İbtidâdan ibtidân ibtidâ ism-i Hudâ
Münezzehdir cümleden görmeden resm-i Hudâ
Evvelini yok bilen kendisinden gayri hiç
Kendisi hem âhiri cümlenin yok mâ-adâ
Vardır Anın varlığı kendüdendir kendüden
Kimseye muhtâç değil cümle muhtâçdır Ana
Birdir amma az değil çok Anındır çok Anın
Varlığındandır Anın her görünen her yana
Gayri varlar yok olur Var ancak O kalır
Benzemez hiç bir şeye girebilir rü'yâna
Aramakla tiz bulur kim ki gerçek kul olur
Ey Halîl vusûl olur neyi sevdinse ana
Çünkü gördüm başkasından kimseden yokdur vefâ
Terk iderek her birini geldim İlâhî sana
Lûtf eyle al elimi bağışla her bir suçumu
İttiğim her zerreden de çokdur afv it sen bana
Böyle didin ki bana Yalvarana her suçunu
Mahv idüb yerine ihsânı yazarım ben ana
Var husûsan ol Habîbin Hazretine nisbetim
Rahm idüb evlâdına bağışla beni sen Ana
Nesl-i İbrahim'denim şeksiz Zebîhullâh'da ben
Var idim, Fef'al didim mâ-tü'mer ben Atama
Sen de geç benim günâhımdan o demler hakkı çün
Cânımı virmeğe geldim koç selâm virdi bana
Hamd olsun sana sonsuz didi aşk ile Halîl
Hem de tekbîr ile cânımı viririm ben sana
Hiç bir vücûd yok iken var idi Var evvelâ
Emr-i sücûd yok iken var idi Var evvelâ
Hep eşyânın sûreti Anın ilminde idi
Ve hem gelmez Amâ'da var idi Var evvelâ
Zâtı bilinmek içün aşkı îcâd eyledi
Arş-ı â'zam olmadan var idi Var evvelâ
Akl-ı Küll'in'in zuhûru neşr-i halka huzûru
Yokken Muhammed nûru var idi Var evvelâ
Azdan gelmeden çoklar olmadan yerler gökler
Halîl yokken melekler var idi Var evvelâ
Her vardan ön var itdi Ahmed'ini ol Hudâ
Hem nûru'l-envâr itdi Ahmed'ini ol Hudâ
Hep mukarreb melekler nûrundandır Ahmed'in
Kendisine yâr itdi Ahmed'ini ol Hudâ
Her varı virdi Ana hükmü hem emri ile
Cânlara cânân itdi Ahmed'ini ol Hudâ
Şâh itdi Enbiyâya, mâh itdi Evliyâya
Âlemlere hân itdi Ahmed'ini ol Hudâ
Keşf itmeğe sırları, bildirmeğe pîrleri
Halîl serde kân itdi Ahmed'ini ol Hudâ
Sabırdan geçmeyesin daralsa zamân sana
Me'yûs olma ki yakın erişir emân sana
Nefsini hoş tut zîrâ ki geceler gebedir
Fecr-i sâdıkda doğar erkek tev'emân sana
Saâdet ol câna ki sabr u sebâta erer
Sabr ile yumşar demir nûr olur zindân sana
Her işini tedbîr ider müdebbire ayık ol
Tefvîzi koyma zîrâ en yüce dermân sana
Kulsun Mevlâ Hudâ'dır her emr Ana revâdır
Fikrin boş mâ-adâdır olmasa ihsân sana
Gün sana aksi gelirse sadrını eyle vâsi'
Sabr ile karşıla tiz dar vakt âsân sana
Eyyâm-ı zamânın pek acîp devrânı var
Birgün zor olsa diğer gün yok hirâsân sana
Hak der belâyâma sabr idenlere yol verin
Ey Halîl sabrın olmasa denilmez insân sana
Cânlar sana fedâdır ey Ahmed-i Muhtârâ
Şâhlar sana gedâdır güneş pervâne yârâ
Ey dîde bakdığında görsen o âfitâbı
Kalb çeşmesini akıt değilse seng-i hârâ
Cândan nidâ sanadır ey Mahmûd-i Zü'l-cemâl
Sensiz vârım fenâdır bu gönül dûzah hârâ
Ey dîde ne görürsün şevkin yoksa o şâhtan
Beyhûde bakma âlem içine ya kenâra
Örtülüb açılmanda Muhammed'i yazarsın
Yazını okumağa mecâlim yok avâra
Açılışında Hâ var iki Mîm ortasında
Bakışın kaddemi Dâl idüb çağır dîdâra
Şefâat yaşlarını akıt ki sende mâdem
Halâs olam vebâlden koma yüzümü kara
Ey nûr-i cümle âlem vey nûr-i ayn-i âdem
Bi-câh câhi tûken şefâat fazl-ı mârâ
Bârân-ı feyz-i deryâdan bir katre Halîl'e
İnse hiç eksilir mi lûtfun oldu hezârâ
Ebubekir'le Ömer, Osman'la Şîr-i Hudâ
Dört erkânın erkânı Pîrân-ı Pîr-i Hudâ
Birbirinden seçemem sâha-i ricâlde ben
Hiçbirinden geçemem Yârân-ı Şîr-i Hudâ
Âlem-i imkânda dört yâri O Muhammed'in
Hangisi yüce söyle çâr-unsûr-i Hudâ
Mevâlid-i şer u dîn Hasan birinci Hüseyn
İkinci, üçüncü Betûl-i Pâk O Zehrâ
Hezârân tahiyyât ile salât olsun hem selâm
Size ey sahâb-i Rasûl yârân-ı nûr-i Hudâ
Ve cümle âl ile etbâi tâ yevmi'd-dîn
Yıldız a'dâdi Halîl hem ne ki var mâ-adâ
İki cihân bülbülü hem gülüne bu cânım fedâ
Anın ashâb u âline hem kuluna bu cânım fedâ
Ya Rabbi sıddîk Hakk'ı çün beni sen ansız eyleme
Seninle giren ğârına yoluna bu cânım fedâ
Hicret yolunda Ahmed'in dönerdi sağ u soluna
Döndüğüne hem de sağ u soluna bu cânım fedâ
İlâhî bi-câhi'l-Atîk eyle bizi yârın rafîk
Tutsun elimi ol şefîk koluna bu cânım fedâ
Mustafâ'nın derdi ile gözyaşını göl ederdi
Halîl, gözyaşlarına hem gölüne bu cânım fedâ
Din mîmârı hutbesinde Yâ Sâriya demesinde
Ayağı yürümesinde toprağına cânım fedâ
Yâ Rabbi bi-câhi'l-Emîr Ömer'dir kâşif-i zamîr
Eyle rûhu nefse emîr göz ağına cânım fedâ
Bi-hakk'ı ma'deni'l-Hayâ söyle yâ Rab bana beyâ
Şehîdlere nûr-i ziyâ ırmağına cânım fedâ
Şîr-i merdân-i Mürtezâ hakk'ı çün kıl ehl-i vefâ
Tez çağda yâr-i Mustafâ çağına bu cânım fedâ
Halîl terk et seni rabta Ümm-i Pâke iki sıbta
Nübüvvetin üç bülbülü bağına bu cânım fedâ
Temelidir bu dînin ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Bâb-ı ilim şehrinin ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Esedullâhi'l-gâlib muğîsi küll-i tâlib
Nûr-i ayn-ı ebû Tâlip ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Âgâh-ı küll-i usûl vesile-i râh-i vusûl
Rafîk-i şâh-ı Rusûl ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Şakk-ı Betûl-i Zehrâ rakk-ı dehran fedehrâ
Râfîu'ş-şirki kahrâ ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Ebû sıbtayn-il meddî el-meded minkel ceddî
Fevka'l-haddî bulan haddî ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Hasenin cânıyım Hüseynin kurbânıyım
Ben bir zerre kanıyım ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Dilerim nazar kıla bana bir şû'le sala
Sanma ki hiç diye lâ, ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Ol ki ibn-i Ali'dir hâli Ahmed hâlidir
Hem tûbâ hem dâlıdır ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Sevmez dâ'vâ ideni yoluna yan gideni
İşlerin eğri ideni ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Ey ben oğluyum diyen dürlü yola yürüyen
Gelmesün der gelmeyen ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Evlâd-ı Ali yolu Hakkı söyleye dili
Mevlâ'ya söyler belî ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Gâfil uyur uyanır her boyaya boyanır
Bana sâhibdir sanır ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Sevmez billâhi sevmez kim ki yoluna girmez
Şerîre oğlum demez ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Oğul oldun ise bil yok iftihâr ey Halîl
Hayrü'l-halefe-i hayr olan delîl-i hayr olan ol Aliyyü'l-Mürtezâ
Sevmişim ben anları ki sevdi Rasûl-i Hudâ
Şunlar ki sevmedi Ahmed sevdiğimdendir mâ-adâ
Yoluna cân fedâ iden gerçek ashâbı severim
Her birinin ayak tozu zerresine cânım fedâ
Anlar ki içinde nifak var iken geldi yanına
Yûf olsun anın cânına rahmet görmesin ol gedâ
Dahî kendinden sonra da bozan ahdini serverin
Dirim ana senin yerin ateş olsun yaksın gadâ
Ey ayrılanlar izinden hayf olsun dir size Halîl
Yarın eyleye ol Mevlâ beni sizden hemân cüdâ
Lûtf eyle Allâhım bana
Dönder yolum senden yana
Ben âsiyem önden sona
Bağışla ey Şâhım bana
Her azmışlardan azmışım
Deftere hep suç yazmışım
Ben bana kuyu kazmışım
Dilerim aç râhım bana
Emmâreye inanmışım
Kendimi âdem sanmışım
Benlik odunda yanmışım
Vâh itmişim vâhım bana
Ne itdimse kâr olmadı
Benim ile zâr olmadı
Ne didimse yâr olmadı
Yoluna hem-râhım bana
Didim gidelim nefs-i bed
Allâh'a çün oldur ebed
İdüb gayriye yolu sedd
Uymadı bed huyum bana
Yol der isem yolum var der
El der isem elim var der
Gel gel desem hani âr der
Virdi gurûr câhım bana
İnâyetin olursa yâr
Giderim sana bî-karâr
Halîl der bin dahî ne var
Olsa da günâhım bana
Aşka benzer yokdur âlemler içinde reh-nümâ
Faslı terk et asla gel ki bekliyorlar ey hümâ
Ne zamân gelir diye saf saf melekler muntazır
Hem de ervâh gözlüyor ki geçesin fevka'l-amâ
Aşk olur rehber Hudâ'ya gitmeğe hep sâlikân
Aşksız olan yolda kalır idemez neşv u nemâ
Kimde aşk eseri olsa o mâşûku bulur
Bulamaz izini bile aşk olmaz ise ammâ
Aşk olur sultân-ı âlem iki âlemde dahî
Her yer anın yeridir gayri bulunmaz mahremâ
Ey Halîl aşk olmasaydı hayvân idin her zamân
Sûretin insândır ammâ sîretin ne acabâ
Benim ol sâhib-i âlâ
Yüzüme bakmadı hâlâ
Didim sensin yüce ‘Alâ
Yine lûtf itmedi Bâlâ
Gelirim didi gelmedi
Gülerim didi gülmedi
Sözünden hem de dönmedi
Kimse işitmedi lâ lâ
Görürsün yüzümü didi
Duyarsın sözümü didi
Ne söz idi ne yüz idi
Ne de gözler idi elâ
Hemân terk-i sivâ kıl der
Ferâgât-i hevâ kıl der
Bu fîrkate devâ kıl der
Koyma hiç ya'nî mâ lâ
Fedâ bin kerre cân etsem
Terk-i iki cihân etsem
Halîl vârı nihân etsem
Ya gel der mi ola Yekdâ
Vedâlaşdım gidiyorum
Senden yana senden yana
Her varı terk ediyorum
Senden yana senden yana
Ben beni yok eylemişim
Gözümü tok eylemişim
Arzumu çok eylemişim
Senden yana senden yana
Bağrım yaşı gözden akar
Dîdârın yoluna bakar
Gönlüm sular gibi akar
Senden yana senden yana
Koydun beni burda nâçâr
Yürek hasretle kan saçar
Cânım kuşu bir gün uçar
Senden yana senden yana
Koyma firkatlere Celîl
Sen bu Halîl'i ey Cemîl
Gönder çeke a'lâ Delîl
Senden yana senden yana
Bir kula kul olmaz isem
Kul olamam Mevlâm sana
Gerçek kula uymaz isem
Yol bulamam Mevlâm sana
Beni benden almaz ise
Bahr-i aşka salmaz ise
Benlik vârı yanmaz ise
Yol bulamam Mevlâm sana
Taklîdin hükmü bu yolda
Kalmış fikri sağ u solda
Benzerim garîbe çölde
Yol bulamam Mevlâm sana
Uyar isem istidlâle
Kıyâs ile istibdâle
Yol uğrar sedd ile dâl'e
Yol bulamam Mevlâm sana
Halîl tahkîkı bulmadan
Gerçek ârife uymadan
İrfânın ile dolmadan
Yol bulamam Mevlâm sana
Ben Mevlâmı bulam âlem
Her ne söyler desin bana
Parmağında olam kalem
Fermânım yazılsın bana
Münkir dilediği zamân
Ta'n eylesin beni hemân
Hiç durmasın dili yaman
Dimekde tazelsün bana
Her kim neyler kendinedir
Gâfil sonu fendinedir
Eşer kuyu kaddinedir
Bin kuyu kazılsın bana
Tenbel beni cerh eylesin
Hallerini şerh eylesin
Kalbindekin tarh eylesin
Müşkilim çözülsün bana
Halîl Hakk'a revân olur
Ol ki derde dermân olur
Hak çün kalbe mihmân olur
Dir Katlim yazılsın bana
Niçün gelüb gidersin mescide söyle bana
Ey münâfık yaraşmaz şöyle emekler sana
Mü'mine buğz edersin emeklerin hebâdır
Haber virmiş olayım bugünden böyle sana
Akl u fikr u gözlerin mü'minin malındadır
Hud'a ile mâl itmek dilersin öyle sana
Tilkilere ne zamân Pîr olmuşsun ey zâlim
Örümcek değil midir adını söyle bana
Ağaya beyim deyüb fakîre eyiyim deyüb
Gizli kuyu kazıyub hay ile huylasana
Gör ki n'olur nihayet hânın harâb olası
Bak ne belâlar gele bilmeden böyle sana
Deccâl gibi atarlar seni Kâf'ın ardına
Sanma ki hiç bakarlar bu habîs rûyla sana
İtdiklerini buldun derler sana âkıbet
Eğriliğini koyub doğruyu tuylasana
Halîl nasihat eyler binde bir aybın söyler
Tutmasan Cebbâr neyler gör ki bu huyla sana
Abdurrahmân demişler doğru mu bu ad sana
Şeytâna kul olmuşsun işlerine baksana
İsmin sana da'vâcı olmuş ey Abdul-Ehâd
İkiliği kalbinde teşvîşine baksana
Abd-i filân olmakla abd-i filân olmazsın
Kimin etin yemişsin dişlerine baksana
Kendin isme erişdir ya ismini değişdir
Dolu güzel ismiyle fişlerine baksana
Halîl nedir murâdın güzel huy mu güzel huy
Huyum güzel der isen şişlerine baksana
Gelir gider nîceler
Sona kalır bir sadâ
Bilinir gizliceler
Güne kalır bir sadâ
Dün geçer geçmiş olur
Sâhibe göçmüş olur
Ölen kuş uçmuş olur
Düne kalır bir sadâ
Âh o sadâyı bilsem
Duyub anı bayılsam
Güneş gibi yayılsam
Yine kalır bir sadâ
O sadâdır ki âlem
Anınla olur diri
Hem O'dur ki öldürür
Döne kalır bir sadâ
Halîl ara Anı bul
Ol Yaradanına kul
Bu âlem cümle oğul
Sona kalır bir sadâ
Asırlardan kalmış çün yalan dünyâ
Halkı derde salmış son yalan dünyâ
Kim sana inanmış gerçi aldanmış
Sonu susuz yanmış hem yalan dünyâ
Bir dem içün senden vefâ görmedim
Vakt-i ümîd içre safâ görmedim
Düşmâna verdiğin cefâ görmedim
Yok sende gerçeklik hey yalan dünyâ
İlk sana gelenin ağlamak işi
Sevincinden sükût ile gidişi
Sen gibi kimsenin oyunu işi
Var mıdır var deme ey yalan dünyâ
İşin alçakları yüksekde görmek
Su gösterir bana oyunda örnek
Ölümü rüyâda eylersin dernek
Hesabsız dert verdin be yalan dünyâ
Vallâhi çirkindir senin güzelin
Çünki hiçdir bildim senin ezelin
Yeşillik gösterir senin gazelin
Var mı sandın bir şey ey yalan dünyâ
Görünürsün müşriklerin gözüne
İşte inanmazlar Hakk'ın sözüne
Kasdın seni sevenlerin özüne
Sarhoş etdin verdin mey yalan dünyâ
Seni gören seni iyi birşey sanır
Varlığına katı yürek yaslanır
Mevlâsını seven senden usanır
Seni terke verir rey yalan dünyâ
Ölümü güzelce şenlik edersin
Fâsıkın cânında benlik edersin
Ellibin kocaya zenlik edersin
Yolsuzluğa çaldın nay yalan dünyâ
Gûyâ el açarsın işin bağlamak
Gülersin yüze niyetin dağlamak
Derdinden sulara düşdü çağlamak
Durmadan dönüyor hey yalan dünyâ
Ne gîcen gîcedir ne günün gündüz
Var dinecek sende var mıdır bir yüz
Sebatsızlığından gelirim her yüz
Bilmeyen der buna peh yalan dünyâ
Herkese var oynun Celîle değil
Eğilmişdir boynun Halîl'e değil
Açılmışdır koynun delîle değil
Hak adına didi gayy yalan dünyâ
Dem demi ekdâr u gâm-ı Hudâ
Cânlara ider kâmı edâ
Der koy ne varsa mâ-adâ
Gel göğe der eyler nidâ
Geri duranlar gelemez
Zulmet dağların delemez
İyi fenâdan alamaz
İtmeyen vârını fedâ
Bedende dolmasa toprak
Saramaz bu yeşil yaprak
Sen toprak ile suya bak
Ki aslından olma cüdâ
Cânın ister Hakk'a visâl
Sen yer içersin bed-misâl
Olmaz iken sen hoş hısâl
Devlet sandın sana ridâ
Gör âyine olmazsa pâk
Ne görünür kara ne ak
Bulama suyuna toprak
Ey duymayan benden sadâ
Uyku şehvet ne ki senin
Göz bakar gelmeye senin
Ciğerin delmeye senin
Yetmez mi nisyân-ı adâ
Habsolma bu ten içinde
Ey Şâh bu gölgen içinde
Sığmazsın gölgen içinde
Sanma sen kendini gedâ
Bu'di koy kurb-i hâssa gel
Benliğin dâra asa gel
Her sûreden İhlâs'a gel
Kalma sakın Tebbet yedâ
Gönülde cân ateşi bul
Akşamsız bir güneşi bul
Noksansız bütün işi bul
Pîr-i mugândır ol Hudâ
Ağyârı koyub yâre gel
İnâdı koy ikrâra gel
Sa'ye sen ey bî-çare gel
Halîl ider borcun edâ
Ezel şarâbını iç işte kadehler eşyâ
Pâk eyle ki kalbini tatsın Şarâb-ı ahlâ
Kalbi ishâl eylemek terk-i terk ile olur
Komaz sürer ne varsa hılâf-ı hulk-i evlâ
Teslimiyyet irâd it mahviyyet eczâsını
Sahk idüb kâseye koy iç bu devâ-yı a'lâ
Acıdır dime sakın iç anı sen tamâmen
Azar azar içersen içilmez, kaldın a'mâ
Gözün yum görme sakın elvânda ihtilâfı
Virir mîdene nefret bulunmaz çâre kat'â
Hekîmin virdiğini yaramazdır sanırsın
Helâk ider bu emrâz seni, sen olma süflâ
Ana rahmini cenîn terk eyleyince buldu
Özüne yüce me'vâ kıyâs olur mu dünyâ
Bunu da terk edince bulur evlâ kıyâsı
Ki bir zerredir ancak bu dünyâ Mülk-i Ukbâ
Dudağını değirme her öpmek ile dâde
Ne bu ağyâr dudağını öpmek sana ednâ
Yalınız kal o deryâ-yı aşk içinde ser-mest
Ki verile sana ezvâk-ı a'lâ bî-temennâ
Bu varlık şemmesini çıkar sil sen burnundan
Ki gele şemme-i Hak kıla dimâğın eclâ
Ne duyarsın kelâm-ı sivâyı sen ey Halîl
Nidâ-i Hak dururken uyan koy dâr-ı belvâ
Bu'd-i dünyâ nisbetince kurb-i ukbâ var sana
İkisinden de geçersen kâinât uyar sana
Zühd-i mağrûrdan geçüb zühd-i hakîkî bulsa cân
Mâsivâ ağâr olur ol demde Mevlâ yâr sana
Ey sûfî zühdün harâmdan eylemeğe ictinâb
Pes bunu bilmez misin helâl-i fânî yâr sana
Fark u temeyyüz tabiatlarla sandın ey fakîh
Bî-basarsın bî-habersin, yâr gelir ağyâr sana
Çık o telhîsden maânî hem bedâyı' bendedir
Bu merâhim-i beyânı zahmına gel sarsana
Üç gün okudum binâ-yı sarf u nahv u mantıkı
Dediler ki ileriye ruhsat olur âr sana
Diledim ki öğrenem tamam akâid ilmini
Dediler ki al hakâyık gayriden ne var sana
Dedim ancak muhtas olmuş enbiyâlar derkine
Dediler sen ümmetisin şâhlarının câr sana
Okuyam tefsîr ü hadîs ilmini bâri dedim
Aldılar aklımı, dirler bana akla varsana
Vardım o akla ki, gördüm ahsen-i takvîm imiş
Girdim anın bağına, dedi komam inkâr sana
Dedi pâk oldun mu cihân mezbelesinde idin
Ben dedim ki levs içinde gelmişim ithâr sana
Dedi ben deme sakın taşra sürerler buradan
Tutdum ol sözünü, dedi ey Halîl yok kâr sana
Kaşların kıblem, yüzünü görmeyen gözsüz kala
İnd-i hazretinde yarın dilerim yüzsüz kala
Cân alıcı kirpiğinden şol ki haberdâr değil
Münkereynin kahrına uğraya cevâbsız kala
Gözlerinde sırr-ı Hakk'ı görmeyenler kör ola
Ya'ni vicdânsızdır o zâlim basîretsiz kala
Sözlerinde nutk-i Hakk'ı duymayan memkûr olub
Vâizin semmiyle mesmûm ola sîretsiz kala
Nûr-i hazretinden ol ezelde olan muhtecib
İlm-i zâhir mağrûru olub tarîkatsız kala
İlm-i zâhirden diğer yokdur bir ilim söyleyen
Son nefesde döne Barsis'a şerîatsız kala
Bu Halîl'in sözlerini kim ki senden bilmeye
Şüphesiz ol şerîrin hükmü hakîkatsiz kala
Pîr'e ahdi eyleyüb sonra bozan dinsiz kala
Ahdine sâbit olanlar herkese kinsiz kala
Müfti-i mâcin sözüyle kim ki yolundan çıkar
Sol tarafdan gide karanlıkda yemînsiz kala
Doğru yoldan gideni eğriye çeken gülmesin
Hânesinin üstü çöke altı zemînsiz kala
Bir-iki yalan ile kâmile sû-i zan iden
Kalbi muzmahil ola başı da beyinsiz kala
Kim ki Mûsâ gibi Hızra didi yanlış ayrıla
Ol nübüvvete bağışlandı bu karînsiz kala
Cezbe-i Hakk'a sihr diyen ebed müşrik ola
Yatacak yer bulmaya teninde hem insiz kala
Hak cefâsını safâ sanmayanı dir ki Halîl
Dû-cihânda öyle bir a'mâ müheyminsiz kala
Kalb sarayından ârif bir dem nasıl ayrıla
Çünki kalbden ayrı olan Mevlâ'dan ayrıla
Kalbi seyrinde buldu muhabbetinden eser
İşitdi kim diler bizi dünyâdan ayrıla
Kendisinden geçenler duydu bize göçerler
Zülâl-i vasl içerler kim sivâdan ayrıla
Arzû ile bakmazlar etvâr-ı fâniye hiç
Tâ Şuayb vire asâyı kavgadan ayrıla
Bir müddet gîceleri yakalar çâk eyleyüb
Tâ fecr-i sâdıkda leyli ihyâdan ayrıla
Sahrâ-yı kalbde nîce semte ki yol gidilir
Maksûda varır gümân yok Hudâ'dan ayrıla
Aşk olur her dem alan zevki güzelliğinden
Halîl ten içre kalan o ra'nâdan ayrıla
Sûrete mağrûr olub seni koyan cânsız kala
Tenbel olub post ile kana kalan kansız kala
Âyinede aks-ı nakşı seyr idüb dönmez sana
Şübhesiz gökler kapana ana cihânsız kala
Cân var iken lâşeye âşık olan meftûna bak
Ki kuludur şehvetinin fehm ü iz'ânsız kala
Zann u güman ile dürlü dürlü yollara giden
Bildiği gide elinden zann u gümansız kala
Dişinin ağrısına saatde bin Hekîm gezen
Kalbinin derdini bilmez ise dermânsız kala
Asr-ı Hızr içinde Hızrı bulmaz İskender bulan
Şübhe yok devâsını bulmaya Lokmansız kala
Aşk olur devlet-i dâreyn itmez ana rağbeti
Meğer ol ki gözü tozu gide dumansız kala
Ben ki mahvolub lisan-ı aşk ile var olalı
Söyledi aşk ey Halîl bensizler îmânsız kala
Bilen esrâr-ı Hakk'ı sanma eyler dil ile ifşâ
Anın bir harfi söylenmez idilse bin kitâb inşâ
Gûyâ hikmet sözün söyler sanırsın ol mürâîyi
Dile gelmez hemân hikmet meğer ki remz ile îmâ
Bilinmek hiç diler mi ol ki hikmetden alır behre
Hudâ setrin diler anın hılâf ider mi ol kat'â
Meğer hikmet sanub almış ola bir cür'a nikmetden
Hemân ayn-ı sekâm taksîm ider gâfillere cehlâ
Anı câhil sanub ayn-ı şifâ kâseyle içerler
Bilâ şekk semm-i kâtildir olur lisân ile irvâ
Eğer akl ile ilm içre olaydı hikmet imkânı
Ledünnî ilmini dilden alamaz mı idi Mûsâ
Anın tahsîli bu kulak veya bu dille zu'm iden
Henüz kâhildir o bin cild kitâb okusa da kavlâ
Ne de hâl iledir fehmi Halîl tevfîk-i tâm ister
Hudâ'dan oluna ihsân gerek vâsıta bî-hemtâ
Sa'y idersen ger rızâya Hak virir ilmi sana
Mazhar-ı Esmâ'sın ey cân lûtf ile hilmi sana
Her ne Hak'dan gelse anı hoşluğuyla kıl kabûl
Sûretâ gadab görünür Rabb'inin rahmi sana
Kendi arzularını terk eyle ki iğvâdır ol
Arzû-yı Rahman'a tâbi' ol ki bu avni sana
Sen seni bildim dime hem ârif oldum sanma ki
Sen sivâyı terk idince Hak vire fehmi sana
Kendini insân idegör bakma halkın sözüne
Hak sana dost olsa ne ğam itseler levmi sana
Sen sana sen seni insân eylemek müşkil olur
Âdem olmuş ehl-i irfân bul virir sehmi sana
Mekke küffârı gibi ben de bunun gibiyim dime
Mekr ider yakzat yerine bahş ider nevmi sana
Zîrâ kâmiller Hudâ'nın emr-i me'mûnlarıdır
Mahrûmu merhûm idemez eyleme zulmi sana
Anları görmek Hudâ'ya vaslın ibtidâsıdır
Bî-edebler tard olur hiç eyleme vehmi sana
Ol ki kapuda bilâ ta'zîm durur, dinmez ki gel
Belki teb'îde delâlet önilen şer mi sana
Alsalar içre kapudan çok iderler imtihân
Tâ ki kurba lâyık ola kat' idüb nermi sana
Varsa nasîbin, açub sem' ile kalbin hâzır ol
Ki Halîl'in her kelâmı oldu bin ma'nâ sana
Ey nefs geç bu gurûrdan bin kerre didim sana
kibr ile ucb u riyâ içre yok ümîdim sana
Ki bulasın maksadı, İblîsden olûben emîn
Ya müyesser ola vuslat, böyle anîdim sana
Zu'm idersin bu bed ahvâl ile ben kulum deyû
İhtimâl yok mislini sandın ey ferîdim sana
Arzuna uyarsa butlân yoluna Hak deyûben
Yel gibi gidersin bakar Helmin mezîd'im sana
Gayra senden suçu isnâd asl-ı râhındır senin
Anlasaydın sende her suç ben ne dir idim sana
Bin kerre niyyet idersin hayra, ammâ şer komaz
Çünki cehd eylemedin tardına da kıydım sana
Ağzın ile benden ednâ yok didin, kalbine sor
Dir ki İblîs senden a'lâ yok haber virdim sana
Sen seni cümleden alçak anlamak dil ile mi
Hele sus al haberi nîce ilâç kıldım sana
Dilin ile söyleyüb seni sana hud'a eyledin
Şol hılâf sözü ki kastın var imiş bildim sana
Kezm u gayz itmek bu dinde asl-ı erkândan iken
Misl-i kelb dolu gadabsın Hak dimez abdim sana
Ol Nebî didi ki Mü'min heyyin ü leyyin olur
Sen katı taştan katısın didi muîdim sana
Kavl-i sâbitde durur mazhar-ı hidâyet olan
Sen ki i'râz eyledin Hak'dan çok acıdım sana
Ol Nebîdir Râyih-i mekrûh ile mescîdime
Gelmeyin ya'ni bu kalble yok mesâcîdim sana
Ol fakîh okur fıkh kitabını anlar mı aceb
Kim ne ma'nâ mündericdir remz-i cedîdim sana
Gösterir sana Halîl şer'i hakâyık lem'ası
Ammâ bilmem görünür mü gözü hadîdim sana
İrdinse pâk menzîle olmasın elde asâ
İşitdin ki tutmadı koydu ol yerde Mûsâ
Fahr eyleyüb anınla anda da komaz isen
Derhal ismin tebdîl olûben denilir tersâ
Seccâde-i Hak'da na'leyn ile durmak olmaz
Halle bu müşkili gerek ola misl-i Îsâ
Tevhîd u takdîs it ol Zât-ı Akdesi her dem
Şol kadar ki aşkından bilme subh ile mesâ
Şol nehr sonu irer bahre ey Halîl-ullâh
Durmayub aksa, fakat irer mi yolu korsa
Ey hâcetler verici Şâh
Aç yolumu lûtf et bana
Ey âşıklar gönlünde mâh
Aç yolumu lûtf et bana
Islâh et nifâk ehlini
Olmazlarsa kahret anı
Derd etme bize anları
Aç yolumu lûtf et bana
Allâh diyenin düşmânı
Ma'lûm sana kimler imiş
Düşmânıma sensin kâfî
Aç yolumu lûtf et bana
Arkadan hançer urûben
Döner dost görünür güler
Sanır etdiklerin bilmem
Aç yolumu lûtf et bana
Kim beni imtihân ide
Son nefesde dinsiz gide
Koyma anı Hak işinde
Aç yolumu lûtf et bana
Mü'minlerin mahvın diler
İçi müşrikle bed huylar
Cânlarına kaynar sular
Aç yolumu lûtf et bana
Nifâkda bir oğul baba
İtmeğe demde ebâ
Koma demeğe merhabâ
Aç yolumu lûtf et bana
Zulmet-i şirke daldılar
Sekiz yüz asker saldılar
Dört etrafımı aldılar
Aç yolumu lûtf et bana
İcâb-ı cins-i ecdâdı
İdüb mahfîce ifsâdı
Dilerler bizlere râzzı
Aç yolumu lûtf et bana
Hıfz eyleyüb ihvânımı
Me'yûs idüb düşmânımı
Katında sakla şânımı
Aç yolumu lûtf et bana
Halîl her dem sana gider
Ne dersen ol yana gider
Her ne diler senden diler
Aç yolumu lûtf et bana
Her kim ki sıdk ile baka
Kenz-i Şumûs'a Rabbenâ
Dileme ki nârın yaka
İrsün rumûza Rabbenâ
Hallolsun her müşkil işi
Hiç kalmasın gıll u gışi
Hem görmesin yalan düşü
Girsün künûze Rabbenâ
Terk eylesin şenliğini
Senden alsın benliğini
Hem de bilsin senliğini
Varsın henüze Rabbenâ
Kim ki buna ta'n eyleye
Ol kuluna la'n eyleye
Bilmesin ki ne eyleye
Yansın o köze Rabbenâ
Harâbede kenzi sezdim
Âyet hadisi hep gezdim
Aşıklarına çün yazdım
Okunsun rûzu Rabbenâ
Kim ki diye bu kapana
Anın kalb gözü kapana
Döşeğe düşe çırpına
Yunsun o toza Rabbenâ
Temsîl ile cerh eyleyen
Aksi üzre şerh eyleyen
Ba'zısını tarh eyleyen
Dönsün topuza Rabbenâ
Çünki cümle re'y iledir
Muhammed'in emriyledir
Zâlim dili cemr iledir
Gelsin bu söze Rabbenâ
Halîl neci duâcıdır
Ne tatlı ne de acıdır
Bir hâc eylemiş hacıdır
Terk-i nüşûza Rabbenâ
Pîrim imdâd eyle Allâh aşkına
İhsânın umarız Allâh aşkına
Kereminle âbâd eyle kalbimiz
Hüsn-i halkı Rızâ-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Cedd-i pâkim Habibullâh aşkına
Eb-i şânım Veliyy-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Feth eyle kemterin mağlub kapusun
İmdâdınla bulsun Hakkın yapusun
Buldur merhametle ledünn yapusun
İmâm Zeynel İbâd-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Adâlet bâbında bildir bendeni
Sâdât eşiğinde oldur bendeni
Varlıktan sildir kaldır bendeni
Muhammed Bâkır Billâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Hâlık vefâ vifak beyne's-semâ kânısın
Arzullâhı vâsı'ın Hak irfânısın
İrfân-ı kurabânın imdâdı şânısın
Cafer Sâdık Hafiyy-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Meclis u mesâcidden ba'id eyleme
Bâb-ı merhametinden nâ-ümîd eyleme
Defter divânında nâ-ümîd eyleme
Mûsâ Kâzım Rahîm-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Zapt u Rabtınla bağla kolumu
Vird-i Behinle doldur dilimi
Mihnet-i aşkınla büktür belimi
Pirim Halîl-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Gâyât hikeminle doldur kalbimi
Ateş-i aşkınla oldur kalbimi
İlm-i hakîkate daldır kalbimi
Ma'sûmu Takîyy-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Ey Merhamet kânı ağlatma beni
Nâr-ı firâkınla dağlatma beni
Nefs-i emmâreye bağlatma beni
Betül Zehrâ Nakîyy-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
İmdâdın olmazsa ne olur işimiz
Nefs ü İblîs ile kalır başımız
Bozuldu her türlü kuru yaşımız
Hasan Kâni Fakîr-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Kesildi ümîdim şânına geldim
Merhamet bâbında yanına geldim
Cürmümü vasf edemem hârına geldim
Sâhibu'l-Vakt Mehdîyy-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Cürmü ile Halîl bekler kapunu
Muhtâc-ı ihsandır derler tapunu
Mi'mâr-ı Hudâ'sın umar yapunu
Halîl-ullâh Rafîk-ullâh aşkına
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Allâh Allâh Hû Allâh Allâh Hû
Her ne hâle koysa dost al sen safâ ender safâ
Dosta her hâl hoş gelir dostdan gelen her bir cefâ
Gül tarab kıl zevk ü îşe durma dal her dem şen ol
Ayn-ı lûtf u rahmet olmuş verdiği dostun sanâ
Olma nâmerd gibi şekvâ ehl-i dostdan gayriye
Kim ki dost remzini bilmez lûtfa eyler iştikâ
Ru'yet-i sâfı safâdan gayrı görmez her nazar
Dostu seven dostunun her işini gördü vefâ
Var tefe'ül yok teşe'üm sû-i zandan kıl hazer
Buğzufillâh'da ara der her safâyı Mustafâ
Dostu gör kendini görme varlığın pasdır senin
Âyinenden pas silinse şeş cihetden merhabâ
Merhabânın çokluğundan cân tevahhuş eylese
Azlık ile çokluğu birleştir et farzı edâ
Cümle illet gıll u gışş küfr ile cehl ü şirk ü fısk
Varlığındandır Halîl, yok eyle anı bul likâ
Dîdâr oldum yâ Rabbenâ
Koyun dostlar beni bana
Ahdim sözüm va'dim Ana
Koyun dostlar beni bana
Remzimde şöyle diyorum
Uzak yola gidiyorum
Ben beni terk ediyorum
Koyun dostlar beni bana
Da'vet etdi deyû şâhım
Çevirdim ol yana râhım
Görmesine vardır âhım
Koyun dostlar beni bana
Andan anı umar isem
Gözlerimi yumar isem
Bağlarımı tumar etsem
Koyun dostlar beni bana
Benlik dağını deleyim
Yol ver bana ki varayım
Seyrini ben de bileyim
Koyun dostlar beni bana
Yârimle tenhâ kalayım
Ne emr ederse kılayım
Emrine fermân olayım
Koyun dostlar beni bana
Gözüm dışa yumulunca
Yol alır gönül boyunca
Dönerim bir kez duyunca
Koyun dostlar beni bana
Çok yoruldum varam deyû
Artmadı bir kârım deyû
Yalvarmağa yârim deyû
Koyun dostlar beni bana
Gönlüme tam yöneleyim
Anda gülzârı bulayım
Her ne olursam olayım
Koyun dostlar beni bana
Gönül gözü geniş olur
Ne yokuş ne iniş olur
Yâdla kalmak yâd iş olur
Koyun dostlar beni bana
Cân kulağımı vereyim
Ne diyor bana göreyim
Yâr bağçesine gireyim
Koyun dostlar beni bana
İşideyim hızlı hızlı
Ol söz ki cânda gizli
Hem karalı hem denizli
Koyun dostlar beni bana
Tevbîhimi dinleyeyim
Suçlarımı anlayayım
İtdiğime ağlayayım
Koyun dostlar beni bana
Atman sözümü ırağa
Gizli söz gizli kulağa
Yöneldim gizli durağa
Koyun dostlar beni bana
Yolu ayaksız geçilir
Suyu dudaksız içilir
Kapusu elsiz açılır
Koyun dostlar beni bana
Bulundukça gözüm Anda
Sanmayın beni zamânda
Ne bulunur bu mekânda
Koyun dostlar beni bana
Dileğim budur dinleyim
O söylesün ben ağlayım
Dertli sînemi dağlayım
Koyun dostlar beni bana
Gönül yolu delîl bana
Açıvirsin Celîl bana
Rumûz ider Halîl bana
Koyun dostlar beni bana
Sakın mevhûmu yok sanma o bir derin uzun deryâ
Anı geçmeğe bir gemi gerek kapdânı hem müheyyâ
Sıvamış paçalarını zâhid sahilde dolaşır
Dize kadar girüb dirler bu deryâ sanki bir sahrâ
O denizin kenârında nîce cânlar boğulmuşdur
Nîce tâliblere ateş olûben sandılar gayyâ
Nîceleri değil bir şey deyüb girdi boğuldular
Mîsâl-i ceyş-i Firavn oldular mağrûk ale'l-a'mâ
Hakîkatsiz sûfî bu cür'adan içdi anı sandı
Şarâb-ı lâ-yezâlîden deyüb kıldı gözün a'mâ
Eğer girmek dileyen varsa tâlib fülküne binsin
Halîl geç bu deryâdan olasın vaslına emrâ
Didi gözüm nûrudur namâza ol Hayrü'l-verâ
Beş namâzı terk idenler Hak didi Velev Terâ
Mücrimînin başı yerde olduğu gün Rabbi ide
Dileseydim sizi de kılardınız Yevme't-Terâ
Evliyânın başı tâcı sırr-ı mi'râcı namâz
Kılmayanın yok niyâzı yok buna çün ü çerâ
Hikmetin bilen namâzın günde elli kez kılar
Secdeden kesmez yüzünü görür anda mâcerâ
İblîs'in teslîti çokdur iki yerde yeri yokdur
Biri secde biri niyâz vaktidir ey Hak berâ
Kul ki secde ide kalbi arşa tutar yüzünü
Dahli yok İblîsin ol dem habs olur Tahte's-Serâ
Şu ki dost oldu ana oldu namâzdan da cüdâ
Sen de çok kıl ki Halîl denilesin fevka'l-u'lâ
Ey nüsha-i kemâlât âlem-i zât-ı şeydâ
Sen seni bilmeyince ne dinsün sana hayfâ
Kenz-i mahfî sen idin ol ezel varlığının
Sırr-ı belî sen idin elest deyince Mevlâ
Ortada varlığındır her yana ki görürsün
Güle zârîlığındır bülbül dilinde biltâ
Gülde görünen sanma gayr ola cemâlinden
Hârı bil celâlinden gel ikilikde yanma
Ahd-i ezelî gözle cândan yârini izle
Remzi duyunca gizle her güler yüze kanma
Fânî zevke inanub terk etme sen bekâyı
Cevheri taşa virüb çocuk gibi aldanma
Dürlü zînetle gelir nefs ü hevâ ü şeytan
Hiç birini dime dost mahv ider dîn u dünyâ
Mekâidle doludur fânî bu âlem ey Halîl
Gâfil olma sen aslâ ki görme nev-i keydâ
Cân ilinden geleni sanma eyleye unuda
Elest demin bileni sanma kâhil-i sevdâ
Kimseye âdet olmaz dilememek yurdunu
Kim sever ol vatanı ki yaramaya ferdâ
Dirmeğe dâne kuşlar ayrılır yuvasından
Gör ki hiç eğlenir mi gayrı yerlerde aslâ
Tiz tiz direr nasîbin korunub her yanından
İbret alır mı ol kim bunlardan efdâl gûyâ
Gör geyigi ne yügrük kaçar yâd illerinden
Recâî seni gaflet bürüdü meğer illâ
Kibr u hırsın illetinden kurtulub sağ olmağa
Ol Hekîme git ki adına dirler cihân-nümâ
Ucb u gadab ile kin u şehveti yok etmeğe
Başlıca cehli izâle asl-ı erkândır sana
Seb'a-i ebvâb-ı nîrân gördü gözün bi'l-yakîn
Terk-i dünyâ eyleyüb sedd eylemek sıdk u safâ
Kimdir o kim bu yedi başlı şahmerânı eze
Tâ meğer dâmân-ı Pîr-i mugânla çekdi cefâ
Nefs-i emmâreye cellâd mürşid-i kâmil gerek
Kibrit-i ahmer dinilen şâh-ı merdân-ı Hudâ
Kim ki örtmez bu yedi bâbı o nefsin başına
Oldu ol tâifeden ki kaldı fî dârı'l-lezzâ
Zîrâ bulmaz bu tabiat zulmetinden tam halâs
Nûr u zulmet dürlü zincir ile bağlı fî'l-gadâ
Hubb-i uhrâ hûri cennetden ki geçmez bir kişi
Geçdi dünyâdan deyüb sanma anı merd-i likâ
Dünyâ ukbâ ikisi hicâbdır didi Halîl
Ana olmak dileye bir Hak ehli bî-behâ
Gönüllere viren sadâ
Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ
Aşk remzini iden edâ
Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ
Derdlilere dermân iden
Mağrûrları vîrân iden
Cânda yâri mihmân iden
Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ
Aşksız olan nâdân olur
Görmez gözü zindân olur
Bulanlara seyrân olur
Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ
Söyleden ezelden belî
Çekdiren her şeyden eli
Çok âsîyi iden velî
Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ
Azîz olur nice zelîl
Aşk olunca kalbe delîl
Seni senden aldı Halîl
Aşk-ı Hudâ aşk-ı Hudâ
Nûr-i Ahmed'dendir aslı bil Ebû Bekr'e atâ
Sı Hudâ'nın sevmemekdir anı pek ulu hatâ
Nûr-i aynıdır Muhammed'in dû âlemde Ömer
Sevmeyendir anı Mahmûd'un yolundan mâ-adâ
İki nûrun sâhibi dâreynde yâr-i Mustafâ
Zinhâr anı hor gören buldu dû âlemde cefâ
Haydar-ı Kerrâr'dır o dördüncü üçün hâtemi
Ana bir noksan bulanlar olamaz üli'n-nühâ
Nûr-i ayneyn-i Habîb-i Kibriyâ Hasan Hüseyn
Pâkize oğulları bunlar İmâmeyni'l-verâ
Bunlara buğz eyleyeni diyemem kurtula hiç
Hışm-ı Kahhâr'dan, ammâ diğer söze yokdur rehâ
Cümle ashâb-ı Rasûl cân içinde sevmişem
Bî-garaz u bî-ivazlar oldular ehli'l-Hudâ
Zelle-i ashâb umulur afv-ı me'mûl anların
Hem de ihtimâl ki şefî' ola mahbûb-ı Hudâ
Dil uzatmam târih içre hallerinin zikrini
İşiderek çünki hikmetden değildirler halâ
Anların kadri yücesin fehm idemez fakîr
Olmayan irfân-ı Hak'da ey Halîl tâmmü'l-velâ
İhtilât etme bu nâsa yokdur anda hiç vefâ
Sanma bu sözü diğer söz ayn-ı kavl-i Mustafâ
Dağıdırsın fikrini ağyâra hâsıl söyle ne
Buldun ise uzlet ü tenhâyı bu ayn-ı şifâ
Söyledin ol Mahmûd'a ümmetliğini herkese
Ammâ sünnetini itmâm sana bilindi cefâ
Pes sakal ile sarık mı sandın anın yolunu
Bu minâredir alâmet mescîd ister ey kafâ
Bir ağaç geyse libâs saltanat-ı sultân mıdır
Sûreti terk eyle, sîret bul ki bulunsun safâ
Ol sûfî, sakalsızı sanmış ki müslüman değil
Ey Halîl bu humkını zınân eylemiş dinde kefâ
Hak yüzüdür yüzleri, kim dersen anlar evliyâ
Nazarıdır gözleri Mîm bulsa cânlar evliyâ
Hak celâlî perdesiyle sakladı bil anları
Akl-ı Küll'ün gölgesiyle var olanlar evliyâ
Ba'set-i şems-i Muhammed'in ışığı cânları
Her biri bir nûr-u Ahmed ulu kânlar evliyâ
Selc ü emtâr-ı Hudâ'nın hürmetine bunların
Katre ile buldular nîce ummânlar evliyâ
İşlerine ilmi irmez ehl-i fazlın anların
Kudret elidir Hudâ'nın bu sultânlar evliyâ
Bu sebebden anlara düşmân olan düşmân-ı Hak
İşte bilmezler kim olur taş atanlar evliyâ
Anları bir zerre gıybet iden atar dînini
Zîrâ sevmez ol ni'mete küfrânlar evliyâ
Buğz idenler anlara îmânsız giderler son nefes
Çünki bilir ayn ile nîce mekânlar evliyâ
Saklı kılmaz anlara Hak şark ile mağriblerin
Tayy ile bilir bulur nîce zamânlar evliyâ
Kim katında saklamaz ise hılâfdan kalbini
Saldılar kalbine pek çokça ziyânlar evliyâ
Rükn-i dînin dördünü Hak avniyle zabt itdiler
Mülk-i ma'nâ zabtına savaş açanlar Evliyâ
Bekke-i iklîm-i lâhût içre vahdet Kâ'besin
Eyleyüb tavâfı kurba kan saçanlar evliyâ
Anlar içün meskenetdir saltanat, hem meskenet
Saltanatdır, resm ü âdetden uçanlar evliyâ
Fâ-i fethin kapusında Kâf-ı Kurba vardılar
Pervâz açub Kulle-i Kâf'ı aşanlar evliyâ
Bazıları bir Nebî'ye, bazı vâris cümleye
Menzîline akl u ilm irmez gümânlar evliyâ
Sûretâ ol sana benzer görünüşünde ammâ
Arada var bin hicâbı, âlî şânlar evliyâ
Nefsine kıyâs idenler sonu helâk oldular
Anları çünki fenâda cân feşânlar evliyâ
Kalb içinde sem' ile basar gerek işitmeğe
Sözlerini görmeğe şems-i tâbânlar evliyâ
Ana kim yok mâ-sebak ezel saâdet hissesi
Görünür mü ol kubâb içre duranlar evliyâ
Gûyâ bir katre denizi vasf ider sizi Halîl
Her dû-âlem her demimde el-emânlar Evliyâ
Şerîat bekçisidirler ulemâ
Nebîler elçisidirler ulemâ
Hudâ emriyle nâzır Kâf'a anlar
Bu halk ecsâd olur bu halka cânlar
Siler halkın simâsından dumanlar
Uçmak dâvetlisidirler ulemâ
Bakan yüzlerine gufrâna irer
Basan tozlarına hüsrâna irer
Kıyan özlerine küfrâna irer
Hak muhabbetlisidirler ulemâ
Eğer yerde melek görmek dilersen
Bak anlara gönül irmek dilersen
Kıl anlara Hakk'a emân dilersen
Velî namzetlisidirler ulemâ
Yarın mahşerde bunlar Enbiyâ'ya
Katıluben giderler kibriyâ'ya
Vedâ' itmiş ucb u kibr u riyâya
Hak meşveretlisidirler ulemâ
O günün saltanatı bunlar içün
Gelir mi vasfa ârî cânlar içün
Kabirde hoş geniş mekânlar içün
Dünyâ mihnetlisidirler ulemâ
Saçarlar halka nûru va'z iderler
Nîce yerlerde kezm u gayz iderler
Bu halkın cehlin anlar mahv iderler
Ki nûr kuvvetlisidirler ulemâ
Dime ilmine uymuyor özü hiç
Sana lâzım değildir iç yüzü hiç
Dimez Hak'dan hılâfen bir sözü hiç
Hak emânetlisidirler ulemâ
Hudâ havfından anlar gülme bilmez
Meyl-i dünyâya yâhûd zulme bilmez
Ve Hak virmediğini alma bilmez
Din metânetlisidirler ulemâ
Değil bunlar görücü şekl ü sûret
Bu söz ma'nâ sözü mânende hür et
Ne duysan anı fikrinde nüşûr et
Ki nâr âzadlısıdırlar ulemâ
Sanma hor göre Hakk'ın kullarını
Garazsız gösterir Hak yollarını
Halîl ayaklarına ellerini
Döşer ru'yetlisidirler ulemâ
Felek benim neyime alış verişim sana
Cihân tozundan gönül silindi bir gel sana
Her yüceden yüceleşdi derdim senin içün
Ki yücenin teşrîfine yalvarırım al sana
Gönlüm açık kapında asıldı kapı oldu
Geldim ki görem seni bir revzeni del sana
Kapunda aşkın ile mest u hayrânım güzel
Ol günde ki denildi yâr-i Lemyezel sana
Yokluk oldu libâsım taht-ı fakr üzerinde
Cism ile mestûr iken var idi emel sana
Heykeli terk eyledim tefrîdi bulam deyû
Tâbi-i heykel iken iderdim cedel sana
Benlik zindânı beni zillete koymuş idi
İzzete irdim o dem ki didim güzel sana
Aşka sultân olalı feleklerdir gubârım
Saltanat yokluk oldu bağlayalı bel sana
Aşkından gayrı yârim yokdur iki âlemde
Çünki Halîl aşkını bulmuşdur bedel sana
Ey mazhar-ı sırr-ı Hudâ
Ey ibtidâdan ibtidâ
Nûr-i şefîk-i Mustafa
Meded ey ma'den-i sehâ
Meded ey mahzen-i vefâ
Çek yüzünden kaldır nikâb
Gözüksün âşıka mihrâb
Yandı ciğer oldu kebâb
Yeter lûtf et artık şehâ
Kenz-i kerem mûtî-i safâ
Değil misin bize nimet
Çekdir münkirlere mihnet
Fi'l-i yezîde bin la'net
Çeksün uhrâda bin cefâ
Hiç bulmasın asla vefâ
Fazlın kerem kılsın irâz
Diye Ahmed virdi mîrâs
Feyzin gözlerim El-Gıyâs
Lahmüke lahmî Ebu'l-Vefâ
Ellerimi açdım sana
Ey evliyâdan dîne tâc
Kisrâ-yı nefsden al harac
Dönsün güne her leyl-i dâc
Gitsin gîcelerde hercâ
Âşıklardan arşa ricâ
Ey vâkıf-ı ma'nâ-i sahîh
Eyleyen her sırrı vâzıh
Hakdır ancak sana medîh
Diyen Kur'ânda Hel-etâ
Alî adına bin senâ
Şîr-i Hudâ, şeyh-i şüyûh
Edyâne sendendir mensûh
Ahkâm-ı şirke kıl mefsûh
Bir dem kılub nazar bana
Ey bî-nazîr-i bî-behâ
Sana bel bağlayan vedûd
Buldu necât ey nâcî cûd
Düzâh nârından ol meb'ûd
Ebed görmez anda ezâ
Çün ol muhibb-i murtazâ
Ey cümle ârife melâz
Münkirlerinden El-Iyâz
Lûtfunla eyle ittihâz
Kuluz biz sana gedâ
Biz o günde didik belâ
Şîr-i Hudâ câna sürûr
Zülfikâr u zül-kevâr
İlme bâb-ı irfân virir
Şânında vardır lâ-fetâ
İllâ Alî zür-Rızâ
Kim ki kıldı sana niyâz
Nedir bildi nâz ile râz
Buldu devâlar oldu şâz
Hak'dan virildi çok atâ
Hayra tebdîl olur hatâ
Gözlerim ağlar ey Enîs
Vahşetdeyim gel kıl mûnis
Kemter-i kârânım Reîs
Ey nûr-i akdem mutlakâ
Senden gerek avn u devâ
Olmasa avnından şâbâş
Görmez gözüm çâr ile şeş
Feyzini sal misl-i güneş
Gark it nûra sen ey duhâ
Değil kılmak mahrûm revâ
Ey ehl-i menzil-i nusûs
İmâm-ı sâhib-i füsûs
Kâil-i gayr-ı Hakk'a sus
Didim Hak'da ol zü'l-Velâ
Görmez seni ehl-i garaz
Vardır fuâdında maraz
Bilmez vuddeke min faraz
Kâil ü kavli bi'l-melâ
İle'l-meveddeti fî'l-kurbâ
Tut elimi geçir sırât
Yedir cinânından simât
Kılam ebed Hakk'a ribât
Görüb likâî fi'l-bekâ
İdüb rızâya irtikâ
Değil reddin bana melhûz
Anın çün bin senâ melhûz
Olurum âşinâ melhûz
Sırr-ı ulyâna bi'l-mennâ
İdrâkle ahvâl-i fenâ
Senindir her şerrin kâtı'
Vechindir envâr-ı lâmi'
Dimekdir âyeti sâtı'
Seni gözler ola emlâ
Senindir hükm ile kazâ
Çekmeden bu farazla çağ
Çek sîneme aşkınla dağ
Her dağlar üstü cümle bâğ
Olsun avnın ile bana
Güller açılsın her yana
Aşkın bana geydirdi sûf
Andan kıldım Yezîd'e yûf
Ehl-i abâyım ey Raûf
İkrâr idüb cihân-nümâ
Bir oldum geydim abâ
Velâyetde mir'ât-i Hak
Senindir didi Zât-ı Hak
Mer'î senden âyât-ı Hak
Tevdî' itdi dâru'l-velâ
Hicret'de Rasûl-i Hudâ
Bana senin aşkın gerek
Gözlerime şavkın gerek
Vicdânıma zevkin gerek
Koyma hâli beni ber-câ
Yerde olam yâ ber-semâ
Seni bilmez ibn-i Selûl
İblîs'e gönül virmişdi ol
Firkatinle koyma melûl
Yevm-i şefâatde behâ
Sen kılma beni bî-nevâ
Aşkın ile olsam remîm
Tozlarımdır alâ cemîm
Aşkınla cânda bir cismim
Yokdur gayrı yol Rahmân'a
Ki andan irem Sübhân'a
Ol gün ki değişile ten
Eyle meded ol demde sen
İlet Muhammed'e irken
Kılsun her derdime devâ
Yerlerimiz olsun sevâ
Ey tabîb-ü tâhiri hoş
Bu bâtın u zâhiri hoş
Radiyallâhu ve radû
Anh âyeti ider ammâ
Sensin mazharu'n-numâ
Ey sırr-ı Zât-ı sırr-ullâh
Sensin sırr-ı likâ-ullâh
Ey nûr-i Zât-ı Nûr-ullâh
İbn-i Ebû Tâlib hümâ
Vâkıf-ı sırr-ı kul-kefâ
Hâmî-i dîn iklîmi ve illâ
Afvını mislini lâ
İdrâki cümleden bâlâ
Ashâb içinde bir zibâ
Var mıdır benzeri hâşâ
Bir demde kılar kevni tıyâ
Şirk ile küfre yok nümâ
Ey cevheri bütün eşyâ
Recâi bâbında gedâ
İrham yâ İmâmü'l-Verâ
Kalbim temizdir dime Hak disün seni bana
Da'vâcılar yalandır al bu haberi sana
Kalbi temiz olanın, dili söylemez anın
Mâdem ki söyler dilin, eğri döner her yana
Ehl-i nifâkın ayağı dört olur mu sandın
Yâ ki karn ile süser mi bildin anlasana
Ey içerim pâk diyen ya bu müşkilât nedir
Dilinde hem elinde gözünde ağlasana
Hak yoluna da'vet olsan kaçarsın kurt gibi
Şeytânına söz virsen dönme yok asla sana
Farzın dururken boynunda nâfile ararsın
Çamurdaki taşları boynuna almasana
Falan ile filânın hatırını kırmayam
Deyû Hak'dan i'râz itdin ey dîv dayansana
Sorarsam ma'bûdunu utanmaz Mevlâ dirsin
Gidüb Hak düşmânının kapusın çalmasana
Halîl'in yüzüne izhâr-ı sadâkat idüb
Nemrûd-i nefs ile inkâr içre kalmasana
Dervîşin düşmânı nefsi her cefâ ana safâ
Her kim ana darb ider bulmaz cezâ illâ vefâ
Her işin zuhûrunu Hak'dan bilir, gayruda suç
Bulamaz, nefsinde ancak diler ol câna cefâ
Tutsalar yakasını bin defâ yere çalsalar
Hiçbirine öf dimez hem dili söylemez kefâ
Afv kıl yâ Rab beni, sonra bana güç ideni
Zîrâ her cefâdan olur bana esbâb-ı afâ
Afv u ıslah idenin ecri hemân Hakk'a bî-reyb
Ey Halîl bu kavl-i Hak'dır vâsıta çün Mustafâ
Ey ki benden habersiz çokca levm itdin bana
Şimdi de hoş gülersin hayf olmaz mı bu sana
Dimedik söz komadın hor görmeğe beni
Yüzüme senâdasın işini düşünsene
Hayr içün göndermişken seni cihâna Bârî
Bu maksadı unudub döndün ellibin yana
Sûretâ bir dost gibi görünürsün velâkin
Ayrılınca huzûrdan döndün uzun evrâna
Sen eski hâllerini hiç tebdîl eylemedin
Sanırsın kendini tâbi-i râh-ı Mevlâna
Didim sana ki derdinin devâsı sendedir
Alçak bil seni cümleden hürmet it hayvâna
Sen sana re'ye mâlik olma terk-i tedbîr it
Zîrâ kılar tedbîrini rehber-i Hak sana
Hiç bir hâle sebâtın yok bâri ağla dâim
Ey Halîl gözyaşı me'mûl dermân olmak sana
Ey asl-ı her vücûdun, mefhar-i arz u semâ
Ey mazhar-ı sırr-ı pâk Lâ Kinnallâhe ramâ
Kim seni ide idrâk söyledi Hak E'taynâke
Limen vecede erselnâke ile'l-külli keremâ
Müstakbel ile sâbık her zıt ile mütâbık
Hükmünde hep muvâfık yerci'u vâkıfun nedemâ
İşitdi çün Enbiyâ sana innâ fetahnâ
Cümlesi ümmet oldu ve'l-emlâkü hademâ
Tutan elini bildi ki kudret eli nerde
Döndü vücûdda buldu ki kalmışdı ademâ
Vasfınla şevke gelen tıfıl seni bilir mi
Kadd-i îmânda meşî yokdur henüz kademâ
Dînini dünyâsına satan mağbûn sanır ki
Muhammed ümmetidir Ebedemâ vecedemâ
Kendini mü'min bilüb hor gören bu Halîl'i
Kapusında O Şâhın Harâbe'd-dâr u hedemâ
Âşık yârinin gayra didiler itmez vefâ
Bu yüzdendir herkese tanınmışım bî-vefâ
Hiç bir ahdimde sâbit değilem ancak sana
Eylediğim uhûdun tâmındayım zî-vefâ
Ehl-i dünyâ olanın gözü vefâsız görür
Olayım derken senin indinde merd-i vefâ
Ne çâre ki anlamaz ma'zûl-i sem' olanlar
Kalbi mahtûm olanın cümlesi hasm-i vefâ
Eylediğimin berri asla re'yimle değil
Zîrâ terk eyleyemem aslıma cüz-î vefâ
Ol bî-îmân mağrûrun zühd ile kibri tamâm
Bir mücessem hîledir idemez re'y-i vefâ
Sırtındaki libâsı hücceti gibi sanur
Tavusa benzer ahmak aramaz semt-i vefâ
Kisveyi giydim diye özün Âdem zu'm ider
Sana vefâ mı ider, bulmamış kendü vefâ
Avretinin izniyle kenefe giden meftûn
Zann ider ki idecek ana avratı vefâ
İnân-ı ihtiyârı bağlı olan zennîne
Anı sanma ki erdir umulur şemm-i vefâ
Dünyâ cîfesi içün yalan irtikâb iden
Aslında İblîs olur eyler o zemm-i vefâ
Kendine hürmet olunsa zu'm ider hakkıdır
Terk-i hürmet ideni haml ider aks-i vefâ
Hürmet itme haddini bilmeyen nâmerde hiç
Hakk'a düşmân olursun idüben redd-i vefâ
Halîl bu halkda arama eğer ârif isen
Mahdûd olan ne bilir ki nedir hadd-i vefâ
Bârekallâh ey sabâhın meşrikayni merhabâ
Her kubâb-ı heftede rengi eyledi gıpta sana
Sen seni setr eyledin, setrin güzel izhâr eyle
İşte oldu her hakîkatin bu dem ayân bana
Esbahu'l-Mülk didim sâhib-i mülk olan içün
Ey güzel Sâhib-i Mashûb kün müdâmen indenâ
İşrakat min nûrikum nûri'l-Hudâ bil-Mustafâ
Lâ habîbe gayruhû lâ Rabbe illâ Rabbunâ
Ey Halîl sen bu dem innî zâhib söyler isen
Kad sadakte söylenir, necevte min Nemrûdinâ
Ey tâlib-i vasl-ı likâ, gel seyre gör bağ-ı Bekâ
Bağ-ı İrem zerre değil Pîr-i mugân bunda sekâ
Sen bunu görmedin ise, bâbına irmedin ise
Gözün Hakk'ı seyre değil, görmüyor anla mutlakâ
Bilmezsen İsm-i A'zamı cümleye eyle ta'zîmi
Gurûr sonu hayra değil, bilmez ehl-i Hudâ şakâ
Ol ki bilmez Ricâl-i Hak, olmuşdur ana âl-i Hak
İlimde zî-behre değil, menzilidir dârü'ş-şekâ
Hudâ'sını ârif olan, Halîl gayrı sârif olan
İltifâtı dehr'e değil, ilâ mâyeşâu rakkâ
Derdine ey bulmayan henüz şifâ, anladım ol gülle değildir
kafâ
Çıkdın ortaya merd olmuşum deyüb, kılmamışsın ahdine
henüz vefâ
Hak belâsı gelse nâ-hoş görünür, gözlerine râîdir çün bî-
safâ
Ey tabîbden bî-haber her dem merîz, derdine dermânı
bilmedin cefâ
Şekeri dermân mı sandın tûtî sen, ol ider hevânı tervîc
bi'l-hafâ
Sen seni Kâmil mi sandın cehl ile, gabn u tuğyân sende iken muhtefâ
Gûşe ile kesreti fark içresin fark-ı farkı geçmedin firâkın kefâ
Sen Halîl'i bilmedin ey nâ-murâd, Kâinatın nûrudur nûr-i Mustafâ
Bu ahkâm-ı şerîatden hediyye olur ihvâna
Şerîate riâyetdir Hudâ sevgisi Mevlânâ
Tarîkat göklerine yol Şerîat kubbesindendir
O kim irmedi kubbeye ne bilir ism ile esmâ
Rızâ-ullâh'a irişmek dilerim diyen Halîl
İder ihrâc zevâcirden kebâirden kıl istihsâ
Hudâ'ya hamd eyle tezkîr ismi hem senâ olsun
Anın emriyle nehyini o kim bilmez olur a'mâ
Anın gayrısını sevmek ve gayrıya buğz itmek
Diğer bir şahsa kîn itmek ve görmek nefsini a'lâ
Hased eylemek İslâm'a kalbi uymamak i'lâma
Hakîr nazarla İslâm'a bakmak ümîd-i mâsivâ
Özürsüz fakrdan korkmak kaderlere hılâf itmek
Fakîri maskara kılmak tamah kılmak ale'd-dünyâ
Hak ni'metine fahr itmek ve hem harâma kibr itmek
Ve dîninda zaîf olmak suç idene sükût hâlâ
Ve kendinde bulunmayan sıfât ile olan medha
Bulunmak râzı il aybın dimek aybını idüb ihfâ
Ni'met-i Hakk'a küfr itmek şükr itmeyüb fikr itmek
Gayreti gayr-i dîn itmek hor hükmü bir kazâ
Unudub Hakk'ın ihsânın açmak şânında lisânın
Hukûku icrâ itmeyen unutmak görmemek hâşâ
Dönüb Hak'dan hevâ sevmek dünyâda hîleyi ivmek
İbâd-ı Hakk'ı aldatmak sevinmemek hiç İslâm'a
Hak olan yerde kıskanmak günâhlarına hoşlanmak
İslâm'a sû-i zan itmek gâfûr-ı Hak'da isyâna
Unudub Hak'la uhrâ'yı gafletle bulmak hüsrâyı
Kendi nefsi çün uhrâyı gadab kılmak görüb ednâ
Dünyâyı cem' içün ilmi okumak yâhûd okutmak
Ehlinden ilmi ketm itmek ya olmak bî-amel da'nâ
Bu nâssın medhini sevmek ilm yâhûd amellerle
Ya ilm u a'mâle fahr itmek ya dinde eylemek da'vâ
İlm ehlini hor görmek ana ta'zîmi zor görmek
Kavl-i Hakk'ı şor görmek dinilmek iken aslâ
Bid'atler ile âdeti dünyâ ile cemâati
Göstermek aks-i tâati dimek fâsıklara eyvâ
Hudâ'nın sevgilisi evliyâya hoş görünmeyen
Bir işi kılmak ya söylemek ya kılmak gayreti gayrâ
Parayı eylemek taklîd ve korkmak nâssın şerrinden
Fesâd-ı dîn ü nisyân eylemek Kur'ân mâ-yütlâ
İki güleş tutan İslâm birinin düşmesin sevmek
Büyük küçük tahâretsizlik hem itmemek istibrâ
Şerâit-i vudu'dan birini terk eylemek hem de
Zarûretsiz mahal-i avreti kılmak gözlere ifşâ
Yâ diğer kimsenin avret mahâline nazar itmek
Ve hayz içre olan hâtuna olmak sakın cim'â
Vakt gelmeden önce ya geçirmekle namâz kılmak
Şerâit-i salâtı eylemek noksan meğer özren
Hâtunlar saçına saç eklemek ya eylemek arzû
Döğme eylemek ya eylemek ale'l-a'zâ
Yüzünden tüyleri yolmak ya arzu eylemek anı
Zarûretsiz musallînin önünden geçmesi kat'â
Bir ehl-i karye tamâmı ya bir kısmı zarûretsiz
Cemâati iderler terk umûm-hâneye gitmek yâ
Yalınızca sefer kılmak hâtun kişi olana hep
Özürsüz Cum'a terk itmek olur erkeklerde bu da
Mesâcidde kuûd içre boyunlara basub geçmek
Halkada serbest oturmak ipek altunla bir kısma
Er olanlar hâtunluk eylemek ya hâtunlar erkeklik
Hâtunlar halka karşu salunub zînet ile faraza
Libâs içre olan isrâf ya eylemek teğayyür
Musîbetde fîğân itmek yâhûd saçın idüb yolmak
Ölünün geçmiş ahvâlini zikr itmek ya işitmek
Ye's itmek mersiyye itmek kuûd-i kabr ale'l-mevtâ
Nazar kılmak cenâzeye kadın kabristâna gitmek
Hudâ'ya vaslı bilmemek arzu dimek ya veylâ
Dilemek borcu bilirken yok iktidârı vermeğe
Ümîd itmek taleb itmek zekât ile diler veylâ
Zekâtı eylemek te'hîr var iken almak dilenmek
Kıldığı itdiği evlâdı gayrıya yâşâ
Mütebâki suyu esirgemek her bir veche ile
Zarûretde olana yardım itmemek ve fi'l-kurbâ
Hudâ'dan yâ ki hayr-hâhdan gördüğü iyiliği
Ne gördüm diye inkâr eylemek aksen veya kavlâ
Ramazân-ı şerif borcun temdîd eylemek diler
Ramazân-ı şerîflerin keffâretsiz anı faslâ
Vakit varken edâ itmemek zevc evindeki hâtunlara
İzinsiz ya ki nâfile oruc tutmak ilâ mâşâ
İki bayram dahî dûr-der gününde savm ile olmak
Fıtr bayramı ilk gün sâim olmak gayrı müştekâ
Gücü yeterken hacc edâyı farzı te'hîr hem
Hudâ ismiyle râzı olmadığı taleb lâ lâ
Hâtun zevcinden izinsiz azîmet eylemek hacca
Harem'de eylemek niyet suça bu olmaz insâna
Ve satmak celd-i kurbânı ve hayvâna nişân itmek
Keyf içün hayvan öldürmek eti yinmez ise ammâ
Keserken hayvanı zahmetle kesmek ya hakk'dan
Diğer ismiyle kesmek kan yimek lâşe ölü fi'lâ
Vücûda şol ki zarardır ya mi'de almazsa anı
Özürsüz yimek hem fâiz virüb almak ve ibtilâ
Bugünlük bu kadar hıfz eylemek vâcib görüb sonra
