suverden olma nûrda başka

İçine gel içine taşrayı hâline koy

Sûret ile sîretin olmuş usûrda başka

Sen ne isen ben de o iki gördün ey şaşı

Sakat gözünle gözüm değil manzûrda başka

İlhâd ile îmânı seçer iki gözlüler

Gözleri bir eyle bak değil makrûrda başka

Her anda bir hâldeyim Rabbi'm dahî bir şânda

Ene'l-Hak söyler cânda sanma Mansûr'da başka

Şuûn-i Rabb'e uyalı uymaz bir saatim

Diğerine böyleyken olmaz mürûrda başka

Komadı sabr ile hiç bir dürlü sebâtımı

Uymaklığım o yâra gamla sürûrda başka

Ey sûfî mahviyyet yolu cümleden a'lâdır

Keşf-i esrârda seni görme kubûrda başka

Görmedinse burada buldun helâk-i ebed

Saklama boş evhâmı levh-i hutûrda başka

Eski düşmânın sana dost olmuş hîlesiyle

Söyler ki dostum beni görme kusûrda başka

Bugün mağrûr olub ana gidersin hevâna

Gör ki Halîl Yevme yunfehû fissûrda başka

583

Ey viren erliğini bî-vefâ zenn eline

Virmişsin dirliğini gizli düşmân eline

İtmi'nân itmek içün Mevlâ muhabbeti âh

Neyine yetmedi düşdün yenilen eline

Her neyi sevse kişi dû-cihân oldur işi

Anla sevdiği ile kalır düşen eline

Ol gün ki nîceleri keşki dost olmasaydım

Filanla dir ol demde nedem geçen eline

Halîl olma ey Halîl nefsinden bî-habere

Sakın dokunma kuru yaşı seçen eline

584

Cihân bir hâlete döndü sakın vefâ ümîd itme

Fesâd sahnında zâhir halk sakın hafâ ümîd itme

Olursan istikâmetde bütün halk oldu düşmânın

Ger oldun ise şerri'n-nâs sakın cefâ ümîd itme

Senindir mülk ile sahrâ bu dağlar ile bağlar hep

Zerre var ise insâfın sakın safâ ümîd itme

Gülerler yüzüne dostum sanursın benzer anları

Hekim sanursın emrâzı sakın şifâ ümîd itme

Umerâlar eğer sende sadâkat kokusun duysa

Koğarlar tizce makâmdan Halîl kadâ ümîd itme

585

Anı bil kâilim Hakk'a adın mü'min Şerîatde

Özünde var ise şirkden eser bilmem Tarîkatde

Değil vallâhi hüccet bu zâhir sûret ve a'mâli

Eğer ki zu'm idersin ilm ü a'mâlini sikatde

Uyan tiz ey sonum hayr olmasını dilerim diyen

İdersin fitne çün îkâz adın mel'ûn Hakîkatde

İdindin zemm ü medhi kâr u sû-i zanla emsâlin

Salunursın gûyâ tecrîde varmış gibi ‘îşetde

Eğer mü'minse ismin ağzını muhkemce sedd it kim

Girerse küfr ile eşrâk koyarsın beyt-i zulmetde

Bu asr içre iki mağbûn gûyâ ahbab diye birgün

Buluşsa kıldılar düğün geçer eyyâm nemîmetde

Sükût iden lisân u kalb ile buldu selâmetler

Hele dîn içre ol sâdık bulunmuşdur ganîmetde

Dilersen ârif olmak ruhsat-ı şer'i ferâgat kıl

Ki zîrâ nefsi mağlûb eylemek ancak azîmetde

Giden hîle-i şer'a düşdü meğer her adûya hay

Hazer kıl sen Halîl zinhâr ebed anlar hezîmetde

586

Cümle iderdi îmân Rabbi'm murâd eylese

Bulur mevcûdu hemân kul yoğu ad eylese

Ne fâide ey vâiz ne ki makdûr olur o

Buğzun boşa ana kim küfrü mu'tâd eylese

Kimsenin hüzn ü elemine olmaz müşterek

Ol cân ki Rabbi anı vasl ile şâd eylese

Ehl-i nifâk u şirkin mevtini yerler diler

Çün şerri artar, ömrün Hudâ müzdâd eylese

Ol iki gören arar aybını diğerinde

Cânı rahat eylemez Hakk'a münkâd eylese

Kârı irtidâd olur tarîk-i Hak'dan anın

Çün İblîse hoş gelmez tâatı tâd eylese

Halîl murâd-ı Hakk'ı görüb tefvîze doğrul

Hor görme seni müşrik hor deyû yâd eylese

587

Yandınsa da aşkınla destûrsuz katre içme

Sen sana evhâm ile bahr-i muhîti geçme

Her eli makas tutan terzi değil ey uryân

Gelse dîbâc-ı irfân hesâbsız anı biçme

Yumurtadan çıkanlar hemân uçar mı sandın

Atub kendün yüceden tüysüz kanâdın açma

Zamânlarca hemân tayrânı görmeden olmaz

Birlik yola girmeden zinhâr başına uçma

Edâyı terk eylemek vakti tamâm idene

Bu devreden önce sen âhir mekâna göçme

İblîs ü nefs iğvâsı her tarafdan gelürken

Teslîmin yuvasından hemân yerinden kaçma

Nass-ı Kur'ân'dır Halîl anlayana sözlerin

Duymadan ma'zûl olanlara bu cümle saçma

588

Yûsufum bugün zındândayım âh

Sanırım geniş meydândayım âh

Sürûrum boşdur efgândayım âh

Zâhir kuyusunda Ken'andayım âh

Aslım Yâkub'la dem beni aldılar

Eğlenmeye deyû derde saldılar

Beni zâr içre anlar anda kaldılar

Hadd u hasre gelmez efgândayım âh

Gülmem ağlamakdır gülsem ağlarım

Gülmem dünyâda ben ölsem ağlarım

Tûfan-veş âleme dolsam ağlarım

Mekânsız iken mekândayım âh

N'itdi ise itdiler pederle mâder

Ah sebeb oldular zulme birader

Gerçi pek doğrudur hükmiyle kader

Sarayda iken külhândayım âh

Yaşadıkça tuğyânlığım artıyor

Nefsim şerri alub hayrı satıyor

Mevlâ'm akı siyahlara katıyor

Renksiz iken şimdi elvândayım âh

Açlığımdan haber tizce alırım

Aslım yârdan habersizce kalırım

Esas hâlde kederle bunalırım

Ben benden bî-haber gümândayım âh

Uyanmam uykudur uykum uyanmak

Bu yüzden bulamam uykuya kanmak

Halîl'e yok Nemrûd oduna yanmak

Ne çâre Tîr-i Gümândayım âh

589

Cümle müşkiller hall olur âsâr-ı zikr-ullâh ile

Bil hamr-i hamra hall olur âsâr-ı zikr-ullâh ile

Tesbîh ider her zerreler her anda binbin kerreler

Tâlibe gelir behreler iksâr-ı zikr-ullâh ile

Mağrûr-i hâl olma sakın meftûn-i mâl olma sakın

Feyz-i Rahmet yağar yakın emtâr-ı zikr-ullâh ile

Âbâd olur makbereler zâkir idince nâreler

Raksa durur hep zerreler iş'âr-ı zikr-ullâh ile

Zikr itmede ins ile cân zâkir bulur nûr-i irfân

Nîce gedâ oldu sultân envâr-ı zikr-ullâh ile

Muhît oldu eşyâyı Zât seyr it geçüb altı cihât

Hayât olsun sana memât âyâr-ı zikr-ullâh ile

Recâi zikr ile doldur Alîm'in rahmetini buldur

Kuru toprakları güldür âbâr-ı zikr-ullâh ile

590

Refâh-ı dû-cihân yâra okuyan uğramaz nâra

Gelmedi misli bu dâra oku bak bahr-i envâra

Kitâb-ı kâinât zerre buna nisbet ki bir kerre

Geldi mi âlem-i dehre müşâbîh şehr-i envâra

Ne bahr-i a'mâk ma'nâdır ne şehr-i eşvâk ra'nâdır

Ne behr-i ervâk emnâdır celîsdir Hakk'a seyyâra

Dürr-i eslâf-ı kâinât sırr-ı esnâf-ı mümkinât

Virir o nefse tezkiyât Enîs Mutlak'a tayyâra

Vesîle nâzı her âlem nassıyla râz-ı her âlem

Meşyile sâzıdır âlem gelirdi birbir emâre

Elif Lâm ile Mîm'i söndürür seb'a-i Cehîmi

Döndürür Sîn'e Cîm'i bilirdi men'i demmâra

Hem ikinci Elif Lâm'ı vasf ider zât-ı Allâmı

Nîsâ'da adl-i zînâmı, Mâide hükm-i Settâr'a

Müzeyyen sırr-ı En'am'ı, hem A'râfındaki Lâm'ı

Tevbe'den önce Enfâl'i Yûnus'un kavli Gaffar'a

Ne dimeli bu dil ile ki mahdûd kâl u kayd ile

Hûd'da Yûsuf'i Ra'd ile okunur ibn-i zâr'a

Ki Halîl Seyyid hâcer evvel Nahl, sonra Hacer

Ve İsrâ seyr ü seyr beşer senâ-i Kehfi zîğâra

Meryem'le Enbiyâ Tâ-hâ, Hacc, Mü'min, Nûr mâha

Furkân, Şuarâ şehâ Neml ider olman avvâra

Kasas ile Ankebût, Rûm ve Lokmân nush ider oğlum

Secde'dir neşr ider ulûm Ahzâb'da seyr-i Cebbâr'a

Seb'e, Fâtır ile Yâ-sin, Saffât ve Sad, Zümer, Mü'min

Fussilet ve Şûrâ hemin Zuhruf dir düşme evzâra

Olsa kalem bütün âlem denizler midâd olsa hem

Yazılmaz vasfı bâ kalem her yazan âyet-i bâra

Ve yazmayan ve cümle halk Duhân ve Câsiye el-hak

Ve Ahkâf, Muhammed'e bak feth-i ma'nâyı bul çâre

Hucurât ve Kâf ve Zâriyât Tûr ve Necm u Kamer âyet

Rahmân Vâkı'â vâkıât Hadîd'i kor mu ol nâre

Mücâdele ile Haşr'i Mümtehine ile Saf'a

Cum'a Münâfikûn elfi Teğâbûn'la yönel yâre

Talak Tahrîm ile Mülk'i Kalem ü El-Hakkâ silki

Meâric ile zü-filki Cinni ve Müzzemmil zâra

Müddessir ü Kıyâmet'le İnsân Mürselât Nebe hem

Nâziât'la Abese Şemsin Tekvîr ile İnfitâr'e

Mutaffif İnşikâk Burûc Târık u A'la'ya urûc

Gâşiye Fecr'e kıl Hurûc Beled Şems Leyl'i deyyâre

Vedduhâ İnşirâh Vettîn ve ikra' Kadr'i leyl'ez-zîn

Beyyine Zilzâl olmadın diyât Kâria hâra

Tekâsür Asr Hümeze Fîl Kureyş olmaz anda

Mâûn u Kevser'i bize dileriz gufrâna çâre

Kâfirûn üzere Nasr'i Tebbet Ebû-Leheb'edir

Felak ve Nâs İhlâs'a ir hitâm yok çünki ezkâra

Budur Bürhân-ı Rabbânî budur Furkân-ı Sübhânî

Budur pinhânî zahrânî mutahhardan irer kâra

Şifâdır dürlü derde bu safâdır nûrlu merde bu

Vefâdır yerli ahde bu bilen meyl eylemez âra

Eğer inse hakîkatden bir cur'a harf-i bî-adden

İçilmez idi lezzetden bu cihândaki âbâra

Var mı ibret alan andan cevâhir dolu ummândan

Kurtulub her bir gümândan nazar idemez edyâra

Var mı terk eyleyen cânı virüb cânı alan anı

Bulunca sırr-ı Furkân'ı görünmez ak ile kara

Alâmetleri var anın olanlar ehl-i Kur'ân'ın

Diriğ itmez ana cânın kakımaz gayr-ı etvâra

Olur olmaz sözü anda durur durmaz özü anda

Görür görmez gözü anda bakamaz görse de mâra

Değil lâzım sana gayrı budur tutsan eğer hayrı

Dilersen sırr-ı sırr seyri oku anı şehân âra

İlâhî feth-i bâb eyle ulu hayra meâb eyle

Kelâmını şihâb eyle Halîl İbrâhim zâra

591

Kemâl-i ilm u hilm içre sana benzer beşer yokdur

Meleklerden geçer yokdur melâyı yâ Rasûlallâh

Duhûl-i küll-i silm ile idüb tay cümle nâsûti

Bulan hayy seyr-i lâhûtî alâyi yâ Rasûlallâh

Sen öldürdün o Câlût'u olub halîfe-i fi'l-arz

Ki görmesün dikeni verd kazâyı yâ Rasûlallâh

Sen idin sırr-ı Tâlût'i ki sana mülkünü virdi

Kim i'râz itdi dar gördü fezâyı yâ Rasûlallâh

Makâm-ı Vahdet'e irdi kim itse zerrece meyli

Ziyâ dolmuş görür leyl-i dücâyı yâ Rasûlallâh

Figân u vâh ile hayli zamân terk eyledi keyli

Diler bulsun sana neyli Recâî yâ Rasûlallâh

592

Âlem-i kalbe duhûl it bin tevekkül atına

Sen sana senden nüzûl it bakmağa âyâtına

Sâha-i tefvîzi geç meydân-ı sabrı seyir kıl

Tâ rızâ bağçesine gir yol virir bostânına

Çünki irfân bulasın meclis-i muhabbete gir

Mahfel-i üns ü huzûra var iresin Zâtına

Vardığın dem imbisâtı kurb-i ma'nâ bulagör

Hulk ile sıfât-ı esmâ hil'atı berâtına

İrişince ey Halîl bunca letâif mahzına

Bilme evsâf irişir sonraki makâmâtına

593

Ehl-i aşkı pâk ider vuslata derûnda âh

Bin yakayı çâk ider şiddete derûnda âh

Ehl-i nefsi kahr ider ehl-i ünsi bahr ider

Ârifleri şehr ider hikmete derûnda âh

Ehl-i dünyâyı yıkar toprağa salub sıkar

Yedi eflâka çıkar mihnete derûnda âh

İki semti de keser her semte dönüb eser

Eyiye eyi kötüye şer bağtetâ derûnda âh

Kurudur gözden nemi dertlilerin merhemi

İrdirir bil âdemi ni'mete derûnda âh

Virir belâ fethaten okur salâ hucceten

Vâkıf ider cümleten fıtrata derûnda âh

Alma âhını kulun Halîl sen hazır bulun

Çevirir bir an yolun rıhlete derûnda âh

594

O yârin menzili cânın içinde

Devâm-ı zikre git kânın içinde

Gönül âyinesi pâk olsa pasdan

Görünür vech-i Yâr anın içinde

Vakit vakit ider seyrân o yâri

O cân ki sevdâsı Bâ'nın içinde

Gönül noktası boş kalsa cihândan

Dolar yâr zevki noktanın içinde

Bu cânım acılaştı her acıdan

Bulunca bu kavuşmanın içinde

Yedi puta n'içün tapmalı bu cân

Terki görünür irfânın içinde

İki yana virildiği ziyâ tâmm

Bulam kendümi ziyânın içinde

Eyvâh ki itdiğim burda varamam

İsem n'ideyim hicrânın içinde

Beni gönderdiler ki anı geçem

Geçer miyim utanmanın içinde

Nasîb iderse Hak bir damla içsem

Okumanın okutmanın içinde

Gemi gibi bu kalbi debredir o

Virir temâşâdır anın içinde

Büyüklüğü ko her şeyden ol ednâ

Yakınlık yâre ednânın içinde

İçin görem yârin görür mü sandın

Bulan bulur bu meydânın içinde

Yârini gözledinse oda yandın

Halîl ir yâra bu Râ'nın içinde

595

Kur'ân'ın hükmü kıyâmete kadardır söyle

Ya neden bunca ferâh gezersin hocam öyle

Ol Sûre-i Bakara'da kimlerdir anılanlar

Göster anları bana şimdi yok dirsin şöyle

Kalbi mühürlü kimdir ya kim felâha iren

Allâh'a mü'minlere neden hud'a böyle

Muhâtabı bu zamân yok dirsin küfr idersin

Zîrâ Kur'ân bekâsı mezkûrlardaki huyla

Zikri Kur'ân'dır deyû dervîşlere söğersin

Mezkûrlarını sorsam kızarsın hayla-huyla

Kimdir o kim Hak didi kalbi marazdır anın

Fesâd itmekde nîce kıyar bir cism u rûyla

Nefsini ıslâh iden sanur bu halk içinde

Hak didi müfsid anlar deriler ile tüyle

Hak'dan hidâyet olub meğer kul bile Halîl

Yoksa ağız kokusu gitmez sürünme böyle

596

Ezelden geldin ednâya iken zevk ü safâ içre

Mücâvir iken a'lâya düşüb sin bî-vefâ içre

O âlem ne âlemdi var idi kurb-i Rahmân

Bugün nefs ile şeytâna hem behâimle cefâ içre

Geç sen önce behâimden anın ardınca siba'dan

Anın sonrası şeytândan geçüb koy mıntakâ içre

Geçince bu merâtibi melâikden dahî geçüb

Gelince rütbe-i nefse anı da geç afâ içre

Gözükür rütbe-i insân anı da sen izâfîye

Güzel sûretin sûretde Halîl olub cefâ içre

597

Ey cân rıhletin içün çalınan tablı dinle

Hoş vatanına gitmeğe cânın ile inle

Sen nerdesin ey güzel ki kabrin böyle tenhâ

Eser n'içün virmedin hiç olmazsa boyunla

Dirdim aceb görürdün sana zevk-i pinhânî

Bugün ki buldun anı nîcesin bu deminle

Buldun diğer sûreti ki mecmû'-i suver ol

Bin senâ kıldın hele halâsına bununla

Su toprak zevkini koy didim bul câvidânı

Feleki geç asla gel hem ben iken seninle

Dûzağa koydu eyvâh bu cesedler ateşi

Seni benden uzağa atub koydu gamınla

Her tarafa n'içün esersin nev-zâd gibi gönül

Gelmez misin o güne ki komaz seni dîninle

Dünyâ yâhûd zîneti içün bir söz dir isen

Mahv ider cân hayâtın komaz seni dîninle

Didim ey nûr-i dîde ki her nîce suç itsen

Afv olur, ammâ olmaz olur ise dilinle

Havâtır-ı dalâle uyma ger insân isen

Mahzâ hayr olsa anı kabul eyle cânınla

Ki bugün bir emânet gün olur senin içün

Sa'y eyle yarın içün Halîl iki elinle

598

Bu gözyaşı devâ derde ah ki bunun sonu gelse

Tükenmez gamm revâ serde âh ki ciğerimi delse

Remz-i rehber ayn-ı şifâ hatırlasam hüsn-i cefâ

Ol sûretle bulsam vefâ âh rıhletim günü gelse

Nefis iğvâ virmededir nûr-i tuğrâ silmededir

Mâhî garrâ girmededir âh ki cân kadrini bilse

Nedir bu zârın ey âşık bende gülzârın ey âşık

Sin'de mezârın ey âşık âh cennet bağçesi olsa

Sundum sana zülâlinden içirdim may visâlinden

Ki virdim mâye rûhumdan âh o ihsân günü gelse

Hemân hamd eyle Allâh'a ki sen derd ile ol şâha

Bunu vird eyle ol mâha seni bulmak demi gelse

Halîl'in derdi derûnda dönen bin bini birinde

Bulur derdi bu seyrinde seni görmek demi gelse

599

Ey uykunun kardaşı sen de gel benim eve

Kardaşın gelir gider dir ki yoldadır dede

Karanlıkdır bu evim uyansam da uyurum

Yeter uyku hele gel sohbeti seve seve

Gözüm görür mü deyû her tarafa koşarım

Sen gelmesen gîcedir güneş doğmaz bu eve

Ömür ağaç dalında, yetmiş zeytün de âdem

Almaz mı sâhib, kemâle irsem ive ive

Eğer yolun uzaksa ru'yâda görün yeter

Kurtarmazsan dışarı pencere aç bu eve

Balık olsam kendümi atmaz mıyım denize

Eyvâh ki tutulmuşum insân yuducu dîve

Sensiz bana yazılmış kara kara defterler

Ey elçi o defteri sil de koma bu dâre

Bu memleketin suyu acıdır tatlısına

Geçersen bize gelüb yükledüb önce deve

Bu dîv benim göğsüme basmış çeker yaralar

Gel de biraz merhem it ey hüsn-i remz ü şîve

Haber aldım ehl-i aşk senden almış hayâtı

Her ne kadar gelişin dûr olsa da adûde

Her şeyi ben ehline virsem de gelmez misin

Ger mecâz u hakîkî çıkmaz mı fi'le kuvve

Devir mi adı devrin yoksa aslı mı cevrin

Halîl talepde fevrin bulmak mı yol o köye

600

Asıl usûl mü oldun sen ey nefs-i nâtıka

Her bir işime güldün sen ey nefs-i nâtıka

Vîrânenin kenzi misin bu letâfetinle

Benliğim alub n'oldun sen ey nefs-i nâtıka

Elinde bu ibriğin neden mâ-i hayâtı

Aldın, hem dâhi soldun sen ey nefs-i nâtıka

Vücûdumda su başı bahr-i hayâtdan mısın

Elimde ne var aldın sen ey nefs-i nâtıka

İşin doğru sözün hem ayn-ı vefâ özün hem

Doğru görür gözün hem her-dem nefs-i nâtıka

Sen olmasaydın gönül evini dîv yıkardı

Görünce aldı izin her dem nefs-i nâtıka

Seni bulmadan korun Hak dir ki bilemezsin

Boyunca dinir ana müjde nefs-i nâtıka

Âlemin kalbi sensin hayâtısın nihânın

Hem de her bir ayânın sen ey nefs-i nâtıka

Vakt-i seher Habîb'e varınca söyle selâm

İlk eyle benden kelâm sen ey nefs-i nâtıka

Kerâhât-i mekrûhu hak kabûlün makbûl-i Hak

Koma Halîl'i nefse sen ey nefs-i nâtıka

601

Müderrisin bildiği irmez bu merkeze âh

Gökleri geçdiğini söylemiş herkese âh

Âlemler efendisi âdemi kim bilmemiş

Secdesinden kaçanı benzemiş kerkese âh

Ey hâce vehmin senin uzakdan yol soruyor

Sen ne zamân varırsın girmişin kafese âh

Seherde n'içün ötdü bed-nûsu söyle bana

Vâr ise ilmin eğer irdinse nefese âh

Dilinde dîl–dârın var ırakda gezdin neden

Mihmânına hürmetin böyle mi ey köse âh

Uzun kısa sakalın dilin mağrûr eylemiş

Dûr kılmış Hak'dan seni tutdurub kâbûsa âh

Bir iki gün tefsîri koyub al ders Hudâ'dan

Mantığınla kalmışsın uyub bol hevese âh

Ma'nâ-yı Kur'ân eğer itseydi sende eser

Dimez idin fi'l-beşer bak sen şu menhûsa âh

Dört unsûr nefs-i vâhid bilemedin âdem'i

Secdeden kıldın ebâ düşdün yavan sese âh

Şaşı gören gözüne devâsı sende iken

Ta'n eyledin Halîl'i bakub her bir sese âh

602

Benim yârim o dîl-dârım bana diğerlerinden ne

Dilimde bâkî hoş vârım bana gölgelerinden ne

Zamânının zenânının visâlinden hayâli hoş

Ki nâkıs-ı akl u dinde bana o hoş bunlardan ne

O kim murâd olmuş âkil eylemez meyl her gâfil

Görür mü nâkısı kâmil denize katresinden ne

Nefs eline virir mi cân bekâ'sını bu şehvetle

O şehsüvâr ki binmişdir urûca hatvesinden ne

Nisâya meyli kılmak ger bilâ şehvet ise cândan

Hayâle kuvvet ider aşka varır gayrısından ne

Kanâd olub anı alur götürür semt-i maksûda

Konarsa mezc olur bala dime bulaşmasından ne

Helâlinden cimâ eğer olursa da yolun keser

Kanâdın sist ider zîrâ tâlibe ayrısından ne

Ki mert ile zenn birliği kılar murâdı her zamân

Maksâd andan olmasa Hak söyle netîcesinden ne

Kıblesi sûretde eğer tapanın olsa zenn eğer

Ehl-i dîlin kıblesi Hak, ana mâsivâsından ne

Ne bu halka, ne bu hulka ider ülfet, olan ârif

Halîl bu şems-i tâbânı gîce gölgesinden ne

603

Devr-i eflâk sanma müşkil seyr ider cân ehline

Hânını bulmak mı müşkil hândaki hân ehline

Hey'et-i âlemi seyr it dal bihâr-i hayrete

Arş-ı kalbe çıkûben rehber ol irfân ehline

Gökler üzre tahtını kurmuş Melâik ey beşer

Sen neden el birliği kıldın bu külhân ehline

Bak bu toprak noktası Bâ'nın mı aynı, gayrı mı

Rûh-i insân hiç uyar mı rûh-i hayvân ehline

Âlemi gör çevre çevre Bâ'yı sarmış her taraf

Gel bu Bâ'nın seyrine gir uyma elvân ehline

Sen behâimden n'içün havf idersin insân isen

Bu harâb evine gir gör beyt-i Rahmân ehline

Kalb-i selîm n'olduğunu bilmedin câhil meğer

Gel misâfir ol iki gün beyt-i Sübhân ehline

Damlasından âlemi var eyledi bahr-i ulûm

İlm-i Zât'ı kılmaz ihsân ahd-i nisyân ehline

Ey hâce terk eyle her bildiğini benliğini

Tâ göresin ki Halîl ehl oldu mihmân ehline

604

Deniz kuşuna binen minnet itmez ayağa

Korkuyu koysun hele vedâ ider durağa

Su yüzünden uçuşu ne safâdır kanada

Yaslanarak gidene seyri kor yere dağa

Hevâ göksünde gezüb sâhiller seyrânını

Şükr itmez mi görürken bakub yakın ırağa

Esen rüzgârla denizlerin yaradânına

Fikr u meyl eylemez mi girüb bağçeye bağa

Yirmiiki nehirle nîce elvân eşyâlarla

Bezetmiş bu cihânı ala yeşile ağa

Aşkı göklerle yeri şevkıyle dönderirken

Yedişer katında hükmü bak gör ol çırâğa

Ne dindi ne ki dinir boşa sanan ne bilür

Gökler arşın yanında benzer küçük çanağa

Sözlerimi eğriye çeker hasûd kârıdır

Tilki hîlesi ile düşer dâim tuzâğa

Kendüsini hoş görerek diğerini boş bilen

Bir bilgideki ateş almış anı kucağa

Nûh gibi peygamberin oğlu mürted olursa

Halîl nazar ider mi odsuz olan ocağa

605

Yaratdın ey Tanrı bu ibret evini kimlere

Virdin nizâmı yer ü gök mekân ile demlere

Kitâbında her taraf yüzünden gayrısı yok

Bildir eşyâyı göster yüzünü âdemlere

Tabiatlarla ecsâmı anâsırda bilsem

Sûretlerde başka ne irse idim cemlere

Hayvân ile ma'den ot hep kudretinden eser

Düşünmek midir meğer irüb sırr-ı şemlere

Devrânında eflâkın vukûfû bu idrâkin

Dört erkân imtizâcı düşüb nîce gamlara

Bu kitâb-ı hikmetin hurûfi kudretini

Gören bulur mevâlid düşer mi o kemlere

Hem Tanrı kelâmları bir bilüb merâmları

Terk idüb her da'vâyı gel ki düşme semlere

Ne kutlu o câna ki evkât bildi eşyâyı

Terk eyledi dünyâyı var bağ-ı iremlere

Köpükleri terk idüb yüzden içeri daldı

Saldı deryâya kendün bakmaz medh u zemmlere

Bak bu nasıl denizdir gelir gider yüzde su

Artmak eksilmesi yok dolar nîce hemlere

Bir dalga gibi âlem gelür gider bekâsız

Gidene ey vefâsız bakub düşme yemlere

Gelen ile gidene bakub yorulma gönül

Deryâyı bul deryâyı bakma sulu çimlere

Yoğu var bilme yazık fikrine yorulmağa

Ehline vir dünyâyı kuru yaş diyenlere

Elindeki ölümde vardır ebedî sağlık

Tanrıyı iste, cihânı terk eyle sen gamlara

Mustafâ'nın sözünü sevmiş, inanmış olsan

Hani sen olmuş idin irmiş idin demlere

O rûh ile bağlasan iki dudaklarını

Akıl dudağı söyler hikmeti haşîmlere

Ya'ni haşîmlik bilene o zâta dirler haşîm

Yoksa ma'nâ kâr itmez çok bilen haşîmlere

İşitmese kulağım bir iki gün hoş olur

Gönül kulağı varır gökde terennümlere

İki cihân birdir diyenler olmaz mı mağrûr

Tertîblerini koyub düşmüşdür enginlere

Vücûdun birliğini bulan hâl ile bulur

O zamân memnûn olur ammâ düşer çimlere

Geçerse fikri ile ileri rütbelere

Ulaşır emre mutî' veliyy ü hamîmlere

Kendi de muti' olur kendü fermânlarına

Fakat suçdan çıkamaz düşmüşdür elemlere

Gerçek görmeye ise anı kor Tanrıya

Yerle berâber olur vedâ ile kısımlara

Sırrı gâyet saklıdır açık diyen haklıdır

Bu bir kâmil naklidir irmeli peygamlara

Senden sen hiç gidilmez tendir ayrılan senden

Gerçek ölümden evvel irmeli bî-gamlara

Sükûtunu kâmilin senin suâllerinden

Noksanından sanursın sürünürsün hemmlere

Cihânın esrârından onlar söyler ki bilmez

Humk iledir bilgisi düşmüşdür mâtemlere

Sûretâ yüzü güler riyâ ve ucb iledir

Ey Halîl bunları ko irdinse hâtemlere

606

Her kişiye sanma terke irmek müyesser ola

Mü'min oldur dileye her demde mükedder ola

Her ne fikre gelse anı söyleyen fehm ü râza

İremez asla murâda vaslı muasser ola

İlm u a'mâl güç değil elzem sana cehd içre cehd

Hak yolu zann itme hiç nefsin çün muhayyer ola

Kesret-i a'mâl sana delîl değil cehd olmasa

Bir cihâd kıl nefsine ekberle muabber ola

Her ne ki arzu ider nefsin anın aksini kıl

Tâ Halîl ol Nemrûd'un dileği muahhar ola

607

Derdine hoşca bir devâ işit hele inile

İnile ey dertli gönül yâr aşkına inile

Yola gir dönmez isen zinhâr eğer ben ile

İnile ey dertli gönül yâr vaslına inile

Görürsün üç, yedi, kırk himmetle neler varsa

Tûr, dere, yel ile cibâl hem deryâlar inile

Yağmurla kar iniltisin hem göklerin yardıkları

İnile ey dertli gönül yâr şevkine inile

Taş dime toprak dime her gördüğünü eyi tanı

Kim var unutma o toprağın içinde yatanı

Koyan kimdir, kovan kimdir Cennetdeki atanı

İnile ey dertli gönül yâr mekrine inile

Yeryüzün bin âyinede gösteren güzeli gör

Bize hâlin nîce deyû sen de hatırını sor

Yüzbin âyinede bir yüzü görmeyenin gözü kör

İnile ey dertli gönül yâr hicrine inile

Sana her zerreden ider nîce bin cilve edâ

Dir ki senin yârin benim sanma oldur mâ-adâ

Beni bilmez isen zîrâ oldun ebedî cüdâ

İnile ey dertli gönül yâr kahrına inile

Her güzelin güzelliği eyi anla benimdir

Beni bilen cânı cânım teni dahî tenimdir

Beni unudanın evi yedi cehennemdedir

İnile ey dertli gönül yâr hışmına inile

Gel dir isem yollar geniş olur sana gelinir

Huzûruma gelen âşıklara dağlar delinir

Cebr iderim câna vaslı Halîl murâd bilinir

İnile ey dertli gönül yâr cebrine inile

608

Eyi söylemek dururken aksini sen söyleme

Hem sağlık ile yürürken seni sayru eyleme

İki eğri beni hoş disünler deyû nâhoş

Söyleme şol sözü boş hem serfürû eyleme

Âdem midir o âdem hem iki sanur âdem

Birden utanur Âdem i'raz-ı rû eyleme

Maksûdun söyle nedir senin dilin var ise

Vârın terk eylemekdir yol vâr sana yâr ise

Kıbleye yönelenler poyrazdan yüz çevirir

Kâ'be arkanda kalır yönün poyrazlar ise

Bilmediğin yana hiç dönme yanmayam dirsen

Bilmeden oda düşer pervâne oynar ise

Her bir oyun harâmdır didi sözü hak olan

Çok güler söyler oynar kişi aklı dar ise

Yaşama darlığından önce düşünebilsen

Dost hoşnûd olur ise işle yok kaç kâr ise

Nesneden ki Hak hoşnûd olmaya kâr sayılmaz

Anda toplanmış olur her ne ki zarâr ise

Duruş gününde utanur ateşe o sarılur

O kim Hak'dan rızâsız her neyi sarar ise

Düşün düşün yine düşün laf mekrine düşme

Bin düşünür bir söyler kim sözden anlar ise

Her ölçüye düşürme ya doldurmaz ya taşar

Kendine evkât anla gözlerin bakar ise

Kavak, servi yükselse zeytûn olalım deyû

Adına irişir mi göğe dek ağâr ise

Rahmet olsun ruhuna şâd olsun dirler ana

Kim haddini kadrini bilici cândâr ise

Müftî, hâkim, emîrim deyû benlik idene

Ayağı kibrit başı her nere basar ise

Sakal sarıkla biliş nesi var ise tükür

Çekinme aldanmayın şeytânlık yapar ise

Câhil özünü ârif sanur birkaç söz ile

Tûti insân olur mu her ne söz kapar ise

Ehl-i nazara yan bakanın gözü kör olur

Ben de onun gibiyim deyici bî-âr ise

Akl u fikirden üstün Mevlâ'ya irişine

Akl u fikr irdirilmez ne yana uçar ise

Bilmediğini inkâr kolay gelür kişiye

Korkusuza toplanur her ne ki inkâr ise

Âdem ise adın ikrâr ehli ol Halîl

Âdem'le bile geldi her ne ki ikrâr ise

609

Maksûdun söyle nedir senin dilin var ise

Vârın terk eylemekdir yol vâr sana yâr ise

Kıbleye yönelenler poyrazdan yüz çevirir

Kâ'be arkanda kalır yönün poyrazlar ise

Bilmediğin yana hiç dönme yanmayam dirsen

Bilmeden oda düşer pervâne oynar ise

Her bir oyun harâmdır didi sözü hak olan

Çok güler söyler oynar kişi aklı dar ise

Yaşama darlığından önce düşünebilsen

Dost hoşnûd olur ise işle yok kaç kâr ise

Nesneden ki Hak hoşnûd olmaya kâr sayılmaz

Anda toplanmış olur her ne ki zarâr ise

Duruş gününde utanur ateşe o sarılur

O kim Hak'dan rızâsız her neyi sarar ise

Düşün düşün yine düşün laf mekrine düşme

Bin düşünür bir söyler kim sözden anlar ise

Her ölçüye düşürme ya doldurmaz ya taşar

Kendine evkât anla gözlerin bakar ise

Kavak, servi yükselse zeytûn olalım deyû

Adına irişir mi göğe dek ağâr ise

Rahmet olsun ruhuna şâd olsun dirler ana

Kim haddini kadrini bilici cândâr ise

Müftî, hâkim, emîrim deyû benlik idene

Ayağı kibrit başı her nere basar ise

Sakal sarıkla biliş nesi var ise tükür

Çekinme aldanmayın şeytânlık yapar ise

Câhil özünü ârif sanur birkaç söz ile

Tûti insân olur mu her ne söz kapar ise

Ehl-i nazara yan bakanın gözü kör olur

Ben de onun gibiyim deyici bî-âr ise

Akl u fikirden üstün Mevlâ'ya irişine

Akl u fikr irdirilmez ne yana uçar ise

Bilmediğini inkâr kolay gelür kişiye

Korkusuza toplanur her ne ki inkâr ise

Âdem ise adın ikrâr ehli ol Halîl

Âdem'le bile geldi her ne ki ikrâr ise

610

Ezelden yâre bî-gâne olan gelir mi meydâna

Çağırma anı dîvâna değişme kârı ziyâna

Gözükür benzer uyara onulmaz andaki yara

Özü îmândan âvâre gider mi râh-ı irfâna

İnanma mü'minim deyû sana uyduğu birkaç gün

Adâvet setr içün İblîs dostum didirtdi Mervân'a

Bugün îcâb-ı nef'i dost olur güler uyar her dem

Bu hâle nef'inin aksi görünce gider udvâna

Bu tarz üzre karîn-i sû' adını sorma sen aslâ

Yezîd-i vakt olur el'an uyanlar düşdü husrâna

Bahâne itmesi komşu veyâ kurbiyyeti anın

Galatdır, cânına düşmân olan dost olmaz ihvâna

Bugün dostluğuna anın ider Hak dostluğu ifnâ

Yarın ana da iş ider ki itmez idi düşmâna

Muhabbetle meveddet Hak içün olmazsa bâtıldır

Adâvetdir nedâmetdir netîce kâr-ı insâna

Adâvet Hak içün olsa kime olsa meveddetdir

Muhabbetdir meserretdir huzûrdur rûh-ı ebdâna

Anın içün hubb-i fillâh Muhammed Mustafâ emri

Bu yüzden buğz-i fillâh vâcib oldu zenle merdâna

Bu yüzden oldular düşmân nîce kurb ehl-i yârâna

Halîl atâsını koydu ki dönmeyince Rahmân'a

611

Ey müşkil içre kalan Nebî ile Velî'de

Bundan azher ne ola hafî ile celîde

Tohum oldu nübüvvet kök olmuşdur Risâlet

Dîn ağacına meyva Velî'dir ezelîde

Bu yüzdendir ki zâhir dinir Nebî velîden

Yücedir, çün velîye feyz ider evvelîde

Ey cümle-i Nübüvvet mazharı muktedâlar

Her bine binler salât ile selâm belîde

Didiği demden ervâh son deme irişince

Sonsuz Halîl tahiyyât zuhûruna var Alî'de

612

Kâtib-i Levh'in güzel elinde

İdim yazılırken Kur'ân dilinde

Berâber idim hem Kün emrinde

Gonca idim açılmadan gülünde

Mikâil'e Hakk'ın ilk kelâmında

Kırklar askerinin aşk i'lâmında

Ahmed'le Haydar'ın sırr-ı teâlinde

O sırr-ı nihânın idim yolunda

Arş üstüne kırklar kurunca cem'i

Muhabbet-i Hak olub sürünce demi

Balçıkdan yaratdığı dem Âdem'i

Hak bulunmuş idim o dem belinde

Yûnus balık içre kaldığı günler

Haydar Zü'l-fikâr'ı çaldığı günler

Kavmini yas ile saldığı günler

Cümlesinde bulunmuşdum kolunda

Recâî bu yolda yâr-i aşk oldun

Münkirler bulamaz sen ne ki buldun

Bir câna yerleri gökleri virdin

Bir yoldaşın dahî Yemen elinde

613

Gözün aç nüsha-i Kübrâ ilmü'l-Esmâ'yı seyr eyle

Sırât-ı müstakîmdir ol gözü bünyâyı seyr eyle

Şerîatla Tarîkat hem Hakîkat, Ma'rifet anda

Gelir gönlüne girüb Kâ'be-i Ulyâyı seyr eyle

Anın yolunda cân terk eyleyenler buldu Mevlâ'yı

İrdiği rûz-i Mahşer Menzil-i Ulyâyı seyr eyle

Ana âşık olanlar azı çoğu n'eyler, şunlar kim

İki âleme Lâ dirler idüb İllâ'yı seyr eyle

Bu Tevhîd'e irenden sor, Halîl kimdir yâ Delîl kim

İmâm ve yâr ise dînin hafî ma'nâyı seyr eyle

614

Muhammed'in hakkı içün günâhlarımdan geç Allâh

Mürtezâ'nın nutkı içün günâhlarımdan geç Allâh

Bi-hakk-ı Fâtıma Ümmi Hatice-i Kübrâ cemmi

Ehlinden içenin semmi günâhlarımdan geç Allâh

Hüseyn-i zü'l-Velâ içün Meşhed-i Kerbelâ içün

Çekdiği bin belâ içün günâhlarımdam geç Allâh

Zeyne'l-İbâd ve Bâkır'ın hakkı içün hem Câfer'in

Ve Mûsa Kâzım Züfer'in günâhlarımdan geç Allâh

Bi-hakkı Aliyyü'r-Rızâ Tâkî ve hem Nâkî zibâ

Ve Hasan Askerî mahzâ günâhlarımdan geç Allâh

Muhammed Mehdî hakkı içün çarda ma'sûm hakkı içün

Rasûl'in cem'i hakkı çün günâhlarımdan geç Allâh

Cemî-i Enbiyâ hakkı cemî-i Evliyâ hakkı

Halîl-i zî-recâ hakkı günâhlarımdan geç Allâh

615

Gözet cân ile ey âşık Alî'dir ayn-ı sırr-ullâh

Adındır sûreti'l-insân anın rûhu Rasûl-ullâh

Alî ferd-i hakîkatdır imâm ve hem Tarîkatdır

Alî başlarda rif'atdır odur nutkunda Rûh-ullâh

Alî'dir cümlenin cânı Alî'dir her kerem kânı

Alî'den al ki irfânı Alî'dir bâb-ı ilm-ullâh

Alî râh-ı hidâyetdir Alî sırr-ı inâyetdir

Alî nûr-ı velâyetdir Alî bî-şekk Velîyy-ullâh

Alî'dir Lahmuke lahmî dinilen demüke demî

Belvassânî ibn-i ammî buyurdu bil Rasûl-ullâh

Alî'dir evvel u âhir Alî'dir tayyib ü tâhir

Alî'dir bâtın ü zâhir Alî'dir hem Sahîyy-ullâh

Alî Cinân u Rıdvân'dır Alî Hûri ile Gılmândır

Alî Cân ile Cânândır ki rûhu oldu Arş-ullâh

Alî'dir cümleden a'lâ ve yâr-ı Ahmed-i Mevlâ

Sâkî-i kevser-i bâlâ Alî'dir ayn-ı Feyz-ullâh

Alî'dir yel ile ateş Alî hâdil ve hem âyiş

Alî ârif Alî dâniş Alî'dir aşk-ı Şevk-ullâh

Alî'dir cümlenin yâri Alî'dir tâlibin vârı

Alî'dir sâlikin kârı ve şâhid-i Cemâl-ullâh

Alî muhît-i a'zamdır Alî mahbûb-i efhâmdır

Alî hem kıbel-i akvemdir ki câmi'-i Sıfât-ullâh

Alî'dir mazhar-ı Zâtî cevâmi'dir kemâlâtı

Alî'dir nûr-i âyâtı ki mazhar-ı Kelâm-ullâh

Alî Zebur u İncildir Alî Tevrât u Tenzîldir

Alî deryâ Alî nîl'dir Alî'dir vech-i Nûr-ullâh

Alî'dir sâcid u mescûd Alî'dir cümleye maksûd

Alî âbid Alî ma'bûd Alî'dir şâh-ı Beyt-ullâh

Alî'dir sâhib-i Düldül Alî güldür Alî Bülbül

Alî Sultân Alî kuldur Alî elinde Seyf-ullâh

Alî'dir gün gibi envâr Alî mihrâb Alî mimber

Alî'dir fâtih-i Hayber ve kâtil-i Adüvv-ullâh

Alî'dir seyr iden sırrı Alî'dir gösteren berri

Alî'dir dehr iden devri Alî teslîm-i Hükm-ullâh

Alî yâr-i Muhammed'dir Alî vâr-ı Muhammed'dir

Alî kâr-ı Muhammed'dir Alî'dir nûr-i Nûr-ullâh

Recâi'nin yüce Pîri ümîdin eyle zâiri

Ceddî Rasûl'ün vezîri Alî'dir kâilü fîllâh

616

İrişdirir selâmı ehl-i kurba hem ehibbâya

Giderse mektûbun yetişir komaz ekdârı ferdâya

Vefâ ummak cihândan çün hata ise de ma'nâda

Cihân olmasa kim nâil olurdu rûy-i zîbâya

Hudâ'dan gayrıya meyli viren dâreynde aldandı

Fakat ağyârı olmasa kim ulaşırdı Rızâ'ya

Cehdsiz kimse iremez rütbe-i sırr ı a'lâya

Maksadın Zât ise Halîl tahammul eyle ezâya

617

Sensin Sultânım eyleyen arşda tımârı bağlara

Ölüleri kılan diri viren hayâtı sağlara

Sûretde insândır adın beşerden gayrı yok yâdın

Lûtfunla âlemi sardın yağan kar gibi dağlara

Ağlayana dermân yüzün hep ahd ile peymân sözün

Çok uzakdan görür gözün sığmaz cemâlin çağlara

Bir gönülde aşk-ı Hudâ zerre sezer ise Zâtın

Tiz ma'mûr eylersin anı bakmayub kara ağlara

Ateşe baksan nûr olur kahrına iren dûr olur

Çok teşvîşler huzûr olur şehdin virilmez zağlara

Enîs u mûnisi yârim iki âlemde her vârım

Her hâlimden haberdârım atma beni ırağlara

Şevkın ile gezer gönlüm emrinle zehrim bâl olur

Sensiz hayât bana ölüm senden nizâm dimağlara

Nûrunla dûzahlar söner aşkın ile rıhtlar döner

Halîl'e şemsinden iner nûr cândaki otağlara

618

Aynısı da nasârâya kurulmuşsa da Kilise

Bugün zındân kesilmiş hikmeti gör nâsa Kilise

Güvercinlere mesken kubbesi ve ulvî etrâfı

Dimek me'vâdır ancak muhtelif ecnâsa Kilise

Lisân-ı hâl ile söyler bu kuşlar hep ki var ma'sûm

Hem lâyık olmadadır dir çok şirâr-ı nâsa Kilise

Muzîr olanların kalbinde misl-i şerri memzûci

Duvarları demirle zabtlıdır kıyâsa Kilise

İbadet idene hem itmeyene dir ki hâl ile

Emr-i Hak'la cezâm vardır uyan hannâsa Kilise

Ve hem Rahmetle duâsını dirîg itmeyenlerin

Dimesünler ki çok zikr eylemiş dilinde Kilise

Halîl sen istikâmete idersin hâlini tahvîl

Gidersin tiz bilâ te'vil durur bil ye'se Kilise

Halîl yâdigâr olsun Ebû Zer ibn-i Alî

Her ehl-i dîl okusun ibret içün Kilise

619

Kulak vir bî-nevâya gönül irsün devâya

Bugün haberdâr olsun bir fi'l-i bî-revâya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya

Geleli nesl-i Âdem görmedi mislin âlem

Yezidler oldu hürrem bu derd-i bî-devâya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya

Ben İslâmım diyenler gûyâ hacca gidenler

Hakk'a kul seçilenler gör n'etdi Müctebâya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya

Tutdu zâru'l-atşa bir içim su virmediler

İtmez küffâr-ı Habeş bu zulmü bir a'dâya

O kavm neferin kırdı cümle civânı merdi

Son kendü atın sürdü girdi O Şâh gazâya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya

Aşr-ı Muharremde âh cum'a gününde O mâh

Çağırdı deyû Allâh boyun eğdi kazâya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya

Havfından Şimir lâin okurdu Yâ-sin hemîn

Tâ ki yutmaya zemîn kasdında Hel etâ'ya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya

Sinan ile ikisi ol gîce kasd etmişdi

Yer anları tutmuşdu ta'zîmen Mürtezâ'ya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya

Cum'a vakti havâle oldu şahâdet âle

Gün kubbeden zevâle dönmüşdü virdi sâye

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya

Tutdu hep âlemi yas gâyet sevindi hannâs

Mahşer gelür sandı nâs çökdü zulmet semâya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya

Elinde iken kazâ virir mi diye rızâ

Neler gösterdi kazâ ahfâd-ı Mustafâ'ya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya

Bunca gürûh-i fetret alan yok mu hiç ibret

Yok mu hiç hubb-i kurret ol kavm-i bî-hayâya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya

Âl'e kılan ezâyı la'net ider Recâî

Sever âl-i abâyı değişmez bî-bahâya

Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya

Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya

620

Yeri göğü denizleri yaradan

Gözümü perdeli koyma sonumda

Koma beni geri aklı karadan

Okumaz bir deli koyma sonumda

Seni bilen güzel murâd içinde

Varlığı ezelî bünyâd içinde

Bırakma seni bilmeyen yâd içinde

Gönlümü hilâli koyma sonumda

Yâd oduna yanar isem söneyim

Sen var iken yâ ben kime döneyim

Döner isem ben yârime döneyim

Bağrımda yâd eli koyma sonumda

Sevme dir bana seveni seni

Göreni göster görmemi ivdir

N'eyleyem ikiyi iki evdir

Günümü gîceli koyma sonumda

Eş it beni eş it denizdekine

Karada Ahmed'in izindekine

Ehl it beni nesli kızındakine

Elifi heceli koyma sonumda

Yâd ideyim yâri yâd arasında

Anayım bin dürlü derd arasında

İreyim varlığa derd arasında

Halîl dir peçeli koyma sonumda

621

Beni kıldı berî arâmîde

Aşk olunca kişi arâmî nide

Âdem Pîr ile bu dostun ireli

Âb-ı şirînim şûr oldu göreli

Ol ezel goncasını ben dereli

Gamdan a'lâ görmedim âdemîde

Arzû-mend idim Hudâ'yı bir zamân

Şimdi arzû kalmadı zerre hemân

Bilemem hoş mu bu hâl yoksa yaman

Bahr-i ademdeyim ben bir gemide

Ateş-i bî-dûd gibi yanar idim

Âb-yâr-ı dîl görsem kanar idim

Kimi görseydim hekîm sanar idim

Bekler idim devâyı merhemi de

Şimdi âmâc-gâhım olmakdır berî

Anmamak bir kayd içün el-Hak seri

Yâr içün dolaşmışım nîce yeri

Ancak eser kaldı bu dem femîde

Bilmemezlik sever idim ben bu gün

Bir olubdur bana musallâ düğün

Ey Halîl her ne dir isen iy düşün

Fikr içindedir ahlâk-i hamîde

622

Gelir güler yüze mel'ûn döner adâvet icrâda

Fırsatı bulsa ef'â-veş sever bî-gâyet ifsâda

İki yüzlüdür ol deccâl fakat birle olur zâhir

Kim aldansa zuhûruna atar huzûru eb'âda

Hudâ'nın nezd-i pâkında olan müşrik ise müslim

Nifâk içre olur her-dem değildir şerri ifnâda

Adı İslâm fakat kâfir ana nisbetle sâlihdir

Dum alâ ragmi'l-îdâ mü'min isen koma ebkâda

Yol üstündeki ezâyı imâte bize vâcibdir

Rasûlullâh'dan emr oldu bu ma'nâ bize ignâda

Kuşanur zünnâr-ı şirki İblîslere ider gıbta

Değildir âdemzâde odur ki şerri iğvâda

Hudâ Peygamberine dir ki sen hazer kıl anlardan

Katl ide anları Allâh komaya nârdan ibrâda

Yüzü solmaz hayâ kılmaz ki yok îmân u dîn anda

İder sû-i niyetle zann değil fesâdı ekfâda

Sanur bilmez özün Celîl salınır her yana hâin

Tanur görse yüzün Halîl tutar çün fitne ibkâda

623

Hamd eyler sâl u âyına sâhib olan dîl–dârına

Ol ki âşıkdır yârına vedâ' idüb ağyârına

Minnet sana yâr tâ ecel ol yâre ki izzü ve cell

Ni'metlerin çokdur güzel görmeyen düşdü bârına

Lûtfun olmazsa ey Latîf inkâr gelir kula redîf

Tutar bulut gâyet kesîf düşer cahîmin nârına

Bülbül güle ağlar iken aşkı zevki anlar iken

Firkat anı dağlar iken kerkes gider murdârına

Yalan varı elimden al sen beni gerçek yola sal

Bir iki gün gönlümde kal irsün nihâyet zârına

Lûtf eyle sil dîlhânemi hem açıver meyhânemi

Ta'mir idem vîrânemi kenzi koyub ızhârına

Bülbül konmaz zibillere meyli var yeşil illere

Aldanub düşmez bellere gözü yok yalan varına

Ol ki ni'mete kör olur Mevlâ indinde hor olur

Her anda işi zor olur düşer güllerin hârına

Helva görür lâş gözüne nâmertdir ateş özüne

Yanar tutuşur közüne nûr sanub düşer nârına

Ol ki cân derdini bilmez bir kerre gözünü silmez

Ezel yârine eğilmez girer mi hiç gül-zârına

Cânlı cânsız puta secde ider sanki gelir vecde

Varır mı a'lâ-yı mecde âr eyleyen ikrârına

Ey güzeller güzelini kor tutar münkir elini

Zikre dönmeyen dilini terk eylemişken vârına

Düşmân ile savaşır mı Hak yoluna yaraşır mı

Acabâ son irişir mi la'net olan inkârına

Geldi yüze dostum didi İblîsine postum didi

Telbîsine mestim didi afv olur mu evzârına

Fesâd ider dilden dile sanur ider sana hîle

İderken kizbe vesîle iz'ânı yok idbârına

Çokdur içinde teşvîşi seçemez yaz ile kışı

Budur nefs-i dîvin işi çalışmada ızmârına

İlâhî nefsimi öldür anın düşmânını güldür

Lûtfunla kalbimi doldur boyansun Hak envârına

Elimden al benliğimi bahş eyleyüb senliğini

Bulsun gönül şenliğini vedâ' eylesün vârına

Kapunda Halîl ağladı cânla ciğeri dağladı

İki elini bağladı teslîm el virdi kârına

624

Hadîs-i kudsî içinde didi Hak Âdemîzâde

Yalınız kal ki zikrimi idesin olub âzâde

İderim ben de zikrini senin mele'-i a'lâda

Çün anasın beni ihlâs-ı kalb ile idüb tekbîr

Kulun zannı bana nîce ise öylece viririm

Çün anınla berâberim beni zikr itse dünyâda

Anı halkda zikr idem eğer nefsinde anarsa

Gelür nefsime zikri hoş getiririm anı yâda

Beni zikr iden odur ki unuda gayrımı cümle

Ne fânîde göre gayrım ne de gözlüye ukbâda

Anı ben anarım keşf-i hicâb ile açub perde

Görür yüzümü, sanki ay gözükdü ana semâda

Lisân-ı zikre rızâm var olursa kalbe likâm var

Eğer zilletde zikr ide olam izzetle atâda

Eğer ni'metde zikr ide anam şiddetde anı ben

Eğer cehd içre zikr ide irdiririm anı eşhâda

Veya kullukla zikr ide anarım rubûbiyyetimle

Fenâen zikr ider olsa koyarım anı eb'âda

O Mevlâ çünki lûtf idüb Halîl gösterdi sana yol

Hemân zikr eyle sen anı unutma terk it irâda

625

Bulmak istersen kânda ara bul Hakk'ı sende

Gezme gel sen yabanda gel Şâh-ı Nakşibende

Muhammedü'l-Buhârî iderim iftihârı

İstersen yüce yâri gel Şâh-ı Nakşibende

Tarîkine giren hep saklar anları Çeleb

Allâh'dan ider taleb gel Şâh-ı Nakşibende

Tarîkatın Pîridir cümlesinin fahridir

Mürîdin nazîridir gel Şâh-ı Nakşibende

Tarîki yüce anın kadri bilin O şahın

Gir tarîkine anın gel Şâh-ı Nakşibende

Ger Hakk'a didin belî bozma ahdin ezelî

Derdiyle sen ol deli gel tarîk-ı Şâzelî

Sırrını gizlemeli yolunu izlemeli

Yokluk ile irmeli gel tarîk-ı Şâzelî

Gözlerinin bebeği oldur tarîkat beği

Cümlesinin yekreği Ebu'l-Hasan Şâzelî

Zikri hem anın tevhîd dâima ider temcîd

Hakk'ın yolunda saîd gel tarîk-ı Şâzelî

Zikr eyle sen Mevlâ'nı fikr eyle yüce şânı

İster isen sen Anı gel tarîk-ı Geylanî

Sultân-ı tasarruf O burhân-ı âşıkın O

Nâsır-ı mürîdin O Abdulkâdir Geylânî

Tâlibini sever ol kendüsini över ol

Düşmânını döver ol Abdulkâdir Geylânî

Behey gâfil gel uyan Mürîdine kemm diyen

Kendisi kemmdir inan Abdulkâdir Geylânî

Pîri Abdulkâdir'dir gîcesinde bedirdir

O bir gizli serîrdir, Abdulkâdir Geylânî

İstersen Hû dâîye âlemlere râiye

Yalvar sen bu dâiye gel Şâh-ı Rufâîye

Seyyid Ahmed Rufâî hem Mürîdine râi

Ol cümlemize dâî gel Şâh-ı Rufâîye

Rufâî Ahmedîdir Rasûl'in ahfâdıdır

Mürîdin muînidir gel Şâh-ı Rufâîye

Sülâle-i Rasûl'dür dahî hass u makbûldür

Uhrâ ile meşgûldür gel Şâh-ı Rufâîye

Geçdi dünyâ gülünden öpdü Rasûl elinden

Halîl Anın neslinden gel Şâh-ı Rufâîye

626

Yâ Râb bizi sen şerr-i kaderden âgâh eyle

Nûr-i Muhammed'i yolda bize hem-râh eyle

Havf-ı a'dâdan emîn eyle bizi dû-cihân

Mekr-i a'dâ geydini kendülere âh eyle

Gönül iklimimizi bizlere teslîm idüb

Esrâr guyûbuna bizleri hoş-gâh eyle

Sür zulmeti arz-ı kalb gîcesini kıl tâbân

İrfân-ı nefsimizi şebimize mâh eyle

Nefse esîr olan bu Halîl ruhu kurtar

Nâr-ı şehvet-i Nemrûd'da yanmayan şâh eyle

626-A

Ben bu cihâna geldim aşkınla

Kevn u mekâna doldum aşkınla

Bildim ki dermân yine derd imiş

Hemân sararıb soldum aşkınla

Aklımı baştan yitirdim kendi

Delî dîvâne oldum aşkınla

Gayriyi koyub aradım Yâri

Şem'a pervâne oldum aşkınla

Geçer idim ben pekçe harâmı

Şimdi meyhâne oldum aşkınla

Aşk şarâbını ben içe içe

Acîb mestâne oldum aşkınla

Zarârı aldım kârın yerine

N'içün daldım hüsrâna aşkınla

Âşık ma'zûr imiş bildim anı

Ben gitdim hoş ziyâne aşkınla

Kibr u gurûru ehline koydum

Düşdüm bahr-i irfâna aşkınla

Kînle hasedi münkire koyub

Erdim ol Sen Rahmân'a aşkınla

Geçüb cîn ü ins dileyüb Seni

Koyub her cinsi Senin aşkınla

Halîl sana der koyub sivânı

Bâb-ı Yezdân'a geldim aşkınla

627

Olsan da vaktin dehri bildirme halka seni

Yıl eyle sende şehri bildirme halka seni

Düşmânıdır echelân bilmediği cevherin

Olsan da sırr-ı irfân bildirme halka seni

Satvetin olmağa halk binde bir vasfın ile

Yaksan garb ile şark bildirme halka seni

Her sana hürmet iden kendü kârı çün ider

Olsan da rû'yet ider bildirme halka seni

Esmâ-i Hak mazharı cümle halk ile eşyâ

Cümle kılsan ezberi bildirme halka seni

Safvet ü şiddetini setr eyle rıfkın ile

Gösterme hiddetini bildirme halka seni

Binde biri bu nâssın gerçeklik içre değil

Çok tâbi'-i hannâsın bildirme halka seni

Gör ağaçlar gölgesi güneşin hükmündedir

Dolansa var dönmesi bildirme halka seni

Halkın medhiyle zemmi pek gammdır ârif içün

Olsa Hudâ mahremi bildirme halka seni

Hilkatde noksanı vardır zümre-i nisânın

Görsen de imkânı var bildirme halka seni

Olsan da âgâh-ı tâmm esrâr-ı eşyâya sen

Görme hiçbirini ham bildirme halka seni

Ol ki bilinmek diler rütbe-i vâlâsından

Alçağa inmek diler bildirme halka seni

Bilinmeden setrini pek sevmeyen hâsirûn

Koydu îmân semtini bildirme halka seni

Cehl içre kaldı alîl kim ki bilinmek diler

Hak'dan diğere Halîl bildirme halka seni

628

Tazarru' idüb Allâh'a özünden zikir kıl anı

Ne sadâ ne dil ile ne gaflet eyle Sübhânı

Unudunca hemân anub ide bana hidâyet di

Bu gafletden ide âzâd komaya bende nisyânı

Çok zikri eyledi mu'tâd tarîkatda şu dervîşler

İdegör kalbinde ihfâ sâlikân Nakşibendânî

Dahî var şu yiğitler kim unutdurmaz ana Hakk'ı

Ne bey' ile ticâret ne de bu halk içre yârânı

Kemâl üzre îmân irdi şunlara kim gönülleri

Olub zikrine mutmain yakîn buldu o Yezdân'ı

Didi hem de ki zikrimden iden i'râz kalır a'mâ

Mâişetde dahî darlık bulur yok vüs'a imkânı

Namâz mü'mini fahşâdan alıkor zikrim Ekberdir

Diyor ol yüce kim Cibrîl ile gönderdi Kur'ân'ı

Zikr iden çok olsun erkek ya ki dişi olana bahş

Viririm ecr-i azîm, mağfiret va'd iderim anı

Sabah ahşam beni çok zikr idin tesbîh ü takdîsle

Behey mü'min olanlar olmayınız benî nâdânî

Hudâ birliğini tasdîk ider şâhid olub kendü

Ki yâ'ni siz de tevhîd eyleyin o Rabb-i Mennân'ı

Hakîkat hâl ile bil ki Hudâ birdir şerîki yok

Boşa vakit geçirme, eyle istiğfârı pişmânı

Ve Rahmân zikrini terk eyleyene Hak viririm dir

Kılarım ana dost hışm eyleyûben veyh-i Şeytânî

Unudanlar beni fâsık olur, mü'minler unudman

Ve hiç anlara benzemen ne sûrî ne de pinhânî

Ve zinhâr itmeye meşgûl, ki bu ayn-ı helâk olur

Sizi emvâl ile evlâd beni anmadan her anı

Eğer böyle iderlerse olamazlar bana vâsıl

Kalırlar hecr-i firkatde bulurlar tardı husrânı

Devâmen artmada yükselmede elemde kalurlar

O kim Rabbisi zikrinden ider i'râz-ı nefsânî

Azîm Rabb'inin ismiyle anı tesbîh u zikr eyle

Dehâlet iderek Ana tam teslîm eyle cânı

Muhakkak irdi eflâha o kim nefsini pâk itdi

Ve zikr eyledi ismini kılub namâz u erkânı

Bu eş'ârı Halîl'den sanma ey sâmi' koyub sem'i

Sana te'vîl u tefsîrdir Kelâm-ı Rabb-i Furkânı

629

Eğer cândan cihânı sürsen buldun nihânî

Bildinse imtihânı görmek sana ne fânî

Eyle her demde huzûr ol sen gönülde sürûr

Zikr eyle sen şebb-i nûr gaybı seyr it ayânî

Zevk ü tarab ile zikr it mezkûr gayrı terk it

Âdâb-ı Hakk'ı derk it olmayasın zulmânî

Bu didikodu dikenini geçdinse eğer

Vasl-ı küll'e iresin koyub hûr u gılmânı

Cânında aşk elemi dikdi ise alemi

Geçdin bütün zulemi buldun o gülistânı

Aşkın derdi devâdır âşık isen revâdır

Ki tabîb-i bahâdır oldun cân u cismânî

Gelince sana safâ aşk-ı bâkîden vefâ

Buldun ise muntafâ Hak'dan koyub a'yânı

Gör ki derûn-i sîne bahrinde bir sefîne

Bekâdan bu numûne binüb koy bu tûfânı

Bu meâni bahrinde bilsen seni ka'rinde

Ne cevhersin seyrinde görseydin bu umrânı

Gör ki ne kıymetin var mâni' olmuş sana âr

Vuslat iken sana kâr firkate koydun cânı

Hayâtındır riyâzet eyle cândan kıyâs it

Değil hubb-i riyâset aç gözün fehm it anı

Hızır âb-ı hayâtı içdi kodu memâtı

İlyas'ın gezer atı sende âb-ı nûrânî

Dünyâda ömr-i tavîl varsa var sende cezîl

Hayâtı câvidân bil terk it iki cihânı

Gönülde varsa keder bil seni düşmân yeder

Ya'ni cân akse gider nefsin olur şeytânî

Heves menzillerini geç koyub bellerini

Tâ bulasın yerini geçerek her hayvânı

Sensin mazhar-ı cânân sensin her murâd inan

Sende dûzahla cinân koy kamû bul Rahmân'ı

Kibriyâ'nın keremi makâmındır haremi

Bul seni muhteremi ki görmekle insânı

Ey dünyânın mağbûnu saltanatın meftûnu

Hallerinin mecnûnu şâhid bulan irfânı

Rahm-i maderde eşin terk itdin bu kebîşin

Bunu koy bil ki işin nedir tanı Sübhân'ı

Üç günde terk idilir şey'e mi dîl virilir

Bu handan yol gidilir gözlesene Rıdvânı

İrfân yolu zikr-i Hak terk ider anı ahmak

Bir gün ki ana çıkmak olur bulmaz Yezdân'ı

Üns-i Hak zikri eyle ömrünü virme yele

Dünyâ senindir hele n'idersin bu külhânı

Süleyman'a virdi Hak sonu neye irdi bak

Dile Mevlânı mutlak zâhirde gör pinhânı

Vallâhi almam eğer virseler bana meğer

Ey Halîl tâ serteser bin mülk-i Süleymânı

630

Zikir gelse derûne komaz yakar diğeri

Zulmeti mahv iderek nûra koyar ciğeri

Zikrin bir sâfi nûru vardır yakar lisânı

Kalbe virir nizâmı mürşid olur siperi

Cehli ma'rifet ider hışmı muhabbet ider

Zâkir küdûret ider ise dûzahda yeri

Hak zikri dahî hakdır zâkirin fikri Hak'dır

Gaflet ideni âkdır sanma olur hüneri

Hak zikrin envârını şöyle görür ki anı

Tutmuş tamâm cihânı Halîl Hudâ perveri

631

Âdem-i ma'nâya ir gel sûret-i mevhûmu koy

Nokta-i pinhâna gir gel gayret-i mersûmu koy

Tâlib oldunsa gönülden ol Muhammed seyrine

Âlem-i ednâya gelüb sidre-i ma'lûmu koy

Gitme taşra ger dilersen Hakk'ı insânda ara

Hel etâ'dan dersini al anlamaz mahrûmu koy

Men arefe ma'nîsin öğren mekteb-i irfâna var

Boş boşa gezme cihânda ârif ol ma'dûmu koy

Küntü kenzen cevheri çünki Recâî sendedir

Der-beder gezme gözün aç gaflet-i mezmûmu koy

632

Ümîd kesmedir ancak mahv ider ânı a'mâli

Sebât u azm ile buldu bulanlar câh ile mâli

Çokları semt-i maksûda çokca günler yürümüşken

Kat'-i ümîd ile buldu hezîmetlerle zevâli

Rızâ-i Hakk'a çok yol var biri hoşnudluğun ummak

Büyükdür her birin fadlı terk itmedinse a'mâli

Boş bir ümîdle bulunan herşey de bir boşdur

Gûyâ ru'yâda bulmakdır nihâyetsizce çok mâlı

O uyanır vefâsızdır boş ümîdin sonu deyû

Ümîdin ne ise esbâbına çalış bul ikbâli

Yüce dağın başında bir gemi gitmek ümîdiyle

Kuru gitmesi mümkün müdür bir yana ki ihtimâli

Ümîd gemisini koy ki bahr-i esbâba tiz gitsün

Seni de tiz ulaşdırsın seyre aksâ-yı a'mâli

Halîl gibi sebebsizce beklersin bâb-ı ümîdi

Her umduğun bulunmaz hem yok idersin mâh u sâli

633

Bir günün firkatine bir günde olur vuslatı

Çekmeyenler mihneti hiç bilemezler hikmeti

Hep işi hoşdur Allâh'ın bilmeyenler hor olur

Her işi hoşdur bilmeyenler bulmadılar ni'meti

Gerçi zillet hoş görülmez ehl-i dünyâya ammâ

Zilleti hiç görmeyenler bulmadılar devleti

Habse girmek ayn-ı ni'met Yûsuf'un zındânıdır

Oldu Sultân Mısra ol ki bekledi bu müddeti

Şol ki vahdet bağına girdi ana gülşen olur

Habs-i zındâna yatmak budur al gel ibreti

Kim ki girdi bu kasvete yandıysa murdardır ol

Redd ider anı Rufâî Pîri virmez hil'ati

Şîş-i hadîde tahammul ma'rifet sanma anı

Sehmi dile kıl tahammul varsa kerem ü gayreti

Kıble-i kibriyâdan at aşağı nefsini

Sen seni atmak budur yüksekden al gel ibreti

Size vardır da'vetimiz ey benim dervîş diyen

Kâdirîyim, Nakşîyim, hem Mevlevî hem Halvetî

Şâzelâ hem de Rufâî, Sâd u Uşşâkî biziz

Bekrî'dir dürr-i kelâmıyla Melâmî Celvetî

Elde hüccetimiz hem dîldedir bürhânımız

Okunur fermânımız biz def ideriz zulmeti

Bayrâmî, Rûmî, Gazâlî, Bedevî Celvetîyiz

Gülşenî, ü Ceştî, Sümbülî ve kırkbir rif'atî

Bulmuşuz çünki tevâzu'la sıfatla san'atı

Dem-i ezelde Halîl aldın belîden lem'ati

634

Yaradılmazdan mukaddem cümlenin aslı velî

Nûr-i Ahmed'den alındı buldu bir fasl-ı Alî

Ol sebebden hâdî-i ins u melek dinir ana

Rütbe-i Sırr-ı Velâyet içredir hısn-ı Alî

Zulmet-i tûfân-ı inkârdan halâsa çâredir

Kim girerse kurtulur açık durur keşt-i Alî

Devr-i irşâd-ı Rusûl üstünde cârî-i Rasûl

Cümleye kıldı velâyet uzanub dest-i Alî

Nazm-ı Esmâ-i İlâhî içre Halîl nâzım ol

İsm-i A'zam bahş ider bil cümleye best-i Alî

635

Sürüb gönülden nâm ile ârı

Şevk ile tutdum râh-ı Cebbâr'ı

Dönmem Elest'den aldım ikrârı

Mürîdim cândan aradım Yâr'ı

Başka bir âlem görürüm bende

Sevdiğim güzel acabâ nerde

Cânlarda mıdır gezer mi tende

Ahmed'de bildim sırr-ı Kerrâr'ı

Ateş, su, toprak biri de hava

Dan halk olunub aradım devâ

Aşk dertlisiyem dert bana revâ

Deyyâr aradım görünce dârı

Sürüb gönülden nâm ile ârı

Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı

Dönmem elest'den aldım ikrârı

Mürîdim cândan aradım Yâr'ı

Bildiklerimi koydum ağladım

Bilmemek yarar imiş anladım

İkiliği bir başa bağladım

Hep zarâr gördüm dünyâda kârı

Musâ tecellî gördü Tûr'unda