Tamâmı dörtyüzaltmışdır Hudâ dilerse var inşâ
Salât ile selâm olsun Rasûl'e âl ü sahbine
Halîl'den cümle ihvândan Hudâ'ya hamd ü lâ yuhsâ
Terk et gülü ağlama
Bülbül cânım dağlama
Hak'dır senin murâdın
Aks-i sağı sağlama
Güller solar Hak solmaz
Kâmil sözü aks olmaz
Aşkın hükmü naks olmaz
Yâs bağını bağlama
Görünce bu faslını
Unutdun mu aslını
Diler isen vaslını
Sür'atle git çağlama
Ey avvâre külhânda
Kaldın esîr zindânda
İşin ne bu mekânda
İşini koy sağlama
Korku senin neyine
Gel devam et meyine
Halîl uyma re'yine
Teslîme uy ağlama
Derde saldın en sonu beni sonsuz ey Çeleb
Öyle dert ki çaresi olmaz onsuz ey Çeleb
Arar idim ben seni dağ u taş sahrâ kenâr
Yalın ayak başı açık gîce gündüz ey Çeleb
Sanur idim pek uzak benliğim imiş tuzak
Olmaz imiş gönlüm hiç durmak onsuz ey Çeleb
Bana yârimden yakın olduğun bildim yakîn
Geleli vaslın demi olmam bunsuz ey Çeleb
Aşk ateşi yakmağa odun arardı Halîl
Şimdi sönmez ateşim hiç odunsuz ey Çeleb
Bu firkate dayanamam
Medet yâ Rab meded yâ Rab
Hasret oduna yanamam
Medet yâ Rab meded yâ Rab
İblîs ider bana hücum
Emmâreye yetmez gücüm
Gidem derim komaz suçum
Medet yâ Rab meded yâ Rab
Sevmediğini severim
Meclislerini iverim
Niçün dirsen ben ne derim
Meded yâ Rab meded yâ Rab
Mescid hoşa gitmez bana
Durmak isterim dışa yana
Sözün kime dirsen bana
Meded yâ Rab meded yâ Rab
Hamiyyet-i câhiliyye
Ya olmuşam mâiliyye
Bu hal itmez nâiliyye
Meded yâ Rab meded yâ Rab
Senden uzak ider beni
Bildirmeyüb bana seni
Halîl söyler meded Ganî
Meded yâ Rab meded yâ Rab
Derdime dert katıyor
Çağırırsam Rabb u Rab
Hem Har u verd artıyor
Çağırırsam Rabb u Rab
Doğar bin bin güneşler
Câna virir ateşler
Münkir dir ki ne işler
Çağırırsam Rabb u Rab
Aşk ateşi yanarım
Hem su olub kaynarım
Kazanımda oynarım
Çağırırsam Rabb u Rab
Gökden yere inerim
Burakıma binerim
Hem izine dönerim
Çağırırsam Rabb u Rab
Döner yine çıkarım
Yağmur olub akarım
Sellerle yüz yıkarım
Çağırırsam Rabb u Rab
Yüreğimde şems u mâh
Lâ ilâhe illâllâh
Cândan gelir sadâ âh
Çağırırsam Rabb u Rab
Sen burada zelîlsin
Zelîllere delîlsin
Bir an gelir Halîl'sin
Çağırırsam Rabb u Rab
Bir hoş kâr imiş bildim şimdi ben kâr-ı edeb
Gülistân imiş meğer sâlike nâr-ı edeb
Kulu alır gidermiş Hazreti Mevlâsına
Yok remzini söylermiş mâlike vâr-ı edeb
Safâdan ön safâsı ehline var vefâsı
Olmazmış gönlü kâsı olanın yâr-ı edeb
Dünyâda hem uhrâda hem de ind-i Mevlâda
Mu'teber vesîledir kulda âsâr-ı edeb
Halîl nidâ eyledi Ey güzeli sevenler
Dizilmiş bekler sizi yolda ebkâr-ı edeb
Teslîm oldu şân-ı aklın cevher-i rûh oldu kalb
Bil hevâ düşmânı aklın sırr-ı fütûh oldu Kalb
Akl-i kâmilin sözünde azlık olur her vecih
Cehl ile i'tirâf dergâh-ı sûh oldu kalb
Bilmemezlik semtini dâim tutar akl işidir
Benlik İblîs ten sefîne gibi hem Nûh oldu kalb
Akl ider cem' her şeyi halvetde dâim seyr idüb
Her ne ki şehvetdir anı terke sütûh oldu kalb
Nefs-i emmâre olur Nemrûd, âteş-i dünyâdır
Akl iki cihânda Halîl şems-i vüzûh oldu kalb
Kalb sarayına duhûl it kîl ile kâlden geçüb
Hak sivâsından udûl it şehr ile sâlden geçüb
Aklı terk it hâle gel cümleye oldur asl-ı kâr
Aşka ulaş durmadan iç vecd ile hâlden geçüb
Zîrâ ol aklın senin düşünce nefs olur
Varamaz ol yârine hiç mülk ile mâldan geçüb
Akl ana sanma denilir hırs ve şehvet mağlûbi
Dîvdir o ehl-i gadab anı koy dalâlden geçüb
Nefs-i emmâre odur, sen ne sandın akıl odur
Hâdim-i şeytân münâfık anla melâlden geçüb
Akl odur ki nef'i cümleye koyar her nef'i
Kalb odur ki Hakk'a virir cümle-i âlden geçüb
Âr-ı dünyâ âr-ı sâir eyleyen ehl-i hevâ
Sûretindedir sadâkat tathîr-i bâlden geçüb
Hüsn-i ahlâkdan şu ki ayrıdır akla yaramaz
Akl irişmez her kemâle zann u zılâlden geçüb
Aklı mesmûm olanın ilmi dalâldir şüphesiz
Varmaz tahkîke aslâ bu istidlâlden geçüb
Şânı yüzünden ikidir akl-ı insân her zamân
Biri maâşdır biri maâd olur hâlden geçüb
Kim maâşa uydu ise Hak rızâsından baîd
Kim maâda uydu Hakk'a vardı hayâlden geçüb
Tanrının arslanı Ali Ebû Müslim cümleye
Akl-ı maâd ile cemâl buldu celâlden geçüb
Akl-ı küllin şân-ı uzmâsından eser her ukûl
Kim Muhammed'dir anı bul sûfî halelden geçüb
Şems-i Kâmil olmak ister isen fevka's-semâ
Tut Halîl'in sözünü humûm-i zevâlden geçüb
Eğer sâlik sana keşf olduysa kamû uyûb
Sakın dime ki tard ider seni Settârü'l-uyûb
Ukûl-i halka dehşet virecek söze merâk itme
Anı dirsen, fakat hâlini bilür âlimü'l-guyûb
İder Hak seni imtihân tamâm cennât u gılmânı
Muvakkat perdeden ider irâe bitmeden zünûb
Anı hiç görerek Hakk'a gidersen vasla irersin
Eğer bakdın veya didin ise bu'de seni koyub
İder Hak yerini dûzah, bu halkın ağyârı pes
Kalır sende o da birgün, gider tamam seni soyub
Bu hâl içün sana mürşid gerekdir seni hıfz ide
Geçire vartalardan ey Halîl doğruca yürüyüb
Kendini bilenlere mevt oldu Hakk'a kar'-ı bâb
Cân olunca aşka mahrem fânî olur şûri-âb
Çünki doğmakla ölümü namzed itmişdi anı
Mevti de doğmakdır aynı ol yere ahsen meâb
Ger buraya göz yumar iki açar iki bilir
Her tarafı görünür bu âlemin kubbe-i kubâb
Bir cihânı seyr iden ikisini görse n'olur
Var kıyâs it ehl-i aşkı mevt anadır kâmiyâb
Tatlı cânım var diye sevmese mevti doğru mu
Câna cân bahş iden ancak mevt olur fî külli bâb
Dâvet olununca Hak'dan durmayub bir an gider
Çün Hudâ'sı alır o cânı uçar sanki şehâb
Güzel ahlâkı olan güzelce irer Rabbine
Çirkin ahlâk sâhibine olur mevt hemm ü ikâb
Âlem-i berzahda mevt olan doğar bu âleme
Çün bu mücerret hayâl gide bekâya ide tâb
Doğmuş olur buradan da ol ebed gülşenine
Vay ana ki yok îmânı karşular ol dem azâb
O sonsuz âleme gel gör ne îş ü ni'met-i câh
Bu fânî derdi gerekmez geç buradan ey lübâb
Yalnızlığın görüb merkad'in itme nefreti
Ünse yol bul ayn-ı Âdem oldu her avuç turâb
Ey Halîl sen mevti gözle mevti iste mevte gel
Zîrâ mevtin gayri ne ki var bu âlemde serâb
Zîr-i beşerdeyim deyüb iftihâr eyledi gabgab
Belki hoş yerdeyim deyüb istisâr eyledi gabgab
Temsîl idiyorum deyüb dervîşlerin usûlünü
Sâhibinin gelmesine intizâr eyledi gabgab
Durur isem zikr-i hafî yürür isem cehr iderim
Teslîm ile tak takâti i'tibâr eyledi gabgab
Hiç abdestim bozulmuyor namâza çün vesileyim
Peygambere hizmetini ibtidâr eyledi gabgab
Fakr içindeki ma'deni Halîl senden öğrenerek
Şimdi bu da senin gibi iftikâr eyledi gabgab
Terk-i salât eyleyenden kıl firâr âl-i cenâb
Hak rızâsını dilersen eyle pekce ictinâb
Hedm-i dîn idendir anlar zinhar itme i'timâd
Sözüne hem özüne söylerse de her dem savâb
Hayrından Hakk'a sığın ki nefsine hiç hayrı yok
Sana hayrı mı dokanur susma cânım vir cevâb
Kâr u kesbi ekl u şürbi bil ki bâtıl her işi
Hakkı duymaz aslâ kalbi çok güzel andan devâbb
Ekmel-i âlem Muhammed Mustafâ'ya farz idi
Tâ gidince ey Halîl ferdâya o ekmel nevvâb
Basîret gözünü feth eyler ezkâr-ı Hudâ tâlib
Hemân zikre devam eyler bil ebrâr-ı Hudâ tâlib
Huzûz-i nefsi kat'iyyen harâm ola ya helâli
Değil edeb meğer zarûrî, icbâr-ı Hudâ tâlib
Eğer hâlât-ı zâkir tesvîlâta ger bu'd ile olsa
Ana halvet enîs olur bil esrâr-ı Hudâ tâlib
Dilerim hârice çıkmak veya nâsa bilinmesin
Avlar münkâd-ı şeytânı çün eşrâr-ı Hudâ tâlib
Gîce gündüz gûyâ enfâsıdır zikri komaz ya hiç
O kim tâlib-i hakkâni bil ahrâr-ı Hudâ tâlib
Anın zikri, anı her yandan alır, arı emsâli
Komaz hiç hâline Halîl kıl ikrâr-ı Hudâ tâlib
Beni her kim severse Hak didi sevgim ana vâcib
Anı sevdin ise hizmetini kıl her dem ey tâlib
Dilersen ni'metin şükr it dilersen devletin zikr it
Dilersen vuslatın fikr it ki halk mağlûb ile gâlib
İhsân edene rahmeti güvenene kifâyeti
Sakın itme şikâyeti bulun rızâsına râgıb
Sana vardır alâmet ol Hudâ'yı sevmeğe hoşca
Ki ya'ni her seven sevgilisinden olmadı gâib
Arar tenhâda mahbûbu bütün aşıkı matlûbu
Eğer sevdinse O hûbu O kaldı gitdi metâlib
Gözün görmez diğer kimseyi sen de Hakk'ı sevdinse
Çekil anın çün tenhâya Halîl feyze ol câlib
Hîlesi çok ol adûnun zinhâr aldanma münîb
Şekl-i hazarla gelir Hak sûrete kanma münîb
Âyet ü hadîs okur İblîs nîce emsâl ile
Ya'ni ruhsata davet ider varma münîb
Fazl-ı Hakk'ı zikre der-meyân ile meydân okur
Kandırır butlâna seni asla aldanma münîb
Şer'i tut semt-i azîmet ile Hakk'a sa'y kıl
Hem hakîkat iste her dem aslâ usanma münîb
Asrın a'ceb hâli var şimdi hani kâmil diye
Dürlü iğvâ eyler o sen anı Hak sanma münîb
Eyliyor kasd ol sana ki ala îmânını hep
Uyûben zinhâr ana odlara sen yanma münîb
Arkadayım ben sana dostum deyû hîle kılar
Gâfil olub bir an içre ana dayanma münîb
Ey Halîl ucba düşürmeğe nidâ kılar seyyâh
Uykusunda çağırır ol demde uyanma münîb
Anlar isen ma'nâdan dinle sözüm ey lebîb
Kavl-i Hak olmaz ayn ile bil şaşma bu yerde edîb
Nîceler bu merkez içre tarda düşdü bilmedi
Zîrâ mülhid oldu, sanub kendini gerçek habîb
Hark-ı âdât fenâdır hârika her kâmile
Sanma âdât-ı Hudâ'dır kıl teemmül ey hasîb
Çün Tarîkatla Hakîkat Şer'-i şerîf hâsılı
Mârifet de aynıdır gayri diyen oldu mühîb
İsm-i Gufrân ile Rahîm'i anarsan bil Halîl
İsm-i Adli ahz ider seni ki şer'ine rakîb
Ol ezelî bulmağa gerçekle ol murâkıb
Emr-i Celî görmeğe dîlinle dol murâkıb
Ger saâdet güneşin bekler isen uyuma
Unut kevn ü zamânı sağ ile sol murâkıb
Irakda ne işin var sen de olunca bütün
Murâdâtı bulmağa bir ulu yol murâkıb
Yerler ile göklerin cümlesini koy da geç
Zîrâ senin makarrın cümleden bol murâkıb
Himmetini yüce tut öyle aç ki kanadı
Anın altında felek görüne hûl murâkıb
Bu toprak ile suyu koyub şarâb-ı aşk iç
Deryâ-yı aşka nisbet felekler göl murâkıb
Dalub ebhâr-ı aşka esrâr-ı dürri bulsan
Halîl gibi söyleme sen hamûş ol murâkıb
Hubbifillâh buğzufillâh her kula olmaz nasîb
Hak içün buğz eyleyemez aslına olan garîb
Hubbilillâh menzili bâlâya erdirir seni
Buğzulillâh lûtfa erdirir kulu bil ey habîb
Hubbilillâh idemez gâfil olanlar fi'l-umûr
Buğzulillâh eyleyenler her dû âlemde mehîb
Gir Tarîkat yoluna terk it sevâd u ebyâzı
Leyl ü nehârı koyarsan Hak ile oldun edîb
Terk-i dünyâ eylemek bir rütbe-i bâlâ olur
Hubb-i dünyâ ile îmânsız gider hem çok lebîb
Tâbî-i Kârun olur ferdâyı mübeddîl fânîye
Hak hitâbını duyar Halîl kılan Hakk'a hatîb
Geçdi ömrün ey azîzim bulmadın sâhib libâb
Bir hakîkat ehlini sen kılmadın Mevlâ'ya bâb
Kîl ü kâl ile geçirdin rûz u leyli her demi
Olmadın, îcâb eylemişken bâb-ı Mevlâ'da turâb
Bulduğun îmân u ihsânın tefahhus kılmadın
Sâra yevmen mâ mezâ min ömrike illâ gâb u gâb
Men erâ necmü'l-hamdi fehtedâ bi'l-külli fâza
Kad racea min külli zembin sâha ilâ Rabbihi zâb
İnnî sâilün bi-Rabbi kevnî câra'l-Mustafâ
Olmuşum bâbında anın tâir-i misl-i zübâb
Ben Halîl'im hullet-i Ahmed'e müjde gelmişim
Ebu'l- İslâm'ım muârız olmayın siz ey şebâb
Dir hakîkati görür mü gözleri mahcûb
Ana gerek musaffâ olan mir'ât-ı mahbûb
Bâde-i hamr-ı ezelî mestâne olmayana
Bahs-i aşk bir belâdır değildir ana matlûb
Hastanın iştihâsı gösterir balı acıya
Çünki ta'mında zevk marazdan oldu ma'yûb
Ol ki ezelden yitmiş nisyân-ı ihtiyârı
Hudâ'yı zikr idemez çünki idrâki meslûb
Hudâ bu esnâf-ı halka kılmış dürlü nazarla
Kimi lûtfuna mazhâr Halîl kimi de mağzûb
Vahşet beni almış yâr
Kurtar Sen beni yâb yâb
Ziyânlara dönmüş kâr
Çıkar Sen beni yâb yâb
Yâdımı yâr sanmışım
Pek çokca aldanmışım
Yâd oduna yanmışım
Ayâr Sen beni yâb yâb
Sandım zarârı kârdır
Düşmânda vefâ vardır
Demedim uyku ârdır
Uyar Sen beni yâb yâb
Dönmüşüm yüzüm senden
Lezzet bulunca tenden
Benliğimden erkenden
Kopar Sen beni yâb yâb
Recâi'yi huyundan
Al geçir yâd köyünden
Ezel sağlık suyundan
Suvâr Sen beni yâb yâb
Görme halkı sana direm halka bakdın yine hep
Hakk'a kıl azmini, cümlesi Ana âyine hep
İki kulak virdi Hak sana bâri bu sözü duy
Gelmedin insâna, daldın hayvanât huyuna hep
Gece gündüz derdinin esâsı karnındır senin
Baksana bakar hûta aslı olan soyuna hep
Bir iki gün eski giy anlayalım ayârını
Dönmüşsün ol tavusa her dem bakar tüyüne hep
Ey Halîl âşık isen ol yâre, bakma gayriye
Zîrâ âşıklar bakar mâşûkunun köyüne hep
Şifâ-i cân ve hem her derde dermândır gönül hikmet
Ulu ihsân ve hem her yerde emândır gönül hikmet
Sana seyr-i semâ-yı lâhûtî kılmağa refrefdir
Kanad yeri 'ummâ-yı Nâsûta tândır gönül hikmet
Makâm-ı fark ile cem'i ve cem'ül-cem'i bulmağa
Hakîkat kâribânına mâh-ı tâbândır gönül hikmet
Serâ-yı li Mâ-allâh'a bulunmaz misli bir rehber
Maârifde de bil ki Şâh-ı Hûbândır gönül hikmet
Tamâmen kâinâtı devr ile olur mu İbrahim
Eseri iki cihânda bî-nîşandır gönül hikmet
Ümîd kesme ey dervîş benden bu sözü işit
Birgün sana da dirler al da nasîbini git
Boşa değil gözyaşlar ki maksûd içün akar
Terk idince ağyârı dirler bu meyi nûş it
Çünki çok cefâ kıldın kalkub nîce yıkıldın
Aşkımızla yakıldın yürü ref'i teşvîş it
Gel gir yola dîvâna eriş ulu dîvâna
Ayak at merdivâna maksad-ı aslı pîş it
Çalışanın sa'yi boşa gitmez çünki Halîl
Gel dîve uyma rehber it kendine bir yiğit
Hak erleri değil midir bu âlemde bulan necât
A'dâsının hîlesinden düşmânının arzusun at
Kıskanmakla büyüklenmek, hem de kendin iyi dimek
Kâkımakla kin eylemek şeytânın bâzusun at
İnâd itmez insân olan yalan diyemez cân olan
Hak sözlerini gel oku gayrilerin yazusun at
Şernâmesin ele aldın fikr-i bâtıllara daldın
İkiciye ne aldandın ko hınzîrın arzusun at
Halîl seni uyandırır uyma şekl-i beşer deyû
Fitnecidir tatlı zâlim bu cihânın cazusun at
Kurtar beni firkatden vuslatını tiryâk it
Çıkar isem hilkatden hasletini ilhâk it
Gayri yoldan beni kes Sensiz aldırma nefes
Sen ol kalbimde heves vahşetini ihrâk it
Tâ yolundan bilmeğe gayra meyil kılmağa
Sekrinden ayılmağa dehşetini işrâk it
Artdırır tahayyürünü hem iki teğayyürnü
Dönsün sana boynunu sefînesin ihrâk it
Koma var dîvârının Eserin gulâmının
Bu Halîl'in aşkının Şerbetini ezvâk it
Mevlâm seni dilerim ben
Gel de bana dime git git
Yüzüm sana dönerim ben
Gel de bana dime git git
Senin içindir sevdiğim
Yâdlarına yâd olduğum
Adlarına ad olduğum
Gel de bana dime git git
Kendim oda salarım ben
Deryâlara dalarım ben
Gelme dirsen ağlarım ben
Gel de bana dime git git
Herkesin bir sevdiği var
Ben eylemişim seni yâr
Kovar isen eylerim zâr
Gel de bana dime git git
Kullar ki dostuna irer
Her biri bir fikre gider
Benim virdim birer birer
Gel de bana dime git git
Kalkınca işimiz dirler
N'olur teşvîşimiz dirler
Sevdâlı cân seni diler
Gel de bana dime git git
Uyur iken uyanırken
Ger atsan oda yanarken
Sevgin unutmam ölürken
Gel de bana dime git git
Müştâkınam al cânımı
Yerlere döküb kanımı
Kabul idüb kurbânımı
Gel de bana dime git git
Mevtim ki sana seferdir
Ol bana kand u şekerdir
Senden ayrılık sakardır
Gel de bana dime git git
Münkir olan hâra gül der
Gülü atub hâra gel der
Halîl'e dîl ile buldur
Gel de bana dime git git
Ey bu halkın fesâdı
Bu da'vâyı ko da git
Virdin hayra kesâdı
Bu da'vâyı ko da git
Cibril senin düşmânın
Vefâ itmez pişmânın
Sonu bed karışmanın
Bu da'vâyı ko da git
Ol Ahmed'in mürşidi
Hak'dan Cebrâil idi
Münkir gözün görmedi
Bu da'vâyı ko da git
Ne eyledim dimişsin
Dînini çiğnemişsin
Vâra yok söylemişsin
Bu da'vâyı ko da git
Mürşîd gerekdir sana
Erişdire Kur'ân'a
İrmeğe ol Subhân'a
Bu da'vâyı ko da git
Seyr eyle pek göre ta
Mü'min olmuş sûretâ
Gözün irmez nûra tâ
Bu da'vâyı ko da git
İçin değil Hakk'a kul
Ağzında kâle yekûl
Seversin şerri nukûl
Bu da'vâyı ko da git
Didin Mürşîd ne ola
Gör hem işid ne ola
Gider isen bu yola
Bu da'vâyı ko da git
Ki Mevlâ'yı bulasın
Halîl'e dost olasın
Bir kâmile varasın
Bu da'vâyı ko da git
Okudun ilm ü ulûmu ammâ gözlerin sakat
Çünki bakışında İslâmı görürsün iki kat
Hall-i ukûd-i akâid okuduğun bilmedin
Kılmadın Kur'ân'ı Muhkem sana dûzahdan berât
Suçunu bilir misin nedir azîzim anla gel
Kâmili techîl idersin kendüni âli sıfât
Hak sıfatını sıfatın zu'm idüb ey der-beder
Haylice sen seni yordun var gurûr yükünü at
Kâmilin sana müdârâsını ta'zîm zann idüb
Düşdün inkâra ve hem ucba hemân bî-sebât
Ehl-i Hak mekrini bildirmez o mahdûd bilgine
Secde-i Âdem'i idrâk idesin fi'l-beyyinât
Ol Hudâ'nın huylarıyla huylanan ârifleri
Sen bu taksîr ile ölçersin ki heyhât yok necât
Bin yıl a'mâlden yeğ olur kâmilin bir nazarı
Ey Halîl hep varını sen al o bir nazara sat
Bildim insân olmazsın ey nefsî var âkıbet
Ehl-i irfân olmazsın oldun ağyâr âkıbet
Yüz bin dürlü tuzağın ayağına dolaşur
Hak yolunda azığın yok, işin zâr âkıbet
Bu gaflet sende iken kesellikle berâber
Asla menzil alınmaz kesbin evzâr âkıbet
Ehl-i Hakk'ın edebi sende eser eylemez
Âr u nâmusunla sen şerr mesârsın âkıbet
Senin eylediklerin komaz ki doğru yola
Gidüb vâsıl olasın, bulasın yâr âkıbet
Bu varlık ile benlik var mı sende yok mudur
Seni insân eylemez bununla âr âkıbet
Hayvanların ahlâkı mecmûîn cem' eylemiş
İken güler oynarsın, itdin inkâr âkıbet
Geçmedin inâdından Mevlâ gelmez yâdından
Nefsin mü'min sanûrsın belde zünnâr âkıbet
Yüzbin nasîhat itdim birini sen duymadın
Sana yaramadı hiç gerçek ezkâr âkıbet
Ben yoruldum sözümle sen duymadın özünle
Körsün çâreni dinle senin Settâr âkıbet
Beni sen pek inciderek kâfiri rehber itdin
Rızâsız yola gitdin kasvetin var âkıbet
Bu Halîl'in dediğin cân ile duymaz isen
Yerin cennet olamaz mekânın nâr âkıbet
Dile ey tâlib-i Yezdân sana vire Hudâ halvet
Hemân sen seni pekce tut bulur sonsuz atâ halvet
Cihân lezzâtını terk eyle Hakk'a azm iden mü'min
Görür ki komadı kalbinde asla mâsivâ halvet
Akâidi idüb tashîh tahâreti idüb temlîh
Bu dîli cümleden tefrîh idene hoş devâ halvet
Şurût-ı ayn şart-ı râha irfândır giren içün
Dördü taksîr iki teksîr ile olur edâ halvet
Enâm ile menâm ve hem taâm ile kelâm dördü
İkisi zikr ile fikir dimez şâh-ı gedâ halvet
Bu altıdan muarrâsı sûfînin oldu zındânı
Rızâ tefvîz u sabr ile olunur ibtidâ halvet
Tevekküldür biri dörtden muarrâ mühlik-i cândır
Harâmdır bu şurûtundan olursa mâ-adâ halvet
Şerâitin tamâmına muâdil şart-ı a'zam var
Ki bir kâmilin iznidir yoksa hışma nidâ halvet
İder akla ziyânı yaman olur anın şerri
Eğer ki vehm-i şeytânla olursa muhtevâ halvet
Eğer şer'i şerîfe aksi vâridât ide izhâr
Uyarsa kavl-i ilhâda kılarsa mübtelâ halvet
Akâidce şurûtu çok tutan bulur Hudâ'sını
Gerek bir Pîr-i kâmilden idile intibâh halvet
Eğer halvetde hâlâtı bulub kavl sonu bir olsa
Hemân ki tâib müstağfir olmak müftekâ halvet
Ne nârîden ne berdi var ol zât-ı rûh-i nûrâni
Bulunmaz ise tam rehber ibâdet kıl bilâ halvet
Sakın idüb cesâret eyleme halvet bilâ rûhsat
Ki zîrâ nâr-ı Nemrut'dur Halîl olmayana halvet
Hudâ'nın kuluna lûtfu teyessür oldu bu uzlet
Kime olsa müyesser rahm-i mahzâ oldu bu uzlet
Şürûrundan bu nâssın hem de nefsin hîlesinden tiz
Halâs ider mürîdi, Hakk'ın avni oldu bu uzlet
Beşeriyyet libâsından soyamaz olanlar nâssı
Meğer ana Hudâ'sının keremi oldu bu uzlet
Nâs uyurken uyanûr kendünden geçer diler Hakk'ı
O mü'minin yâresinin merhemi oldu bu uzlet
Guyûbi hep şehâdete ibâdeti siyâdete
Olur tahvîl koyub âdât harîmi oldu bu uzlet
Aklı tebdîl olur hisse bütün bâtını zâhire
Mukarreb olur o, bulub devleti oldu bu uzlet
Halîl öğren şerâitini mâdem ki diledin sen
Kulu Mevlâya vâsıl iden halvet oldu bu uzlet
Kim isterse selâmet dû-cihân eyler sükût
Bak almışsın ağzına ger ister isen öğüt
Dil taş olur diş çakmak söz ateş söyler ahmak
Kim ister cânın yakmak dime ki dilini tut
Sükûtu uzun olan olmuşdur ehl-i irfân
Her sözü mevzûn olanların rumûzunu güt
Gıybet iden meş'ûmdur koğucular mezmûmdur
Mâlâyâni mağmûmdur ehlini tutmuş bulut
Eyleme sen çok mîzâh hem bulunma pek ferâh
Fitnede olmaz merâh gülme fitneyi uyut
Nefsin medh ider laîm halk içinde bî-fehim
Nâkıslar olmaz rahîm ger suyu akse yürüt
Malı seven mağbûndur evlâd seven meftûndur
Yalan diyen mel'ûndur her lüzumsuzu unut
Ahmak o ki dost sözün söyler hoş sanır özün
Keşf ider gayrin yüzün sözleridir mâyefût
Bu kîl ü kâl ilmini salub ehline Halîl
Sen seni kîl ile kâl bilmez üstâza okut
Hakk'a iden îmânı bulur kalbi hidâyet
Re'fet ile rahmete uyana söyler âyet
Virmedi mi îmânın sadrına inşirâhı
Kalbe nüzûl ideni seçmeğe kıl riâyet
Kalbi temizler isen buldun felâhı ebed
Fücûru gözler isen düşdün idlâle gâyet
Te'yîd-i rûha ulaş tekmîl idüb îmânı
Aldı kulak bu sözü gözde varsa dirâyet
Hak zikrine hem Hak'dan gelene cân atanlar
Kalb birliğini bulur fetha varır nihâyet
Tahte'ş-Şecer bey'ati iden bulur sekînet
Hak râzı o mü'minden eyler ana inâyet
Hem anların îmânına îmânı artmak içün
Hak virir kalblerine semt-i Hakkı himâyet
Hak'dan kime hidâyet olduysa oldur âkil
Zîrâ işiden oldur Hak sözünü bidâyet
Arz u Semâ İlâhına kalbini bağlayana
Hak'dan virir itmi'nân idemez o siâyet
Hak'dan hicâb içinde kalanlar kibr iderler
Mü'mine cebr iderler kinli kalble sirâyet
Kalbler içindekini Hak bilir diyemezler
Kalbi kör olana yok şerr yolunda vikâyet
Yerleri gezüb ibret alamaz mağrûr olan
Aklı marîz olanlar lûtfa ider şikâyet
Katı kalb ehli Hakk'ı bulamaz dû-cihânda
Meğer Halîl hidâyet ceyşi göstere râyet
Bir şübheli kavle tâlib olduysan Kur'ân'ı tut
Sonra Kur'ân ehlini başkaca görmeği unut
Çünki Hak'dan âşikâre nûr-ı kitab buldu cân
Cismi ana terk iderek remz-i mer'î sen de güt
Kim bu doğru yolu tutdu çıkdı zulmetden ebed
Oldu her günü mübârek hem de bayramı mevt-i mevt
Va'z ider hem de şifâ virir kulûb-i mü'mine
Rahmet oldu bil beyânı kıl beyânı sana kut
Hem Hudâ hem müjde hem rahmet bütün İslâm içün
Zâlime zarar virir dergâh-ı Hakk'a kıl kunût
Yetmedi mi kâfire geldiği Kur'ân Ahmed'e
Ahdini hatırlasın, hatırlamazsa uyut
Kâfîdir insâna tedbîr hem dahî tezkîr içün
En güzel haberleri var, okudun mu bahs-i Hût
Okuyunca mü'minin ürperir el-hak tüyleri
Kalb ü vücûda hidâyet virir andaki öğüt
Hak hidâyet eyler anınla kime diler ise
Ol ki nasîbsizdir Hak'dan eyledi nefsini put
Bâtıla yardım ider bir söz yok anda hiç ammaâ
Neylesin ana ki Hak ahdinde eyledi sükût
Kim çok okursa Hudâ'yı buldu Hâdî'den Halîl
Sözlerim Hak sözüdür Hak dahî Hayy-i lâyemût
Tâ elestden gelmişim dünyâya ben bî-kârı mest
Bu sebeble bu fenâdan olmuşum bî-zârı mest
Sözlerimden ruhsat alub çıkmasun bî-zevk olan
Havf u recâsı yolundan çünki hep ebrârı mest
Başını meydân-ı vecdin dârına terk itmeyen
Sandı âlem içre değil cümle-i bî-ârı mest
Dinde bir dûn rütbedir kayd u akâid rütbesi
Geçmeyen hem de geçen hem görmeyen her-bârı mest
Gerçi şi'rin dahli yokdur âlem-i zât içre hiç
Aşkla her söyleyen hem söylenen eş'ârı mest
Şâir u fâsık u âlim sâhir u kâfir bütün
Ehl-i şirk ile fücûr, bî-dîn ü hem dindârı mest
Ol güzelin cümle âlem zülf-i çengâlindedir
Olmasın mı her ne ki yok hem dahî her vârı mest
Sâki mest, meyhâne mest, mescîd mest hem mesbahi mest
Sûfî mest, muttakî mest, hem zâhid ü meyhûri mest
Şeyh u post hem dervîşi hem Mekke mest, hem tekke
mest
Arzı mest, unsuri mest, eflâkı mest, e'sârı mest
Arş u kürsî levhi mest, emlâk u kalem şemsi mest
Cümle yıldızla kamer, hem şakk hem yekpârı mest
Zümre-i mestândır el-hakk enbiyâ hem evliyâ
Aklı mest hem kalbi mest, evhâmı mest, efkârı mest
Her ne gözünle görünür hem de mahsûs cümle şey
Anla güçlüsü dahî hem cümle-i nâçârı mest
Ayrı görme dostu hem düşmânı zîrâ mest imiş
Sen seni mest eyle ki ahrârı mest eşrârı mest
Hakk'ı maksûd eylemiş ârif olan her dem içün
Çünki i'râz u cevâhir sâhir u aktârı mest
Suçluyu hor görme mağrûr olma zâhidlere kim
Cennet ü nîrân u ehl-i ecri mest evzârı mest
Ârifin irfânı ve hem kendü mest şânı mest
Müftî fetvâsı ve hem mansûr u fânî dârı mest
Harr u berdin tahvîli tebdîli hâlât itmesün
Bahr u berr u fasl u havâ selci mest emtârı mest
Ru'yet-i halkı görüb mağrûr u mahcûb olma ki
Sem'u şemm u nutku mest hem el ayak inzârı mest
Gözlerin bakışı hem heykeli hem cân hem de Halîl
Fehm kıl bu sırr-ı mest hem ehli hem pazârı mest
Hudâ dir âdemoğlu i'tisâm eyle bana gâyet
Ki göresin hidâyetimden erişmiş sana râyet
Bana tevekkül it ki ben yeterim, gayra güvensen
Keserim, yer ile gökde sana esbâb-ı hep şâyet
Dahî seyr it zamânı var mı kesildi diğerimden
Ben i'zâz itmedim ya virmem vaslıma her âyet
Ya eyledi tevekkül, ben ana kifâyet itmedim
Ki ya'ni eyledim ihyâ çün itdim ana kifâyet
Senin her günde kıldığın namâza ben ki râzıyım
Benim rızkıma da sen râzı ol, hiç kılma şikâyet
Beni rızkına kefîl kıldın ise ne bu ihtimâm
Ki ya'ni kalbini rızka idersin sarf u himâyet
Ya her işi kazâm ile olur bildin bu cez' ne
Ki ya'ni sabr-ı cemîl kılmadın itmekle riâyet
Bana meyl it bana güven ki yetsin sana rahmetim
Tevekkül ile rızâdır bana sevgili nihâyet
Hadâs-i kudsîdir bunlar ki didim ne didi Mûsâ
Anı da anla dersimden alub ma'nî-i bidâyet
Tıflın atasına olan tevekkülü kadar itmez
İse Hakk'a tevekkül, kul değil mü'min, yok inâyet
Hudâ salât u selâmı kıl Ahmed ile cümleye
Halîl mürsel nebîlerden alır ulûm u dirâyet
Sana gerek ey sâlik her dem fikr u ferâset
Tâ ki kalbin huzûra vara bulub harâset
Ma'rifet-i Zü'l-Celâl fikr ile hâsıl olur
Bir saat fikrini sene a'mâline kıyâs et
Hak didi ki kullarım yerde gökdekileri
Yaradılan düşünür, düşünüp terk-i nâs et
Gönülde fikr-i Hudâ olana lûtf-i Hudâ
Ölür gider mâsivâ mahvolûben denâset
Sirâc-ı kulûb O'dur Halîl fîkre devâm it
Hemân gönülde eyle ders-i fikr-i dirâset
Sen beni hiç hâlime koymadın ey âlî dost
Dilinde makâlime uymadın ey âlî dost
Elimde su tasını urdun yere düşürdün
Tenhâ dilerken halkını başıma üşürdün
Yeter didim ateşin artdı suyum taşırdın
Soy benliğimden didim soymadın ey âlî dost
Yer iken bir lokmayı kırdın cümle dişimi
Her ne tutmak diledim akse atdın işimi
Bir vesveseden kaçdım bin etdin teşvîşimi
Encâmı cevr u gammı uymadın ey âlî dost
Anladım bundan seni almak dilersin cânı
İsmail'im senindir fedâdır sana kanı
Halîl işin bilmedi bulmayınca irfânı
Pes beni irfânıma koymadın ey âlî dost
Şehirlerden uludur
Gönül köyü muhabbet
Ne yüce baht uludur
Alan bûy-i muhabbet
Rüsûm-ı kâinâtı
Unutdu her cihâtı
Hayât oldu memâtı
Gören rûy-ı muhabbet
Feleklerden muallâ
Kabe kavseyn ev ednâ
Olur ger ki tecellâ
İde mûy-i muhabbet
Şuûnu bî-nihâyet
Gerek eyle riâyet
Bu bahr-i aşka gâyet
İder hûy-i muhabbet
Cüyûş-i varlığı tard
İder Halîl komaz hurd
Getirdi mehlikâ derd
Bu ordû-yı muhabbet
Sevdin ise Girdigârı cümle isme rağbet it
Aldanub bir kısmına bir kısmı koma gayret it
Çün kitâbın ba'zına îmân idüb ba'zı komak
Oldu yahûd âdeti bu âyete sen ibret it
Uydu pes İblîs mürîd ismine mel'ûn oldu kör
Cümle esmâyı gör Âdem gibi suça nefret it
Aldadır nefsin seni Settâr ile Gaffâr ile
Sen hemân bunlarla kalma cümle isme avdet it
Ey o kim Kur'ân okudun teemmül kılmadın
Zikrini hiç bulmadın anda bu rûha nefret it
Sen sana kalma sakın uy ehl-i sünnet râhına
Haslet-i eslâf-ı tâmmı kendüne tam haslet it
Gitme rehbersiz, eğer mukarreb olmak dilersen
Tâ ki İrcıî hitâbın duyub ana ric'at it
Geçme yok emmâreden meğer ki vesîle ola
Hakk'ı bulmuş Pîr-i mugân buldun ise hizmet it
Bakma sûretine sîretinde bul sen hıl'ati
Hâdî'den hüdâdır ol sen sıdk-ı tâmla hürmet it
Ey Halîl cümle-yi Hakk'a vâsıl olmuş anla ki
Kâmili Kâmil göresin gel dir ise rıhlet it
Ârife değmez gammın sen bildiğince taş at
Zindânı görmeseydi Hızır bulmazdı hayât
Şu bu kem didi diye kem olur mu sâdıkân
Çeşme-i Hızr'ı bulan didi münkire heyhât
Mûsâ iken bilmedi Esrâr-ı hâl-i Hızrı
Gözü a'mâ bilir mi nedir elvân-ı nebât
Bir zamânda makâm u makarrı mescid olan
Sum'ada hâça bakub şimdi bekler murâdât
Hikmetlerini Mevlâ ta'lîm ider kula ger
Nefsinden eyleye kul terk-i tâmm-ı irâdât
Her işleri Halîl'in Nemrûd'a ibret olur
Amma sineği görmez vürûdu ana memât
Dağa dağ urmak eğer istersen aşk yolunu tut
Şabı ger kılmak şeker istersen aşk yolunu tut
Kimsenin yetmez gücü aşk yoluna ey kahraman
İllâ terk idenin aşka mâl u câh u cism u cân
Âşık oldunsa arama şöhret ile âd u sân
Nâra nûr olmak meğer istersen aşk yolunu tut
İlm ile a'mâl ile zu'm itme zâhid râh-ı aşk
Levn ile ahvâl ile sanma ki kalır şâh-ı aşk
Yok husûfu yok semâsı böylece bil mâh-ı aşk
Şems-i tâmm olmak hüner istersen aşk yolunu tut
Hulk-i seyyi'i bir nazarda âşıka vedâ' ider
Hüsn-i ahlâkı yüce âşıkı bir zira' ider
Gözlerinden nûr-ı aşkı sırrı hem lemâ' ider
Feyz-i âmm olmak yeter istersen aşk yolunu tut
Hasretinden akıdır yârine âşık yaşları
Çağı gelmeden ağardır âh u zârı saçları
Âşık ile bir olur iki değil, yoldaşları
Vuslatın olmak kadr istersen aşk yolunu tut
Âşıkın görmez bu zâhir gözü, işitmez sözü
Zîrâ geçdi iki cihândan tamam anın özü
Vech-i bâkîden diğer dinilmez anın iç yüzü
Ru'yete kılmak nazar istersen aşk yolunu tut
Fânîyi satmayan aşka nâdimândır nâdimi
Yarın ayaksızdır, atmayan bu yolda adımı
Câvidân oldu Halîl çün ehl-i aşkın hâdimi
Sen de hizmetden eser istersen aşk yolunu tut
Çeşme-i kudretden imiş emdiğim anadan süt
Tâ ki kudret bulmağa hazm itmeğe dürlüce kut
Ol zamân tatlı idi pek şimdi içsem acıdır
Ni'met-i uhrâ bulanlar nefse dir dünyâ unut
Mâl u câh u zînet-i dünyâyı hoş gören tıfıl
Aklını al başa uhrâyı kazan tıflı uyut
Ana rahminde cenin pek şevk ile devrân ider
Mağbûn-ı dünyâ da dünyâda ider devrânı tut
Ey bu dünyâ zîneti ya saltanatı mağrûru
Her neye mâlik isen bil anı beyt-i ankebût
Var ise ukbâ içün kesb eylediğin re's-i mâl
İşte odur sana mâl budur sana gerçek öğüt
Açmışsın ağzını dünyâya yılan misli fakat
Ol ecel bâzî gelir yudar seni gör misl-i hût
Tatma dünyâ balını ayn-ı şifâ olsa da koy
Semm-i kâtil olsa da sen cür'a-i uhrâyı yut
Her işinde hem sözünde Hak rızâsın kıl emel
Ey Halîl Hakk'a Halîl olmağa kıl dâim kunut
Senin aşkın beni mecnûn ider dost
Delüb bağrımı ciğer hûn ider dost
Yanar cânım iderim âh derûndan
Beher ân beni diğer gûn ider dost
Katı imiş cehennemden firâkın
Bütün günlerimi ol, dûn ider dost
Beni taşlar o bağrı taşlı münkir
Hemân gaddârlığını çün ider dost
Ne bilsün hâlimi taştan katı kes
Ki şevkin çehremi gülgûn ider dost
Ne hikmetdir ki yok âşıka rahat
Cefâ ellerine sürgün ider dost
Bu mu bahşin visâlinden umarken
Deyüb nazar bana bir gün ider dost
Velî bildim netice kârı yokdur
Bu aşkın münkiri mağbûn ider dost
Recâi'yi koma sevdadan mahrûm
Ki hırmânın katı meftûn ider dost
Bunca şâh-ı enbiyâ Nûn ile Kâfdan bahhâs
Ne açar münkir sözü eyler ahlâkdan bahhâs
İlm-i vehbî bulmağa lâzım gönülde ma'rifet
Bu da cehd iledir olmaz itmek lâfdan bahhâs
Cehd-i tâmm terk-i küllî itmeyenler iremez
Gerçek olur mu olunca nefsü'l-emr inbiâs
Hak sözü duyub amelde sa'y-i ihsân eyleyen
Bir gün olur ider ihsânı ana hayrı îrâs
Gönlünün içinde bulur ilm-i rusûli tamâm
Hem de bir gün alır iktidârına göre mîrâs
Ey Halîl sen bu ma'nâyı dile Hak'dan dâimâ
Ki ola ayn-ı hakîkat sana ol Hak'dan îrâs
Ey zamânın Gavsı diriz dâim bize El-Gıyâs
Gîce gündüz yol gideriz söyleyerek El-Gıyâs
Şark u garbın niresinde ol Sevvâd-ı A'zamın
Âh göreydik seni diriz söyleyerek El-Gıyâs
Âh ne mazhardır ki mazhar-ı Zât-ı pâki mazharın
Kıl mazhar bizi diriz söyleyerek El-Gıyâs
Tâ ki Kur'ân'a irişsün mess-i idrâk sırr-ı pâk
Varlığımız mahv ideriz söyleyerek El-Gıyâs
Okuyana gelmeyince Rûh-i Kur'ân ey Halîl
Anı bizden sarf ideriz söyleyerek El-Gıyâs
Her yüzde bir cihâna gelir âleme bir Gavs
Nihânları âyâna virir âdeme bir Gavs
Yüzyirmidörtbindir her asrın evliyâsı
Fazlası da bulunur vâris hâteme bir Gavs
Gavsın iki yârânı vardır, imâmeyn dinir
Ayrıca da dört kutub reis anlara bir Gavs
Üçle dört oldu yedi otuzüçden mâ-adâ
Anlar ile kırk olur hân o cânlara bir Gavs
Nebî mürsel vârisi üçyüzonüç hep olur
Cümlesi aktâb olub sultân anlara bir Gavs
Bunların gayrı havâss olub avâmı da var
Mevlâ velîlerinin cümlelerine bir Gavs
Saydığımdan ayrıca kubbelerde gizlice
Kimse bilmez çok yüce Muğîs anlara bir Gavs
İyi ile fenâ dimez cümleye taksim ider
Rahmetin deryâsından bu âlemlere bir Gavs
Abdâl nukabâ evtâd zevi'l-emdâd hep esyâd
Her yerde kutbu'l-bilâd mûnis anlara bir Gavs
Hakk'ın iyi kulları çok, yok diyenler yok olsun
Zâlimleri kahr ider izn-i Cabbârla bir Gavs
Fir'avnlara Mûsâ'dır deccâllara Îsâ'dır
Mu'cizesi asâdır çoban âleme bir Gavs
Nûh ile Tûfandır O mehdî-i zamândır O
Sâhib-i devrândır O Burhân âleme bir Gavs
Mazhar-ı nûr-i külldür sırr-ı Muhammed oldur
Vâris-i Ahmed oldur ki kân âleme bir Gavs
Ebu'l-vakt olur adı dâim Allâh'dır yâdı
Çağırana imdâdı dermân âleme bir Gavs
En ufak yâranını bulan buldu yârini
Terk eyledi vârını irfân âleme bir Gavs
Selâmlar olsun Halîl Gavsa hem yârânına
Onsekizbin âlemin şems-i tâbânı bir Gavs
Çok aradım bulamadım İsm-i a'zam sende mi Gavs
Levlâke levlâk denilen Nûr-i Ekrem sende mi Gavs
Bir lahzâ ger unudursam seni mihnete düşerim
Bin bin ismin müsemmâsı Nûr-i a'zam sende mi Gavs
Her dem aşk ile cânımı atsam dergâhına derim
Görenleri hayrân iden Rûz-i a'zam sende mi Gavs
Giderken zulmet şebinde sende bir şu'le görünür
Görüb erinî söylerim Tûr-i a'zam sende mi Gavs
Süleyman gibi giderken havâlarda yüce Halîl
Bir sadâ duyar inerim Mûr-i a'zam sende mi Gavs
Kendini tabîb sanır Gavsa uymayan habîs
Erleri garib sanır levse doymayan habîs
Bir zâlimin gönlü içün ehl-i Hakk'ı ta'n ider
Doğru yolu dönderir kavse, görmeyen habîs
İki gözü kör iken kendüni gözcü sanur
Güneşe hükm virir önün görmeyen habîs
Münâfık dostluğuna Hak dostuna yan bakar
Kâfir hamiyyetlidir ahde durmayan habîs
Bu hâl ile özünü dir ki benim müslümân
Âl-i Resûl'e düşmân özün bilmeyen habîs
Her muharrem ayında Yezîd olan seçilir
Evlâda virir cefâ haddin bilmeyen habîs
Dir ki Kaderle oldu ittiğini servere
Suçunu Hakk'a atar haddin bilmeyen habîs
Lânet didi dünyâya hem de ehline O mâh
Dönmez yüzünü dünden kendün bilmeyen habîs
Âl-i Resûl'e cefâ eyleyüb ol bî-vefâ
Cins-i pâk bilür özün kadrin bilmeyen habîs
İçi şeytanlık dolu güler yüz ile selâm
Virir bakub Halîl'e adın bilmeyen habîs
Ehl-i dünyâ himmeti mâl-i dünyâdan mîrâs
Ehl-i ukbâ gayreti ilm-i Mevlâ'dan mîrâs
Hevâ hastası olmuş nefse esir olanlar
Azâzil ehli bekler tard-ı Mevlâ'dan mîrâs
Ulü'l-Elbâb olanlar bakûben her eşyâya
Âyât-ı Hakk'ı görür zîr u bâlâdan mîrâs
Kendisinin kemâlin sudan sorar öğrenir
Nedir ma'nâda ednâ zâhir velâdan mîrâs
Ârif olan istemez yoklukdan başka Halîl
Ne mâzi ne müstakbel ne de hâlâdan mîrâs
Söyler isen Hakk'ı söyle eyleme inkârı bahs
Doğru söz bahçede bir gül eğrisidir hârı bahs
Meclisin hiç birini eyleme zâyi' gözün aç
Zikr u Kur'ân salâvâtsız da olma vârı bahs
Ümmetin toplandığı sohbet behişt ırmağı
Eyleme telvîs idüb ey münkir ağyârı bahs
Ümmetimin ictimâı rahmeten vâsi' didi
Rahmet-el-lil-âlemîn'i eyle sen her bârı bahs
Maksadı Hak olan aslâ Zeydi Amrı söylemez
Aklı yâr ile olanlar eyler her dem yâri bahs
Kişi her neyi severse anı çok söyler Halîl
Sevdiğin dîl-dâr ise it her zamân dîl-dârı bahs
Âlem-i mülk içre olmaz aslâ bil mânende Gavs
Olmayan ehli Anı bilmez olmayınca rend-i Gavs
Şol ki zâhir ehlidir bilmez butûn sultânını
Her zamân mevcûd olur vâris ü hem var şimdi Gavs
Cümle sözleri iki vech üzredir kâmillerin
Anları bir göz ile gören duyar mı pend-i Gavs
Mâverâ-yı Arş u Ferşi zerre-veş kabza alır
Âdemoğlu sûretinde sırr-ı Hak'dır imdi Gavs
Kimseler medh idemez, zemm idemez, vasf idemez
Yine Zâtı, Zâtını bildirmededir bend-i Gavs
Zu'm kılma sen gibi ya biri ümmetden gibi
Göklere gitdi Muhammed gibi andan döndü Gavs
Bil Recâî hem beşerdir hem de insân görünür
Sırr-ı Ahmed nûru hem Sidre'de Refref'e bindi Gavs
Ey Hudâ vir sen bize ekdâr-ı gayrinden ferec
Hâsıl olsun bize ol dîdâr seyrinden ferec
Şol ki sen sevmedin anı bize de sevdirme hiç
Hemân âşıklar diler ki bula yürekden ferec
Sana a'dâyı sevenler irmesünler rahmete
Virme anlara ki bulsun zerre dîlinden ferec
Mü'mine gülüb içinden dürlû hîleler kuran
Gülmesün anlar İlâhî virme mehlinden ferec
Dost görünmek sûretiyle fikr-i habîsle gelen
İçi hınzır dışı insân virme kahrından ferec
Gelene hem gönderene oku bir söz ki Halîl
Virme mühlet bulmasun ihfâ-i cehdinden ferec
Hak sevmedi ‘iveci sen neden itdin ‘ivec
Ehl-i Hakk'a uymayub yan idüb gitdin ‘ivec
Ne vakte dek ey hâce sendeki kîl ile kâl
Bil bunu işitmedin yâ ki işitdin ‘ivec
Bir Kâmili susturdum diye mağrûr olmuşsun
Pek aldandın ey gâfil dilinle itdin ‘ivec
Kâmillerin sükûtu aczinden oldu sandın
Benlik oduna yandın ilminle itdin ‘ivec
Sen seni bilmez iken o bilemedi deyû
Ta'n eyledin Halîl'i fikrinle itdin ‘ivec
Ey münâfık mü'minin kalbini itdin herc ü merc
Sen ve sen gibiler olur dûzah içre derc ü derc
El ile hem başınla kizbe işâretdesin
Elini hem cümle a'zânı da itsün felc ü felc
Cümle gezen halk içinde sanma gâfil sen gibi
Havf u virdi Hak iledir kalbi mü'min renc ü renc
Âh iderse kurudur gözlerini hem de nemini
Yağdırır başına belâ bârânını selc ü selc
Âdet-ullâh zâhir olsa yok nedâmetden vefâ
Çok Halîl anlar gibi pek mücâsir penc ü penc
Eğer ister isen olsun gınâsında bulunma ac
Çevirme boş yanından gelen eli açık bir ac
Tıfıllar hem de kadınlarla oturmayı sevme hiç
Otursan da tiz ayrıl yoksa derdin oldu bî-ilac
Cûd u îsârla tasadduk eyle sehâdan ayrılma
Maldan eksilür sanma ki olunca Hak ile revâc
Hudâ indinde doğruyum ve severim Anı dime
Bu da'vâdan sakın sen hiç sözüme itme i'vicâc
Ve kalbim pâkdır dime seni kor gamda dâimâ
Eridir seni kâimâ diyenleri değildir nâc
Maâsîden ırak it sen özünü geç değil erken
Halîl'den söz işidirken hem eyle başına tâc
Dilerim şâhıma idem gîce gündüz hemân mi'râc
Seninle râhıma gidem götür beni amân mi'râc
Seni gerçeklerine kodu gitdi nûrların nûru
Deyüb ümmete yol bulsun Hudâ'ya her zamân mi'râc
Fakîh ider nebîden gayriye olmaz müyesser hiç
Sözü doğru velâkin zu'm ider ki ol yamân mi'râc
Anın ehli değil midir ki sünnetin tamâm iden
Neden gayri didin gâfil virir sana kemân mi'râc
Halîl ider anı kesme aramızdan İlâhî sen
Ki yârdan uşşâka hem virildi tercümân mi'râc
Neden uçmaz cân kuşu vaktidir ma'nâda hiç
Hıtâb idüb ol Mevlâ gel dir yok sana harc
Balık neden denize kendün atar karadan
Çün gelir kulağına denizden sadâ-yı mevc
Nasıl sabr idebilür ol turnadan biri ki
Emsâli gider iken nizâm üzre fevc ü fevc
Bu acı toprağı koy içüb âb-ı hayâtı
Ebedî sağlığa var gider anda oldu revc
Ehline vir burayı Halîl oraya gelüb
Bura cihân-ı fîrâk ora ise vasla revc
Ölmeden ölmek nedir anı bilmemesi güç
Kendini korsan öldün söyle neresi güç
Baş gözü görür iken kalbi görmemiş nedir
İşidir iki âlemde kulak duymaması güç
Göz dışrasın seyr ider içinden haberi yok
Kalb sadâsı sem'inin işitmemesi güç
Tutar iken dünyâda eller ile bu ayak
Yürümese orada hem el tutmaması güç
Sever iken güzelleri Mevlâyı göremezsin
Kulunu sevib yaradanını sevmemesi güç
Zâhire çok yöneldin bâtından geri kaldın
İki görmenin sonu da bir olmaması güç
Halîl'in ismi Halîl iken bulmazsa delîl
Kalırsa yâ Rab zelîl dostu bulmaması güç
Akşam oldu nûrlandır bizleri sen ey Sirâc
Tutmuyor kuvvetlendir dizleri sen ey Sirâc
Susamış gönlümüzü susandırmakla kandır
Göster o yâr yolunda izleri sen ey Sirâc
Vesvese çakalları tutdu kalb meydânını
Gönder sebât-ı mâhı yıldızları sen ey Sirâc
Arz-ı îmân nurlansın irfân semâlarıyla
Zulmeti mahv it kaldır tozları sen ey Sirâc
Cünûdullâhı fi'l-arz kelimât'ül-Kâmilin
Bizlere de irişdir sözleri sen ey Sirâc
Ey Pîr-i mugân sana eylerim her dem ricâ
Koyma nazar fi'd-dücâ gözleri sen ey Sirâc
Seni görmek bana yek rü'yet-i sahâbeden
Bugüne getirdin o rûzları sen ey Sirâc
Aradığım her bir yüzden senden o görününce
Gösterme nîce nîce yüzleri sen ey Sirâc
Benliğimi benden al bed huyumu bede sal
Hoşa dönder ne ki var yavuzları sen ey Sirâc
Halîl'i inişli yokuşlu yollardan alub
Göster visâli bulsun düzleri sen ey Sirâc
Nefs-i emmâreye bindim avna vardır ihtiyâc
Sanki bir tıfla döner, gam görse yâhûd olsa aç
Şehvet ana hükm iderse mecnûn olur aklı yok
Ger gadab hükm eylediyse vahşîdir bî-ihticâc
Tok olursa söz ile tuğyân ider kâfir olur
Ni'mete irerse Fir'avn olub ider i'vicâc
İlm ile a'mâli cem' itse mağrûr olub
Ucb ider İblîs olur hiç tevbe itmez nâ-mizâc
Âdem'in sûreti toprakdır deyû eyler ebâ
Bilmez anın sîretin ol, aslı nârdır bî-ilâc
Hak sözü duyunca inâd eyleyüb benzi solar
Daralır kalb ile cânı ateş olur taht u tâc
Ana tefvîz ile teslîm yolunu söyler isem
Pek katı hışm eyleyüb bakar diler benden harâc
Dir ki ben câhil miyim yol gösterirsin sen bana
Eyleyüb izzetimi vakârımı cümle târâc
Dirim ana bildiğin çok ammâ bir rehber gerek
İşte bu söz anı mahv ider gûyâ dâc-ı Sirâc
Dir ki bak ben gibi bir fâdıl u dânâyı sen
Rüşde sevk itmek dilersin, yok boyun yarım kulaç
Ben dirim resm u sûri bilmez bu rüşdin âli hiç
Dir bana kılmak dilersin mevhûme beni revâc
Ah ki mevtâdan fenâsın ammâ mevtden korkudan
Eylemez envârı Halîl gönlün içre indirâc
Hudâ'dan bizlere derde devâ emr oldu bu oruç
Dileyenlere kurb-i Hak revâ emr oldu bu oruç
Anı senede bir aydan değil fazla dime sakın
Ki her ayda o Resûl'den şifâ emr oldu bu oruç
Savm-i isneyn ile hamîs on üç dört ve humus
Sünnet oldu yevm-i beyz nevâ emr oldu bu oruç
Eğerçi farz olan bir aydır tutanın cümlesi baydır
Karnına tokluğu caydır tevânâ emr oldu bu oruç
Halîl'e şehr-i siyâmdan güzel ay hiç görünmedi
Dime sakın sen ey mü'min hevâ emr oldu bu oruç
Nûr dahî âşıka zulmet gibi kayd ider harâc
Çün hicâb olur murâda kasdı sayd ider harâc
Olmasa rehber bu merkezde kalır sâlik akîm
Zu'm ider kendüni kâmil vaslı keyd ider harâc
Ente maksûdî deyüb her demde zâta meyl ider
İse kat' olmaz tarîki ref-i zîd ider harâc
Sâlikin meyli eğer envâr-ı keşfe doğrula
İnhıtâta doğru azm-i tâmmı ceyd ider harâc
Meşhedin üç nev'ini tam serde idrâk it Halîl
İkiye meyl itmedinse üçe rûyed ider harâc
Ehl-i Hakk'a bil dalâlet yolu gâyetde harâc
Ehl-i Butlân'a selâmet yolu elbetde harâc
Hakk'ı inkâr eylemek müşkîl değil tard ehline
Ehl-i fıska elbet olur tenhâ uzletde harâc
Halka ünsiyyet idüb îmânı iflâsa iren
Hiç bulur mu lehv u la'b u halka hultında harâc
Kâfire küfrü şirindir mü'mine nûr-i îmân
Ehl-i şirke sor ki var mı Hakk'a şirketde harâc
Ol ki nifâk ile memlû mahv olur yol bulmasa
Dürlü nifâk itmeğe yok ana haybetde harâc
Gör gurâbı lâşesiz hem kelbi cîfesiz nîce
Kaldılar hem içre yok anlara zulmetde harâc
Şem'a-i îmân yanan kalb içre yok derd-i sivâ
Çünki mü'min seyr ider var acı firkatde harâc
Hasılı âdet ezelden ehl-i hikmet hikmeti
Buldu, hem görmedi a'dâ dürlü şakvetde harâc
Levh-i mahfûz içre her ne yazdı ise ol kalem
Muktezâsı olmada yok asla hılkatde harâc
Anda kim belî didi bunda yok inkârdan eser
Hâili hoş göremez o buldu gıybetde harâc
Mâyesi Ebû Cehl olan Sıddîk ile dirilemez
Çünki bâtıl göz göremez Hakk'a nefretde harâc
Adl-i Ömer göre mi her bî-basar ehl-i sakar
Hikmet-i Osman'ı bilmez gören hikmetde harâc
Sâhib-i seyf-i şehâda kâşif-i sırr-ı ma'nâ
Haydar'ı ol bile mi görmedi nikmetde harâc
Bilemez nisnâsı olan Hayrunnisâ'yı zerrece
Nûr-i ayneyn göre mi görmedi kurbetde harâc
Sâlîk-i râh-ı hidâyet olmayan münkirleri
Göre mi dîdâr sanûrsın gördü vuslatda harâc
Geç Recâi bu fenâ gülzârına hiç var dime
Kim ki ana var didi çekdi o gurbetde harâc
Kalbin içre mâ-sivâyı Hak yaratmış gözün aç
Savm u salâtın seni gâyet hor itmiş gözün aç
Hele haccın var ise insân bilirsin özünü
Bu gurûrun nemliği sana şîr itmiş, gözün aç
Zengin olub üç fakîre virdin ise bir urub
Sana dîvin çok berây oldun dir imiş gözün aç
Vâizi dinleyûben ehl-i kemâli ta'n idüb
Son nefesin bir acâib takdîr imiş gözün aç
Hak didi Sevdiğimin düşmânının düşmânıyım
Sen hemân kıl çok amel İblîs pîr imiş gözün aç
Bu Halîl'in sana sözü bil ki semâdan gelür
Yarın hüccet olmağa bu tedbîr imiş, gözün aç
Gözetme gayriyi nefsini dâim kıl amân ıslâh
Bu yolun başkasında yok senin içün hemân iflâh
Bir kerre ayb-ı gayra iki defa gözünü yum ki
Ayb-ı gayrı gözlemekde itmesünler seni ilhâh
Ve hem ru'yâda karışır görünmekden pâk âyine
Mülevves olmuş olur kalb idince halkı sen akdâh
Sözü sağlam ve az olanların ru'yâsını ta'bir
Eyle ki olunur takdîr düşüdür mü'mîne mefrâh
Halîl gibi hesapsızca kelâm idenlere bakma
Sözü çok eyleyenler bilemez aslâ nedir elvâh
Mevlâ'yı bulam dirsen insâna bak ne melîh
İrfânı bulam dirsen insâna bak ne melîh
Yer ve göğün resmi hep anda musavver anda
Mevlâsı resmi cânda insâna bak ne melîh
Gözleri meftûn ider aklımı alub gider
Zâhid nasıl fehm ider insâna bak ne melîh
Kaşları hilâl gibi kirpikleri al gibi
Kulağı gör dal gibi insâna bak ne melîh
Elleri ayakları varlığı yaprakları
Birleşir dudakları insâna bak ne melîh
Burnu ne güzel yüce alnı aydır öylece
Kitâb olmuş böylece insâna bak ne melîh
Güler hava açılır ağlar yağmur saçılır
Gâh büyür gâh küçülür insâna bak ne melîh
Saçları tûbâ gibi kakırsa vebâ gibi
Gehî şâh u gedâ gibi insâna bak ne melîh
Konuşurken ra'd olur dudak açar berk olur
Semti garb u şark olur insâna bak ne melîh
Cümle esrârına Hak bir kitab yazdı kodu
Oku ey Halîl didi insâna bak ne melîh
Dime kendüsi fenâdır bu beşerin ey fasîh
İşide her ne dirsen çün sadâyı o fasîh
İşini dahl ide tâ ki terk ider bed fi'lini
Kendini terk idemez söyle sözü sen ey fasîh
Cümle hâl ü kavl-i eşyâ her yüzü beyândadır
Ol sözü dinle ki söyler kadeh ile mey fasîh
Yek nazarla kâinâta bak hele kim seyr ider
Limen'il-mülk söylüyorlar hulk ile herşey fasîh
Ey Halîl her ne dinir her ne ki âlemde olur
Seni irşâd ider söyler vefât u hayyı fasîh
Zâğ ile kilâb ider bil cîfe ile ferâh
Dervîşin virdi vardır vazîfe ile ferâh
Deccâl isimli sofî şeyh dimişler özüne
İder çavuş ve hem halîfe ile ferâh
Hâline mağrûr olan güler salınır söyler
Gâfil u kâhil ider latîfe ile ferâh
Zâhid sevmez dünyâyı ammâ ehlini sever
Evlâd avrad aklında afîfe ile ferâh
Mağbûn olan sarıklı atar tutar fetvâyı
İder ibâre ma'nâ münîfe ile ferâh
Asrî hanımefendi üstü başı derdinde
İçinden haberi yok nazîfe ile ferâh
Senin Mevlâ'n var Mevlâ'n ey Halîl gözünü aç
Unudandır hizmeti hafîfe ile ferâh
Eyleme hiç i'tibâr nâsdan ola zemm ya medîh
Çünki nisyândan mürekkeb oldu cümlesi sarîh
Hak ile olsun işin her anda hâzır Anı bil
Her vecihde güzel oldur gayrı sen görme melîh
Reddini red idecek yok cümle mümkîn içre hiç
Hoş dimiş ağyârı n'olur anı ol ki dir kabîh
Halk içün eyleme ihsân bin nedâmetdir sonu
Hak içün kıl yolu âsân olma a'dâya semîh
Havf-ı Hak'la fikr-i Hak'dan fâriğ olma bir nefes
Kim Recâi sevmez ol Şâh kulu ger olsa ferîh
Hak sözü sen işidince câna eyle intifâh
Hak sözünü nefh alanlar eylemezler infisâh
Hakk'a bâtıl ile karşu kim çıkarsa mutlaka
Oldu helâk hem de cismi olmuş olur iki şâh
Düşdü ayrılığa cânı tard olunur câmi'den
Akmasa gözdeki kanı işi olur âh u vâh
Gözleri sakat iki görmekden âzâde değil
Enfi isti'dâda memlû' ilmi itmez intifâh
Göremez nef u zararı iremez bir menzile
Men' idilse nârdan kaçmaz o gâfil dime kâh
Zann ider özünü âlim oniki fenni ile
Bil fünûnu ey Halîl ayn-ı cünûnu yok râsıh
Ehl-i derdin derdinin dermânıdır fuâd-ı şıh
Sanma Hak'dan gayrı ola aslâ bir murâd-ı şıh
Hak ricâlinin vefâkâr yâri dâreyn içre ol
Tâlibe özge devâdır sıdk ile bir yâd-ı şıh
Kim tutarsa emrini âlem-i emre irdi tiz
Tâlibe bir kal'adır çün virile evrâd-ı şıh
Dinemez şöylece olur zâhiri ya böylece
Âlîdir şanı ger olsa râî ya haddâd-i şıh
Kim ki anın sıdk ile hısnına girdi kurtulur
Çünki hiç vîrâne olmaz tâ ebed âbâd-ı şıh
Her kelâmı ayn-ı rahmet Hak murâdı üzredir
Her işi Mevlâ iledir sanma var îcâd-ı şıh
Aslâ yokdur hatırı kim tutsa işârâtını
Emr-i Rabbânî durur ne kim gele îrâd-ı şıh
Sa'y iden sâliklere burhânı her dem gösterir
Sen dile vardır Recâî her zamân imdâd-ı şıh
Aklımı başımdan aldın ne kıldın bana sen ey şûh
Beni sevdâlara saldın yakıldın cân u ten ey şûh
Benim benliğimi benden yıkub sonu harâb itdin
Bilemem bana ne itdin gezerken hâb u şen ey şûh
Bugün baykuş gibi tenhâ sever oldum ne hikmet bu
Gûyâ bir hastayım bekler ki gire âbuzen ey şûh
Devâ bulsam da ahd olsun bu tenhâ zevkini komam
O demlere kadar ki tâ bilinem bana ben ey şûh
Recâi'nin devâsız eyledin derdini encâmı
Bütün ziyânlara tebdîl kıldın kârımen sen ey şûh
Ey maârif ma'deni ey cânda cânânım meded
Ey hakâyık mahremi ey kânda mekânım meded
Nüsha-i ekberde çün sırrın tecellî eyleye
Mahv ider esnâm-ı gayrı dîlde sultânım meded
Çün gelesin Kâ'be-i kalbe Ebû'l-Hasan ile
Ba'de-mâ ehl-i kıbledir derde dermânım meded
El-amân iriş, fütûhâtın irüşsün bizlere
Nefs-i Rûmî Kayser'i râm eyle amânım meded
Yırtar ise nâme-i Hak beyti sen kahr it anı
Bir sözünle mahv ola varlığı hâkânım meded
Çok ricâsı bu Halîl'in sana karadır yüzü
Kıl şefâat bana yarın dîlde mihmânım meded
Günâhım oldu bî-aded
Ey lûtfu çok senden meded
Beni afv u mağfîret it
Ey lûtfu çok senden meded
İtdiğimi itmediler
Ne cin ne de âdemîler
Hemân müştâk olan diler
Ey lûtfu çok senden meded
İşime akıl irmedi
İtdiğim kimse görmedi
Bu suça kimse girmedi
Ey lûtfu çok senden meded
Seçmez gözümle kulağım,
Harâmdan dönmez ayağım
Hîle dolu sol u sağım
Ey lûtfu çok senden meded
Sûretde bir muvâfığım
Kim bilir ne münâfığım
Şer işlere murâfığım
Ey lûtfu çok senden meded
İsmim güzel cismim güzel
İçim fenâ resmim güzel
Hoşa dönder sen ey Ezel
Ey lûtfu çok senden meded
Tutmağa beddin gönlünü
Hor görürüm ben mü'mini
Hayr ile islâh it beni
Ey lûtfu çok senden meded
Zerrece çün hayr işlerim
Hayrı çok itdim söylerim
Yarın indinde neylerim
Ey lûtfu çok senden meded
Hoş tutarım ben lûtf ile
Niyetimde ana hîle
Yok bende hayra vesîle
Ey lûtfu çok senden meded
Halîl ricâda bî-aded
Kabuldür şanın itmez redd
Virme azâbı lâ-mered
Ey lûtfu çok senden meded
Sen beni aramışdın işte buldun ey bî-derd
Şimdi inkâr eyledin söyle n'oldun ey bî-derd
Yaşım ile bünyemi mâni' gördü gözlerin
İkisi de benimdir sen bilmedin ey bî-derd
Ölülere hasretsin dirilere nefretsin
Sen merdûd-i hazretsin çok yanıldın ey bî-derd
Şol ki kâfirler gibi Ahmed gelse didiler
Geldi inanmadılar aynı oldun ey bî-derd
Akar çeşme var iken kuyulara gidenler
Akılsız dîvâneler bak ne oldun ey bî-derd
İpin yok elinde hem kovayı bulmamışsın
Kolun yok ki çekesin boş eğildin ey bî-derd
Güneş doğdu sen kaçdın ay bulmağa ey gâfil