Mest olub düşdü anda nûrunda

Dâvûd okudu Hak Zebûr'unda

Kur'ân'da cümle vahyin esrârı

Sürüb gönülden nâm ile ârı

Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı

Dönmem elest'den aldım ikrârı

Mürîdim cândan aradım Yâr'ı

Şerîat oldu ilim-i dînin

Ma'rifet sermâyesi Emîn'in

Hakîkat hâli Kutb-i zemînin

Himmeti anın her yerde cârî

Sırr-ı muhabbet bilsem nerdedir

Yârine ayân yâda perdedir

Öğrendim el-hakk gizli yerdedir

Şâh-ı Merdân'a eyleyüb zârî

Sürüb gönülden nâm ile ârı

Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı

Dönmem elest'den aldım ikrârı

Mürîdim cândan aradım Yâr'ı

Geçdim dünyâdan zikirdir işim

Sun'-i Mevlâ'dan fikirdir işim

Cân terkim içün şükürdür işim

Sevmem nefsine bağlı gaddârı

Ol gün ki cândan okudum Kur'ân

Dileğim oldu Mevlâ'dan her an

İsmâil'im itdim cânımı kurbân

Kan saçub bulsun sen Girdigâr'ı

Sürüb gönülden nâm ile ârı

Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı

Dönmem elest'den aldım ikrârı

Mürîdim cândan aradım Yâr'ı

Koydum yolunda cânla başımı

Aşkın içün gör gel savaşımı

Bir Pîre virdim kuru yaşımı

Göründü anda ol sırr-ı sârî

Kâmil insâna herkes uyamaz

Esrâr-ı Hakk'ı serkeş duyamaz

Şekere lâşe kerkes koyamaz

Her kuş görür mü gör lâlezârı

Sürüb gönülden nâm ile ârı

Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı

Dönmem elest'den aldım ikrârı

Mürîdim cândan aradım Yâr'ı

Çalış doğruya dönmeğe yolun

Her derde dermân talebde bulun

Zinhâr göç etme sağ ile solun

Tevâzu'larla yâr it ağyârı

Âlemi seyr eyle seyrân yeridir

Gönüle gir ki hayrân yeridir

Gizli sırlarda devrân yeridir

Şakîye görmek yok o gül-zârı

Sürüb gönülden nâm ile ârı

Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı

Dönmem elest'den aldım ikrârı

Mürîdim cândan aradım Yâr'ı

Akla düşme gel sığmaz bu anda

Cevher satılmaz her bir dükkânda

İklîd-i kudret cânlara cânda

Bulunur Halîl gör o dîl-dârı

Sürüb gönülden nâm ile ârı

Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı

Dönmem elest'den aldım ikrarı

Mürîdim cândan aradım Yâr'ı

636

Vahdet ehli olmuş her dem kîl ile kâlden berî

Ehl-i hâldir sanma zinhâr hem dahî hâlden berî

Men aref remzinden alur dersini ol ehl-i Hak

Sanma sen zihninde yer var ana hayâlden berî

Çekmiş elin Hak sivâsından, bugün ârifdir ol

Nefsine kıyâs mı kıldın düşeli dâlden berî

Mest-i elest olûben ikrâr ile gelenlere

Eş olamaz münkirîn her hâlidir bâlden berî

Ehl-i derdin kadrini ulyâ bil aklın yâr ise

Nefsini sokma kıyâsa ol o dalâlden berî

Var kanadım deyû zağlar bülbüle olmaz kıyâs

Yeri olmaz bâğ-ı gülde hilkat-i gülden berî

Tûtîye dimezler insân söylemek öğrense de

Yeri kafesdir yine olmaz o melâlden berî

Nefhası Îsâ Mesîh'in irmeyince hâke hiç

Sanma Halîl ki eser bula o kemâlden berî

637

Ezelden aldım ben bu ikrârı

Sebâtla bildim dürlü esrârı

Yudum yüzümü görmem ağyârı

Geçdim sivâdan özleyüb Yâr'ı

Erenler bezmine olalı kurbân

Kan mürekkebim yazdı bir Kur'ân

Hakîkat remzine irişdim her an

Dünyâda değişdim zarâra kârı

Âdem-i ma'nâ sırrı bilindi

Seb'ul-Mesâ'nın rûhu bulundu

Tarîk-i bâtın sırrı göründü

Gözükdü hamddan lezzât-i Bârî

Cihet-i sitte kapladı envâr

Vech-i âdemdir Fâtiha güftâr

Nûr oldu cümle bende ne kim var

Münevver kıldı ayn-ı nazzârı

Yâri dileyen terk itdi varı

Muhît-i külldür bir sırr-ı Sârî

Bundan a'lâca kalmadı kârı

Görmeğe Halîl vech-i dîl-dârı

638

Nefsi içün Hak kulunu sevenler şaşmış yolunu

Sağı bilmezlere sakın göstermeyesin solunu

Düşmânın uğuruna cân fedâ ider yoluna

Hakk'ı görmez beyânına tutan olmaya elini

Nefsi içün Muhammed'i sevenlerdir Yezid oldu

Körlükleri mezîd oldu dost idindiler laîni

Okurken dilde Kur'ân'ı yıkdılar beyt-i Rahmân'ı

İnkâr bulâşık îmânı silmeyen buldu veylini

Halîl'e kim muhabbete gelir nefsine izzete

Düşer tükenmez mihnete büker Hak kahrı belini

639

Vech-i ma'nâda remz-i esrârı

Seyr itmek içün gel ko ağyârı

Serseri gezme sırr-ı Settâr'ı

Görünce anla çarh-ı devvârı

İbretle fark it murâd-ı yârı

Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı

Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı

Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı

Eyle kendüni Berzahdan baîd

Ölmeden öl ki olasın saîd

Yok yere Mevlâ eylemez vaîd

Remz-i terkîndir büyük yevm-i 'îd

İbretle, fark it murâd-ı yârı

Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı

Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı

Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı

Kelâm-ı Hak'dan sana bu bürhân

Ki gelüb irdi sem'ine el'ân

Tebdîl-i kafesi muhtemel her an

Gör ne iş ider sana bu devrân

İbretle, fark it murâd-ı yârı

Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı

Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı

Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı

Sen çalış bugün kalma ferdâya

Bakma hiç lâ'ya azm it illâ'ya

Cehd eyle iriş nokta-i Bâ'ya

Ru'yetin lâzım vech-i a'lâya

İbretle, fark it murâd-ı yârı

Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı

Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı

Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı

Şerîatledir erkân-ı Server

Tarîkatledir esrâr-ı Haydar

Yaydı âleme bu remzi bir er

Bektâş-ı Velî tâlibe rehber

İbretle, fark it murâd-ı yârı

Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı

Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı

Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı

Ol dem ki câna bir gınâ düşdü

Sivâ-i Hak'dan hep fenâ düşdü

Hisse-i fânî çok anâ' düşdü

Cefâya Halîl âşinâ düşdü

İbretle, fark it murâd-ı yârı

Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı

Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı

Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı

640

Sabahlar hayr ile yâd eyleyin yâre selâmımı

Uyanıklığımı söylen de bildirmen menâmımı

Tek ve tenhâ olur olmaz ile gezdiğimi dimen

Katı gayretlidir duyurmayın yâda kelâmımı

Edebden bir adım ayrılmadığımı idin îmâ

Bu lûtfu siz esirgemen müeddeb bile nâmımı

Merâmım maksadım ancak visâl olduğuna tanık

Olun hem eyleyin tebliğ yüce Şân'a merâmımı

İki kaşının arası Halîl'e kıble olduğun

Deyin o kıbleye günde namâzlara devâmımı

641

Ola mı derdime çâre ola mı

Artıyor derdli sînemin elemi

Vakti değil mi ki rahm ide Şâhım

Yoksa bu bağrımı bin kez dele mi

Ne zamândır Anı umar gözlerim

Nîce ki ten cânı umar gözlerim

Her-dem sen Sultânı umar gözlerim

Dir ki bu evime mihmân gele mi

Ola mı derdime çâre ola mı

Artıyor dertli sînemin elemi

Vakti değil mi ki rahm ide Şâhım

Yoksa bu bağrımı bin kez dele mi

Cebînimi rûy-i hâke sürûben

Yalvarırım gîcelerde durûben

Âh u feryâdım semâya irûben

Dirim Habîb gözyaşımı sile mi

Ola mı derdime çâre ola mı

Artıyor dertli sînemin elemi

Vakti değil mi ki rahm ide Şâhım

Yoksa bu bağrımı bin kez dele mi

Ay ararsan göklere tut yüzünü

Kerem içün Kerîm'e dön özünü

Sakın Recâî sivâdan sözünü

Hak kelâmından a'dâsı bile mi

Ola mı derdime çâre ola mı

Artıyor dertli sînemin elemi

Vakti değil mi ki rahm ide Şâhım

Yoksa bu bağrımı bin kez dele mi

642

İlâhî Seyyidî Mevlâ-yı Hâdî

Sırât-ı müstakîm'e kıl reşâdî

Olur senden inâyet ile tevfîk

Bu âciz kul rızâna bula bâdı

Koma yolda ki tâ maksûda irem

Kalmayam bir menzil içinde âdi

İlâhî nâmını bana cevâz it

Ve mihrini cihâz it câna yâdı

Melikâ ma'bûdâ hıfzın emândır

Bu rûha lûtfun ayân eyle dâdı

Livâdır bize fazlın olsa ihsân

Olur me'vâ-i cân kullar murâdı

Kerîmâ kıl kerem gâyet zaîfiz

Rahîmâ bizlere kıldır cihâdı

Fakîr u miskiniz Şâha nazar kıl

O kul ki diledin irişdi şâdı

Azarsa dönderirsin tiz yoluna

Komazsın eyleye şerri mezâdı

Bulur devlet-i câvid ol kişi kim

Anın oldu diler senden maâdı

Bulalım tâatı ihlâsımızdan

Ki bir olmaya isyân ile dâdı

Azâbdan ma'siyyet irmeye bize

İdelim sana hemân i'timâdı

Senin lûtfundur tâat ile ihlâs

Aman ref' eyle bizlerden inâdı

İnâyet kıl sıyânet ma'siyetden

Rahmetindir Halîl'e halkın âdı

643

Vâiz mesel eyledi Mûsa ile Îsâ'yı

Ben Ahmed'e ümmetim terk eyledim asâyı

Enbiyâ ü Rusûlün bendesiyim velâkin

Ol Mustafâ'ya cândan fedâîyim fedâî

Ey basarsız darb ile mesel bana gerekmez

Ehlini bil de söyle sözün olsun sezâî

Minâreden bakana gösteren yol ahmakdır

Zîrâ kâr-ı bekânın halka kılmak nidâyı

Dün yolundan giderken şaşmış beni kığırır

Doğru gören dinler mi eğrilerden sadâyı

Var işine ey fakîh Hak'dır benim vâizim

Biz bu yolda seçmeyiz şâhlar ile gedâyı

Ey sûretin mağbûnu terk it fenâ-i dûnu

Hakk'a ver dün ü günü ahdine kıl vefâyı

Eğer îmân eseri zerre sende yer bulsa

Öğrenirdin hüneri, safâ bilmek cefâyı

Sûfî insâfı bulsa dermâna tâlib olmaz

Bilenler satdı derde ne ki var her devâyı

Halîl İbrâhim ider terk-i terki ihtiyâr

Bu yüzdendir ki yâre recâidir Recâî

644

Eğer cânında var ise zerrece havf-i Rabbânî

Elem a'hed ileykûmden ara derdine dermânı

O vatandan gelürken sen söz almış idi Hak senden

Didi geçme sakın benden unutma zikr-i Sübhânî

Sana düşmândır emmâre sakın aldanma gaddâra

Çekseler de seni dâra koma bu kavl-i Rahmânî

Hevâya uyma aldadır o her fesâda me'vâdır

Benden gayrısı sivâdır değişme hubb-i Mennân'ı

Yalan ömre ömür dime vefâsı umulur dime

Gamından zerre gamm yeme anub vefâ-i Hannân'ı

Fenâ günleri tiz geçer gider benden bana göçer

Dileyen Kevser'i içer n'idersin seyr u seyrânı

Görür isen beni gözle arar isen beni izle

Sevgimi gîce gündüzle ara sür devr-i devrânı

Beni severse bir kişi bulur cânında cümbüşü

Görür sonsuz vefâ düşü ider ta'bir-i ken'ânî

O kim benden diğer seve girer Kârûn gibi yere

İren beni bulan ere alur künûz-i irfânı

Şunlar kim sevdiler gayrı olur gadab ile ayrı

Koyamaz terk ide şerri ider vesvâs-ı şeytânî

Seven dünyâyı kör gözler Hudâ'yı bil ki hor gözler

Rahmeti hayrı zor gözler değildir gözü nûrânî

Gözü zulmet ile dolu ider Allâh'ına gulüvv

Kalbi olmuşdur ağûlu katılaşmışdır her yanı

Kıyamaz dünyâda koza düşer yarın katı köze

Gelemez Hak içün söze gelür söz olsa nîrânî

Kararmış kalbe söz almaz münâfıklarda öz olmaz

Hak'dan hayâya yüz olmaz utanur görse uryânî

Sırât-ı Müstakîm ana görünür zulmet her yana

Yol olsa zulmetden yana gidersen buldu kervânı

İlâhî kıl sıyânet sen kerem kıl bizleri koru

İtme bizi hıyânet sen itme dûzahda püryânî

Halîl'i sakla ehvâdan yalandan kuru da'vâdan

Ayırma hüsn-i me'vâdan beni hem bana uyanı

645

Söyleyin ol münkire ikrârını unutdu

Ol dem ki zu'm eyledi kâmil anı uyutdu

Ey aslı nesli denî Kâmil uyutmaz seni

Hak yolunun dikeni burnunu kim büyütdü

Kâmil vasla kandırır gâfili uyandırır

Münâfığı yandırır sözlerini duyurtdu

Uyandırır yatanları binlerce o cânları

Kân eyleyen kânları seni mi eğri tutdu

Şekâvetin çok imiş şimdi zuhûr eyledi

Sanma ki sen uyandın Halîl yâhûd levm itdi

646

Hep âlemin yaradanı

Vârı yokdan vâr ideni

İsen tâlib-i Rabbânî

Vasf iderim O Mennân'ı

Olursa avn-i Yezdânı

Fakat sun'ide söylerim

Bilinmez Künh-i Sübhânî

Her enfâsın südûrunda

O eğilür huzûrunda

Gören her dîde nûrunda

Görenler nûr-ı Rabbanî

Bulursa sırr-ı Sübhânî

Elbet latîfe söylerim

İdilmez men'i burhânî

Her eşyâyı O var itdi

Adem üzre süvâr itdi

Her varı yokdan var itdi

Ki bilsünler o Yezdânı

Görünsün avn-i Rahmânî

Bilinsün Zât-ı a'lâsı

Kılınsun vasf-ı deyyânî

Livâ-i âlîsi Anın

Zahrında cümle eşyânın

Eser virir müsemmânın

Vücûdundaki hakkânî

Varlığa ola burhânı

Ki birliği ola zâhir

Basar olmasa umyânı

Getirdi seyrine emsâl

Enfüsde âfâki fi'l-hâl

Bu yerde yok hâl ile kâl

İdile vasf-ı Hannânî

Gidile sırr-ı a'yânî

Ki a'yândan ola mâhir

Olan irfân-ı Sultânî

O kimseye değil muhtac

Diler andan tok ile aç

Anı seven ider mi'râç

Görmeğe kurb-i Rabbânî

Bilmeğe ayn-ı irfânî

Ki dimeye ne keyfiyyet

Eyâ ol Zât-ı pinhânî

O'dur kuran bütün bünyâd

Mekâna eylemez isnâd

Kurdu eyvânı ol üstâd

Seyr ide kul olan anı

Aceb sun'i bünyânî

Olalar vasl-ı irfân

Bileler ayn-ı vicdânî

Yemek içmek zamân geçmek

Uyuyub, gelme ya gitmek

Düşünmek n'eylemek n'itmek

Bunlardan Zâtı aynânî

Münezzeh cümleden yânî

Muhammed eşref-i halkdır

Ki cem itdirdi ünvânî

Ana lûtf eyledi sonsuz

Kabûl yok kimseye onsuz

Fülk ü emlâk ana çün söz

Eyledi ahde devrânı

Mülk teslîm-i a'nânî

İder arzı a'zam halka

Görür çün cümle gaybânî

Sana hamd u senâ gâyet

Ki hiç olmaya nihâyet

Sâlât ana ki hep râyet

Anındır bildi fermânı

Getirdi yüce Kur'ânı

Halîl'i ahkar-ı halka

İrişdir derde dermânı

Ve hem cümle muhibbine

Salâh vir devr-i beynine

Sıddîk u ehl-i kurbuna,

Selâmı nefy-i nisyânı

İçün îsâl kıl anı,

Muhammed Ahmed ü Mahmûd

Âşık-ı takî dermânı

Kılına vahy-i bürhânî

647

Harf-i Râ'ya irmeyince Maslahat hiçbir Velî

Eylemez bir fi'li ityân bilmeyen dimez Belî

Hikmeti çokdur Hudâ'nın Cümle işinde fakat

Fi'l-i Velî'sinde kat kat Hikmeti var pek celî

Hani bir sâhib-i nazar ki cümle hâlin seyr idüb

Ders ala her bir harekâtından esrâr-ı müncelî

Da'vet-i Rabbanî'ye irşâd içün ba's olunan

Her zevâtın kavl ü hâli, vasf u fi'li ezelî

Eylemez da'vet yalınız kavl ile muhakkıkîn

Hâl ü fi'liyle irâe eyler ekserî yolu

Kim ki tutmaz elde muhkem teslîmiyyet hablini

Çıkamaz gayy-ı fücûrdan bî-nazîf kalb u dili

Bin ulûm u fenn ü mantık okusa yok fâide

Secde-i Kâmil'den ebâ eyleyen İblîs-i denî

İlm ikidir biri nâfi' hem ledünn dinir ana

Hak'dan dile anı Halîl tâ olasın Ekmelî

648

Oku tâlib gîce gündüz

Tâ gelince sana son rûz

Dilersin gidesin bir yüz

Ki göresin mâh-ı bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Akrânında âlem

Yaratdı evvelâ kalem

Arş ile kürsi dem-â-dem

Diledi nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Münezzehdir nekâisden

Yaratdı bil hakâikden

Yüce hem cümle fâikden

Eyledi nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Odur önce hulk-i nûr ol

Bütün bâdî-i huzûr ol

Bütün eşyâda sürûr ol

Diledi nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Virdi Ana ne ki hep var

Bahş itdi ahsen-i etvâr

Eyledi Zâtına Muhtâr

Ol didi nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Didi Eyle bana secde

Melek itsün sana secde

İtme gayrı yana vecde

Bul didi nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Anınçün âdem'e emlâk

Secde itdi dönüb eflâk

Dinildiği içün Levlâk

Ta'zim itdirdi bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Dermânı her mezâhımın

Emânı hem İbrâhim'in

Nesli neslimde mâhînin

Tekrîm itdirdi bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Torunu Abdulmuttalib'in

Mahbûbu yüce Gâlib'in

Nûr-i Rüsûl ile tâlibîn

Ulusu nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Aslı pâk nesli de hem

Pâk olubdur eyleme gamm

Görsen aslâ söyleme hemm

Hulûsi nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Seni gören beni gördü

Bulanlar da beni buldu

Senin aşkın ile doldu

Felekler nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Rasûl'üne didi Yezdân

Seni eylemişim her ân

Cemi'-i mahlûka dermân

Dilekler nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Kıyâmete kadar neslin

Ola kurumaya aslın

Ki dermân eyleyen vaslın

Denilsin nûr-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Hudâ'dan çok Ana in'âm

Salât subh ile hem şâm

Muhammed'e bütün encâm

Anılsun nûr-ı bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Terk eyle cümle erâyı

Oku ensâl-i arâyı

Dimeyem der seni ebâyı

Halîl ebâ-i bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

Halîl'e asl-ı bedrâyı

Unutma hiç muarrâyı

649

Yokken şer'î zarûret kizb idenler bulamaz râhı

O kim felâhı kizb ile diler bulmadı Vallâhi

Münâfık şöyle zu'm eyler ki aldadır ol Hudâ'yı

Hemân kendüdür aldanan düşer me'kûl ile mâhı

Mezâlim eyleyen halka ider hep özünü bilmez

O bed ki girdiği kabrin her varak olur azâb-gâhı

Görürsün hîle-i sa'leb ider ihmâlini biraz

Nihâyet kendüsi düşer duzağına ider âhı

Selâmet istikâmetde, diğerde arayan bulmaz

Kazanmış var mı seyr it halk içinde bî-aded lâhi

Koyub ihlâsı ikrârı eyleyen itdiğin fi'l-hâl

Umulur rahm ider ikbâl bakar âlemlerin şâhı

İdince kalbini tazyîk bütün kuvve-i nûrânî

Ki dön tarîk-i şerrden dönmeyen dîv olur sâhi

Beşerde ikidir kuvve biri dâim diler şerri

Sığın andan Hudâ'ya ey Halîl bulmağa şâh-râhı

650

Senden göründü bana bir sır ki iktitâmî

Pek uzadı görmedim gele anın hıtâmı

Bir sabah şafak açdı gördüm nûr-i cihânı

Gîceyi yâd bilirdim sen imişsin zulâmı

Gönül perdesinin ref'ini senden dilerdim

Mekrine sen oldun iden estâr o câmı

Eğer sen olmasaydın a'yân olmazdı bana

Yolum ki vardı sana takınca hoş licâmı

Hâşâ olaydı senden diğeri bana mâni'

Koyabilir mi idim Halîl kevn u gammâmı

651

Gülistân it mezâr-ı sîneni olma zârî

Bulunca burda yâri n'idersin havf-ı mâri

Koyunca her cihâtı düşünmek ne memâtı

Buldunsa yüce Zâtı sen seni görme bâri

Size bu âyine ki girdin bu zarf-ı tene

Mücerret olur isen eşyâsının tumârı

Bu dördü sana aldık ikisini ko hele

Ki insân hılkatin var nedir fânî cihârı

İr nûra nûr ol her demde bil huzûr ol

Halîl cânda sürûr ol koyub tamâm evzârı

652

Gönül âyinesin pâk it silerek renk u efkârı

Hudâ zikrini kıl iksâr ki dola anda envârı

Anı ki mest u medhûş eylemedi zikr-i Mennânı

Hudâ aşkına münkirdir dolu olsa da ikrârı

Bahâneleri terk idüb anı tasfiye kıl tâ kim

Derûnunda temâşâ kılasın nîce bin esrârı

Sen seni ortadan kaldır götür bir köşeye hıfz it

Ki sen ana sarılınca seninle göresin yâri

Gönül oldunsa hakkânî olur şehvet gülistânî

Halîl olunca Rahmânî Nemrûd'un yakmadı nârı

653

Kim geçmez tabiatı münâfıkdır sıfâtı

Çün Kâdir'i bilmemiş yokdur ana sikâtı

Fâsıkdır o kim geçmez bu menzil-i fâniyi

İrmez Melekût'a hiç geçmez beşeriyyeti

Âbid olur şunlar kim kalb âlemine girmiş

Âşık şunlar kim rûha irişmiş tarîkati

Makâm-ı sırra iren âriflerdendir o cân

Mi'râc sırr'ı bulmuş koyub tam halîkati

Zikr ile keser sâlik önce iki menzili

Çün delîl kâmil ola şâmildir Şerîati

Komaz tâlibi gide evhâm-ı mâsivâya

Sonra alub götürür gösterir hakîkati

Pîr yüzündendir hidâyet-i Rahmân ey Halîl

Edebde mâhir olan oldular ma'rifetî

654

Dilin tevhîd idüb cânın iderse derk günü

Değilsin hiç muvahhid sen muhakkak üzre bil şunu

Ehl-i berri diğer evlâd u emvâl ile meskendir

Hudâ'ya Hak diyen terk eyledi Ana dün ü günü

Ki zîrâ hâl dili esdak olur makâlden hem entâk

Hudâ içün olana ol Hudâ'nın lûtf-i yekûnu

Yalnız dil iderse zikri kalbinde bulunmasa

Sana havf olunur a'dânın oldun hor u zebûnu

Eğer kalb ile dil bir olsa Hakk'an mü'min oldun sen

Eğer rûh da berâberse olur aşk içre sükûnu

İderse iştirâk sırrın sen ârif ve mekâşifsin

Arındın cümle şirkinden olub mahfûz u masûnu

Bu dört erkân ile tevhîd idersen Yüce Mevlâ'yı

Olur kalbin ana mazhar Hak olub cümle şuûnu

Didi Hak Dâvûd'a tathîr kıl bir eve olam sâkin

Ki yâ'ni kalbini sil Hak ola, kalmaya mâ-dûnu

Kimin kalbinde Allâh olsa olur dostu dâreynde

Diğer olsa Halîl anın göremez Hakk'ı uyûnu

655

Bakma senden dışarı sende ara O yâri

Sen sana gel seni bul Ahmed'in yâr-i gârı

Rehberin Mevlâ senin matlabın a'lâ senin

Her işin evlâ senin koydunsa bu ağyârı

Dost ana dinir ki senden bir dem olmaz berî

Bu cism-i hârı terk it ki bulasın gül-zârı

Cânda güzel cânânı bul hoş fikr eyle Anı

Terk it iki cihânı sen seni koyma zârî

Sonsuz güzelliği alma bakmayub bâkîye

Korsan iki dereyi Kevser içirir Bârî

Sen seninle bir geniş evsin o mihmânına

Gayrıyı koma eve ziyân eyleme kârı

Câna perdedir bu cihânın her güzelleri

Perdeyi kaldır ki gör kimdir çeken izârı

Ey zamîr mâ' ve tîn içün uykusuz kalan

Bilmedin maksadım koy sen bu ırz u ârı

Gönülde endişeden geç Hak sana yâr ola

İçeri gel vecd u hâl zevkine bul âsârı

Bu değil mi murâdın mahv ola hüzn ü elem

Efkâr-ı gayrıdan sarf eyle cânı, koy hârı

Bunca sûretlere kim bunca vakt içre mâil

Oldun söyle ne buldun hemân dürlü evzârı

Kalbinde mi gözünde devâm üzre bir perde

Meğer ki bu özünde geçemedin gaddârı

Hani ne zamân oldu koy Halîl gayrı dirim

Hâlâ seçersin güzel çirkin, kibâr u sigârı

656

Necâtıdır bu kalbin cem' kılmak hubb u irfânı

Helâkidir hevâ-i nefse meyli sevmesi fânî

Ki dünyânın talebi, arzusu husrân-ı kalb oldu

Dahî gaflet ile cehli anın dareynde hızlânı

İmâret eyle anı kalmasun vîrâne zîrâ kim

Yaratmaz nâ-münâsib şey dola hep kasr-ı Sultânı

Bu hacc-ı kalbî kılmak istedinse uyma hayvâna

Hemân rûha mülâzim ol yularsız koma hayvânı

Kim oldu cânına hâdim irişdi kânına tizce

O kim ten-perver oldu buldu dâreyn içre tûfânı

Şu kim anın murâdı Hakk'ı bulmakdır bu âlemden

Olur kifâfa kâni' tâlib olmaz dürlü elvânı

Gıdâ-i kalb ne mikdâr olsa rûha ider vefâ

Velâkin semt-i helâke yeder kesret-i nefsânî

Hemân lüzumsuza sarf eylemez a'zâsını ârif

Bilir ki ma'rifet içün yaratdı anı Hannân'ı

O mahbûb-i hakîkatden değil bir lahzâ boş vakti

Ki mahaldir Hudâ'sı avnına bilür bu insânı

Derûnundan olan mahrûm o gâfil meyyit-i hâzır

İki cihânda kalmışdır cehâlet içre zülmânî

Bu halk dûn ve esnâfa iden i'zâz lâ-yuhsâ

Ki var her birinin bî-hadd cihât ve hâlde noksânı

O bî-nişân Hudâ'ya nîce meyl itmez gönülden kim

Anın her veche şâmildir atûfet, re'fet-i şânı

Dahî bol rahmeti tâat idene itmeyene de

Şu kim cândan Anı sevmez dinir mi var anın cânı

Halîl aslâ söylemez gayrısı insân olan anlar

O yâra eyleyen ikrâr arar mı gayr-i yârânı

657

Zâhid'in rûh ile rahatdır işi

Gayra bakmaz ol Hudâ'nın dervîşi

Kalbini atmış ırağa dünyâdan

Rızkını diler, asâsı binişi

Her umûra Hakk'ı vekîl eylemiş

Zîrâ Hak'dan gayra değil gidişi

Rızk içün o gamm yimez n'içün yisün

Anı görmez mi, doyuran baykuşu

Hâletinden diğeri şirkdir ana

Bir olur toprakla altun gümüşü

Terk-i dünyâdan ne bulmuşsun didim

Didi fikrim geçdi hep arayışı

Sevmez Allâh işsiz olanı didim

Kimin var didi bu işi görüşü

Hani didim işlediğin görmedim

Didi yokdur doğma körün bakışı

İşini varsa iden gelsün beri

Kılmışım bir, yokuş ile inişi

Kal'a-i dîvi yıkarım dem-be-dem

Seyr ider ârif olan bu yıkışı

Cümle iş üssîleri itmez işimi

Yoluna git gecikdirme cünbüşü

Bana da ta'lîm kıl işini didim

Didi korsan gelecekle geçmişi

Yine sordum didi yok benden cevap

Kakımış gibi göründü duruşu

Ey Halîl sen kahraman-ı ma'nâdan

İtme aklınca suâli soruşu

658

Hak rızkını gayri elden arar mısın didi

Ol ki peygamber ana ilminin bâbısın didi

Sabahlarsın gîceyi âkıbetlerden emîn

Ya'ni Hak'dan korkusuz hemân havâbîsin didi

Sarraf va'dine râzı olursun müşrikse de

Ammâ Rabb'ın va'dine gayr-ı râzısın didi

Ol ki Hudâ'ya inanır diğeri ne görür

Her hükme Mevlâ'sına bana kâdîsin didi

Ol dem ki Halîl bildi envâ-ı küfr nedir

Kırdı cümle esnâmı Hakk'a Hâdî'sin didi

659

Zü'l-Celâl'in irfânı izzetlü kılar cânı

Behçetle nûr u sürûra gark ider insânı

İnsân olmak dilersen durma gîce ne gündüz

İrfân iste Hudâ'dan bilmeğe o Sübhân'ı

Zehî devlet ârife ihsân-ı Hak'dır kemâl

Tayy ider bir demde nîce ezmân u emkânı

Dehr ile zamân anın gulâmıdır her zamân

Diler ise bir eyler o nîce bir ezmânı

Her bir saâdet anın lûtf u celâdet anın

Halîl celâlet Anın bekler bâb-ı cânânı

660

Ey hayât-ı câvidâna mazhar işit bu sözü

Zü'l-Menn'in aşkını iste geçüb ko bu yüzü

Câm-ı irfânı içüb mest olsa gönül mahremi

Oldu sırr-ı Vahdet'in sakla pek anda sen özü

Ten bulutu âyine-i kalbe komaz şu'leyi

Yoksa ol yüzü güneşin bendedir dâim gözü

Zann u evhâm içre düşmüş gâfilin düşüncesi

Ârifin bahr-i şühûdda gözü terk itmiş gözü

Cânı halvet buldu Halîl'in koyunca kesreti

Sözünü ne anlasın benlikde bulunan tozu

661

Esrâr-ı aşk dinilmez Hak sana bildirmeli

Gönül bahrine aşk yıldırımın indirmeli

Akıtmalı gîce gündüz gözünden yaşları

Bir gün vuslat nîşânıyla yaşın dindirmeli

Dürlü dürlü libâslar giyer kızlar görüne

Ders alub sen de yâre kendün beğendirmeli

Kız gözünden yaş akub özünden kan akmasa

Bâliğadır dinmez ki dinsün evlendirmeli

Gözün yaşı kuruyub ciğer kanın akmasa

Vasla lâyık dimezler ya elçi göndermeli

Sen ara ara ara beni arasun dime

Sen aranmak dilersen çokca eğlendirmeli

Renk renk entâri cefâdan giydirmese Mürşid

Tam er seni beğenmez dimez ki kandırmalı

Ham eriği şehire götürdüm satmak içün

Tadan didi ki bunu dalına kondurmalı

Ben de dökdüm dereye atdı o da kenara

Anlaşıldı yinilmez ateşe yandırmalı

Ayrılıkda ma'rifet olur mu ham olunca

Ağacını bu söze nasıl inandırmalı

Ey müftî ma'nâsını söyle doğmayan kızın

Otuz iki dişinden kaçını sındırmalı

Kızın anası diyor torunum otuz yaşında

Yaya gezer yorulur at gerek bindirmeli

Halîl bu da'vâlara her müftînin fetvâsı

Ulaşmaz bu mütfîye gideni döndermeli

662

Sevse idim ben seni her şey severdi beni

Çün ba'zı sevmez beni bildim ki sevmem seni

Da'vâ-yı muhabbetde mislim bulunmaz ammâ

İnkâr içre aradım yok benim gibi denî

Esrâr-ı Cemâlinden bilmemişim zerre ben

Sanırdım aşkında kâmil oldum ammâ kanî

Ata ana şefkatin görûben unuturum

Bana sonsuz rahmini ey lûtf u fazlı Ganî

Bâkî muhabbetini koyub fânîyi aldım

Aşk-ı mecâzi vahşetinde gûyâ ben medenî

Her âşık mâ'şûkunun sözünü tekrâr ider

Bir kere Kur'ân hatmine koyarım zemîni

Herkes sevdiği ile berâber didi Rasûl

Halîl gör kimdir senin ile dostluk ideni

663

Sûfîdir her denesden hadd u zâtında sâfî

Abd ismi ana cümle esâmilerde kâfî

Mukaddesdir ezâdan itmez aslâ şikâyet

Çün ana mahbûbundan her ne ki gelse şâfî

Hakâyık esrârını tatyîb ider o hemân

Bahr oldu levsden ezâ görmez anın etrâfı

Sûfîdir ayn-ı vahdet sırrına dalmış olan

Terk eylemiş komamış cânında o muzâfı

Halîl sûfî olmağa safvet gerekdir gâyet

Mevlâ'dan ola meğer bu varlığa muâfı

664

Eğer içdinse söyle gönül sâfî zülâli

N'içün her-dem çekersin küdûretle melâli

Sevdâsı o güzelin seni kor mu Celâle

Ki doldurmuş safâyı her eşyâya Cemâli

Tamâm bütün eşyâyı yerinde gördü ârif

Neden noksan görürsün eğer buldun kemâli

N'içün tayrânı kuşun değil âri hatâdan

Eğer tamâm yerinde olursa pür-vebâli

Hevânın her cihâtını bir mi gördü yoksa

Döner her semte n'içün aramaz mı visâli

Halîl aşk-ı Hudâ'da eğer mest oldun ise

Haber vir çünki âşık ider mi ya cidâli

665

Her gönülden dûr olam dirsen azîzim akla uy

Cümleye mesrûr olam dirsen eğer bî-nakle uy

Aşka kul oldunsa sultân oldu ismin tâ ebed

Aşkı imam eyledinse ahdine durmakla uy

Varlık ile yokluk elin bağlayub birbirine

Hasbet-en-lillâh durub her fikrini koymakla uy

Ellerini yıka dünyâdan yüzünü ukbâdan

Akla mesh it elini topukları yumakla uy

Hak Teâlâ saklı kulun yummağı farz eyledi

Ya'ni gizli âşikâra cümle koymakla uy

Yatarak bile zikirden hâlî kalman söyledi

Anla Halîl hallerin birinde durmamakla uy

666

Mürşide ulaşan kişi teslîm olur her bir işi

Çünki doğarsa dolanmaz arş u kürsînin güneşi

Ham meyva üç gün içinde erişir mi gelişir mi

Sûretle değil insânlık olaydı yüzüm Habeşi

Emrine münkâd olmayub Şeyhim beni saklamıyor

Korumuyor diyen zâlim yakdı cânında ateşi

Adâb-ı seyri bilmeyüb hulyâsında gezen gâfil

Dervîş dinilir mi ana göre şeyhinde bakışı

Dil ile mensûbum deyüb hâl ile bin yola giden

Bulur mu hüsn-i nazarı ki olsun Hakk'a gidişi

Yere giren tohumu kurur ise bitmiş olmaz

Fakat bu işi bilmeyen umar ki gele çıkışı

Halîl Pîre teslîm olan bulur selâm-ı dâreyni

Pîr'in seni vâsıl ider Hakk'a bir nazar idişi

667

Mi'râc-ı Muhammed'e eEbû Cehl inanır mı

Basîreti kör olan rü'yete uyanır mı

Onbeş seneyi bir dem ider sâhib-i vaktin

Gerçek İslâm olmayan bu fikre dayanır mı

Ehl-ullâhın kelâmın akse çekmek isteyen

Düşmânıdır Cabbâr'ın dostluğa boyanır mı

Bir vakt içinde yedi mekânda olur Kâmil

Yedisi de bir olur akl ile aranır mı

Aşk harmanı içinde akıl bir samân olmaz

Samândan geçmez hımar buğday nedir tanır mı

Kolayca dilde dinir Kâmil dimek ad ile

Kemâle iren ma'den acaba paslanır mı

Elindeki mangıra altunu kıyâs iden

Tahkîkin arşında hiç kürsiye yaslanır mı

Bin kerre bin demirden asâ ursam uyanmaz

Ben bu dîve ey Halîl söyle ki uslanır mı

668

Cür'a-i câm-ı ezel diler isen bul kâmili

Öyle ki bulunmuş ola şer' u dînin şâmili

Bî-hisâb ilm u fûnûn ile kişi Hakk'ı bulamaz

İster ise ol bulunsun ilminin tam âmili

Cezbe-i Hak hâl ile tevâcüde hiç benzemez

Bulmaz ol ki bulmadı ârifler içre âdili

Bulûben teslîm-i Hak'da zerre tekâsül iden

Ol keselde sâbit ise geçdi bil Azâzil'i

Tâib u müstağfir ol sen ey Halîl her bir zamân

Zîrâ aslâ bulmaz iflâh suçlarının câhili

669

Henüz ru'yâda gören Muhammed'i bilir mi

Ehl-i Berzâha o Server hiç gösterilir mi

Bin bu dünyâ kadardır âlem-i misâli bil

Anda ol hazret sana söyler ki kalınır mı

Mîsâl'e varsa tâlib sanur ayn'a irişdim

Halbûki dünyâdadır ayn'a irişilir mi

Misâl'de görse o yüce Ahmed'e söylese

Yakzada gördüm sanur böylece gidilir mi

Misâl'de uyku bulunmaz ne de aksi fakat

Bir hâlet ki İlâhî âh bana virilir mi

Nâsût ile melekût beyninde bir semâdır

Yüzbin âlemi olur gözsüze görülür mi

Melekûti seyr ider basîret ile sâlik

Gayrıya olmaz nasîb sa'ysız irilir mi

Halîl bahr-i Hudâ'nın amkına nihâyet yok

Gavvâs-ı Hak olmadan bu bahre girilir mi

670

Lûtf eyle ey azîzim ağyâra ülfeti koy

Sa'y ile bul temîzim bu nâr-ı şehveti koy

Şehvetden gayrı sana yok perde ol Hâlık'a

Devlet-i câvidi bul bu fânî devleti koy

El her ne dirse disün yokdur hayr ile şerri

Geç âdât-ı beşerî bu fânî şöhreti koy

Nefs-i Emmâre sana fânî gayretlerini

Eyi bir şey diye gösterir gel sen bu gayreti koy

Yemekle libâsın envâ'ını seçdin ise

Bil ki şehvet esîri oldun bu zulmeti koy

Buğz u küdûret hemân bil ki şehvetden gelür

Fâni lezzetden gelür bu semmden lezzeti koy

Nefret ile arzuyı terk it iki cihândan

Ancak rehberi tanı yolunda nefreti koy

Ger ki delîle nefret itdinse matrûdsın

Bu isti'nâsdan gelür herkese ülfeti koy

Cehdi terk eyleme bir nefes dahî bu yolda

Terk idersen dilinden da'vâ-yı hulleti koy

Mecnûn disin sana halk sen akl-ı küll'e iriş

Ey Halîl akl-ı maâş dinilen zilleti koy

671

Havf-ı Hakk'ı eyledin da'vâda zâhid gâyeti

Ya n'içün ins ile cinden almışsın mehâbeti

Hak didin dilinde ammâ gâlibâ için gayrıda

Çok suya girdin ammâ gidermedin cenâbeti

Gördüm iltifât idersin dosta hem düşmânına

İkisine dostluğundan eyledin hıtâbeti

Hastalar gelsün bu hâl ile devâ virem didin

Ey tabîb kıl hele bu gözlerine tabâbeti

Aldatma sûret ile bî-çâre Hak tâliblerin

Ümmetü'd-da'vesin henüz bulmadın icâbeti

Câvizü'l-isneyn olurdun mihmân olsaydın bana

İki gün beyt-i Halîl'de mahv idüb garâbeti

672

Ey kullukdan bî-haber terk itmedin benliği

Tam er kıyâfetiyle tam eyledin zenliği

Her yerde Mevlâ hâzır hem nâzırdır dir iken

Seçdin ey ahmak halvet ile neden şenliği

Vallâhi iç yüzünü görsen ikrâh idûben

Öldürürdün sen seni koymamağa senliği

Şu şöyledir bu böyle dirsin hele sen nîce

Sen Hak yolunda sana eyledin rehzenliği

İncitdin gönül yıkdın Hak sözlerine bıkdın

Halkı fazlaca sıkdın eyledin düşmânlığı

Hak evi iken anı eyledin sen zulmânî

Halîl hüner mi sandın sen perver-tenliği

673

Âmentüye inanan çok uzatdın kelâmı

Rızkını Mevlâ virir bekle dârü's-selâmı

Yetmiş iki dolabı kurma bu dar eve ki

Fazla gelirse dinir buna dârü'l-melâmî

Sen anadan doğmadan her umûrunu Mevlâ

Takdîr eylemiş anla ey hâcemizin gulâmı

Ne hâcet fazla söze makdûr olan gelecek

Zâlim sonun görecek dir ki buldum belâmı

Halîl izzet dilersen sükût anahtarıdır

Söyler isen bulursun her Zâlı ve Lâmı

674

Hîle-i şeytân'ı sordun ammâ müşkil doğrusu

Aklını haylice yordun ammâ müşkil doğrusu

Her dem iğvâsı seni ahdinde sâbit kılmamak

Mümkün oldukça durdun ammâ müşkil doğrusu

Görmediğin semt-i lâ-yuhsâdan ol kâfir gelür

Ba'zı geldiğini gördün ammâ müşkil doğrusu

Bin tuzak içre anı bir koyamadım fendime

Sen de dört beş tane kurdun ammâ müşkil doğrusu

Ahmed'in gitmesi ile Mahmûd'un gelmesini

Çok da boş hamur yoğurdun ammâ müşkil doğrusu

Gayrinin suçunu görmekde refîk oldu sana

Sen anı hayra çağırdın ammâ müşkil doğrusu

Sen seni insân idince görünür mel'ûn hemân

Boynun ol dem çevirdin ammâ müşkil doğrusu

Pehlivânın her biri mağlûb olan yerde Halîl

Tutub anı tiz devirdin ammâ müşkil doğrusu

675

Ey komayan dünyâda bu fânîce vücûdu

Diğer vücûd aramaz koyan nîce vücûdu

İkinci bir vücûdun bugün gündeliğini

Tiz anladı o cân hiçe sayınca vücûdu

Mücerred ârif olmak mı sandın bu kemâli

Eğer hoşnudluğunu Hak sana kılmazsa cûdu

Adâvet, buğz ile kîn o kim saklar derûnda

Hemânca ismi müslim anın boşdur sücûdu

Hudâ ahdinde sâbit olur mu ol nazarsız

Ki kılmış fânî halka nihâyetsiz uhûdu

Görünce kâmili tiz urur kalbi hilâfen

Bu hâlde olan ne bilür ehl-i şühûdu

Huzûz-ı nefse sâil helâl ile harâmı

Hiç anlar mı azîzim Şerîat'le hudûdu

Münâfık cehl içinde olursa akdi birdir

Olursa ilm içinde anın çokdur ukûdu

Görürsün ehl-i ucbu kemâl ü zühd içinde

Uyanık mı sanursın oku Vehüm rukûdu

Zamânımızda cühhâl nazarındaki âlim

Hakîkatsiz iken zu'm ider ilmi okudu

Yarın ki günü anlar sanurlar ki inanır

Koyub Mevlâ'yı alan bu cîfe-i nukûdu

Giyin takvâ libâsın Halîl gayrıyı terk it

Sorana dime sakın ki bunu kim dokudu

676

Behey münkir bu inâdın senin deccâlla bir geldi

O deccâl padişah olmuş özün ana vezîr geldi

Koyarsın hakkı butlâna gidersin aks-i Sübhân'a

Ecel gelince bir sana dinir nefse esîr geldi

Atarlar odlara seni yakarlar anda ey denî

Diyince ısıdır yandım dinir ki zemherir geldi

Bu dünyâda hep âşıklar giyerken gamm libâsını

Yarın katran yerine sana da bugün harîr geldi

Senin aklın gibi bir kaç fenâ masharasın bulsan

Olursun tizce bir ahbâbı Ricâl-i Hak şerîr geldi

Ki zîrâ ehl-i Hakk'ın tavrı aslâ nefse hoş gelmez

Ol ise sana Sultân'dır hevâların müdîr geldi

Huzûz-i nefsi okşar va'z u nasîhat îmânındır

Hevâna uymayan Hakk'ın kelâmı aldadır geldi

Uyub Hakk'a eğer Cennet bulursan ayn-ı nîrândır

Fakat arzımla dûzah olsa da köşk ü sedir geldi

Eğilme halka Hakk'ı aldatma kork ol Hudâ'dan ki

Senin kıblen değil Kâ'be sana kıble serîr geldi

Gözün bakar gûyâ insân neden bütün için hayvân

Bakınca kâl u hulkuna ya bir kelb yâhûd hirre geldi

Senin bed hâlini sen benden iyi takdîrdesin ammâ

Bu kalbe tiz döner dolab dinilmek bire bir geldi

Görünce yüzümü oynar o kalbin tizce yerinden

Sebeb bu uykusundan uyanur nifâk ağır geldi

İçin dolu nifâk ile anı saklama ey zâlim

Anın setri melâmetler virir sana habîr geldi

Ki her kim derdini saklar ana dost olmadı hakîm

Halîl'e saklama derdini yok dimek zehîr geldi

677

Hak içün Hak vâr eylemiş boşa yordum gönül seni

Yâra seni yâr eylemiş yâda sordum gönül seni

Çeleb içün konuk evi kondurmuşum sende dîvi

Dürlü düşünceler yeri böyle gördüm gönül seni

Dürlü dürlü düşünceler kimi gül kimi goncalar

Çıkarırsın eğlenceler arşa kordum gönül seni

Gönül seni boş koyamam evhâm ile hoş koyamam

Eyi düşünceni duyamam yâra sordum gönül seni

Ki uykuyu dağıdırsın gözlerimi ağıdırsın

Ben Halîl'in bağı dirsin kuş uçuram gönül seni

678

Bildim hangisidir diri mezârdaki şehirdeki

Semekin hangisi iri denizdeki nehirdeki

Kim uykuda kim uyanık gîcedeki gündüzdeki

Gezenler mi yatanlar mı uyanıklar seherdeki

Hudâ tecellîsi nirde insânda mı hayvânda mı

Mâ'dende mi otlarda mı ne altunla gevherdeki

Ateşle su hava toprak birbiriyle evleniyor

Bunların nikâhını kim kıyar gökdeki yerdeki

İkide üçde aradım Halîl yokdur hiç eseri

Ben bu işi birde gördüm gerçek olan haberdeki

679

Edebden mahrûm olan Mevlâ'ya kul olur mu

Sûretle şekle kalan hâr aceb gül olur mu

Zikr u ihlâsdan berîlerin cennet mi yeri

Tâat-i Hak'dan geri er varsa yol olur mu

Şehvetinin zebûnu kimdir er dimiş bunu

Hacı ki gayra yönü haccı kabûl olur mu

Ahlâkı bed olanın bilgisine gümânın

Âlim mi dinir anın dumânı kül olur mu

Gadab ider lâ-yuadd dolu kîn ile hased

Rahmân'dan olmak meded ana usûl olur mu

Nefsini hod beğenen her işinde öğünen

Boş gamm ile döğünen içün vusûl olur mu

Ekser hemm-i dünyâda bulunan her hulyâda

Görse eğer rü'yâda o gerçek yol olur mu

İvaz'dan olsa ârî bir söz ki kavl-i Bârî

Anmak dâim O yâri Halîl fuzûl olur mu

680

Beni terk eylemekdir benliğin olunca bünyâdî

Beni terk itmeyenlerdir olanlar benliğin yâdı

Gerekdir ben olur makbûl kişiden sayılur ammâ

Benine nisbet bir olur hoş olursa değil ehâdî

Vücûdunu tamâmen benliği kapladığındandır

Ki matrûd oldu Azâzil hidâyet itmedi Hâdî

Benim diyen nîcelerin yıkıldı nîce ma'mûru

Yıkılsa idi bir yandan harâb olmazdı bünyâdı

İkilikde olan beni görür sanma beni seni

Recâî gibi bir denî ne dirse duyan olmadı

681

N'olaydı bu dünyâda adım söylenmeseydi

Mevlâ'm ile kalaydım kimseler bilmeseydi

Beni câhil bileydi bu zamân halkı beni

Ma'rifeti var deyû rağbetim olmasaydı

Anam babam öleydi ben ufacık yürürken

Avret, oğul, bacı, kız, kardaşım olmasaydı

Mâl ile mülk akrabam yılân akrep olaydı

Deliklerde kalaydı mensûbum olmasaydı

Uzun kuyruklu fare gibi ahbâb yerine

Bin sıçan anbarımı boşaltsa dolmasaydı

Ehlî kurtlar gelerek endâmıma bakmadan

Dağdaki kurtlar gelüb sürümü komasaydı

Görünüşde bir insân içinde yüzbin hayvân

Bâri böylece beni anam doğurmasaydı

Ey itdiklerin senin cümlesi yerindedir

Halîl tevbe vir dilin bunu söylemeseydi

682

Ey Zât-ı pâk ey Zât-ı pâk seni bildir bana seni

Eller ider yakamı çâk seni bildir bana seni

Senden geri kamû hevâ değildir hiç biri devâ

N'idem anı ki mâsivâ seni bildir bana seni

Nedir Hakâyık-ı eşyâ nedir irfân ile ihyâ

Ne ölmek ne dirilmek ya seni bildir bana seni

Nedir bilmem şâh u gedâ olmasalar sana fedâ

Kim diler senden mâ-adâ seni bildir bana seni

Nedir dünyâ benim olsa nedir ukbâ benim olsa

Bütün âlem tenim olsa seni bildir bana seni

Gâh sanırım derdim şudur gâh söylerim derdim budur

Değil değil virdim budur seni bildir bana seni

Suçlarımı afv iderek güçlerimi saf iderek

Her aynımı kâf iderek seni bildir bana seni

Benim gibi denî yokdur senin gibi Ganî yokdur

Gayrın beni seni yokdur seni bildir bana seni

Deryâ-yı zenbim taşmışım haddimi pekçe aşmışım

Lûtfun olmazsa şaşmışım seni bildir bana seni

Nefsim sever sabâveti cândan iver gabâveti

Kalbimin tam kasâveti seni bildir bana seni

Sırr-ı Muhammed'e beni kıl âşinâ görem seni

Ey lûtfi çok Hayy u Ganî seni bildir bana seni

Yakzat eyle menâmımı senin çün eyle nâmımı

Sözün eyle kelâmımı seni bildir bana seni

Koma zulmetde hiç bir dem dahî eyle benî âdem

Kıldın insân beni mâdem seni bildir bana seni

Unutdurma seni aslâ irişdir sen beni vasla

Koma bir dem beni fasla seni bildir bana seni

Nedir bende derd-i diğer bilmemişim seni meğer

Yana her dem sana ciğer seni bildir bana seni

Zikrim dâim Zâtın olsun yerim dâim katın olsun

Kelâmım âyâtın olsun seni bildir bana seni

Çek mâsivânın içinden çıkar Halîl'i hiçinden

Bu vârın iç ü dışından seni bildir bana seni

683

Muhammed nûru her cânın bütün gönüller âbâdî