Kalbine zulmet saçdın yan çekildin ey bî-derd
Mektûb sâhibi geldi sen kâğıda bakarsın
Gözünü kaldır Halîl ise ceddin ey bî-derd
Var mı aceb bir bilen O mevsûf-i vücûd
Bir kısım efkâr-ı kalbde tereddüt iderken şühûd
Eyledi bunları ki Rabb'i vedûd Varlığı mevcûd
Gördüler ancak O'nu bir maksûd gayrısı merdûd
Bulundu dostluk Zâtında Anın kazanır zıddı
O ehl-i re'yin çünki O ma'bûd
Kasdı bilinmek halk u ârâdan işte bunlar da
Çıkmadı oradan itmedi ma'dûd
Nefsine bir şey dimediği terk-i tecrîdle
Bir cam dolusu içdi nâmahdûd
Oldular sekrân gözleri mestân gitdiler Zâta
İderek destân A'zam-ı mescûd
Açdı nikâbı virdi lübâbı vasl-ı zülâlden
Dolu şarâbı Dürr-i lâl-i meşhûd
Her kim diledi her neyi herdem
Mümkini Halîl bulmuşdur Âdem
Diledin ise bulmağı merâmına ber-murâd
Zikr-i Hakk'a çok devâm it kalarak bi'l-infirâd
Şöyle müstağrak bulun ki görmeyesin nefsini
Gördün ise fâide yok mikdârın misl-i cerâd
Zîrâ varlık Var katında mâni' olur kula bil
Yokluğa sen dalmayınca varlıktan olmaz murâd
Keşf-i Hakk'a iremez ol zamân mülk-i gönül
Yoksa icrâyı yok dimek değildir anla ey vidâd
Zevk u ihlâsı her ne kadar olsa da az ye Halîl
Yine yeğdir bil oruçdan didi Rasûl'e söyle âd
Sana gölge virir gökler değil senden yüce âzâd
Gelüb yerini gör ki arz müheyyâdır sana iyâd
O yakınlık terk idüb geldin bu külhâna
Değil vallâhi sana lâyık burada kalmak ey şehzâd
Sana iki kanat virmiş ol şâh-ı Lem-yezel Allâh
Aç anı ilm ile kuvvet uç aslına ki bul a'yâd
Cesed içre nahîf u hem marîz olmuş bu dar yerde
Halâs it gör hümâyı ki ne işleri ile irâd
Eğer sandın ki âlem budur ancak senin içün
Hemân çıkdın yolundan eyledin kendüne bed üstâd
Eğer ravzanına beyt-i muhabbetden nazar kılsan
İki âlem görünür iki zerre taş gibi efrâd
Orada yok sürûr u şâd dileklerden diğer asla
Velâkin sa'yin ile Hak ide seni meğer es'âd
O vardığı oraya mahv idilmiş burda her vârı
İki cihânı belâlar târ eylemiş ana ıtrâd
Bu cihâna ayak ur ol cihânda nazar kılma
Ki Hak'la kalmak a'lâdır ne bahş idebilir ezdâd
Bulursun ol yüce Râhı ne vire sana melâhı
Hemân terk it bu lehvâyı ki sevmekdir bunu ilhâd
Çıkar Hak'dan diğer her ne vâr ise gönül içinde
Ki dâim ol likâ-i Zât eyle cânın bulunsun şâd
Bütün arzularından çık dilersen ol temâşâyı
Halîl bil bu cihân hiçdir anı var sanma, itme yâd
Ger gadab itsün dilersin Hak sana eyler inâd
Meyl idüb dünyâ hevâsına tam ile i'timâd
Kim ki nefsine uyarsa Hak anı tard eyleyüb
Misl-i Bel'am anı kelbe dönderir yok izdiyâd
Ol Hudâ'nın zikrini nisyân idüb şerre uyan
Kahr-ı Hakk'a irişsün makhûr olur bi'l-i'tiyâd
Bunca nimetleri viren ol Rezzâk u Cebbâr'a sen
Eyle taât zikr ile ihlâsı hem dahî tam inkıyâd
Çünki her kalbi iden oldur cihâta çeviren
Sen dile ki döndere kendüye koydurub adâd
Hazz-ı nefsi her dem içün terk it Anı zikr idüb
Hem murâkıb ol bulasın ind-i Hak kurba mezâd
Bu tarîk-i kalbden Mevlâ'ya gitmek pek kolay
O yoldan gayriyi terk it görme tevkîr-i ibâd
Yak tabiat ateşinde cismi sen bul cenneti
Ayn-ı nîrandır bu cihân sanma etrâfın bilâd
Ger mükedder olmasa cân gözlerinin perdesi
Yeryüzünde ru'yet-i sâfîden olmaz müstefâd
İki cihân cem'i müyesser olur zu'm eyleyen
Gîce gündüz cem' olur sanmış o fehmi bî-nihâd
Sen bu semti ehline terk eyle gel bize Halîl
Ki bekânın îş u zevki hem sürûru bî-nefâd
Dostu düşmân libâsında görenler zî-murâd
Oldular ehl-i hakîkat ma'nîde sâhib irâd
Zîrâ bu dâr-ı fenânın aksi olur meşrebi
Dostu düşmân gösterir düşmânı dost ey cevâd
Her ne ki havf ile gamdır geldi sana senden ol
Ya mükâfât ya mücâzâtdan eserdir fi'l-ibâd
Tanrı'dandır sana ol ihtâr ider ahd-i ezel
Kim bana gel dir beni bil gayrıdan yok sana dâd
Gör bu toprak âdâtı tebdîl ü tağyîr her zamân
Aslın ol hâk olduğundan virmiyor şebâna tâd
Asl-ı rûhun sanma anı asl-ı unsûrî tenin
Ten senin neyinedir aslın feleklerde vidâd
Ol felekler ki anın bir köşesinde zerre taş
Misli olmaz bu cihân hiç ki budur kavî sedâd
Ol kara taşı eğer benzedirsen sahrâya
Gûyâ bir çadırdır içinde bu dünyâyı midâd
Bunca kadri ahkâr olan bu cihânın âdeti
Şübhesiz ki aksi olur aksine kıl imtidâd
Îş u safâsı bu bî-vefânın el-hak gam olur
Meyil kıl zahmetine her nîce aradınsa zâd
Âşıka cevrü nîce firkatden olur vasl-ı Zât
Bahş ider sözüm safâ ger kim saîdse sana âd
Ammâ ol ki vüs'atden düşdü benlik câhına
Tâb-ı nutk andan baîd ey Halîl o ehl-i inâd
Ey kalbimi temiz idem diyen kıl bu yolları sedd
Ta'cîl ile tûl-i emel koyma sende kibr u hased
Bu dördüdür sana keder huzûr-ı kalbe çok halel
Virir âfât ile ilel mukâbilin tut eyle zühd
Biri oldu kasr-ı emel biri teennî fi'l-umur
Biri halka nasîhatdır tevâzu'ı kıl bî-aded
Hak didi Ey âdemoğlu güler emeline ecel
Nisyân ile gurûr kesel ider îrâs fikr-i gared
Dünün geçdi yarın meçhûl bugünde sen ayık ol
Bu sözü muhkem idrâk it ki peygamber didi veled
Halîl geçmişi terk eyle geleceği de koy şöyle
Vaktinde hazır ol söyle Hudâ ebed Hudâ ebed
Her gönüle her dem meded senden gelir Hayy u Vâhid
Fazlından isterem meded her şeyi bilir Hayy u Vâhid
Varlıklardan sana senâ her dem olur yâ Rabbenâ
Öncesi Sen sonu Sana çün varılır Hayy u Vâhid
Zülf-i vahdet üzre dâim bir başka güzellik ile
Ayn-ı şühûda gelmişdir ki görülür Hayy u Vâhid
Zîr ile deryâ nihân değildir çün iki cihân
Sana zübde muhîd sübhân deryâ dinir Hayy u Vâhid
Mâdem kurba fakr u fenâ vesîledir sen vir bana
Müjdeler çok olsun ana yâri kılar Hayy u Vâhid
Nûrun esrârı sînede basarlardaki nûr gibi
Aşkın nûru rûha rûhdur çün irilir Hayy u Vâhid
Cehilleri tard eylemiş nûrundan ehl-i cehli hep
Aydan kaçar göz ağrılı çün ağarır Hayy u Vâhid
Gerçi evimizde vardır güzel ve çirkinden eser
Her işin her dem güzeldir işidilir Hayy u Vâhid
Her zerredeki letâfet ayn-ı feyzindir ey Feyyâz
Halîl bildi ki hep senden bahş idilir Hayy u Vâhid
Muhabbet vâdisini zühd ile geçmez zâhid
Bu söze muhabbetden gayri bulunmaz şâhid
Anda bir ayak ola arz ile semâ kadar
Ki çok alına tiz o menâzil-i mübâid
Arzû-yi cennet ile hâce bu yol gidilmez
Hem vefâ itmez anda dürlü havf-ı mevâid
Keşf u kerâmet koyub çamuru bu vâdînin
İlm u amel vikâyesi olmak bunda kâid
Enâniyyet nikâli içinde ey sûfiyâ
Komaz hılâfın seni hem de dürlü akâid
Geç ki bu meydânı Halîl olasın habîb
Tâ bulasın fakrını ayn-ı hayât-ı câvid
Kudretin her zerreye cârî u sârîdir Samed
Kudretin olmazsa şey'e kâdir olmaz bir ahad
Her ne göze görüne hem de görünmez ne ki var
Cümlesinde var olan bir varlığındır bî-aded
Sevgisi mikdârı Kurbiyyet bulur âdem sana
Seyr ider eşyâyı her an kim bulur senden meded
Sevdi cümle vârı zîrâ görmedi sensiz vücûd
Ârif oldu varlığını tâ ezelden tâ ebed
Cümle varı sana mâil gördü gözü dökdü yaş
Çünki nûrun ile gördü giderüb gözden remed
Limen'il-mülk'den haber gelince senden âşıka
Didi lillâh gitmez ayak gördü ki tutmadı yed
Hamd u minnet bî-kıyâs ol ferd ü ahad zâtına
Kim beni aşk ehli kıldın yak dime ser yâ kebed
Eyle tevfîkin refîk her dem Recâi kuluna
Secdede dergâhına yüzünü koya süre had
Hak yolunda pîşuvâsın yâ Ali senden meded
Cümle derdlere devâsın yâ Ali senden meded
Mahrem-i sırr-ı Haseneyn'in esâsı fer'i hem
Şâh-ı Zeynel Abidin'in yâ Ali senden meded
Bâkır u Câfer yolunda cân u bâş terk itdiler
Asl-ı her mevcûd keremin yâ Ali senden meded
Mûsâ'yı Kâzım gibi hayru'l-enâm'ın ceddi hem
Ali Mûsâ'yı Rızâ'sın yâ Ali senden meded
Mahrem-i aşkındır el-hak şâh-ı Tâkâ ve Nâkî
Melce-i her Şâh-ı hümâsın yâ Ali senden meded
Rehber-i âşıkların Hasenü'l-Askerî gibi
Mehdî-i vakt-ı zamânsın yâ Ali senden meded
Sırr-ı vahdet lezzetini duyurmak içün âleme
Şems-i kevneyn pertevisin yâ Ali senden meded
Çek elin al ikilikden bu Recâî bendeni
Destgîr-i her gedâsın yâ Ali senden meded
Ol kim Anın yolunu Hak'dan halk eyledi sedd
Kırdı anın belini urub anı nefs-i bed
Suçlarıdır tard iden kişiyi Hak yolundan
İşleridir red iden bilmeyenin nedir hadd
Kibr u gurûru pîşe iden leîmi görme
Bir körmüş hemîşe husrân olur bî-aded
Ehl-i nifâka nazar kişiyi küfre yeder
Sevgisi ile gider dîn ü îmân u seded
Anın bakışı dahî kalbe koyar vesahı
Zinhâr sakın ki ahî mahv iden cân u kebed
Olduğu yerde durmak veya hâlini sormak
Ya marazında varmak kesmekdir Hak'dan meded
Suâline hoş cevâb viren bulur çok azâb
Hem de şedîdü'l-ıkâb itmez nazar tâ ebed
Ya'ni lûtf itmez ana dönse dahî her yana
İrmez vech-i Rahmân'a çün Sübhân'dan ola redd
Sığın Mevlâ'ya şerlerinden her dem Recâî
Yüzleri sana güler içleri kîn ü hased
Güneş senin gölgenden
Alır nûru Muhammed
Sensin ol var irkenden
Görür huri Muhammed
Hak nûrundan vücûdun
Hep kâinâta cûdun
Senin güzel sücûdun
Yakdı Tûru Muhammed
Yesrib'deki makâmın
Göstermedi hıtâmın
Ey a'lâsı nizâmın
Sende sûri Muhammed
Ey rahmet-i hâss u âmm
Cümle gönülde merâm
Ey Fahr-i küll-i enâm
Cân huzûru Muhammed
Ey kıblegâh-ı uşşâk
Cânımdır sana müştâk
Lûtf eyle Halîl'e bak
Dîl sürûru Muhammed
Nefs-i emmâre azdırdı beni yoldan El-Iyâz
Arzu ördeğini hem yüzdürdü gölde El-Iyâz
Çok da taşdan taşa çaldı nefs-i levvâme beni
Levm ider yine kaçırmaz beni çölden El-Iyâz
Kendini ehl-i kubûrdan eylemek diler iken
Olmağa misl-i Ebâzzer hem de Hazreti Muâz
Nefs-i mülhime bana ucb u riyâdan bahs ider
Kurtulamam itmez isem mutmainneyi melâz
Mutmainne de bana virmedi rahat gün be gün
Lâimin levmine bakma dir Halîl hiç olma şâzz
Âlemin bir rengini ey bine tebdîl eyleyen
Sen iken ortada bir Var görünen eşyâ nedir
Görünmesinde görünmek zerrece yok noksan ki
Söyleyem ey dîde sende bu hatâ-nümâ nedir
Çünki Sensin var olan her varı tutan şübhesiz
Âlîdir dimek nedir âlemde ya süflî nedir
Mecnûn itdin âkibet beni ey sâhib-i Vücûd
Gayrıdan eser görünmez zîr ile bâlâ nedir
Her işinde hikmetin sonsuz gören âriflere
Dir Halîl devlet-i vaslın var iken âlâ nedir
Ben muhabbet şâhıyım Mülk-i Süleyman bendedir
Hem meveddet mâhıyım Nûh ile tûfan bendedir
Hızr ile gir zulmete iç âb-ı hayvan bendedir
Lûtf ile ir mihnete geç rûh-i reyhân bendedir
Çekmeyen bulmaz cefâyı rahat-ı cân bendedir
Ey iden ahde vefâyı gâyet-i cân bendedir
Ey fakîh dîn-i Hanîf'e gel ki Kur'ân bendedir
Ger ki döndün ise cîfeden ki devrân bendedir
Her suçunu yuyarak gel Sırr-ı Settâr bendedir
Dosta buğzun koyarak gel Kahr-ı Kahhâr bendedir
Tâlib-i Mevlâ isen gel ki cânân bendedir
Gayrılara uyma ki gel lûtf-ı yârân bendedir
Hoş görüb aldanma beni batş-ı Cebbâr bendedir
Boş görüb ârlanma beni ferş-i Gaffâr bendedir
Basma çıkmaz deyû savtı ki sem'-i yâr bendedir
Olmuşum bulucu mevti bir ulu kân bendedir
Da'vâ-yı mertlik itme gül ile hâr bendedir
Andelîbe benlik itme andaki zâr bendedir
Hod-bîn olub gülme gâfil semm virir mâr bendedir
Ger ki yükselse esâfil gamm virir nâr bendedir
Ey dönen yüzünü benden zeyn-i dîdâr bendedir
Dir Halîl sözünü senden ayn-ı dîdâr bendedir
Benim bu benliğim benden değil O şahdan olmuşdur
Sudaki Ay'ı gör dikkatle bak ki mâhdan olmuşdur
Hazân vakti sarardı cümle yapraklar döküldü hem
Firâkından haber duyunca asıl âhdan olmuşdur
Henüz tıfl iken anlamazdı n'olduğunu vuslatın
Anın çün yeşil idi, bildi bu kez câhdan olmuşdur
O gonca vuslatdan bilmez iken hayra idi mahzûn
Bûyunca güldü bülbül sandı ki bu vâhdan olmuşdur
Halîl ağlar gîce gündüz bu firkatler acısına
Bütün usûli terk idüb ve cümle râhdan olmuşdur
Bu cihân ne cihândır ayânı yok nihândır
Gayb âlemini gör ki şehâdet ne cihândır
Şahâdetin toprağı olur altın toprağı
Taşıdır cân tırnağı meyl idene dehândır
Çâr-ı unsur gösterir a'yân-ı hakîkati
Yârin mülkinde seyr it Şâm u ger İsfahândır
Bu ne demek söylesen ayn-ı nikmetle ni'met
İkisi bir evdedir kârı ve hem ziyândır
Kabr u kâşâne burda ayn-ı nişâne burda
Halîl irfâna burda iremeyen hayvândır
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Terk idenler bu cihânı vâkıf-ı esrâr olur
Gaybda görüben ayânı ind-i Hak ebrâr olur
Merbût olanlar buna pek zümre-i eşrâr olur
Terk-i terke irişenler dû-cihân ahrâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
İftihâr ider fesâda sâhib-i evzâr olur
Kim ki düşmüşdür inâda yarın işi zâr olur
O geniş âlem, ol ki gâfildir, ana dâr olur
Dâr-ı Naîm'e varamaz dûzah ana dâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Buldu devlet ol kişi ki tâbî-i ahyâr olur
Aşk-ı Hak'la mest u hayrân vâle-i hüşyâr olur
Vay didi ol ki Hudâ ana ezz-i ağyâr olur
Tâbi' olûben hevâya her denîye yâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Azm idenler ol cihâna hep ûlu'l-ebsâr olur
Anların izi görünmez koyduğu âsâr olur
Ölmeden önce ölürler dâimî yaşar olur
Misl-i Ankâ Kâf'ı anlar bir adım aşar olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Er olanlar gayb içinde râfî'-i astâr olur
Kisvesi sûretde değil ma'nâda settâr olur
Aba gibi içi dışı bir, o bî-astâr olur
Sanma ehl-i nefs gibi anda hayâ u âr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Kim ki Hakk'ı bunda görmez anda da düşvâr olur
Sanma görür gözü anın ya duyar gûş-kâr olur
Bunda varı var bilene yarın da hoş var olur
Ma'rifetden câhil olan hâsir u nâçâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Ey azîzim bu cihânın nesine kıldın nazar
Bir iki gün mihmân ider dir isen bil sonu yer
Aldanub avrad gibi zîneti sevme, isen er
Sakla sermâyeni birgün gele ki pazâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Gerçi birkaç gün görürsün ki senin hâlin sorar
Ammâ sonu, yolunu bir sarpa uğradır yorar
Sana topladır ipini başına bir ağ örer
O zamân pekçe görürsün gül dediğin hâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Sanma güler yüzleri dost sonra seni sayd ider
Fikri seni eylemek post bahs-i Amr u Zeyd ider
Vâkıa her bir sözünde sana dostluk kayd ider
Kim Hudâ'dan gayra gönül vire ehl-i nâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Ol nedir âlim mi yoksa câhil-i mağrûr mudur
Âlim olan mü'mine levm itmeğe mesrûr mudur
Şol cidâl-i kîl u kâl ind-i Hak meşkûr mudur
Dinmez âlim ana ki ahlâkı bed-gaddâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Gıybet u istihzâdır anın âdeti hem re'si kâr
Ana sokmak mü'mine her dem diliyle misl-i mâr
Zerrece çün hiddet iden dîn ile aklın atar
Ancak iden çâresini Kâhir u Cabbâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
İki bilmez arasında müftehirdir geçinir
Hakk'an hâlin söyler isen sana pekçe incinir
İçi nedir, dışını görmek ile kimler bilir
Çünki sûretde o zâlim ilme ilimdâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Ey müderris dersini vir nefsine, gayra yeter
Çün bu emmâre seni dâimâ tuğyâna yeder
Ger Azâzil olmasaydın saf olurdun bî-keder
Bî-kederi sanma ehl-i aşkdan da bî-zâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Bu cihânın bahçesini hoş görür gözün meğer
Ki bunun çün ar'ari çok ey beşer misl-i bakar
Bunca ilm ile fünûndan hemân inkâr mı eser
Kim ki aldandı bu dehre sen gibi ol hâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Misl-i Bel'am bel' idersin her ne nereden gelür
İşidirsin Hak sözünü bilmezsin erden gelür
Sen seni var görmek İblîsdeki hünerden gelür
Varları yok eyle sana her ne ki yok var olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Bu Halîl'den almadınsa cür'aî sen bil huzûr
Cümle bildiklerini bil değil illâ ki fücûr
Olmadınsa dünyâda sen hâsılı ehl-i kubûr
Tâ kıyâmet kabr azâbı görmeğin her-bâr olur
Kim gelirse bu cihâna ağlaması kâr olur
Sînesine sîne dağı dağlaması kâr olur
Bir kâmilden işârâtı alub giden bil insândır
Her sözdeki beşârâtı alub giden bil insândır
Ehl-i kemâl kelâmından ma'nâyı geç bulan tenbel
Ya dinlerken düşünmedi ya gâfil ehl-i nisyândır
Yanılmışdır huzûra ol düşüb fısk u fûcûra ol
Düşünüb gayrı zora ol anın çün sanki hayvândır
Murâdı mâsivâ olan kalbi âh u zâr ile dolan
Ağyâr içün benzi solan hemân aduvv-i Rahmândır
Ehl-i dünyâ ahbârını göz görmeden nâkil olan
Bu misillü gâfil olan iblîslere tercümândır
Hele bir mü'mini levme vesîle bir kavm-i şûma
Kulağını dört açanlar şekk yok a'dâ-i Sübhândır
Söylediğin her bir sözü düşünmeden dime Halîl
Zîrâ gîce gündüz ikişer, dört melek pâsıbândır
Devlet kuşu bir menzile konarsa taht-gâh olur
Gitmek gerek ser menzile olursa baht hem-râh olur
Dileklerin a'lâsını kim dilerse bulur Anı
Kul sıdk ile Mevlâ'sını dilerse âlî-câh olur
Dileyenler Hak yüzünü seçmez gîce gündüzünü
Birgün görür ki özünü pür-nûr-i Ma-allâh olur
Görür eşya secdededir sûret bütün arbededir
Hep cilveler Ahmed'edir âlemlere O şâh olur
Bir şâh ki şâh-ı tâbânı bir mâh ki tâb-ı irfânı
Halka rahmetle ihsânı sonsuz âlem-penâh olur
Her dem salât ol Ahmed'e selâm ol sırr-ı emcede
Varan ol bâb-ı evhade mahlûka hayr-hâh olur
Kim bilmez ol yüce kânı kaldı ebedî zulmânî
Bulmadı lûtf-ı Mennân'ı dû âlemde tebâh olur
Yanmak gerek aşk nârına girmek gerek gülzârına
Gel akl-ı küll envârına gör ibn-i Abdullâh olur
Döküb gözler acı yaşlar acı olsun bütün aşlar
Tahammül itmesün taşlar şu dem ki zikrin âh olur
Halîl bu resme kül olsa dirilüb yine kul olsa
Ya benlikden udûl olsa fuâdın feyz-gâh olur
Her demim bayram benim zîrâ dostun demidir
Görünse zerre gamım firkatin elemidir
Vasl ile firâk benim Şâm ile Irak benim
Yakınla ırak benim Fırat gözüm nemidir
Şeş cihât alt üst benim bahâdırla sist benim
Düşmân ile dost benim varlığın keremidir
Olmasam cümle cihân olmazdı zâhir nihân
Sözüm cism içinde cân mü'minin merhemidir
Her bir sûret gözdedir sözde sûret sözdedir
Her anda söz özdedir tercümân kalemidir
Ey ma'nânın münkiri inkâr ma'nânın biri
Sendedir gör nazîri söz ma'nâ âlemidir
Âdem olan gamm yimez dost işine kem dimez
Yârsız deme dem dimez ayrılığı semmidir
Dost ne dilerse sana anı iyi disene
Şekvâ ayb oldu sana dil anın mahremidir
Her anda sen hâzır ol dosta Halîl nâzır ol
Her hikmete kâdir ol kula rızâ gemi'dir
Behey gâfîl bu dünyâda neyine olmuşsun mağrûr
Deniz üstünde binada heyyine olmuşsun mağrûr
Eğer bedense, iki gün emânetdir sana ey dûn
Uyan, bir kendini gör ki neyine olmuşsun mağrûr
Gurûr mu, bir icâbetdir, diyenin bil nedâmetdir
Sonu anın hacâletdir aybına olmuşsun mağrûr
Kendini hele bir gözet rûhî misin yoksa sûret
Yok mu düşünmeğe gayret cehline olmuşsun mağrûr
Bu zulmetle berâber nûr-i irfân sende çün mevcûd
Koyub nûru niçün sen zulmetine olmuşsun mağrûr
Bu eğlence bu gülmeler aklına oldu düğmeler
Kesüb at fikrin açılsın fehmine olmuşsun mağrûr
Bu vakte dek ne ki bildin dirim vallâhi yanıldın
Ki zîrâ Hakk'ı bilmedin bilmeğe olmuşsun mağrûr
Eğer hikmet ulûmundan nefs alsa çıkdı şûmundan
Diler ancak ölümünden cismine olmuşsun mağrûr
Anı tertib iden Hak'dır yüksekce yâhûd alçakdır
Senin aslın ki balçıkdır nesine olmuşsun mağrûr
Sığayarak sakal ile bıyıkları burarsın ki
Diğer yokdur sana benzemesine olmuşsun mağrûr
Düzeldüben libâsını hoş idersin kıyâsını
Ya bir ulemâya benzemesine olmuşsun mağrûr
Eğilerek bükülerek çalımla dürlü gülerek
Bu heykelin hemân sen boyasına olmuşsun mağrûr
Bu Halîl'in hemân sûretdeki ahvâlini görüb
Anın dürlü sözü yâ libâsına olmuşsun mağrûr
Ey güzel o saçına duydum tûbâ dimişler
Kendini göstermeğe ider ebâ dimişler
Alnında sen nûr iken cânında huzûr iken
Kalbinde sürûr iken Âdem baba dimişler
Her günde feyyâz iken müşteriler az iken
İşin derdin nâz iken sözü binâ' dimişler
Almağa gelemeyen bulmayı bilemeyen
Lûtfunu dilemeyen doğru hebâ dimişler
Ol eyleyen nifâkı iden hılâf-ı vifâkı
Seninle ittifâkı yoğa vebâ dimişler
Didiğidir anların eksercesi velâkin
İnsânoğlu diyenin sözü kaba dimişler
Halîl, o yâri bulmak varub yanında durmak
Gerekdir câna kıymak, değil cabâ dimişler
Zor ne dirsen görür isen kendü kendün işte zor
Sen sana ger virir isen pendi pendin işte zor
Okuduğun ilm u kitâb içre kendünü savâb
Gördün ise sen bu şûrâb fendi fendin işte zor
Aklına uyduğu taraf her ne semt ise ona
Uydurub şer-i mübîni veyhe uydun işte zor
Şol ki uymaz ol hevâna binbir âyetle sen anı
Red idersin küfrü alub çok yanıldın işte zor
Sen seni itmeğe ıslâh iktidârın yok iken
Şunu bunu ölçmeğe çün pekce bildin işte zor
Bir muhaddis yâ müfessir yâ ki müctehid gibi
Kestin atub benliğine boş üzüldün işte zor
Yâ ki elinde asâyı tutmuş iken kelb içün
Urdun anı âdem'e sen pek bozuldun işte zor
Bilmediğin mü'minin hakkında bir hükm eyledin
Gıybet itdin sen dahî suça yöneldin işte zor
Ehl-i inkârın kalemi dökse âyetle hadisler
Şehd-i mesmûm gibidir ger meyil kıldın işte zor
Seçmeğe Hak'la bâtılı çün değilsin muktedir
Her kâl u hem kîl ile kâil oldun işte zor
Lisânına hâkim değil esîr olan rûhun senin
Hevâ ü nefsin elinde mahkûm oldun işte zor
Şu halde dil ile gözün kulağınla değil özün
Emîn ki dinlene sözün çok dûr oldun işte zor
Şaşırmışım ben nideyim dirsin ne semte gideyim
Hak sözle tedbîr ideyim ger duymadın işte zor
Durma benzeyüb kâhile müftehar ilm u câh ile
Vir elini bir kâmile ger uymadın işte zor
İlmimle deryâ olmuşum hem de bî-riyâ olmuşum
Ben uyduğuma uymuşum dirsen yandın işte zor
Sen sivâya meşgul iken gizli aduvv meçhûl iken
Damarlarında gûl iken ger iyi sandın işte zor
Susuzlukla yanmış ciğer senin bu gülüşün diğer
Zannın böyle sana meğer suya da kandın işte zor
Men istignâ bi-ilmihî dâlle sözünü işitmedin
Fakra iftihâr itmedin yolda döndün işte zor
Âyet hadîs ma'nâsının lübbi olan sözlerimi
Halîl bunu Türkçe dimiş ger söyledin işte zor
Sana bu bir acîb haber seni insân iden kimdir
Bilmek ister misin anı en gücüne giden kimdir
İşte odur seni kâmil idecek irfâna şâmil
Komaz gafletini hâmil seni hep hor iden kimdir
Peygamberden revâ olur her acılar devâ olur
Sana bir hoş nevâ olur hep seni inciden kimdir
Zîrâ insân harîs oldu her ne kendüne men' oldu
Hayrına o memnû' oldu fikrine yan giden kimdir
Bir mürşidi bulmayana işte bu söz mürşid olur
Söyleyene bakma Halîl anı gör söyleden kimdir
Dervîş oldur ki yolunu hemân üstâzından bilür
Bu dünyânın çokluğunu hemân ki azından bilür
Çokdan fazla azı sever Hak söylenen râzı sever
Kendini sevmezi sever her sözü râzından bilür
Kendini tanıyanlara varmaz görüne anlara
Hiç varır mı uyanlara nefsine şâzından bilür
Bilinmeyi hiç istemez Mevlâsının gayrısına
İr veyâhud geç istemez Rabbı niyâzından bilür
Gönlünde hiç eser yokdur hemân hubb-i Mevlâ çokdur
Ağyâr sözü ana okdur ki gönül özünden bilür
Medhi sevmez zemm itseler mesrûr olur levm itseler
Halîl'den ne işitseler dir ki namâzından bilür
Hak bunca ni'met virirken niçün gâfil dimez yeter
Hamd idüb Hakk'a dururken niçün gâfil dimez yeter
Hamd ile çün kurulmuşdur esâsı hep kâinâtın
Sayılmaz bu ni'metleri niçün gâfil dimez yeter
Hak sa'yine üşenerek iki günü dayanmayan
İtdiği sonsuz isyânı niçün gâfil dimez yeter
İster hergün ister hergün ki her günü ola düğün
Dilek vire Hakk'a niçün bu mesâil dimez yeter
Cum'a namâzına gider iki farzı kılıb döner
Yığdığı bu dünyâsını niçün hâil dimez yeter
Halîl ger ki uyanmasan aşk ateşine yanmasan
Bir gün câna ağır basan o Azrâil dimez yeter
Aşık oldur uyku girmez gözlerine gîceler
Bil ki anı kimse sevmez havf u zillet hîceler
Şevk oduna gîce yanar da görünmez gündüzün
Aşk içün cân ile oynar oldu cellât nîceler
Gündüzün nâz eyleyen gîce gelir dir uyuma
Kânûnum budur sevenler dû-cihândan geçeler
Görmesünler hiç yolumda izz u câh u ilm u mâl
Her dileklerin virirem mahz-ı câmım içeler
Gayrı benden kimi melce kıldılarsa anları
Sarf iderim anlara ben bilirim gizliceler
Mahlûkum diye güzele bakmasın âşıklarım
Ey Halîl bakma ki bâki kalmaz o gül-goncalar
şıkların gözleri uyanıkdır her seher
Ehl-i dîl cânını gör ki yanıkdır her seher
Bî-esâs çokluklara son gelir kesâd olur
Cân gülşeni bülbülüne tanıkdır her seher
Güzel açar yüzünü şafak gülmekde iken
Bunu görür o ki dâim kanıkdır her seher
Uyanıklık devletin bilmeyen ölü kalbler
Câh-ı nevm içre dayanıkdır her seher
Ol ki gadab kibr u kînden ârîdir kalbe mâlik
Aşk u ihlâs kuşağın kuşanıkdır her seher
Hak'dan sonu yok lûtflar bekler isen ey Halîl
Gözünden uyku nemi boşanıkdır her seher
Muhabbeti olana her uyku harâm olur
Bir gîce uykusuza cümle âlem râm olur
Hak didi secde ile kıyâm iden gîceler
Nâmı benden virilir halk içre bî-nâm olur
Gîce kalk uyur isen az uyu Kur' ân oku
Kur'ânı çok okuyan vâsıl-ı merâm olur
Hak didi uzun secde kıl gîcede zikr idüb
Kim beni çok anarsa o insân-ı tâmm olur
Hem dir ki âdemoğlu umar mı kalb cilâsı
Çok uyku uyumakla hâss olanlar hâmm olur
Uykuyu kabre terk it kalb olur çok uyuyan
Çok uyuyanın yeri dû-cihânda dâm olur
Sevgimi da'vâ iden yalandır uyur ise
Çünki sevene bayrâm ol dem ki akşâm olur
Ehl-i Hakk'ın uykusu Hak ile sohbet olur
Sanma ki Halîl anlar uzanmış endâm olur
Mevlâsını unudan halka ünsiyyet ider
Acîbdir halkı gören vuslata niyyet ider
İflâsa irişdi cân özünde sanır irfân
Yâdından çıkdı Rahmân gûyâ sâfiyyet ider
Hak ile huzûr bulan gönül içre nûr bulan
Sandın mı gurûr bulan yâ enâniyyet ider
O gönül ki gâfildir sanma beyt-i Rahmândır
Bil ki ayn-ı külhândır meftûn emniyyet ider
Külhâna sarây deyû da'vet ider sultânı
Hırmâna irer cânı Halîl hürmiyyet ider
Âlem uykuda iken uyanıklar ne bulur
Dîl sarayına sultânını gör gelme bulur
Bir gîce o güzel içün hele sen uyuma
Tâ ki açsun yüzünü gözlerin görme bulur
Gündüz iş ve gücünde gîceler uykudasın
şık olan bu gidiş ile mi gitme bulur
Uyanıklar gîcede eltâf-ı Rahmân'dadır
Sabâha dek uyuyan kalbinde fitne bulur
Susamışlar uyumaz, uyursa da düşünde
Su görmemek mümkün mü savtın işitme bulur
Aşk ile memlû olur zemîn gîce yarısı
Al bir kadeh ki içen ne güzel içme bulur
Kalbi temizler içer bu şarâb-ı sâfîyi
Kendi kendünden hemân aklından geçme bulur
Çokca uykuya dalmak yıkar akl ile fikri
Dünyâdan hoşnutsuzlar envâra göçme bulur
Gîce uyuma cihâtları seyreyle Halîl
Aşk-ı pâkın kanadın takanlar uçma bulur
Ey göz uyuma bekle gîceler
Yâr derdi gerek şekle gîceler
Bedende bekçi iki gözündür
Uyku gûlin it gele gîceler
İhlâs kurşununu kalb okuna koy
Ur gafleti fişekle gîceler
Halkı görünce Hâlık'ı zikr it
Aç elini dilekle gîceler
Hakk'ı görelim diyen yiğitler
Gördü gözlemekle gîceler
Yürek evini her yüzden silüb
Kan saçın görmekle gîceler
Gîce libâsın hoşunu gündüz
ık huzûra ipekle gîceler
Çok yiyüb içüb hor olma sakın
Şu'le virir az yemekle gîceler
Yâri bul tenhâ halvet bağında
Durma bağına girmekle gîceler
Varımı virdim ahdine durdum
Bul kevni âh dimekle gîceler
Ne ki gayrındır diye dilemem
Dön yâra sür'atinle gîceler
Söyle ki benim işte hediyem
Koyma beni düşmekle gîceler
İlm u a'mâli gözde süpürüb
Kal o Yârı görmekle gîceler
Kana bakan göz kana boyanûr
Kanı bul sen irmekle gîceler
Mâsivâ dağın boş gezme Halîl
Bul safâ gül dirmekle gîceler
Sûreti tezyînde ihmâl itmeyen a'mâ olur
Sîretinden bî-haberler sanma ki binâ olur
O sûfînin sarığı tesbihi şeytan mel'abı
Hırkası tâcı riyâdan nerden muarrâ olur
Sûreti hıfzında ihmâl eylemişdir bâtını
Bil ki anın yeri dûzah zu'm ider me'vâ olur
Akl u fikr u cism ile her kim ki kalbe vardıysa
Zâhir u bâtın anın ma'nîde ma'nâ olur
İnd-i Hak'da şol ki mes'ûd oldu komuş halkı ol
Hâlık'a vardınsa Halîl varlığın yağma olur
Hak didi âdemoğlu çün kabrin tenhâ kalır
Nâss çokluğunda şimdi cân nîce lezzet alır
Nâsı nûrlandırûben yakma seni kel-misbâh
Çokluk yeli esince cân feneri bulanır
Kullar yüzüne bakan gözler beni göremez
Beni görmek dileyen tenhâlıkdan el alır
Aybını görse senin kardaşın setr eylemez
Doğru sözler dir isen sevmeyenin çoğalır
Nâs aybını bilseydi bakmaz yüzüne biri
Çün mağfîretim ire Halîl suçun boşalır
Hîlekârlar sûret-i insânda çok şeytân olur
Görünür sûret-i takvâ ile içi hep hüsrân olur
Kim ki aldandı ana vay yağma itdi dînini
Rahatı meslûb işi hem ni'met-i küfrân olur
Gösterir zâhide zühdün muttakîye haşyetin
Anı sanırsın Hak arar matlabı butlân olur
Mü'mini idlâle nîce gözlerinden yaş akar
Sanma sana merhametde mesleği udvân olur
Dünyâsı nef'inedir hep zehr u girdâb gayrıya
Âleme hak gösterir kendüsi nâdân olur
Zîrâ mağrûr sûretinden pek uzakdır sîreti
Dir ki Billâhi tâlibim dîv ana sultân olur
İşte mü'min çıkdı Deccâl tiz iriş ol Mehdîye
Tâ ki himmet itse İsâ inse hoş emân olur
Sağ gözü kördür bu hâinin hakîkati göremez
Fışkırır yerden karıncalar sanûr dermân olur
Ya'ni bu mahlûkun tamamı zulmete kalmış kakar
Böyle a'ver mel'ûna körler uyar pişmân olur
Kim okursa sûre-i Kehfi ulaşır cum'âya
Kurtulur şerr-i sivâdan çün ana tıbyân olur
Bir olursa ism-i deccâl çok olursa işte bu
Hak didi ye'cûc ü me'cûc bildiren Kur'ân olur
Mescid-i cum'âya gel anda hutbe okur Halîl
Kim uymaz Ana o mağlûb her zamân düşmân olur
Gönülde meyl olsa zâhir Yezdân olduğu bâhir
Kimse yoğa meyl eylemez var ancak O Hudâ kâhir
Meylin neye sen bilmedin secdesine eğilmedin
Varlıkdan fâriğ olmadın birliğe olmadın mâhir
Her sivâdan Mevlâ içün geçmedin ey ednâ niçün
Dilemezsin a'lâ niçün her gizlin Mevlâ'yâ zâhir
Herşeyden yâri görsene her yandan Anı sorsana
Mest-i Subhâna dursana ayıklığın sana bâhir
Uyuma her dem ey Halîl uyur mu hiç dost-ı Celîl
Buldunsa gerçek bir delîl ismini kılsana sâhir
Mevt-i mecâzî câna gelince gör ne olur
Havâss-ı sûr gemisi dalınca gör ne olur
Kimin mahmûr gözünü neden deyû sorarsın
Bilmez misin Ene'l-Hak diyen Mansûr ne olur
Ne sarâyları yıkdı gönül bu aşk ateşi
Zâhidin kalbindeki bir iki kor ne olur
Kimin bahtı dinilir kimin fitnesi ana
Binlerce cevhere bu meydân okur ne olur
Sekiz cenneti gördün sandın saray iki kat
Yer ile gökden yüce köşk ü kusûr ne olur
Onikibin senelik yol bir demde alınsa
Ne cevab olur buna ne sorulur ne olur
Cihânı saran deniz gözümde damla olmaz
Bu sözün aslını her kim ki bulur ne olur
Halîl'i kandırır mı mecâzî bu zülâlî
Diseler gerçek hani yüzbin kör ne olur
Âgâhın âyine-i kalbi dâim pâk olur
Kârı vech-i dilârâyı her deme idrâk olur
Kendüni görse âyinesinde mağmûm olur
Yârini seyr idince sırrı ile dahhâk olur
Semt-i hârından âyinenin yârini gözler
Ol demde cihân âfâtlarına bî-pâk olur
Cân virmek o güzele cândır temâşâsını
Bekle Anı gîce sonra kalan gam-nâk olur
İsmini şevk ile tekrâr iden Anı bulur
Gelince nûru câna hep zehri tiryâk olur
Âşıkın şevkli gözü görmez iki cihânı
Mâşûkunun hayreti ile ferâh-nâk olur
Hoş lûtf ile tecellî idince Bâr-ı cânı
Yarın câna didi ki ilk sözü levlâk olur
Anı cândan arayanın kârı gîce gündüz
Halîl sivâlarından her dem arzu hettâk olur
Nüzûl iden anâsırla mevâlidle hurûc ider
Bilen Hudâ'sını sanma ki emrinden hurûc ider
Kemâle irer insân aşk-ı pâke irse ger cânı
Yeri bu dâr-ı mihnet ki anı fevka'l-burûc ider
Ezel sevgisi aşk oldu anın çün cümle eflâki
Yaradıldı ebed sırrı Hudâ'ya ol vülûc ider
Tarîk-i aşkdan gayrı sülûk iden bulamaz râhı
Ana kim Hak hidâyet ide ol aşka heyûc ider
Sulh ile cengi bundandır lûtf ile kahrı ol yârin
Bu cihânın cümle kârı aşkdan Halîl nehûc ider
Didi peygamber kimin ki himmeti dünyâ olur
Fakr-ı şeytâniye düşer hissesi hulyâ olur
Her umûrunda Hudâ artırır anın hayretin
Kim ki terk ider anı bil rütbesi ulyâ olur
Arzu içre saklıdır nîrânı görmezsiz didi
Cenneti saklı cefâda bu cefâ rü'yâ olur
Hak didi ey âdemoğlu dünyâ sevgisi nîce
Olur o kalbde ki anda sevgili Mevlâ olur
Sevgim ile cem olamaz hubb-i âhar hiç didi
şıka çoğundan Anın azı bil evlâ olur
Şol ki zâildir ana meyl eyleyen bî-çâreler
Meyli gerçek hiç olur mu şuna ki a'lâ olur
Kim rızâmı dilediyse terk-i dünyâ eyledi
Buldu tenhâda beni vaslım ana ahlâ olur
Didi İsâ ol havâriyyûna diyem mi size
Sevseniz dünyâyı bilin ol size yehvâ olur
Ya'ni Rabbiniz olur su üzre binâ kurmayın
Dünyâ sevgisi deniz üstünde bir binâ olur
Yarım saat müddeti yok zıll u hayâli bî-esâs
Ol ki gönlün vire ana şâh iken ednâ olur
Kim ki mevtden önce terk ide anı bulur necât
Râgıb-ı dünyâ Hudâ nezdinde eşkiyâ olur
Sen neden meyl idersin dünyâya andan yücesin
Ey Halîl bu cehl evini kim yıkar dânâ olur
Aç perdeyi girelim biz mürüvvet eyle Perdedâr
Örtme şol yüzünü n'olur uhuvvet eyle Perdedâr
Biz tâ buraya gelince neler görüb neler duyduk
Neler itdi a'dâ bize fütüvvet eyle Perdedâr
Varub söyle bizi şâha ki katre bahre gelmişdir
Hepimizden Ana sonsuz muhabbet eyle Perdedâr
Sakın red eyleme bizi ki yanmışız hayâlinden
Visâlin dileyüb geldik hamiyyet eyle Perdedâr
Geri dönmeğe yok imkân kamûmuz mest ü hem giryân
Halîl geldi ola kurbân sen diyet eyle Perdedâr
Şol ki Hak'dan seni men' ide hemân dünyâ odur
Hak'la diğer cem' olursa işte bil ukbâ odur
Hakk'a ger tâlib olur isen gönülden gayrıyı ko
Gayr ile meyl olsa Hakk'a kizb ile ebâ odur
Günlerin tekrârı beden kal'asını yıkmadan
Kal'adan tarh it ne varsa akdem ebnâ odur
Tam haber almak dilersen âlem-i rûhdan eğer
Terk-i ednâ kılmalısın, menzil-i uhrâ odur
Cân dileği eyleme zann ekl u şürb u nevm-i beden
Ten nedir ki iki güne virilen abâ odur
İki deniz mecmâı Kur'ân'da sensin ey Ulu
Zulmeti terk eyle tam ki maksadın mahzâ odur
İki cihân perdedir sen gibi âşık olana
Gör yerin gel nerdedir bil sırr-ı ev-ednâ odur
Alçağa meyl eyledinse alçak olur menzilin
Himmetin pek yüce kıl ki matlab-ı uzmâ odur
Bir yanın nûr biri zulmet her biri aslın diler
Zulmeti koy nûra gel ki âlem-i ma'nâ odur
Bil ki nûr cânındır, Anı eyleme nisyânî hiç
Cisme bakub câna her kim bakmazsa a'mâ odur
Cân ister hemân görüne her zamân ol zü'l-Cemâl
Arzû-yı câna ulaşmak ey Halîl ferdâ odur
Hak didi âdemoğlu bana kıl sende sefer
Ammâ tiz çık yola hazırlanûben vakt-i seher
Kim ki bana gelmez ise mâsivâya gönderem
Kıyâs idem gitmeğe zâhirden Ana sefer
Kalbine git kalbin içre rûha göç eyle hemân
Oradan da sırra git andan da yol nûra gider
K varasın nûra andan beni göresin didi
Yok mekânım hiç benim insânda nûr vardır meğer
Kim didi dönse yüzünü dünyâdan, ukbâ bulur
İkisinden de geçerse rûh sırra vara beşer
Sırra varınca bana tiz vâsıl olur oradan
Kim ki Mülk ü Melekûtdan ve Ceberûtdan geçer
Ger bunlardan birine ülfet ide tard iderim
Zîrâ beni isteyenler gayrı devleti nider
Nefsin ile bana gelirsen sana hoşnudluğum
Yok ki kalbinle gelirsen var cemâlimden eser
Didi bakmam ben libâsınıza süslerinize
Meğer alam kalb ile niyetinizden hoş haber
Ger ki dünyâ sevgisi olmasa kalbinizde hiç
Açar idim gökleri göstermeğe görür beşer
Ger nasîb perdesini girmese kalbe hiç
Beni görür idiniz kat'i görünmezdi suver
Kim bana bir adım atar gelmeğe on varırım
Ol yavaş gelse, koşarım ben ana görmez hatar
Kim benim içün olursa ben de anın çün didi
Ey Hudâ göster Halîl'e yüzünü bir dem yeter
Bu âlem baştan başa hikmetin nüshasıdır
Ma'nâsını bilene cinânın kusvâsıdır
Görmeden mahrûm olanların gözünü cihân
Zındân ile mihnetler belâlar sînesidir
Minnet olmaz diğere ancak Ona ki yokdan
Yaratdı önce yıldız felekler nîcesidir
Salât ile tahiyyât nihâyetsiz O dosta
Ki şânında ne gelmiş işit ne diyesidir
Var itmeseydim seni var itmezdim diğeri
Ne ki mevcûd var itdim aşkım dîvânesidir
Yalnız dönmede mi bunca taksîm ü vusûli
Makâmlarla usûlu duyana nefhasıdır
Furkân-ı kâinâtı gör aynı değil midir
Getirdiği Kur'ân'ın Ahmed'in hîbesidir
Hayf ki okumaz anlar çün gözlerine dolmuş
Varakları kitâbın yazısı gölgesidir
Din u îmân u mezheb içindekileriyle
O bî-nasîbe Halîl Fuâd'ın perdesidir
Değişmek iki evi birbirine dimişler
Adına ölüm eyvâh ne yanlış söylemişler
Mü'min kulun ölümü nakl-i mekâna benzer
Bir tâze câna benzer dirilir anlamışlar
Gönülde yer idince mü'min kulun îmânı
Geniş olur daralmaz yalancı daralmışlar
Ah bilse yalanını dökmez miydi kanını
Cennetdeki cânını görür oda salmışlar
Kim göçse gurûr evinden i'tibârı arar mı
Kızarsa dîn ü îmândan çıkar, şirke dalmışlar
Ölüm gelmezden önce öldüm didi ki sûfî
Gördüm ki yâd yolcularına yine sende kalmışlar
İrmiş Mevlâ'ya bir kul kalmadı şimdi dirsen
Gördüm ki nîce körler sapan ele almışlar
Behâimin sıfâtı dağ gibi sende iken
Hekîm deyû hastalar senden ilâç almışlar
Sen Âdem-zâdesin Âdem gibi tâib ol
Düşmânı gibi olma âlim deyû koğmuşlar
Müşkil değil ayârını bilmek ey basarsız
Er meydânına gel gör ki seni nerde koymuşlar
Ölümden korkuyu sen îmândan add idersin
Bil bu eğriliklerin Halîl'e söylemişler
Âlemde her ne ki var bu varlığından eser
Yokluğu mu söylüyorlar bütün eşyâ serteser
Dinler isem kâili olmam lisân mâili
Çeküb kalbe hâili sus olmak dilersen er
Sözün güzelün söyler Mevlâ'ya kul olana
Ârif yüzün perdedir câhile selâm ider
Eğriye doğru dimez zümre-i merdâneler
Fâidesizi geçer lûtf ile kelâm ider
İşitse bî-vefâ söz döner yüzünü andan
Dir ben bana, sen sana güler yüz ile gider
Eğlenmez kimse ile hem idene hoş dimez
Hoşdan sonra çirkini koyar zulmü terk ider
Hak bilir eyi kulunu aslâ ben eyiyim dimez
Zandan kaçar hem tecessüsi kalbinden siler
Hâsılı tathîr ider cümle a'zâ tamâmıyla
Sanma Halîl gibi sözde ârif Hakk'ı diler
Sanma insân denilen bu ad ile sandadır
Sakın dime ki gezen damardaki kandadır
Bin kâğıda cesedin resmi yazılmış ammâ
İnsân adlı güzelin ismi resmi cândadır
Cân didiğim kan ile diri duran şey değil
Hayvânda da olur o didiğim vicdândadır
Vicdânın bin kapusu var, birisi de kalb olur
O kapudan girenin maksadı cânândadır
Hızrı bul ki hayâtın yolunu sor sen andan
Her dem o yolda giden zann eyleme hândadır
İki cihân güneşi doğalıdan dolanmaz
O Mahmud u Muhammed henüz bu cihândadır
Gerçek âşık aramaz derdine dermân ola
Yalancının arzusu her vakit dermândadır
Samanından ayrılan buğday girer anbara
Fakat samanda kalan samanla harmândadır
Mevlâ'ya tâlib olan geçmiş iki cihânı
Talebinde nâkıslar kevn ile mekândadır
Ârif vakt u zamânı terk itdi tiz hâline
İrfâna câhil olan vakt ile zamândadır
Dehre devrân olanın devrâna minneti yok
Ancak evrân olanın himmeti devrândadır
Halîl himmetini kıl âlî sever bunu Hak
Yûsuf gibi zamânın memdûhi zındândadır
Benim burası nemdir
Bu âlem cümle gamdır
Demler o eski demdir
Cemler gelecek cemdir
Kâhil dalmış geçmişe
Câhil hâlden hemîşe
Benziyor hamr içmişe
Kendin bilen âdemdir
Bilmezler gönül yıkar
Hak emrine yan çıkar
Hakk'ın kulunu sokar
Benziyor ki yılandır
Sûfî mağrûr hâline
İster nasıl sâlına
Zâlim mağrûr mâlına
Cinsi dağda gezendir
Kelb gibi kakar söğer
Mü'minin yüzün döğer
Hemân nefsini öğer
Kuyruklu kısmındandır
Korkuyor tavşan gibi
Yer deler sıçan gibi
Zehiri saçan gibi
Azâzil cismindendir
Hak'dan olmaz korkusu
Dâim kuldan kaygusu
Hürmet ile duygusu
Bil anın hakkındandır
Haksızı haklı deyû
Akrabamdır bu deyû
Tutmadı doğru huyu
Gör ki huyu ne semmdir
Bu resm ile nâdândır
Dir ki pirim Geylândır
Söylediği yalandır
Medh itse dahî zemmdir
Kim dostlukdan uzağa
Gider düşer tuzağa
İnanma böyle zağa
Femmi eşerr-i femmdir
İtdiğin itmez kâfir
Şirkini gör ne vâfir
Dir ceddim Abdulkâdir
Gör kezzâbı ne kemmdir
Ol Pîrân Pîrân idi
Sanma ki hayvân idi
Dostuna hayrân idi
Bil bu demin son demdir
İblîse uyma zâlim
Her işin Mevlâ âlim
Râh-ı Hak'da ol sâlim
Şer'i Ahmed akvâmdır
Benliğe üstâz olma
Şerli işe şâzz olma
Hayr işlerde az olma
Asla irmek keremdir
Dilersen lûtf-i Cemîl
Maksûduna bul delîl
Üç harf Kur'ân'da Halîl
Dir ki İsm-i A'zamdır
Huzûr-ı Hak'dasın ey yâr
Bulunma gâfil ü nâçâr
Seni aldatmasın deyyâr
Misafirsin kanad açar
Bu kuş birgün büyüyünce
Haber aslını duyunca
Beden tamam uyuyunca
Gönül fırsat bulub uçar
Ömür günü olur Akşâm
Gelir uyku bu cisme tam
Dinir câna bu dem hıtâm
Eline al ne varsa kâr
Eğer bulmuşsa maksûdu
Rızâ-i Rabb-i ma'bûdu
Bulmamışsa tiz bulur odu
Bulur âmâlini efkâr
Ölmeden evvel ölmüşdü
Bekâlar ile dolmuşdu
Fenâlar ile solmuşdu
İse bir nûr gibi ağâr
O nûr ne nûr ki hâtifdir
İnâyetlerle âtıfdır
Ve Rahmân'a mülâtifdir
Beden olmuşdu ana gâr
Hudâ'yı ârif olmuşdu
Cüdâyı sârif olmuşdu
Sedâyı hârif olmuşdu
Adem olmuşdu ana âr
Geçer bütün semâvâtı
Uçar kor her mevâlâtı
Görür cümle havâlâtı
Ki her biri yolun arar
Açık bulur kapusunu
Değil hâli tapusunu
Koyar bu dar yapusunu
O yer geniş olur hem dar
Vây ana bilmemiş ise
Mevcûdu bulmamış ise
Sücûdu kılmamış ise
Olur müşkil her işi zâr
Dilemez gitmeği burdan
Ki ölümdür ana zındân
Ve hem zulmet bütün meydân
Bütün envâr kesilir nâr
Görür âlem cehennemdir
Tutuşmuş cümleye gamdır
Şaşırır dir ki ne demdir
Mahal yok mu geçilir nâr
Ki ya'ni kurtuluşa yol
Arar ammâ bulamaz ol
Giderse de sağ ile sol
Semâlar kitlidir her bâr
Didi hattâ yelic ol Hak
Açılmaz kapular mutlak
Sürülür hem semâdan bak
Ne çirkin oldu bu edbâr
Döner o anda cismine
Urur ye'sini resmine
Ki sanki bakdı hasmına
Ne hışm olursa zannın var
Halîl sözlerde remzin var,
Fakat gözlerde gamzin var
Sanursın yüce kenzin var
Senin bir öğredenin var
Eyle hücûm bu dîve sengi yıkılsun düşsün Haydar
Mü'minler el-emân deyû gelüb sana üşsün Haydar
Benim rûhum bir Kesikbaş gelmişdir bâb-ı Ahmed'e
Gel de zevcesini kurtar ki ana kavuşsun Haydar
Eğer seni göndermezse ben Rasûl'e da'vâcıyım
Tâ ki diye gitsün Ali dîv ile görüşsün Haydar
Bir tükenmez yol gidelim tâ dîv yanına varalım
Sekiz gün engine inüb esire irişsün Haydar
Ola ki dîv mü'min ola olmaz ise belâ bula
Zülfikârla iki böle seyf kana karışsun Haydar
Kurtulsun hep kuvâ-i rûh cümle mü'min bulsun fütûh
Hep ibn-i Âdem ibn-i Nûh Ahmed'e ulaşsun Haydar
Al git bu esir kulları geçir mühlik yolları
Görmeyüb sağ u solları Ashaba karışsun Haydar
Halîl söyler varlık dağın kopar misl-i bâb-ı Hayber
Koyma ki zerrece kalsun hep yanub tutuşsun Haydar
Hakk'ı gözün göremez mâdem ki inkârın var
Yâra aklın iremez gayra çün ikrârın var
İtme ibâdet ana ki andan men' eylemiş
Lâ ta'budû hitâbın söyleyen Cebbâr'ın var
Ey âdemoğlu sizinle ahdimiz yok mudur
Ne hoş ihtâr idici böyle gerd-gârın var
Lûtf ile uyandırır gâfil seni uykudan
Elest'ini andırır yâra vefâdârın var
Bir yoldaş imiş gibi Eyne mâ küntüm söyler
Uyan uyan basarsız güzel kafadârın var
Halîl sana bildirir râz-ı maiyyeti hep
Anlamaz isen nidem gülünden çok hârın var
Bu defterin kenârında yedi söz bir hâtırâdır
Ehl-i dünyâ kelâmında hayr olmaz, hem nâtıradır
Şimdi mürüvvet kalmadı var ise de nâdiredir
Aslâ fütüvvet kalmadı rağbet gönül hâtıradır
En temiz bildiklerimden her rezâlet sâdıradır
Ümit güvendiklerimden olmaz, ancak Kâdir'edir
Bu sözleri anlayana tuhafca bir haber oldu
Hemân ki fehm idenedir sanmayınız fâciredir
Kadına i'timâd olmaz bil olsa da mâderedir
Yedinci sözümde Halîl ihtiyâcın çâdıradır
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmanın seni var günde arar
Düşersin gülerler dostum sanırsın
Göz nûru bu işde aldanıyorsun
Düşmanın altında üstüm sanûrsın
Toprakdan ayrılan toz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmanın seni var günde arar
Gönlü hoş iken yüzüne güler
Darılsa hor bakar sana bed-huylar
İkiyüzlülere kaynamış sular
Bakarken görmeyen göz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmanın seni var günde arar
Bir gözle bir kulak insânlık mıdır
Mü'mine yüz nifâk yeksanlık mıdır
Söyle İslâmiyet şeytanlık mıdır
Fısk ile söylenen söz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmanın seni var günde arar
Gerekdir mü'mine azm ile sebât
Kendinden berî ol huzûr ile yat
Görünen yüze ne gerek mir'at
Tanrıya dönmeyen öz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmanın seni var günde arar
Meylin çokdur ammâ neye bilmedin
Gülü diken sandın gözün silmedin
Kafesden vatana hiç eğilmedin
Yerini bilmeyen öz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmanın seni var günde arar
Hak eri kullardan yardım dilemez
Âgâhdan başkası bunu bilemez
Delîl kör olursa hacc edilemez
Öz bulmadan kopmuş koz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmânın seni var günde arar
Mevlâ'yâ kulluk simsarlık değil
Hak arslanlığı sansarlık değil
Er meydânı güneş pusarlık değil
Mahsûlü bitmeyen düz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmânın seni var günde arar
Mekrûhu hoş gören merdûd-i Hak'dır
Yâra gelmez isen kârı ahmakdır
şık işi Mâşûkunu anmakdır
Esâsı olmayan söz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmânın seni var günde arar
Günü bugün bilen yarına irmez
Dünyâ gülün diren kârına irmez
Ağyâr şâhı yâr gülzârına girmez
Akşâmı karanlık rûz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmânın seni var günde arar
Sözümü duyana özüm ne gerek
Beni anlayana yüzüm ne gerek
Halîl'im Nemrud'a izim ne gerek
Yürekde erimez buz neye yarar
Kul Mevlâsını bu günde arar
Dost o kim seni dar günde arar
Gâfil sohbeti düğünde arar
Düşmânın seni var günde arar
Cemâdâtı gîcelerde görür şu'le virir zâkir
Gider cehli gelir Hak'dan ledünn ilmin bilir zâkir
Yemin ile yesârını bir a'zam nûr tutar bil kim
O nûr anın derûnunda iken derk itdiler zâkir
Görünür şems-i rûh ana muhabbetdir menâzili
Vücûdu muzmahil olur hemân terk itdiler zâkir
Hemân mezkûr anın kalbinde bir nûrunu koyar kim
Diğer envâr fenâ bulur bu yoldan gidilir zâkir
Makâmında zuhûr ider acâib, tâlib aldanmaz
Ger aldansa hemân rehber nîcedir bilinir zâkir
Ki yâ'ni hıfz idemedi o müddeî imiş nâkıs
Sanûr Halîl gibiler bunlar ile irilir zakir
Dünyâyı seven Mevlâ ne bilir ednâyı seven a'lâ ne bilir
Zağlar cîfede humâ ne bilir şehvet esîri evlâ ne bilir
Dimâğı necse dadanmış kilâb sükker u şehd u helvâ ne bilir
Denizde mâhi birbirini yer üzümle hurma ayvâ ne bilir
Pislik böceği ayrılsa ölür gül ile çiçek meyvâ ne bilir
Bülbül gül içün zâr ü efgânda kerkes bu derde devâ ne bilir
Batakçıl durur bataklıklarda seyir ider durur hava ne bilir
Şahine sor sen tenhâ kadrini serçe dikende kaya ne bilir
Kırlangıca sor insâna ünsi kara kuş evde yuva ne bilir
Tâlib-i visâl deryâ-yı aşka sel gibi akar ova ne bilir
Allâh'a cândan meyl iden âşık evlâd u ıyal atâ ne bilir
Derd-i aşk ile mübtelâ mecnûn vatandan geçmek hatâ ne
bilir
Hâl ile yâra meyl iden Halîl rast ile şirâz nevâ ne bilir
Ben cihânın cânıyım inkâr iden hor olur
Sırr-ı lâ mekânıyım ikrâr iden nûr olur
Zâlim aslından nâ-pâk haddin idemez idrâk
Ben olmuşum sırr-ı pâk nârdan geçen nûr olur
Aklında bizi arar re'yinde bin kıl yarar
İşi yok Hakk'a yarar bizi bulmak zor olur
Ey gözleri uykuda uyanmamış duyguda
Fitnelerin beyhûde tedbîrlerin şor olur
Zâhirde mi ararsın biz gizli ankâlarız
Nâkısdan mı sorarsın köre mi menşûr olur
Kurbağa su içinde güneşe imtihanı
Karar virdi içinden sanûr cismi tor olur
Cân terk itmedi kezzâb cânân kapusun arar
Irz u vakâr yolunda zulmetde yürür olur
Üç kez Allâh dimekle sanûr nefsini sâfî
Savm ile hac itmekle Mevlâsından dûr olur
Hamiyyetden geçmemiş cür'a-i Hak içmemiş
Yok libâsın biçmemiş gözlü iken kör olur
Elindeki terâzi beş okkalıkdır azı
Çoğa ider niyâzı İblîsinden zor olur
Çünki anın dostluğu dünyâ bahâsınadır
Hak eri nesinedir şerle haşrı sûr olur
Kendine virdiği ders diğerine ider aks
İnsâna benzer teres çok şeytândan hor olur
Namâz ile zekâtı Allâh içün eylemez
İblîsin emriyledir îmânı meksûr olur
Mevlâ'sının vaslına mu'cizeler çok arar
Kâfir disen kendüne min ehli'l-kubûr olur
İzzet ile gurûru terk itmedin hem dahî
Âdet ile suveri koymayan menfûr olur
Evlâdını cân gibi mülkünü mercân gibi
Sever iken cân gibi nîce adın hür olur
Ey azmış yolu azmış söyle bunu kim yazmış
Halîl bundan ne sezmiş hor görenler hor olur
A'tâ-yı Rabb u Mennân'ı bilen hoş câna tefekkür
Bütün hayr ile şerri hem seçmeğe sana tefekkür
Gönül kenzini ihrâca diğer yokdur vesîle hiç
Seni vâkıf ider yolunda her erkâna tefekkür
Bidâyetdir murâkaba bu Hakk âşıkına dirler
Komaz insânı meftûn ola her elvâna tefekkür
Hakâyık bahçesidir hem dakâyık goncası anda
Mîzân-ı muayyendir hem tâlib-i Rahmân'a tefekkür
Muhabbet-ullâhın sıfâtını ider dahî intâc
Kulunu irdirir tizce yüce Sultâna tefekkür
Tefekkürsüz bütün işin Halîl isyân olur ancak
Hemân meyl-i Rızâ'ya çâre ancak sana tefekkür
Görür Allâh bilir hem kulunun kalbinde ne ki var
Sûfî yüzünü koy kalbe gelüb gör sende ne ki var
Yoruldun sûretin tezyîn ü ta'mîrinde ey hâce
Mülevves olsa kalbin vizr olur ilminde ne ki var
Bu kalbin levsini sen sanma şu bildiklerin ola
Sana dimeye bir tabîb gerek cehlinde ne ki var
Senin ağzında dîn bahsi hemîn artmadadır ammâ
Hudâ alîmdir ancak ol dîv nefsinde ne ki var
Eğer bir aybını zamâne halkı görse solarsın
Biri budur suçunun gayrı seksen binde ne ki var
Didi Allâh yanımda intikâmım yok ammâ kalbin
Kazandığını ararım dir gözet gönlünde ne ki var
Bunun rûhsatı semtine ider meyli olan meftûn
Halîl pâk it bu kalbi hep gider elinde ne ki var
Sana senden yakındır anı ki cânın diler
Cânın herbir dileği câna yakın didiler
Fakat haber olmasa kalbe bu lûtuflardan
Zulmet içinde kalmış olur sakın didiler
Cânânı cân hâricde aradı bulamadı
Cân içinde menzilin görmez bakın didiler
Meyl eylemiş bedene inmiş alçağa humâ
Bırakmayın aslına tutub etrâfın didiler
Emr-i Hudâdır bu çün toprak ile su değil
Düşmânları ayağın çeküb yıkın didiler
Benlik Nemrud'u geldi esir eyledi anı
Gizli yoldan çıkamaz Hakk'a şaşkın didiler
Vücûd bahrine gönül dalsa deniz görünür
Sâhilden ancak mevci görür hemin didiler
Dalga havaya karışınca ayrıyım didi
Havadan geçenlere bahre gelin didiler
Halîl Hak'dan gayrıya didiler bâtıl didi
Münkirler anı hemân oda yakın didiler
Hak virdi muhabbeti sende bu sermâyedir
Bunu boşa sarf idenleri bil bed-mâyedir
Sarf itmeyesin anı dünyâ-yı denîye sen
Zîrâ bu fânî cihân iki günlük sâyedir
Hem dahî virmeyesin nâz u ni'mete anı
Çünki asl ile fer'i cümlesi Hudâ'yadır
Sakın azaltıb anı virme evlâd u iyâle
Bu fânînin hep vârı bir yalan hikâyedir
Yârin içün sa'y idüb gîceyi gündüze kat
Burada ekdiğinin mahsûli ferdâyedir
Mevlâ sana sevdâlar virdi sevmeye Zâtın
Ağyârına virirsen işlerin hevâyadır
Sen sana ger virdinse hıyânetler eyledin
İtmeyüb hamd u senâlar çünki atâyadır
Aşk-ı Hudâ'yâ iriş Anı sevmeğe giriş
Zîrâ muhabbetinden aşkı bulmak gâyedir
Derdine dermân olur tut Halîl'in sözlerin
Söyler o her bilene sanma bî-vefâyadır
Tevekkülden berî olan iki gözden berî oldur
Tefvîzi terk iden Hakk'ın didiği Ebter oldur
Mahall-i hicretinde emr-i maîşet düşünenler
Reyb ile şekk ile memlû dîv dinilen peri oldur
Hudâ te'kîd ile emr-i tevekkül kıldı mü'mine
Bu emre kim kalur hâriç bu harmânın hârı oldur
Gönül nûr-ı yakîn içre bulunsa rızka gamm nedir
Tefekkür-i maaş itmek nifâkın eseri oldur
Hudâ'nın Kâ'besi dürlü sanemlerle dolu olsa
Halîl puthânedir kıble değildir haceri oldur
Benlikde kalmış zâhid söz kadrini ne bilir
Sözümü sanûr zâid o haddini ne bilir
Ahsen-i takvîme her okuyanlar varamaz
Tebbet'le kalan âbidler Ve't-tîni ne bilir
Sakalının mağrûru kisvesinin mahsûru
ıkmış koruk dalına Ve'z-zeytûni ne bilir
Yaşı kendünden ufak olana evlâdım dir
O gümüşden bî-haber bu altunu ne bilir
Birbuçuk dîn bahsini öğrenmekle nefsini
Sanûr bilmiş hepsini Yemi'd-dîni ne bilir
Gölcüğün kenârında portakal kabuğunu
Ayva deyû toplamış bu ma'cûnu ne bilir
Siccîn-i tabiatın gîcesinde gözleri
Ve'l-fecriyi tanımaz o mescîni ne bilir
Her gördüğüne niyet ider ki himmet ide
Baûza ankâsıdır güvercini ne bilir
Oniki kez ok atar bir pireyi av ider
Turna deyû getirir ol martıyı ne bilir
İzâ-câe görmedi Kâfirûnu duymadı
Kevser dimedi Ebter yâ Miskîni ne bilir
Beytin sâhibini o kimdir nasıl tanısun
Tokluğu Hak'dan bilmez haşyetini ne bilir
Cesedini fil görür Hümezetin lümezeh
Kendi dîninde gider Hak beytini ne bilir
Sarıkla cübbe abâsını evde koymasun
Dîn gölgesi câhili şemsü'd-dîni ne bilir
Halîl'in sözlerini hakkıyla anlamayan
Yoldan uzak dolaşır Muhyi'd-dîni ne bilir
Kaşların yazısını bana haber vir nedir
Ey müderris cevap vir Kur'ândaki er nedir
Sen seni bildin ise söyle ayakla elin
Seksenbin askerin kim bu ten ile ser nedir
Çukurdadır gözlerin ya burnun neden yüce
Dilin eğer doğruysa bu eğri sözler nedir
Mevlâ'nın kapusını kimdir sana aç diyen
Kendidir yine dirsen muhalefetler nedir
Bir mü'min-i muvahhid gibi gördüm gezerken
Bir'e varsa ikrârın evinde putlar nedir
Nemrûd değilim dirsin Halîl putların kırsa
Bu genci yakmalı deyû meşveretler nedir
Bir mûri Süleyman iden gördüm ki ism-i Rızâdır
Kulu yâda mihmân iden arzusu değil kazâdır
Rızâ bir vech-i Cemîl'dir herkese âşinâ değil
Nedir anı soranlara dirim ki lûtf-ı mahzâdır
Kim kalsa muhâlif ana mehcûr olur Mevlâsından
Her fi'l-i Hakk'ı hoş gören âlemde o mürtezâdır
Şedâidle mesâibi hüsn-i vechile karşılar
Anlar ki Hak sevgisine tâ ezelden mübtelâdır
Hatırlarda tefvîz ider yektâ şecî-i îmânın
Özün yâre teslîm ider ana ki Hak muktezâdır
Halîl meşâgil-i kalbin mâni' olur vasl-ı Hakk'a
Mesdûd olur şu semâlar sana ki her dem fezâdır
Ey nüsha-i kâinât mecmuâ-ı sâz u râz
Sen Mevlâ'na kıl niyâz ki maksûdun vuslatdır
Gayra varır mı sandın şu ki sana kısmetdir
Esbâba mı dayandın şirke bu bir nisbetdir
Gayrıya hâcetini sen neden arz idersin
Şâhlar şâhının kulu işi ana hizmetdir
Rızk içün dudağını açmak sivâya hâşâ
Aslâ senin işin mi yerin bâb-ı devletdir
Hırs u tamah sâhibi rüsvâ-yi her dû-âlem
Zengin ol Hak'dan diğerden her yanın ni'metdir
Her derdine çare buldun zâhid anın çün sen
Hemm-i îşi geçmedin fikrin îşe himmetdir
Diğerin maksûmini sanma sana vireler
Kadr-i mü'mini oldun neden işin şirketdir
Âlî kıl himmetini mahlûk ile hor olma
Her manzûre meyl idenler nasîbi nikmetdir
Kul elinde ne olur ki anı isteyesin
Şâhı varken kula söz idene kârı hışmetdir
Sebeb gerek velâkin müsebbibi bulmadan
Sebeb ne işe yarar ki encâmı zilletdir
Taleble mi zuhûra gelir bildin erzâkı
Rızkın seni talebde Halîl işin hulletdir
Vâkıf-ı esrâr olan târik-i her kâr olur
Fikr-i kesbi bilmez o varlığı îsâr olur
Seyyid-i âlem olur teslîm-i tâmmı bulan
Ne benlikde yeri var ne dahî hüşyâr olur
Aslından oldu haber terk eyledi faslını
Bu vîrâne de artık sanma ana yâr olur
Gönül Kâfı Ankâsı tutulmaz bu kafese
Mülk-i ukbâ'yâ iren içün dünyâ dar olur
Visâlin hamrı mahmûr ideli benden eser
Bulunmaz bende Halîl ism-i müsteâr olur
Bekâ hazînesinin anahtarı fenâdır
Anahtarı bulmadan sefer kuru anâ'dır
Seni yok bildin ise fakr u saâdet odur
Ben ile sen o dime Mevlâ'yâ bu senâ'dır
Kibir var ise sende şirkin zâhir bedende
Mü'min-i sâlih olmak fuâda i'tinâdır
Ateşle hava gibi yükselen helâk olur
Su ile toprak olmak mahlûkâta gınâdır
Bir cânı terk idenin bin cân olur bahâsı
Meskensiz olana yer var Kubbe-i Minâ'dır
Cihân-ı aşka dâhil ol, koyûben sivâyı
Emr-i Hakk'ı hoş diyenler sözü İhdinâdır
Mevlâ'yâ cân u gönül ile razı olursan
Bil ki her dem rızâsı işinde mübtenâdır
Viren men' iden Oldur Halîl bu kâinâta
Aksi bilenin işi hirmân-ı ictinâdır
Balık deryâda sorar deryâ dinilen nedir
Gözüm uyanur sorar ru'yâ dinilen nedir
Hulyâ hulyâm içinde dir ki hulyâ nerede
Hulyâ hulyâ içredir hulyâ dinilen nedir
Hayâlim hayâl ider ki hayâl nedir deyû
Güneş söyler ki şems-i ulyâ dinilen nedir
Şarâb kadehde gezer şarab nerede deyû
Derk-i esfel sorar ki süflâ dinilen nedir
Her zerre perdesinde kendini arar Halîl
Gözlerim sorar o göz elâ dinilen nedir
Senin aslın ne ise her dem dileğin odur
Su dâim akub arar aradığı da sudur
Dudak bir şeyi tefhîm itmek içün şu diyor
Halbuki kendini gör ki söylediği şudur
Akşam uykum didi ki uykuyu göremedim
Söyler uyku var mı aceb kendisi uykudur
Bir serhoşu sokakda gördüm kendini sorar
Ârif söyler ma'rûf mu bulmuşum o ki budur
Seyr idici seyr ider yüzünün örtüsü yok
Dir var mı birşey diyem benim içün örtüdür
Gönül hazinesinden sorulur nerede kenz
Yol sorar benden o ki yol içinde yolcudur
Fakra fahrı buldun ise küntü kenzi neden
Sordun Halîl soranlar gerçek midir sözcüdür
Her lahzâda mukallib kalbe bir dürlü nazar
İder, bir başka resme taklîb ol semte yeder
Gönül dilemez aslâ iki cihânda murâd
Vakit vakit değişir gönül yolları gider
Bu zülf ile dudak hem ten lezzetinden ayrı
Gönülde başka zülf ile yüz tebessüm ider
Cânânın dudağından alur her sözü bir cân
Her cânın ayrı cismi var, bu ten sırrı nider
Gönül âlemi başka ayla güneşi başka
Arş ile ferşi başka yıldızı olmaz heder
Şimşek gibi gönüle bir bak temâşâ eyle
Eniş yokuş yaz ile var mı gîce gün döner
Gönül levhine bakan okur cümle ulûmu
Seyr idemez o göz ki ola zerrece keder
Şerîatın âmili Tarîkatın âlimi
Hakîkatın kâmilidir bilen ayn-ı kader
Ârif eşyâ-yı fânî bir pula almaz anı
Halîl bulsa Rahmân'ı esnâmı kılar meder
Bu dünyâda bir cennet var anahtarı dünyâ kadar
Meyvesinin en ufağı tam Cennetü'l-a'lâ kadar
Hûrîsine hizmetçidir sekiz Cennet hurîleri
Binâsındaki bir taşı tam Cennetü'l-Me'vâ kadar
Mürtezâ'nın vârisleri cümle bunun içindedir
Girene bin sene gelir bir azıcık ru'yâ kadar
Bunlar Cennet ile değil Cennet bunlarla sevinir
Devlet anlara kim girüb kaldılar bir hafta kadar
Ceddim ilim kapusıdır söylemişdir bu sözü ol
Halîl'in hep bildikleri cihânda bir nokta kadar
Kabzı ile bastı Hudâ'nın kula hoş ilhâmıdır
Ya'ni men' ile atâya kâbil olan câmıdır
Bu iki emri nereden olduğun fehm itmeyen
Subh-ı sâdık bilmedi her dem anın akşamıdır
Kabzı nisyânında bastı dahî huzûrundadır
Gerçi ârif olanın her ikisi de kâmıdır
Ehl-i küfr ile nifâkın kabzıdır mâ-i hamîm
Ehl-i îmân ile hilmin mûcib-i ârâmıdır
Ol mukallibden haber virir Halîl sen hâzır ol
Zîrâ gâfil olanın ikisi dâd u lâmıdır
Bu dârı niye sevdin var mı bundan fenâ dâr
Bunu sevmezsin üç gün olur isen vefâdâr
Seninle nîce dem biz berâber olduk ammâ
Vefâsız olmadın sen bize aslâ kafâdâr
Rızâ-i Rabb'ı tâlib ol bul a'le'l-metâlib
Her dem ol nefse gâlib bulunûben cefâdâr
Kalbin eğer sûfiyâ buldu ise tûtiyâ
Aslâ bulunmaz riyâ olub gâyet safâdâr
Halîl ile iki gün Halîl ol görme Nemrûd
Ki mihmânı sever ol evi ol hem şifâdâr
Zâhid duysa dervîşi dir ki peygamber midir
Dimez dervîş olmayan hiç acaba er midir
Eğer bilseydi zerre Nübüvvet'in şânını
Hayretle söylerdi ki Yezdân-ı Ekber midir
Bir musannıfla fakîhi nebî kadar bilenler
Müctehidi görseydi dirdi ki beşer midir
Dervîşlik ibtidâsı müctehidin sonudur
Mâh-ı şer'i görmeyen hurşîd-i bihter midir
Şerîat ahkâmının tamâm yıldızlarını
Semâda dolaşmayan mâh-ı münevver midir
Semâ üzre Âdem'i görmeyen bu yolda mı
Görücü Meryem'de mi heykeli basar mıdır
İsâ'yı kim görmedi Tarîkata girmedi
Semâsına irmedi bu da muhtasar mıdır
Ey ki aklı serdedir Ak minâre nerdedir
Eyvâh gözün perdedir bu bir az haber midir
Sormuş idin nirdedir deccâlı, başındadır
Mehdî de karşındadır beklemek hüner midir
Yedi göğü kemâhı bir bir geçmeyen râhı
Görmez Halîl-ullâh'ı buna da Peder midir
Yedi semâ geçmeyen âzim-i sefer midir
Sidresinden göçmeyen tâbî-i Server midir
Âsar ile ef'âli sıfât ile ahvâli
Geçmeyüb halkı tâlî olan hak-perver midir
Mahmûd'un makâmında Ahmed'ini bulmayan
Vasl-ı Zât'a irmeyen ümmete rehber midir
Ey müddeî sûretin çok mütevâzı' fakat
Evhâmı kıyâs ile zunûnun ahter midir
Halîl memûr olmadan envâ-i da'vâyı koy
Sorarlar ki da'vâlar isbâta eser midir
Bu dem bir dem ki kadrini bilene merhabâ dirler
Hilâl kaşların bedrini silene gör hebâ dirler
Yatar gâfil gezer iken hesâb it uykuda n'olur
Hemân fikri olan dünyâ o fikrine vebâ dirler
Okur gûyâ ulûmi çok ararsan fehmini hiç yok
Hakîkat söz cânına ok buna itdi ibâ dirler
Gülün hârı bulunmak ism-i Settâr'ın murâdıdır
Geçüb hârdan güle irişene bâd-ı sabâ dirler
İrüb bir kâmile müşkillerini setr iden ahmak
Bu nâdânın Hudâ indinde adına cebâ dirler
Eğer kâmilse hall itsün deyû müşkilini bekler
Dimez ki bana muhtâç mı bu bed vehme tebâ dirler
Bu emsâl vehm-i bâtılla olur a'dâ-i Hak bilmez
Olur mu buncası da ey Halîl olsa kabâ dirler
Eğer yârimi bulsaydım bana kim olmaz idi yâr
Gönül muhkemce merbût olsa yâr medâr mı idi zâr
Gönülde sonu yok zevki bulaydı hep gönül ehli
Bilmezdi şehvet ne ya izzet ilm u câh ile ağyâr
Hudâ sever tamah itmez isen mülküne sen Anın
Eğer halkın elindekini görmezsen, kamûsı câr
Bütün ekdâr u âlâmın bu dünyâ sevgisindendir
Geçersen dünyâdan dost oldu sana ejder ile mâr
Bu dünyâ hem içindeki hayâl uyku ile evhâm
Eğer böyle bileydin kalmaz idi sende nâm u âr
O kim uykuda kalmışdır boşa duyguda kalmışdır
Uyansa işi görmüşdür ider bu vârı târ u mâr
Ne sırdır ki iki yoldaş biri rahat gider yolda
Diğeri mihnet ü taab elemle yolu kılmış dâr
Uyan yoldaş diyor ana diğer yoldaşı, ammâ o
Derin uyku ile kılmış yolunu bir deme kenâr
Aman şehveti koy hasmındır mahv eyler o seni
Helâk ider didi ammâ uyanmaz eylemedi kâr
Refîk-i şehvet İblîsdir ki anın aslıdır ateş
Nefs hevâ ile dünyâ çeker o gâfile dîvâr
Uyam anlara ben deyû bulur dürlü dalâle yol
Gider âyet hadîs u şer' ile sanursın Hak arar
Halîl bu bir ulu yoldur değil zannın gibi hâşâ
Uyan bir kâmile uyub tanı kim imiş ol Settâr
Sen sana virdin karar düşmân ile berâber
Kurtuluşa yol buldun hüsrân ile berâber
Eyvâh suç itdim deyû nâdim olmazsın ey dîv
Her dem seni eyi görmek hızlân ile berâber
Olmuş işin pek fenâ yarın seyr eyle anâ'
Bin kerre didim sana akrân ile berâber
Taşdan kara hem katı kalbin bulmaz necâtı
Almış gibi berâtı, küfrân ile berâber
Gezersin eğri eğri sandın özünü doğru
İblîse virdin bağrı püryân ile berâber
Hacc u savm u amelin mahv oldu yok haberin
Var nifâkdan eserin isyân ile berâber
Zikr itmedeyim dirsin mü'mine levm idersin
Sözde fikre gidersin nisyân ile berâber
Mü'mini görünce kalbin azıcık yumuşar
Emsâlini bulunca şeytân ile berâber
Ben anı sevmem işim eylenmek ana didin
Kur'ânda var temsîlin tuğyân ile berâber
Sen bu işde billâhi kazanmadın ey nâdan
Gitdin ateş yoluna hayvân ile berâber
Nemrud'u koymaz isen ateş kırbacı başa
Gelir hem de yanarsın evsân ile berâber
Alma Kur'ân'ı ele la'net ider o sana
Bin dürlü zenb olamaz Kur'ân ile berâber
Mutahhar olmayana tutmak harâmdır ana
Mahrem yanında durmaz mihmân ile berâber
Şân u şhretin içün mevlid adlı cemiyyet
Eylemişsin işitdim Mervân ile berâber
Her ne işi tutarsan âgâh ol ki hebâdır
Zîrâ Azâzil olmaz Rahmân ile berâber
Şerre dilin tiz döner hayra ağırca biraz
Anla tiz ayarını mîzân ile berâber
Hak sana perde açub gel kulum dise lûtfen
Bin mâni' düşünürsün noksan ile berâber
Zîrâ ol demde icâbetin Hakk'a hoş gelir
Bunu da sevmez İblîs a'vân ile berâber
Ol ise dostdur sana tâ doğduğundan berû
Tam seni zapt eylemiş butlân ile berâber
Doğrusu pek güç olur tâ ki saç ağarınca
Dost olanı terk itmek buhrân ile berâber
Hele o dostunla kal gidip sonra evine
Çün bu sözüm sana hoş burhân ile berâber
Hem de hulyâyı koma ki cennet ola yerin
Cehennemle birlikte gılmân ile berâber
Ey bî-çâre tiz uyan pişmânlık oduna yan
Gülmez Hakk'a uymayan peymân ile berâber
Yarasalar gibi şems-i Hak'dan kılma hazer
Yolda bellerde kalma tâbân ile berâber
Hak yoluna durma gir erenler izine ir
Sanma Hakk'a irilir tâlân ile berâber
Geç bu fâni fânusu olub sivâ-i nâsı
Koy sen bu cümle nâsı elvân ile berâber
Her eşyâdan Hak sana neler söyler baksana
Taş eriyüb aksana evzân ile berâber
Zakkum ağacını koy artık yemişine doy
Şehvet olmuş sana soy ağsân ile berâber
Tecessüs eylemede semt-i dalâli buldun
Söyle bunlar olur mu îmân ile berâber
Sırtına aldın kenef gitdin saraya taraf
Birleşmez ey nâ-halef eyvân ile berâber
Binlerce yüvesvisi kalbinden çıkarmadın
Bunlar olur mu sandın îkan ile berâber
Yeryüzünün envâ-ı hayvanâtı sendedir
Öldürmedin birini insân ile berâber
Her birin cânın gibi sakladın ez-derûnda
Ayrılmak dilemedin evtân ile berâber
Hakk'a hücûm idersin cehlin ile gidersin
Hem de benlik idersin emân ile berâber
Ateşle su cem'ini sanma idersin anı
Muhâl aslâ birleşmez imkân ile berâber
Terk itmeyen sivâyı Hak dediği riyâyı
şık mı ey mürâi ekvân ile berâber
Dönsene Hak yoluna uysana bir kuluna
Salın sağ u soluna elhân ile berâber
Âdâba kıl riâyet koy âdâtı nihâyet
Eyle seni vikâyet im'ân ile berâber
Her suçlarına ağla yakılub nefsi dağla
Pişmânlığa bel bağla efgân ile berâber
Sen sana kalma sakın olma dünyâya yakın
Gözedüb kıl evsâfın ihsân ile berâber
Dâimâ hâline bak olma Allâh'ına akk
Söyle her dem Hak u Hak ahzân ile berâber
Dilinden gayrıyı kes Allâh di sen her nefes
Aşkın havâsına es idmân ile berâber
Bekleme faslını hiç unutma aslını hiç
Ye's itme vaslını hiç erzân ile berâber
Korkma levm-i lâimden zarar gelmez hâinden
Âekinme behâimden erkân ile berâber
Sen sıdk ile kâim ol mâsivâya sâim ol
Gâyetle mülâyim ol a'yân ile berâber
Sanma Mevlâ bulunur kesel batâlet ile
Mâdem ki cân üns ider ezmân ile berâber
Her dem vüzû' içre ol deryâ gibi dîlde dol
Namâzda mescidde ol ezân ile berâber
Senlikden geçmez isen câm-ı Hakk içmez isen
Ol bilinir sanma bu iz'ân ile berâber
İçeriden içeri git yolda hiç zâhir olma
Çünki şhret umulur i'lân ile berâber
Ten beslemeği terk it Hak buğz ider sen derk it
Mevlâ'yâ vuslat olmaz ebdân ile berâber
Halîl sana ne disün yine bilmedin ise
Yol ile hâlini bil tibyân ile berâber
Âcizim ben ey Hudâ kudretin ile kıl nazar
Emr-i mahzûrda gurûra düşmüşüm koyub hazer
Sırr-ı sırrından ayân it bana ledünn ilmini
Kim anınla ideyim ma'nâda ben sana sefer
İlm-i nâfi' bahş kıl hem şeri'den ayrılmayam
Düşüb ilhâda iki cihânda bulmayam sakar
Cümle merâtib-i nefsi avn-i tâmmınla geçir
Geçmeden geçdim bilerek kalmayam Beyne'l-Beşer
Görmeyem mâ-fevkimi dînde imiş mâ-dûn gibi
İ'tibârı bulmadan olmayam aslâ mu'teber
Mekr-i ricâle olûb mâ'ruz merdûd olmayam
Dergâhından Hâdî hem de diyeyem ki Eyne'l-Mefer
Ol Muhammed Mustafâ Kureyşî Haşimî yolun
Bi't-tamâm erzânı kıl ki olmayam hiç der-beder
Aynı gayna kılma mağlûb Halîl'e Kur'ân'ı vir
Semt-i küll idrâki ihsân eyle Kâdi-i kader
Eğerçi câhile virmez meşamme hep cihân güldür
İçi hârdır o hâinin görür hârı gümân güldür
Gönül bağlamış avratla oğul kıza, nîce görsün
Ki nedir nefs-i Rahmânî ya aşkın adı cân güldür
Bu sahrâlarda gayrı yok hemân Leylâ'nın adı var
Bütün lisan Anı söyler ki bu cümle ayân güldür
Ne meftûn oldun ol zâil hayâl-i bâtıla zâlim
Ko her ne ki elinde var alırsan armağan güldür
Senin aklın eğer aşkı revâ görmezse cânında
Hemân terk it o gaddârı o kâtı' hemân güldür
O şey ki akl adın takub didi binlerce insâna
Seni teb'îde kast eyler oysa râz-ı nihân güldür
Bütün âyineden zâhir Anın yüzü Halîl ammâ
Ne bilsün uykuda gâfil ki tam Pîr-i mugân güldür
Kabzı basta tercih itmez ise sâlik tâğîdir
Çünki kabz-ı Girdigârın kula avn otâğıdır
Sâlik'in kesr-i hevâ-i nefsi kabz içre hemân
Yıkmağa emmâreyi vesîle kabz'ın çağıdır
Kişi sevdiğinin iki kollarıyla haz alur
Ol Hudâ'nın sevdiğine kabzını bil bağıdır
Basta mesrûr olanın yok hiç rızâdan hissesi
Hoş olur sûretde ammâ ma'nînin orağıdır
Çünki mahbûbdan olur cefâ ayn-ı lûtf olur
Hâline kalmak ibâdın arzusu ortağıdır
Ey Halîl derde devâ ne ise sen anı dile
Zîrâ rahmi ol tabîbin sînen üzre dâğıdır
Aşıklar ma'zûr olur
Efgânı meşkûr olur
Ehl-i aşkı ta'n iden
Mevlâsından dûr olur
Aşk yolu akla uymaz
Tedbîri nefse koymaz
Gamdan haberi duymaz
Gönlü hep mesrûr olur
Mâl u mülk ü hânümân
Olmaz âşıka dermân
Nâr-ı aşka bir zamân
Yanub âşık nûr olur
Kalbinde keder olmaz
Hiç şevki heder olmaz
şıkı yeder olmaz
Pîri ile hûr olur
Esmez aslâ her yana
Uymuş Kâmil insâna
Sırrı Anın Mevlânâ
Sûretinde hor olur
Bakmaz âdet-i nâsa
Muhâlifdir hannâsa
Azm ider Rabb-i nâsa
Her dem ana sûr olur
Şer'a riâyet işi
Sever fakîr dervîşi
Kalbinde yok teşvîşi
Çün dolu huzûr olur
Sevmez dünyâ ehlini
Görmez halkın cehlini
Gedâ bilir kendini
Hep ana mebrûr olur
Acele nedir bilmez
Yolundan avk idilmez
Anınla zevk idilmez
Kahrı çün makdûr olur
Ya'ni ehli aşka taş
Vuran Allâh'a savaş
İtmiş olur o kallâş
İki gözü kör olur
Ana sû-i zânn iden
Oldur nîrâna giden
şıkı gıybet iden
Kâfir u mağrûr olur
şık dostu düşmânı
Bir görür gülistânı
Bağ ile çölistânı
Seçmek ana zor olur
Ammâ Mevlâ'sı bakar
Düşmânın oda yakar
şık su gibi akar
Alçakda yürür olur
Hâli bir hâle gelmez
Şehr ile sâle gelmez
Sözleri âle gelmez
Hikmetden menşûr olur
şık medhinde kitab
Yazılırsa bî-hisâb
Olmaz Halîl o bir bâb
Ahbâbı mağfûr olur
Maksûdundan gayrı şeye itme zinhâr intizâr
Her mürîd olan murâdı içün eyler i'tibâr
Didi Peygamber ki niyet ile amel mu'teber
Hüsn-i niyetden diğerin eyleme sen ihtiyâr
Hem de fakrı tercih it her bir gınâya her zamân
Zîrâ ol mefhar-ı âlem fakra kıldı iftihâr
Fakrı sev fakrı ara fakîr ile her dem bulun
Fakrı bulmadınsa eyle bâri dâim iftikâr
Hulk-i seyyi' cümlesi mahv olmak oldu fakr-ı tâmm
Hüsn-i hûyi buldunsa oldun ittikâya müsteşâr
Söyleme ârif katında meğer emr ide kelâm
Vâcib olursa riâyet kıl idesin iktisâr
Ey Halîl âgâh olanlar ekserî kılar sükût
Anlaşıldı bilmedin çün eylemedin ihtisâr
Şehvet yolunda gamlı İslâmı gerçek midir
Savm u salât hacc u zekât i'lâmı gerçek midir
Hak zikri ağyârından kesmese zikir midir
Dünyâ çıkarına boş ikrâmı gerçek midir
La ilâhe dimeden maksad illâ olmasa
Kalbe huzûr dolmasa ikdâmı gerçek midir
Hakîkat esrârını bilmeden halka rehber
Olduğunu söyleyen ifhâmı gerçek midir
Cünüb iken hicâza giden hacı mı olur
Dünyâ ümîd idenin ihrâmı gerçek midir
Doğma körün gözleri güneşi hiç görmese
Dolandı gördüm dise akşamı gerçek midir
Ey Halîl Hakk'a kurbân olmayan oğlun mudur
Ruhları bî-irfânın ecsâmı gerçek midir
İç kırmızı şarâbdan ara sen insândadır
Sanma anı harâbdan mecmâ-i umrândadır
Kerâhate yaklaşan mü'min-i kâmil değil
Harâmı helâl bilir ol ki hep küfrândadır
Mekrûhu mübâh deyû halka da tervîc iden
Şeyâtin-i ins odur bilmez ki hüsrândadır
Ehl-i kemâl olanın zerrece hiddeti yok
Hiddeti âciz ider muktedir sultândadır
Kabz-ı Celâl ile hoş bulun olma levn ile
İnsânlığın kalmasa menzilin hayvândadır
Görür mü sandın anı heykeli basar ile
Ol gözün sâhibi ki rû'yeti elvândadır
Hacı mıdır ol gabî görmüşken beyt-i Halîl
Zemzem içerken dudak akl u fikri Van'dadır
Ehl-i câhı ta'n iden tâlib-i her-câh olur
Şol ki dinlemez anı ârif-i âgâh olur
Cîfenin tâlibleri birbirini ta'n ider
Kim kimi andıysa çok ol ana hem-râh olur
Gâfil ü zâlim hemân halka ider bed-gümân
Şunu bunu bir zamân söyleyüb güm-râh olur
Halka noksan bulmağı kendüne hüner iden
Ahmağı görse âkil dil Sübhânallâh olur
Akl u fikri merdûdun işe noksan bulmada
Bilmez o fiâli çün matrûd-i dergâh olur
Ağz açub söylemeği çün hüner bildi tûti
Kaldı kafesde her dem söylediği vâh olur
Çok laf ile yorulan seherde uyur iken
Sumt ile fikr idenin zikri İllâllâh olur
Hamle idüb eyleyen Nemrûd mudur ey Halîl
Buldunsa Rabbını, her ateş cilvegâh olur
Sarf-ı tâmma irmeyenler ind-i Hak'da sâf mıdır
Âdem'in Âdemliğine var işâret laf mıdır
Rütbe-i insânı bulmak sanma kâl u hâl ile
Virmeyen mevcûddan eser mazhar-i elfâf mıdır
Kâmilin kemâli bilinmeğe zemmi perde mi
Sırr-ı Hak bî-gânesi ey câmi-i evsâf mıdır
Çok fünûn u ilmi bilmek ma'rifet sanur bu halk
Her fünûndan geçmeyenler sırr-ı Nûn u Kâf mıdır
Te'lîf ü tasnîfi terk it hele bir insâfa gel
İsme mazhar düşmeyenler tâbî-i eslâf mıdır
Hadd u hudûdu sunûfi var mıdır kâmillerin
Ayn-ı Zâta mahv olan a'mallere esnâf mıdır
Kuleyi Kâf zu'm ider vehmini ol zâhid meğer
Söyle ey irfâna mazhar vardığı yer Kâf mıdır
Müddeî söyle visâl-i Hakk'a alâmet nedir
Post u tâc u hırka sûretin ile etrâf mıdır
Mesmû' veya mat'ûn-i halka gıyâbı ta'n iden
Ahmakın derk-i ucbu hiç vâkıf-ı eltâf mıdır
Ey Halîl şyle cihânda fetret ile gezenin
Me'vâsı nîrân mı nâr mı vâdi-i a'râf mıdır
Burada bulmayan hidâyet yarın Hakk'ı güç bulur
Kılmayan kutba riâyet tâli'ine suç bulur
Emr-i Hakk'ı kılmağa îmân-ı tâmm muhkem gerek
İblîse yâr olmayan her dem rızâya göç bulur
İsmail olub Hudâ'ya cânı kurbân eyleyen
Kendi âzâdına ol dem bu tenini koç bulur
Pîr-i kâmil ahdine durmaz müzebzeb meyl ider
Her yana, sonu murâdın hâsılını piç bulur
Hak hidâyet eyler ise kula, kul Hakk'ı sever
Baş mukadder baş bulur kıç ehli her dem kıç bulur
Sûret-i îmânda küfr olsa mukadder kişiye
Ayn-ı Furkân içre küfre gitmeğe bir uc bulur
Nâkısın gözüne Kâmil pekce enkas görünür
Ey Halîl huffâşa sor zulmetde şemsi hiç bulur
Ârif-i billâh sözü bil dertlere dermân olur
Dünyâda hâif olan uhrâda el-emân olur
İlm ile ma'lûmi ârif ile ma'rûfi nedir
Nass ve icmâı nedir anlamayan bî-gân olur
Her asırda yüzyirmidörtbin dahî a'dâd ile
Her biri bin dürlü Hak emrine fermân olur
Rütbe rütbe kulları var ol Hudâ'nın bî-aded
Ba'zı ehl-i zayf olur ba'zıları mihmân olur
Himmet-i âlî gerek dervîşin Hakk'ı bulmağa
Râh-ı Hudâ'da kanâat eyleyen pişmân olur
İki görmez ârifîn gözü velâkin gösterir
Sırr-ı Hakk'ı ifşâ iden insân iken hayvân olur
Mazhar-ı esmâ hakâyık câmii bir kâmili
Buldun ise, cümleden Anın yolu âsân olur
Değme bir külhânı sultân zann iden gördü zarar
Kayd u kuyûd ile Kâmil ki o bî-nişân olur
Yok alâmet ehl-i Hakk'a bilineler herkese
En hakîr zu'm olunan bil sâhib-i zamân olur
Bu Halîl'in sözünü cân sem'i duysa tiz bulur
Kendüdür alçak kamûdan gayrı hep zîşân olur
Bey' iden bir kâmile meyl itse gayra, tard olur
Zîrâ Hak merdinden i'râz eyleyen nâ-merd olur
İçi bin levs ile memlû bulunan kalbi bozuk
İ'tikâf itse de aslı üzre hâr-ı verd olur
Kendi-veş mağbûna itse bey'i sâbitdir hemân
Kâmili görse gözü gâyetde kalbi berd olur
Misl-i huffâş ihtifâda kalsa zulmet hoş ana
Çünki güneş görmesi anın kederle derd olur
İçi dışı başka anın adı münâfıkdır sakın
Ey Halîl insân olan bu âlem içre ferd olur
Tatlı sözünde hoca nifâkından eser var
Anlaşıldı başında bir aksi yel eser var
Düşünmeden söyledin hele şu sözlerini
Kuvveden fi'le geldi her suçundan hazer var
Kalbindeki tuğyânı ızhâr itdi dudağın
Câhil anlamaz ammâ duyan ehl-i basar var
Şu sözlerini te'vîle çalışırsın kâmile
Bil ana ey nazarsız, her işinden haber var
Zât-ı sudûrda ne var anı Hudâ bilince
O Hudâ'dan bilmeğe insân-ı mu'teber var
Gaybı kul bilmez ammâ Hak bildirirse bilir
Bu âlemde kalblere câsus olan beşer var
Hak anı kıldı şâhid kulun içi dışına
Entüm şühedâ hitâbı ile müftehar var
Güleç yüzü Kâmilin gafleti sanma Halîl
Hak emri üzre anda me'mûl ü mustabır var
Ol ki Hak indinde îmân şahsına makdûr olur
Kavl-i sâbitde durur her sa'yi de meşkûr olur
Esmez her semte hemân bir semti Hakk'a doğrudub
Halka bed gözükür ammâ ind-i Hak mebrûr olur
Tapmaz ol sûrete, düşmez nev'-i şirke zerrece
Hak delîlinden diğer, gözüne âlem hor olur
Horluğu nefsine isnâd eyleyüb Hakk'ı sever
Gâhî firkatle elemde, vasla âgâh mesrûr olur
Redd ile kabul arasında geçer vakti nîce
Ecre hamd idüb zünûba tâib u mağfûr olur
Redd kabûl içre bu dem gelir ecri terk ider
Vârı Hak'da derk ider nâr içre kendi nûr olur
Levh içinde kaydı matrûd gözleri mahtûm anın
Var alâmet zâlime bu fanîde mağrûr olur
Ehl-i Hakk'a yolu varmaz, varsa da tiz kat' olur
Zîrâ nâr ehli Hudâ nûrundan el-Hak dûr olur
Sâbıkînin zümresine giremez şehvetperest
Baş gözü dört olsa görmez kalbi dahî kör olur
Avratının resmini Kâ'beye asmış ol hacı
Koyduğu put beyt-i Hakk'a, mü'mine manzûr olur
Ehlidir, evlâdıdır arzusu taptığı anın
Hacc u savmı, ilm ü a'mâli tamâm menfûr olur
Dîn-i Ahmed ind-i Hak makbûl olan yoldur Halîl
Sanma her çengâl-i nefse asılan Mansûr olur
Ey Hakk'ı sevdim diyen gayra meylin hatâdır
Bu aşkın Mevlâ içün sana Hak'dan atâdır
Nefs-i emmâre sana desîseler ider kim
Gayrıya sarf idersin bu aşkı, nâ-revâdır
Ehl-i Hudâ'nın işi emr-i Hudâ'sız olmaz
Harâma meyl idenin tâatları hebâdır
Hudûdu var Hudâ'nın görmeyene ateşi
Korkmayanlar Hudâ'dan İslâmdan mâ-adâdır
Hak sûretli mülhidin Hak sanma sözlerini
Kâfirin küfrün kesen ol seyf-i müctebâdır
Şerîatden ileri zâhirde bir geçit yok
Sırât üzre bekleyen ehl-i nâr mübtelâdır
Tâbi'-i râh-ı Ahmed'de kemâl üzre bulunan
İki cihânda sâlim u müslim muktedâdır
Tarîkatden habersiz hakîkatde zâlimdir
Ma'rifetden esersiz merdûd-i indenâdır
Beyyinât-ı Halîl'in tafsîli sende mevcûd
Bu tezekküre olub i'lâm-ı mücmelâdır
Ehl-i nifâk şerrini pek usluca dağıdır
Sanursın ki lûtf ider hamiyyeti çağıdır
Vah acırım ana dir halbuki mahvın diler
Varının yoğun diler şâhidi göz ağıdır
Hîlesi sözlerini merhametle süsleyüb
Kuvvetli fesâd ider Azâzil tutsağıdır
Câmi de gör öndedir takvâ disinler deyû
Harâmların anbarı kim bilir kursağıdır
Fıskı zâhir olana selâmı eyler diriğ
Levm itmesün halk deyû her fıskın ortağıdır
Gönlü dolu buğz ile anı idrâk eylemez
Kendini insân sanur vahşetlerin tâğîdir
Her sûret ile gönül uğrusuna uğrayub
Karanlığını dime gözlerin çırağıdır
Ehl-i Hudâ sözleri kimlere ki kâr ider
Arş-ı muallâ Halîl anların durağıdır
Sırât köprüsüne benzer Tarîkat yolu ey server
Sen anı sanma ki geçer o kim akdan kara seçer
Anı bir sehl şey sanma yol urucuya aldanma
İkilik eyleyüb yanma o kim kılıç gibi keser
Neler görür geçince cân o sıratdan öte hemân
Geçemeyen bulmaz irfân Hudâ'yâ ol nîce irer
Cemîl olan sivâsından geçemeyen fenâsından
Demi urur bekâsından olur İblîs ana rehber
Ana irmek olur sensiz dahî var benliği bensiz
Sözünü bilmeyen densiz adûsundan olur kemter
Gerek ayn-ı visâl-i Zât değil vuslat hayâl-i Zât
İşidenler makâl-i Zât geçemezse olur ebter
Nazardan gayrıyı mahv it hem önce benliği ref' it
İçinden senliği def it yıkılsun kal'a-yı Hayber
Odur kim hâl makâli yok, visâl oldur hayâli yok
Mekâl oldur zevâli yok, budur peyâm-i Peygamber
Vatandan geldi bu nâme ki sen aldanma en'âme
Bakar mı hiç kâim-makâma halîfedir diyen Haydar
Hudâ birdir niteliksiz irilmez Ana meliksiz
Velâkin bil ikiliksiz iden iki şimirdir şer
Okudun nâme duymadın ikrârı câna koymadın
Kâmil insâna uymadın duymadın mâ zâğa'l-basar
Küdûretden gönül ârî olunca gelir ol Bârî
O dem gözler görür yâri hafîd-i âleme mefhar
Ki zîrâ incedir kıldan değildir ta'rîfi dilden
Nemrûd mu göre Halîl'den nîce yanmaz o kim düşer
Bunlar anlardır ki lillâh terk-i sâmân itdiler
Ayn-ı zulmetken kulûbi şems-i tâbân itdiler
Bakmadılar âlemin hem azına hem çoğuna
Terk idüb şâhı gedâyı azm-i Rahmân itdiler
İki cihân nimetini bir nazarda terk idüb
Devlet-i sırr-ı visâle derk-i iz'ân itdiler
Mâsivânın cümlesinden ayırıb gönüllerin
Mümkinâta virmeyüb yol beyt-i sultân itdiler
Dost-u Hakk'ı dost bilüb Düşmânına buğz eyleyüb
Fîsebîlillâh nîce ahbâbı düşmân itdiler
Geçüb İbrâhim gibi Azer ile hem sahrîden
Ehl ü evlâd ile nefsi yâre kurbân itdiler
Hak vücûdudur vücûdu bunlar oldular Halîl
Hem habîbdir sonları her sırrı seyrân itdiler
Hakk'ı görmek dileyene cânda olan göz yeter
İnsâf ile anlayana söylenen bir söz yeter
Ol ki insândır yüzü ammâ hayvândır özü
Hakk'ı duymaz hem de görmez gözlerine boz yeter
Hakk'ı bulmak ile kendün cümleden iden beri
Gayrısını neylesün Allâh'ı bulmuş öz yeter
Nâr-ı aşka yanmağa kâbil olan barut gibi
Nâr-ı cahîm istemez ana hemân bir köz yeter
Şekerin dâdın bilmeğe gerekmez dengi deng
Ey Halîl sağlam olan dile şekerden toz yeter
Kim ki hısn-ı Hudâ'ya girmedi şakî oldur
Kim bakmaz mâ-adâya sermed-i takî oldur
Ehl-i cennet ile nîrân bilinir cân ehline
Ağyârından ayıran Hudâ'nın sevki oldur
Cihâna meyl idenler inanmazlar Hudâ'yâa
Hemân Hakk'a gidenler arayan fevki oldur
Kin kalmaz ise şâyet inâyetden eser ider
Ki lûtfu bî-nihâyet sûfînin şevki oldur
Gadab var ise tende muhakkak ehl-i dûzah
Behîm sûreti sende kilâbın zevki oldur
Tak ipi gerdânına Halîl bağla tiz anı
Sabır gelse cânına koy anı tavki oldur
Senin çün geldi mürseller
Senin içün eser yeller
Senin çün gözdeki seller
Seninle yücelir eller
Senin içün akar sular
Senin çün hoş yürür yollar
Senin çün gamlı yüz güler
Senin çün zikr ider yeller
Senin çün mevc ider deryâ
Senin çün dîlde hoş deryâ
Senin çün cûş ider deryâ
Nihâyetsiz akar seller
Senin çün sûm'a ve mescid
Kuruldu geldi her mevlid
Senin çün ni'meti mezîd
Diler salât ider diller
Senin çün mü'mini kâfir
Geldi esnâf-ı halk vâfir
Senin çün sebt olur sâfir
Umar senden bütün iller
Senin çün âşık u ma'şûk
İstiğnâsıyla nâzı çok
Senin çün oldu kamer şakk
Senin çün savt ider ciller
Senin çün medh ider celîl
Sana Kur'ân'da dir cemîl
Senin çün vasf ider Halîl
Yakâlar çâkk ider eller
Gör bu zamânın insânı Hak dînine ne dimişler
Neyi hoş görmedilerse harâm adına dimişler
Ruûnete nezâfetdir diye dürlü yola gidüb
Dînin esasların koyub esas fer'îne dimişler
Gerçek İslâm olanlara horlukla bakub anlara
Kaçub aksi kenarlara bakman sözüne dimişler
Râh-ı eshâb u tâbiîn nedir meslek-i sâlihîn
Tutanlarına tâlihîn gitmen izine dimişler
Mevlâ'nın ibadetini koyub tutmuş âdetini
Anlar ki kötemiş etini gerçek özüne dimişler
Kibr u hevâ ucb u riyâ idene şeyh ile dervîş
Dünyâsıyla mülevvesin tahsîn ilmine dimişler
Deryâyı görmeyen içün batak bahr-i muhît olur
Anın çün câhile dûzâh odu cehline dimişler
Halîl senden ednâsı yok bu mahlûkâtın içinde
Hemân sen seni gözetle deli mi bu ne dimişler
Bu irfânın çokluğu sor sende cânım hüner midir
Yokluğu bulmayanı gör âlemde zerre er midir
İlm ile fünûnun seni meşgûl eyledi Bârî'den
Bilinmek fikrini hâmil ol cesed üzre ser midir
Bil düşmânın sana senin gafletini haber virir
Söyle anın düşmânlığı Mevlâ'dan sana şer midir
Hudâ gör bu kâinâtı nîce sınıflar eyledi
Her birin yerli yerinde göremeyen basar mıdır
Hikmetler ile irfânı koymayanlar bu elvânı
Halîl tasrîf-i fânî kılmak eyi mi keder midir
Hak diyen âşıkların her işleri Hak olur
şıka âsî diyen Mevlâsına akk olur
Mevlâsına cilvesi hem nazı sâdıkların
Geçer, geçmez gayrının tâati figân olur
Altunu yimez toprak suç dahî âşıka bak
Aşkdan ol bî-nasîbin altunu toprak olur
Temelsiz ihlâsına güvendi gâfil zâhid
Zühdünü aşka satmaz gör ki bî-mezâk olur
Levm itse kendüni halk dîn u îmânı hebâ
Hürmet ü medhi sever fâsık-ı mutlak olur
İsyânı tâatlere tercîh eyledi Halîl
Çünki sıdk ile tevbe tevhîdde bir sâk olur
Sakın virme haber âşık bu gîce geldi yâr-ı gâr
Eğer sumt eylese dilin fecirde şems-i yâr doğar
Sakın bu sırr-ı yârî kimselere itmeyesin fâş
Gönül esrâr-ı kenz olsa içinde şehr-i yâr doğar
Bu bahr-i aşk sana bir lü'lü-i şehvâr virdi ise
Anı bir yâda söyleme ki başına dolu yağar
Bu sırr-ı aşkı Hak il'e viremez virse zarârdır
Eğer bir damla buldunsa anı sal göklere ağâr
Ki zîrâ bu aşkın yokluk ider îcâb gidenine
Ne ki elindedir terk it Halîl gör ki neler doğar
Aslından uzaklaşan dumanı gör karadır
Yanmak içün yaklaşanların azmi yâredir
Eşyâda esrâr-ı Hakk'ı görmeyen âvâredir
Tahsîl-i irfândan özge kalan bî-çâredir
Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır
Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır
Merhabâm var ezelden o güzel cânanıma
Aslâ merhamet itmez âhıma efgânıma
Bilmem kast eyledi mi iki damla kanıma
Bilmem murâdı irişdirmek beni kânıma
Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâra'dır
Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır
Toprak idim gülerdi un olmuşdum elerdi
Çünki yetim olmuşdum gözlerimi silerdi
Koç iken kurbânına bıçağını bilerdi
Bilmem ki dürlü elvânımda o ne dilerdi
Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır
Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır
Bana sen varsın didi cehl olmuşdu sıfâtım
Ol dem ki yârsın didi mahv oldu her cihâtım
Adem levhini okuyunca bildim memâtım
Hayy ü Vedûdu buldu bilmem bulan mı zâtım
Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır
Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır
Dûzah korkusu yakdı harâb itdi gönlümü
Kül olunca komadı türâb itdi gönlümü
Cefâ safâsı nehrine âb itdi gönlümü
Kapuyı bekler iken mihrâb itdi gönlümü
Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır
Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır
Fakr u fenâyı buldum tükenmez devlet imiş
İzzetlere irmeğe vesîle uzlet imiş
Ehl-i Hak didikleri gizlice millet imiş
Halîl olmakdan murâd dost ile halvet imiş
Şâhid olsun dû-cihân azmim o Gaffâr'adır
Zâhir olsun bu nihân her vârım Settâr'adır
Perde-i Gaybü'l-guyûbi ref' ideni kim görür
Buldu Settârü'l-uyûbi dû-cihânı bîm görür
Heykeli halk içre gezer da'vet emrin alalı
Ehl-i nasîb tizce sezer gâhilân görmez olur
Terk-i şehvet itmeyenler görmez o sultânları
Çokca ülfet itmeyen nâ-mahreme irmez olur
Sanma geldiler geri ol hazrete irişeli
Gördüler hiç bir yeri şol gayrı çün olmaz olur
Hak'da mahv olmuş vücûdu ne bilir a'dâ nedir
Bây ve yoksulun sücûdu ana seçilmez olur
İki âlem ni'metini terk idüb bir lahzâda
Kaydılar mihnetle zevkin gayra geçilmez olur
Her an içün yâr oldu anlar tâ ki yâre irdiler
Oldu vîrân hânümanlar baykuş beğenmez olur
Ehl ü evlâd görmeyüben zerrece nisbet ile
Farkı terke ermeyüben yolda hiç durmaz olur
Vâlidîne virmeyüb iş'ârı ma'şûk iline
Azm ü sefer kıldılar Halîl sana sormaz olur
Bulanlar hoşca bir kârı diğer işleri neylerler
Kılanlar yârine zârı bu teşvişleri neylerler
Sevince Mevlâ kulların keser gayrıdan yolların
Koyun dir sivâ çöllerin boş gülüşleri neylerler
Yürümeden murâd ol şâh olmasa her sa'yin tebâh
Mâdem olur baharı âh yaz ve kışları neylerler
Hak'dan olmaz ise tenzîl ne bilir söylesün Cibril
Şunlar ki Hak dimedi bil bu inişleri neylerler
Bir mesleğin sonu Hudâ olmaz ise ol mâ-adâ
Olur önü Hak'dan cüdâ bu gidişleri neylerler
Buldu ziyan iden kârı kaldı ancak ana Bârî
Kodu ardına gaddârı abes dışları neylerler
Ağlasun bunda kâr iden Hak'dan diğeri var iden
Hem ağyârını yâr iden boş alışları neylerler
Ümid-i mâsivâ itme gerçek derde devâ itme
Kendini bî-nevâ itme gıll ü gışşları neylerler
Meyl itdin yine dünyâya Halîl meyl eyle Mevlâ'ya
Gel asla ki budur gâye boş duruşları neylerler
Cümle derdin devâsı Ahmed Mustafâ Haydar
Aşk ehli reh-nümâsı Ahmed Mustafâ Haydar
Nûr-i Nübüvvet sırrı nûr-i velâyet sırrı
Hakk'ın hidâyet sırrı Ahmed Mustafâ Haydar
Nefse olub mücâhid riyâkâr olma zâhid
Bil bunlar nûr-i vâhid Ahmed Mustafâ Haydar
Bunlar nûr-i ezeldir birlikde lem-yezeldir
Bî-misli bî-meseldir Ahmed Mustafâ Haydar
Esâs-ı her dû-âlem sâhib-i Levh u Kalem
Mümît-i cehl u zulem Ahmed Mustafâ Haydar
Ayn-ı Hudâ mazharı ehl-i Hudâ ma'şeri
Bulunanların sırrı Ahmed Mustafâ Haydar
Şefî-i her gedâdır ayn-ı fazl-ı Hudâdır
Cümleye pîşuvâdır Ahmed Mustafâ Haydar
Geçüb nefsin tavrını gör birliğin sırrını
Viren envâr devrini Ahmed Mustafâ Haydar
Recâi'nin sürûru gözde cânda huzûru
Yerle göklerin nûru Ahmed Mustafâ Haydar
Dîl iklîmindeki şâhım Ali'dir
Usûl erkân ile râhım Ali'dir
Görünmez gözlerime cümle eşyâ
Her demim câh-ı gâhım Ali'dir
Doğan gerçi dolanur misl-i hayâl
Gölgesi şems ile mâhım Ali'dir
Gölge değil gölgesi zerresidir
Cihân şemsi dir ki câhım Ali'dir
Hakîkat melce'im sırr-ı İlâhî
Recâ ilticâgâhım Ali'dir
Hak buyurdu ki Arslanım Ali'dir
Anın çün dîlde mihmânım Ali'dir
Aşk u şevk ile bendeyim o şâha
Cihânda dîn u îmânım Ali'dir
Ali ikrârı var mü'min olanda
Nifâklı dir ki düşmânım Ali'dir
Koma kalbinde zerre şekk ü şübhe
Rasûl dir dîdâr-ı cânım Ali'dir
Velîler Pîri İmâmu'l-Mukarrab
Emîrü'l-mü'minîn hânım Ali'dir
Tarîkin cümlesi gördüm derûnda
Diyorlar derde dermânım Ali'dir
Bu yüzden kimsesiz kaldım Recâî
Vârım usûl ü erkânım Ali'dir
Fakîru'l-Hak Nûr-ı Hak'dır Ana uyan nûr olur
Kim ikilik itse Ana Hak yolunda dûr olur
Çün Odur sırr-ı Kelîm'im mazhar-ı Gufrânı'r-Rahîm
Gitdiği râh-ı Rızâ'dır vardığı dağ Tûr olur
Kâr-ı Fir'avn oldu Mûsâ'yâ muhâlif olması
Kim ki Fir'avn meşreb oldu uymamak ma'zûr olur
Nefse uymak kârıdır Şeddâd u Kârûn gibinin
Dünyâ seven Hakk'a doğru gidemez mağrûr olur
Nefsinin hevâsına uyub da şeytânirracîm
İtdi hased kim koğuldu tard ile mezkûr olur
Yedibin yıl kıldı tâat hep hebâ oldu hebâ
Secde-i âdem'den ebâ eyleyen menfûr olur
Fukarâya çevre takrîr iden olur bahre muhît
Girerek rukk-pâreye bir ulu menşûr olur
Kudret-i Hak kâfîdir zerreyi güneş itmeğe
Kim ki sözüme inanmaz küfr ile mezbûr olur
Sen ile ben bu dimekdir var olan bir Hak'dır Hak
Cümle emrini mukadder bilmeyenler kör olur
Hil'at-i Halîl'den fakrını fahr eyleyen
Hak fakîrini hor gören ind-i Hak'da hor olur
Aceb sanursın senden bu sözleri lisan söyler
Ve unsur ile terkîbi idilmiş lahim-dân söyler
Sana senden beyân Küntü kenzin remzini
Allâh alub elvân-ı anâsırdan nihânen bî-ayân söyler
Seni bir gözne idünüb dönünce yüzünü sana
Ne var ki künhünü sakla revâsından nihân söyler
Ararsın çarşu-yı fânîde şu adlı kitâbı kim
Değil hâric vücûdundan okur hem râygân söyler
Revâ mıdır sana sendeki şu eşyâyı yok bilmek
Ki âlem var görüb senden okur anı revân söyler
Gözetme sâni-i sun'undan ırak aslâ ayrılma
Hafâsı var verâsından olan gâfil gümân söyler
Bilen nefsi bildi Rabbini dimek ne ma'nâdır
Anı çün al fikrine şefî-i dû-cihân söyler
Libâs-ı ten ile mağrûr olub anları görme kim
Bu iki perde ardından rumûzu ârifân söyler
Hayâldir perdedir ten ibret ile seyr iden göze
Dime ki nutk iden oldur, anı sağ durduran söyler
Hidâyet bulayım dirsen sakın tebdîl-i dîn kılma
Ne sözler var ki mel'undur aklına uyduran söyler
O ki anın adı ancak ikâldir Hak huzûrunda
Değil mebde' meâd ile umûr-u îş hemân söyler
Şarâb-ı lâ-yezâlinden içem sekrân olam dirsen
İmâm it aklına aşkı ki hak söze uyan söyler
Mekân-ı lâ-mekâna ir zamân-ı bî-zamâna ir
Nihân-ı bî-nihana ir ki derdini duyan söyler
Recâî âşık u ma'şûk olursun nâtık u mantık
Ya kimdir sâdık u masdûk odur kim bî-zibân söyler
Eb-i müşfik gibiyem âlemde kadrim kim bilir
Her güne 'îd olmuşam her şebbi kadrim kim bilir
Çok sitem çekdim yârdan ve hem ağyârdan ammâ
Ağuyu kâseyle içdim leyl-i bedrim kim bilir
Ol ulu Sultânım itdi hoşca terbiyye beni
Dehr içinde dürr isem de gizli sadrım kim bilir
Sürünüb hâk üzre bir dem görmüşüm ummandayım
Yâr-i sehâb olmuşum nedretde nezrim kim bilir
Yer u gök itmez tahammul itdiğim bârâna ben
Kudret içre gûh-i Kâf hem oldu medrim kim bilir
Çok cefa çekdim bu fânî dehr-i derûndan ammâ
Bir nazar kıldım ki rû'yetimde gadrim kim bilir
Çün Halîl'den kâil oldu bî-nazîr ü bî-mesel
Kudretini bilmeyene nîce hedrim kim bilir
Ah u feryâdım benim arşa irmiş geçiyor
Nirde imdâd ey sînem cân bî-çâre göçüyor
Mâşûkunun çok nâzı yakdı yüreğimi âh
Yanan yürek alevi gözümden kan saçıyor
Bin dürlü nâz u şîvenin biri var mı bende
Tâkat yok bu bedende kafesden kuş uçuyor
Bir açub bir kapayub yüzünü zâlim bana
Hiç merhamet eylemez hançeri kan içiyor
Kime itmiş rahmi ol kan ağladı Enbiyâ
Re's-i Yahyâ'yı kesüb imâmeyni biçiyor
Bilmem ki kahrı Anın lûtfu yerine midir
Açınca cemâlini görem dirsem kaçıyor
Sîne-i vaslını her dem kapar bana Halîl
Yâd yüklenince Ana ol sîneyi açıyor
Şems-i tâbân görmek ister beyt-i mezâlim komaz
Hacc-ı ekber kılmak ister el ile yüzün yumaz
Nehri geçmek istiyor basdığı yeri komadan
Bilmemiş rû'yet-i dîdâr tâlibi hiç uyumaz
Dürlü dürlü işlerini bilmez sanur ârifleri
Bilmemiş ki âriflerin gözleri duman bürümez
Gaflet ile geçirüb evkâtı dir Hakk'ı görem
Tâlib-i rû'yet gözü bilsün ki nemden kurumaz
Aşk-ı Hak olmazsa envâ-i sadâ virmez vuhûş
Elem ü firkat nedir bilmezse kilâb havlamaz
Cümle eşyâ dem-be-dem tekmîle giderken beşer
Dinleyenler acaba bu dersi niçün okumaz
Mûcib-i saht bütün ef'âlini ityân eyleyen
Âsî neden gözyaşı silmeğe mendil dokumaz
Ol ki Hak düşmânıdır gîcesi gündüzü ferâh
Zu'm ider şöyle ki Halîl ana kahhâr kâkımaz
Hudâ'nın gayrısıyla yok bizim şuğl ile kârımız
Bizi bî-gâne zu'm ider bed-gümânlı ağyârımız
Dünyâ ile Ukbâ terkidir yolumuz sermâyesi
Ehl-i dünyâlardır deyû bakar bize ecvârımız
Yok iken ağyâr ile hiç îş ile hem ülfetimiz
Neden geldi bize dir dürlü levm iderler bî-vârımız
Âdetidir evvelinden tâ sonuna bu dünyânın
Ehline önce güler sonrasıdır eşrârımız
Kim bu ker-hâneye gönül virse şeksiz ehlidir o
Çıkmayan andan, olamaz şübhe yok ebrârımız
Girdi Nebîler Velîler ammâ gönülden berîler
Buna fehmi irmeyenler dir mi ki var evzârımız
Ehl-i safvete fenânın kîl u kâlinden ne gamm
Hâli bâle terk idenler oldular hep serdârımız
Hücceti Kur'ân olanlar kâl ile hâle serdir anlar
Ehl-i cidâl durur anlar deyû söyler gaddârımız
Dîn ü şer'i âlet iden ol İblîsin iğvâsına
İki cihân mel'ûnudur, oldur bizim zarârımız
Noksanımdan âlemin her semti nâkısla tutdu yüz
Naksı görmez kâmil olsa dîdedeki envârımız
Müddeî bâtıl cidâle beyhûdeye uğraşmasun
Ehl-i Mantık ile Halîl yokdur bizim etvârımız
Gölgen güneş güzelim sana gözler doyamaz
Ey Mahbûb-ı ezelim yâd el sana varamaz
Şol demdeki Emîne geldi rûy-i zemîne
İşaretdi Emîn'e ki doğub kıldı namâz
Götüre Şâha bizi el tutub râha bizi
İrdire mâha bizi ansız kimse varamaz
Geldim ol dost ilinden ele alub gülünden
Tutdum Pîrim elinden münkirler anlayamaz
Çün Tarîkat esrârı zâhid gider evzârı
Hakîkate kim zârı kılar ise duramaz
Gider yârin iline devâm idüb yoluna
Bakmaz sağ u soluna sivâ ana yaramaz
Halîl o yâri bulan bir kuluna kul olan
Gönlü şevk ile dolan gayrı kârı aramaz
Cehd iledir Hak yolu zinhâr cedd ile olmaz
Mevlâ'ya al git kulu kulluk sadd ile olmaz
Dilde da'vâ ne gerek cinsi temiz olana
Elde me'vâ ne gerek vuslat hadd ile olmaz
Kendin olmuş bed-ağyâr elinde şeceren var
Kalbinde hacerin var ni'met kadd ile olmaz
Senin gibi mi ecdâd oldum diyorsun ahfâd
Bes sende İslâmdan ad ismet add ile olmaz
Rasûl'ün âli uyan ceddin rengine boyan
Tenbel tenbel uyuyan gaflet vedd ile olmaz
Âl-i Resûl'üm dirsin virsem dünyâyı yirsin
Meğer sen dîve pîrsin hürmet hadd ile olmaz
Buğz eylesem küfr olur bana mezar hafr olur
Sevmem ilmim cifr olur haslet redd ile olmaz
Sevsem seni şirk olur çünki işin çirk olur
Bir nifâkın kırk olur hizmet bed ile olmaz
Sen uy ceddin yoluna beni de al eline
Şâyet Mevlâ biline bilmek medd ile olmaz
Âl olanların ilmi bahş ider Hakk'a hilmi
Halîl ta'lîm it silmi girmek sedd ile olmaz
Bir muvakkat gelişdir bu bir günden fazla kalmaz
Bir saatdir zamânı ikincisini almaz
Va'z itme bana vâiz yarın korku var deyû
Ben zamândan geçmişim geçen yarına dalmaz
Sözlerimden hoşunu alub diğerin atma
Zîrâ tabîb hastaya yaramaz devâ salmaz
Azıcık varlığı terk it hele küçül sen biraz
Sûretde ingin olan ma'nâda da ufalmaz
Sende kemâl olaydı bu dilin lâl olaydı
Hâllerin bâl olaydı derdin artar azalmaz
Her şeyi Hak eşyâda görmek değil ma'nâda
Ukbâ nerde burada dolmaz hem de boşalmaz
Münezzehdir Zâtu'z-Zât mâsivâsından bi'z-žât
Ey Halîl küllü'l-cihât onundur gayrı kalmaz
Hak didi ilmi ihâta itmeyen inanmaz
Hakîkat akvâline câhiller Hakk'a kanmaz
Kişi bilmediğinin düşmânıdır her zamân
Deyû Zeynel Âbidin eblehe sâ'ye salmaz
Dir ki Yâ Rab hakîkat ilmini söyler isem
Dinilir bana ehl-i îmân hiç yanına varamaz
Hep toplanırdı ricâl-i gabîler katlime
Tâ göreler akbah re'ylerini Hak almaz
Muhakkak saklarım ilmimi, hem cevherlerini
Ki câhil görmeye hak, çün hak ana hak olmaz
Ehl-i cehle fitnedir esrâr-ı irfân-ı Hak
Halîl dudağını yum ahmağa açmak olmaz
Ey her işden haberdâr sana ârif dinilmez
Sanma irfân yoludur bu yol böyle gidilmez
İrfân oldur haberin olmaya dû-cihândan
Çün esrâr-ı Melekût köre ta'rif idilmez
Âlim olmak dilersen sudûrdan al ulûmu
O bir ilim ki sutûr ile hiç kesb idilmez
Mevcûdu bulmak istersen koy maksûdu tizce
Taklîd u zann ile bir hakîkat fehm idilmez
Bu hamse-i havâssın alırken zevk-i fânî
Havâss-ı bâtından hiç sana hisse virilmez
Nefy-i havâtır eğer pîşe değilse sana
Cür'a-i mey-i irfân içmeğe hükm idilmez
Hemân Hudâ'ya sefer dîl Kâ'besine gerek
Diğerleri sakardır Rızâ yolu bilinmez
Kalb evinde bulmadın ise arz-ı Hicâzı
Halîl bin kez Hicâz'a gitsen de hacc idilmez
İlm-i Hak'dan sana virilen değil çok, bil ki az
Ey Hâce, bugün niçün eylemedin intihâz
Neden arayub o yâri cânın içre bulmadın
Sen bu hâl ile sanursın oldun ehl-i imtiyâz
Hazreti İbrâhim Allâh'dan diğer a'dâ didi
Sen bu halkın dostluğundan eylemedin ihtirâz
Hak Habîbine atan Ben oldum dimiş iken
Sen bu ma'nâya cândan eylemedin ihtizâz
Hem size sizden yakınım didiğini işidüb
İtmedin insâf özünü halka sandın şahbâz
Cümle benî âdemi Hak cümleye tekrîmini
Duymuş iken anlara sen görünürsün serfirâz
Cümle âdemoğluna Hak bir de Halîfe didi
Sen bu sırrı bilmedin, söz eyledin azla derâz
Her nerede olsanız o sizledir dimiş Hak
Kimse yokmuş gibi meclisde açıldın ey mecâz
Hak sana i'zâz u ikrâmı tamam kılmış iken
Gayrının i'zâzına nâz itdin ey ehl-i tırâz
Lûtf ile her bir inâyet-i Hudâ yakın iken
Halkdan tenhâ kalınca vahşet itdin çün gürâz
Kalbinin içindekini âlim iken ol Alîm
Hak bilir bende riyâ yok deyüb itdin bed avâz
Zerre nûra nûr iken yerler ile göklerin
Cismin Anın Tû'ru iken bilmedin nedir bu râz
Küllü şey'in hâlikun okur o hâfız her zamân
Ammâ İllâ vechehû dimez ki Halîl gele vâz
Ehl-i kemâl sağlığında mı sandın hünersiz
İki gün rağbetinden tiz usandın değersiz
Olmuşdu o mezârı kılmış iken ziyâret
Gözünden damla inmez uyursun ey ciğersiz
Kalıbı sanma kalıb fîhi mevtâ içinde
Bir mevtâ ki dirilmiş ba'del-mevt ey habersiz
Hakîkatın sırrını bilen keşf iden olur
Her bilgi sâhibinden yüce dârı hazersiz
Söyleşür sanki ahbâb sanursın anı fi'l-bâb
Halbuki yeri mihrâb görünmez o şecersiz
Fehm eyledinse müjde sana kelâmlarını
Mahzâ Hadîs ü Kur'ân okur sana basarsız
Hizmet iden kamûya sen gidersin tamûya
İrişsen ol hoş bûya görür idin nazarsız
Anı görürsün insân ayn-i aşk diye bil ân
İnkâra kul her âsân düşersin mu'tebersiz
Mi'râc-ı rûhu bulmuş da'vet-i Rabbe irmiş
Kim ki ana kör olmuş dû-cihânda zafersiz
Ne vakt idersin yâ Rab nasîb görem ben Anı
Alam vecd ü hâlinden olam gamdan esersiz
Gerçi alâkası var sûretle bu fânîye
Gel o Halîl sanursın zenân ile püsersiz
Vaktinden evvel gonca gül olmaz olmaz olmaz
Kul vuslatından önce kul olmaz olmaz olmaz
Dolmadan şâd u revân musluğun açma ey cân
Ben oda yanmayınca kül olmaz olmaz olmaz
Benliği sevmem diyen gerçek midir söyleyen
Dil hamûş olmayınca ol olmaz olmaz olmaz
Gerçeklerde da'vâ yok sükût itdi oldu çok
Su yollu akmayınca göl olmaz olmaz olmaz
Seyr it kâmil âdeme cilve kılar âleme
Dikeni yakmayınca yol olmaz olmaz olmaz
Hak vire gerçek delîl kıla bizleri Halîl
Göz dosta bakmayınca şol olmaz olmaz olmaz
Didi Peygamber ki Mü'min iki semme uğramaz
Bir defâ soksa akrep iki kerre sokamaz
Ya'ni aldanmak bir olur mü'mine iki değil
Çünki suçdan tiz döner mü'min geriye bakamaz
Hasbü'n-nisyân yıksa bir gönül ider tevbe kesîr
Bir dahî tekrârı yokdur aslâ gönül yıkamaz
Hak rızâsından diğerden medhali yok zerrece
Zîrâ şer'-i dîndedir sâbit o andan çıkamaz
Her dem içre ey Halîl tevbeden olma sen berî
Suçunu bilmeyeni Hak mağfiretle yıkamaz
Kuş konunca bir yuvaya âşiyandır geçemez
Yine gelüb arar anı bilse de o seçemez
Kalsa cismiyle kanada bir yere uçar mı hiç
Cânı sabr idüb inâda gidüb bir su içemez
Sanma re'yimle kalırım dönmek ile cismine
Kaderi cebr ider anı vakti gelse geçemez
Kalamaz bir yanı saklı kendüyi makdûreden
Kimse kadersiz libâsını da çünki biçemez
Bil Recai dirilirsin haşra gelince dahî
İtdiğinden sorulursun kimse Hak'dan geçemez
Aslında pâk idin şimdi zelîl oldun ey Azîz
Hem bi-pâk idin ey mecîd şimdi alîl oldun Azîz
Bilmedin aslâ kadrini bulmadın yüce sadrını
Gördüm çok idi bedrini şimdi kalîl oldun Azîz
Seninle idi her murâd bulan olurdu ber-murâd
Her yaramaz işlere ad şimdi delîl oldun Azîz
Elest de dimişdin Belî hem sen idin önce velî
Unutmuş ne dimiş dili şimdi kelîl oldun Azîz
Senin idi hep kâinât seninle idi mümkinât
İster tutub istersen at şimdi Halîl oldun Azîz
Ahvâlden bir şey aslâ ârifi meşgûl itmez
Ol bir işler ider ki san anı bir kul itmez
Dilinde samt-ı dâim Hak'dır sırrında kâim
Mûtı' vahş u behâim ammâ o kabul itmez
Gayrıdan ma'zûl olur yâr ile meşgûl olur
Himmeti mebzûl olur lâkin sana ol itmez
Tâ ki lâyık olmadan aşk ateşi dolmadan
Benliğinden solmadan vuslat içün yol itmez
Tedbîrinden gâibdir Mevlâsına râgıbdır
Emr-i Hudâ gâlibdir tefekkürü bol itmez
Ya'ni dünyâ düşünmez Hak fikrine üşenmez
Mevlâ'ya gider dönmez yolu sağ u sol itmez
Sözü remz ile olur özü kenz ile olur
Sanma benz ile olur ol böyle usûl itmez
Âriflerin riyâsı mahcûbların ihlâsı
Berâber gelmez Halîl, ârife vusûl itmez
Ey dervîş bilirim seni aslâ dervîş olamaz
Bu gaflet ile dîlhânesi aşkla dolamaz
İnkâra yardım ideni cânın gibi sevdin
Bu hâl ile dîn evi kalbinde kurulamaz
Doğru yoldan dönmeğe burhân aradı dîvin
Sen de oldun tâbi mislini hiç bulamaz
Envâr-ı âdemi âdemde görmüşken özün
Âevirdin Hak'dan yüzün sözüne uyulamaz
Dünyâna âhireti satdın mağbûn yanıldın
Bin kerre Hakk'a dua kılsan da duyulamaz
Ârif ne kılsun sana merhemi atdın oda
Bu hâl ile derdine dermân hiç bulunamâz
Sorsalar nefsine bir insân bilir özünü