Tamâmen âb-ı kevnânın elinde tâb-ı bünyâdî

Hezârân evvel u âhir eğer Mürsel veya Hâdî

Kemâlâtında bir nâzır buna benzer bulunmadı

İklîl-i Enbiyâdır bu yaradılmışın üstâdı

Ki kurdu asl-ı evtâdı olub her varlığa bâdı

Hilkati cümleden akdem bi'seti âhir oldu hem

Seyr itdi nûru dürlü dem başında tutdu ecdâdı

Bulundu hepsine hem-dem hil'ati fâhir oldu hem

Ki görsün her birinde gamm işinde gütdü a'dâdı

Ekmel-i Enbiyâ'dır bu biliş her vechi eşhâdî

Ki durdu fi'l-i mu'tâdî kılmağa emri dîl-şâdî

Ser-â-ser kâinâtı devr-i evvel doğmadan Anın

Berâber dâimâtı cevr dolu gördü bir vâdî

Ayağı tozudur mülk ile câh-ı tâcdârânın

Çırağı sözüdür bil ki kovar zulmet-i berbâdı

Efdâl-i Enbiyâ'dır bu ki pür-tâb itdi esyâdı

Velîler de bulamadı Ebu'l-Kâsım'sız imdâdı

Makâm-ı arşı geçmez hiç Mukarreb ya melek, Nebî

Ahmed'e Hak didi sen geç ki kurmuş ol bu îcâdı

Hemân geç de muallâdan görmeğe Hazreti Rabb'ı

İçdi de câm-ı ahlâdan gördü sâhib-i Mîâdı

Ekrem-i Enbiyâdır bu ki buldu akl-ı maâdı

Vesîle halka irşâdı ider tâ haşre ahfâdı

Hamiyyet bahş ider Âli ki andan ider istinbât

Temiz ider gamm-ı bâlî devâm-ı zikr-i mu'tâdı

Kuran dereke-i hefte ol geçmeğe ümmeti sırât

Gelüb gösterdi doğru yol hidâyet eyledi Hâdî

Eşref-i Enbiyâ'dır bu şereflendirdi eyâdî

Ki te'nis itdi azdâdi keremle lûtf-i müzdâdı

Kesilmez feyzi artar dem-be-dem vârisleriyle hem

Virilir tâlibe dîdem ne ise yüce murâdı

Salât ile selâm iden olur âzâde-i elem

Çıkub tiz yoluna giden bulur Mevlâ-yı 'ibâdı

Akvem-i Enbiyâ'dır bu salar zerrâta vidâdi

Anlar da raks ile yâdı eylerler kat'i vidâdi

Eğer olsa maiyyetde aldadılmaz idi Âdem

Uyub telbîse Cennet'de gelüb görmez idi râdı

Veya tevbe zemîni virmez olsa re's-i rû mâdem

Gelince bu zemîni yer idemez idi bir zâdı

A'zam-ı Enbiyâdır buna arz olundu her âdı

Hudâ'nın Mürselîn hep rû tutar Halîl hem evlâdı

684

Sanurdum kendüm insânım bilinmez olmuşum şimdi

Sorarlarsa cevâbım yok gelen ile giden kimdi

Gözümden bakmadayım, söylerim dilden, kulağımla

Duyarım, dir idim işimi sanurdum ki işimdi

Sen seni bilmenin vakti daha geçdi mi dirler

Diyen dinen duyan kimdir sorulsa vir cevâb imdi

Halîl, Vehbî, Recâî, hem Hüdâi hem de İbrâhim

Soranlara bu esmâyı cevâb iderdim adımdı

Fakat sonu bulunmaz derde düşdüm Halîl ismiyle

Didim yârâna adımdır size ismimi didimdi

685

Bugün bu halkdan Allâh'a likâ içün kaçan var mı

Kırub bu kafesi vatan içün pervâz açan var mı

Geçerek mâl u mülkünden çıkarak hâl-i fülkünden

Cânı âzâde yükünden gözünden kan saçan var mı

Hudâ içün bütün varın geçen ırz ile vakârın

Koyarak yolda evzârın şehîd olub uçan var mı

Bana ne mâsivallâhi dilerim Zâtı vallâhi

Ki bulam vasl-ı İlâhî deyûb serden geçen var mı

Hızır ol âb-ı hayvânı aradı nîce dem anı

Halîl'den sırr-ı cânânı zülâlinden içen var mı

686

Mülk içinde yokdur andan başka alub virici

Kim benim dir ise anla hâlini ey bilici

Çok melikler geldiler bu meydâna benim diye

Benliği isbât iderken tâşa çaldı kılıcı

Suların emrine münkâd olduğunu görerek

Sandı Firavn ki benim âlemdeki yaradıcı

Ammâ bahr-i Mûsâ anın tanrılığına hitâm

Virdi, bilmiş idi heybetimde sular durucu

Emniyet atına süvar bahre girdi çâr-nâçâr

Didi sular gel bakalım âlemi aldadıcı

İ'timâd dîvârı yüksek yıkılmağa başladı

Derhal âmentü didi göründü ağza urucu

Bir avuç kumu çalub sus didi ki geçdi zamân

İşte fermânın senin ey halka fermân idici

Sana ne lâzım benî İsrâil'in Allâh'ına

Eylemek îmânı çünki derde dermân idici

Gark olub bahr-i helâke kendü etbâı dahî

Kaldı nâm-ı beddi âlemdeki benlik idici

Nemrûd u Şeddâd u Kârûn mülke mâlikiz didi

Sandılar nefslerini burada iyilik idici

Gerçi bir mikdar da bunlar adl ile mevsûf idi

Adli Hak'dan bilmediler oldular şirk idici

Varlığın vârı göründü zîrâ bunlara biraz

Vârı Vâr'dan bilmediler oldular çirk idici

Burada bir nükte var ey zerrece aklı olan

Aç gözü fehm it ki yarın olma pişmân olucu

Ebû Yezîd ile Mansûr dahî benim didiler

Sede Hakk'a virdiler, olma boş isyân idici

Ya'ni benliklerini Hak aldı var benim didi

Kul dilinden âleme bürhân-ı Yezdân idici

Böyle yokluk ile benlik eline al başa koy

Vây ki varlık ile benlik oldu tuğyân idici

Mâl u câh ile olur hem ilm u zühd ile deyû

Çokca âlimlerle zâhidlerde buğyân idici

Oldular Bâûr u Barsis misl-i İblîs varlığı

Kendülerde gördüler olunca nisyân idici

Nâr-ı Nemrûd yakmasun seni sen İbrâhim isen

Korkma sivrisinek irer beynini dağıdıcı

687

Âşık oldur ki Hudâ'dan gayrı bilmez sırrını

Sâdık oldur ki edâdan hiç çekinmez dînini

Yanması âşıkların pervâne gibi gizlidir

Uçmasında yanmasında kimse bilmez seyrini

Pek tutar enfâsını yansa ciğer ma'şûk içün

Kimse duymaz kokusunu veyâhûd sırrını

Gizli yollardan gider Allâh'a giden kârvân

Saklanur görse verâsında sivânın tayrını

Gerçi mahsûl yer altında saklamazsa kendüni

Hiç biter mi ey Recâî var mı görmek tavrını

688

On hoş içinde bir beddi görene Mevlâ kör didi

Gerçek olub Hak yoluna giren bu yolu zor didi

Bir mü'mini iki fâsık gördüler çokca suç ider

Bir ârifi bahs itdiler ârif görene sor didi

Gökdekine yerdekiler yapsalar ölçü ve kilâr

Koysalar dürlü tartılar biri al biri mor didi

Bin kör ittifâk itdiler bir akı karadır deyû

Gör nîce nifâk itdiler gören bu hâli hor didi

İslâm şartını bilmeden müslümânlık da'vâ iden

Görünür gözlere beden gören ateşe kor didi

Dîvler gibi bin nâradan uyanmıyan gâfilleri

Hudâ cehennem içinde kara kara kömür didi

Halîl sinek sadâsını boşa sanma yanılırsın

Zîrâ Şâh-ı Süleymân'a hikmet sözünü mûr didi

689

Hilkatinde Hak'dan ırak olanlar

Muhammed nûrunu görebilir mi

Veyhîn ellerine durak olanlar

Tecellî Tûr'unu sürebilir mi

Hakk'a meyl eyleyen gönül yorulmaz

Gitdiği yollarda menzil sorulmaz

Ol yana yönelen gayra yönelmez

Yüzünü her semte urabilir mi

Doğruya şübhe eğriye ihlâs

Eylemesin mi gönlü dolan pas

Aksini ider bunun hayr-ı nâs

Kendini boşa yorabilir mi

Dönmek dimekdir bu ma'nâca kâlb

Dönsen ider ki îmân olur salb

Kıble semtine dâim ider celb

Ölmeyince geri durabilir mi

Kendi hevâsına kul olan kâhil

Derdi devâsına bil odur câhil

Zerrece şehvete bulunan mâil

Halîl'e irişmek nûra bilir mi

690

Ey müslümân kelâm-ı Hudâ'yı dinledin mi

Birbirinize fitne kıldım dir anladın mı

Hele kul sabr ider mi Hak'dan deyûb gider mi

Görüyor solu dir mi böylece eyledin mi

Anların çoğu görür, bilür, işidir sanma

Hayvândan fenâdırlar diyor çıkabildin mi

Zikrimizden dönenden çevir yüzünü didi

Anlar diler dünyâyı bundan geçüb irdin mi

Şöyle yer ki nihâyet söylenmişdir adına

Ol Vahdet'in mülküne azmin ile girdin mi

Mâl u evlâdın ba'zı düşmânınızdır didi

Çok sakının anlardan dir anları koydun mı

Di gayrıyı dilemem hem de şirke gidemem

Halîl gibi gayrısı düşmânımdır didin mi

691

Yâ Rabb gamm vir bana gamsız hiç koma beni

Olsun gözüm uykusuz demsiz hiç koma beni

Ehl-i nifâk her zamân beni dillesün hemân

Virme bana hiç emân hemsiz hiç koma beni

Ehl-i derdi sana çek tevbeyi tuta gerçek

Yokluğa koy bizi pek cemsiz hiç koma beni

Nefs-i emmâre atı azar ise tut katı

Yırt elinden berâtı gemsiz hiç koma beni

Medh itmesün beni kes şerli kullar bir nefes

Tâ ki kırılsun kafes zemsiz hiç koma beni

Her dem diyen yâ Celîl tâ olam sana Halîl

İzleyem kâmil delîl şemsiz hiç koma beni

692

Aşkın kanadlarını kırar şehvet anı koy

Vahşî behâim huyu olan isyânını koy

Evvel âhir sana aşk-ı pâk olur makâsıd

Anın çün ki koyasın vasla gel hüsrânı koy

Hayvân gibi her yana gezüb otu toplama

Yıka temiz yüzünü a'yânı pinhânı koy

Hak'dan gayrısı içün eğer bir söz dir isen

Hemân seni tiz anla da'vâ-yı Rahmân'ı koy

Âşık ol sen O yâre diğerlerini görme

Cümlesi âyinedir bâkî iste fânî koy

En güzeli fenânın vallâhi bî-vefâdır

Vefâsızı görürsen ümîd-i Sübhân'ı koy

Aşk-ı Hak'dan diğere raks iden ahmaklara

Salma sakın nazarın salarsan Sultân'ı koy

Bildin ise o bâkî saray zevkini Halîl

Hamâm-ı tecrîde var haydi bu külhânı koy

693

Gönül dir ki bu ilhâmât nedendir bilmem anı

Didim şu halde emirdir sana bu rûh-i hayvânî

Didi emîr olamaz o meğer esîr ide seni

Didim hâlini sen bildin komuşsun râh-ı insânı

Didi kârım değil mi seyir kılmak levh-i mahfûzu

Didim semândaki bulut nihân itdi o ayânı

Didi Gayb âlemindeyim o benden ola ki mestûr

Didim sana bu mahsûsât görünür men' ide cânı

Didi ru'yâda görürüm didim o âriyet mahlût

Didi ya ne idem Halîl didim unut bu cihânı

694

Her suçların başı çün dünyâyı sevmek oldu

Dost itmez kendüye ol ki anda bilmek oldu

Cihân doldu başdan başa derd ile elemle gamdır

Yüz dağ kadar her biri bilmeze gülmek oldu

O kim buldu ebedî yârini gümânsız anın

İçün bu fânî bâbıyla ateşden gömlek oldu

Ol Muhammed ki bütün Enbiyânın Server'idir

Gör eyledi mi ta'mîr çün ana gelmek oldu

Eğer merd isen uysana o Fahr-i Kâinâta

Su üzre ki temelin sonu yıkılmak oldu

Bilinir kişi de olsa bir zerre hamâkat

İşi anın bu alçak şey'e meyl itmek oldu

Gönül virme bu ednâ yere sakın birâder

Ki sonu bunun varlığının yok olmak oldu

Nasîbi yok cefâ mihnet ü kederden özge

Anın ki âdemoğlu kârı ağlamak oldu

Ayağına düşse her bir adımında altun

Sakın aldanub ana dime ki sevmek oldu

Ukbâ sahrâlarının bir kara taşı olmaz

Alub gitsen dünyâyı cîfe sürünmek oldu

İlm ile irfân eğer var ise sende beşer

Terk-i dünyândır hüner Halîl'e çıkmak oldu

695

Geçdim mezar taşını hüzne gark itdi beni

Ağlayûben gözlerim kana sevk itdi beni

Geçen vaktin nizâmını komamış bu bî-kâm

Zamân dağıtmış her sâliki yesâr yemîni

Evlerinin içinde ya sevdiği ya diğer

Bu mevtâların hemân ola yoldaşı Ganî

Ancak adları kalmış dünyâ ehli dilinde

Nişanlarından eser var mı gezin zemîni

Evlerinin temeli toprak içine girmiş

Sanki bunlarla berâber terk idüb vatanı

Hani o dürlü dürlü nâz iden gözü elâ

Nerde ki yâd göze kıymaz idiler o teni

Aceb nerede cânı şimdi hangi evler bânînin

Dûzah mı yeri yoksa cennetde mi bedeni

Bin dürlü hîle tezvîr ile dünyâ alanlar

Orada da var mıdır bu işin zevâlî anı

Dünyâ nef'ine binbir kizb diyen o diller

Söyler mi yine eski gibi gizli alenî

Ey âşık u sâdıkân ey sâlih u tâirân

Görmez sizi zâirân a'lâ veya ki denî

Ey ehl-i rıhlet îmân ile gidenlere ki

Halîl selâm ider Hakk'a kor diğere gideni

696

Ey Rabb'inin hümâsı nenedir bu fenâsı

Bu orucun gınâsı taleb it Rabb-i nâsı

Ağla ki gel re'yi koy ne varsa gel berî koy

Mahbûb'a cân ser'i koy görmeyin hiç bu nâsı

Bu mezbeleden dolaş aşk gülşenine ulaş

A'dâna eyle savaş döndüresin hannâsı

Mest ol gezinme ayık olmazsın vasla lâyık

İrfânı bul hadâik yüce anın binâsı

Emsâlin olan kuşlar hep seni gözlemişler

Saklar sana yemişler Hannân'ın çok gınâsı

Bu dâneyi yimekle hoşsun bunca emekle

Maksûd olsa dilekle kıyâs it ki fenâsı

Muhabbet merkebini bunca seversin anı

Ya kendü zâhir olsa söyle nedir şinâsı

Ey habersiz cânından sırrındaki kânından

Dîninden îmânından nedir dînin senâsı

Sevdinse kimi sevdin uydunsa kime uydun

Virdinse kime virdin ey vârı âşinâsı

Bu kavgadan neyin var çünki yârdan gelen var

Her hâlini bilen var kulları Rabb-i nâsı

Uyuşmayub dîne gel bu savaşından çek el

Rahat köşküne ko bel yokdur hiç inhinâsı

Elinde yoksa gelmek gerek rûzuna dalmak

Andan cânânı görmek yanub Tûr-i Sinâ'sı

Cân âlemlerini bul cesede bakma gönül

Ferşi ko arşa yönel koy halkı sen fenâsı

Bu sağlığı ne sandın ki meyl idüb inandın

Yalandır buna kandın bu ikilik anası

Biri bu var bin işin tene sâhib oluşun

Gerek Hakk'ı buluşun maksad işin sonâsı

Geldin bu fânîye ki Mevlâ senin sevgini

Sorûben reyb u şekki şübhen tamâm yanası

Maksâdı bul ey Halîl mevti sev çünki delîl

İzzet istersen zelîl görmeyüb sen binâsı

697

Birgün ölürüm dirim duy hele bu sözleri

Cân kuşu ten habsinde geçirdi çok rûzları

Kazâ kılıcı gelüb lûtf ile kafesime

Urdu safâ çanağın açdım koyub düzleri

Bir gitdim dîl âlemine derdim aşkın gülünü

Sanurdum gayrı mekân yokdur görüb yüzleri

Tenden ayrılınca dayanamam sanurdum

Hasretle geçirirdim gîce ve gündüzleri

Bilince cân şehrini bunca güzel hem geniş

Rihletine şükr itdi terk idüb her sözleri

Yüksek yuvalı hümâ düşmemiş alçaklara

Yükseklere irişdi koyub yazla güzleri

Kanadı bağlı meğer anın çün uçmaz imiş

Yoksa kırmaz mı idi kafesdeki gözleri

Evvelce görse idim ben bu cilve-gâhımı

Söndüremez mi idim nefs içinde közleri

Ey ehl-i dîl-i zârân hoş geldiniz merhabâ

Hak size de göstere akşamı yok rûzları

Mevte muhabbet ile bâkî hayâtı bulun

Tiz bu gülşene gelüb görün siz bu yüzleri

Sizden bu Melekût'e gelmeden evvel selâm

Hem temennî gele ki göre Halîl sizleri

697-A

Geldi yine aşk bülbülü doldu sadâ-yı Mustafâ

Açıldı mü'mine gülü erdi nişân-ı Mustafâ

Tûtîler öter zevk ile rahmet saçıldı gül ile

Âlem dolubdur nûr ile devr ü zamân-ı Mustafâ

Melekler çün arşda durur el kavuşur sâf sâf olur

Cümle salavât getürür behr-i revân-ı Mustafâ

Ol Şâhî "mâzâğâ'l-basar" bir kez aya kıldı nazar

Ay oldu "Venşakka'l-Kamer" gökler nişân-ı Mustafâ

Bezediler cennetleri karşı çıkdı bin bin hûrî

Çağrışırlar ol her biri derler ki kân-ı Mustafâ

Başı açık yalın ayak arsa-yı Mahşerde durak

Ana ne hulle ne Burâk n'eyler cânânı Mustafâ

Rasûl ile gâra giren Ankebût eşiğin ören

Ejder tabanın ısıran Sıddık'tır yâr-i Mustafâ

Kâ'be deresinde kakan Kayser'i tahtından yıkan

Ömer'dir üstüne çıkan O açdı şer'-i Mustafâ

Gelin olun şekden beri serveridir ol dîn eri

O aldı vardı Hayber'i Alî'dir yâr-i Mustafâ

Bu onsekizbin âlemin dîv u Peri ve âdemin

Cümle Arab ve Acemin dîn u îmânı Mustafâ

Kim ki yolun tuta gide yol üstünde mi'râc ede

Koyma Halîl'i tamûda cümleye cândır Mustafâ

698

Ey nûr sen ne nûrusun yerin mi göklerin mi

Hangi âdet birisin azın mı çokların mı

Cânımda buldum seni mekân ile zamânsız

Geçmez mi vaktin varın mı hoş var yokların mı

Yakın olanı mısın sen sûretinde âleme

Seninle mi işitmek olmaz kulakların mı

Gözlerinden bakan nûr sende olur mu kuvvet

Ki böyle tiz dolaşır olmaz ayakların mı

Ben gibi bir damla su ile zerre toprağa

Cennet ki kıldın nazar solmaz ayakların mı

Seni görünce cânım simâ'ayı ihtiyâr

Bedende ana didim gitmiş topukların mı

Şark ile garba mensûb değil misin ey mahbûb

Elvânın hangi senin karan mı akların mı

Varlığını terk iden senin içün mü ider

İdince zâhir olan sen mi şafakların mı

Vârislerin güzeli senin adın mı yoksa

Âşık gözünde zerre senin topukların mı

Çokluk içinde senin görünen birliğini

Halîl bilmedi sivâyı az mı çoklukların mı

699

Kalb âyinesini sil gayrıya ko nazarı

Ol âyineye bak ki görmeyesin hazeri

Sûretâ bu âleme mağlûb görünen tenin

Sen değilsin gözün aç kendünde bul haberi

Ayla güneş emrinde fermânında müstakîm

Sen ararsın kendüne gezûben her şatırı

Hak yüzüne âyine sensin özünü özle

Ahmed'in izin izle ki bulma ol asferi

Sekiz cennetle nîrân hükmündedir ey Sultân

Sûretde adın insân beşer kıldın beşeri

Hakk'ın ulu kulusun kovulma hazretinden

Kalem-i Levh'i işte gör seyr idüb eseri

Cehl ile zulmet sende Nûr-i Nübüvvet sende

Gerçi hâtem Muhammed sanadır sünnetleri

Ey Ma'den-i Mürüvvet ey Mahzen-i Uhuvvet

Fedâdır mi'râcına cihânın Kâmil eri

Halîl selâm unutma O Şâha tayyibâtı

Salâtı dâim eyle ger isen fırsat eri

700

Hak İsrâil'in sebtini bu ümmete ders eyledi

Hîle itmez şer'a bunlar deyû bu sünnet söyledi

Gel açalım bu fıkhının kitâbını neler yazmış

Bin yerde hîleleri var beni eğri sevk eyledi

Yalınız bir beni sanma nîce temiz kulu yazmış

Bir ân Hakk'a varam derken bin yıl beni avk eyledi

Tefsîr okur gözü görür görmez kendüni Kur'ân'da

Hoş ma'nâlar üzerine kendü vasfın terk eyledi

Hak söyledi kelâmında Kur'ân'da vardır zikriniz

Ya'ni kendünizi bulun Allâh size ne söyledi

Yesuddûne yuhibbûne yaktaûne gerek cevâb

Virdi Halîl'e tiz kim ki sözünü ikrâr eyledi

701

Bir bahre dalmışım bugün ne dost ne düşmân kahrını

Görmez ise de onlar hep pâre pâre bağrını

Hemân anlar ki duruşa bilmeye kendülerini

El uzadub sığayalar Cibrîl'in anı sagrını

Sorûben her bir zerreden esrâr-ı Kâmil insânı

Öğrenüb her bir eşyâdan karalar ile ağını

Görünce her bir cihetden görünen vech-i tâbânı

Seçmez olunca cihânın taşları ile dağını

Her yüzde bir sadâ gelür bu mülk sâhibinin deyû

Halîl'e teslîm itdi dost iki cihânın bağını

702

Tevhîd beni yâr eyledi

Allâh ne hoş kâr eyledi

Aşk işimi zâr eyledi

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Bak ne didi şâhım bana

Gel gel açık râhım sana

Açılur dergâhım sana

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

İder sevdiğine cefâ

Her cefâsı nedir safâ

Kim görmemiş andan vefâ

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

İlle dedi eli sağla

Kapumda elini bağla

Beni bulmak içün ağla

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Her gîcemi gün eyledi

İzzetimi dûn eyledi

Beni diğer-gûn eyledi

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû Hû diye eser yeller

Hû Hû diye akar seller

Her şey dilde Hû'yu söyler

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû Hû de cânım sen Hû de

Geçirme vakti beyhûde

Hû diyenler yanmaz ode

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Kulağıma gelür hitâb

Hû dimekdir emr-i kitâb

Hû kıldı ciğerim kebâb

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Sen bu Hû'yu o Hû'ya kat

Tevhîdin olsun iki kat

Hû'dan gayrıyı cândan at

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû'dan sana Hû'dur mîrâs

Hû aşkını ider îrâs

Hû deyüb söyle el-Gıyâs

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû'dur ehl-i kemâl'e tâc

Hû olur cânlara mi'râc

Nûr'a dönderir leyl-i dâc

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû'dur zikr-i dilde fasîh

Hû olmuşdur zikr-i melîh

Hû kıldı Îsâ'yı Mesih

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû de dâim ey cânım âh

Ki komasun sende vesah

Hû zikri gönülde mıh

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Diler isen Hayy u Vedûd

Hû ile yan çıkarma dûd

Hû şevkine olmaz hudûd

Hû beni meftun eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû ider zikr ideni şâz

Hû'dur dâreyn sana melâz

Gayrısından di el-Iyâz

Hû beni meftun eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Bakma sağ u sola diyor

Bir iki gün n'ola diyor

Seyr it sonu hele diyor

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Sivâ balı zehîr diyor

Her hâli zemherîr diyor

Belâ donu harîr diyor

Hû beni meftun eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Eğ başını yere diyor

Bu bakışın nere diyor

İbret al bak sırra diyor

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Gel Muhtâr-ı Yâre diyor

Sana merhem sara diyor

Bildinse var yâre diyor

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Düşerse kanat açılmaz

Dar deyû hümâ uçamaz

Bu vâdîden o çıkamaz

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû diyende olur mu pas

Erenlerine olmaz yas

Hû dimede Hızır İlyâs

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû zikrinden çekenler baş

Sanma olur onlar yoldaş

Hû Hû diyenler hep kardeş

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû diyenlerdir abd-i hass

Hû'dan gayrısı dîlde pas

Keser iken Hû'dur makas

Hû beni meftun eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû didiler Nebî Murtâz

Hû diyenden olur Hak râz

Hû söyler cevher ü a'râz

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû dimişdir Vehbî hayyât

Yunus çeküb cefâ ifrât

Hû deyüb bir kâmil simât

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû'dur gerçek olan vâiz

Hû diyen çıkar mevâiz

İnlem tesma' aleyke 'izz

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû zikrine olan kâni'

Hû'dan gayrı olur mâni'

Hû komaz dîlde mevâni'

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû diyenin bil yüzü ağ

Olur cümlesi gönlü sağ

Dağ üstüdür bil ana bağ

Hû beni meftun eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Zikr idenler olur muâf

Olur sivâdan cânı sâf

Hû'dur bilen Nûn ile Kâf

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hû'dur bilin sırr-ı tarîk

Olur bahr-i aşka garîk

Hû olmuşdur a'lâ refîk

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Yabanda sen çekme emek

Cândan gerekdir Hû dimek

Gel gir yola kayd olunmak

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Ger ki görüne Cebrâil

Sidre ola sana mâil

Kalmaya dostunla hâil

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Bin bin kanatlı kemhâil

Görenler devlete nâil

Görür olanlar İsmâil

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Mikâil'den işit kelâm

Vire sana benden selâm

Rakîbün Atîd'den merâm

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Sekiz oldu kerrûbiyyûn

Arş u ferşi sanma oyun

Eğmeği ol Hû'ya boyun

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Kesil hem sağ u solundan

Vefâ yok sana gayrudan

Ne buldun diyor ayrudan

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Yudu gönlümü sivâdan

Geçirdi beni da'vâdan

Ne umar bu bî-nevâdan

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

İsrâfil'in elde Sûr'u

Bildinse bu remzi yürü

Neşr ide güneş göz nûru

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Âh bu gönlüm sağ u sola

Meyl itse işim ne ola

Düşer diyor hemân çöle

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Görmeyince gözü elâ

Ne fâide sana hâlâ

Lâ-melâ yerin lâ-halâ

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

İrdinse vech-i tâbânî

Virme Azrâil'e cânı

Ver dirse elde burhânı

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Maksûd ancak benim didi

Mescûd ancak benim didi

Meşhûd ancak benim didi

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Cihâtsiz buldu Ken'an'ı

Bilenler sırr-ı pinhânı

Bulam dirken O Cânânı

Hû beni meftun eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Suda görem sûretini

Yıldızların sîretini

Yanlış kıldım izzetini

Hû beni meftun eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Hoş gösterir dünyâsını

Gönül görme simyâsını

Aksi kurmuş binâsını

Hû beni meftun eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Güneş gibi dolanması