Böylelikle o şâha bil aslâ varılamaz
Sen seni cümleden ednâ bil kalbinde Halîl
Hem câhili add it ki benliğe doyulamaz
Hak didi bir gönülde iki mahbûb olamaz
Olursa anın birisi muhakkak yaramaz
İki rehberli yolun hiç birinden gider mi
Sağ ile sola varan maksûduna varamaz
Hak'dan hidâyet nasîb olub irişe pîre
Andan bir lahzâ ayrılırsa yol çıkaramaz
Şart-ı kâmil insânın olmaz ki anlaşıla
Hak sevdiğinden gayrı ahd-i tâmma duramaz
Nâkısa teslîm olan ayrılmasın dilemez
Çünki nefs-i emmâre ehlinden ayrılamaz
Kâmile biat iden bir yüke girdim sanur
Zîrâ müşkil görünür ateş nûrda kalamaz
İki düşmândan biri diğerde çok hücûmu
Görse telâş ider aslâ rahat olamaz
İblîs, hevâ, dünyâ, nefs Kâmili görürseler
Yekûn hücûm iderler yenilen kurtulamaz
Güneş karşusında yeşil ot sanur yanarım
Ammâ güneşsiz anlamaz ki hiç büyüyemez
Güneşsiz kalınca ot kendüni rahat sanur
Yalancı dervîş de böylecedir doğrulamaz
İnsân-ı Kâmil'in himmeti kün emri ile
Yalnız evrâd u resm ile dervîş kalamaz
Emr-i mürşidi tamam tutsa dervîş görünür
Envâr-ı mürşid ana gayra nazar salamaz
Kâmil oldur ki ilmi eşyâyı muhît ola
Zîrâ câhil müddeî bu kal'ayı alamaz
Hayber-i nefsi koparmağa gerekdir Ali
Gibi ilim kapusu, gayrısı koparamaz
Tâc ile hırka sakal müşriki dervîş itmez
Nâkısı kâmil itmez postunda oturamaz
Fâsıklar alâmeti kâmili noksan itmez
Bil ki kemâline perdedir, kör kaldıramaz
Ya'ni zâhirde dürlü libâslara girişi
Delîl olmaz hâline, bununla anlanamâz
Halkın sûretlerine mağrur olan ahmağa
Ricâl-ullâh mahfîdir çün anlar boyanamâz
Düşünsene ey gâfil gizli yolu sorarsın
Halîl nihân isteyen ayân eser aramaz
Her ne iderse ider oldur efendi kul biziz
Her şeyin tedbîrin ider asl odur usûl biziz
Hoş göründü bana ki her ne diledi her zamân
Zîrâ rûhlarda mücerred cisimde oğul biziz
Dimesün ehl-i nifâk arzum yerine geldi
Anların gibilere dir ki melekler gûl biziz
Gülsün a'dâ, çünki gülmek ardı bî-şekk ağlamak
Zann ider mahfîce sözü sağ ile hem sol biziz
Hamdüli-llâh kimseyi hor görmeziz hem yormazız
Ahd-ı gayra durmazız hem ey Halîl me'mûl biziz
Ne zamâna dek uykuya doyarsın ey azîz
Gûyâ uyanık gibi göz boyarsın ey azîz
Kimsenin aklı yetmez işleri düşünürken
Nefs içün uyanıklığa doyarsın ey azîz
Ehl-i Hak meclisinde gözlerin uyku tutar
Hariçde halkı kafese koyarsın ey azîz
Dünyâ zînetini cânın gibi sevmedesin
Hîle ile abd-i Hakk'ı soyarsın ey azîz
Halîl'e yâr olduğun dilde da'vâ idersin
Ammâ sözümü ırakdan duyarsın ey azîz
Eğer sâlik bu halk içre gezerse olûben dilsiz
Makâmâtın üçünü cân ile geçer o delîlsiz
Ki yâ'ni avn-i Hak'la sa'yi imdâd iderek ana
Varır üç mertebeye ger gönül olduysa alîlsiz
Velâkin ol makâmâtın dilerse râbia nakli
Varılmaz ana zinhâr aslâ bir kâmil celîlsiz
Ki zîrâ nefse itmi'nân begâyet güç olur Zâta
Görülmez çün cemâl-i Hak delîl-i tâmmı cemîlsiz
Kemâl-i teslîm-i tâmmı bulur mu sandın İsmâil
Eğer yâr olmasa avn-ı muîni hem de Halîl'siz
Ehl-i irfân söylemez hiç bir sözü ma'nâsız
Ey münkir bir iki gün kal ne olur ta'nisiz
Bir kaç gün it kanaat az ye Rezzâka şükr it
Söyleme ekmek yimem olur ise yahnisiz
Ehl-ullâhın yolları bin yıllık bir gün olur
Anlar gider Kâ'beye deve, atsız kağnısız
Her işi Hakk'a teslîm iden tam mü'min olur
Âlem gark olsa tûfana o kalır kaygısız
Hak ricâlini sakın incitme yıkar seni
Keser kılıçsız harâb ider dârı mermisiz
Dünyân içün ey Nemrûd zahmet virme Halîl'e
Konar başına sivrisinek Ser-mü Keremsiz
Ben her insân gibi oldum bir insân bana benzemez
Sıfât u Zâtına kandım biri de sana benzemez
Eğerçi nûr-ı kaddesinden yaradılmışım ezelde
Bilirim yok senin mislin hiç âd u sana benzemez
Kıymetli deyû her taşı ele alınca aldandım
Kızıl renkli hacer çokdur biri mercâna benzemez
Onsekizbin âleme nûr onsekizbin Muhammed'in
Gördüm ki cümlesi birdir kimse bu kâna benzemez
Yâ İlâhî müberrâsın yâ Muhammed muarrâsın
Nekâisden nîce hân var biri Sultâna benzemez
Sultân-ı cân u cihândan söylediği gibi Celîl
Muhammed'den dahî Halîl söyler bir şâna benzemez
Ellibin kerre söylesem nefsim yola gelmez gelmez
Bin cild kitab şerh eylesem bir ma'nâyı bilmez bilmez
Hikmet budur dîvdir aslı aslı koyar alır faslı
Dirim güzel bak yâr vaslı gözlerini silmez silmez
Gerekmez dünyâ ve bâlı bul hâli koy kîl u kâlı
Terk it dirim mülk ü mâlı bir pulunu virmez virmez
Fânînin ne lezzeti var dirim söyler izzeti var
Bilmez Hakk'ın hikmeti var akl u fehmi irmez irmez
Koy dirim akl-ı maâşı dir ki nirden yirim âşı
İder benimle savaşı efkârını dirmez dirmez
Hak var dirim gayrısı boş dir ki ne bu gördüğüm oş
Dirim dinle sen beni hoş kulağına girmez girmez
Allâh nidem ben bu nefse uymaz uymaz doğru sese
Meğer Alî gelüb kese yoksa yaşım dinmez dinmez
Yalınızca olmaz Halîl yoldaş gerek kâmil delîl
Arşından salmasa Celîl kullarına inmez inmez
Gel virelim sana gör nîce imiş sana ders
Ağyâra ne gidersin sen benden alsana ders
Kâmil âdem olmadan olma bir hükme hakîm
Korkarım virmiş olur Râ ile Dâl sana ders
İzzeti buldum dime bir zamânlar aksine
Çekmeyüb olmayınca Lâm ile Dâl sana ders
Kâdî, hâkim olmuşsun evzâr ile dolmuşsun
Ağyâr içün solmuşsun mekr ile al sana ders
Bulanırsın dem-be-dem nedir bu hâl ey dîdem
Dirsin Mevlâ'ya gidem Halîl'de kâl sana ders
Seninle biz eyi idik şimdi n'oldun ey hasîs
Bir kadehde mey idik ne döküldün ey hasîs
Dünyâya tama' idüb çevirdin yüzün benden
Önce itdiklerini şimdi buldun ey hasîs
Ben seni dost sanurdum çün belâ geldi başa
Ağladı düşmânlarım sen de güldün ey hasîs
Bana kuyu kazıyan dîn düşmânların tutub
Beni atdın yabana pek yanıldın ey hasîs
Âdem'den i'râz idüb dîve uydun ey kâfir
Bir cinnî tutdu seni hem çalındın ey hasîs
Şerîatın mîzânı elde gözün görmedi
Bilmedin münâfığı yan salındın ey hasîs
Sandın ki o dost bana gör neler ide sana
Sığınırım Rahmân'a hevâlandın ey hasîs
Hizb-i şeytân mecmûi dizilmiş Azâzil'den
Emir bekler, sen dahî sıralandın ey hasîs
Halîl'in bu sözleri aceb kimedür deyû
İçinden gizli çokca mırıldandın ey hasîs
İbret al her bir kelâmdan boşa virme bir nefes
Nedir bil sözü merâmdan boş değil çıkınca ses
Hem de ölenleri sanma der-adem ü der-beder
İnkâr ateşinde yanma hoş değil kılınca mess
Rûh-i pâk-i enbiyâ hem evliyâ hepsi meğer
Dirilerdir asfiyâ hem toprak olur hâr u has
Kıssadan al hisseni bul ilm-i mevfûre tarîk
Sırrına gel seyrini bul olmak olur kâr u bes
Gözüne hoş gelmeyende bil ki tevfîkın refîk
Vîrândır deyû anda itmeyesün hayra ye's
Sâlik-i lillâh olanlar gözlemez fânî nizâm
Ârif-i billâh olanlar dir vîrânelere es
Anlara dağ gibi ekdâr gelse de dimez hıtâm
Kaydı yok hor dise gaddâr ve dimez anlara kes
Ya'ni kalbinde bulur zevki bütün levm itseler
Hud'a-i a'dâ ile şevke gelir, dimez ki pes
Sen ki palas ile meclislere âr itmedesin
Seçmedesin ratb ü yâbis yalın ayak bir nefes
İbn-i dünyâdan da fazla zîneti sevmedesin
Sen seni bir kuru sözle zann idersin neykûkes
Kudreti tahtındadır dürlü nâz u şîveler
Gözlemez yolsuzu yollu ey Halîl sözünü kes
Ey bî-şuur idrâkin eylemez Kur'ân'ı mess
Boşa da'vâ eyleme itmeden Burhân'ı mess
Cem'i nedir bilmedin farkı nîce bilesün
Ehl-i Kur'ân'ım dime itmeden Furkân'ı mess
Ey hâfız ey müderris lafz ile tefsîr midir
Cevâb virin nîcedir bu vahy-i Rabbânî mess
El ile akl ile mi dil ile nakl ile mi
Rûh ile kalb ile mi bu sırr-ı pinhânı mess
Mutahhar kime dinir virin haberi bana
Ey allâme eyleme yekdiğer zebânı mess
Kürsüye çıkub kuru kavgalar itmek ile
Ey Halîl idilir mi bu hükm-i Rahmân'ı mess
Bâb-ı lûtf-i Hudâ'nın Şerîat deyû bed-nûs
Seherde çağırır kâfî deyû uyku bed-nûs
Dîvardan yol araman edepden idüb udûl
Ebvâbinden gözleyin avnıdır hoş-hû bed-nûs
Şerîatden soyunmaz insân tâ ki son nefes
Önce terk iden olur didi kaygulu bed-nûs
Ahkâma riâyetim olmasa ötmez idim
Ebvâb-ı Rızâ suhta ayrı didi o bed-nûs
Cümle mahlûk ey Halîl Şerîat hâdimidir
Vakt-i salâti söyler sana bahtlu bed-nûs
Eyle sen şer'a riâyet tâ ki gele son nefes
Çün bulunmaz ana gâyet hoş tut hele son nefes
Kimdir îmânın ele ala geçüb her kavgadan
Bekle ebvâb-ı Rızâyı dur ki gele son nefes
Sakın aldanub o mülhîde koma şer' ile dîn
Zîrâ bunlardır usûl fevz-i vesîle son nefes
Sûfî-i câhil didi doldum cihâna dîn nedir
Ru'yâsından anlamaz görünce gele son nefes
Hakk'ı güzel, kahrı güzel, lûtf ile hem hışmı güzel
Ammâ kangısı gerek sana vesîle son nefes
İşte ey mağbûn bu gaflet merkezi tutdu seni
Beyhûde itme şikâyet bu Halîl'e son nefes
Cümle şerden şerrini a'zam görürüm ey nefs
Hayrını koy, zorrını akvem görürüm ey nefs
İtdiğin tuğyânı aslâ idemez, ins ile cin
Gâlibini cümleden ekrem görürüm ey nefs
Kim sana hiç uymadı buldu o dâreyn devletin
Cümle devletden anı efham görürüm ey nefs
Eyleyen senin ile meşveret irdi şâ'mete
Şe'metin cümleden eş'em görürüm ey nefs
Ol hayır ki geldi senden bin kerre tevbe ana
Kim Halîl'e nef'ini eşrem görürüm ey nefs
Yanar odu akar sudur diye kandırdın ey nefs
Beni her yerde bin dürlüce dolandırdın ey nefîs
Tabiat zulmetini nûr didin bana hilâf üzre
Atâlet sehv ü gaflet oduna yandırdın ey nefs
Tamam insân olursun deyû eyledin beni mağrûr
O Mevlâ'ya olan kullukdan usandırdın ey nefîs
Nîce zındîka sıddıksın deyû gabna düşürdün sen
Visâl yerine firkati çün inandırdın ey nefs
Giyinüb Süleymân kisvesini çalub yüzüğü sen
Bütün halka Süleymân'lığını sandırdın ey nefs
Hele seyr ü sülûk ehline kıldın hud'a sonu yok
Tamâm etvârını kâmil deyû andırdın ey nefs
Nîce âlimleri Barsis ile Bel'am'a dönderdin
Hemân tedrîc ile eşrâke dadandırdın ey nefs
Size ilhamlarım hoşdur hemân uyun bana deyüb
Rızâ-i Hak deyüb eb'âdı kazandırdın ey nefs
Eğer zikrin vesîle olmasaydı çingene dirdim seni
Senin bin hîle tezvîrini uyandırdın ey nefs
Refîkınla senin hep itdiğinize hezar la'net
Olub hevâna yâr Halîl'i utandırdın ey nefs
Tâatlerin hebâdır anla sen ey müvesvis
Bu kavl-i Mustafâ'dır dinle sen ey müvesvis
Zerrece benlik iden çıkmaz dûzahdan ebed
Şekk ü gümânın neden söyle sen ey müvesvis
Kavl-i sâbitde meğer durmadın ey der-beder
Tizce dur îmân gider şöyle sen ey müvesvis
Dile afvı Mevlâ'dan geçüben her kavgadan
Nerde idin doğmadan öyle sen ey müvesvis
Ref' eyle gümânını bil Halîl mihmânını
Tazele îmânını toyla sen ey müvesvis
Ey nefis hîle tezvîrlerin artık bana bes
Yeter çaldın beni ağyâra her bir yana bes
Sûretim insân iken bin şekle koydun beni
Ejder ü maymun ayı dönderdin evrâna bes
İlm ile a'mâlime eyledin medhali çok
Hîlen âlem içinde geçmedi insâna bes
Beş vakitde mescide giderdim bile idin
Şimdiye dek uyduğum anla ki ben sana bes
Kâ'beye gitdim benimle geldin sen de kâfir
Kasdın beni sonradan koymakdı tuğyâna bes
Hacı oldun sen deyû haccımı mahv eyledin
Artık emrin ile ben gitmem hiçbir yana bes
Bildim ki senden beter hiç yok imiş düşmânım
Seyr eyle kasdım değil illâ sen düşmâna bes
Hakk'ın eyi kullarını gıybet itdirdin bana
Anladım şeytânlığın adâvetmiş bana bes
Sana tâbi' insânı bana eyi göstererek
Ehl-i Hakk'ı gözüme hor kıldın baksana bes
Ey zâlim nîce bin insânı bir yular ile
Çeküb hâl ile dönderdin bütün hayvâna bes
Fitnene yok nihâyet anladı Halîl seni
Kalbi kulağı mühürlüler uyar sana bes
Ey nefis her gün şeker deyû virdin şâbı kes
Kıblen batıya imiş dönder bu mihrâbı kes
Düz iyiliği dağıdır aldatma boşa beni
Cem' idici didiğin bu yalan dolabı kes
Zünnârı hablü'l-Metîn diye virdin elime
Hiç kuşanmam belime bu kısa kırnabı kes
Hakk'ın sevmediğini sevdirdin mel'ûn bana
Tutmaz doğru yolumu yolumda bu bâbı kes
Âkıbet düşmân olan yârânı ben neyleyim
Hastalıkdan kurtuldum virme acı âbı kes
Mi'demde şekk ü gümân safrası hiç kalmamış
Sen beni aldatmağa virdiğin boş hâbı kes
Mâl ile câh-ı dünyâ bildim yek düşmân imiş
Anların medhine dâir bahs-i harâbı kes
Sudur diye kandırdın sahrâ serâbını sen
Ben şarâbı buldum artık sen bu serâbı kes
Halîl sana inanır mı hakîkat şarâbın
Renksiz içince anı bu renkli şarâbı kes
Hak didim sana sen anı eyledin duyunca küs
Ey cüce olmaz zarârın böylece boyunca küs
Hele didiğim sana birşey midir pek azdan az
İlm-i nâfi' sözlerini benden okuyunca küs
Sen bana yârsın diye ben dostluğuna söyledim
Ammâ bildim sen ki mâdem İblîse uyunca küs
Çün henüz etfâlı terk eylemedin düşmân nedir
Anlamazsın sabr iderek bana büyüyünce küs
Dilerim tâbi' olma seni mağlûb idenin
Nefs ile hevâ ü şeytân üçü uyuyunca küs
Ey sağından hem solundan bî-haber gâfil uyan
Seni bu ecele bu müsteârdan soyunca küs
Cismine mağrûr olubsun ey beşer adlı bakar
Bilmedin insânı mâdem sen hemân huyunca küs
Nerdesin sen ki Halîl'e olasın teslîm-i tâmm
Ey hünersiz gözlerin yaşları kuruyunca küs
Sıdk ile git Hâlik'a anla bu kez kimdir bu nâs
Hoş gören bu nâsı bil azâb-ı elîmdir bu nâs
Eyliyordur seni ol ma'rûf ve hem mezkûrdan
Sandılar mağbûn olan dertlere hakîmdir bu nâs
Ol ki anın başına geldi belâ nâsa didi
Ne bilir başına tâmm belâ-yı azîmdir bu nâs
Kim ki tenhâ oldu buldu her dû-âlemde necât
Hud'aya düşen sanur ki semt-i selîmdir bu nâs
Her şey ol Vâhid yedinde gayrıda yok zerre iş
Hilm iderse halk sana bil hilm-i halîmdir bu nâs
Her ne söyler söyleyen ol söyleden oldur Halîl
Gerçi sûretde görünür sana kelîmdir bu nâs
Şimdi bir şekli hemân bin şekle koydu cümle nâs
Unudub insânı hayvân gibi ider cümle nâs
Birbirine hürmeti hiç sıdk ile makrûn değil
Gâlibâ râzı değil böyle fesâdı demle nâs
Var imiş muhabbeti gibi idüb bir çokca laf
Yüz yüzü görmediği dem bil adüvv kısımla nâs
Hasbet-en-lillâh muhabbet yâ meveddetden aceb
Aranırsa binde bir yok her biri sitemle nâs
Mahzâ garaz yâhûd ivaz güldüğü nâsın sana
Yâhûd istihzâdır anı anla sever femle nâs
Hele İslâm sûretinde gözüken şeytânların
Ol kadar halka zarârı var ki kaldı gamla nâs
Dilde lâ-ilâhe tesbîh ide başı secdede
Fırsatı bulsa boğar hem şirk ider elemle nâs
An-derûnî yokdur aslâ dîn u insâfdan eser
Öyle bir sârıkı kayd eylemeli bir gemle nâs
Söyleyince gök gibi gürler sanursın dehrîdir
Şart-ı îmânı tamâm bilmez sanur ademle nâs
Çünki görsünler anı hoş bilmemek mümkin değil
Zîrâ tam bir müslümân görür anı hışımla nâs
Pek tuhaf oldu zamân, iç yüzünü yok seyr iden
Zann ider ordu tamâmdır bir kuru ilimle nas
Bahse girişmek o sûfî ile bil ki küfr olur
Hiddetinden söyleşemezler o muhteremle nâs
Sıdk ile âlimlere hiç kimse rağbet eylemez
Ey Halîl aslını görmek dilemez keremle nâs
Esâsı koydu âlemde sun'-i sâni'den İdris
Asâsı misl-i kalemde zulmü mâni'den İdris
Sever sanatkârı Allâh sever gayretvârı Allâh
Çünki bunlara oldu şâh sa'y-i kâni'dir İdris
Önce yer işledi Âdem sâki Şit başladı mâdem
İstedi zâdi dem-â-dem sa'y-i sâni'den İdris
Eğer Allâh içün kimse kimsesin san'ata virse
Bu kabil zahmete girse buna imdâd ider İdris
Gelir imdâd bi-emri Hak işinde usta emri bak
Tutan tersâsa da mutlak eylemez der-beder İdris
Üstâdı olsa da kâfîr bu kalır anda misafir
Ki san'at hayrıdır vâfir esas muînidir İdris
İden bir fenni ihtirâ' ammâ san'at bilâ nizâ
Ehl-i îmân ise şücâ' bil ki karînidir İdris
Lûtf ider ana Allâh'ı bilmese şartıyla râhı
Yardıma Enbiyâ şâhı gelir yarın ve hem İdris
Zâhidlerin pîri İdris câhidlerin şîri İdris
Gökde şimdi diri İdris koyub kârı ehemm İdris
O keşfe başladı râzı getirdi sırr-ı i'câzı
Eyledi va'de incâzı her derde merâhim İdris
İder oldu çünki insân çoğaldı misl-i bir ummân
Diyor ki derdime dermân ider mi İbrahim İdris
Görenler Hakk'ı âlemde görür âlem nihân olmuş
Gözüne mâr olanların bu cihân İsfahân olmuş
Diler Hakk'ın rızâsını merd ü âkil olan her dem
Her işde o rızâyı aramayan pişmân olmuş
Vesîle-i helâk oldu dem-â-dem âdem'e gaflet
Fikr olmasa der-halvet bildiği hep gümân olmuş
Güneşden feyz alur görmez misin yerde biten otlar
Şu ki insândır andan feyzi redd itmek yamân olmuş
Tefâhur itdi âsumân yerlerin hep tevâzu'la
Kim ki indi yere anın makâmı âsumân olmuş
Melâhî ile me'nûslar libâs-ı fâhrı sever
Sayyâh ile bed-nûslar çağırır kim zamân olmuş
Nevâhîden çekinen muttakîye atlas abâdır
Görünce uryânı, gözden yaşı anın revân olmuş
Ru'y-i mahzûn ile bakar olunca gamlı şahsa o
İki hasmın arasında görürsün ki avân olmuş
Yiğitlik devresinde Pîr gibidir hâl ü etvârı
Geçerse kırkı, gitdikçe görünür bir civân olmuş
O ma'zûr bildi her şeyi halâs itdi anı îmân
Hümûm nârında yanmadı ki görünsün dumân olmuş
Zıyâı olmadı sermâye-i sivâdan anın hiç
Ki her derde devâsı başı tâcı hem îmân olmuş
İdinmez gayrı Hak'dan kimseyi dost ki görüb aksi
Nedâmet eyleyüb disen bu zannım çok yaman olmuş
Leyâlî uykusuzdur uyusa da azdır uykusu
Ve isti'nâsı nâs itmez disen hemân hüsrân olmuş
Cemâatle namâzı terk idenle ülfeti keser
Konuşmaz anlar ile ehl-i nifâka yârân olmuş
Niçün itdi Hudâ bunu dimez aslâ hazer ider
Ve kaçmaz emr-i Rahmân'dan olsa belâ bârân olmuş
Nihâyet sâlik olur Hak yoluna terk-i terk ile
Murâda mâlik olur bak ki yolda sarbân olmuş
Terakkî dem-be-dem ider bu vücûdu adem ider
Meşyet-i bî-kadem ider Halîl o bî-ziyân olmuş
Gördüm ki o mihmânım akşam evime gelmiş
Tende câna cânânım akşam evime gelmiş
Sabaha dek berâber kaldım ammâ bilmedim
Geldiğine râzı mı yok rızâsız mı olmuş
Bir gelüb bir gelmeyüb derdimi artırmada
Dimez ki bu âşıkım nasıl sararub solmuş
Gözlerimin yaşları kana döndü itmesün
Yeter bunca nâz itdi bağrım yanub kül olmuş
Gözlerim yollarını şimdi gelecek deyû
Ümîdim boşa çıkar gözlediğim yol olmuş
Halîl bunca zâr nedir bir gün açar yüzünü
Bakarsın ki yâr gelüb dolu sağ u sol olmuş
Söyleyin ol goncaya âşuftesin zâr eylemiş
Terk idüb tarîk-i rahmi setr-i dîdâr eylemiş
İtmesün bu Andelîbin âhı hoş gelmez ana
Firkatinden aks-i âdet keşf-i esrâr eylemiş
Uymasun hâr sözüne hem âşıkına kıymasun
Hasret içre koymasun ki hasreti nâr eylemiş
Dostu var düşmânı var bî-çâre müştâk bülbülün
Güldürüb a'dâsını kendüyi bî-âr eylemiş
Hiç mürüvvet mi olur mahbûb-ı cihâna bu hâl
Bunca firkat tahmîl idüb yârı nâçâr eylemiş
Ey Halîl sen kimi sevdin dilediğin kim aceb
Böyle kılma nâleyi kim taşlara kâr eylemiş
Sorun ey dostlar bana kimler beni yandırmış
Bir katreye bir kadeh deyû beni kandırmış
Âlet, mantık, maânî, fıkıh usûl görmüşken
Yazısız bir kitâba kim beni inandırmış
Oniki ilmin hem de cümle fünûnun aslı
Bildim bir nokta imiş Pîr beni uyandırmış
Çok yere irdim ammâ bir idi yer cümlesi
İkiliğin sözünü sanma kimse andırmış
Bildiğin koy didiler hem de gel sensiz bize
Tâ ki göresin seni kim böyle dolandırmış
Hele gel gösterelim sana Halîl sen misin
Benliğinden ayrıl ki içini bulandırmış
Varla doludur âlem sen bu vara dime boş
Hiçbir şey boşa değil ey âvâre dime boş
Söyledinse o sensin ya bu ne cân-ı tensin
Bir düşün ki nedensin güle hâra dime boş
Bülbülün zârını zâid gören ey basarsız
Ma'şûk içün yolunda böyle zâre dime boş
Esnâf-ı halk her biri bir yol tutmuş özüne
Hep murâdât-ı Hak'dır hiçbir kâra dime boş
Sûfînin şuğli meyhânecinin her kadehi
Zâhidin zühdü, fâsıkda evzâra dime boş
Ey Halîl bir kimse ki boş diye o değil hoş
O yoldaş olmuş hemân ehl-i nâra dime boş
Gelüb seyr eyle ne ki var olur andan hemân olmuş
O ki câhil bu irfâna olurmuş dir yamân olmuş
Unutmuş halkı her işin olduğunu bilen Hak'dan
Görür hayra boyanur şer dakîk taraf sâmân olmuş
Zulm libâsına girmiş ne varsa adl-i tâmm mahzâ
Bu esrârdan iden seyri görür a'lâ amân olmuş
Rızâ viren Hudâ'sının bütün işlerine ârif
Nîce dersi Hudâ'sından alur ki armağan olmuş
Küçük şerrinde saklayınca bin hayra sen ol vâkıf
Kazâsına rızâda tâmm olan pîr-i mugân olmuş
Rızâ şem'adır ol Şâha bu bir ateş ki hiç sönmez
Sakın olma muârızı kim olanlar pişmân olmuş
Bu yerde de şuhûd ider nîce esrâr-ı kâmiller
Ne olmuşsa anı hoş görmeyenler bed-gümân olmuş
Ko o remzi bu merkezde sana bir sırr ide îmâ
Ger İslâm'san fürûza kıl riâyetler îmân olmuş
O nakkâşın bu nakşında görüb noksanını zinhâr
İdersin gıybeti hem gör dehânın bed-dehân olmuş
Senin aybını gözlemek sana yetmez mi ey gâfil
Halîl görsen îmânında katı küfrün nihân olmuş
Anın hâlini hor görme sakın insâf idüb dervîş
Ona çünki o yakışır Hudâ'sından o virilmiş
Benliğini çok görene de kelb huyunu yerme
Anı öyle yaratmışdır o Hak'dan hoşca kılınmış
Didi Kur'ân'da ol Hâlık herkese virdiğim lâyık
Nazar kıl hikmet ile halka nîce hoş yaratılmış
Kimi tavus gibi geymede kibr u iftihâr eyler
Kimi baykuşa benzer köşede uzlete çekilmiş
Kimi nâr ehlidir bilmez güler dâim tefekkürsüz
Sanur kendüni cennetde ki sanki berâtı yazılmış
Kimi benzer örümcek gibi hîleden yuvalarda
Güler yüzle ider halka zulümler gözlüler bilmiş
Kimi karga gibi dâim çekinir itdiği çokdur
Kimi hiç itmeden korkar huzûrsuz kalbi yıkılmış
Olan hâin olur hâif olsa da beldesi Tâif
Taksîm idilüb vazâif her şahsa göre virilmiş
Kimi kurbağaya benzer bezenmiş zühd ü verâ'la
İçi dir ki sana sânî sanma ki şimdi bulunmuş
Hemân sen sana meşgûl ol seni seyr eyle ki Halîl
O zâlim benliğe dalmış bu ârif Rabbini bulmuş
Bizim köylü bu sûfî bilmem nireli olmuş
Bağdad'a gidüb gelmiş üç günde velî olmuş
Gerçi Allâh kâdirdir, her kul Abdul-Kâdir'dir
Lakin bu kul nâdirdir her hâli belli olmuş
Şu hüccetini sakla hele özünü pakla
Karnında yüzbin bakla safrâ-yı celî olmuş
Bu mazhar şiş ile def hayvâna olmaz alef
Ömrünü itme telef yola gelmeli olmuş
İslâmiyyet ey dervîş aldanmak değil imiş
Taşın ismine yemiş söyleyen deli olmuş
Ne de aldatmak olur ne yoldan sapmak olur
Ne dînden çıkmak olur yakîn bilmeli olmuş
Şerîati bilerek Tarîkate girerek
Hakîkate irerek dostu bulmalı olmuş
Câhillik yolu değil denizi dolu değil
Dünyânın gülü değil lafsız olmalı olmuş
Dürlü cefâ görmeli safâlar el virmeli
Gayb eri dîl virmeli yokluk dolmalı olmuş
İrfâna ulaşmalı bilinmeden kaçmalı
Gerçek şarâb içmeli yerle gök dolu olmuş
Erenler meydânında dîvler hep dîvânında
Halîl'i gör kânında aşk-ı ezelî olmuş
Fânîdir bil ey birâder cümle umûr-ı maâş
Hak içün olur mu sandın sende huzûr-ı maâş
Kıldığın a'mâl-i sâlih cümle bir an mahv olur
Ger ki esnâsında kalbe gelse hutûr-i maâş
Hakk'ı severim deyû da'vâyı butlân eyleme
Çünki kalmaz bir şuûrun gelse fütûr-i maâş
Göz dikersin irse idim deyû ol eyvânına
Cîfe re'sinde duranın ahzı sudûr-ı maâş
Bu cihân senin olur îşinde bulsan vüs'ati
Şöylece gönlünde dolsa sende sürûr-i maâş
Ey Halîl geç fânîden vallâhi cîfedir cîfe
Kim kıla Hak seni a'lâ eyle mürûr-i maâş
Doğalı ben anadan gamsız yimedim aslâ aş
Bilmedim dünyâ cihân mı yoksa meydân-ı savaş
Kimseden aslâ vefâ kokusunu şemm itmedim
Ben de bî-vefâlığımı anladım yavaş yavaş
Şaşılar gâliba herkesden güzel bakmadadır
Bu cihâna doğru bakan işte oldur gözü şaş
Bu ayaklar başdadır bu ma'nâyı derk eyledim
Kim ki var şuûru dimez yücedeki başa baş
Görücü gözdür sanurdım kaşlarım imiş bakan
Anladım ki anlayanlar dimez imiş kaşa kaş
Dost olur sanur idim yolumda bile gideni
İyice bildim şimdi düşmânım imiş ol arkadaş
Ey Halîl ma'nâ sözünü anlamaza dime kim
Anlamazın kalbi ma'nâ sözün ider kara taş
Gel bu aşkın şarâbından bir dolu câm eyle nûş
Gel bu aşk ile başını meydânda top eyle hoş
Gel bu aşkın sâkîsinden dolu bir peymâne al
Gel bu aşkın deryâsından mevc urub mestâne cûş
Gel bu âşıklar önünde çal yere namûsunu
Zühdünü aşka değişdir virme câna ezâ boş
Gir bu aşkın pazârına sat vârını aşk yârine
Cümle heveslerden berî olûben bir hâna düş
Katreni deryâya ilet kalma katren ile zinhâr
Gel bu Halîl'in sözünü eyle ârifâne gûş
Bunu muhkem bil ey yoldaş gelince dîline dîldâş
Edeb artar diler gufrân gönül bilince ne dîldâş
Makâm-ı cem'-i cem'a irse ârif çok olur zel'i
Diler özür Hudâ'dan gitmişim pek sehvine dîldâş
Zühûl ü vecd ü cezbe hâlime koymadı beni hiç
Götürdü bir cihete sana mı ya gayrına dîldâş
Benim zerre vücûdum yok imiş seni bilirdim ben
Bu yüzden gelemedim tizce ben bu seyrine dîldâş
Senin aşkınla heymândan uyansam dar idi cihân
Varır idim hemân hayretle seyre sırrına dîldâş
O kim havf ü recâ kabz ile bastın heybet ü ünsün
Bana dürlü şuûn virdi ki aksi şe'nine dîldâş
Celâl ile cemâlin bildirir kimsin seni bana
Eğer avnı tamam kılsan senin tam rahmine dîldâş
Bu cümle fi'l u âsârın münezzehsin dû-âlemde
Meğer feyzinle bu Halîl ire ol kurbuna dîldâş
Yolunu bellemezsin sen düşersin bir bele kardaş
Ki bir lahzâ yolunu dönderirsin bin yıla kardaş
Eğer bir mürşidi rehber idinmezsen yol alınmaz
Bu bir görülmemiş yoldur ne vardır ki bile kardaş
Girince yola maksûda irişmeden sakın dönme
Varılmadan dönüşün tam senin çün bir hîle kardaş
Yol üstünde bir evrân var dir ki ey pîşin ne var
İşte bundan geri ne var ki artık gidile kardaş
Senin seyr u sülûkun hem hıtâmını bilir mürşid
Ki zinhâr izni olmadan dönersin hayrına kardaş
Hemân bir söz ki üstazdan işitdin anı kıl îfâ
Ki muhtemel ol îfâda nasîbin virile kardaş
Tefekkürlü bulun dâim tekâsül eyleme aslâ
Hemân a'dâ seni basar bulur gaflet ile kardaş
Hemân fetret havâlesi virilir sana Pîrinden
Ki mekre lâyık olursun bu tekâsül ile kardaş
Halîl gerçi bu râhın vâkıf-ı âgâhı olsa da
Sana bir söz diyemezdi meğer ki emr ile kardaş
Varlığı Hakk'ın görünmez anlara ki nisbi nâss
Eylediler almayub ibreti aslâ min kısâs
Bil ki da'vâsında kâhil ilm-i nâfi' ne bilir
Ol ki dir hikmete câhil ne bilir husûsda hâss
Her birisi bahr-i ma'nâ harf-i Kur'ân'ın ammâ
Sâdık ol ne dimekdir bilmeyen anlar mı mass
Hikmetin hâsı nedir bilmez iken dem urana
Kasvetin kâsı nedir vir ana cüzzâm ya baras
Bilmez iken bilirim diyen ayrı kim ki var
Dir ki sözlerine Halîl işte bürhân ki nass
Terzi yanına vardım biri didi ismim makas
İki birleşmeyince virdi kesmem dir makas
Birin emri olur mu ikiler bir olmadan
İki koy dir bularak bir didi ismim makas
Eğer urmazlar ise ihlâs taşına beni
Yaramam dir hem dahî her yana ismim makas
İkimiz çün bir olur biri iki kılarız
Sonu birleştirmeğe âh didi görsem makas
Tercümân oldu Halîl gör eşyâdan birine
Yok iki üç dördüne dir sonu irsem makas
Biri didi Allâh Kerîm biri de söyledi sus
Kerîmedir keremi ey bil bunu bâhusûs
Sen hâlini hoş düzet sonra di Allâh Kerîm
Lûtfun dileyüb gözet tâ ki keşf ola nusûs
Düşmân düşmâna fırsat bulmaz pusu kurmasa
İblîse hücûm içün gel ihlâs inine pus
Yoldaşsız yol gidilmez bir kâmil elini tut
Tâ ki sana bildire nedir tâatde hulûs
İrdin ise bir sırra zinhâr o demden girü
Söyleşme kimse ile hem tutma kimseye küs
Harâmı şöyle hele şübhelilerden sakın
Yâd elinden bir damla su içersen dahî kus
Âlem seni taşlasa cihânı bağışlasa
Bakma cin ile nâsa alma dilediği hüs
Her memleket bir olsun yâd olma sen ey Halîl
Ger doğduğun yer ola ger Şâm u Cerablus
İlm ile hem amel olsun eğer olmaz ise ihlâs
Gerek bin hac temel olsun nedir bulmaz ise ihlâs
Kişi aşk ehli değil çün ola bin zühd ü takvâsı
Ne fâide virir ana eğer kılmaz ise ihlâs
Giderdi bir hacı hacca didik nedir murâdında
Didi tutdum ümîd afva didim olmaz ise ihlâs
Neye yarar behey gâfil uyûben nefsine kâhil
Hak aldanır mı ey mâil dîle dolmaz ise ihlâs
Halâs bulmak diler câhil Hudâ'yâ mekr u âl ile
İşidir ana hâl ile n'olur konmaz ise ihlâs
Sen eyle dürlü isyânı rezâletle utanmayub
Sonu hacc ile gufrânı işte boş olmazsa ihlâs
Hudâ didi cehâletle ki yâ'ni bilmeyerek suç
İdenler tevbeyi afvdır, değil olmaz ise ihlâs
Şu kim bildiği nedir suç bilerek anı işledi
Ne yüz ile ide tevbe ne söz ger az ise ihlâs
Halîl'in çok suçu vardır hemân tevbe ider afv it
Al anı yâ İlâhî sen eğer olmaz ise ihlâs
Ey çok bilen çok bilen kerem eyle hele sus
Başkasını yok bilen kerem eyle hele sus
Söylersin, söyle ne buldun bunca söylemeden
Emmâre emri ile ömrü fevt eylemeden
Bilmez misin sorulur boşa cehd eylemeden
Hak sözünü hak bilen kerem eyle hele sus
Lüzûmu farz olmayan bir şeyi aslâ sorma
Geçmişe geleceğe her lafa dili yorma
İrfâna irmedinse üşenerek oturma
Karasını ak bilen kerem eyle hele sus
Zihnin dolu olsa da hepsin anladınsa da
Mûcib-i hayret olan her ne dinledinse de
Tâatle zevk ü sürûr dertle inledinse de
Ağbârı âfâk bilen kerem eyle hele sûs
Söylemeği ma'rifet saymadılar ârifûn
Çok söyleyenler olmaz sırr-ı Hakk'a vâkifûn
Sükût ile buldular kurb-i Zât'ı âkifûn
Eğvârı mezâk bilen kerem eyle hele sus
Sözlerin cevher ise varsun o sende kalsun
Rûhun pür-hüner ise deryâ-yı sumta dalsun
Dû-âlemden haberi dilsiz olanlar alsun
Mantıkı nuttâk bilen kerem eyle hele sus
Eğer bu dil durursa kalbin lisâna gelür
Bin dürlü ilm ü fünûn aynı beyâna gelür
Halîl bu söylemeden nihân ayâna gelür
Ey vaslı firâk bilen kerem eyle hele sus
Hakk'ı görür gibi kıl ibâdeti koyma farz
Hak görür diye duranda bulunmaz bir garaz
Bil ki kalbinde, Hudâ var, huzûr üzre bulun
Sanma andan mâ-adâ var her yana bak inkırâz
Tanrıya kullukda ma'nâ bilmeyen gâfil sorar
Hak bize muhtâç mıdır ya nedir tâatden garaz
Hakk'ın her işine kulun aklı irseydi eğer
Kim bilirdi kul nedir ya Hak ne saatden garaz
Aklı var mı ol kişinin ki nevâfilden sorar
Durur iken üzerinde ol Çeleb'den mâ-faraz
Çünki ibret almadın sen eyle gözlerini gazz
Bir şeyde hikmet görmedin sen eyle gözlerini gazz
Hayli vakt oldu bu dârda yeri seyr itdin ammâ
Görmedi ayn-ı meânî eyle gözlerini gazz
Kalbin pası silinsün nûr ile dolsun disen
Tâ ki kalb gözü açılsun eyle gözlerini gazz
Bakmanın vardır zarârı bakmamanın nef'i çok
Hak görünmez sana mâdem eyle gözlerini gazz
Çün bakan şehvet ile didi Îsâ anı çıkar
Ammâ didi ki Muhammed eyle gözlerini gazz
İki örtü bir göze Hak niye virmiş ey Halîl
Anlayub sen salâtı eyle gözlerini gazz
Gel murâkıb ol murâkıb eyleyüben gözü gamz
Rab ile söyleş kelâmı baş eğüb, it gözü gamz
Bil ki baş gözü kapansa kalb açar gözlerini
Göz olur her kıl dibi bunu bilüb, it gözü gamz
Tut kulağın duymasun ki kalbin her dem işide
Söyleye Mevlâsına hem seyr ide, it gözü gamz
Gîce çün rü'yâ görürsün bu işâretdir sana
Âlem-i ma'nâ görünmez tâ ki sen it gözü gamz
Dil sükût itsün sükût itsün sükût itsün sükût
Bâd-ı sabâdan meşâmme hoşca ala gözü gamz
Ey Halîl sen râh-ı ma'nâyı tamam şerh eyledin
Ammâ nasıl anlaşılır itmeyince gözü gamz
Râziyyede mahv idildi kalmadı bende simât
Cümle mü'min gösterildi ki geçiyorlar sırât
Marzıyye ya bu ne didi sende vücûddan eser
Hakk'ı bilmedin mi meğer ne hesâplar bu kırât
Kâmile varlıkları hep virdi bana korkusuz
Koymadı ayırdı her vardan, didi yok irtibât
Gayr-ı Hak'dan kimseye meyl eyleme artık didi
Ahmed-i Muhtâr'â ancak ma'nîde eyle ribât
Terk-i edeb itme didi çünki mu'tâdın senin
Pek ileri gitme didi kıl Halîl sen ihtiyât
Seni hem cümle ef'âlini olmuşdur Hudâ muhît
İvecden sakın ey tâlib ki olursun cüdâ muhît
Yedibin sene ilm ile amel kılmış iken İblîs
Racîm ol didiler Hak'dan gelûben bir sadâ muhît
Ki zîrâ suçunu Hakk'a kadere eyledi tahmîl
Dimedi afv kıl ey Şâh bana eyle atâ muhît
Küçük deyû gezen hayvânlara bakma hakâretle
Ki zîrâ cümle mahlûka hemân olur Hudâ muhît
Suçu üstüne almamak kime kâr olduğun bildin
Hemân tevbede ol sana olmaya nâr gadâ muhît
Tefekkür eyle, eşyâya bakub ol yüce Allâh'ı
Ki Halîl sonu iresin nedir bilüb edâ muhît
Size bizden selâm eyler risâlet eyleyûben hatt
Hoş edâ bî-kelâm eyler vekâlet eyleyûben hatt
Uzakdır sâhibi deyû hakâret itme hattıma
Beni aslâ ırak itmez karâbet eyleyûben hatt
Sözün kadrini söz ehli bilir, kim ne cihân sözdür
Hemân ızhâr ider sözü garâbet eyleyûben hatt
Sorulmadan cevabı yok, aceb ders virir ol sana
Diyor ol ben gibi mahfûz hitâbet eyleyûben hatt
Halîl bir ise murâdın, nedir bunca kelâmlardan
Ne ma'nâ eyledin maksûd kitâbet eyleyûben hatt
Dileyenler Hudâ'sını ne tiz vesîle bu ribât
Kesilür mahv olur âlem eğer kesile bu ribât
Nîce bin gidilen yol anınla varılır bir dem
Kısaldır vakt u âvânı bulunmasıyla bu ribât
Rasûl'e virdi mi'râcı bununladır olan râci
Gidenin râh-ı minhâcı bilinmesiyle bu ribât
Varılır bâb-ı Mevlâ'ya irilir Rabb-i a'lâya
Dahî menzil-i bâlâya kılınmasıyla bu ribât
Dimiş münkir bu câiz mi diriz ki dilin hâiz mi
Halîl söyler o vâiz mi sorar nass ile bu ribât
Hak didi ben kulumun zannındayım itme kunût
Ehl-i ye'sin sözünü zinhâr bil işitme kunût
Gîce gündüz dile Hak'dan ilm-i nâfi' âkibet
Hem vireceğin ümîd it aksine gitme kunût
Beni görüb duymadı hep söylediklerimi
Hışm-ı Hakk'a mazhar olmuş bu sözü itme kunût
Kânitîni Hak sever olma mine'l-kânitîn
Dileğini vire Allâh yan idüb itme kunût
Çok tazarru' eyle tâ ki vire maksûdunu Hak
Evvel âhir kıl salâtı çokca sen itme kunût
Ger Halîl'den aldın ise ders-i ebvâbı tamam
Dileyerek bul murâdın artık işitme kunût
Meyl ile her güzele itme zinhâr ihtilât
Çün ihtilâtın ba'de atar çeküben halât
Güzeli sevmek îmândan olursa gönülden
Şehvet içün sevenler insân mı, yâhût pâlât
Ahsen-i Takvîm'e hor bakdı îmânsız olan
Kenz-i îmâna irende var âdem'e ribât
Âdem'de gördü cümle nûr-i Hudâ'yı emlâk
İstikbâr idüb İblîs la'netle kaldı neşât
Cemâl-i Hakk'ı seyr it seçme merd ile zenni
Sen seni eylemiş bil Halîl semâdan hibât
Kim ki ilme tâlib olur dâim ider ittiâz
Hak diler hem râgıb olur çok çekinmedi şivâz
Cân ile emr-i fefirrû'yu işidir hem tutar
Kimseye uymaz kişidir vardır anda bil gayâz
Sağ u soldan bî-haberdir himmeti bilmekliğe
Hasrı kılmış bî-kederdir Hak'dan ider ittiâz
Aslâ doymaz ilm ile ol dâim ister okusun
Mevsûf olur hilm ile ol nefsine olur vaâz
Tâlib-i ilm ayağına döşe yüzünü Halîl
Çünki anlarla kıyâmı bu dinin kıl ittiâz
Merd olana mahsûs oldu eylemek bil kezm-i gayz
Şimdi dile husûs oldu söylemek bil kezm-i gayz
Sûret-i kelb oldu gadab hâkim oldu sana yûf
Medh-i Kur'ân'a ulaşmak dilersen kıl kezm-i gayz
Mescûd-i melâik iken behâimlere zebûn
Olmayam dirsen eğer sen vaktinde kıl kezm-i gayz
Ceng u havf u gam u keder dünyâsını berg eylemiş
Var iriş bir âlime ki nîcedir bil kezm-i gayz
Gayz u hiddet dürlü şiddet hâl-i mü'min mi Halîl
Geçmedin sen hiçbirinden hâl-i Kâmil kezm-i gayz
Haps iken tende sen eyledin nidâ vâiz
Hizmet-i dîvi kıldın sen meğer edâ vâiz
Va'zı bildinse eğer neye çıkmadın bedenden
Varmadı menziline senden bir sadâ vâiz
Eğer bildinse cânın n'olduğunu dû-cihân
Neden olmadın nihân zuhûrla gedâ vâiz
Bu cisminden gayrı bir mahal yokmuş gibi sen
Şefle düşdün kafese senden mâ-adâ vâiz
Göreydin gülşenini pâre pâre iderdin
Kafesi hem uçmağı iderdin edâ vâiz
Anlar isen sözümden bir ma'nâ didi Halîl
Bin bin böyle cân olur yolunda fedâ vâiz
Mâil-i nefs ü şeytân olanlara devâdır va'z
Hevâ-yı aşk-ı şehvânî kalanlara revâdır va'z
Uyuma anı dinlerken bir yere dayanma gâfil
Sağ ile sol düşünürsen sana bil bî-revâdır va'z
Okunur kavl-i Rabbâni ve hem Resûl-i Sübhâni
Gedâsı ya ki sultânı kamûya bil revâdır va'z
Üst ile başını terk it kamû düşünceni dahî
Gûyâ havza dalmış gibi dinlemek revâdır va'z
Halîl vâizlere muhkem kulak vir ki diye sana
Kamû fî'l-i rızâsızı ko ki terk-i sivâdır va'z
Söz tutar ol, ol rafi'
Tâ kim olasın şefi'
Şerleri bulun defi'
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Terk itme namâzını
Çok eyle niyâzını
Aslâ açma râzını
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Gîcelerde çok ağla
Gündüz dilini bağla
Her dem su gibi çağla
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Kin tutma hased itme
Kimseye gadab itme
Mevlâ'n ile harb itme
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Kizb u gıybet nemîme
Ko ahlâk-ı zemîme
Kul olma behâime
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Teslîm ol Hakk'a tamâm
Aksi terk it ey hümâm
Ol irenlere imâm
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Eğlenme sen gözün aç
Kendüni eyle topaç
İtme tama'ı revâç
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Kayd-ı dünyâ eyleme
Sayd-ı sivâ eyleme
Meyl-i hevâ eyleme
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Hemân tevhîd eyle sen
Allâh di zikr eyle sen
Hû deyüb Hak söyle sen
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Hâli geçüb vecde gel
Cezbede it secde gel
Halîl'i bul uç da gel
Kul ol Mevlâ'na mutî'
Sana bir söz diyem ammâ itme benimle nizâ
Çünki yaraşmaz arada sen u benimle nizâ
Doğru söyle sende mevcûd cümle huylar hoş mudur
Huyların bed oldu ise it cehennemle nizâ
Bil sekiz cenneti altı harf içindedir tamam
Bildin ise hak değildir sana ilmimle nizâ
Hem yedi dûzah dahî hurûf-i mikdâr içredir
Çünki mezkûr ger sana itmese hilmimle nizâ
Ammâ üçü aynı harfdir üçü gayrı bilmiş ol
Gayrının biri de benzer, itme sinemle nizâ
Anın içün şart-ı îmân altı oldu ey Halîl
Altı altıya döne çün itme femimle nizâ
Ehl-i cehlin kârıdır eylemek dünyâda feza'
Hem şikâyet dürlü dürlü halka söylemek ceza'
Râzı olmaz bir kazâya hem kader bilmez nedir
Kendini bilmez o kâhil tâ meğer vakt-i nizâ
Sabr idüb kazâya râzı ol belâya her zamân
Âkibet dile Hudâ'dan zinhâr itme sen feza'
Ehl-i Hakk'ı diler isen ehl-i dâreyn olasın
Her hususda kıl metânet olub itmezken feza'
Ey Halîl Hak'dan şikâyet eyleme mahlûka hiç
Bu cinâyetdir anı iy bilsün itmesin ceza'
Vuslat ihrâmı giyenler tutmak oldu elde sâ'
Halka harâmi diyenler nâra hazırladı bâ'
Çokları yolda iken döndüler ammâ bilmeden
Hakk'ı iptâl eylediler sandılar olduk şucâ'
Anlamazdan ilm-i eslâfı hemân ta'n itdiler
Kendilerini görüb yok didiler gayrıda tâ'
Kesret-i ilmi görünce ne didi ki ucb ile
Kendine de saklı kaldı hayrı yokken bir zirâ'
Şöyle muhaddis ü müfessirleri ta'n itdi ki
Vakitlerinde var idi bin mislisi zî-şuâ'
Deryâ idiler ilimde olamaz bir tüyleri
Bilmeyüb eylediler nefslerine yüce zıyâ'
Hayr ile zikreyleyin mevtâları didi Rasûl
Şer ile zikr itmek oldu dînde muzır ibtidâ'
Birçoğu nâkıs, basarsız kulağı duymayarak
Aks-i hayrı nakl idebilmekle kılmaz ıttılâ'
Ey Halîl sen pek sakın eslâf-ı ehl-i sünnete
İtme isnâd bir kusûru, çünki eser hayradâ'
Hudâ'nın sun'idir küffârdan olsa da her ihtira'
Hemân hamd eyleyüb Hakk'a kıl isti'mâli ihtira'
Kemâl-i kudret-i Hak'dan nümûne irtikâ'-i fenn
Anı hor gören ahmak zu'm ile nâ-hoşdur ihtirâ'
Hılâf-ı dîn u îmândır fünûnu tenkîd u tahdîd
Umûr-ı abdi teshîlde bi-izn-illâh sırr-ı ihtirâ'
Var iken aklı, cinnetle esen her semte bî-şuûr
O hamdır, hamlığı kâfîdir ana, nider ihtirâ'
Muhammed dini hem her bir kemâlin şu'lesi Halîl
Olur ammâ, gözü nâkısa virir kederi ihtirâ'
Kuru yaşı vasf idenden it tevakkî ol irâğ
Şunu bunu bahs idenden kaç ki kalma der-melâğ
Pek sevene men'a dâir böyle hâli gelse söz
Kesilir kâl ile kîli, sanki dağ üstüne dağ
Hayr içün mü, yoksa şer içün mü geldin âleme
Buna benzer bir suâl olmadı tek diline bağ
Kendüni aslâ düşünmez âkibetim ne deyüb
Fahr-i nefsine üşenmez kalmamış halbûki çağ
Sen seni görmek Halîl makbûl mudur âlemdeki
Kenz-i ma'nâ bülbülüyken sana bu cihân mı bağ
Beni eyle İlâhi ehl-i gafletden hemân ırâğ
İki âlemde de bulmak hacâletden emân ırâğ
Kesel vâdisine düşmüş olanlardan beni zinhâr
Eylemeyüb idesin sen hasâretden emân ırâğ
Neyi ben bilmedim ise bilirim dimeden koru
Kılub sonsuz ulûmuna cesâretden emân ırâğ
Dahî bildiklerime virme cehli alub ihsânı
İdüb dört düşmâna olmak esâretden emân ırâğ
Terk itdimse anı benden tamâm eyle bu dünyâda
Yarın katında kıl beni fezâhatden eman ırâğ
Dilerim afv idersin sen bu cihânda o cihânda
Beni eyle dû-âlemde kabâhatden emân ırâğ
Adûya nusretinle lûtf idüb şâd eyleyen zâri
Anı kıl sen bu âlemde ki râhatdan emân ırâğ
Eğer mümkünse ıslâh it anı tevbelere al git
Değilse kahr idüb eyle melâhatden emân ırâğ
Tâ ki kavîm ola dînin nasrini bula mü'minîn
Yerini dar idüb eyle seyâhatden emân ırâğ
Senin aşkınla ağladub Halîl'i dâr-ı dünyâda
Hemân a'dâ içün eyle niyâhatden emân ırâğ
Terk idüb bu mel'abayı ey gönül göklere ağ
Koyub her bir debdebeyi ey gönül göklere ağ
Mihneti ayn-ı vefâdır rahatı ayn-ı cefâ
Al cefâyı misl-i Îsâ ey gönül göklere ağ
Çünki İdris gibi onbeş yıl arasan terkini
Sana bir sadâ gelir ki ey gönül göklere ağ
Gitme cîfe ardına sen ger değilsen ez-kilâb
Misl-i hümâ aç kanadın ey gönül göklere ağ
Ol ne yerdir ki sen anda has misâfirdin Halîl
Yok vatanın ol idi ol ey gönül göklere ağ
Ko penc u şeş ile hafti yeter sana cihâr-i aşk
Muhabbet nûru Subhânı idenler buldu Rahmânı
Nider mülk-i Süleymanı iki cihânı yâr-i aşk
Bulur zâkir Hudâ nûrun tamam iderse huzûrun
Görür cânında sürûrun diğer komaz ki nâr-i aşk
İrerse sırr-ı sücûda varır safâ-yı vücûda
Ne dilerse gelir cûdâ yakîn Hudâ'ya câr-ı aşk
İki cihânı müheyyâ görür âşıka yok pervâ
Azalmaz artmaz ol deryâ akar dâim enhâr-ı aşk
Sanma âşık şehvetîdir Hak aşkı çün devletidir
Zikr-i Hudâ ni'metidir, komak dünyâyı kâr-ı aşk
Terk itmiş vakt u âvânı unutmuş kevn u zamânı
Bir görür fakr u sâmânı çün olmuşdur evzâr-ı aşk
Bu halkın fer' ile aslı muhabbetden ider faslı
Olan âşık bulur vaslı gider Hakk'a ebrâr-ı aşk
Hudâ nûru eser ider sivâsını keser ider
Fedâ-i cân u ser ider olanları ahrâr-ı aşk
Bu âlemin şühûdiyle hafâyâsını koy hele
Ki Halîl sana virile tamâmıyla etvâr-ı aşk
Nedir bu süsle bezenmek yok mu dervîş hiç insâf
Mâil-i zînet olanın gönlü hiç olur mu sâf
Eski yâranlarına veda' kılmak farz iken sana
Hâlini zerrece tebdîl itmedin ey lâ-yehâf
Eski sözde eski özde eski yüzde gözdesin
Seni seyr itmeye geldim yine gördüm zîr-i Kâf
Hani ahdin ben işitdim bir yere irişdiğin
Böyle mi didi sana ki bulasın Hak'dan muâf
Hâsılı sen tutmaz iken bu Halîl'in sözünü
Neden eylersin özünü ehl-i Hakk'a sen muzâf
Bir aceb sırrı bize bildirdi keşf olunca şef
Ağlar iken bizleri güldürdü gör gülünce şef
Kâinâtın her umûru bende saklıdır hemân
Söylemesem kimse bilmez didi sorulunca şef
Cümle esrârında mestûr mahrem-i sırr olmuşum
Bana gelir didi herşey gözle görülünce şef
Ger ben izhâr eylemezsem nûr-i âlem bim olur
Ben idim dir emr-i sûr-i İsrâfil olunca şef
Ey Halîl pek sakla şefi server-i dâreyndir o
Nîce cânlar yakarım dir boşa yorulunca şef
Sen esirge bizi rızâna hilâfdan ey Latîf
Tâ ki olsun cism ile cân cümle günâhdan nazîf
Dilimiz söylemesün illâ ki gerçek ammâ az
Bildirüben bize râz, eyle bizi dâreyn şerîf
Gözümüz görmesün illâ Hakk'ı Hak duysun kulak
Eğrilikden saklayüben eyle yâ Rab bizi hanîf
El ayak hem cümle a'zâ sana kulluk eylesün
Şöyle ind-i hâs olalım Dâl'ımızı kıl Elif
Yemek içmek derdini alub bize derdini vir
Eylemez dertsiz bizi âlemde kâhil hem harîf
Kullarını bana sevdir tâ ki sana kul olam
Kim severse bedd ü şerîr ey Halîl ney ki zarîf
Hakk'ı nisyân eylemişsin of sana ey tâğî of
Ayn-ı küfrân eylemişsin ey mücâsir bâğî of
Ni'met-i Hakk'ı sen Anın mahlûkundan kat' idüb
Hırs u buhli koymadın, terk itmedin bu zâğî of
İçinde bir dürlü olub dışında bir dürlü hem
Fısk u fücûr ile fesâdla geçirdin çağı of
İki cihânda gülecek menzilin hiç kalmamış
Kara olmuş kalbin dahî hem yüzünün ağı of
Gel Halîl'in sözlerini cân ile bir dinle ki
Kurtulasın zulmetinden kaplamış sol sağı of
İ'timâda mazhar olmaz hoş görünen her harîf
Sûreta bir çok nifâk ehli görünür pek zarîf
Hükmüne hiçbir vakit olma emîn pişmânı var
Hüsn-i zannın bazı yerde getirir nedm-i redîf
Her gülüb hoş söyleyeni ehl-i insâf sanma ki
Binde bir insân bulunmaz aslı hem zâtî şerîf
Sîreti seyr itmeğe göz bulmadınsa ma'nâdan
Seyrine aslâ güvenme aldanursın ey nahîf
Bey' u şirâ' itmede hût gibi yudar asgarın
Ehli anın pek acebdir sanma anları latîf
Emr-i dünyâda hemân ehlini bul her bir işin
Öylece gör kılmasunlar Dâl'ların sana Elif
Ahz u i'tâda bu asr içinde bu halk binde bir
Söylemez gerçek kelâmı eyleyüb nef'i hasîf
Hiçbir işde gabn u hüsrânı tezekkür itmeden
Eyleme intâc günâha seni koyar ey nazîf
Bâyi'-i cümle zamânın şöyle ki bil ey Halîl
Kardeşin mevtini diler tâ ki satsın sana lîf
Nef'i için gayra zarâr dileyen hayvâna öf
Rahatı çün diğere zahmet diler düşmâna öf
Mü'mini aldatmağa muhkem esaslar kurüben
Ehl-i Hakk'a gam viren ol bî-rahm u îmâna öf
Vakt-i salât içre dünyâsıyla meşgûl gâfilin
Sözlerini Hak sanan ol sûret-i insâna öf
Din u İslâm'ı hemân kılıkda bekler mağrûrun
Bildiği bildirdiği hem itdiği nisyâna öf
Sûret-i İslâm'da bin dürlü şeyâtin işleri
İşleyüb doğru görünen ol özü şeytâna öf
Kizb u gıybetle nemîmesi ile fahr eyleyüb
Kendini hacı veya hâce bilen evrâna öf
Şeyh u dervîş u sûfiyim diye cehle gark olub
Bin riyâzetle Hudâ'dan dûr olan noksâna öf
Hak yolunu hârika keşf u kerâmet zu'm iden
Şer' u dînden bî-haber ol kâsib-i küfrâna öf
Bin nasihat işidüb birini gerçek duymayan
Summün bükmün umyuna mazhar ol sonu hüsrâna öf
Bin dahî çokca kelâm-ı Hakk'ı işidir iken
Hiç birinde kendüni bilmez işi tuğyâna öf
Dîn-i Hakk'ın şu'lesine gözleri dayanmayub
Gayrı şu'le arayan huffâş-ı bed-gümâna öf
Gelmedi Ahmed gibi gelmez cihâna tâ ebed
Ana ben küfr olurum bilen şuursuz câna öf
Korku yok insâna korkudan çıkalım biz deyü
Semt-i Hak'dan gayrı merci' dileyen bi-câna öf
Ey Halîl nûr var iken zulmete mâil kim olur
Bil anı var her asırda tâlib-i hızlâna öf
Ey hilâfet mazharı ey ma'den-i Nûn ile Kâf
Gıll u gışşden ol beri kıl kendüni gâyetle saf
Ben banayım sanma her dem nâzır u manzûrsun
Sen seni bilmek dilersen eyle biraz i'tikâf
Varlığını bil emânet seni bir âzâde gör
Seyir kıl, ol demde rûhun neyle kılmış ittisâf
Gördüğünce halkı derhal Hâlık'ı yâda getir
Ki göresin var mı aslâ kesret içre ihtilâf
Bilmemekde ol masîr hiç bilgi da'vâ eyleme
Bilmek istersen bu sözü eyle dâim ihtidâf
Ger sana yok yere bir suç kıldılarsa ittihâm
Sen o sucu nefsin içre eyle tamam i'tirâf
Kendini suçlu bilir, âdem olan tevbe kılar
Kâr-ı İblis oldu suçun görmemek idüb güzâf
Ey Halîl sen gibi ma'sûm olmasa halk içre hiç
Yine güm-râh anla özünü sakın itme hilâf
Sivâ-i Hakk'a meyl itme sana sen kâfisin Hanîf
Derd için Lokmana gitme sana sen şâfisin Hanîf
Olur bâzı vakitler kim girersin câh-ı fetrete
Bu fetretde halâsına sana sen vâfisin Hanîf
Keder korku sürûr olur Hudâ seven ehibbâya
Sana bir sû-i söz dinse sana sen âfisin Hanîf
Hemân dağ gibi insânlar sana altun kesilseler
Ana meyl itme bil ki kat'î münâfisin Hanîf
Sen seni vâra terk eyle ki Halîl olasın birgün
Halîl beytinde iken sen halkın mutâfisin Hanîf
Ne ki ihvân-ı Halîl'dir kamûnun zîr-i pâyinde
Kendini zerre bildinse o demde sâfisin Hanîf
Selâm olsun o kim bizle selâmet iste anlara
İkilikde olanlara di ki sen hâfisin Hanîf
Sana hem cümle halka melce' olmuş vâhid-i mutlak
Şu halde gayrıya meylin nedendir âid-i mutlak
Devâ itmeğe bir derde virir sırr-ı Lokman
Odur hal eyleyen hem müşkili gâmız-ı muğlak
Var iden bunca devrânı beyân eyler o nihânı
Fakat ararsa cân hani görünür tûbâdan yaprak,
Cihât-ı külli muhît hem de zerreler değil ansız
Eğer göz varsa basar hem görünür âleme bir bak
Kendüni saklıyor sanma kulundan Hâlık'ı Halîl
İbretle bak hiç usanma Mescûd-i âlem oldu Hak
Zevâli tiz bulur elbet iden reftâr-i zulme çok
Nevâli hayyiz olur elbet iden güftâr-ı ilme çok
Ehl-i ilmin luhûmi semm didi ol Râfiu'l-Alem
Serkeş ata olmazsa gem gelemez idi silme çok
Sabr idenler belâyâya görürler hoş dem-i âhar
Cefâdan çok olur zâhir vefâ-i gayrı bilme çok
Ta'n iderse o a'dâ hoş bil nefsine her dem
Ki bast olur sonu ta'nın şikâyetin kılma çok
Adûden intikâm almak hoş olursa da fânîde
Bu fikrin ardına aslâ Halîl dünyâda bilme çok
Ezeldeki ahd hakkı çün eyle benim yüzümü ak
Elest meyy-i şehd hakkı çün eyle benim yüzümü ak
Anda didim sana belî çün sen idin bana velî
Bugün cân sana irmeli eyle benim yüzümü ak
Kesüb sivâ yollarını terk it bana çöllerini
Gösterme sağ sollarını eyle benim yüzümü ak
Eyle murâdımı hâsıl idüb beni sana vâsıl
Mahşer günü soram nasıl eyle benim yüzümü ak
Münâcât eyledi Halîl vir dileğini ey Celîl
Cemâlini virüb delîl eyle benim yüzümü ak
Vuslatını dilerim ey güzelim dime yok
Şânım şânına benzer ben ezelim dime yok
Âdem ile Havvâ'yı yaratır iken gördüm
Didin ki şunu şöylece düzelim dime yok
Toprağı tamâm itdin nefhını virdin ana
Didin bağlularını gel çözelim dime yok
Âdem'in hamûrunun suyu ateşli idi
Didin kömürlerini gel süzelim dime yok
Birlik bahri içinde Muhammed'le sen âdem
Didiniz ki ey Halîl gel yüzelim dime yok
Artık gayrıdan geçüb söylerim ben Hakk u Hakk
Pîrin elinden içüb söylerim ben Hakk u Hakk
Gözlerim sel ağlarım alçak akar çağlarım
Gönlüm Ana bağlarım söylerim ben Hakk u Hakk
Bakmam sen ile bana murâdım dostdan yana
Dervîş sen de disene söylerim ben Hakk u Hakk
Oda yaksalar beni göle soksalar beni
Urub yıksalar beni söylerim ben Hakk u Hakk
Bire iki hiç dimem sevdâlıya geç dimem
Münkire al iç dimem söylerim ben Hakk u Hakk
Emmâreyi öldürdüm Levvâmeyi kaldırdım
Mülhimeyi güldürdüm söylerim ben Hakk u Hakk
Mutmainne kârımdır yâra dimek yârımdır
Mahv olan ağyârımdır söylerim ben Hakk u Hakk
Aşkım oldu bî-karar gönül yârini arar
Ol vâiz âyet sorar söylerim ben Hakk u Hakk
Halîl zevkin hâl ile vasf olunmaz kâl ile
Câhil mağrûr mal ile söylerim ben Hakk u Hakk
Âşığım kârım yârime yanmak
Hiç gelmez benim ârıma yanmak
Olmasa cümle vârıma yanmak
Düşer firkatle zârıma yanmak
Yağmadır alın benliği benden
Haber var bilin hubbü'l-vatandan
Yâr içün geçdim cân ile tenden
Bildim ölmekdir bana uyanmak
Kalmasa gönül içre hubb-i cân
Söyle kimdendir zevk-i hânumân
Mekân terk iden arar mı mekân
Gerekdir efgânım arşa dayanmak
Alâka terki kime müyesser
Olursa olur ekmel-i beşer
Yârini bulan hârından geçer
Yokdur anın çün gayra boyanmak
Riyâdır nasîbsizin nasîbi
Riyâkârdan başka yokdur tabîbi
Mülhîddir anın dostu habîbi
Ne gerek ana gerçeğe kanmak
Sûretle da'vâ mü'mine bürhân
Olmaz aslâ ey müslümân inan
Tutar ağzını kalbinde o deyyân
Yok andan fenâ kimseyi sanmak
İşinden bilinen her velî değil
Huy ile hâyyı ezelî değil
Her renge giren er deli değil
Muhkem yüreğe yokdur ırganmak
Hak eyler ise bir kulu sâbit
Dilinden hikmetler olur nâbit
Halîl yerini hüsn-i meâb it
Eyleme bir dem Hak'dan usanmak
Uyuma ey gözüm böyle Hudâ'yı sev ol uyanık
Anın aşkıyla cân ile ciğerlerde dol uyanık
Basîret yok mu hiç sende n'içün kaldın ya bu tende
Senin nefsin uyuyanda sağın ile sol uyanık
Yer ağlar gözü yaşları akar yorulur taşları
Bağlayub Hakk'a başları dağ ile taş çöl uyanık
Sana hizmet iden bunlar vakt u mekân ile günler
Her eşyâ Rabbini anlar nehir deryâ göl uyanık
Hakk'a kulluk idersin sen deyû bunlar dururlar şen
Sen isen hizmetin bu ten sen gözleri bul uyanık
Halîl vaktini kılma fevt gîceni hoşca ihyâ it
Seninle seni gözler mevt açub iki kol uyanık
Nâ-ehle kıldı harâm ni'met-i hikmeti Hak
Budur buluna merâm devlet-i hikmet-i Hak
Hikmet ehline harâm oldu dûzah ateşi
Câhiline ulaşmaz zerrece rahmet-i Hak
Kelimât-i hakâik fâsıka aksi sadâ
İder Hak'dan duyamaz, redd ider kudret-i Hak
Ehl-i irfânın sözü işâretden ibâret
Zîrâ nefs ehli bilemez nedir hizmet-i Hak
Adem-i esrâr-ı Hak'dan söyler mahrûm olan
Nihânı şerh idemez bulanlar rif'at-ı Hak
Rüsûm ile âdâtın mahkûmu söz anlamaz
Çünki ana hoş gelmez aşk ile mihnet-i Hak
Ahvâl-i muhabbeti câhile izhâr iden
En sonu pişmândır o göremez sohbet-i Hak
Halîl sivâ içinde esrâr-ı yârı dime
Dîv olanlar ne bilir mikdâr-ı hikmet-i Hak
Vâh ana ol dime ki kalbimden oldum ırak
Buldum irfânı eğer kalb olsa bana durak
Kalbimden taşra dâim sevk ider bu gözlerim
Cânımı her dem uzağa atar beni iki ayak
Ben beni bulmak içün kalb âlemine girüb
Açamadım gafletin yüzünden aslâ duvak
Her zerreden yol Ana giderken onsuz oldum
Yükselmeği severim bilmeden sanki kavak
Suçlarım çokluğu, hem yolumda olan taksîrât
Göstermez bana Halîl kara nokta ne de ak
Çehre-i lûtf içre kahrı saklı kimdir söyle Hak
Çehre-i kahrında lûtfun gizleyen Settâra bak
Dehr-i fânînin sürûru değmez aslâ bir gâmma hem
Her dem içre yardım ve zevki nihân ol yâra bak
Gülmesün vakt-i huzûrda pekce sona irmeyen
Feyz içinde oldu mahzûn bilmeyen ağyâra bak
Ey Halîl ders al müessirin işinden her zamân
Sana cilve gösteren her dem içün ol yâra bak
Akl ile aşk itmediler birbiriyle ittifâk
Akl ider gınâ gerekdir aşk aradı fakr u fâk
Didi âkîl ilm u fünûn aramalı dem-be-dem
Didi âşık bana yârin gayrısından yok mezâk
Akl ider tebdîr-i umûr hem de tahsîle maâş
Aşk ider tefvîz u teslîm yollarına iltihâk
Akl arar vakâr u izzet ile varlık nev'ini
Aşk arar mahv ile zillet, rahatı anın meşakk
Akl ider lûtfu güzel ammâ kahrı abes
Aşk ider ben hiçbirine söylemedim el-firâk
Âkil içün havf ile ekdâr içinde çok recâ
Âşıka terk-i umûm kaldı anda bes iştiyâk
Bu ikiyi eyledi bir, ârif u kâmil olan
Sen Halîl ikide kaldın, bir mi yakınla ırâk
Beni bir zerreden insân iden aşk
Bu rûhu cism ile yeksân iden aşk
Ne benden ne diğerden bir haber yok
İken bende beni mihmân iden aşk
Refîk olub bu cihâna getiren
Beni düşmânla tev-emân iden aşk
Beni bir ot gibi anda bitiren
Karîn-i vakt ile mekân iden aşk
Bir eri ata bir dişiyi ana
İdüb bana beni civân iden aşk
Halîl deyû beni bir âd u sâna
Koyub son işimi hayrân iden aşk
Gel ko diğer diyârâtı ne hoş vatan diyâr-ı aşk
Ko penc u şeş ile hafti yeter sana cihâr-i aşk
Muhabbet nûru Subhânı idenler buldu Rahmânı
Nider mülk-i Süleymanı iki cihânı yâr-i aşk
Bulur zâkir Hudâ nûrun tamam iderse huzûrun
Görür cânında sürûrun diğer komaz ki nâr-i aşk
İrerse sırr-ı sücûda varır safâ-yı vücûda
Ne dilerse gelir cûdâ yakîn Hudâ'ya câr-ı aşk
İki cihânı müheyyâ görür âşıka yok pervâ
Azalmaz artmaz ol deryâ akar dâim enhâr-ı aşk
Sanma âşık şehvetîdir Hak aşkı çün devletidir
Zikr-i Hudâ ni'metidir, komak dünyâyı kâr-ı aşk
Terk itmiş vakt u âvânı unutmuş kevn u zamânı
Bir görür fakr u sâmânı çün olmuşdur evzâr-ı aşk
Bu halkın fer' ile aslı muhabbetden ider faslı
Olan âşık bulur vaslı gider Hakk'a ebrâr-ı aşk
Hudâ nûru eser ider sivâsını keser ider
Fedâ-i cân u ser ider olanları ahrâr-ı aşk
Bu âlemin şühûdiyle hafâyâsını koy hele
Ki Halîl sana virile tamâmıyla etvâr-ı aşk
Sabîleri bana hayrân iden aşk
Görünüb hem görüb seyrân iden aşk
Beni her demde semtine yeden aşk
Bütün ma'mûrumu vîrân iden aşk
Bin eşkâl ile yüzün gösterüben
Elâ gözlerimi elvân iden aşk
Neyi sevsem o sûrete girüben
Hemân karşımda hoş cevlân iden aşk
Kimi şâb kimi pîrden görünüb
Şuûn-i aynımı ber-şân iden aşk
Yer ile gökdeki ismimi silüb
Beni bî-ism ve bî-nişân iden aşk
Bütün âlem hakîr u müflis iken
Gınâ u fakr ile zîşân iden aşk
Tabiat sicni içre muhlis iken
Alub sultânı âlişân iden aşk
Beni Züleyha yüzünden görerek
Kahır yüzü ile ihsân iden aşk
Kadehler nev'ini ön sevdirerek
Sonu şarâb ile sekrân iden aşk
Bana envâ-i mektûbîn okudub
Nihâyet aşkını i'lân iden aşk
Ne varsa akl u fikrimden dağıdub
Halîl adıyla beni nâlân iden aşk
Ey sûret-perest hele gel biraz kalbine bak
Yeter iki gözünle seyr itdiğin kara ak
Dilde müslümân ammâ gönülde bir başkasın
Bin dürlü şeytânâtın kılmış seni pek alçak
Yediğin harâmları elin ile kusmazsan
Kusdurur Hakk'ın adli sanma kılıncı orak
Ey zâhid râh-ı zühdü sen böylece mi sandın
Karnında harâm varken mescidi kıldın durak
Tevbe suyu ile yun şerâiti tam idüb
Necislikden halâs ol yakın olsun bu ırak
Yoksa kuru niyetin seni insân eylemez
Beyhûde başın eğme mescidde sonun firâk
Ehl-i kemâl nezdinde lâubâli duruşun
Her aybını meydâna çıkarır ey bî-mezâk
Haddini bil öyle gel nedemle ciğeri del
Suçu terke bağla bel oynatma ahmak dudak
İnsânlığı palto tâc kundurada mı gördün
İki gözün dördü kör yok sende iki kulak
Birgün telîs giyerek beline bağla ipi
Ki görünsün ayârın ne malsın yalın ayak
Tevâzu'da sakladın kibr ile gurûrunu
Meydâna çıkarub gör kimin işi uyumak
Abdestin farzı ile vâcibin Halîl'e sor
Bildiğin gibi midir yüz ile eli yumak
Benim atlâsımı pâlân iden aşk
Soyub libâsımı uryân iden aşk
Bütün varlığımı tâlân iden aşk
Yakub ciğerimi püryân iden aşk
Çıkarub dağlara beni düşüren
Vatanımı ulu balkan iden aşk
Gözüm yaşıyla yüreğimi pişiren
Sonu gözyaşımı alkan iden aşk
Yetmiş iki millete ayrı isim
Türk Rus, Kürd Lâz Urbân iden aşk
Nîcelere taht u tâc mülk-i cesîm
Virerek nîceyi kurbân iden aşk
Nîcesini kendüye muzır iken
İşini firkatle giryân iden aşk
Hadd u hasri olmayan münkir iken
Nîcesini kutb-i devrân iden aşk
Kimisinden dahî inkârı sürüb
Son nefesinde bî-îmân iden aşk
Kimisini zincîr ile torgurub
Anlar ile ahd u peymân iden aşk
Yakub ateşden su olub söndüren
Bazı aks üzre gülistân iden aşk
Dolap olub suda anı döndüren
Çok zemîni de çölistân iden aşk
Yüz urub yerlere haykırub giden
Dereler suyunu ummân iden aşk
Toprak, hava, su, ateşi mecz iden
Dürlü meyva ile rummân iden aşk
Yedi tabakda sayılmaz ni'meti
Var idüb milyonlara hân iden aşk
Sûrete mağrûra kılub nikmeti
Sîret ehline kamû-kân iden aşk
İlm u a'mâl ile mağrûr eyleyüb
Zâhidi âşıka düşmân iden aşk
Vech-i âdem'de yüzün setr eyleyüb
Yevm-i mahşerde anı pişmân iden aşk
Mühr urub kalbi riyâkâra hemân
Anı tezyîn içre pünhân iden aşk
Virmeyüb haber özünden hem emân
Tâbî-i hevâ ve ünvân iden aşk
Bin sözünden şemme virmez gâfile
Bî-nasîbi ehl-i hızlân iden aşk
Anı bilmeyene vasfı nâfîle
Tatmayana kârı hüsrân iden aşk
Türkçe ise ehl-i aşkın sözünü
Okumam dir anı hırmân iden aşk
Teslîm olan ana bildi özünü
Me'zûn ider anı fermân iden aşk
Kahr u lûtfun ikisi aşka delîl
Cümle esmâsını Rahmân iden aşk
Aşkı vasf itmek sana kâr mı Halîl
Cümle şeyden zikr-i Subhân iden aşk
İlâhi çokca âsiyem sana zerre itâat yok
İşim hevâya uymakdır rızân içün ibâdet yok
Ne işe eylesem ikbâl nefisdir bana hem-râhım
İmâm olur bana şeytân hilâfa bende âdet yok
Namâz u hacc u zekâtım ne kılarsam hasenâtım
Orucla cümle hayrâtım alur mel'ûn alâmet yok
Bütün zikr ile fikrime meğer şirket imiş kâfir
Karışır hem de şükrüme ki mekrine nihâyet yok
Okuyanlar ile okur Hudâyâ sana sığındım
Ki hud'asına akl irmez tuzağına da gâyet yok
Ne menzile ulaşsa kul orada belirir hâin
Sakındığı da âdemdir ki bende hiç dirâyet yok
Olanlar âdem'e vâris kaçar anlardan ol hâris
Halîl görmekliğe bâis anı sende velâyet yok
Her hasîsi sırra mahrem sanma ey dervîş-i Hak
Her güzel sûretde yokdur anla sen endîş-i Hak
Düzme sûret sîretin uğrusudur eyle hazer
Muntazam kelle kulak ammâ içi teşvîş-i Hak
İlme her müddeî, âlim değildir şübhesiz
Rütbe-i irşâda lâyık sanma iden gîş-i Hak
Kâmil oldur ki celâl ile cemâli cem' ider
Ya'ni tardı mahfîdir kabûlü dahî îş-i Hak
Zu'm ider zâlim olan mevhûmi gibidir velî
Zinhâr ey Halîl anı bil peh şey hem de pîş-i Hak
Biz uyandık vahy-i Hak'la ayıldık
Batn-ı Kur'ânla ma'nâya yayıldık
Medine-i ilme girdik kapûdan
Muhammed'in huylarına boyandık
Horasan'ın erlerine doymadan
Kenz-i Ali'den istedik tapûdan
Beyt-ullâh adı virilen yapudan
Tavafla dönüb, hacıdan sayıldık
Her dertli zahmına merhem biziz
Münkirlere tûfân olub yayıldık
Sâcid olub düşdük yâr mihrâbına
Cemâlini değişdik serâbına
Hiç bakmadık fenânın harâbına
Halîl olduk odlara biz kapıldık
Ehl-i fücûra yaranmak dileyen gaddâra bak
Mü'mine sû-i şüyû'i kazf iden murdâra bak
Dün tarîk-i bâb-ı Rızâya boyun eğmiş iken
Ehl-i Hak'dan yüz çevirüb ta'n iden ağyâra bak
Ahdini naks itmeğe Hak'dan udûl-i tâm idüb
Râh-ı Hudâ'dan dönen ol tâbi'-i eşrâra bak
Hilkatinden ger yahûdi ger mecûsi geçerek
Derk-i esfele inen ol ekfer-i küffâra bak
Olmasa dünden nifâkından eser kalbinde hiç
Kendini atar mı bugün üsve-i kerdâra bak
Olmasa ger sû-i niyet gidişinde hâinin
Misl-i İblîs tiz çıkar mı erzel-i füccâra bak
Gûyâ zâhirden kuşanmışdı itâat bağını
İmtihân günü gözüken beldeki zünnâra bak
Yevm-i ikbâlinde dostun dostu olan kâzibin
Kendüyi gözükmeğe ikbâl setr iden Settâr'a bak
Hamdu-lillâh zâhir olur dost ile düşmânımız
Sû-i karîni sırat'da ayıran Gaffâr'a bak
Sevdiği kullarına çekdirmez Hak bâr-i girân
Yârine bunca vefâdâr bulunan ol Yâra bak
Yüzleri üzre atar kâfîrle münâfıkları
Zemm idüb alâ vücûhihim diyen Cebbâ'ra bak
Hak yoluna girdiğinde sanki mahv olmuşdu o
İrtidâdında sanur dirilmiş, ehl-i nâra bak
Kalbine veyhi ider bağlamış idi bizi o
Habl-i Metîn terkine ferhân olan bî-âra bak
Kim ki ezelden olan kalbinde şekâvet, ana
Müşkil olur Hak yolu pek, cilve-i esrâra bak
Bu sebebden irtidâdı Hak'dan ider ol ferâh
Hak yoluna dönse mahzûn olur, ol bî-çâre bak
İnkârında hâin olduğunu bildiğinde ol
Mutmain olmak idlâline ve hem inkâra bak
Bi'set-i Ahmed gününde yine böyle idi halk
EbûCehl ider adâvet bir yanda ensâra bak
Hem muhâcirle sahâbe sevdiler tutub yolun
İbn-i Selül gibi nîce var idi mekkâra bak
Kim ki inkârına yardım ide cân gibi sever
Kim ki aksi söyleye, hoşlanmaz ehl-i nâra bak
Hikmet-i Hak bu durûr, acı yaraşmaz tatlıya
Kâbil Hâbil'e nider kardaş iken anlara bak
Ehl-i nârın yok sebâtı Ehl-i Cennet'le Halîl
Ârif-i sırr-ı Rızâ ol, âşık-ı dîdâra bak
Âşık mı dirler sana bir zorumu çekmedin
Bin eyliğim var iken sen anlara bakmadın
Sevdiğim sensin dirsün, çün bir acı görürsün
Tiz beni terk idersin, ol hevânı bırakmadın
İy işlerimi sevdin sen beni sevmemişsin
Bed işlerimi gördün cehlinden sen kaçmadın
Ey yâra ikrâr iden her hâlini hoş gören
Kahr u Lûtfu seçersin aşk odunu yakmadın
Rahmân'ı sevdin ammâ Cebbâr'a kahr idersin
Cebbâr seni ahz ider çün emrini takmadın
Hak Zâtını sevenler cümle Esmâ'yı sever
Zîrâ küllî Hüsnâ'dır, inâdından çıkmadın
Halîl sana söyledi işlerin hebâ deyû
Sen âdem secdesine heykelini yıkmadın
Havf-ı Hakk'ı bilmeğe tam fikr ile iz'ân gerek
Havf-ı Hakk'ı bilmeyen İblîslere el'ân gerek
Kim ki Hak'dan korkmaz ise nedir insân bilmez o
Bu söze bir oh dimeğe sûret-i insân gerek
Halka zulmü i'tiyâd ideni sordular bana
Ben didim yok âdemîde, bir özü hayvân gerek
Gönlümü görmüş idim bir pencerede oturur
Bir sadâ âni zuhûr itdi hemân kalk diyerek
Ürkdü gönlüm, meğer anda havf u recâda imiş
Kalb vücûdu itdi zilzâl biri de bak diyerek
Eyledi tevbîh beni vah vah ne oldu sana, su
Getirelim, korku gitsün yok imiş sende yürek
Söyledim ki yok birâder dalmışım hılkat ya bu
Bağteten bir ses olunca aymışım titreyerek
Aybımı örtbas idüb nefsime gizlice didim
Halkdan ârın var iken Hak korkusu ne gerek
Bak şu gâfil anlamaz fikriyle havfı levm ider
Korkmamak eyidir sanur bozulmuş aklı zemberek
Korkmamak odur ki, Hak sözü dimede çekinmesün
Yeltenüb kul hatırı çün dimesin neme gerek
Levm-i lâimle cesîmin heykelinden korkmasun
Hasmını görünce benzi solmasun ay diyerek
Şimdi halkın çokları olmuş bahâdır misli yok
Ammâ yokdur âlem içinde o misli ödelek
Aslâ Hak'dan korkusu yok, gölgeden benzi solar
İtmeğe şerr, kendü gibi bir iki akran gerek
Zenb-i mârân gibi sarılıdır kuyrukları
Ağızları bir yere toplu cinsi sanki engerek
Korkudalım mahlûku bir nâm kazanmakdır fikri
Yalınızken korkusundan sözleri vicdân gerek
Kasd iderler mü'minin malına ve hem cânına
Hem de dostuz diye yüzüne bakarlar gülerek
Yüzlerine hasm-ı kavî gelse durmaz çıkışır
Ammâ ana sebb idemez Hakk'a dîne söğerek
Bir sadâ yüksek çıkarır ya söğer ortalığa
Korkusundan sebbi anın, dura çarh-ı felek
Vây ki halkın alçağı n'eyledi bak sana felek
Bâisi ne Hâlik'a sebb hiç hayâ itmeyerek
Ortalık içinde doludur hep eşrâf-ı beşer
Kurtulurum sanma böyle cürmü sen işleyerek
Çünki suç fi'l ile olsa afvı kâbildir ammâ
Asla çâresi bulunmaz, olsa suç söyleyerek
Üç nev'i suç var ki müslim kurtulamaz pek kolay
Biri kumar, biri içki, biri dumân çekerek
Ammâ Hak'dan korkusuzluk olsa, yokdur çâresi
Taş, ağaç, denizler ağlar gözyaşını dökerek
Taşdan olunca kavî kalbin sana dermân nedir
Yumuşamaz görse gözün ölüyü dirilerek
Hem demirden de kavî hem paslı kalbinle Halîl
Pâk gibi söylemedesin gök gibi gürleyerek
Kâr-ı insân oldu bil insânı insân eylemek
Ayn-ı küfrân oldu bil nisyânı nisyân eylemek
Kul elinde var mı kuvvet Hakk'ı takdîs itmeğe
Kul içün bir fi'l olur isyânı isyân eylemek
Şerri men' itmeğe Hak halk eylemişdir âdem'i
Kâr-ı Âdem olamaz tuğyânı tuğyân eylemek
Ölmeden evvel dilinle bir iki hayr işle kim
Fırsatın mahvında yok küfrânı küfrân eylemek
Uykudaki fitneyi îkâza gelmiş müşrikûn
Ehl-i hırmân kârıdır galtânı galtân eylemek
La'net olsun fitne uyandırana didi Resûl
Ol kılar kim pek bilir insânı şeytân eylemek
Halk-ı âlemde huzûru selb ü vîrân eyleme
Pür-hüner sandın mı sen şeytânı şeytân eylemek
Ehl-i Hakk'ın fi'lini Hak dimeden gayrı dime
Zîrâ Hakk'a ber-vusûl Rahmânı Rahmân eylemek
Bir cemâat şerr işinde müttefîk söz diseler
Ol söze dimek belî haltânı haltân eylemek
Hayr içün sen yaradıldın hayr içinde ol Halîl
Hak di hak işle ki hak butlânı butlân eylemek
Yanar aşkın tutuşarak dayanır mı buna yürek
Kaynar şevkinde pişerek dayanır mı buna yürek
Senin rahmin çün nâz ile bende kulluk niyâz ile
Fehm itmeyince râz ile dayanır mı buna yürek
Derde dermân yine derdin yine hârdır senin verdin
Diler merhemi zahm urdun dayanır mı buna yürek
Sevindirir gedâsını işitdirüb edâsını
Limeni'l-mülk sadâsını dayanır mı buna yürek
Görünür yüzü her yüzden gelir dinir bir er yüzden
Bilinse söylenen sözden dayanır mı buna yürek
Sûfi sen eyle insâfı benim derdim bana kâfî
Derdliye dert virir Şâfî dayanır mı buna yürek
Zâhid inkâra dalmışdır âşıkı zâra salmışdır
Fikri izhâra dalmışdır dayanır mı buna yürek
Halîl'in zühd ü takvâsı bî-nişân oldu fetvâsı
Bî-mekân oldu me'vâsı dayanır mı buna yürek
Deccâla söz kâr eylemez sen beyhûde çekme emek
Bin kez düşer âr eylemez sen beyhûde çekme emek
Ana söylense Hak sözü bâtıl duyar kendü özü
Hakk'ı görmez anın gözü sen beyhûde çekme emek
Bir hakka bin bâtıl ile hak deyû karşına çıkar
Dîn u îmânını yıkar sen beyhûde çekme emek
Hak söz tabîb ilâcıdır, hastanın ağzı acıdır
Acılar başlar tâcıdır sen beyhûde çekme emek
Emmâreye yoldaş olan Azâzil'e hâldaş olan
Dünyâ içün hor diyemez sen beyhûde çekme emek
Ey Halîl sen ko bu bâbı inanmayana ol azâbı
Kendü içün zor diyemez sen beyhûde çekme emek
Kıyâmet kopuncaya dek Muhammed söylense gerek
Gizli deccâl ölümü içün sırr-ı Îsâ inse gerek
Deccâl bu halkı tapdıra kendüsine Tanrı deyû
Mehdî elde kılınç tutub tâ boynuna binse gerek
Hak kendüni bildirmeğe yaratdı cümle mahlûku
Farz oldu bilelim anı ins ü cinne dinse gerek
Dâbbetü'l-arz'a benzedi mürşid önünde tıfıl nefs
Her bir sözde iki ma'nâ zâhir bâtın dinse gerek
Her kârı çün ziyân gördüm, doğar mağrıbdan güneş
Her ne didi Hak Resûl'u gerçek, Halîl kılsa gerek
Kim seni bu çâr-ı unsûr içre haps itdi Melik
Sizle birlik uçar iken buna ders itdi felek
Çün ikinci gök sana me'vâ idinmek âr iken
Şimdi nasıl eyledin üns bu zemîne ey Melik
Bir husûs içün mü geldin bu harâbe zâra sen
Kenzi bulmak ise al git durma ki bitdi dilek
Ey hümâ sayd-i nasîbe geldin ise vaktidir
Al şikârın ağ semâya ki durağın ne felek
Ey Halîl bu fânîye itme gurûr Bâkî Kerim
Ol seni halk eyledi sevvâke dir feadelek
Beni bir başka hâle koydu bilin bu terk-i terk
Her neyimi beni soydu bilin bu terk-i terk
Katre kıymaz idim çün bahre kıskanûben
Cebr ile katremi bahre itdi bilin bu terk-i terk
Elde istidâdımı sermâye bilüb virmedim
Dânemi dırahta dönderdi bilin bu terk-i terk
Benliği ben bende bir yüce hüner sayar idim
Âkıbet benliği mahv itdi bilin bu terk-i terk
Her ne veche dinse bir söz dir idim ben de didim
Şimdi de dilimi lâl itdi bilin bu terk-i terk
İki cihân kisvesinden eyledi üryân beni
Bir aceb mekr ile âl itdi bilin bu terk-i terk
Kaçar idim güzeli görünce, bu günâh deyû
Şimdi itmeği mâl itdi bilin bu terk-i terk
Bir çöpü görünce gözüm nûru artar, şimdi gör
Her işimi başka hâl itdi bilin bu terk-i terk
Evvelâ bakmayı bir hoş âdet itmişdim bana
Bu kez görmemeyi bâl itdi bilin bu terk-i terk
Her ne söz dinse işidem anı dirdim her yana
Her sükûtu bana kâl itdi bilin bu terk-i terk
Bir gedâ idim ki kimse adımı sormaz idi
Şimdi her çulumu şâl itdi bilin bu terk-i terk
Var idi bir günü Halîl'in iderdi cem'-i mâl
Cümleyi şimdi misâl itdi bilin bu terk-i terk
Kendüni sanma sâhib yâhûd bir şeye mâlik
İlm u amel hep Anın senin sonundur Hâlik
Ebed hayât istersen âb-ı hayâtı nûş it
Hızr ile gir zındâna emrinden çıkma sâlik
Hem dilersin Mevlâ'yı hem ararsın dünyâyı
Alub başka kavgayı istersin çok memâlik
Oğul avret senin mi senin ise Düşmânın
En büyükleri Hak'dan sana gelen mehâlik
Sivâ kaygusu seni yoldan alıkor Halîl
Terk eyle mâsivâyı budur ale'l-mesâlik
İki kuru lâf ile olmaz Mevlâ'ya irmek
Şöylece güzâf ile yok bu dîvâna girmek
Dürlü cefâ çekmeli biçmek içün ekmeli
Âhın göğe değmeli budur kısaca bilmek
Burnunu yüce tutma toprak üzre gidenden
Zîrâ su içmek içün lâzım gelir eğilmek
Mevlâ'yı dileyen kul her sevdiğinden geçüb
Cân u baş sevdâsını gerek yürekden silmek
Ben o yâri sevmeğe niyet itdim dir isen
Gerekdir sana Halîl dû-cihândan kesilmek
Bugün Mevlâ'yı bulmayan yarın söyler egemek
Doğruca bir kul olmayanlara neyler egemek
Dünyâyı sen yâr idindin Hak ehlin ağyâr idindin
Bu yoğu sen var idindin dilin eyler egemek
İmân-ı kâmil olunca eyi ammâ noksan olunca
Dirsin münker nekirlerce sen birşeyler egemek
Hele zâlim hele gör gözün olmuş idi kör
Dir idin şimdi hor horlukda bekler egemek
Söze yalan katanların yılan ile yatanların
Halîl'i hor tutanların söyle kabirler egemek
Altun gümüş neylesün önü sonu olan hâk
Taçla toprak süremez etekleri olan pâk
Ehl-i ukbâ geçinir hele sen şuna da bak
Bu dünyâ metâını cân gibi idersin imsâk
Bugün kuru sözlerle sen seni aldadursun
Yarın nedâmet ile idersin yakanı çâk
Onun bunun aybını gizli zâhir fâş idüb
Ben mestûrum mu sandın behey rüsvâ-yı hetâk
Halîl'in hiç bir sözü fazla değil ne de boş
Lâkin sana havâdır eylemez isen idrâk
Yükseklerde uçuşun vefâsızdır kelebek
Sonu gelir bu düşün safâsızdır kelebek
Açdın beyaz kanadın üstünü hoş donatdın
Sandın gizli inâdın hatasızdır kelebek
Giydiğinle kendüni huzûrda buldun meğer
Er olanın kıymeti abâsızdır kelebek
Bir gün eski giymişdin boynunu da eğmişdin
Dileğini dimişdin yamasızdır kelebek
Atlasa eski çulu seçen dirici ölü
Âr iden olmaz velî kafasızdır kelebek
Bildiğin ahbâbından biri selâm virmese
Kanatların kırılır turnasızdır kelebek
Gönlünü Hak'dan gayra bağlamışken bak seyre
Dilin dâim Hak söze ma'nâsızdır kelebek
Sen hevânı kendüne hemân Mevlâ idindin
Gayra ki Mevlâ didin atâsızdır kelebek
Duâ itdim virmedi dime aklım irmedi
Duân Hakk'a irmedi safâsızdır kelebek
Hak Nebî'ye dir ki bak hevâsını kılan hak
Sanar olduğu çün âk hevâsızdır kelebek
Ecel kapunu eşer bir gün kanadın düşer
Nefsin olmazsa beşer devâsızdır kelebek
Hakk'a kul ol kul gibi olmayasın gûl gibi
Halîl de senin gibi revâsızdır kelebek
Ne buldun râh-ı Hak'dan ki dalâli pîşe idindin
Ne gördün ehl-i Hak'dan ki melâli pîşe idindin
Senin iki günün gâfil geçer, bir lahzâya benzer
Bu yanlış sözü zu'munla kelâli pîşe idindin
Yine İblîs telbîsine refîkliğin haber aldım
Ne uydun buna çokdan ki belâli pîşe idindin
Eğer Hak ise maksûdun nedir söyle zorun benden
Değilse yâ nedir böyle dalâli pîşe idindin
Sen anı duymadın mı hiç Halîl'in dostu Allâh'dır
Düşmân isen adın Nemrûd Celâli pîşe idindin
Ey ki gâfil sözlerinle da'vâ-yı kemâldesin
Bilmez iken sen seni hem sorsalar ne hâldesin
Sen kiminsin ki bana bu sözlerin olsun senin
Ben seni hiç görmüyorum sormağa ne kâldesin
Sen seni gördün isen bil ki gözlerin sakat
Ben seni görmedim dime ki ne meâldesin
Vây ki güzeller güzeli sen sana sen perdesin
Hoş idi rûzun ezelî, şimdi ne feâldesin
Ötüyorsun kuş gibi bâz-ı ecelden bî-haber
Sen seni yuvada sanma kırılır bir dâldasın
Mey ki sundu sana elde sâkî-i rûz-i ezel
Kânûn-ı sekre muhâlif mâl ile menâldesin
Bilirim dimedesin yâd ile iftihâr nedir
Bir konacak yeri temlik itmeğe vebâldesin
Dilinin didiğini hiç bir kulak duymamalı
Akl-ı tâmm ile beyim sen mantık-ı mecâldesin
Ki ne denli olsa irfânın ile akl-i maâd
Mecnûn'ı görse idin derdin ki sen iclâldesin
Bir şeyi sana itmez ayn-ı hakîkatle beyân
Anı gördüm dir isen bil ta'rif-i muhâldesin
Çünki eşyâdır usûl-i ilm-i fünûn âdem'e
Ma'rifetde ilm-i küllî bulmasan ihmâldesin
Cümle eşyâ sûreti cem' eylemiş sende Çeleb
Bunları bulmaz isen bir bir, Halîl imhâldesin
Ey zann ehli işitdim yakînim var dimişsin
Îmânda bir esâs-ı metînim var dimişsin
Henüz behâim sıfâtı mevcûddur sende tamâm
Bu hâl ile bir hısn-ı hasînim var dimişsin
Kalbin içinde bütün da'vâ-i sivâ dolu
Kalbim içinde bir hoş meskenim var dimişsin
İlm-i nâfi'den eser eylememiş sende hiç
İlim dolu bir akl-ı fatînim var dimişsin
Hak nerde nerde deyû hayretimdesin hemân
Hakkıyle bilinmiş bir muînim var dimişsin
Komamış söylenecek bir sözü Selef deyû
Ahbâr-ı Rabbânî'de mübînim var dimişsin
Meşâyıhın sözleri hizb-i ilâhî iken
Bir kavl-i seyyie meşînim var dimişsin
Muhakkıkîn sözünü zann u taklîd eylemiş
Tartub ölçmeğe anı emînim var dimişsin
Kur'ân Hadîs kâfîdir bana diyorsun hemân
Ma'nâsını bilmeğe yemînim var dimişsin
Behey gâfil sen seni aldadırsın nefse uyub
N'idem aslımda mâ-i mühînim var dimişsin
Ya'lemûne zâhirâ Hak didi billâhi sana
Kuru kâl atşân iken muînim var dimişsin
Eğer âlim isen sen benliği tiz koy elden
Âdem'e secde itmez cebînim var dimişsin
Lübb-i Hadîs ü Kur'ân ma'nâca sözlerime
Ben buna henüz reybe zemînim var dimişsin
Şer'-i pâki ağzına alma sen ey bî-haber
Zîrâ anı bilmeğe fatînim var dimişsin
Dînin kışrın bilmedin zarfına el urmadın
Lübbüne hiç irmedin hem dînim var dimişsin
Âdem'den i'râz iden olmadınsa ya neden
Halîl'i ben görmedim çekînim var dimişsin
İki yokdur iki yok, hiçdir adı hâdisin
Ehl-i tevhîdin olmaz yâdı bil havâdisin
Bu fânînin sözleri yordu seni ey gâfil
Rabbü'l-Felâk'a yönel terk eyle nevâfîsin
Zeyd u Amrın sözünü bir iki gün dimekle
Âlim sandın özünü reîs-i merâfîsin
Emrâz ehli olunmaz gemiye binmek binmek
Kardeş dinilmez sana Hâm u Sâm u Yâfes'in
Halîl'i ta'n eyleme ey gözü iki gören
Bil ki ansız kesilür gelüb giden nefesin
Ah o ne vakit idi zamân-ı Peygamberin
Ehl-i Mekke'ye oldu emân-ı Peygamberin
Ebû Süfyân evine giren kurtulur didi
Bu dünyâ kılıcından lisân-ı Peygamberin
Ya'ni sûret-i İslâm döner İslâm'a deyû
Açdı râh-ı halâsı sinân-ı Peygamberin
Zîrâ bâb-ı Şerîat gelen durmazlar anda
Yâ döner yâhûd girer mihmân-ı Peygamberin
Ebû Süfyân evinde durma sen mü'min isen
Gel Kâ'beye, gir beyte mennân-ı Peygamberin
Etrâf-ı Kâ'be'ye kim gelüb toplansa didi
Anlara korku yokdur peymân-ı Peygamberin
Hakîkat ilmini gel bundan oku ey tâlib
Derdine çâre kılar dermân-ı Peygamberin
Neden didi ki bize toplansın iki yere
Ya'ni ayânı var hem nihânı Peygamberin
Kim dilerse nihânı bulur Kâ'be'de anı
Bilin ki sözde vardır süfyânı Peygamberin
Süfyânıyân nihâyet şehîd itdiler Sıbteyn
İtdiler ni'metine küfrânı Peygamberin
Her asr içinde Yezîd yok sanma olur mezîd
Şunlar ki eylemezler şükrânı Peygamberin
Her münkir-i Tarîkat, beyt-i Süfyân'da kaldı
Ağzında var Şerîat ünvânı Peygamberin
Beyt-ullâh'a gel ki bu farz oldu müstetîa
Tavâf-ı ma'nâ dirler hannân-ı Peygamberin
Gubâr-i Akdâm Sıbteyn Halîl'den bin tahiyyât
Rasûl'e çün Haseneyn ayneyn-i Peygamberin
Her suçlu kıldı tevbe sen gıybeti komadın
Düşdün şekk ile reybe sen gafleti komadın
Onun bunun suçları söz oldu sana gâfil
Anlar menzile irdi henüz yola gelmedin
Âlemde bin fitneler yaradır Hak senin içün
İmtihân işidenler uykundan ayılmadın
El aybına ey ahmak bakma gel sen sana bak
Bin sûretde ehl-i Hak zâhir olur bilmedin
Mevlâ'ya irdi herkes hordur bülbüle kerkes
Ey Halîl zünnârı kes gözlerini silmedin
Ey rûh-ı pâk aceb sen bu zındânda nîcesin
Kafesde ehli ile kurb-i vildânda nîcesin
Ol yücede uçarken nasıl tuzağa düşdün
Zamân mekân yoğiken bu çendânda nîcesin
Âlem-i akdes iken senin yuvan yegâne
Bedende safra balgam ile kanda nîcesin
O korkusuz âlemde müdârâsız gezerken
Bugün bu dürlü dürlü bed akrânda nîcesin
Ba'zan gidüb gelir misin o gülşene yoksa
Uydun rusûm u âdâtla külhânda nîcesin
Sû-i akrâna uyub bozdun mu ahdin eyvâh
Yoksa koyûben anları Rahmân'da nîcesin
Aşkınla mahmûr olmuş nîce Mecnûn u Leylâ
Sendeki aşk âlemini seyrânda nîcesin
Âlem seninle iken sen nîce varsın anda
Sabr u karârın olmazdı nisyânda nîcesin
Halîl senden diler ki bildiresin hâlini
Yüzü bir insân içi çok hayvânda nîcesin
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Da'vâdır sanma Mevlâ'yı sevmek
Nişânesidir ölümü övmek
Cân ile gerek bu yola girmek
Sen cân u beden esirgiyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Çocuklar gibi giyme derdinde
Dürlü yemekler yime derdinde
Lüzumsuz bilgi bilme derdinde
Ben canlı ata binmem diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Bu hâl ile ben yiğidim dirsin
Dün bugünümden yeğ idim dirsin
Rüyâda şâh-ı bî-şekdim dirsin
Hem boş hulyâya girmem diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Dünyâya gönül virmem diyorsun
Hak mahlûkunu yermem diyorsun
Gıybet oduna girmem diyorsun
Şunun işine irmem diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Tapdığın altun pek isteyerek
Hak beni ıslâh itsün diyerek
Gösteriş takvâ libâs giyerek
Hâl içre bunu giymem diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Hak eri görsen buğzun uyanur
Gıybetinden dil Hakk'a boyanur
Zâlim itdiğin arşa dayanur
Karıncayı incitmem diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Ölülerin hiç aklına gelmez
Halleri fikri nakline gelmez
Yamalı giymek şekline gelmez
Ben kibr u riyâ itmem diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Tenbellik sende denizler gibi
Gezersin gerçek temizler gibi
Visâl arzusunda tazılar gibi
Hiç eğri yola gitmem diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Nefsin her söze karışmak ister
Şer ile şora barışmak ister
Hem de yârine kavuşmak ister
Ben asla gönül yıkmam diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Gönlün pek yüce alçağa inmez
Neler itmişken balçığa sinmez
Yüzbin nasîhat sem'ine girmez
Gönüllerdeyim çıkmam diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Zulmünle harâb oldu bu iller
Yüzünden akdı gözlerden seller
Bahtından oldu kara bu iller
Dikene acır yakmam diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Halîl işlerin cümlesi fenâ
Tevbe kılmadın eyledin înâ
Nîce bin yüzden göründüm sana
Görmeden eğri bakmam diyorsun
Dünyâyı sevdin sevmem diyorsun
Gönlünü virdin virmem diyorsun
Hak da'vetine hiç gelmiyorsun
Hem mâsivâyı bilmem diyorsun
Gönülden Hakk'ı seven âşıklar
Ahdi unutman ahdi unutman
Dilde her zamân Hakk'ı nâtıklar
Ahdi unutman ahdi unutman
Dünyâ işleri perdedir perde
Açub seyr idin yâri her yerde
Aç gözün âşık dime yâr nerde
Ahdi unutman ahdi unutman
İbretle seyr it gözün seyrini
Fark eyle şerden anın hayrını
Dönün tâlibler yârin devrini
Ahdi unutman ahdi unutman
Firkat ateşi acıdır acı
Nâr-ı dûzahdan anla ey hacı
İki görenler olmadı nâci
Ahdi unutman ahdi unutman
Pîr ile ahdin sebâtı gerek
Ekilen dâne nebâtı gerek
Gördüğü nefsin mir'atı gerek
Ahdi unutman ahdi unutman
Bugünün içün yarını satma
Bu yokluk içün vârını atma
O genişliğe darını katma
Ahdi unutman ahdi unutman
Dünyânın rengi reng-i ağûdur
Lâkin içdiğin ezelde meydir
Hak'dan mâ-adâ hep vâhi şeydir
Ahdi unutman ahdi unutman
Kabristâna git çekme tütünü
Hatırla gelecekler bütünü
Koy sînin birisine putunu
Ahdi unutman ahdi unutman
Cismin ölünce dirilir cânın
Sözümü tut gel işte bürhânın
Sordum Halîl'den nedir esrârın
Ahdi unutman ahdi unutman
Ey tâir-i melekût eyvâh burda kalırsan
Satub insânı eğer bu hayvânı alırsan
Yol virmezler sonunda ki gidesin aslına
Bugün meyl idüb yalancılara aldanırsan
Biri dünyâdır anın dünyânın nef'i içün
Yandın eğer hâcete evlerine varırsan
Biri ehl-i nifâkı zerre sevdinse eğer
Düşmân-ı Rahmân oldun çün söze inanırsan
Selâm vir ehl-i cehle ammâ aslâ karışma
Cürmüne müştereksin sözüne boyanırsan
Ey ahmak çeviririm sanırsın bu dolabı
Seni altına alur bir dem anda kalırsan
Sen seni ne sandın ki böyle sana güvendin
Kâr iderim mi sandın Hınzır ödün acırsan
Eti harâm olanı gözün hele tanır mı
Neden ağzında âsârı var eğer tanırsan
Gönül kulağını aç işit her bir semâ'ı
Ne söyler sana eşyâ uykudan uyanırsan
Meyhâne-i âlemden bir dolu bahş iderler
Tecrîd hamam içinde alur ger yıkanursan
Âlem-i aslın görünür ki ma'mûr u müzeyyen
Sen bu külhân harâbı harâbedir sanursan
Ey nûr-i kalb u dîde sen seni idrâk eyle
Gözükür sana küllün cezândan usanırsan
Koy şehvet-i behîmi nefsine zâlim olma
Ortada dahî kalma Rabbinden utanursan
Halîl sâbıkları bul tâ ki kurba vara yol
Hakk'a yol tiz açılur ger andan aranırsan
Nefsimi düşmân bileli sana kıldım insilâk
Her heveslerle hevâya eylemedim iştirâk
Bilmedim hiç kendümi anlamadım seni gönül
Seni ben bulunca kıldım varlığımı çâk u çâk
İyliği elden komaz zâhid seni bulmak diler
Eylemedin ilm u a'mâl yakaları inhitâk
Seni gördüm göreli güzeli sevdi gözüm
Ammâ özlerine aslâ eylemedim infikâk
Şehvete mahkûm sanur bu vech ile sûfî beni
Halbûki ol zâhid sevgisiyle kılmış iştibâk
Bildiğin hâlet değil bu ise fesâdlığın
Nâr-ı Nemrûd'dan Halîl ağyâra itmez inhimâk
Uykudan pek cüz'î farkı var birâder ölümün
Ammâ hayvân kalbe hâkim olsa müşkil ölümün
Ol ki sâlik oldu Hakk'a yevm-i mevti rûz-i 'îd
Hem kemâle nisbetinde zevki var bu yolumun
Tûl-i ömr-i fânînin ervâh-ı uşşâka azab
Didi bu sözü ola kapusı şehr-i ulûmun
Sen bu sâlıkda kemâl-i hüsn-i huy buldunsa çok
Dile Hak'dan şol deminedir pür-visâli kulumun
Kim bu zevke gam didi ya ki cefâ sandı hemân
Değmez ol bir zerresine taşdan olan yolumun
Ben bu mihnethâneyi n'idem ki mağbûn eyledin
Ömrümün çokluğuna duâ dikeni yolumun
Ben bugün ile beklemem giderim re'yim ile
Var meğer küllî murâdı bu garîbden Rabbımın
Mülk ü mâl u ehl ü evlâd âriyet cismim gibi
Cismime merbût olan hep ayn olur haddimin
Hem bilirim ki ata ana ehl ü kurb adüvv
Çün beni meftûn ider Hak'dan bu fehm-i haddimin
Tenim içün zâri zâri ağlayû hem inleyüb
Sormaz olan dost mudur ahvâlini hiç rûhumun
Tenimin zâfiyetinde rûh bulur sâfiyyeti
Ten kavî olsa düşer rûh vakti kara günümün
Ey benim ahvâl-i rûhumdan habersiz dostum ey
Bana düşmân ol göresün lûtfunu bu elimin
Yok ki dost olam dir isem gerçek ol çünki Halîl
Benim dostumdan adüvvi nâmı hoşdur cânımın
Cism-i lûtf-i İlâhi Keremidir Keremin
Rûhdur atâsı hemîn Rahmetidir Rahîmin
Cesed anın binâsı rûh nefhası o şâhın
A'zâ vedî'asıdır pîş nazarı hakîmin
Hep anınsa benim neyim var ara yerde söyle
Ki böyle dertlisiyim ol tabîb-i Alîm'in
Burada gayrı benim ne işim var bilemem
Bu varlığım hep Anın, yokluğum dahî kimin
Doğmada ölmede elimde yok irâdem
Benim diyecek kuvveti nerde ya dilimin
Yokdan var itdi beni yokluk elinde imiş
Besleyüb nîce günler rahminde mâderimin
Gizli ve âşikâra sayılmaz ni'metleriyle
Beni ızhâr kıldı Zâtın ihfâ-ı Halîm'in
Cemâline bir perde çekdi ortada beni
Celâl dimeyüb ismim hikmetidir Azîm'in
Bu vîrânede benim bilmem ne aradığım
Hazînesi mi yoksa nesi aradığımın
Kendini mi arar idim âh benimi burada
Var mı eseri Halîl varlıkda benliğimin
Dönüyor hâlden hâle ahvâl-i kâinâtın
Göklerden yerlere dek nizâm-ı mümkinâtın
Bu zevklikler içindekiler bin arzû ile
Kemâle irmek ister Hudâ'sından nebâtın
Toprağın ot iledir anın da hayvân ile
O da insânla irer sonuna kemâlâtın
İnsânın da kemâli aşk-ı pâke irişmek
Çünki ona virildi tamâmı tayyibâtın
Deniz dalgalanınca bulutdan elçi gelür
Duman selâm getürür gidelüm işte atın
Tuzlu su göğe gider tatlı olunca iner
Yağub selde seyr ider aşka kıl tahiyyâtın
Aslına gelüb gider Kerem dirler adına
Yanmasa hiç bulur mu ey Mevlâ semâvâtın
Bu sûretle görünen görünmeyen devr ile
Her dem yeni yaradış olur birgün berâtın
Halîl gibi seyr iden esrâr-ı dû-cihânı
Söyler mi rumûzunu etrâfa her simâtın
Yedi kocası vardır görürsün dört kadının
Yedisi de hâmile her zamân var mı dînin
Yedisi de mü'mindir erkeklerin bilmiş ol
Kadınlar Hakk'a muti' kızlarıdır emînin
Öyle bir hoş huyları var ki melekler gibi
Gözle baksa görünür her semtinde zemînin
Bu göz îmân gözüdür sanma gâfil sözüdür
Münkirin hor özüdür ateş ismi birinin
O dört kadın doğurmuş üç evlâdı emzirir
Ölünceye dek memede ağzı her birinin
Dört kadının ikisi düşmândır ikisi dost
Dördü bir ev içinde sadâsı yok evinin
Kocalarından biri gelüb birgün uğramaz
Ne yatar evde, küsü yokdur kadınlarının
Yedi babadan doğan bu üç evlâd her zamân
Kapumda hizmet ider sonu yok hünerinin
Arası bin senedir baba ana evlâdın
Yâd kimsenin eli yok açık sözü Halîl'in
Tutmuş gaflet uykusu basîret gözlerine
Yoksa Cemâl güneşi celâlinden Habîb'in
Doğmuşdur hiç dolanmaz benlik idene değil
Sâfî kalb olur ise celâlinden Habîb'in
Mestâni ol mestâni koy sen bu hâkistânı
Aşka oku destânı celâlinden Habîb'in
Seninledir her vücûd nidem kılmadın sücûd
Kaçarsın idince cûd celâlinden Habîb'in
Bu halk ile bu tene bakma gelüb vatana
Senin bu fânî neyine celâlinden Habîb'in
Terennümün cihânı zevk ile güldürürken
Sen neden bî-gânesin celâlinden Habîb'in
Nefha-i Dâvûd nîce cânları ahz eyledi
Senin meğer nasîbin celâlinden Habîb'in
Diriltmeğe cânları gelsene Îsâ gibi
Ahmed'e ümmet olmak hısâlinden Habîb'in
Ten zulmeti içinde âb-ı hayâtı bulan
Halîl gibi söz ider visâlinden Habîb'in
Kalbe gelince ziyâ cemâlinden Habîb'in
Görünür cân gözüne kemâlinden Habîb'in
Meyle ne hâcet kalur lezzât-i mümkinâta
Anda ki cânı bulur visâlinden Habîb'in
Evhâm u şekl-i hayâl ana ne zevk ide kim
Gönlünde dolu vecd ile hâlinden Habîb'in
Âb-ı hayât mı lâzım uyanan âşıka kim
Her an kalbine dolar zülâlinden Habîb'in
Bu ev ile arsaya bakmaz o cân bülbülü
Çünki manzar-ı zülf ile hâlinden Habîb'in
Dünyâ ve uhrâ nesine gelsün hayâline ki
Anda mevcûd her zamân hayâlinden Habîb'in
Nefsini terk eylemiş bî-haber olmaya mı
Almış hazz-ı tamâmı visâlinden Habîb'in
İki âlemde yokdur şey ile misl-i Habîb
İseler de eseri zılâlinden Habîb'in
Sûret ni'metlerini sekrân u Rûhânîler
Komaz mı zevk almışlar nevâlinden Habîb'in
Aşk ehlini eylemek inkâr, nâkısa çok mu
Nûrundan olmuş a'mâ celâlinden Habîb'in
Mest-i rûhânî bilmez cismânî mestâneler
Çün kovar zulmeti nûr hilâlinden Habîb'in
Mâ-i nîsan ejdere semm virmeyüb ne vire
Hûtda sedef olduğu cemâlinden Habîb'in
Ehl-i kemâli tâğî sanur ki yok haberi
Zu'm ider lûtf itdiği melâlinden Habîb'in
Bî-haberlik hoş haber didi o ki mu'teber
Sanma âşık der-beder kelâlinden Habîb'in
O bî-haber sanurmuş aşkda kemâl bulduğun
Bir iki sadâsıyla muhâlinden Habîb'in
Bilmekle bilmemezlik bildim didin ya neden
Ey ma'rifetsiz kişi Nihâlinden Habîb'in
Nezd-i Nûr-i Mahbûb'da gözün uykuda iken
Seni sandın uyanık şimâlinden Habîb'in
Gönül şarkında senin doğsaydı şems-i Habîb
Görür idin Halîl'i cevvâlinden Habîb'in
Ey bu mahlûkdan kaçan kâmil oldun mu sandın
Üçgün i'tikâf ile şâmil oldun mu sandın
Oniki fenn okudun tefsîrden âciz iken
Sen ilm-i Mevlâ ile âmil oldun mu sandın
Üç müslümânı yola korsam hayr olur didin
Gerçekliğe irmeden hâmil oldum mu sandın
Gerçi işlerin fâdıl ammâ benlik Azâzil
Mi'râc-ı rûhu bulmadan fâdıl oldun mu sandın
Ey Halîl mahv u visâl bulmadın Zâta mecâl
Görüb bir hâl iki kâl âdil oldun mu sandın
Didi Allâh eğer âdem-zâde beni bilseydin
Anamâzdın diğerinden yanardın meyl kılsaydın
Unudur bu kez emri anmadasın gayrı
Dilin zikr eylese bile diğerden kalbi silseydin
Beni zikr eyler isen şükrümü itmiş olursun sen
Hemân küfr itmiş olursun o dem ki sen unutsaydın
Beni anmakla ni'met bul benimle kıl ferâh kalbin
O kim zikrimden ayrılmaz o dostumu tanısaydın
Eğer kuluma zikrim gâlib olsa bana âşıkdır
Anın da âşıkıyım ben, bu hâle sen de irseydin
Beni anmakla matlabı anamâzsa bir kulum
Viririm ben dileklerin güzelin anı görseydin
Benim kal'am olur tevhîd ana giren azâbımdan
Olur emîn beni kim dilese bulur dileseydin
Beni bulan bana hizmet ider iden beni anar
Beni ananı anarım olurum dostu, olsaydın
Kelâm-ı Rabb-ı Kudsîdir bu sekiz beyt ki dinildi
Ne didi Mefhar-ı Ekvân dirim şimdi işitseydin
Tavâf ider melekler zikr idenleri kılub teşrîf
Şumûl-i rahmet ile hem sekînet ile dursaydın
Size yer üzre nûr olur bu Kur'ân ile zikr-ullâh
Semâda söylenir zikr-i cemîliniz, ger itseydin
Hudâ'nın kuluna ahsen-i hedâyâ zikri ilhâmı
Seveni zikri Hak sever, yüce Mevlâ'yı sevseydin
Hem ehl-i Cennet'in ol saatde hasreti olur kim
Geçirdi dünyâda zikr eylemeden, zâkir olsaydın
İden tevhîdi kalbinden hicâbı ref' ider Allâh
Gönül pasını silmeğe zikirdir çâre bulsaydın
Hudâ'nın zikrine ekber didiği yeter insâna
Beni anın sizi anam didi n'ola ki ansaydın
Bu âdemoğlunun kalbine İblîs burnunu koydu
Eğer zikr itse def olur, iderek anı kovsaydın
Eğer unutsa rehberler Hudâyâ bizi esirge
Gidelim zikrine uyub Resûle lûtfu kılsaydın
Şu mikdâr ile hâl içre Hudâ zikrini kılın kim
Size bu nâss disün mecnûn gönül sen buna irseydin
Nîce bin sîm u zer kılmak tasadduktan olur efdâl
Ve her a'mâl-i sâlihden gönül sen zikre girseydin
Ölü ile diri emsâlidir zikr iden itmeyen
Zikirden efdâl amel yok necâta varı koysaydın
Bütün ömrünce bir zengin iderse malını infâk
Biri zikre devâm itse, bu efdâl didi tutsaydın
Girince bâğ-ı cinâna yemişinden yiyin sizler
Didiler bâğ nedir, didi zikir meclisi kursaydın
Eğer bir kavm kurub meclis dağılsa zikr-i Hudâ'sız
Gûyâ bir cîfe-i murdardan dağılırlar ki yürüseydin
Kişi nefsini hıfz idemez ancak zikr ile didi
Sen ağaç gibisin Halîl n'ola bir dem eğilseydin
Hep cihânın halkı sana insân dise insân mısın
Bî-nişânın zevki sana bilinmese ihsân mısın
Seni yazarsa bin kitab tevârih dürlü medh idüb
Rüsvây olunca sen gidüb ind-i Hak'da nisyân mısın
Neye değer bu dünyânın debdebesi boş hulyânın
Ta'bîri bed hoş ru'yânın sen tâlib-i hüsrân mısın
Bu fânî şeytânlarının hep cânî düşmânlarının
Ortağı pişmânlarının sen cânına düşmân mısın
Yalan yüzlerini görüb aldanursın seni kırub
Dönerler hep seni koyub ol dem yâr-i Sübhân mısın
Bu bin gölge bin ağaçdan bir güneşin gölgesidir
Ey o güneşi görmeyen gölgeleri tutan mısın
Bu mülk ile paraların ile artar yaraların
Görülünce karaların beyazlara katan mısın
Ey Halîl sen bu dünyânın vârını var sandın ise
Azıcık aldandın ise söyle ehl-i irfân mısın
Sûretde hoş görünüşün her dalâlin içindesin
Cemâle mazharım dersin sen Celâl'in içindesin
Secdeye kâil olmadın Âdem'e mâil olmadın
Benlikde zâil olmadın gûyâ hâlin içindesin
Yokluğa kâbil olmadın nefse mukâbil olmadın
Teslîmde Hâbil olmadın Râ ve Dâl'in içindesin
Hudâ-yı sâil olmadın sivâyı hâil olmadın
İsyânı kâhil olmadın her vebâlin içindesin
Tâatte eyledin kesel söylediğin cümle hezel
Benim muhibb-i Lem-yezel didin âlin içindesin
Rağbet aldın yâra bedel rüşvet aldın kâra bedel
Amel yok evzâra bedel gerçi şâlin içindesin
Hacc u savmın sana temel kemâlin itdi muhtemel
Ucb ile hem tûl-i emel bulub sâlin içindesin
Önce itdiklerin vebâl komaz Hakk'a sana mecâl
Sözümden ibreti tiz al ki zevâlin içindesin
Sandın eylediğin helâl kazandığın cümle melâl
Virdin âriflere kelâl bed-zılâlin içindesin
Bildiklerini cehle sal çün kamûsu İblîse mâl
Bu tutduğun mekr ile âl bed-hısâlin içindesin
Gerçekliğe âr eyledin rûhunu sen zâr eyledin
Varlığını nâr eyledin bed-fiâlin içindesin
Yabancıyı câr eyledin cânı târumâr eyledin
Sen dilini mâr eyledin semm-i kâlin içindesin
Şehvetini yâr eyledin şöhretini vâr eyledin
Sen gönlünü hâr eyledin gör ki hâlin içindesin
Sen gülistâna nâr didin inkârına ikrâr didin
Habl-i Metîn zünnâr didin ki cehâlin içindesin
Rahmet-i Hakk'a bâr didin azâblara emtâr didin
İkbâli sen idbâr didin gör iğfâlin içindesin
Nefsine dostum var didin geçer isem kovar didin
O alçağa kibâr didin izmihlâlin içindesin
Mevlâ'yı ararım dirsin her dem muhalif-i Pîrsin
Gözü yaş kalbi demirsin çok nekâlin içindesin
Söyle mâdem hor değilsin n'içün her kemiği yirsin
Bu suâlime ne dirsin her suâlin içindesin
Şükr it ki disem hamîrsin nefis mülkünde emirsin
Şeytâna taht-ı serîrsin ki şimâlin içindesin
Bir fenâ huy bir hayvânda her biri sende meydânda
Yetişmiş ba'zı fidanda her bir dalın içindesin
Ma'rifetin yok mu cânda arzun yok mu hiç irfânda
Niçün değilsin Rahmân'da boş hayâlin içindesin
Ne işledin bu dükkânda sorulacak sana anda
Îsâ yok mu bu cihânda ki deccâlin içindesin
Meylin olmasın her yanda her göher senin deryânda
Halîl ne varsa dîvânda gör mecâlin içindesin
Ey mutasavvıf sen beş on lâf öğrenerek
Mevlânâ'yım mı sandın üç altı kez dönerek
Bu tesvilâtın seni karanlığa götürür
Ümîdin akse döner bu fenerin sönerek
Ne olduğun bilinir tuz gibi eriyince
Altunın mangır olur Îsâ yere inerek
Tevâbi'in gâlibâ Ye'cüc ve me'cüc imiş
Salarlar cümle halka hep sana güvenerek
Lâyık mıdır insâna hâkimi ola hayvân
Hizmet idüb bul irfân bir Kâmile irerek
Bu dünyâ yalan oldu ehli de yılân oldu
Âkil ayılan oldu uykuyu terk iderek
Şeyh u sûfî dimişler dilleriyle sana ne
Yarın hacîl olunca rezâletler gelerek
Mevlâ kulun zannına bakar deyû aldanma
Aceb sen o kul musun Halîl'e sor giderek
Eğer senden diğer ednâ olur bir kimse sanursan
Kamûnun alçağı sensin hor olursun inanursan
Hudâ Cebbâr'ı kahr eyler anı ansızca ahz eyler
Ne ilm içre ne hilm içre kibir kılma uyanursan
Ne sanatda ne hizmetde ne seyr u sülûk itmekde
Seni eyi bilme kimseden yıkılursın dayanursan
Hased, a'mâlini cümle yakar idüb sana hamle
Komaz bir zerre hayrını boyasına boyanursan
Halîl yetmişyedi ahsen huy olur sende hiç yokdur
Fakat ellisi bed huyun tamâm sende aranursan
Derdine sende devâ lâkin anı görmedin
Derdin de yine sende fakat anı bilmedin
Sen seni zu'm idersin bir küçücük şey deyû
Nüsha-i Ekberi sardın bu şânı bilmedin
Bakarsın okumağa dürlü kitâba ammâ
Hep seni vasfeyliyor sen yazanı bilmedin
Söylerse dilin eğer bundan âgâhlığını
Muhakkak anla ki sen bu pinhânı bilmedin
Nefsin sana bildiğinden virirse haberi
Bilmedinse hîlesin bu ayânı bilmedin
Halîl mâdem varlığından ola sende eser
Bil cümle ulûmu bilsen irfânı bilmedin
Ey gâfil bu gaflet ile sanma Mevlâ'ya iresin
Nîce bir her yana dönüb re'y-i sivâya giresin
Tıfıl gibi saatde bin şey ile ülfet idersin
İnsân olurum mu dirsin tozlara sıçradırsın
Haydi yürü senin işin yokdur bu meclise gelme
Git taşra ki yonga çakıl çöple toprağı diresin
Elinde şu taşlarından kırık cam pâresin alsam
Ağzın bir karış açılır olmaz bir kömür viresin
Varsın dursun çal yüzüne ammâ batırma gözüne
Fakat bakma hiç sözüne hele de su içiresin
Eline her ne gelirse kârındır ağzına tıkmak
Bakmam ol dem sana ki sen dertle karnın şişiresin
Eline geçdi yumurta atdın anı hemân oda
Karışmam sonra çatlarsa ağlama hoş bişiresin
Bu yılân boncuğu zehirlidir koy tiz anı elden
Halîl atan korkdu zinhâr boğazından geçiresin
Tâlib-i irfân-ı Hakk'ı idlâle niyetin
Eğri söze sevk itdi seni nefsâniyyetin
Mürşid arar iseniz yeter Kur'ân dimişsin
Bu hadde sokdu seni ebed hüsrâniyyetin
Kur'ân ki bahr-i ummân daldın mı sen ana ki
Gayrılara gemisiz gir didi hâiniyyetin
Bahr-i Kur'ân sâhilinde sergerdân gezişin
Taklîd istidlâl ü zann kıyâsdır şâniyyetin
Nefs-i emmâre dîvi sana pek hâkim olmuş
Sözünden anladım pek çirkin iz'âniyyetin
İblîs Âdem'e secde itmedi, eyleyeni
Dahî men' eylemedi gör seni şeytâniyyetin
Âyet hadîsle iğvâ kıldın sâlik-i Hakk'a
Tasdîk itdi Azâzil senin dostâniyyetin
Çünki aslâ idemezdi o böylece bed işi
Sanma görmez Halîl Hak üzre zulmâniyyetin
Ey mü'min sana sözüm Muhammed'le Ali'nin
EbûBekir ve Ömer'le Zinnûreyn Osmân'ın
Dinler beni o insân ki dostudur cânının
Hasan ile Hüseyn'in âgâhı kurbânının
Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin
Bir Kâmile iregör kalbine gir Velînin
Sen seni bul ki bunda a'mâ kalma dîvânda
Hayvân haşr olma anda sâbit olub insânda
Durma kevn u mekânda ne işin var zamânda
Sanma seni cihânda geç durma bu ziyânda
Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin
Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin
Müddeî hırka puşî dolu zu'm itme boşu
Nâkıs add itme hoşu ki var cür'ayı nûşu
Visâlinden dönüşü cezbe-yi mâr oluşu
Sanma olur duruşu ne de cûş u hurûşu
Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin
Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin
Post u taalluk ile dinmez olur vesîle
Keşf u kerâmetiyle ne hüccet bulmak ile
Olur Hâdî Hak ile yokluğa dolmak ile
Zann itme solmak ile bî-heves olmak ile
Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin
Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin
Geç bu halk-ı gâfili görme hiç esâfili
Seni bil en câhili tâatlerde kâhili
Gir bahre koy sâhili olma bir iş nâkıli
Olma şehvet mâili unutma Azrâil'i
Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin
Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin
Ölüm anmadan saat geçse işlerin âdet
Yokdur sende ibâdet kullukda hem ziyâdet
Her dem kıl tam itâat nefsi rûha muti' it
Dünyâdan elvedâ' it kendüni hayra dâ' it
Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin
Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin
Ne dirse disin münkir sen ana hoş kelâm vir
Ehl-i cehle selâm vir câna azâbı tam vir
Senden gayra makâm vir sakın ki kılma tezvîr
Dime suçuna takdîr tevbe kıl suça tedbîr
Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin
Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin
Dünyâ sana düşmândır ehline iş pişmândır
Mukallidîn hüsrândır işi kârı hızlandır
Tahkîk sana irfândır Halîl bu rızk-ı cândır
Bu dîv-i nefsi kandır uykusundan uyandır
Yürü bir dem geçirme ahdine dur belînin
Bir Kâmil'e iregör kalbine gir Velînin
Gönül senin mekânın bilinir mi nişânın
Çok senin âd u sânın arz olur kime kânın
Her âyinede senin cilven var bu kimsenin
Manzûru olmaz ancak bile tamâm irfânın
Arş ile kürsîde söylenür ahvâl-i zâtın
Sana irmeyen anlamaz ki nîcedir şânın
'Îd ile berâtısın ehlin olan âşıkın
Kadr u saâdâtısın bulanın ol dîvânın
Bu yüzden vâsıfınım kim ki görmedim vefâyı
Hâline vâkıf oldum hep senden mâ-adânın
Sultân-ı iklîm-i muhabbete irmeyenler
Sandılar ki vefâsı olur dürlü gedânın
İşte bu yüzden anların yolu sana gelmez
Bilmezler ki mahbûbu oldun sen Müctebânın
Halk içre görseler ehlini ta'n idüb ana
Kulakların tıkarlar işitseler ezânın
Ne sırdır ki Süleymân iken vezirlerini
Cem' olub levm iderler senin halk-ı zamânın
Zamân ile cihânın nisbeti yok mu sana
Bu ikinin mensûbu hor görmede yârânın
Aşk ateşiyle yana yana irişdi Halîl
Kapuna geldi gördü ki yokdur în ü ânın
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Görürsün cümle âşıklar okur mâ'şûku âsârın
Tamâm gönül virûben hem kesüb her yandan ebsârın
Ne pazara giderse halk arar oraya simsârın
Gelüb seyr eyle nîcenin nîcedir yâra îsârın
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Ne hâsıl bu vefâsız dünyânın yârânıyla kaldın
Dilin Hakk'ı severim dir fakat mârân ile kaldın
Yolunu görmedin gâfil nîce evrân ile kaldın
Seninle dinini yağma içün duran ile kaldın
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Şürûr silkinde ey zâlim seni son zulmete saldın
Komadın râh-ı şerri sen bu yolda hayli kocaldın
Ne varsa cümle mekrûhu komayub hazz-ı tâmm aldın
Aceb çıkar mı sonun ka'rı çok bir câha ki daldın
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Bütün derde devâ Kur'ân okumadınsa aldandın
Ne var ol bahs-i ağyârda ana nazar idüb kandın
Hümâ iken senin adın neden cîfeye dadandın
Şakî misin ki sen râh-ı saâdetlerden usandın
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Ezel Mahbûbunun mektûbunun kasdını bilmedin
Okursun kavl-i ağyârı dumân-ı kalbi silmedin
Gûyâ seversin ol şâhı sözüne hiç eğilmedin
Yenildin bin kerre düşmâna dosta hiç yenilmedin
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Gezersin re'y-i sivâda Rızâ re'yini almadın
Umûr-ı gayrı hoş tutdun Hudâ emrini anmadın
Sivâ zehrini içersin asel-i vasla banmadın
Kamû halkdan utandın Hâlık'dan hiç utanmadın
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Bu bed uykuda bin nidâ birin duyub uyanmadın
Uyansana behey dîv Ali'nin oduna yanmadın
Sözünde Hak dîn içresin sadâkate boyanmadın
Neden Îsâ huzûrunda eridin hiç dayanmadın
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Sana yüzdört kitâb geldi birini sen işitmedin
Kelâmından birinin mûcibince bir iş itmedin
Seni eyi sandın her dem suçlarına teşvîş itmedin
Çıkub deccâllığından kendüni hoş dervîş itmedin
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Atub dâne-i benliği huzûr-ı hâkinde bitmedin
Enâniyyet kibr u kîn sahasında bir dem yetmedin
Okudun yedibin ilmi yarar bir amel itmedin