Yokdur devrâna kanması

Yokdur Hû'dan usanması

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Görmez itdi gözlerimi

Duymaz itdi sözlerimi

Leyl ider gündüzlerimi

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Kulağıma duyurmadı

Vîrâneme buyurmadı

Bir dem hâlimi sormadı

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

Halîl nefsin uyanmadı

Hû rengine boyanmadı

Cefâsına dayanmadı

Hû beni meftûn eyledi

Hû beni mecnûn eyledi

703

Bilmem ki âh bu cihânda ölmeli mi kalmalı mı

Ayânda yâhûd nihânda bahr-i fikre dalmalı mı

Her zerre her bir mekânda her anda her bir zamânda

Susmadım dâim beyânda ağlamalı mı gülmeli mi

Karıncalar yürüşürler dürlü işe duruşurlar

Sadâsızca konuşurlar bundan ibret almalı mı

Yollar yapar koşuşurlar azığa hep üşüşürler

Meşveretle görüşürler ya ben gâfil kalmalı mı

Yorulmak ne bilmesi yok ölen olsa bilmesi yok

Yuvasına bak nesi yok gözlerin bağlamalı mı

Gîce gündüz dimez koşar sanma ki yolunu şaşar

Gûyâ ki dağları aşar gülerek ağlamalı mı

Yine taşır durmaz hemân bilür kışın işi yaman

Tedârikinde her zamân bu sâlıyı salmalı mı

Bu hâli seyr iden insân uyan be hey gâfil uyan

Bunlar ider sana beyân boşa dil bağlamalı mı

Âhiret kışı gelmeden ecel bağrını delmeden

Tedârik yok sende neden gözünü dağlamalı mı

Bilür müsün ne takdîrin neye uğrar bu tedbîrin

Yok iken zerre tedbîrin ümîdle çağlamalı mı

Ey Halîl sen söz almadın deryâ-yı fikre dalmadın

Karıncadan ders almadın kulağın bağlamalı mı

704

Hakk'a hamd ile senâ yıkdı sanemden bizi

Gerçek sanem ne imiş bildirdi bize izi

Ey bî-haber n'idersin bâtıl yola gidersin

Sûretleri güdersin eğrisin iki dizi

Bir dîvin pençesine sığındığını gördüm

Didim ki bu parçalar bin olsa ger de sizi

Didin bana daldayım, hem gör ne hoş haldeyim

Zağa Hümâ dimişim ay sanub tanrımızı

Vah habersiz ay sanub bu misillü olur mu

Fil dimek farelere izi yüce denizi

Eğer bir fil olaydı senin benzin solaydı

Deryâ beni alaydı komazdı hepimizi

Senin temsîlin budur sakın serâbı sudur

Koşa koşa aç susuz alur dizine sızı

Ne baba dede kardaş olur sanasın yoldâş

Gerek bu yolda dîldâş bir getüre ikizi

Seni doğuran ana er oğlu erdir Halîl

Dördüncü senesinde ne keçi var ne teysi

705

Bir kâmile ulaşmış her bir sözün tamâmı

Tamâm teslîm eylemek zünnâr ile zimâmı

Hakk'ı bâtılı seçüb iki cihândan geçüb

Eyi ve fenâdan geçüb câna dimek hümâmı

Hemân maksûd ola Hak tâ ki câna dola

Hak Sırrın sonu bulur Hak mahv eyle pür-amâmı

Tınmaya hiç kürûbdan geçse bizle o yerden

Halâs ola cinnîden deryâ olub hamâmı

Sebebsiz bir kuş uçmaz bir Pîre ir ki Halîl

Pîrsiz yol almamışdır evvel-âhir imâmı

Lâ Haşyeti dinildi Kenz-i Şumûs târihi

Zâhir u bâtın Allâh'dır her murâdın tamâmı

706

Sen seni eyle ki te'dîb itmesün ağyâr seni

Böyle uzak yol ile çağırmasun ol yâr seni

Ruhsat-ı Rabb olmadan da'vâ-yı Rablık eyleme

İtmesün Mansûr yerine Fir'avn-ı gaddâr seni

Benliği ehline terk it bâtıl ola hak ola

Bayezid'in benliğinde tâ göre Cabbâr seni

Sen seni görme ve görmemek yolunu ta'lîm kıl

Yevm-i azm-i Rahmân içre tutmasun edbâr seni

Kendüni yok seyr idince var ider dîdârı arz

Varlığın sokma araya kovmasın ol yâr seni

Hak yoluna girdin ise mâsivâ kasdını koy

Kasd-ı sivâ kasd-ı Hak'dan dem-be-dem savar seni

Hubb-i Hak var sanma sende var iken mecâza üns

Kizbe sıdkı itme tebdîl rehberin koğar seni

Hubb-i dünyâ, hubb-i câh, hubb-i riyâset mahv ider

Meyl-i Rızâ, meyl-i Yâr indinden hem atar seni

Dîn-i hâlis Hak içün tut zikri yâr içün

Gayra zerre maksad olsa tutar ol dem nâr seni

Cennet-i Hûrâyı terk it ehline özle murâd

Kî mürîd ismine tahkîk eyleye Gaffar seni

Cân kulağıyla işitdinse Halîl'in sözlerini

Maksad-ı aslıyı bildin hıfz ide Settâr seni

707

Hak dir beni zikr idin Allâh Allâh Allâh

Ni'metime şükr idin Allâh Allâh Allâh

Yüceliğim fikr idin Allâh Allâh Allâh

Dimem size küfr idin Allâh Allâh Allâh

Ayakda zikr idenler Allâh Allâh Allâh

Hak ismiyle gidenler Allâh Allâh Allâh

Zikrimle nevm idenler Allâh Allâh Allâh

Nefsini fehm itdiler Allâh Allâh Allâh

Beni zikr idin durub Allâh Allâh Allâh

Yorulunca oturub Allâh Allâh Allâh

Sizi Hakk'a yitirüb Allâh Allâh Allâh

Yatmada da Hû deyüb Allâh Allâh Allâh

Çok zikr idin ki necât Allâh Allâh Allâh

Bulun terk idüb cihât Allâh Allâh Allâh

Tâ bilesiz nîce zât Allâh Allâh Allâh

Mahv olur her bir sıfât Allâh Allâh Allâh

Rabbini sen çokca an Allâh Allâh Allâh

Sabah akşam aşka yan Allâh Allâh Allâh

Sıdk ile Hakk'a dayan Allâh Allâh Allâh

Halîl boş durmaz bir ân Allâh Allâh Allâh

708

Kalmadı aşkın yoluna düşeli hiç nâm u âr

Ben de bir nîce yiğit görünür idim nâmdâr

Aşkını yoldaş ideli bana her yol oldu dar

Bilmez oldum kimseye hüsn-i muâşeret medâr

Derdimin birini bin kıldı bu aşkın ey Hudâ

Şöyle görmez gözüm âlemde aşkdan mâ-ada

Kulağım duymaz iki âlemde asla bir sadâ

Meğer o aşk hükm-i kânûn tarzını eyler edâ

Nefsimi mağlûb idem deyü kılardım ictihâd

Ammâ ol emmâre benden çokca eyliyor cihâd

Bilirim çok söz velâkin bende yok aslâ sedâd

Dürlü a'dâ gayretini eyleyem ben irtidâd

Her nîce bir Hak söz işitdim nasîhat almadım

Başıma dürlü mesâib geldi ibret almadım

Benliğimden geçerek hiç yokluk içre kalmadım

Hod-bîn olub, ucbu koyub bahr-i fikre dalmadım

Hak yolunda gitmek için tutmadım râha delîl

Uymadım kâmil izine, uyarım görsem alîl

Rahmin ile semt-i selâmete çek beni Celîl

Zîrâ senden gayrı bir maksûd idinmedi Halîl

709

Olmasa bir dilde isti'dâd-ı tâmm

Ne bilür ki olduğun Fahru'l-enâm

Dîv olana çekme emek nâfile

Düşmânından virme haber gâfile

Sen haber virsen seni düşmân sanur

Düşmânın mağlûbu dostdan usanur

Dost mu tanır nefsine düşmân olan

Hiç kovar mı şeytânı şeytân olan

710

Gördüm yılân evinde

Süt içirdim elimde

Diler ki soka beni

Sarılarak belimde

Bir acâib iş idi

Benimle konuşması

İçi hep teşvîş idi

Boş idi duruşması

Hak îcâdı bedî'i

Ahsen sûreti iken

Yok dîvinin menbâı

Batırır göze diken

Mevlâ'm göstere bize

İn'âm insân sûreti

Aslâ estirme bize

Rîh-i Semûd devreti

Halîl tevbeler olsun

Nemrûd'a uyduğumuz

Yeşil tevbeler olsun

Mevlâ'dan umduğumuz

711

Hakk'a îmân eyledikden sonra doğru olmalı

Doğrulukla her nefesde doğru yolda durmalı

Doğrulukdan yine birşey varsa yine doğruluk

Andan özge arar isen her ne ki var uğruluk

Sen sana istemediğin isteme kimse için

İtme niyet hem de bir söz kimseye küsme için

Ara bul, aracı ol, ara ayırma aslâ sen

Sen asla olmayasun gizli zâhir yol kesen

Hüsn-i zann it cümle halka itme sen aslâ ezâ

İşte olur iki âlemde senin için cezâ

Âşık ol, aşksız olanlar yokdur anlarda o cân

Dinmez insân ana yokdur anda irfândan nişân

Söyledi bir sözü ki zübdedir bil bu sana

Dir Recâî ma'nâya bak, bakma abes lisâna

712

Kim ki bir zâlime iânet ider

Bil o zâlim ana hıyânet ider

Hak musallat ider ana zâlimi

Çünki gâfil hîlesinin âlimi

Kim ki zâlim arzusu çün söz ider

Hak o hâinin yerini köz ider

Virmedinse ehl-i şürûra selâm

Tenhâda kalmak hoş olur zü'l-kelâm

Kimde var zerrece hubb-i riyâset

Her hıyânete müstaidd kıyâs it

713

Var O dostdur var O dostdur var O dost

Bul Halîl'in varlığı dostuna post

Var benim bil var benim bil var benim

Bil o Vârın varlığıyla yâr benim

Gayrı benden kimse görmez ne didiler müşrikün

Görmediler duymadılar olmadılar müdrikün

Ben bilürüm her kula her ne zamân her ne gerek

Kimse bilmez kimse bilmez kendüsine ne gerek

714

Ne yâ'ni ne olsun çalışmak

En çok çalışanlara karışmak

Ne bu dünyâ mı sandın ârâmî

Ferdâ hulyâ mı yalınız yârâmı

Çalış velâkin eyleme ta'cîl

Zîrâ tiz kemâlin sonu da tiz bil

Var mı o kimsede hiç kudsiyyet

Ki te'hîr-i murâda ide me'yûsiyyet

Azm ile sebât sabr u metânet

İrdirir maksada şahsı nihâyet

Halîl bakma görenek ne de âdete

Görenekle değil hiç irmek saâdete

715

Ey müdir, Efendi mi beg mi dimeliyim sana

İdâre anlamam iyi mi dimeliyim sana

Kul mu yoksa başka birşey mi dimeliyim sana

Kâdir'in çaldığı bir ney mi dimeliyim sana

Bu neyi çalanı kimdir sen bana göstermedin

Bilmiyorum sen de mi görmedin, haber virmedin

Yoksa sen de mi bu rütbeyi vireni görmedin

Rıfk-ı câhında gördün ise bu işe irmedin

Bir ricâ itsem sana, aceb beni dinler misin

Sinema perdesinin esrârını anlar mısın

Rakîbi mahv itmeğe rüşvet virsem yer misin

Zulm iderken hak disem ben adli sen anar mısın

716

Başına gelmez belâ sen önce yazmadın ise

Kimse azdın diyemez eğer sen azmadın ise

Herkes itdiğini bulur bilmeyenler de okur

Bu yazıyı ki sanadır kazıdığın her çukur

Pek derince olmasun lûtf it boyunu geçmesün

Kimsenin bakma ayağına ayağın sürçmesün

Bilmediğin ağaca taş atma meyve bulunur

Bahçe sâhibi gelirse saçla sakalın yolunur

Karanlıkda nişancının gözü kör olur

Her sularda adım atma derin olur zor olur

Dört ayaklıyım ağanın doru atıyım dime

Kurbağadan yumuşacık, hafîf, katıyım dime

Serçe iken şâhinim dirsen av oldun şâhine

Ey basarsız bak o Tanrının bu ibret-gâhına

Servi gibi yükselür kavak ammâ servi değil

Pancarın üç günde güllâç olduğu mervî değil

Söyleme yalan eğer yansan da hep başdan başa

Sana sendendir musîbet bak urur taşdan taşa

717

Hele bak oğlum neye varır gürültünün sonu

Pek teni beyaz olan gördüm kara giyer donu

Çok beyaz giyenlerin içini bana sor onu

Müşrikin bir kısmını gördüm ki Ka'bede yönü

Bu zamân hacıları hacca gider tâğî olur

Gıybet için duymaz iken iki kulağı olur

Gâlibâ hacc asrımızda şeytânın bağı olur

Kendüni iy zu'm idenler sol ile sağı olur

Hâcenin düzgün sakalı beni meftûn eyledi

Korkarım kendüsini de öyle mağbûn eyledi

Cübbe ile sarığı gidikçe bütün eyledi

Kürsüye çıkmışdı ammâ duymadım ne söyledi

Birini duydum sakın şeyhe biriniz gitmeyin

Onlara bahşiş virerek bizleri unutmayın

Onlar Hak sevgilim dirse de bile işitmeyin

Ya'ni gelse de Muhammed sizler ikrâr itmeyin

Vâris-i Peygamber ister iseniz işte benim

İşte tebliğ işte alâmet kıyâfetle tenim

Âlem-i ma'nâyı bilmem ammâ mescîd vatanım

Ya'ni hâzâ hâcedir söyletmek ister emelim

Şeyhi de gördüm ki söyler dilde Abdulkâdir'i

İstiyor yaysun cihâna ismiyle tevâtüri

Tac ile postu yerinde hele sakal aşırı

Zann idersem şeyhinin de kirlidir çamaşırı

718

Birbirinden intikâm alır mı bir millet olan

Yekdiğerinden devâ bulur mu hem illet olan

Eyi olur mu kendisinde yokdur zillet olan

Bildiğim yapmaz meğer pek aklında killet olan

Siz yolunuza gidin görmez deyü bu hükümet

Bu ikilik yer sizi hem içinizde husûmet

İkilik her ümmeti ateşe kor demet demet

Pâyidâr-ı millet için birliğe çok yardım it

Kardaşının anasına söğüyor ahmağa bak

Aynı millet ferdi urdu birbirine taka tak

Birbirini soyma derdinde kurarlar faka fak

Hele çalım derdi yakdı yek diğeri çaka çak

Bak uyanmış Avrupa biz mi kalalım uykuda

Ferdinin her biri yükselmeğe dürlü duyguda

Köyler kardaşlar uyanın birleşin bu saygıda

Herkesin bayrâmı bugünü biz neden bu kaygıda

719

Ey münevver yüzü güzel nirdesin

Bâb-ı vechine yoksa perde misin

Bâis-i fitnedir o yay kaşların

Fikrime virdi ziyâlar saçların

Nazmı neşre sebeb oldu şevkin âh

Emr-i mühim aşkına hatm-i râh

Yetmişiki dil bilür ehl-i yakîn

Âşıka ma'şûk olur maksûd hemîn

Hıfz olunmaz kânûn-ı aşkın dırâz

Teshîl ider yolun anlayana râz

Bahr-i aşkın mâidi avnî olur

Silk-i şevkin âidi levnî olur

Zâhidin sohbeti halel âşıka

Îrâd ider hâli aşk-ı bârika

720

Ben kimim vâsıf kim ola Habîb'i

Bütün dertlerin ol A'zam Tabîbi

Meğer ki Hak'dan ulaşa inâyet

Zuhûr ide niyetimde dirâyet

Yürüye kaleme anda yazıla

Nihâyetsizdir nihândan düzüle

Kalem çalmasına aczından anı

Zuhûru yüce kenz-i nihânî

Fakat didim idilmez medh-i Ahmed

Sana medh-i Ahmed Emr-i Muhammed

İmâm idindin cân sen Anı

Hemân zikr eyle ömrünce sen anı

Vefâ virmez sana dir imiş ceddin

Didi oğlum isen terk itme ceddin

Çalış şöyle ki ben oldum fenâda

İbn-i Nûh gibi sen düşme inâda

Benim Fi'lim, benim hâlim ile ol

Her işinde benim kâlim ile ol

Terk eyledim sizlere ben sünneti

Yarın Âl'im dimem dirim ümmeti

Kim tutar sünnetimi tamâmiyle

Odur dâreynde ümmet-i kâmile

Aklı ve fikri olanlar sözümle

Yarın anlar olur benim özümle

Havzımdan içiririm hem ana ben

Sırâtdan geçiririm hoş yana ben

Yolumda eylemeyesin şenâat

Ki ben idem yarın sana şefâat

Hased kılma görme hor ümmetimi

Cefâ vakti unutma mihnetimi

Safâ ile sürûr gününde mağrûr

Olma ki tiz gider sende bu sürûr

Hüzün itme kederlerle cefâya

İrişdirir seni çünki safâya

Gîce namâzında bulun müdâvim

Beher günde dahî hizmetde kâim

Hudâ'ya kulluğunda eyle dikkat

Bu tebliğ ümmetime sende zimmet

Halîl kimdir sana söyler bana di

Ceddimdir çünki bizden oldu hemân

721

Ben miyim yok sen misin

Milletinle şen misin

Söyle Allâh aşkına

Rahmân'ı sever misin

Neden olmuşum fehim

Ders virdi Abdürrahim

Bak ne söyler miskine

Sen nesin dir ben neyim

Sorar mısın azîzim

Nedir senin esâsın

Asûrun Mustafâ'sı

Muktedâmız o bizim

Temeli her hünerin

Tamâmıyla edâsı

Kemâliyle Hudâ'sı

Kulaklı bir beşerin

O müstesnâ zât iken

Bilmezken mâ-adâsı

İrdi bize nidâsı

Ayn-ı bî-hayât iken

Nefh eyledi hayâtı

Gönderince Hudâ'sı

Bildirdi ki fedâsı

Olan dimez heyhâtı

Ey Âdemoğlu beşer

Milletim ayrı dime

Nemedir seyri dime

Eyleme zevki keder

Ma'nâyı bir söz iken

Birden ikiyi sorma

Sen biri başka görme

Gören birdir göz iki

Gel bu kitâbı oku

Senlik sende yorulma

Benim deyü kurulma

Senin için mü korku

Bilmeyenler korkuda

Bu gün ya o günüme

Âr irdirmez sonuma

Kalma uyan uykuda

Sana bu sözüm yeter

Beşer sever beşeri

Sırra var kimdir doğru

Medeniyyet dilini

Her âdemin dilinde

Olmamalı azîzim

Hele çokçası bizim

Gibi dili elinde

O gün ki İslâm adı

Kur'an ile kuruldu

Asâbiyyet duruldu

Yıkılarak bünyâdı

O zamândan beri ki

Medeniyyet ile dîn

Binâsı kurulmağın

Bir görülür her iki

Cehl ile rif'at olmaz

Envâından halâs ol

Sen ehl-i ihtisâs ol

İlm ile hiddet olmaz

Cisme yokdur i'tibâr

Kıymetin sîretdedir

Anlayan hayretdedir

Gözü ibretle bakar

722

Var birindir herkesin bir vârı O

Var şirindir herkesin de yârı O

Anı her kim bilirse gayrıyı görmek neden

Sâmid olur seyr ider esrân gelme gitmeden

Var işidir cümle göze görünür etvâr-ı hâl

Gayrısından bilme anı gel sözümden elma al

Sendedir avn u inâyet kânı Âdem nefhası

Gâfil olma aldatmasun seni dünyâ mebhası

Eldedir mîzânın senin çün Âdem isen eğer

Olmaya hor göre hoş dîde zîrâ anın senin

Ey Halîl sen Hak işini halka nisbet eyleme

Çünki menfidir sivâ hep anı nisbet eyleme

722-A

Nizâm-ı şer'î tut muhkem idüb Mevlâya şükrânî

Mukadderâtı bil mübrem eyleme pîşe küfrânî

Ezelden cârîdir tebdîl yokdur âdâtı Rahmânî

Hakkı sevmek ne kadr ise bir şahsın fuâdında

O nisbetde sever tâat Hakkı kesbe gufrânî

Alâmet bil her istiğnâkı sevmeğe Sübhânî

O rütbe Hakkı sevse ki azîmetler müyesser-se

Tarîk ile yürü her dem dile Rızâ-yı Mesânî

Sakın durma gîce gündüz girmesün kalbe nisyânî

Ayırma hiç tavk ehlini zinhâr başka görme kem

İkilik seyr idene şaşı dirler bulmaz irfânî

Eğer birliği bulduksa virme ikiye meydânî

Sözün tatlısını söyle gönüller hâdîsi olkim

Hudâ dergâhlarının ta'zîmi fuâdda reyhânî

Kılub ihsânı bahş eyler sana ol zâtke nûrânî

Tanı her bir akrânı ehvâ kıyâmı nefse'l-âkî

Ki sağdansa ne varsa ko görmeğe aslı seyrânî

Eğer soldan ise tard eyt koma dergâha şeytânî

Gelen gider muhakkakî bil değildir bâkî bu âlem

Bekâyı kıl fikr her dem unutma zikr-i Hannâ'î

Ki mezkûre irişince göresin aslı devrânî

Muhabbet âla bil semdir muhabbet mâla bil gamdir

Muhibbin hâle bil kemdir sivâ cümlesin nîrânî

Ki her şey aslını ister özgede gözle insânî

Sekiz manzûme ile haber kılınmaz gerçi bu gâye

Fakad rûhî olana kâfî gördüm bunca erkânî

Halîl erkân aslı bildin ise geç her elvânî

724

İnne Rabbî kad deânî kalledenî kad hedânî

Lem yekul fî len terânî sırtü ahvâl fi hevâh

Eğtaşenî eğrakanî ebtaşenî ehraganî

Gad mehânî fâraganî an sivâh

Egrabenî eb'adenî e'cezenî ezhedenî

Kâle abdî erdedenî kad nezeltü fî likâh

Kâle nilte yâ Halîl'i sırte livaslî delîli

Kile hamden yâ celîli ci'tü mehvan fî bekâh

725

Mezine peygamber kîyâ rasûlime Muhammedâ

Berihû nuri kibriyâ Rasûlime Muhammedâ

La arzu azmâne veki viheye necânevî kevî

Tûne sultâne vekivi Rasûlime Muhammedâ

Arzu azmân icâd nekir eğer heû tunebâ

Halk u âlem nedehatın nihât bâ Muhammedâ

Mülk gistik libin linge vî giri hastın bâ seki dîhû

Ki peygamberli riçavî hutidan Muhammedâ

Ki ji ilmi vî halînan ilm i âlem i giştikan

Halaskır-ı rişev-i râşeyek-i âlemi Muhammedâ

Ki heveki nızanı ki vî nızanı seçi zanı

Kemâli vî Huda zânî Huda hasker Muhammedâ

Hevevî Huda haskırî hîmâveki vihaskırî

Âlem gıstik halasgirî Şefî'ime Muhammedâ

Hû bu sâhib-i Ümmeti dî hû bulend-i devleti

Her dû-cihân nâ izzeti bidesvidâ Muhammedâ

Hevâlî şevi mi'râci derbaz bu heft nâkı azmân

Çûcem Hudâ havî râcû ma'na Ummet Muhammedâ

Kunâ fetilim le kâdiri tû âfenâki se ummetimin

Ferman hâtı tû bi fetîle mın afdâte Muhammedâ

726

Arz digirî ji tirsa hedî tev kevire haber mende

Tu dihâzi şûri z'ede tujibîrmeke vî hedî

Tu şandiye vâ dünyâyı ma'nîçün dîn ve dünyâyı

Ma'ni zânî bîn Mevlâyı mâtûzânî emrî hedî

Li veydîni çav nebînîn livî dünyâ vî nâbînîn

Binîr çâvitâ duninge hû çû çıkira hedî

Binîrli çâti hayvâna binîr avr aley azmânâ

Binîr ma'dena insâna çıkas rinde çıkira hedî

Dibî âl ki tiştî yekim ki tiştî zânin ezdikım

Her ki tişti ez sedıkım çıkasrında şûri hedî

Çav kefirli fikrî vî arzî azmân lî şükrî vî

Ki dı tırsın jimekrî vî tu fedâdikın zikrî hedî

Tû tırseví nizânî se hizmet hûne hevese

Tû gayra vî hazdıkî se jî trâbu Mekra hedî

Tû mezinkîr tu lutufkîr akl fehm dâtû futuhkîr

Nebî şandîn mâta hazkır biterâ irfân dâyı hedî

Lî hâ haybe gâfil mebe lî emr i hedî câhil mebe

Jî reykî vî kâhil mebe bî terâ insân gö tî hedî

727

Bağçı dostı sünbül reyhanî kabû

Tayrı bülbül ragunç ma'ûnî kabû

Vahta huvey mûlâ verin âşıkân

Câmîr-i Hudâ meyhânâ Hû kabû

Hîro dostî hûn da'vet aşk-ı kırın

Câmîr-i Hudâ meydânî Hû kabû

Ne cevhere küfrî kilâbî hû mehû

İ-ki duhâzî ka'niyâ cevhere kâbû

Hânâjî durdâ tû hudânî ma'rifet nâbî

İ-ki aşıkabû ka'niyâ irfânî kabû

İ-ki duhâzî mûla kad hakî kâhî

Verın dikânâ şerâbî aşıkı kabû

Der vâ ren gi megrın hûn ji vî rengî

Hîro ren-ga sırr-ı furkânî kabû

İ-ki jî Adem râ secde nâ gırî

Ji virâ kapûyı la'netî kabû

Melâikan ji Adem ra secde kırın

Ji hardıgâzî yekî râ jî kabû

728

Dilî mın haberde çı te lî kôye

Tû bi çı sevdayı ketî yârî te kîye

Tû berû şef lî diğerî kîye hû

Haber mende tû aşıkı kîye hû

729

Zikrî Hudâ kâr mın Hude mezinî Huda

Muhammed dindân mın Allâh Allâh Hû Allâh

Gayrı vî ağyâr mın Hude mezinî yâr mın

Halasbu inkârı mın Allâh Allâh Hû Allâh

Je vîra ikrârî mın Hude mezinî yâr mın

He dinanî dâra mın Allâh Allâh Hû Allâh

Şirîne gaffârî mın Hude mezine yâr mın

Derdi vî dermânî mın Allâh Allâh Hû Allâh

Muhammed sultanî mın Huda mezine yâr mın

Şûru burhanî mın Allâh Allâh Hû Allâh

Alevî yarânî mın Hudâ mezinî yâr mın

Hef dünyâ zindânî mın Allâh Allâh Hû Allâh

730

Serber meydâne dânâtı hılkatî

Eyk tünne insânlı cemmetî

Çay şey Urûzi yayla mırını

Çâğı davâna kurbun hurd nirinî

Maksudî me Hudâ emjira murîd

Menâsnâkın ki tünne hayvâne kurud

Şûri gayn vî heye haberbî mende

Düşmânî murûda düşmânî Hudâ

Mâtû duhâzî jî me şûri zîde

Lanet vere liser düşmânî Hudâ

Licânî düşmân Hudâ vere er

Çâğıdvân tîji ahbın encâmî kâr

Kurbun çâved munkın melâdisa kâr

Vizânın ten serme işekî pır zor

Li merî lîzendî van rahmet nâbî

Her dû-dünyâ jî vanra rahat nâbî

İyk verın sermurîda huna kafırın

Kıya gıştın gerekmeh ve ne kırın

731

Bakın bize ey âsiyân biz zümre-i nâcîleriz

Tevhîd söyler kalblerimiz erenlerin sertâcıyız

Kalblerimiz îmân dolu zabt itmişiz sağ u solu

Yolumuz mürtezâ yolu biz sizlerle kavgacıyız

Divler önümüzden kaçar silâhımız kanlar saçar

Darbemiz çok yara açar biz zehirlerden acıyız

Kırk bir deryâdan suyumuz arşdan uzundur boyumuz

Zikr u ihlâsdır huyumuz biz rızânın muhtâcıyız

Cürm ü isyândan kaçarız dîn yollarını açarız

Akdan karayı seçeriz aman virmez anâcıyız

Her işimiz ol yâr için kurbânız biz Anın için

Biliriz herkesin suçun dîn yolunda kazâcıyız

Gavs-ı A'zam sultânımız Ana bağlı îmânımız

Kur'ân bizim burhânımız Hak çerisi efvâcıyız

Şeref-i İmân var bizde küfr ü tuğyân bütün sizde

Elde tüfenk İmân özde biz sizlerle da'vâcıyız

Recâî'dir serdârımız O'dur kıymetli yârimiz

Ana kurbân her vârımız "ene'l-Hak" der Hallâcıyız

732

Cihân cânı cinânından gel emrini duyub gitmiş

Fenâsını bekâsını virüb ahde vefâ itmiş

Kesilmiş fenâ zevkinden yer tutmuş âlî fevkinden

Rahmetin bahr-i umkından Hudâ sonsuz atâ itmiş

Bu dehrin hiç vefâsı yok safâsından cefâsı çok

Bakılırsa esâsı yok hani kime vefâ itmiş

Bu hasretlik nirden geldi bizi buldu bir hacrede

Anın elemi firkatı gönülleri harâb itmiş

Bütün İslâm'ın anası mumtâzı akl u dânâsı

Ne yazık ki o gül tene ezel gelmiş cefâ itmiş

Akıl irmez o Sübhân'a her işinde nedir hikmet

Bize karşı virir firkat ana arz-ı cemâl itmiş

Cümle nisânın gınâsı cihân gavsının anası

Hakîkatin dürr-dânesi Hudâ bahşı turâb itmiş

Aman yâ Rabb bu firâkla nedir kıldın bizi yetim

Bizim anamızı aldın o bizi pür-keder itmiş

İki cihânın gülünü o terk itmiş bülbülünü

Hem menekşe sümbülünü Halîl'ini koyub gitmiş

733

Aşkım Allâh şevkim Allâh zikrim Allâh fikrim Allâh

Kalbim okur Kul Huva-llâh gel diyelim dâim Allâh

Gel girelim Tarîkata uyalım hem Şerîata

Gidelim bir Hakîkata gel diyelim dâim Allâh

Tarîkatden murâd ancak doğrulukla Hakk'ı bulmak

Şerîat'e âmil olmak gel diyelim dâim Allâh

Taklîd yolu değil bu yol ara tahkîk ehlini bul

Olmak için Hakk'a makbûl gel diyelim dâim Allâh

Pîrim Seyyid Ebû Nûreddîn Hakk'ı bilir Hakka'l-yakîn

Tut emrini çıkma sakın gel diyelim dâim Allâh

Has oğludur peygamberin gözü nûru hem Haydar'ın

Seyyîdidir mürşidlerin gel diyelim dâim Allâh

Himmet Anın elindedir işleri Hak yolundadır

Hakk'ın zikri dilindedir gel diyelim dâim Allâh

Şeyhime yok bir muâdil işi dâim seyr-i Cemîl

Emr-i Rahmân olmuş delîl gel diyelim dâim Allâh

Himmet eyle Halîl bana çevir kalbim senden yana

Cânım kurbân olsun sana gel diyelim dâim Allâh

734

Bülbül olurda söyler

Vasfını arzu eyler

Dil o cânlar cânının

Muhyiddin-i Sânî'nin

Doyulmaz sözlerinden

Ok atar gözlerinden

Sayyâd-ı Samed gelmiş

Ehl-i Rızâ'yı almış

Kılmış halkın Emîn'i

Halk eyleyen zemîni

Şems-i tâbânı dînin

Dermân-ı cân derdinin

Ehl-i dil Ana müştâk

Anı sever hep uşşâk

Ayakları altına

İrmeye âyâtına

Kıl sırr-ı Ekber Anı

Kıl cânda ezber Anı

Devlet ahbablarına

İzzet ensâblarına

Bir çağ görmesi meğer

Nîce yıllara değer

Bu Nûreddin âşıkları

Hasretle yanıkları

Solmaz firkat âhından

Almaz yıl ve mâhından

Katında suçum nîce

Zâhir veya gizlice

Hep ma'lûm iken Ana

İtmez itâb ol bana

Hilmi denizler gibi

Lûtfu yıldızlar gibi

Ehl-i şirkin kâtili

Dirler Ebu'l-Fâdıli

Yâri için o geçmiş

Cümleden önce göçmüş

Arza tâc ider Anı

Solar görünce Anı

Yırtub cümle hicâbı

Varub çekmiş nikâbı

İçüb âb-ı hayâtı

Geçüb her bir memâtı

Selleri tutan dağlar

Anın ardınca ağlar

İdrâkı müşkil ayân

Fitne-i âhir zamân

Dermân ider dağladır

Derde koyar ağladır

Rusûmu tez öldürür

Ağlayanı güldürür

Güneş olur açılır

Bulut olur saçılır

Köleyim kölesine

Atının yelesine

Asılsam kurbân olsam

Ezilsem harmân olsam

Ol kutlu meydânında

Bir toz olsam yânında

Koşsaydım zîr-i na'li

Öpmeğe ah o eli

Bir çağ yerlere iner

Dürlü renklere girer

Kâtib olur yazmağa

Çavuş olur bozmağa

Seller salar âleme

Yollar yapar âdeme

Döner bir gün kul olur

Bağrım yanar kül olur

O şaşmaz hünerinden

Eksilmez cevherinden

Anınca kendini bana

Kalem kaldı bir yana

Vâsf edicisi vâfir

Kutlu elde misâfir

Bu dil ile yâd idem

Menzîle feryâd idem

Ey bahtlû Manisa

Hikmet söyler enîsa