Hasedle buğzu geçüb secde-i Âdem'e gitmedin
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
O gerçek içün aslâ sen bu yalanını satmadın
Seni tam kılmağa noksanı kâmillere katmadın
Rızâ-i Hak içün huzûr ile bir gîce yatmadın
Bu bed huy ile varlıklarını hiç yoğa atmadın
Umulur bir nazar sana sen hemân mektubîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektubîn oku
Bütün noksan ile ahmak seni Kâmil mi sanursın
Yarın gel mahşere seyr it ki ne çirkin utanursın
Huzûr-ı Ahmed'e bir dem varınca tiz usanursın
Halîl'in elde mi'zânını görünce uyanursın
Umulur bir nazar sana sen hemân mektûbîn oku
Görülür feyz eser sana sen hemân mektûbîn oku
Ey gabî sen Hak sözünü doğruca anlamadın
Dinledin ağyârı ammâ beni hiç dinlemedin
Gitmede eğriye iniş yol gibi var sür'atin
Doğruya her nîce gel didimse sen gelemedin
Ahd-i Hakk'a sâbit olmak fâsıkın kârı değil
Lûtf-i Hak her dem sanadır şükrünü bilemedin
Emr-i Rasûl emr-i Hak'dır yok muhayyerlik sana
Bu hususda gözlerinin tozunu silemedin
Öl dinilirse Halîl Hak'dan hemân ölmek gerek
Gerçek olanlar ölümü buldu sen ölemedin
Senin bu ikiliğin sonu hiç olur mu insânlık
Uyan ahlâk-ı behîme aceb bulur mu insânlık
Eğer dîn içre senden âlî görsen gözlerin görmez
Velâkin dünyâca senden yücede sandın insânlık
Bütün itdiklerini gör ki bir mecnûn böyle itmez
Hemân hırs u tamah dirlerse sen inandın insânlık
Eğer arzuna uymazsa keremleri kerem-kânın
Senin içün ateş oldu hemân ki yandın insânlık
Değildir dîn-i Muhammed hevâna uymak ey ahmak
Gözünü aç değil bu nefs-i bed'e kandın insânlık
Halîl âdem olur bu görünende binde bir ancak
Bunu duydunsa bildin anladım uyandın insânlık
Riâyet eyle İslâm'a selâm olsun senin dârın
Dirâyet eyle ahkâma kelâm olsun senin vârın
Şehîd-i fî-sebîl-illâh olan cânlar unudulmaz
Salât içre iden rıhlet olur senin vefâdârın
Kanarsa mü'minin burnu benim burnum kuru olmaz
O kardaş dinde kardaşdır ki hatvetde safâdârın
Cefâ dinmez ana ki ol Muhammed aşkına gelsün
Vefâ dinmez işine yüz güler olmaz cefâdârın
Recâî kim olur söyle bu meydân içre er bilsün
Diliyle eylemez da'va o işlerde kafâdârın
Bulursan sırrını ol dem hemân teslîmi bul sâlik
Enâniyyetle ağlama seni terk eyle gül sâlik
Çün ider ol mukallib kalbini her dem diğer taklîb
Gehî havfa koyub kendün gehî recâda ol sâlik
Gehî tarabla zevk eyle gehî hüzne esef kılma
Görüb hoş bast ile kabzı fenâ bahrine dol sâlik
Geçersin gâh bekâya ol dem insân sanma seni sen
Muvakkatdır henüz bunlar buna da ayık ol sâlik
Varırsın sekre gâh sahve sonu varır yolun mahva
Merâtib üzre son cezbeyi bul itme udûl sâlik
Cânın tam olsa mutmain sakın ayrılma Pîrinden
Ki tâ emr ola Pîrinden sana emri nüzûl sâlik
İki dürlü telakkî gelse emr-i pîrden aks üzre
Biri zâhir biri bâtın ara cem'ine yol sâlik
Hayât-ı fânîyi perde gerek cem' it işârâtın
Biri sûri ve ma'nevî ki sûrîsi usûl sâlik
Olur ki imtihân ider seni emrini cem' içre
Hemân Hak sana feyz ide dile avn-ı fudul sâlik
Bu nutkum şâmil ol Kâmil ara ki nâib-i Ahmed
Olur değil diğere kim gerek ana fusûl sâlik
Ki zîrâ asrım içinde şu şâhlar müddeîdir kim
Hemân post anlara kalmış eser yok sağ u sol sâlik
Halîl gibi dir anlar ben varım, yok diğer benden
Ne selefde ne halefde vire Hâdî ukûl sâlik
Saâdeti her kulun elinde bir Kâmil'in
Sen âdetinde bulun dehrinde bir Kâmil'in
Dürr-i meknûn aranmaz değme sûretlilerde
Ancak anı bulursun bahrinde bir Kâmil'in
Yüzbin müezzin salâ virir minârelerde
Çarşı pazar bulunmaz şehrinde bir Kâmil'in
Cümle denizler katre olub huzûrundadır
Görmek dilersen anı nehrinde bir Kâmil'in
Lûtfa mazhar hep eşyâ gör Halîl katındadır
Kahra mazhar ne ki var kahrında bir Kamil'in
Ben seninle bâkî kalmam sen seninle bâkîsin
Sende kendün yok idenin zehrinin tiryâkısın
Ben seni bulunca ey dost ben gerekmem ki bana
Zîrâ ol bekâda Birlik hamri hem de sâkîsin
Birliğin her bir şuûni değil illâ hep sana
Ol cihânın arz u semâsı bütün âfâkısın
Ya'ni vahdet bâğının gülü ve hem de bülbülü
Hem menekşe sümbülü ıtri ve hem leylâkısın
Cümle sözlerden murâdı bildiğinden ey Ezel
Pervâsız didi Halîl varlık bağı Zambağısın
Gönül envârına dalar seher vakti dilârânın
Nîce bay u gedâ ağlar olub bâbında çârânın
Sabah visâlinin demi yakınlaşdıkça uşşâka
İderler dirilüb cümle kapularında zâr Anın
Ne hikmetdir mecâz-i aşkın neşve vakti akşamdan
İken tâlibleri vakt-i seher vaslın arar Anın
Bu sırrı eyleyen idrâk seçer kizbi alur sıdkı
Soyunur cümle vârından görünür cümle vâr Anın
Halîl terk eyle sivâyı ekmel-i mahbûba ol mâil
Koyarlar dîn u îmânı kapûsunda hezâr Anın
Aşk oduna yakûben her dem işim zâr eyledin
Çün nikâb urdu Cemâlin gönlümü nâr eyledin
Âşıka yanmak revâdır gerçi bunca hasrete
Nîce dayansın gülün etrâfını hâr eyledin
Len-terânî Lâm ve Nûn'u bana mahzûn gösteren
Lâm ve Kâf'ın ile her hüsrânımı kâr eyledin
Yok şikâyet hâlime ben râzıyım aşk nârına
Hamdüli-llâh kalb-i vîrânda anı var eyledin
Dört anâsırdan Cemâl-i Zâtı gösterüb hemân
Sen Recâî'nin recâsın havfına bâr eyledin
Adem ve Şit ve İdris sâfî ve Hâmid zû-tedrîs
Eyâ üli'l-velâ her enîs veya Mâlikü'l-emlâk
Nûh ile Hûd hem Sâlih ki hâşa olalar tâlih
İkinci eb diye me'nûs âşık anlara hep emlâk
İbrâhim İsmâil İshâk değiller emr-i Hakk'a âkk
Halîl teslîm-i secde başı bana eyledi hep eflâk
Yâkub Yûsuf ile Eyyûb âşık u ma'şûk u mahbûb
Ağlama gayrıya sen sus sabr eyle kâbil u idrâk
Şuayb Mûsâ ahî Hârûn zû-asâ dâî' Kârûn
Kavminden oldu ol me'yûs dinir hep ana âteynâk
Dâvûd Süleymân ve Zülkifl hâkim bâliğ ve her tıfıl
Zû-hadîd el-sine-i me'nûs mu'tisi Sâhibü'l-emlâk
İskender Elyesâ İlyâs Zülkarneyne değildir yas
Üzeyir Lokman ve Yunus gıbtadâr bunlara imlâk
Zekeriyyâ ile Yahyâ Îsâ emvât ider ihyâ
Nûr-i Ahmed'le çün melbûs envâr-ı maksad-ı Levlâk
Muhammed Hâtemü'l-Encâm geldi sonu Şemsü'l-Enâm
Âlem-sürûr ile melhûs hoş geldin mazhar-ı Levlâk
Safâ geldin ey özü pâk selâm ider Halîl gam-nâk
Hak musîbetini hoş gör derdine dermân senin
Dostun işi dosta hoşdur bildinse fermân senin
Hasta bilmez Lokman'ın tedbîrinin mâhiyyetin
Acı ilaçdan kaçarsan sonucun hüsrân senin
Yılânın deliğinden havfen kaçdınsa bî-şuûr
Bil muhakkak ki gelür hakkından şâh-merân senin
Hiç bir ana sürmedi kül yavrusunun sırtına
İllâ şefkat kasdıyladır var ise iz'ân senin
Anın içün Hak buyurdu En şedîd belâlarım
Enbiyâ u evliyâya gör n'oldu atan senin
Duymadın mı anı ağlatdı nîce yıl kanlı yaş
Sürdü yerlere yüzünü deyûben gufrân senin
Başladı terbiyeye Âdem'de Rabbi'l-âlemîn
Şân-ı Rabb-ı merbûb terbiye kul olmak şânı senin
İdris ile Şit ve Hûd'u duymadın mı Eyyûb'u
Nûh, Salih, Lût ve İbrâhim didiler meydân senin
İsmâil'in diledi cânını kurban itmeğe
İshâk'ın kurbanlığı dimekdi în ü ân senin
Ya'kûb'un gözlerinin duymadın mı hiç hâlini
Kaçmadı Yûsuf didi mülk senin Ken'an senin
Tavr-ı Şuayb ile Mûsâ Hârûn'un etvârını
Dâvûd'un ezkârı var hatrında Süleymân senin
Pes ibret alub seyr eyle dostunun cilvesini
İlyâs ile Hızr'a dimedi mi âb-ı hayvân senin
Elyesa Yunûs ve Yahyâ dimediler cân u baş
Dosta cânlarını virüb didiler kurbân senin
Zekeriyyâ ile Îsâ üçyüzonüç mürselîn
Her cefâya râzı olub didiler devrân senin
Geldi nîce bin Nebî bu imtihân meydânına
Cümle teslîmiyyet içre didiler Sultân senin
Mefhar-i âlem Muhammed hem de yârân-ı safâ
Başda neler çekdi ol dinmiş iken Kur'ân senin
Âl ü evlâd-i Rasûl-i Müctebâ ve Mustafâ
Râzı olub dosta her dem didiler bu cân senin
Bin cefâ ü kahrı dermân bildiler dertlerine
İbret aldın ise Halîl dost senin mihmân senin
Şâd ol gönül olma melûl varı yoğundan cihânın
Aklın varsa bir demini çekme gammını mihmânın
Gerçi ibn-i Selûl-i denî hoş gör tiryâkla semmini
Fitneler dolu zemîni gör, ir seyrine nihânın
Köprüdesin eğlenme geç durak ile yolları seç
Durma kârın olsun nîtec boş yere açma dehânın
Recâî benliğinden soy Cibrîl'i bul Sidre'de koy
Cümle renk-i sivâya doy sözünü duyma kihânın
Ey dönen yüzünü benden aşkımla dîvânesin
Vardır haberim senden şevkimle pervânesin
Devr iderken sen beni azıcık bakdım seni
Nifâk itdin ey denî, denî değil ya nesin
Kaçdın gâyet ırağa kara didin bu ağa
Dayanmadın çerağa kaç firkatle yanasın
Ben seni cezbeyledim meczûbi Rab eyledim
Sen didin reyb eyledim sakın aksi sanasın
Hak didi Kâfirleri çıkub görse gökleri
Şübhe ider gözleri göz aç nefse anmasın
Sihre benzer Hak sözü Hakk'a celb ider bizi
Sihr-i helâlden özü Hak sözüne kanasın
Meshûr kâle yekûl olur mu Mevlâ'ya kul
Ârif olmazsın oğul Halîl'e bî-gânesin
Sen bu fenâ zındânına bakma ki Cennet bulasın
Muhabbetin Sultânına kul ol muhabbet bulasın
Gör her kişi sevdiğine kul olûben ana tapar
Sen bir devletlüye kul ol ki andan devlet bulasın
Bakma cihân kesretine gel vahdet mülkünü ara
Tâ ki bu kesret içinde tükenmez vahdet bulasın
Koy bu nâsı halvete gel kesretlerden vahdete gel
Vefâsızdır vahşete gel zü'l-Vefâ uzlet bulasın
Yaklaşma nâ-ehl olana ehl-ullâha yâd olma gel
Mâ-hazar ni'mete şükr it ki sonsuz ni'met bulasın
Koy talebi hâhına, gîce gündüz git râhına
Halîl gider Allâh'ına sen de git vuslat bulasın
Ey Mevlâ'nın yoluna pek düşünerek giden
Düşsen İblîs eline nirde senin düşüncen
Bir an tereddüt itmedin Hak'dan i'râz içün
Hakk'a da'vet idilmek idi büyük düşüncen
Görürsün katre katre bir havza dolan sular
Hemân akar boşalır azcık var mı bilecen
Yol bulunca ziyâ'a akub gitdi îmânın
Sararub solmuş gördüm îmân bağında Goncân
Hikmet budur bilene gitmek butlâna eshel
Hakk'ı tutmak güç olur ateş oldu gülüncen
Helâkındır mukarrer ki yüzün dönmüş Hak'dan
Nemrûd yakdın çok evler Halîl değil eğlencen
Hak nasîb itdiğini çirkin deyû hor gördün
Mevlâ re'yine râzı olmaklığı zor gördün
Gör ki Cebbâr ne eyler itdiğine karşuluk
Sen yanlış bakışınla Mevlâ'yı uyur gördün
Okuyub dinlediğin gitdi hebâya gitdi
Nerde o yakınlığın ki Mevlâ'yı dûr gördün
Var sende bir iş meğer ki buldun hemmi diğer
Diledin görmek eğer Kârûn'u yudar gördün
Anın gibi sen de râzı olmadın Hak emrine
Yer altını özüne me'vâ yaraşur gördün
Bilir misin îmânın bir farkı olsa zâif
Dolar şekk u gümânın kalb içre yürür gördün
Bunca levse düşünce Nemrûd olur îmâmın
Halîl'i gördüm dirsen etrâfını sûr gördün
Ey denî sen hîle-i nefse mukâbil olmadın
Câhile sordun beni sen bana sâil olmadın
Sözlerimden semt-i îmân kokusun aldı dîvin
Pek uzaklaşmak diledi kurba kâil olmadın
Gelmedin âlem-i tecessüse ey ibn-i Zeyd
Cem u fark beyninde kaldın yâ hû zâil olmadın
Nefsin iğvâsına uydun mü'mini levm itmede
Arzû-yu dîv cümlesinde aslâ hâil olmadın
Maksadınla maksûdu hiç aramaz mısın vusûl
Hep nifâk ilmine daldın anda câhil olmadın
Ehl-i Hakk'ı görmeğe kırıkmış gibi ayağın
Varmağa sıdk ile ol huzûra mâil olmadın
Ahdin İblîse midir ey fikri hem aklı kör
Yakmağa Halîl'i nâra aslâ kâhil olmadın
Bi-hamdi-llâh bize oldu müyesser ni'met-i Hakk'ın
Gîce gündüz devâm it çün zikirdir devlet-i Hakk'ın
Salât eyle selâm eyle Ana ki oldu vesîle
Ümmete iltimâs eyle Şefî-i halk-ı etbâkın
Komayub kalbi pâs ile derûnî sil ihlâs ile
Şöyle ki cân sivâsiyle Hakk'a tâm olub eşvâkın
Nebiyy-i cümle-i âlem ve Kerrâr Haydar-i âlem
Hüseyn A'zam Nihâl Ekrem ve Bâkır nûr-i âfâkın
Hoş bûy-i anber-i Câfer ve Mûsâ Kâzım-ı ekber
Ebu-l Hasen kâni' hoştur Ali Câfer'den ilhâkın
Muhammed Sâbir-i Ulvi Ebû Tayyib bu dîn Nûri
Ali ve Ebu'n-Necâburî Musaddak yücesi tâkın
Kureyş'e ve Ebû'l-Mecde iderdi zerreler secde
Ebû Tâhir ve Abbas'dan gelir vecdi her uşşâkın
Hem ahrâr ile Ebû'l Hâşim ve Ahmed Mustafâ Kâsım
İbrâhim İsmâil Nâzım ve Mûsâ Hüsn-i ebrâkın
Zâhid u Câfer-i sânî Dâvûd ve bu Hamza Kâni
Cemâleddin Hüseyn dânî nesli ol Rabbe bî-âkkın
Ebû'l-Ma'sûm Ebû'l-Evtâd Hasan Zâhid ile Hattat
Ve seyyid Hilmi hem Saîd sebeb husûl-i tiryâkın
Ebu Nûreddin ve Feyzullâh Hudâ'ya kıl bizi âgâh
Hidâyet hulletinden râh vir bana tâ bulam bâkın
Halîl'den oldu bünyâdı kurdun evvelce esyâdı
Muhammed Hâtemü'l-Bâdî ki sırr-ı şems-i işrâkın
Sen evlâd-ı Betûl'den koma yâ Rab bizleri mahrûm
A'dâdı sencedir ma'lûm umûmî Levhde evrâkın
Salât eyle selâm eyle Rasûl'e âline cümle
Ayırma bizi anlarla ki irişmeye ihrâkın
Hilâf-ı şer'a yok semti n'içün mü'mini hor gördün
Meğer gözlerde illet var hasûd sen anı zor gördün
Sanursın bildiğimle haşr olur bu cümle mahlûkât
Yanıldığına temiz bildiğin çünki kusûr gördün
Ferâh üzre gezersin âlim ve âmil kulum deyû
Sanur gören seni ki âhiretle haşr u sûr gördün
Dilinde bahs olur ba'zan tevâzu'dan eser ammâ
Derûnda âb-ı hayvânı içen ol Hızr'ı kör gördün
Giderken Tûr'a Mûsa bilmedin kasdın ki nûr ancak
Bu vehm-i naks ile gâfil o nûru gözle kor gördün
Kitâb-ı kâinâtı görseydin ahkâmını aslâ
Ne hâsıl sen seni rü'yâda kitâbları okur gördün
Eğer feth-i basîret olsa ebvâb-ı Hudâ meftûh
Olur ol dem bu cümle taşları hep sen yürür gördün
Ki nâr-ı Nemrûd şehvetden halâs olsa Halîl bu rûh
Anı ol demde nârı nûr olûben suvarır gördün
Güler mi sandın ey tâlib idenler bir şeye ta'cîl
Hemân husrân ider intâc teennî eyle sen tahsîl
O bir bed huy ki insânda komaz huzûr-ı kalbi hiç
Rezâlet ile şehveti ve gafleti ider temsîl
Teennî ara sen sende eğer tamâm ise bil ki
Hemân bed huyların bir nîcesini eyledin tenkîl
Şu kim her bir işi ayrı aceleler ider ta'kîb
Anın sonu değildir hoş budur mükemmelen te'vîl
Kemâle tiz iren hayvân az olur ömrü çün Halîl
Yavaşca büyüdü insân ider enfâsı geç tekmîl
Ey her işi re'yi güzel halkı güzel hulkı güzel
Kimdir sana râzı değil aşkı güzel şevki güzel
Kimdir kalbi sende değil ya cânı elinde değil
Kimdir sana itmez meyil hemmi güzel zevki güzel
Kim bulmadı senden devâ kim dimedi sana revâ
Kim görmedi senden nevâ men'i güzel vefki güzel
Dünyâ ukbâ iki elin n'eylesin olmasa neylin
Virmezsen ne virir elin cûdi güzel avkı güzel
Zâlim sanur halkdan cefâ halk ise elinde asâ
Darb eylemez el olmasa kahrı güzel rıfkı güzel
Kelb ısırır değneği bilmez kimdir vuranı
Senden gördüm gördüm ne ki vaslı güzel farkı güzel
Senden gelir her terbiye ya cezâdır ya ta'ziye
Râzıyeyim hem merziye leyli güzel berki güzel
Bazı selâmetin zarâr bazı garkın lûtfa karar
Bilinmez her işde ne var rahmi güzel harkı güzel
Ba'zı noksan tamâmetdir ba'zı tûfan selâmetdir
Ba'zı meydân hacâletdir fülki güzel garkı güzel
Ba'zı hürmet mihnet olur ba'zı izzet mühlet olur
Ba'zı fırsat zahmet olur terki güzel harkı güzel
Ba'zı Yûsuf'u zındâna atar dönderir Sultâna
Halîl odu gülistâna garbı güzel şarkı güzel
Bu âlemin seyri senin neyinedir söyle Halîl
Farz it cümle hayrı senin neyinedir söyle Halîl
Gönülden seyr u sefer it ki menziline iresin
Şark u garbı yok nûr isen gel kandiline giresin
Geçsen ulûm sahrâsın yol varır cehline bilesin
Olsa dâr u deyri senin neyinedir söyle Halîl
Yâr u gâr u kesreti koy ki vahdetdir senin şânın
Geniş meşreb bulun zîrâ ki evsa' oldu cihânın
Yaratmakdan bu âlemi murâd gözüke irfânın
Olsa da bu dehri senin neyinedir söyle Halîl
Derdine dermân ziyâdeleşmesidir bu derdinin
Olsa yokdur dem-be-dem bil solması hiç bu virdinin
Kimseler ta'yin idemezken mikdârını haddinin
Diyelim ki behri senin neyinedir söyle Halîl
Cânımdadır deyû sandığın cânından gayrıdır o
Nefsin Hak'dan diğerine cânım deyû meylidir o
Düşmân ile dostu tanı bakışında bellidir o
Hak aşkından gayrı senin neyinedir söyle Halîl
Hak sever tâibleri tevbede her an mâhir ol
İçi dışı eyle tathîr her vecihde tâhir ol
Muttakînin her demi bir başka ukbâ zevkidir
Zühd ü takvâda vera'da sa'yin ile zâhir ol
Hak sever muhsini, Hak manzûru bulun dâimâ
Müstakîm ol gâyet üzre doğrulukda bâhir ol
Sevdin ise Rabbini, sev Ahmed'ini cân ile
Tâbi'-i Şer' u dîni ol adûsına kâhir ol
Hak muhabbetini virdi sana sen de sev Anı
Gayrıya sarf itme kat'â semt-i Hakk'a tâir ol
Cümle iyilik ol Hudâ'dan her fenâlık nefisden
Cümle mekrûha vukûf üzre bulunub sâhir ol
Halk ile aranda te'sîs-i muhabbet kim kılar
Bunca ni'met kim virir Mevlâ'nı Halîl zâir ol
Sâdâtın tozudur deyû rahm itdiler sana Halîl
Sen de sana rahm ideni sıbta söylesene Halîl
Üç altı onyedi ile varılır mı idi yola
Meğer ki dörtbinyüz ile kırkbir hele sana Halîl
Nakşî Pîrim Medenî'dir hem İzzeddîn Şâzelî'dir
Üçüncü Pîr Kâdirî'dir, Şeyh Ömer disene Halîl
Dördüncüsü Ebu'l-Bâhâ' Mevlevî'dir o bî-behâ
Beşincisi Seyyid Taha Rufâî'den sana Halîl
Şeyh Ahmed'il-Halvetî'den sonra Ca'fer'ül-Celvetî
Seyyid Nûri Seherverdi eser virdi sana Halîl
Zev'il-Mısrî, Osmân Velîd, Seyyid Ârif, Muhammed Vahid
Necmeddîn, Abdullâh, Sâid, Hasan, Hâdî sana Halîl
Emânullâh, Seyyid Haydar, Kerim, Ali seni yeder
Yirmibirinci şeyh Ömer Uşşâkî'dir sana Halîl
Yirmisi de bunların hıfz-ı Hak'dadır anların
Muhtasaran o kânların ismini dir sana Halîl
Avnuddîn, Kâzım, İbrâhim, Abdullâh Ebu'l-Merâhim
Hüseyn, Refîk, Nûri, Âsım, Hamza didi sana Halîl
EbûBekir, Ebu'l-Celâ, Şefîk, Osman-ı zü'l-velâ
Zeynü'd-dîn ü Hasib hâlâ duâ ider sana Halîl
Hoca Ahmed Şahabeddîn, Abdüssamed Ziyâuddîn
Ve Bektâşi Kemâleddîn el virdiler sana Halîl
Ba'zı didim lâkab ile ba'zı ismin edeb ile
Üçü gitdi ebed ile konuşdular sana Halîl
Gidenlerin biri Osmân Velîd diğer Kemâleddîn
Biri de Şeyh Ömer Kâdirî didiler sana Halîl
Bu cümlenin esrârını takdîs eylemek dâim
İşimdir ben iken kâim ki bakdılar sana Halîl
Sözlerimde ma'zûrum ey güzelim hor görme gel
Hüsn-i hâlimden işidüb suçlarımı sorma gel
Sanma acıdan murâdım seni küllî ta'n eylemek
Sâz içinde râzımı bil yüzü mehtâb yorma gel
Yâd içinde kıymadım oturmanı taş üzre taş
Bu sebepden atmışım bak bana anda durma gel
Seni mağrûr itmeğe çalışdılar, seni sarûb
Rahatın bozmayı sa'y itdim ki hiç oturma gel
Ol adüvv tutmuş seni söyler Halîl ta'n eyledi
Hîlesine uyma düşmânın, bana tâğ urma gel
Beni incitdi deyû ey kaşlarını çatma gel
Çünki derdim başdan aşdı aşıma su katma gel
Ol kara atı sana virdiler aldatmak içün
Sonu seni yere urur el-hazer oynatma gel
Görsene her sözlerinde gözlerin gamz iderek
Birbiriyle söyleşürler mahvını uzatma gel
Sen asilzâdesin aslını n'içün terk idesin
Aklını dir başına düşmâna yâri satma gel
Sen felekzâde melek tab'ıyla âzâde iken
Uyma zulmet ehline yârân-ı cânı atma gel
Ey Halîl Kadîm olandır, dost arar isen sana
Sözlerimden hoş uyanub gaflet içre yatma gel
Ey mütehharrik diyen bana sözündür bâtıl
İrfâna ulaşmadın kîl ü kâldesin âtıl
Teslîm-i Hak olanın kimdendir emr u nehyi
Sen henüz olamadın adüvv-i tâmm-ı kâtil
Gayrını noksana haml eylemek kârın iken
Kârın nedir bilmedin gerçek secdeye atıl
Sâkin olmak ârifin şânıdır bi't-taharrük
Zıddını cem' ideni doyurmaz iki satıl
Halîl'in hulletini bulmağa sen ey mağrûr
Dökmek gerek gözünden yaşları çok revâtıl
Ey Müddeî sivâyı unut Mevlâ ile kal
Halk u Hâlık beyninde kendüni Hâlık'a sal
Hakk'ı tevhîd eyleyendir azâbından emîn
Hep Hak'dan hep Hakka'dır aynı veyâhûd misâl
Hak içündür her ne var cümlesi Hak iledir
Hep yed-i Hak'da cümlede Hak'dan olur fiâl
Seven Hakk'ı, kelâmın okur, tutar kelâmın
Fatiha fethi Anın ne lâzım gayrı makâl
Mazmûn-i kelâm-ı Hak olur Mevlâ'yı seven
Ya'ni tutar emrini tamâmen her fi'l u hâl
Tâbi' olur Habîbe Mevlâ'sını sevenler
Çok salât u selâmı ider câna kâr-ı bâl
Sünnetine uyuben Hadîs'lerin pek okur
Cümlede eyler o sırr-ı Rahmân'a imtisâl
Âlem-i dinde câhildir özünü, âlim diyen
Siyemmâ echel olur nefsâni kılsa cidâl
İbâdetin a'lâsı ta'lîm-i ilm-i dîn âh
O ilmin efdali, namâz ilmidir aç birr-ül bâl
Vaktinde farzları kılmak sünnetle berâber
Mümkünce de cemâat işte ahsenü'l-hısâl
Vücûd ağacı meyvesidir Şer'-i Muhammed
Tâbi' olmak saâdetlere nîline olur dâl
Zinhâr kavl u fi'l ile çıkma dâiresinden
Ansızca nûr-ı îmân ventafi kad zâle zâl
Umûr-ı dünyâ sanma ki dünyâ amelidir
Niyet de Hak olunca ayn-ı rızâ mülk ü mâl
Bekâ Mevlâ içündür dünyâ harâb u hazâb
Hep ko teveccüh idüb Allâh'a ehl ü menâl
Dünyâ Kâmil adedi ukbâsıdır mededi
Mevlâ'sıdır ebedî bir Kâmil elini al
Asl-ı insân kalb olur şartı muhabbet anın
Mevlâ'ya bulur anı talebinde bî-şimâl
Arar huzûr u sürûr anla ol ki az uyur
Âşıkların mahremi hem günü gîce meâl
Sonsuz hikmet eseri mü'minde samt-i tavîl
Kalb berâber olunca komaz nefsine mecâl
Lisânın sükûtu selâmet-i insân olur
Sırrı ifşâ idene her demi nedem ihtimal
Pek doğru söyle, her doğruyu zinhâr söyleme
Kalb ahvâli dilde zâhir olsa yüzünde hâl
Râhat uzletde selâmetde vahdetde olur
Adûya meyl idenin düşmânı mâh ile sâl
Halîl isen Feinnehüm adüvvün lî söyleme
İllâ Rabb'ul-âlemin deyûb ki tecerrübde şâl
Anla sufî âlem içre her ne yok hem var güzel
Hâlık u mahlûk güzel ağyâr güzel hem yâr güzel
Zâhidin zühdü ve mağrûrun enâniyyeti tam
Hak murâdıyla olan inkâr güzel ikrâr güzel
Gezüben halka fesâd ve rüşdü telkîn eyleyen
Dürlü sûretlerdeki eşrâr güzel ebrâr güzel
Câhilin cehli ve zıddı hem mürâî hem riyâ
Bu libâslardaki hep astâr güzel esrâr güzel
Ârifin irfânı, hem kendü ve hem aksi tamâm
Ehl-i hayret hayreti, etvâr güzel edvâr güzel
İblîsi telbîsi mel'ûn olması hep ehli hem
Sûret-i Hak gösteren bed-dâr güzel gaddâr güzel
Cennet ve ehli, ve hem vildân u gılmân vusûli
Ehl-i gafleti yakan evzâr güzel hem nâr güzel
Katre ile rub'-i meskûnun dîvârın durduran
Berr u bahrin hâkimi ebhâr güzel envâr güzel
Damlayı bahr-i muhîtden alıcı kuşla refîk
Bulunan her demde ol mi'mâr güzel minkâr güzel
Cümle Esmâ-i Hudâ, hem mazharı güzel Halîl
Hor görenleri hoş gören Gaffâr güzel Settâr güzel
Şol ki garaz ya ivâzdır anı cândan silmiş ol
Dîn-i hâlis ey azîzim işte budur bilmiş ol
İsmi bir garazdır ammâ resmi yüzbin renk olur
Cümleden tecrîd ile bes ism-i hüsnâ kılmış ol
Ol garazlı zevc u zevce gibidir hayvân dahî
Atâ lillâh sevmese evlâdını kesilmiş ol
Ana atadan olan kardeşi dîn kardeşine
Tercîh iden hâine dinde hemân basılmış ol
Dâr-ı Mansûr'u bu dâr içre garib gören şakî
Hiç görür mü ey Halîl dâr-ı nefse asılmış ol
Helâk-ı âsiyândır ey gönül dünyâda bu vebâl
Sakın çekme günâhı kimsenin olur ulu vebâl
Eğer sâdır olur sehven geçirme tevbesiz saat
Ricâ it Rabb'ine mahven ki hiç kalmamalı vebâl
Tezekkür it ne itdinse hesâbın eyle nefsinde
Ki sorulmaya dilersen ve tartılmamalı vebâl
Gözün yaşlarıyle salât u selâmla tevessül it
Şefâat ateşiyle dile ki mahv itmeli vebâl
Muhammed çünki her noksânını tekmîl idicidir
Bu ümmetin şefî'idir didi itmemeli vebâl
Recâi'nin vebâli çok şefâat yâ Rasûlallâh
Eğer taksîm ile bitmez halk olsa almamalı vebâl
Ey benim sabr u karârım nirde isen bana gel
Ol yâr içün gözlerime perde isen bana gel
Beni ağladır o güzel açmayûben yolumu
Derdime dermân idici nerde isen bana gel
Anladım menzîle sensiz varılamaz bir vakit
Ger ki halkın makbûli bir serde isen bana gel
Aşk ateşin bu tahammül kazanımı taşırır
Teskîne çâre bulur her nerde isen bana gel
Bil ki sensiz rahat itmez bu Halîl'in gönlü hiç
Halka rehber olucu bir yerde isen bana gel
Kalb, içi putlar dolu şey'e dinilse uyma gel
Seni yanlış fikre nefsin celb iderse uyma gel
Bunca gurûr ile gâfil Hakk'ı bulam sanma hiç
Ol adüvv hâlini kibre kalb iderse uyma gel
Sen sana iyi dimek yüce hünerdir İblîse
Seni kendüne o zâlim kelb iderse uyma gel
Çünki kendü ol söz ile oldu mel'ûn-i racîm
Virse cefâ tâ ki dâra salb iderse uyma gel
Tut Halîl'in sözünü uyma dîv'e insân isen
Sen seni pekce tut o selb iderse uyma gel
Sen mi itdin bülbüle aşk ile zâr ta'lîmi gül
Sen mi gösterdin ana hep yoğu vâr ta'lîmi gül
Mihneti kâr eylemiş vartına mesken her zamân
Sen mi kıldın ana böyle evkâr ta'lîmi gül
Gîceler uykusunu gözüne harâm eylemiş
Tâ ezelden bülbülü ol aşk-ı yâr ta'lîmi gül
Bir gîce bir lâhzâsına indi deyû buğz idüb
Çok nâz ile eylemişsin ana zâr ta'lîmi gül
Bu Halîl senden usûl-i şîve-i aşk öğrenüb
Aldı, nedir gayrıdan yâre karar ta'lîmi gül
Ey mecma'-i avâlim sende Celâl u Cemâl
Celâli vir behîme görünsün sende kemâl
Ne sûretinde mevtin gelirse haşr olursun
Vây olmaz isen o dem bil ki oldun pâyimâl
Son dem ki sûretini her dem sen sende sakla
Ki senliğin ziyânıyla vahşet olmaya mâl
Ger varsa sûret-i bed anı tarh eyle tiz, kim
Olmaya koya seni şekline ol bed-misâl
Emmâre askeridir bed huyların ne ki var
Her behâim sıfatı olur anda mâla mâl
Yedi dûzah ateşi ehven bir bed huyundan
O men' ider insânlığı nirde ilm ile a'mâl
Hûr u gılmân-ı beheşti burada bulmaz isen
Yerin olmaz mı nîrân sonun ey ehl-i şimâl
Gitdiyse bed-suverin şeytânın oldu İslâm
Müjde sana ki senin ebedî olur zülâl
Hüsn-i sûret ne varsa bende cem' oldu dime
Ki zîrâ meçhûlindir derûnundaki hısâl
Altun içün gerekdir mihenk fark ider anı
Gerek sana da anın misli bir Pîr-i visâl
Arş u Kürsî'den geniş oldu insân-ı Kâmil
Sen anı bul ey Halîl, gayrı ne var ise sâl
Geç bu mevhûm nâsûtu revâ-yı hayreti bul
Azm iderek lâhûtu hevâ-yı hayreti bul
Binlerce devlet senin gözünde zerre midir
Söyle ki hayra mı bu gelişin şerre midir
Bildiğim gibi gidişin ol makarra mıdır
Yoksa ol vatanından eyne'l-mefere midir
Tâlib-i Mevlâ isen şimdi hayret demidir
Her devâdan geçerek devâ-yı hayreti bul
Akdâr u vehm ü belâ derdinin dermânıdır
Tahkîr eyleme sakın Rabb'inin mihmânıdır
Âşıka nev'-i cefâ eltâf-ı cânânıdır
Halka ızhâr itmemek dervîşlerin şânıdır
Nâsı aslâ görmemek ârifin irfânıdır
Koy bu iki ayağın gel pây-ı hayreti bul
Yokdur dimem dünyâda lezzât u îş u safâ
Devâmı yok bilürsün şu halde ayn-ı cefâ
Gör itdi mi kimseye bu aldadıcı vefâ
Hakîmden acı ilâc iç ki bulasın şifâ
Bir bahre dal ki olsun o katre-i Mustafâ
Emvâcı deryâ sanma deryâ-yı hayreti bul
Mâsivâ-yı akdese mahbûb olmak isteme
İki âlemde sakın kalub dolmak isteme
Zevk-i fenâyı koyub mahcûb olmak isteme
Ya'ni varlığını koy ma'yûb olmak isteme
Şol mürâî gibi sararub solmak isteme
İzzet arama hemân me'vâ-yı hayreti bul
Ma'şûk isterse bir cân bin cânı eyle fedâ
Bu mevhûm ol Mevcûd'a eser değil mi cüdâ
Âşıklara şems-i dîl olmuşdur aşk-ı Hudâ
Nefsinden kaç ki senden oldu her dem mâ-adâ
Diler isen ey Halîl dost yüzünü sermedâ
İlm u irfânı koyub likâ-yı hayreti bul
Her ne didim eyledim sensin iden diyen ol
Ben neyim ki söyledim sensin sensin sensin ol
Ne çâre ki kıymetini bilmedin dîve uydun
Tâcını yere çaldın, çalınan da sensin ol
Sensiz olamaz cihân ne zamân ve ne mekân
İnsân isimli bir cân teni dahî sensin ol
Hilâfete gönderdi seni ezeldeki yâr
Sultânı virdin esîr külhânında sensin ol
Halîl bilseydin seni göreydin ne mâh idin
Onsekizbin âlemin ünvânında sensin ol
Gör nâdânı dost eyledi ola aslında tâ-ehil
O ki nâdândır eyledi ve şerlerde fenâ ehil
Gezüb konuşub gördüğü gülüşüb hatır sorduğu
Her dem yanında durduğu tek halleri ana ehil
İbretle bakmaz âfâka eş olan ehl-i nifâka
Gelür koma ittifâka ol kim değil sana ehil
Her yana meyl itme akub zamânın halkına bakub
Kendine başka hâl takub olmadın gör sana ehil
Halîl sivâya doymazsan Ricâl-ullâh'a uymazsan
Benliği dilden koymazsan dime ki yâr bana ehil
Dervîşlerin evvelidir atamızın oğlu Hâbil
Hakk'a teslîm bir Velî'dir atamızın oğlu Hâbil
Seni uram didi Kâbil haşâ urmam didi Hâbil
Hak seni sevmez sonra bil kardeş ol dir doğru Hâbil
Eyledi çirkin anâyı ağlatdı ata anayı
Kâbil uğursuz enâyi merhamete bağlı Hâbil
Tutdu râh-ı Azâzil'i Kâbil öldürdü Hâbil'i
Yer idindi mezâbili pâklık oldu şuğl-i Hâbil
Hâbil çün gitdi Cennete kardeşi düşdü mihnete
Âh deyûb düşdü hayrete vâh babamın oğlu Hâbil
Nâdim olub çok ağladı elin boynuna bağladı
Su gibi yaşı çağladı âh babamın oğlu Hâbil
Deyûb hemân feryâd ider her hâllerini yâd ider
Deyûb hüsrânı yâd ider vâh babamın oğlu Hâbil
Bil ki sonu pişmân olur zâlim ammâ vefâ virmez
Halîl o kardeşe benzer mürüvvete bağlı Hâbil
Nedir bu gözyaşı âşık yeter artık gözünü sil
Ağyârınla sile dolmuş kalbindeki tozunu sil
Sende senlik durur iken yaşlar ile hâlin bitmez
Bu dünyâya yürür iken Hak yolundan özünü sil
Hakk'ı birdir söyler isen iki haddi bir göresin
Dime bu gîce bu gündüz gîce hem gündüzünü sil
Yirmidört saatde bir hesâb eyle itdiğini
Yavuzuna tevbe idüb hoş olmayan sözünü sil
Bugün hesâbın görenler yarın azâba uğramaz
Eyi huy sana huy iderek huydaki yavuzunu sil
Halîl sana Mevlâ içün cevher gibi sözlerini
Söyler iken tutmaz isen rahmetinden yüzünü sil
Cennet-i a'lâya manzar hem dahî mihri gönül
Hak tecellîsine mazhar hem sırda bahri gönül
Nûr-i Hak ile müzeyyen câna cennet ol makâm
Her ne ki var gözlere lûtf anda hem kahrı gönül
Bil anın tahtında oturmuş hakîkat han-ı cân
Cümlede hükm eyleyici dehredir behri gönül
Her kim olsa, tutmağa mecbûr anın fermânını
Cândır anın perdedârı şâhı hem dehri gönül
Cismi oldu nakş-ı evvel perdenin suver ehline
Evvel ü âhir zâhir ü bâtında bil cehrî gönül
Bak ki andan dem-be-dem aşk âleminden dem urur
Andan anla her zamân pazar koşar şehri gönül
Cümle âlem bu gönül bahrinde bir mevc ki akar
Mevcden geç bahre dal sen görme hiç şehri gönül
Âlem-i fânî bekânın zahri olduğu gibi
Ol bekânın vechi Halîl sanma ki zahri gönül
Biline rûha şifâ ayn-ı hayât
Bir eser ki okuyan bulmaz memât
Sûretâ bir katre ammâ suyu çok
Bulunmaz her kez anda her cihât
Derdini bilen devâyı tiz bulur
Ammâ bilmeyen kalur fi'z-zulumât
Çünki her derde devâdır şüphesiz
Ahmed-i Muhtâra getirdi Beyyinât
Olsun ana çok salâtım lemhasız
Bir demim geçmemiş illâ bi'n-niyyât
Hem de tutanları olmazlar alîl
Bulmayan tabîbi nâçar u zelîl
Tanrıyı arayana her bâr delîl
Kılar Habîb'i seveni yâr celîl
Ondan alır her ne yazar Halîl
Ki selâmımla tahiyyât-ı cezîl
Ey güzelim senin içün gözlerim kan oldu gel
Gözlerimden dökdüğüm yaş la'l u mercân oldu gel
Firkatinle yanmışım, kül olmuşum, rahm it bana
Her külümün zerresi bir çağ-ı irfân oldu gel
Nîce demler sürülüb toprak içinde çözülüb
Aşkın ile damla iken gönlüm ummân oldu gel
Bir ayak bas bu vîrân gönlümü şâd it sen benim
Firkatinle ma'mûrum cümlesi vîrân oldu gel
Gözlerim nûru efendim gelmek huzûra ise
Cânımın sürûru nârınla tenim cân oldu gel
Asl u fasl u mâl u mülküm yok idûben cümlesin
Eli boş kapuna geldim sırtım üryân oldu gel
Cümle a'zâ kaldı işinden o sen Sultân içün
Yana yana aşk oduna cümle pür-yân oldu gel
Tâkatım tâk oldu billâh sen ulaşmazsan eğer
Dûzahı söndürür odum nâr u nârân oldu gel
Ayn-ı nûr iken bu kalbim zühd ile takvâ ile
Şimdi başdan başa dolu ayn-ı Yezdân oldu gel
Ger ki vuslatın zülâli akmasa sûrete kim
Söndürür nîrânı göz her demde giryân oldu gel
Âr u nâmûsdan eser kalmadı bî-hemtâ iken
Taşdan ağaçdan utanan şimdi hayrân oldu gel
Her nere baksam görünmez gözlerim illâ ki sen
Her ne ad olur duyarım isminle sân oldu gel
Söz işidsem söyleyeni söyledeni sen bilûb
Şöyle bed-nâm olmuşum aklımda tâlân oldu gel
Derdimi soranlara susmakdan özge yok cevâb
Ey güzeller şâhı derdim derde Lokmân oldu gel
Nâle-i bülbül idüb derdimi artırdın Halîl
Sözlerinin derdi hemân derde dermân oldu gel
Ey gönül gülme cihânda oku Kur'an ağla gel
Âlem-i ukbâyı bunda etme nisyân ağla gel
Bir gün olur çağrılırsın sende bu gaflette iken
Kabr evine doğrulursun gâfil olma ağla gel
Hânumânın târumâr eyler gelüp bir gün ölüm
Bu cihândan yok olursun gâfil olma ağla gel
Mâl u mülk evlâd ü ıyâl verme meylin âkil ol
Cümlesinden ayrılırsın gâfil olma ağla gel
Sıdk u ihlâs üzre ibâdet eyle sen Hâlika
Cennet içre sevk olursun gâfil olma ağla gel
Âkil ol ağla Halîl sen nesin hükmün nedir
Kimde ne var ne bilirsin gâfil olma ağla gel
Yarasadan güneşi anladım dirsin ey gâfil
Senin gibi diyen olur mu kasdına vâsıl
Neden nâz eyler idin bana feyzi kıskanub dirken
Bugün nirden kemâl-i ilme irdin cehl ile kâhil
Maârif ehli ister Kâmili Kâmil'den öğrenmek
Aklı hem dîni nâkısdan bilür mü o nedir Kâmil
Meğer Hak'dan udûl itmek murâdını murâd itdin
Sevindi nefs-i emmâren gücendi Rabb'ın ey câhil
Merâmın Hak değil idi ise neden bize meyl itdin
Koyub ikrârı döndün şol şübhe kim, sen itdin kâbil
Rızâya bende abd-i mahzı iffetsiz deyû geçdin
Anınçün mü dilerdin sen olmayı erlere dâhil
Görürsem Ali'yi Mülcem'in oğlu olurum deyû
Zevâl-i zulmetden korkarsın, adın nedir ey zâil
Yiğitlik bahsi Nemrûd'unu itdin Hak Halîl'ine
Er oldur ki yiğitliği olur İblîsine şâmil
Ol ki doğmadı cihâna iki kez insân değil
Biri insân biri hayvândan dime âsân değil
Kim ki yedi Tûr'a durmaz Hazreti Mûsâ gibi
Bil ki ejderhâ-yı nefsinden o her âsân değil
Pîr-i mugânı kerâmet ile bulmak isteyen
Ey gabî darlık viren sana Pîr-i mugân değil
Ehl-i dîl dîlde bulur delîl ve hem medlûlini
Damlaya deryâdır ol gâfil sanur noksan değil
Kıl veda'-i kevn ü fesâd âleminden kıl sefer
Gel semâ-yı rûha ki hayvân sana reyhân değil
Aşk ider hüsn-i reşâd men' eyleyub mürâîliği
Gerek ana viresin cân, virmez isen cân değil
Nefs-i nâtıka yuların virme heves eline
Tâ ki görüne sana eşyâ tamâm nihân değil
Sen seni gör ne güzel kitâb olur mücmelen
Her nîce varsa kütüb sen gibi hiç ayân değil
Ey Halîl kim kendini bulduysa gayrın terk ider
Hoş edâ olur sözüm nasîbsize beyân değil
Birliği dileyüb, aşkdan Nîl'e bizden kaç gönül
Biri sen az deyû korkma bini bire saç gönül
Ol bir ere rütbece bin kerre bine sonu yok
Aşk denizinde bu rûhla rengi bir göz aç gönül
Çokluğundan tenlerin çokluk göründü bunlara
Yaramaz kapda güzel su acı, bundan kaç gönül
Suyu ahlâ gibi bahşlatmak murâd anda murâd
Rengi yok eşyâya dime çokluğa sen kaç gönül
Binbir üzüm dânesin bir yerde sıksan zevki bir
Var kıyâs it birliğe bul bir ulu yol kaç gönül
Herşey Anın birliğini söylüyor didi bilen
Gel muvahhid ol muvahhid ikilikden kaç gönül
Ol ki bu toprağa meyil kıldı gözde hor olur
Aşka meyl idüb gönülde nûra kanad aç gönül
O ki aşk ehli olur, ebedî devleti bulur
Geçe kalmaz bir murâdı, tiz murâda kaç gönül
Aşkıyla ol dirilenler dû-cihânda şevk ile
Aşksızları diri sanma cümlesinden kaç gönül
Gel yabandan sen sana sen sende aşkı hoş ara
Kim yorulma dir Halîl tizce bana sen kaç gönül
Ey şehvetin esîri mahpûs-ı ehl ü ıyâl
Hışm ile şöhret ile gadabın cümle dalâl
Sen ne zamân ayrıldın insâniyyet yolundan
Söyle ne va'd eyledi sana püser mülk ü mâl
Ey hâce lehv ile la'b, dünyâ hayâtı imiş
Tarîk-i fânîye men' itme, nay olmaz vebâl
Tanbûrun avradındır tablın oğul, kızın ud
Uzun düşüncen zurna, zehri sanma sana bal
Sazın telini duyan ayağı kırılınca
Kaçmalıdır dimişsin pes bize mi bu makâl
Zekât virmez iseniz nâr vardır doğru didin
İzzetle vakârından zekâtın yok mu bu sâl
Kasdî oruç yiyeni şer'an katl idin anı
Senin yok mu orucun hep işin da'vâ-i cidâl
Benlik, nisâba tamam mâlik oldun bu sene
Gel varlığından kurban kesmek içün tekbîr al
Vardan yokluk istikrâz eyledin borçlu isen
Sünnetdir yine kurbân yoklukdan bir koyun al
Teni fedâ kılmadınsa cânı ümîd itme sen
Cân virmeden cânândan istenmez a'lâ nevâl
Yok meydânının eri Halîl gibi ateşe
Düş ki gülistân itsün yerini o bî-zevâl
Gel ey dîvâne gönlüm vâh Mevlâ'da emekdâr ol
Hakk'ın lûtf itdiği ni'metlere karşı vefâkâr ol
Sever sâilleri Mevlâ ondan iste ne istersen
Gîceyi gündüze katub hemân Hakk'ı talepkâr ol
Atâsı cûd u ihsânı iki âlemde mebzûldür
O'dur her merhamet kânı ana sen âşık-ı zâr ol
Ne denli şükr idersen de ödenmez şükrü Mevlâ'nın
Sana lûtf itdiği in'âmı inkâr itme ikrâr ol
Hakk'a avcun açub yalvar, duâ ayn-ı ibâdetdir
Kapusında koyub başı duâ bâbında isrâr ol
Temizle yolunu bunda hevâ yolları pek çokdur
Sebîl-i rüşde ol sâlik ki kahr it nefse inzâr ol
Riyâkâr olma âlemde riyâ şirk-i hafîdir bil
Hemân sıdk u sadâkatle Hakk'ın emrin edâkâr ol
Beni zikr eyleyin dir Hak sizi de ben idem tezkâr
Çalış gel zikr-i Mevlâ'ya anınla sen safâdâr ol
Oku şol âyeti bunda seni tebşîr ider Mevlâ
Ne şeyler eylemiş ihzâr o Cennet'den haberdâr ol
Hudâyâ ey Kerem-Kânı bize aç anda meydânı
Halîl sen iste Rıdvânı o yerde sen de serdâr ol
Ne haddim var ki Sultân'ım idem zikrini Rahmân'ım
Yine sen yüce Subhân'ım idersin zikr-i Hannân'ım
İdem tevhîdini dirsem Lâ açar ağzını görsem
Bu dar kevneynine kılsam Allâh deyince lisânım
Kalırım ayrı bir yerde dû-âlemden gelir perde
Hemân ala beni derde koyar kalmaz benim sânım
Vücûdun vâcib oldu çün beni yok eyledi hergün
Ya ne bilmem bu iki gün acaba bu mu evtânım
Bütün eflâk sana nisbet değil zerre aceb kısmet
Olur mu ki likâ ni'met görem yüzünü Cânânım
İtâat ne veya kesel ki ben hâdisim ey Ezel
Hemân rahm it sen ey Güzel irişdir sana bu cânım
Benim benliğimi tiz al koma beni bana dalâl
Gözüm görmeğe hiç hayâl hemân gözüke zî-şânım
Dilerim senden ey Ehad seni kıl bana mu'temed
Meded ey Hâlik'ım meded koma hâl-i perîşânım
Bu uykudan beni kaldır cemâlin şem'ine yandır
Yüzümü gayrıdan dönder ola mâsivâ nisyânım
Cihân-ı aşkı feth eyle bana hicâbı ref' eyle
Halîl ağyârı def eyle ki yârim ola Yezdânım
Her bir derdin devâsıdır zikr-i müdâm zikr-i müdâm
Tenvîr-i kalb-i kâsıdır zikr-i müdâm zikr-i müdâm
Zâkir şehvete uymasa her dem hâlvete doymasa
İrdirir Hâlık'ı nâsa zikr-i müdâm zikr-i müdâm
Gîce gündüz ansa Anı koyarak âd ile sânı
İder vâsıl-ı Rahmân'ı zikr-i müdâm zikr-i müdâm
Gelür mi hiç kîl u kâle sırr-ı zikir komaz hâle
Mevlâ tâlibine sala zikr-i müdâm zikr-i müdâm
Bin dürlü ahvâli vardır bulana bu fânî dardır
Münkir olan içün ârdır zikr-i müdâm zikr-i müdâm
Tâlib korsa gedâları duyar dürlü sadâları
İdüb koy mâ-adâları zikr-i müdâm zikr-i müdâm
Tâlib sana ne şerh idem dile gelmez ki tarh idem
Dirsen esrârı feth idem zikr-i müdâm zikr-i müdâm
Îsâ sana mahrem olur ise adın Meryem olur
Halîl kalbinde dem olur zikr-i müdâm zikr-i müdâm
Kalbi hıfz itmek gibi müşkil bir iş ben görmedim
Kul hemân kalbden ibâret ben anı ten görmedim
Göz ile dil hıfzı mümkün ammâ gönül benzemez
Ben anın ehlini âlem içre hiç şen görmedim
Çünki anın zellesi a'zâm olur her zenbiden
Asgarı kasvet olur ekberi şirkden görmedim
İnkılâbı çok olur anın içün çok âfâtı
Her havâtıra mahaldir birin ehven görmedim
Akl u hevâ şahları kırk biner askeriyle
Anda iderler savaşı sulhun iden görmedim
Ol ki rahat kalbi, bunlardan biri mağlûb olur
Hevâsı mağlûb olanda zevk-i beden görmedim
Ger maâz-Allâh ki aklı olsa mağlûb tam şerîr
Sûreti zâhidse de sonunu ahsen görmedim
Çün hevâ gâlib olur sûret-i Hak'dan görünür
Ârif-i Hak'dan diğerin anı bilen görmedim
Ey Halîl ilhâm ile vesvese meydânı bu kalb
Kâmil erden gayrı bu kavgaya giren görmedim
Ben vassâf-ı aşk olmuşum sanma ki şâirdir adım
Dürlü irfân u hilm üzre aşk oldu benim üstâdım
Sûretde hıffet üzreyim sîretde izz ü vakârım
Bir vâsi'-i cihân oldum ki kâf gibi cümle evtâdım
Hayy u Kayyûm'un aşkını bulalı yandı ciğerim
Hayy u Kayyûm oldu bütün dillerdeki benim yâdım
Gerçi bu fenâda fenâ ile fakra fahr üzreyim
Gel dervîş bekâya, gör ne yüce kasr-ı bünyâdım
Her Tûr'da Mûsâ Kelîm'im aşk olalı muallimim
Îsâ'nın rûhu Halîl'im Ahmed'le cedd-i esyâdım
Ben bana kalır isem hüsrân olur kârım benim
İşidilmez hazretinde âh ile zârım benim
Yok olursa vâr olur indinde her vârım benim
Bahre döner su olur yakıcı hep nârım benim
Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim
Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim
Kalmadı aşkın yoluna düşeli hiç nâm u âr
Ben de nîce bir yiğit görünür idim nâm-dâr
Aşkını yoldaş ideli bana her yol oldu dâr
Bilmez oldum kimseye hüsn-i muâşeret medâr
Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim
Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim
Derdimin birini bin kıldı bu aşkın ey Hudâ
Şöyle ki görmez gözüm âlemde aşkdan mâ-adâ
Kulağım duymaz iki âlemden aslâ bir sadâ
Meğer ol aşk hükm ü kânûni tarzınca eyler edâ
Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim
Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim
Nefsimi mağlûb idem deyû kılarım ictihâd
Ammâ ol emmâre benden çokca eyliyor cihâd
Bilirim çok söz velâkin bende yok aslâ sedâd
Dürlü a'dâ gayreti tâ eyleyem ben irtidâd
Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim
Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim
Her nîce bir hak söz işitdim nasîhat almadım
Başıma dürlü mesâib geldi ibret almadım
Benliğimden geçerek hiç yokluk içre kalmadım
Hodbîn oldum, ucbu koyub bahr-i fakra dalmadım
Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim
Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim
Hak yolunda gitmek içün tutmadım râha delîl
Uymadım Kâmil izine, uyarım görsem alîl
Rahmın ile semt-i selâmete çek beni Celîl
Zîrâ senden gayrı bir maksûd idinmedi Halîl
Bir nazar kılsan Hudâ hep gül olur hârım benim
Firkatim vasla döner kalmaz intizârım benim
Katreyim âlemde bir dîlde bahr-i muhîtim
Dehr içinde bir zerre ammâ dehri muhîtim
Esrâr-ı evliyâyı halka söyler eblehân
Bilmez ki ben kendüni hem de şehri muhîtim
Mâdem ki söyler dili yokdur bu işde eli
Ol mazhar-ı feyz bil ki ben cehri muhîtim
Gerçi sûrî hafâda isem de ma'nîde gör
Ki ne mikdâr peydâda batn u zahri muhîtim
Beni hor göreni mahrûm iderim hoş duâda
Zîrâ Zâtımda lûtfi hem de kahrı muhîtim
Hikmeti nâ-ehle söyler hikmetin câhili
Gölgesindeki şemsi hem de mihri muhîtim
Zıdd ile diğerinin seçmez ülfetini er
Dostumda meveddeti zıdda zehri muhîtim
Nevmimle yakzatımı bir kılmışım zâhidâ
Zîrâ âlemde uyku ile sehri muhîtim
Ey dürlü habâsetimden bahs iden doğrusun
Çünki ben envâi levs ile tuhri muhîtim
Gerçi başdan başa Halîl denîs içindeyim
Fakat kara ve deryâlarla nehri muhîtim
Ben bende kara benim ben bu beni nideyim
Koparub beni benden beni temiz ideyim
Varlık beni karadır kopsa yeri yaradır
Bugün yarın seyredir yerinde iz ideyim
Merhemdir bu yaraya gözlerimin yaşları
Döküb çâre bulmağa yaşı deniz ideyim
Ey müddeî bu kilem seni eyler mi kelîm
İtsünler seni dilim seyfimle rîz ideyim
Post ile merdân-ı Hakk'a reîs olmak muhâl
Halîl kopar bu beni ki anı bîz ideyim
Yüzün bir yüz ammâ bin ma'na mestûr anda Sultânım
Ne vakt olur nasîb görem durub dîvânda Sultânım
Senin cilvelerin hayrân idüb kıldı beni püryân
Dönerim perdede sekrân yüce livânda Sultânım
Muhammed Ahmed u Mahmûd ne hoş eltâf ider ma'bûd
Ki secde sâcid u mescûd gelir Kur'ân'da Sultânım
Gören Allâh'ı göz ile bulan ol şâhı öz ile
Gözüken bize yüz ile gelüb cihânda Sultânım
Getürüb dilde Kur'ân'ı dönüb şerh eyleyen anı
Kuran bu devre devrânı duran devrânda Sultânım
Seni bilmez Ebû Leheb Ebû Cehil diler zeheb
İder ehl-i nifâk hereb değil iz'ânda Sultânım
Gözüm her ne yere baksa görür seni kanım aksa
Bu âşıkını aşk yaksa külü seyrânda Sultânım
Hurûf ile suhûf içre atâyâ-yı atûf içre
Himâyât-ı Raûf içre yüzün ayânda Sultânım
Fazîletler senin fadlin adâletler senin adlin
Tûbâdan yücedir kaddin göre pinhânda Sultânım
Bütün eşyâ senin aşkın ile zikr ider Allâh'ı
Halîl'e anı kemâhı okut Furkân'da Sultânım
Ey arapçadan diğerin okumam diyen imâm
Anladım çok fâdıl u allâmesin beyne'l-enâm
Her kapumdan gelmede geçmede görürüm seni
Çekiyor tilki yuların diyor kısda nâm u nâm
Ehl-i Kur'ân'ım deyû çok ucb u fahr içre seni
İletür İblîs cihâta dir ki sen bilgide tâmm
Kim ki istiğnâ kılar ilminde dâll gel işit
Ey mudillin mazharı nirde hidâyet fi'l-menâm
İtme ey iki gözüm böyle hevâlara gurûr
Kim içün Hak didi İllâ fî gurûr anla tamâm
Ger Halîl'in sözlerini bilmedinse fi'l-fenâ
Feseta'lemûne men hüve fî'yi söyler fi'l-kıyam
Hak'dan geldim anın çün ben Hak ile nâtıkım
Elestde belâ diyen ervâha hep tânıkım
Kâfirin küfrü benim fâcirin her fücûru
Mü'minle huzûrdayım fısk içinde fâsıkım
Tersâ ile berâber mecûs'la od severim
Yehûd ile nasrânı hem eşed münâfıkım
Müşrikin şirki benim anın ile müşrikim
Yoksa kimin haddi var şirkime muvâfıkım
Her nebî ile nebî her velî ile velî
Mest ile ayık delî cümleye murâfıkım
Düşmân ile dost benim penc u nist ü hist benim
Ayak benim dest benim her şeye mütâbıkım
Vakt ile zamân benim kevn ile mekân benim
Ol verd-i Sübhân benim serhoşum hem ayıkım
Hâl u istikbâl benim sa'd u izmihlâl benim
Bedr ile hilâl benim mâh u sâlde sâbıkım
Hem suht u hem de rızâ hem selâm ve merhabâ
Cümle bu kubbe kubâ dûn ile hem fâikîm
Taht ile fevka's-serâ cümle yecrî mâcerâ
Sevk ile hem-sevk olan hem de Halîl sâikim
Derûna ders viren dilin mi yoksa sen misin kalem
Yazarken ağlamada mı veyâhud şen misin kalem
Kimine yol virüb Kâ'be-i maksûda ulaştırdın
Kiminin yolu üzre durmada rehzen misin kalem
Kimine aynı bî-gâne görünürsün mekâidle
Kimine her ulûmun bahşine mahzen misin kalem
Demirden tunç ve kamışdan dökersin dürr ile zehri
Sen âlemde umûma feyz iden ma'den misin kalem
Halîl gibi bütün varlığı yârdan müsteâr aldın
Mı yoksa başlıca böylece sen senden misin kalem
Bu görünen ilm u irfân, cehl ile hüsrân benim
Hiddet ile hilm u şefkat hem iden tuğyân benim
Münkirim, inkârım hem de sûfînin îmânıyım
Âl-i Rasûlüm, anın cefâsı, hem Mervân benim
Mescidim, meyhâneyim, mihrâb u minber hem şarâb
Şârib u hem sâkî, küllü men aleyhâ fân benim
Kâ'beyim itmem kabûl yüzbinde bir hacıyı ben
Hacıyım hem hâceyim, cennât ile nîrân benim
Her ne ki var dolu boş bensiz karar itmez biri
Dehr u zehr u sîm u zer cevher ile mercân benim
Beni bunda anlamayan orada hiç anlamaz
Nûr-i cümle enbiyâ hem kavm-i Nûh tûfân benim
Geçmişim hamâm-ı tecrîdden ammâ tas u hamâm
Taşı hem kapusı hem âteşi hem külhân benim
Bülbülüm, hâr u gülüm, bağçe u bağçevân bahar
Yaz ve kış ve har u berd, bülbüldeki efgân benim
Nemlenin hırsı ve zâtı intizâmı misli hep
Tâat u âdet u zâhir u bâtın, pinhân benim
Tâbî'im metbû' ve muktedâ imâm ile hatîb
Sâmi u mesmû' vâiz-i muttaiz-i furkân benim
Edebim hem edîbim, de'b ile mekr ü her fiten
Bî-edeb u bî-hayâ, bî-dîn u bî-îmân benim
Ba'zı ademden vücûda ferd u ferd gelmem olur
Ba'zı tenhâ ba'zı refîk her tev'emân benim
Buğdayım harmân u hurrem esb u üştür ayla gün
Arpa çavdar ve yulaf ile olan samân benim
Nehr ve ırmağın matar, selc çar anâsır hefti hem
Şol hesâba gelmeyen ol muhtelif hayvân benim
Meczûbum cezbe ve câzib, vecd ile mevcûd, adem
Buğz u hubb u nefret ü rağbet, havf u emân benim
Âkilim, mecnûn u şeydâ, Kays ile Leylâ, Kerem
Asl u fasl u cümle deryâ zemzem u ummân benim
Fâkînin gurûrı, fâkî, ucb-i sûfî, sûfî hem
Ol mürâînin riyâsı, muhlis u ihvân benim
Yûsufum ol karînim kuyuya atdılar beni
Bâyı' ve hem müşterî, delv ile hem Ken'ân benim
Habsi tercîh eyledim bakmadım o Züleyhâ'ya
Kardeşi hem seyyid u azîz Mısr'a Sultân benim
Nâsût u lâhût melekût hem ceberrût lâ-halâ
Lâ-melâ, hem kürsî, levh, kalem, arş-ı Râhmân benim
Dervîşim devrilmişim hem kalkûben doğrulmuşum
Hem fîrâş ferrâş ve ru'yâ, nevm ile yakzân benim
Birlik içre kâdirem, kesretde kalsam âcizem
Kudret u nusret u nâsır zâhid u rûhbân benim
Şeyh ile kutb u imâmân Gavs ile abdâlım hem
Anların hürmetine gelen feyzi bârân benim
Bensiz olanlar teselli bulmadı birşey ile
Asdikâ'nın nûr-i aynı sohbetle yârân benim
Hizmet-i tâmm eyleyen buldu bana tâmm devleti
Münkiri kör eyleyûb ihvânı uyaran benim
Gâfili gaflete koyan, gâfili hem gafleti
Âşıkın çok hayreti hem aşkı duyuran benim
Ba'zısından aşkı alub eylerim câmid gibi
Hâmid u Mahmûd ve hem de Mefhar-ı ekvân benim
Akıdan mâ-i gurûru enf ucundan mağrûrun
Mekr iderek söyledici muhtelif yalan benim
Ba'zı bir mağbûnu ben, kul iderim bir avrata
Hem de avratla iden ârifi imtihân benim
Ba'zına ben Tanrıyım söyledirim, güldürürüm
Çok benim Tanrı diyeni gark iden Sübhân benim
Avradına sabrı yüzünden nîcesin Cennete
Koyûben, tâbi olanı eyleyen hirmân benim
Çokca âlimlere ilmin tard u husrân eyleyûb
Ba'zının ilmini ana eyleyen dermân benim
Kimini koyub senelerce makâm-ı halvete
Âkibet ol halvetini eyleyen hızlân benim
Gönderüb İblîsi, kardeşini katl itdirerek
Niçün itdim deyû sonra anı ağladan benim
Ayn-ı îmândan habersizi koyub da'vâlara
Şeyh u dervîşim diye itdiren hezeyân benim
Hadd u hasr u akla sığmaz işimi ârif bilür
Hem sorulmaz hikmetimden kâr ile ziyân benim
Ortada Yûnus'la Mansûr bir kuru addır hemân
Anlayana sözlerimden yazan her dîvân benim
Her dem içre Âdem'im, İblîs olana secde yok
Eyleyen emre muti'i çün mülk ü fermân benim
Âlem içre hiç sayılmaz şe'n ile yüzümü arz
Eylerim her ne ki var ol dürlü dürlü kân benim
Cümle zerreden beni gör şer'ime münkâd olub
Girmeyen bey'ıme anı eyleyen pişmân benim
Söyleyen hem söylenen hem dinleyen hem anlayan
Ey Halîl gizli gülen, sûretde ağlayan benim
İçimde dürlü sû-i hulk sanur gören ki insânım
Muvahhid sûretim ammâ gönülde dolu evsânım
Olur müşkil aman kardeş senin kim olduğun bilmek
Sen işrâkın içinde sandınsa ehl-i ihsânım
Bu İslâm dîni yücedir anı pek muhtasar kıldın
Hâce vallâhi yanıldın sorarsın âd ile sânım
Eğer hevâna hoş gelmez ise red itdin Hak emrin
Dimezsin böyle iken ayn-ı sâbık ehl-i küfrânım
Muhammed dîni sûret men' ider sûfî bu sûret ne
Beden kırtâsı bin şekle didin ki terk-i elvânım
Sen Âdem secdesinden mescide kaçdın, o mescidi
Mefer kıldın, Hudâ'dan bâ'de dirsin emre fermânım
O mescidde eğer Âdem görünse taşra kaçdın tiz
Buluşdun İblîs ile tenhâ didin sana akrânım
Eğer İslâm isen söyle bu kalbinde adâvet ne
Ki kıldın ehl-i İslâma sanub îmâna mihmânım
Behey gâfil uyan kalb Kâ'besine girdi bin asnâm
Anı Nemrûd'a virme, vir Halîl'e kırsın a'yânım
Bilmediğin bilür imiş gibi hükm eyleyen zâlim
Değil hatmi anın olsun ki sonu küfürden sâlim
Ki zîrâ ilkâ-i nefsi ne ise anı söyler o
Bakub sûretine, ey müslümân, sanma anı âlim
Hem İslâm dîninin emri değildir sûrete bakmak
Bu sûreti içün söyler o hâin mülk ile mâlim
Başında sarığı sırtında cübbesi ile mağbûn
Diyor hâlinde, ki herhâlde bir meftûn hoş hâlim
Anın hâl-i dîlinden ger habîr olsaydı bir müslim
Yüzüne bakmaz aslâ dir idi senden berî bâlim
Hakîkat mushafından bir haber alsaydım ey Halîl
Açub mihnet sözünden dir idi bana zehî kâlim
Yûsuf idim şimdi Mısra sultânım
Kaçdım Züleyhâ'dan şâh-ı hûbânım
Ey vatan essîleri vatana gelin
Bir vatan içün terk-i evtânım
Kaftanımla Yâkub açdı gözlerin
Hep gamımla geçirmişdi rûzların
Pîr-i zulumâtından içdi sözlerin
Hızr olalı cânım derde dermânım
Satılmıyor odunun ey oduncular
Şehirli oruçlu bilin uncular
Hele gayret idin biraz yolcular
Sizde bir iki gün arama hânım
Câhillere âlim dimek âdet yok
Olanlara zâlim pek saâdet yok
Kalemsize dîvit ve hem kâğıt yok
^İmân sâhibine dîn u îmânım
Ey asılsız dervîş çavuşam dime
Cehl ile Mevlâ'ya kavuşam dime
Merd-i Kâmillere savuşam dime
Halîl'im hem dâri hem de mihmânım
Seninle gel berâber bir deryâya dalalım
O deryânın içinden cevheri tiz alalım
Balık bizi duymadan mercân içine girüb
Leâlini seçmeğe elimizi salalım
Yüzmek eğer bilmezsen elimi tut girelim
Bir yerin kımıldatma tâ varalım gelelim
Kenarlarda gezinme mâdem ki bahre geldin
Boş dönülmez âr olur n'içün müflis kalalım
Eline bir kılınç al şâyet bir hût yürüye
Urûb anı ey Halîl pâre pâre dilelim
Dinle güzel ey tâlib neye varır ahvâlim
Gözle ki bir bir çıkar söylediğim akvâlim
Bir haberci gelir dir o dîvârın yıkıldı
Bir bir karşıma çıkar işlediğim a'mâlim
Haydi hicret günüdür yolunu tut dir bana
Ben sorarım nirede kazandığım emvâlim
Bin asker hücum ider hangi milletsiz dirim
Dirler ki düşmânınız anı koğar ef'âlim
Dört düvel ittifâkı yakında zuhûr ider
Cümlesini mahv ider Halîl senin etvârın
Sensin gönül seyrângâhım senden doğar şems ü mâhım
Gönül ben sana hayrânım sensin benim cevlân-gâhım
Senden büyük var mı meydân sendedir ma'nâ-i Kur'ân
Sensiz bulunamâz emân sensin benim âram-gâhım
Sensin gösteren her vârı sensin yârsızların yâri
Sensin âyine-i Bârî Sensin kıble-i dergâhım
Zerre Süleymân'ın mülkü indinden âyeti fülkü
A'zam sana irem dir ki sensin aksâ-yı penâhım
Seninle bilinir Ahmed seninle bulunur Ehad
Sana bakar Hayy u Samed temiz midir nazar-gâhım
Gönül bülbülünem senin bağçanda gülünem senin
Haberi var mı kimsenin neyedir âh ile zârım
Göremeyen velî diyor bilemeyen delî diyor
Bilen emr-i celî diyor yaralarıma merâhım
Çokdur senin sözün gönül çevir bana yüzün gönül
Boyun arşdan uzun gönül hayrânın oldu İbrâhim
Sensin gönül seyrângâhım senden doğar şems ü mâhım
Gönül ben sana hayrânım sensin benim cevlân-gâhım
Senden büyük var mı meydân sendedir ma'nâ-i Kur'ân
Sensiz bulunamâz emân sensin benim âram-gâhım
Sensin gösteren her vârı sensin yârsızların yâri
Sensin âyine-i Bârî Sensin kıble-i dergâhım
Zerre Süleymân'ın mülkü indinden âyeti fülkü
A'zam sana irem dir ki sensin aksâ-yı penâhım
Seninle bilinir Ahmed seninle bulunur Ehad
Sana bakar Hayy u Samed temiz midir nazar-gâhım
Gönül bülbülünem senin bağçanda gülünem senin
Haberi var mı kimsenin neyedir âh ile zârım
Göremeyen velî diyor bilemeyen delî diyor
Bilen emr-i celî diyor yaralarıma merâhım
Çokdur senin sözün gönül çevir bana yüzün gönül
Boyun arşdan uzun gönül hayrânın oldu İbrâhim
Her derdin devâsıdır yâ Ahmed demek her-dem
Âşığın revâsıdır yâ Ahmed demek her-dem
Açar basîretini artdırır gayretini
Zevk ider hayretini yâ Ahmed demek her-dem
Gafletden uyandırır vasl-ı Hakk'a irdirir
Doğruluğa dönderir yâ Ahmet demek her-dem
Meyl-i aşka kandırır kalbi cilâlandırır
Sivâ dağın yandırır yâ Ahmed demek her-dem
Tıfla bulûğ buldurur ağlayanı güldürür
Azâzil'i öldürür yâ Ahmed demek her-dem
Riyâ ve ucbu sürer ayrılmaz bire gider
Kim ki mahv olur söyler yâ Ahmed demek her-dem
Göze Hakk'ı gösterir gören dahî mest olur
Her fikirden üst olur yâ Ahmed demek her-dem
Düşmânları dost ider alçakları üst ider
Münkirleri süst ider yâ Ahmed demek her-dem
Dar kalbi geniş ider yokuşu iniş ider
Câna bir hoş iş ider yâ Ahmed demek her-dem
Benliği alur elden geçirir dürlü silden
Şirki yıkar temelden yâ Ahmed demek her-dem
Sırr-ı Kur'ân'ı açar câna envârı saçar
Hiç kor mu seni nâçâr yâ Ahmed demek her-dem
Kalbe kerem doldurur renk-i küfrü soldurur
İsm-i A'zâm buldurur yâ Ahmed demek her-dem
İder zelîli delîl Hem de hakîri celîl
Sana gerekdir Halîl yâ Ahmed demek her-dem
Meclis-i irfâna gel ki dolu dolu lâ'l ü câm
İç de bir hoş hâle gel ki bulmuş ol mazhar-ı tâmm
İki cihândan nişânı arayan ârif değil
Saçılmayan âd u sânı nerde biter nîk u nâm
Reyb ile şekk vâdisinde gâb u sergerdân olan
Gelmesün bostanımıza yokdur anlara meşâm
Âb-ı hayât çeşmesine uğrayub su bulamaz
Kim ki bize hem-dem olub Hû dimese subh u şâm
Hızr'a hem-dem olmak ile bize mahrem olamaz
Âyine-i kâmilden alub bulmasa dîlinde gâm
Mantıku't-tayrı bilir mi molla-i ebced hân
Bu yüce sırrı bilir mi ayrı gören hâss u âm
Dahl iden mâ-fevkına ilminde humkı pek dırâz
Nerde fark itsün sözde râz gözde elvandan peyâm
Görmeğe ol dostumuzu dîde-i rânâ gerek
Almağa bu dostumuzu aramasun der-hıyâm
Terk idince âdeti tab-ı beşeri tamâm
Seyr idince âdeti sabr u salâtıdır sıyâm
Zühd ü takvâ perdesini de koyamaz çâk ider
Temcîd-i aşka varır ki çoğu nâssın der-niyâm
Keşf ider o çokca râzı subh-ı sâdık çâk ider
Zulmeti sürer cihândan âleme virir nizâm
Ma'rifet şemsi doğar kaçmazlar alır hakkını
Bulur âlem bir vücûdu itmiş idi inhidâm
O ki küfrün gölgesi ardında kalmış idi hâr
Ric'ati zâr ile arar ammâ bulamaz merâm
Kabul olunmaz ricâsı itmedi kendi kabûl
Virilince nem-i îmân arz okur anlara râm
Olmadı bulmadı zuhûr rûh-i insân meyyine
Ve vücûd arzuyu virir mi ana muhyi'l-ızâm
Burada kim görmez oldu şeksiz orada göremez
Bilemeyen hem bilemez bulmayana yok arâm
Her şey aslını arar âlemde insân aramaz
Her neyi görse yaramaz meyl ider itme gulâm
Aslını bul ki sana senden gerekli olamaz
Gayri güzelde bulunmaz sırr-ı pertevi'z-zulâm
Geç mecâzî köprüsünden cisr-i hakîkîdir o
Bekleme üstünde ceryan düşürür bî-iltiyâm
Mâhi olanlar sularda nerde geçer kantarı
İtmese sayd rehberi ider mi sudan infitâm
Açılır bir yara sende senin firkatinden Halîl
Âdet nehri fenâ bu almak ister intikâm
Aşk ile zikr iderim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Zikr ile yol giderim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Senden gayrı niderim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Çün hidâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Eyle sen yolum âsân Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Koma hiç bende noksan Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû
Mevlâ'm
Ol sen gönlümde mihmân Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû
Mevlâ'm
Çün inâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Eylerim sana sefer Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Var mıdır gayrı mefer Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Var mı a'dâya zafer Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Çün vikâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Yolunu geyn it bana Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Kâim olayım sana Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Meâlim birlik sana Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Çün inâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Rasûl Ahmed Habîbim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Yolda Pîrim tabîbim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Mürşidimdir rebîbim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Çün nihâyet isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Senden talepde Halîl Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Vuslatını vir Celîl Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Tevfîkini kıl delîl Hû Mevlam Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Çün hakîkat isterim Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm Hû Mevlâ'm
Kalb ile mukallibim arasında bedenim
Benlik perdesi oldu lûtf ile seyr idenim
Bu kederden olaydı âh bu derûnum sâfi
Rûh cezbeyi bulaydı ana diyeydi kâfi
Gönül dostu bulunca gayrıyı neylesün o
Tâ ki hümâ olunca seyrini söylesün o
Dervîşe çün görünür elvân-ı mugayyebât
Ârif olsa bürünür bakmayub hiç bir cihât
Çün Mevlâ'dan diğere meyl iden matrûd olur
İrmez menzil-i behre maksûddan meb'ûd olur
Letâif-i seb'anın ahvâl-i lâ-yuhsâsı
Geçse tâlib cümlenin elde kalmaz asâsı
Ger şuhûd ile vücûd gitmese yokdur fenâ
Fillâha irmez şuhûd olsa irfân yanına
Keşf ile kerâmâtı sâlike hicâb olur
Terk eyle alâmâtı Halîl çün icâb olur
Kulağım Sıddîk nidâsında Ömer'de gözlerim
Şemm-i Hak Osman ile Haydar'da esrâr gözlerim
Sıddîk'ın hakkı çün isterim Ömer'in adlini
Nûr-ı Osmân irişince seyf-i Ali sözlerim
Zülfikâr oldu Ebû Bekir'le Ömer dîn içün
Kabza Zinnûreyn benim dir Haydar'a rumûzlarım
İhtilâfı bunların her biri rükn olmada
Bu binânın içi dışı vardır ey cân sözlerim
Kıldı temsîl Aişe harbe gidince haremi
Didi beyt içinde Haydar görmüş olur yüzlerim
Âl ü Eshâb-ı Rasûl'ün işleri idrâkına
Sığmaz ey hâce, gözüne yokuş olur düzlerim
Her işin sırr içre esrârını ayân bilmeden
Varma bahse bil gîcelidir benim gündüzlerim
Bir cihetde Hakk'ı görmek a'ver-i ma'nâya bu
Hakk'ı her semt ile gözle ki ben anı gözlerim
Tutûben sağ elini yârin solunu terk iden
Bir aceb sevr oldu, dimez var mıdır boynuzlarım
Bî-cihet eşyâda Nemrûd görmedi Hak yüzünü
Didi Halîl'i ne aceb yakmadı bu közlerim
Kâbil-i rû'yet içün ister mi cânândan peyâm
Yokdur itmek anın içün kevn ü mekândan sıyâm
Şol ki a'mâdır bilemez zevk-i rû'yet nîcedir
Rû'yet sûretle olmaz olmalı cândan kıyâm
Sûreti insân olan sîretde hayvândan edall
Olsa ana fark olunmaz beyt ile hândan hıyâm
Levn-i esved ile ebyed bir olunca fi'l-asıl
Vahdete hükm eyler her-dem ayn-ı a'yândan zıyâm
İtmedim idrâk neden seni Halîl dirsin hemân
Bu ki girmez sem'ine dîlimde nihândan biyâm
Kulak vir sözüme cânım sözümde dürlü bürhânım
Benim Hak dîn ü îmânım O'dur kalbimde mihmânım
Senin de derdinin yâri odur ger eyledin zâri
Silince cândan evzâri görünür yüce Sultân'ım
Koma kalbinde sivâyı dilersen derde devâyı
Koparsın cümle hevâyı gelir saraya Rahmân'ım
O yüzünü sana dâim açar, görsün diye kâim
Gayrıya ol deyû sâim bana gel dir çok in'âmım
Muhammed'den yüce zâtı göründü halka âyâtı
Ana kılan riâyâtı bilür nîcedir ilhâmım
Halîl'in sûretinden sîreti idrâk olur müşkil
Bilirsen sîreti hoş bil bilinir sana Subhân'ım
Ey gönül ben seninle âh nirelere gitdim
Senden habersiz idim gayrılara meyl itdim
Gezdim birçok bilâdı maksûdu bulmak içün
Sen bana hem-râh iken gayrını yoldâş itdim
Ayn-ı vuslat içinde iken aradım yâri
Eyvâh cehlim ile ben seninle savaş itdim
Benliğimi komayub kılmışım seni zaîf
Geçince beni benden benliği bana eş itdim
Daldım ebhâr-ı levse şifâ zann idûb anı
Ger aşkın sadâsını duyunca şâbâş itdim
Gîce gündüz duâda idim kesret içinde
Halîl tenhâ bulalı senâsını fâş itdim
Ey güneş ne doğarsın doğdu benim güneşim
Zulmete sal şu'leni çok durur benim neşim
Gönül güneşi doğdu kalbim topraklarına
Ah yanmışım ben ansız görmeyüb penc u şeşim
Var idin nirde idin sen meğer yerde idin
Gökde mi yerde miydin ey gözümde tâbişim
Ey aşk-ı pâk merhabâ sanadır çekdiklerim
Sen şâh ol gel gedâyım ben sana mihnetkeşim
Ben seni görmeyeli yandı ciğer kan oldu
Vaslına irmeyeli her-dem artar ateşim
Gîce göremez oldum gündüz gezemez oldum
Çünki sezemez oldum ol yârime serkeşim
Sensiz bana her ne ki virseler kanmam ana
Süremez reyb ü şekki bu Fikr-i müşevveşim
Gîce gündüz Hudâ'dan diler vaslını Halîl
Bu gîce ben Hudâ'dan bana dön mah-veşim
Bana deli denildi yârimin delîsiyem
Kimlerin ersin aklı mest-i ezelîsiyem
Ehl-i sûret ne bilsün bahrimin katresini
Cihân zerredir ancak gör şems-i celîsiyem
İçmek dilerse zâhid ger câm-ı musaffâyı
Alsun elimden anı sâkinin celîsiyem
Vahdet bâdesin içüb dürr-i peymâne görsün
Ki kalb-i uşşâkının Hayber'in Ali'siyem
Bu Leylâ'nın Mecnûn'u varsa sahrâ-yı aşka
Tiz irişsün Recâî ki anın velîsiyem
Bülbülüm bu bağa ben gülleri dirmeğe geldim
Nihâyetsiz bin zâr ile gül-zâra irmeğe geldim
Benlik hicâbın geçmeğe dosta kanadım açmağa
Kevser şarâbın içmeğe Pîre el virmeğe geldim
Elim virüb aldım eli doğrulayub ize yolu
Mürşidimdir gerçek velî emrine girmeğe geldim
Şâhid olsun ârî cânlar akıtdım gözümden kanlar
Gitdi taklîdle gümânlar îmân getirmeğe geldim
İslâmlığın taklîdini geçdim bulub iklîdini
Hak istemez taklîdini dînde bildirmeğe geldim
Bildiklerim atdım yoğa Recâî meyl itmem çoğa
Giden emirden artuğa nefsi çevirmeğe geldim
Varlıktan oldum berî her vârı yâra virdim
Ölem ben çünki diriliğin bağına girdim
Geçmişi anmam olmaz yarına dalmam olmaz
Fenâdan dönmem olmaz bekâ sahnına irdim
Libâsla hırka koydum nokta-i sırra irdim
Anda benliği virdim Hak benliğini dirdim
Tecellî kıldı câna hüviyyet nûru bana
Binlerce hamd o ana dâim o anda birdim
Günler o günler idi demler o demler idi
Halîl o cemler idi anlar içinde serdim
Hak Muhammed'le Ali'dir dinde îmânım benim
Nefhasıdır anların bin cânda cânânım benim
Haseneyn'in kuluyum kurbânıyım ben tâ ezel
Pîrlerim oldu ikisi nûr-i Rahmân'ım benim
Yolunun kurbânıyım Zeyn'el-Abâ ve Bâkır'ın
Cafer-i Sâdık imâmım Lûtf-i Yezdân'ım benim
Mûsa-i Kâzım Rızâ ile görür bu gözlerim
Ol Takî ile Nakî'dir şâh-ı Şâhânım benim
Askerînin ceyşi oldum Rabbime binbin senâ
Mehdî-i sâhib zamândır vakt ile ânım benim
Mâsivâdan el çeküb gönlümden sildim gayrıyı
Hacı Bektaş-ı Velî'dir oldu dermânım benim
Cümle Pîrler içre anın lûtfu bir hoş ey Halîl
Kırkbirinci Pîrim oldu sırr-ı erkânım benim
Geçdim fenâdan artık râh-ı Rızâdır dileğim
Feyz-i Hak ismindeki câna gıdâdır dileğim
Zevk-i dünyâ pây-dâr olmaz, dileyüben nideyim
Zevk-i bâki ma'deni ol Mustafâ'dır dileğim
Kul ile kurbânıyım isnâ-aşerin tâ ezel
Anları görmekle hem vasl-ı likâdır dileğim
Hak beni dûr itmesün ibn-i Ali'den tâ ebed
Lûtf-i ülyâsıyladır her-dem bekâdır dileğim
İbn-i Süfyân gibilerden Hak beni kılsun ırak
Dû-cihânda ey Halîl ahde vefâdır dileğim
Ey yâr-i cân senin olsun bu ten ile cânım
Mezheb u dîn ü kıblem bu akl ile îmânım
Aşkınladır ki varlığımı hep sana virdim
Evrâd u ezkârım hep seninle yok gümânım
Gördüm envârını yine yüzün nûriyle
Senin olsun cânımdan çok sevdiğim irfânım
Ağlatma beni Muhammed'in sevgisi içün
Anın aşkına kabul eyle dîl-i handânım
Deli dirler Halîl'e doğduğu il içinde
Dünyâya geldim diye virdim sana her ânım
İrdi nazar Pîrimden Allâh'a döndü yönüm
Gel didiler sırrımdan Allâh'a döndü yönüm
N'idem yalan dünyâyı ardındaki ukbâyı
Terk idûben sivâyı Allâh'a döndü yönüm
Taklîd ile tahkîki koydum bulub refîki
Yokluğumun şefîki Allâh'a döndü yönüm
Zâhidlere kerâmet câhidlere velâyet
İstemeyüb dirâyet Allâh'a döndü yönüm
Hiçe virdim vârımı gül-zâr itdim nârımı
Pek özleyüb yârimi Allâh'a döndü yönüm
Yanayım aşkı ile kanayım şevki ile
Döneyim zevki ile Allâh'a döndü yönüm
Arz-ı merâm ideyim anlamazsan n'ideyim
Sen gel ki ben gideyim Allâh'a döndü yönüm
Ben dilerim Celîl'i Nemrûd gözler zelîli
Delîl eyle Halîl'i Allâh'a döndü yönüm
Meydânı virdim size tenhâ benim meydânım
Tevbe eyledim söze kitli benim dendânım
Toplu turnan yerine gidenlerin birine
Didim kaldın yarına sen git ey sühandânım
Tenhâda buldum öyle şenliği misli hele
Gözlere görülmemiş dünyâ imiş zındânım
Zındânı seyre heves iden aceb nîce kes
Tükeden boşa nefes dir mi yarın handânım
Gelmedin gaflet içün bakma dünyâya Halîl
İşidüb murâd içün dir boşa o nidânım
Bedende her mû lisânım melik olmuşdur insânım
Murâdım Zât-ı A'lâdır ki hâşâ ola nisyânım
Benim bu habs ü zındânı cefâ sanman bana anı
Bu bir atâ-i Sübhânî meserret bahşe bu ânım
Ezelden râzıyım Anın kaderlerine Hannân'ın
Kederlerine Mennân'ın adıyla mezc olur sânım
Beni ey dervîşim el-hak sakın sanma baîd mutlak
Değilim sana hiç ırak dile ki sana dermânım
Görünür zîr ile bâlâda berr ü bahrde hâlâ
Gözet her yana cibâlâ dolanır hadsiz evrânım
Günâhım çok diye korkma sakın tevbesiz ayıkma
Rızâsız yola kayıkma yolumda vardır emânım
Gönül manzar-ı şâhımdır benim Ol seyir-gâhımdır
İden ru'yet penâhımdır güzel her demde kemânım
Gelüb seyr it ki Beyt-ullâh nîce kurmuş Habîb-ullâh
Dileme illâ Lûtf-ullâh anınla dolu zamânım
Bulunma bir demi boş sen dîlin yollarına düş sen
Dile Hak'dan bütün hoş sen virir dileği Deyyân'ım
Niyâz içün yaradıldın o nâz içün var idildin
Namâz kıl çün yâr edildin budur zahr ile pinhânım
Gelince tâ sana yakîn hemân sa'y it olub emîn
İder Allâh sana yemîn Halîl bu resm-i Kur'ân'ım
Kimsenin ma'lûmi olmaz derd-i derûnum benim
Vaktimin hiç şûmi olmaz sa'd içre günüm benim
Sen karınca sanma beni güler deyû kim zâhidâ
Tâc-ı gam başımda hergün 'îd olur günüm benim
Kırdı destimi elimden birliğin mevci alub
İkilik mahv oldu birdir Kâf ile Nûn'um benim
Sen bütün benliği elden koma dir vâiz bana
N'idem varlığı vârın yok ider vârım benim
Zühd ile takvâyı korsan nâr-ı dûzah var didin
Sem'ime girmez o nârın nûr olur nârım benim
Sûretimle sîretimi anladım sandın meğer
Ki bu resmi dahl idersin nûr-i uyûnum benim
Çağırırsın kapuya taşradan Halîl deyûb
İçerüden da'vet itdim duymadın ünüm benim
Şöyle gâfil yatan hemân dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Horoz gibi öten hemân dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Ta'n eyleyen şuna buna yol bulmayan önden sona
Kulluk itmeyen Rahmân'a dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Akl u fikri benlik olan lafla zikri tenlik olan
Himmeti bugünlük olan dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Az hayrına mağrûr olan azgınlığa mesrûr olan
Dargınlığa makrûn olan dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Mürted ile muzırr olan ba'del ikrâr münkir olan
Şer işlere müşîr olan dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Bilür gösteren her yolu bilmez iken sağ u solu
Bilen böyle bed usûlü dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Tarîkatda habersizken Şerîatda esersizken
Hakîkatda hünersizken dir mi ki Mevlâ'yı bulam
El içini taşlar iken dışını da boşlar iken
Dışındayım söyler iken dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Şehvetlere mâil iken hizmetlere kâhil iken
Hakîkatde câhil iken dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Ehl-i fesâda yol virir hayr-ı kesâda el virir
Buğz u inâda dil virir dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Ey Halîl sen sakınasın olmaz şerri takınasın
Tutmayan dil makinesin dir mi ki Mevlâ'yı bulam
Bir a'mâ didi bana bilür müsün n'eylerim
Susuz bir taş köprüde ev kurmayı dilerim
Eylenir beni sandım gitdi yoluna döndüm
Kurub evini dimiş şimdi içün silerim
O günde yola çıkdım bir yolcu bile idi
Şiddetli yağmur oldu yoldaş ider n'eylerim
Didim şurda köprü var geçelim üzerinde
Didi sel aldığını sana beyân eylerim
Köprü kuvvetli idi alamaz anı didim
Didi götürür iken gördü bu görenlerim
Meğer giden ev imiş yoldaşım bilememiş
Böyle değilse dilim didim dilim n'eylerim
Kör de berâber imiş köprü yavuz Pîr imiş
Geçen Halîl er imiş buna yemîn eylerim
Ey zerreler zerreler sizde bir eser gördüm
Siz de mi âşıksınız tâ anı beşer gördüm
Ey taş toprak n'oldunuz kime teslîm oldunuz
Neden sebât buldunuz sizde pek hüner gördüm
Ey ma'den u cemâdât tâat mı sizde âdât
Mebdeen ve meâdât rüzgârı eser gördüm
A'raf-ı halk mısınız ki tam inkıyâdınız
Güzel yâr mı yâdınız sizde de basar gördüm
Ey sehâb emtâr u selc nizâmda siz derc derc
Yok mu size herc ü merc ki sizi bir bir gördüm
Ey yeller ne esersiz neden ba'zı küsersiz
Sadâ virir susarsız aşka sizi döner gördüm
Enhâr ne murâdınız durmak mı harâmınız
Aslı mıdır yâriniz hep sizi gider gördüm
Kerem midir adınız ki böyle durmadınız
Yâda yol sormadınız bir şeyi över gördüm
Siz de mi yanarsınız vakt olur kaynarsınız
Deryâda oynarsınız mevci bahre ser gördüm
Ey mâhi ne gezersiz suda birşey sezersiz
Bulmağa mı yüzersiz her yana döner gördüm
Maksûdu zann itdiniz yanlış fikre gitdiniz
Küçüğünüzü yutdunuz birbiriniz yer gördüm
Sizden çıkar cevâhir neden siz gayr-ı mâhir
O yâr cümlede zâhir sizlerde keder gördüm
Ey vahşi ey behâim hayrânınız olayım
Seyrânınız bulayım sizi der-beder gördüm
Sizde varı sezdiler azan bundan azdılar
Hâlinizi dizdiler ol işleri şer gördüm
Eşyâya bak gâyet çok sırrına nihâyet yok
Halîl'de dirâyet yok birer birindir gördüm
Ey dû-cihân her vârım dû dîdede envârım
Ger nazar kılmaz isen kalmamışdır arâmım
Şefâat zülâlinin teşnesiyim ki gâyet
Sâ'ye serâbı terk eylemek oldu merâmım
Bu hâl ile bana lûtf-i Hak olur mu helâl
Suçum cibâle sığmaz tebdîl eyle ihrâmım
Sünnetlerinden eser bulamazlar arayan
Hemân her saat her-dem ben emmâreye râmım
Yanmışa söz ne ider senden olmazsa çâre
Halîl'e çünki sensin dâreyn içre garâmım
Bir deryâdır muhabbet mevcîdir cümle âlem
Asıl deryâ Muhammed fevcîdir cümle âlem
Âh o deryâya dalsam aslı dürründen alsam
Eşyâda her ne ki var mevc ihrâc itmiş anı
Coşub asıl meveddet revcidir cümle âlem
Ah o revcinden çıksam nihâl-i veddi diksem
İlkbaharda bin çiçek ızhâr ider nihânı
Ma'nâ âlemin elbet zevcidir cümle âlem
Birliği bire virsem sırr-ı nihâna irsem
Her ne gelür buraya oradandır ayânı
Gayb odur, bu Şehâdet yolcudur cümle âlem
Enbiyâlarla gitsem yolun sehline yetsem
Hayvânâtın envâı sadâlarla elvânı
Cilvesinden işâret elçidir cümle âlem
Gözümden tozu silsem yüzümden yüzü bilsem
Gözler envâına bak kimden virir nişânı
İşidene beşâret dercidir cümle âlem
Âh o müjdeyi duysam müjdecisine uysam
Garîb yolcuları sev misafîr eyle anı
Kıl hakkıyla riâyet mercîdir cümle âlem
Âh ulu zayfi görsem güzel gönlünü sorsam
Esrâr-ı şer'i bilen var mı cihânda hani
Simm severler begâyet zercidir cümle âlem
Sivâdan özle dönsem bu varlığımdan yunsam
Varamadım bulamadım n'eylerim bu kâşânı
Halîl yoksun nihâyet varcıdır cümle âlem
Yoğu gönülden sürsem Vâr'ın indinde dursam
Yoldan giden yolcular nireye bu yol sordum
Beni görüb durdular tiz yanlarına vardım
Beni de alın gidin derdime dermân idin
Lûtf ile ihsân idin dirler seni arardım
Sordum isimlerini söylediler birini
Bildirmedi yerini ki yârânı sorardım
Biri tutdu kulağım sandım yıkıldı sağım
Çün çözüldü her bağım güldü anlar ağlardım
Burnumu şöyle çekdi sekiz zirâ'a değdi
Beni ateşe eğdi günde bin yıl yanardım
Yandım alevler gibi didi oldun er gibi
Yanub çıkdın zer gibi cefâlarda oynardım
Didim hâ bu yolumuz dir ki diri ölümüz
Henüz yolu bilmedin bin kerre gelüb vardım
Seni de bin kerre ben götürdüm O yâre sen
Uykuda kaldın mı sen ben seni çok uyardım
Didim ismin bağışla dir ki burnun oğuşla
Duyamazsın bu suçla yüzbin tevbe kılardım
Didi cümleye şâmîl bir ismim var o Kâmil
Bilmez olmayan hâmil hemân solub sarardım
Söyler tiz kendüne gel alub gider seni sel
Virmem artık sana el ben o demde karardım
Beyaz kâğıt üstünde nokta gördüm kendimi
Oniki imâm'a ben silinmeğe yalvardım
Halîl bu ad üstünde bulamadım kendimi
Ol yüce hümâya ben bilinmeği sorardım
O yârin ben nîce kerre her hâlini sorub geldim
Karşusında rızâsı çün el bağlayub durub geldim
Namâzın her şartlarının esrârını bilüb sûfî
Kavuşmanın ma'nâsını gözüm ile görüb geldim
Senin gibi ağz orucu yalınız karnıma değil
Üçyüzaltmışbin kapunun kilidini urub geldim
O Kâ'benin dîvârını senin gibi seyr itmedim
Yedi tavâfa yetmişbin temel dahî kurub geldim
Azâzil'i taşlamağa gidüb görmeden dönmedim
Taşım ile düşdüğünü gözüm ile görüb geldim
Çağırdığım Lebbeyki ben ne var deyû duymayınca
Lebbeykimi kesmeyerek dileğimi dirûb geldim
Ravza'da imâm men' itdi yok içeri girmek deyû
Girdim ne itdin diyene didim anı durûb geldim
Ecdâdımın birisidir öpdü dirler sağ elini
Ben o iki ellerine yüzle alnım sürüb geldim
Bir pîrin cânsız dîvârı yürütdüğünü işitdim
Ya nîce bir dağ üstüne o dağı devirüb geldim
Bir ejderha gidiyordu ehl-i İslâm'a zahmete
Hışm ile bir nazar itdim ol mârı çevirüb geldim
Şehâdetin ma'nâsını yetmişyedi şu'besini
Görüb âdem türbesini bir de bana kazub geldim
Halîl'in sözü ma'nâsız kim derse özü ma'nâsız
Odur herhâlde ra'nâsız bir kılı dört yarub geldim
Ben ezelden Muhammed şem'i pervânesiyem
Beni boş sanma gâfil Anın dîvânesiyem
Hicret gününde ayağına toz olmuş idim
Atdığı adımların gör ben nişânesiyem
Sırrına kurban olmak içün cihâna geldim
Bu sebepden her vârın bunda bî-gânesiyem
Yolunda hilâf idûb şer'a uydum dime ki
Ben Anın şer'î hâdimlerin şükrânesiyem
Ey müddeî kîl u kâl ile da'vâ ne gerek
Halîl gibi üryân ol di ki merdânesiyem
Aşkıyla Muhammed'in birgün hâk ola cismim
Hemân ki yârân olan söyleye benim ismim
Yâ Rabbi ol Ahmed'i bizden ırak eyleme
Şol demde ki bin secde ide şekl ile resmim
Tüylerim ayrı ayrı etle deriden gayrı
Rûh sana varub yere yüz süre her bir kısmın
Ol günde eyle meded kılub ihsân bî-aded
‘İtâb yolun eyle sedd kahr ola benim hasmım
Ebvâb-ı semâyı rûhuma meftûh eyleyüb
Çağır Halîl'i sana mahv eyleyüb her ismim
Muhammed'i bulmakdır Şerîatından merâm
Bil Mahmûdî olmakdır Tarîkatından merâm
Mâdem ki insân geldin bu fânî dünyâya sen
Ekmel insânı bulmak Hakîkatinden merâm
Cihâr-i yâr yolunu tut ki cihâr bulasın
Sırr-ı Muhtâr'ı bulmak Ma'rifetinden merâm
Sana bunca ashâbı n'içün vasf eylediler
Bilmedinse bulmadın Halîfetinden merâm
Her peygamber eserini sende bulmazsan Halîl
İbrâhim'in bilmedin harîkatından merâm
Kâfirler Muhammed'e bakub didiler âdem
O bir başka âdemdir bilmedin Anı mâdem
Sen müslümân değilsin gel ismini değişdir
Zîrâ bu senin ismin İslâm'adır ey dîdem
Müşrikler ol Rasûl'e sihirbazdır didiler
Vârisine söylersen sen de müşriksin bu dem
Ey müşrik gel İslâm ol hem de kavî mü'min ol
Bu riyâ ucb u tuğyân seni hor itdi n'idem
İbâdetde tenbelsin isyânda yiğit ersin
Şer dimeğe hünersin gözün kör itdi hedem
Bir iş var bu arada gâlibâ sen orada
İsmin şâkî yazılmış ağla gülme ey dedem
Derdinin çâresini bir Kâmil erden öğren
Sığın yüce Allâh'a İblîse olma hadem
İnsân'dan i'râz itmek oldu Hakk'a yan gitmek
Azâzil'i Pîr itmek helâk yolu bu her-dem
Fırsatı zâyi' itme semt-i ağyâra gitme
Halîl Mevlâ'n unutma sonra çekersin nedem
İşlerine kimsenin aklı irmez ey Kerîm
Her vârına kimsenin gayrı girmez ey Kerîm
Ba'zıların tok idüb ba'zını aç idersin
Kiminin malını çok kiminin az ey Kerîm
Kiminin ilm-i zâhirle içini hem dışını
Doldurursun şöyle ki hiç o durmaz ey Kerîm
Kimisine ilm-i nâfi' bahş idüb dû-cihân
Eylersin anı saîd gayra varmaz ey Kerîm
Kimine riyâ ve ucb virûben tard eyledin
Kendini makbûl sanûben anlamaz ey Kerîm
Kimini ihlâs ile gözyaşlarını akıdub
Unutdurdun gayrıyı hiç soramaz ey Kerîm
Kimini tâlib idüb talebinden bî-haber
Gezer gezer der-beder yola gelmez ey Kerîm
Kimini sâlik idüb gösterdin hoş râhını
İrdirdin bir Kâmil'e ki ayrılmaz ey Kerîm
Kimini cübbe sarık sakala mağrûr idüb
Benlik içinde kodun hiç yorulmaz ey Kerîm
Kimini Halîl gibi gîce gündüz ağladub
Bir derde koydun anı dermân olmaz ey Kerîm
Râhatım ey kardaşım kendü başım
İle kalub olmasa hiç yoldaşım
Her ne belâ gelse karşumda durur
Bil bu halka olsa bile sırdaşım
Her ne vakit nâs içinde kalırım
Yâs içinde kor beni tam dîldaşım
Aybımı ızhâr ider kuru ile nemimi
Yimedim gerçek muhîb ile aşım
Hıltatı hoş görmeyerek gözlere
Durur uzak seyr ider iki kaşım
Yalnızlığımda izzet karşular
Tutmam insânı asâ yüz yaşım
Sohbetinden uzleti hoşdur Halîl
Bu zamânda görmediğim yoldaşım
Esmâ'ül-Hüsnâ oldu bil çâre yoksa ben bir ramîm
Bu âlemi nurlandırdı Hâ Dâl ile üç tâne Mîm
O her hacının kıblesi seyr eyle ki ne söyledi
Doksandokuz isimden Hüvallâh, Er-Rahmân, Er-Rahîm
Melîk hem Kuddûs, Selâm, Mü'min, Müheymin, Azîz
Cabbâr hem Mütekebbir ide bizi dâreyn selîm
Hâlık, Bârî, Musavvir, Gaffar, Kahhâr, Vehhâb
Bize nusret bağışla Rezzâk, Fettâh, El-Alîm
Kabîz, El-Bâsıd, El-Hâfız, Râfı', El-Muizz, El-Müzill
Semi', El-Basîr, El-Hakîm, El-Adl, ve Latîf Habîr ve Halîm
Azîm, El-Afüvv, Eş-Şekûr, Aliyy, El-Kebîr, El-Hafîz, Muğîz
El-Hasîb, El-Celîl, Er-Ragîb, Mucîb'den evvel Kerîm
Vâsi', Vedûd arayı bir Mecîd Bâis Şehîdden ön
Hakk, El-Vekîl, Kaviyy, Metîn, Velî, Hamîd, Muhsî, Hakîm
Muhsî'den sonra Mubdî ve Muîd Muhyî ve Mümît ve Hayy
Kayyûm Vâcid ile Mâcid Vâhid ve Ehad hâsılım
Samed ve Kâdir Muktedir Mukaddim hem Muahhır
Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın, Vâlî dimekle mesâilim
Müteâlî Birr, Tevvâb, Mün'im, Müntekim, Afüvv
Raûf, Mâlikü'l-Mülk ey Zü'l-Celâli vel-İkrâm
Rabb, Muksıd, Câmi', Ganiyy, Muğnî, Mu'ti, Mâni' ve Dârr
Nâfi' ve Nûr Hâdi Bedi', Bâkiyy O'dur hem Vârisim
Raşîd, Sabûr, Sâdık, Settâr, dörtbinden fazla ismi var
Âriflerde tam kısmı var hemân bunca varır elim
Bil bu İsm-i Hüsnâ'sının gölgesidir cümle âlem
Aklın varsa gölgeyi koy sırr-ı esmâya gidelim
Esmâ'yı sen bulur isen gölge sana tâbi' olur
Sanma emrin zâyi' olur aramadın biz n'idelim
Bu âlem dalga gibidir Esmâ anın denizi bil
Gel meyl itme köpüklere bahrin içine girelim
Deniz köpükleri beyaz akılsızı meşgûl ider
Aklı olan dir dalam cevherleri derc idelim
Halîl sana dili ile nasıl ta'rif ide
Sâlik bulmaz hâli ile bir Kâmile arz idelim
Ey Hudâ bu hâl ile seni bulam mı bilmem
Yoksa kîl u kâl ile hemân kalam mı bilmem
Bu dünyâ örümceği evlâd u ıyâl ağını
Kurdu tutuldum ana hiç kurtulam mı bilmem
Ata ana sevgisi yarım sermâyem olmuş
Gençlik ahvâli süsü tevbe kılam mı bilmem
Hep düşüncem süslenüb görünmek bu âleme
Fikrim anılmak yiğit, bî-nâm olam mı bilmem
Gâh tıraşa kendüm korum gâh bıyığım burarım
Aklım boşa yorarım fikre dalam mı bilmem
Gâh reislik ararım gâh hasîslik sorarım
Gâh yokluğa irerim boşa dalam mı bilmem
Aklım insânlık umar içerim bes bî-şümâr
Dışım insân içim mâr saçım yolam mı bilmem
Sûretim bir dervîşdir sîretim devrilmişdir
Dört yanım çevrilmişdir cehl ü zulem mi bilmem
Bir söze hükm idersem Lâ diyerek gidersem
Tutmam inâd idersem nârda yanam mı bilmem
Lâ dirim illâ dimem benliğime Lâ dimem
Yok disem a'lâ dimem doğru sanam mı bilmem
Hak'dan vahiy gelirse eğrisin dinilirse
Hâşâ ki re'yim dönse dirim dönem mi bilmem
Ah bu nefs-i emmârem böylece kâfîr olmuş
Müşrik disem yaraşır mü'min diyem mi bilmem
Çıksam varlık dağına kendümi yüce sanub
Bin kerre in didiler bana, inem mi bilmem
Bin kez ayağım değer taşa ben hiç uslanmam
Girsem dûzah ateşiyle uslanam mı bilmem
Dışım kar gibi beyaz kalbim hemân dolu pas
Her zamân ağlarsam az bir de gülem mi bilmem
Halîl'in bu sözleri sözlerin ehlinedir
Ne sana ne de bana ya ben olam mı bilmem
Maârif bahçesidir bu kelâmım
Rasûl esmâsıdır dimek merâmım
Nebî esmâsına bil var mı hudud
Muhammed Ahmed ü Hâmid ü Mahmûd
Ahyed, Uhîd, Ehîd, Uhyed dinilir
Uhîd, Uhayd ve hem Vahîd dinilir
Mâhın Haşir, Âkıb u Tâ-hâ
Yâsin u Tâhir, Mutahhir dî-şehâ
Tayyib ü Seyyid u Rasûl ü Nebî
Rasûlü'r-Rahme Kayyim'dir lâkabı
Câmi' Muktefin Rasûlü'l-Melâhim'dir
Rasûlü'r-Râhati Kâmil ü İklîl ü Ebû İbrâhim'dir
Müddessir, Müzzemmil ve Abd-ullâh Habîb-ullâh
Safîyy-ullâh Necîyy-ullâh bir ismidir Kelîm-ullâh
Hâtemü'l-Enbiyâ Hâtemü'r-Rusul'dür ol Şâh
Muhyî, Muncî, Müzekkir, Nâsır u Mansur'dur ol mâh
Nebiyyu'r-Rahme oldu çün bütün âleme rahmetdir
Nebiyyü't-Tevbe'dir zîrâ kelimât üzre ni'metdir
Bütün halkı irişdirmek diler Harîsun aleyküm
Şehîr u Şâhid Şehîdden evvel ismidir Ma'lûm
Beşîr Mübeşşir ve hem Nezîr, Münzir öncesi Meşhûd
Nûr, Sırâc, Mısbâh'dır Hüden Mehdî olur ma'dûd
Münîr u Da' Med'ûdur Mücîb hem Mücâb oldur
Hafiyy, Afüvv, veliyy, Hakk, Kaviyy, Emîn, Hıtâb oldur
Me'mûn, Kerîm, Mükerrem, Mekîn, Metîn, Mubîn
Müemmil, Vusûl zû Kuvvetin, zû Hurmetin'dir Hemin
Zû Mekânetin ve Izz ve Fadlin Muta' ve hem Muti'dir
Kademü Sıdkın, Rahmet'dir Büşrâ, Gavs, Rafî'dir
Gays u Gıyâs, Ni'met-ullâhi ve Hediyyet-ullâh
Urvetü'l-Vüskâ'dır olmuşdır zîrâ O Sırât-ullâh
Sırât-ı Müstakîm Zikr-ullâh oldu hem de Seyf-ullâh
Necm-i Sâkıb dinilir ana çün oldu Hizb-ullâh
Mustafâ'dır Müctebâ'dır Müntegâ Ümmiyy Alîm
Muhtâr, Ecîr, Cebbâr, Ebu'l-Kâsım ol Alîm
Ebû Tâhir ve Tayyib Müşeffi' hem Şefi'
Sâlih, Muslih, Müheymin, Sâdık oldu fi'l-Kelîm
Musaddak, Sıdk u Seyyidü'l-Mürselîne îmâmu
El-Müttekîn Kâidu'l-Gurri'l-Muhaccileyn El-Kerîm
Halîlu'r-Rahmân, Berr, Meberr, Vecîh, Nesîh
Nâsıh Vekil Mütevekkil, Kefil, Şefîk ol Halîm
Mukîmü's-Sünneti Mukaddes Ruhu'l-Kudus'il-Hakk'ı
Rûhu'l-Kıstı Kafin, Müktefin, Bâliğ ve Selîm
Mübelliğ oldu Hak'dan Şâfîn, Vâsıl u Mevsûl u Sâbık
Ki Hâdî, Mehdî, Mukaddem, Aziz ü Fâdıl, Sâik
Müfeddal, Fâtih Müftâhu'r-Rahmeti hem Cennetdir
Alemü'l-îmân ve'l-Yakîn Delîlü'l-Hayrât'dır
Mûsâhhıhü'l-Hasenât u Mukîlü'l-Aserât Safüh
Ani'z-Zellât Sâhibu'ş-Şefâat ve'l-Fütûh
Sâhibu'l-Makâm ve'l-Kademi Mahsûs bi'l-Izzi
Ve bi'l-Mecdi ve bi'ş-Şerefi ve'l-Vesîleti bi'l-Izzi
Ve's-Seyfi Ve'l-Fazileti ve'l-İzâri ve'l-Hucceti
Ve's-Sultânı ve'r-Ridâi ve Rafîu'd-deraceti
Ve't-Tâc ve'l-Miğfer ve'l-Mi'râc ve'l-Livâ'
Ve'l-Kadîb, Ve'l-Burâk, Ve'l-Hâtem, Ve'l-Alâmeti
Ve'l-Burhâni, Ve'l-Beyâni ve Fesîhu'l-Lisân
Raûf, Rahîm ismi hem Mutehharu'l-Cenân'dır
Üzünü Hayrin Sahîhu'l-İslâm Seyyidü'l-Kevneyn
Aynü'n-Neîm Aynü'l-Gurri Lâ Adüv'dür
Sa'd-ullâhi ve Hulkı ve hüve Hatibü'l-Ümem
Alemü'l-Hüdâ Kâşifü'l-Kürabi ve'l-Himem
Râfiu'r-Rutebi Izzü'l-Arabi Kerîm'ül-Muhterem
Sâhibu'l-Fereci Izzü'l-Kurabi Refîu'd-Derec
Ya Rabbi Salli Alâ Sâhibi'l-Esmâi Ahmed
Ve Sellim ve alâ âlihi adede ilmü'l-Ehad
Ve'l-Lûtf bi-Halîl fi'd-Dâreyni bi'l-Esmâ
Meâl ihvânı Kerrafi'l-Ma'nâ eytâmâ
Ey ezeldeki yârim her-dem dile dîl–dârım
Sensiz aslâ duramam ey gözümde envârım
Sözlerim senin ile gözlerim senin ile
Senden diğer aramam ey her yok ile vârım
Her güzel sana fener sende her dürlü hüner
Sen olmazsan yaramam dû-cihânda nâ-çârım
Her ne ki talebim var sanadır her neyim var
Saçım sensiz taramam sensiz olmaz bir kârım
Senin aşkın cânıma rehberdir sultânıma
Sensiz vasla kanamam hep sensiz oldu hârım
Çün kibr u gadap gitdi Hak senin evi itdi
Olmasan koparamam belimdeki zünnârım
Görünür sende cihân ne ki var zâhir nihân
Gayrı nâra yanamam, nûrdur seninle nârım
Kimse bilmedi seni âlemin cân u teni
Sensiz ben yalvaramam kılmaz nazar Settâr'ım
Cân seninle diridir çün cümlenin yeridir
Sensiz Halîl olamam ey gönül yâr-ı gârım
Didi gönül ben neden böyle rahatsız oldum
Niçün ismim dönerdir ben artık dönmez oldum
Benim arzu yularımı her dem kim çekiyor
Aceb kimin elinde böyle kararsız oldum
Deryâya dağa benzer gâhî de bağa benzer
Ba'zı dûzahla cennet ba'zı yararsız oldum
Gâh nîce puthâneyim gâh dahî beytü'l-Harâm
Nef'im olmaz kimseye gâhî zarârsız oldum
Görürüm hiçbir hâlde sebâtım yok mukarrar
Bâri secdeye varam olmazsa yârsız oldum
Güneş şu'lesi nîce uyar ise tamâmı
Bende böyle Mevlâ'ya uyarım ârsız oldum
Ben ona gölge düşdüm hem dahî berâberi
Ammâ göremem anı benlikle kârsız oldum
Geçsem beşer haddini bulsam basar kaddini
Dirken irişem ana ızz u vakârsız oldum
Ol sırr-ı uzmâ iken beşerde âciz olub
Anâsır kaydı içinde pek müdârâsız oldum
Ben iken bahş ideni bu âlemin ulûmi
Bu dâr kafes içinde okur-yazarsız oldum
Bu sûrette o ma'nâ görünür mü kemâhî
Ki zîrâ ben aslımda kış ve baharsız oldum
Necm ü şems ile mâhî fikrim eserleridir
Ey gâfil akse gitme ki ben zünnârsız oldum
Hak nâmesinin esrârının nüshası benim
Beni nûr bil ki Halîl hakîkat nârsız oldum
Kim ki diler bulsun izzet dû-cihânda bi't-tamâm
Urvetü'l-Vüskâ'ya yapışsun o cân bî-infisâm
Tutarak Habl-i Metîn'i gir Tarîkat bâbına
Sûfî-i hâm gibi kalma Şer'a bilâ ihtimâm
Aklını Şer'a uydur, ol Şer'i akla uydurma
Şer'i aklına uyduran müşrik olur bî-zimâm
Emr-i küllîsinde silm-i küllîye gir sorma hiç
Ki nedir sebeb bu emr u nehîden yâhûd merâm
Şer'a uy ki irdire seni tükenmez kenze o
Uydurursan anı sana zâlim oldun bi'l-cemâm
Sen tamâm-ı ma'rifete âmil bulun münkerden kaç
Tâ ki mahbûb-i Hudâ ol, menfûr-i beyne'l-enâm
Çık sonu bu halk arasından vera' ile zühd ile
Bu ikiden de çıkub Mevlâ'ya ir kalma bî-nâm
Sana Şer'in hikmeti ger keş fola, ucb itme hiç
Çünki ahvâl-i Tarîkat sana olmuşdur imâm
Kâf-ı Şer'i aşar isen âsumânı var anın
Sonu görünmez fezâdır bu tarîk ey hâss u âm
Kâf'a bekçi kıldılar beni deyû itme gurûr
Zîrâ fevkinde uçarken nîce hümâ ey hocam
Gidûben anlar gelürler vecd u hâl göklerine
Virseler senden haberi hor olursun subh u şâm
Arş-ı visâlden gelür Kürsî-i irfâna haber
Ey Halîl tâ ki gel diyeler bekle bâb-ı Şer'i tâmm
N'içün korkam ölümden şehvete kul değilim
Dünyâ köhnesindeki rağbete yol değilim
Yanar ise bu dışım içim değil bu dışım
Nefsî beni gösterir ammâ ben ol değilim
Ey yolcu geçer iken yıkarsan sarayımı
Yücesini yaparım, sultânım kul değilim
Ah o şahların Şâhı da'vet itse bu mâhı
Merkeb üstünde râhı giderim, çul değilim
Ah bu merkebden insem bir an Kâ'beye varsam
Yol vir merkebe disem ben sana yol değilim
Bahr-i ademde yüzüb sâhile çıkmış idim
Vir didi bunu bana didim ki gûl değilim
Aşkınla bindim ana yürümez kaldım tına
Azîz gemisin bana kaldın dir şol değilim
Ben ağladım güldüler geldiğimi görenler
Beni ele aldılar şimdi ben ol değilim
Merkebi satmak içün kırkbir pazara gitdim
Alın pazarsız didim, dir gözü kör değilim
O merkebin karnında bin bin ejder örtülü
Himâr da bildi özün dir ki bir pul değilim
Dir ki gidelim eve nasîb olursa bir gün
Bir hoş müşteri gelir sanma ki hol değilim
Bu rü'yâyı göreli nîce bin yıllar oldu
Ey hâce ta'bîr eyle Halîl dir sol değilim
Ey vâiz geç sen benden va'zımdır benim ölüm
Âyet hadîs u Kur'ân nâzımdır benim ölüm
Ben bulmuşum hidâyet çün buldum mevti gâyet
Budur a'zam-i âyet sâzımdır benim ölüm
Ey uslu sen sözü kes mevti komam bir nefes
Kesr ider isem kafes râzımdır benim ölüm
Gâfile tûl-i emel zikr-i mevt câna temel
Rızâ erini tutan tazımdır benim ölüm
Fitneden ider azâd gedâyı kılar şehzât
N'içün andan havf idem fevzimdir benim ölüm
Bayramdır âşıklara rahmetdir sâdıklara
Devletdir tanıklara sonsuz rûzumdur ölüm
Sensin güzelin güzeli buldurandır ezeli
Ansız cânlar göremez iki gözümdür ölüm
Hakk'ı nîce seversen o nisbetde ölümü
Sever mü'min yol içre düzümdür benim ölüm
Ey müddeî da'vâdan geç, Hakk'ı sevdim dime
Çün ölüme meylin yok sözümdür benim ölüm
İki sözü öğrenüb ehl-i kemâl dilinden
Ârif sandın kendini özümdür benim ölüm
Likâ-i Hak dilersen ta'n itme yüzüme ki
İncidirse hoş gelmez Halîl yüzümdür ölüm
Mezarda ayak altı çünki kalır bu başım
Neye yarar tâc kosam söyle benim yoldaşım
Dürlü ni'metlerine sonu horluk olunca
Farkı ne arpa yisem ya ki buğdaydan aşım
Çıkdım yola bugün ben çokca tarîk gerekmez
Sırtımda yük çok olsa beklemez arkadaşım
Bin kötü huylarımla vardım hekîme didim
Hasta değilsin didi görüb gözümle kaşım
Ey hekîm adını koy ki âşina değilsin
Bin derdimle bana sağ nîce didin hâldaşım
Gönül hoşluğu cesm-i ni'metle şenlik olur
Gönül hasta neyleyim sağlıkda ola taşım
Ölüm yoksulluk horluk hastalık irse tene
Ne keder cân u gönül sağ olsa ey kardaşım
Pâk huylarıyla olur insânın iç sağlığı
Hastalıkla ölümü nedir anla dîldaşım
Ölmek mi sandın anı gözüm yumub cân uçmak
Kendi vatanlarına odur benim şâbâşım
Bed huylardan sağ olsam bir Mevlâ'm ile kalsam
Yer ile yurdu koysam iner gökden firâşım
Ne misâfir ne yerli ne de gönlüm kederli
Ne de Halîl hünerli beşyüzbinotuz yaşım
Sensin gizli hazîne sensin ey kân-ı Kerem
Remz-i beşâret senin sende Levh ile Kalem
Sende ezel şarâbı sarhoş ve ayık sensin
Sende Zât nuru hem lûtf u inâyeti hem
Sen seni hoşca tanı bunca ferâsetinle
Çünki sonsuz mahâret sendedir hüsn-i şiyem
Zabt eyle her imâret berr u bahr ile râyet
Nâr u behişt her gâyet sen virdin şâha alem
Cihânken sana muhtâc gezmedesin neden aç
Kûy-i aşka kanâd aç ki güldür bey' u selem
Kim didi sana söyle Nüsha-i suğrâ deyû
O yüce âlem sensin kalma ey nûr fi'z-zulem
Her bir vâr sende buldu kemâlâtı neden sen
Kaldın bî-çâre böyle derd-i gamm ü hemm elem
Ey nûr-i dîde şehzâd kaldın mı yoksa bi'z-zât
Esîr mi oldun âzâd iken esrâra mahrem
Ahdini mi unutdun yanlış mı yola gitdin
Gayra ne tiz meyl itdin görünce beyt-i adem
Ko bu şehr-i ademi bul aslını Âdem'i
Bulur Halîl o demi basdı diğerden kadem
Ey gönül geçme sen hiç meskûreden
Tâ ki olsun işlerin meşkûreden
Gayrı hiç anma olur bu sana hayf
Geç bu cümle mutlak ve makdûreden
Çünki ağyârını cândan seversin
Anı zâkir oldun ol mahmûreden
Kalb ile lisânda zâkir olsana
Sende benlik çün ola menfûreden
Ger ki zikrin Hak ola haysın ebed
Ne umarsın halk olan mecbûreden
Ger bu kâr ile ziyânı bilesin
Sana yok bu mantık ve menşûreden
Kendü kendünden geçersin Hû deyûb
Sana Hak dir ki benim mensûreden
Zâtı bulunca sıfâtı mahv olur
Ya'ni sana gayrı yok manzûreden
İtmez o illâ ki cânında zuhûr
Şol vakit ki olasın makbûreden
Ya'ni cân mevti kabrine olur cesed
Sanma ki şol görünen mahşûreden
Kalbi çün ider ihâta zikr-i Zât
Sende kalmaz bir eser mestûreden
Dîl u cân akl-ı selîm hem de kelîm
Cümle gider çün tecellî nûreden
Dehşet içre kalur o demde bu cân
Bilemez kimdir olan mebrûreden
N'ider ol gayrı şuûru çünki Hakk
Ana kılınca tecellî Tûreden
Yok nişânı yok zevâli âlî-şân
Olamaz hükm içre hiç mahzûreden
Ey Halîl koy devlet-i ağyârı sen
Devlet-i yâr iste sen mahzûreden
İnsân odur insânlığın insânları insân iden
Tasdîk ide tahsîn idüb kul ilmini irfân iden
Âdem ile Havva'yı bir cevherden iki eyleyen
Kimdir Anı tanır mısın, tard eyleyen iskân iden
Buğdayı kimdir yediren Âdem ile Havvâ'sına
Üç günde Adn'in içinde seyr itmeğe mihmân iden
Kâbil'e adâvet virüb Hâbil'ine teslîmiyyet
Kimdir viren dürlü niyyet gedâsını sultân iden
Âdem'e secde kıl deyû, birini de ittirmeyen
Kullara ders olsun içün bir âbidi şeytân iden
Her yaratdığı içinde bir dânesini mahbûb idüb
İsmini Ahmed virerek her mülküne Süleymân iden
Kimdir idrâk eyle Anı ey Halîl her bir cihânı
Gösterüb binlerce şânı en sonunda bir cân iden
Keşf ile kerâmet Hudâ'dan zâhid içün
Zîrâ ki o çalışır dürlü mevâid içün
Tabîbe lâzım olan marîzi teşhîs olur
Bundan ziyâdesidir hemân zevâid içün
Dün o şeyhi işitdim çok alâmet gösterir
Ya zındıkdır ya ider bunu mekâid içün
Kimisinde bu da yok cehl içinde burhânı
Beş dört hamâme tutmuş kendü fevâid içün
Fakat bu diğerinden ehven olur zîrâ ki
Bunun küpü kolayca delinir âid içün
Şeddâd u Fir'avn Ebû Cehl ile Nemrûd nedir
Şuna nisbet ki tahkîk bulmadın kâid içün
Da'vâ ider insân-ı Kâmil olmuşum deyû
Eser yokdur haberi almağa şâhid içün
Her anda Cibrîl ana “Kabli ve künte” diyor
Halîl bu sözün gâyet açık mücâhid içün
O Mevlâ'yı sevdin ise geçmeli her sevgiliden
Aslâ vefâ ummamalı ne usludan ne delîden
Her cefâyı şeker bilüb her safâyı sakar bilüb
Her işi Hak ider bilüb teslîm olmalı belîden
Hasta yatağa yatınca derdi devâya satınca
Doktor ider bildiğince usûl budur göreliden
Acı ilâç içmem dise yemeklerden geçmem dise
Bildiğimden göçmem dise söz açarlar gitmeliden
Kâmil-i Hekim'dir diyen O'dur Hudâ'sını gören
Bir dem inkârına giren şakî olur ezelîden
Dağ ururlar zâhir nihân bu sırrı bilemez cihân
Kâmil gibi özü pinhân görmedim el vireliden
Ben bu yolu uzun gördüm gidenini mevzûn gördüm
Kırkbir deryâ yüzün gördüm güzel yüzü evvelîden
Deryâların her birisi birdir ufağı irisi
Kenarında çok uğrusu gördüm gidüb geleliden
Emvâcının damlaları arş u kürsî gibi biri
Var mevcîsin anla yürü bahri bilinir velîden
Her deryâda bir gemi var içinde mürsel Nebî var
Hiç rûzi yok hep şebî var gün doğmadı gideliden
Her geminin bir kaptânı iki cihân Süleymânı
Doyası görmedim anı önce dervîş olalıdan
Ben varlığımdan göçünce kırkbir deryâyı geçince
Tatlı suların içince neler çekdim gireliden
Hiç biri yüz virmediler hep yokuş düz virmediler
Yemeğe tuz virmediler sofraya oturalıdan
Hasibeyn ile nesibeyn iken bana iki ceddeyn
Çekdirdiler bana seddeyn çekinmediler Alî'den
Ey Halîl tam er olanlar bilmezmiş kimseyi anlar
Kaygusuz imiş o Cânlar hafîden hem de celîden
Pîr'e ikrâr Hakk'a ikrâr olduğunu bilmeyen
İşte odur Âdem'in secdesine eğilmeyen
En sonu İblîs tuzağına düşerek av olur
Mürşid'in Hak sözlerine sıdk ile yenilmeyen
Sûfî-i hamdır veyâhûd şirk ile âlûdedir
Aşk-ı Hak'la halk içinde yaramaz dinilmeyen
Kâmil'in ikrârına haşeble hâşâk duramaz
Kurb-i Sultânda kalamaz sarâyını silmeyen
Üçyüzaltmışaltıbin hannâsı var eksik değil
Ol ki bir insân-ı Kâmil'den âzâd idilmeyen
Kâmil insâna varamaz, varsa da pek duramaz
Çünki Halîl iremez Mevlâ'ya istenilmeyen
Ey fânî güzel ile Mevlâ'sını unudan
Ahde vefâdan çıkdın böyle acele neden
Unuttun mu kimdir o her güzelliği viren
Dürlü kokulu çiçekleri çok elvân iden
Vallâhi tizce alur virdiğin aldanırsan
Hesabsız kuzuları ayırır o memeden
Evlâd u ıyâlim var dirsin mülk ü mâlım var
Dimesin ne hâlim var ey bî-haber gülmeden
Mevlâ'ya bu korkusuzluğun tiz yıkar seni
Kabz-ı Kahrı ulaşır tutar seni gelmeden
Halîl'in yüzünü güler görüb aldanma ki
Aslan gülerek çarpar mağrûru hiç bilmeden
Aceb sözüm kimedir bilir miyim onu ben
Hoş duyar fehîmedir yerer miyim onu ben
Sözümü cân anlasa gözümden kan damlasa
Gün güler akşamlasa görür müyüm onu ben
Ol ki her vardan geçe cümle ağyârdan göçe
Susuz enhârdan içe urur muyum onu ben
Sözünden söyleyeni bilmeyen dinleyeni
Kulağı çınlayanı bulur muyum onu ben
Gözünü silmeyeni özünü bilmeyeni
Dostsuzken inleyeni korur muyum onu ben
Halîl dünyâ adûndur ondan seveni döndür
Vârın diren zebûndur direr miyim onu ben
Hakk'a teslîm olmayan zinhâr o bize gelmesün
Ayn-ı tefhîm bulmayan çıkar bu yola girmesün
Gerçek er ahdine girüb neks idenler tard olur
Ol ki recm itmez racîmi Delîle el virmesün
Âb-ı zemzem olmaz anlara helâl kim didiler
Rabbenâ bundan geru dünyâma zarâr irmesün
Hak didi Ben yaradalı dünyâya bir kez nazar
Kılmadım rahmetim ile seven anı gülmesün
Şol ki topaldır atının ayağı, kalsun geri
Gidemez bu yol uzundur, bize engel olmasun
Gitsün ol şu karşı köye ki, ancak ulaşır
Ey giden Kâ'be'ye sizden ol köre el olmasun
Sırtı dağlar gibi yüklü bu yokuşu çıkamaz
Teknelidir kurbağa serçeye misil olmasun
Sûretin insân görüb çağırmayın ihvânımız
İçi bin vesvâs ile dolulara gel olmasun
Gömleği güzel deyû kız beğenen ahmak olur
Tenhâda aç başını gör ki hele kel olmasun
Ol ağacın raksını sen aşk-ı Hudâ'dan dime
Bak Halîl basîret ile zor viren yel olmasun
Fakîh olmaz bu dîn içre kişi inâyet irmeden
Dahî takvâya yol bulmaz amelde gâyet irmeden
Hudâ bir kulunun hayrın dilerse öğredir fıkhı
Bu sûretle ider âgâh yoluna râyet irmeden
O kim câhil olur ahkâm-ı fıkh-ı dîn nedir bilmez
Ne kendüni tanır bu ömrüne nihâyet irmeden
Kapuyı bilmeyen mihrâbı nîcedir bilür mü hiç
Sözüne uyulur mu hiç delîle âyet irmeden
O kim bâb-ı Şerîat'den duhûl itmez değil müslim
Ne bilsün ol tarîkatı ana vikâyet irmeden
Şefâat havz-ı kâsından fakîh olan içer ancak
Ki zîrâ dîn esâsını tutar şikâyet irmeden
Usûlu zabt idüb muhkem yürü tarîk-i aşka sen
Bu yoldan bir sadâ gelmez câna himâyet irmeden
Halîl yetîm ahkâm-ı Şerîatını hemân öğren
Sen seni sanma Kâmilsin tamâm riâyet irmeden
Kim dilerse kurtula her bir elemle korkudan
Gire mukarreb yoluna uyanûben uykudan
Zühd ü takvâ âr u nâmus hem vera'dan geçerek
Bilmeye Dünyâ ve Ukbâ nev'i nev'i duygudan
Bilmeye kardeş nedir, hem kimdir akraba, adüvv
Cümleye yek nazar ile geçe her bir kaygudan
Ehl ü evlâd ya taalluk ile ünsiyyet iden
Hiç varamaz ol Ganî'ye ganî olub gayrudan
Terk iderse âdet-i ebnâ-i beşeri tamâm
Anlar ol Hak'dan sivâsı olduğunu ayrudan
Olmaya mağrûr sûret, anlamaz mağrûr gibi
Bakmaya saç u sakala hırkaya ya füru'dan
Durmaya mürşidsiz hem yol gitmeye rehbersiz o
Zîrâ kütüb okumakla fehm idemez seyrüden
Okusa bin tarih ve bin fıkhı ve bin meşrebi
Hiç birinden behredâr gözükmeye hem pehlûden
Yâ'ni tâkatsız ola teslîm-i ricâl ey Halîl
Olmaz ise hisseyâb îmânı yokdur her mûdan
Hakk'a azmin tâmm ise sen korkma hiçbir fitneden
Cümlesi mahzâ hayırdır gelse çün haşyet neden
Azmi mâlik-i emlâke kılar ins ile cinnî
Çok hased ammâ ana diğerden dehşet neden
Hâsidin yokdur zarârı meğer olur nefsine
Çünki yokdur nef u zurrî gayrıdan vahşet neden
Kılmaz isen i'tibâr mâsivâsın zerrece
Cümle havf u hüzünden oldun emîn fetret neden
Cümleden erham hem eşfak ol Hudâ ancak sana
Ey Halîl iki ve üçden görünen vefret neden
Geçdi ömrün ey gâfil son fırsata gel uyan
Yeter olduğun câhil ol hazrete gel uyan
Hak sözüne kulağın varmaz komaz durağın
Pek yakındır ırağın şol hikmete gel uyan
Mürşidine şekk iden bil sen anı ayn-ı zen
Çün İblîse yenilen bul kudrete gel uyan
Emr-i üstâdı câna hoş bilmeyen bî-gâne
Düşdün işte zındâna çık satvete gel uyan
Ey kibr ile kin gadab dîn esâsıdır diyen
Bu zu'munda yanıldın Hak rif'ate gel uyan
Kâmillerin gadabı sanma gadabın gibi
Kerkes hümâya misil mi ibrete gel uyan
Bir mü'min-i Kâmil'den i'râz iderse yüzün
Îmânsız kalır özün bil, gayrete gel uyan
Çirkin huyun çok güzel a'malini mahv ider
Ey kalbinden habersiz bir hallete gel uyan
Halka gösterem deyû uzlet ile halvetin
Seni ider müzmahill hoş sohbete gel uyan
Mü'minleri Hak yolundan kovmağa çalışdın
Şeytânlığın boşadır tam izzete gel uyan
Sorsalar ahmak sana bir mü'min görünüşün
Dağlar çekmez nifâkın Tûr ismete gel uyan
Hâceyim yâ hacıyım deyû sandın nâciyim
Nefs u hevâ yoldaşın koy hırkate gel uyan
Dünyân ile düşmânın fısıldadılar sana
Hoşsun dir inanırsın duy firkate gel uyan
Ey avâre, doğru yol Azâzile eğridir
Uyarsın çün dostun o sen yakzata gel uyan
Sağa sola seğirdişin yolda kalır har gibi
Vâsıl itmez menziline sen hasrete gel uyan
Seni gören bir ârif güler bakub yüzüne
Çünki görür behîmsin yemm-i kasvete gel uyan
Ol tabîbin nezdinde misâlin şuna benzer
Gözlerinde maraz var sen nazrete gel uyan
İçersin şol ilâcı bel ağrısına şifâ
Gözüm açıla dirsin vah nadrete gel uyan
Münkirlerin kördür gözü aslâ görmek dilemez
Halîl vahdet içinde bu kesrete gel uyan
Muhabbetdir cihâna ön virilen
Sonunda aşk-ı Hak'dır gönderilen
Muhabbet sonudur gerçi bu aşkın
Fakat aşk-ı mecâzdır ön virilen
Nedir matlûbu eğer bilse tâlib
Talebi terk ider idi al inen
Ki maksûd maksûdun bilinmesidir
Bugün ile dün ile ezelinen
Bilinmekdir bulunmak çâresi tiz
Gerek âşık gider yâre gelinen
Geçe dünyâ ve ukbâdan tamâmen
Bahr-i visâle gitmeli silinen
Halîl'in uykusu gamme değildir
Günün akşam ider nîce erinen
Tecellî nûrudur îmân temeli sûrudur îmân
Tecellî seyridir îmân beşîr-i kevnîdir îmân
Îmândır kalbime tıbyân îmândır âleme bir cân
Îmândır dürr ile mercân müşîr-i avnîdir îmân
Îmândır mü'mine mihmân îmândır zahr ile nihân
Îmân ider küfrü vîrân zulmeti nûr iden îmân
Îmândır her yere her an virici derdlere dermân
Kılıcı bedlere ihsân gılleti hûr iden îmân
Îmândır bahş iden ilmi kitâb-ı kâinâtından
Îmândır ref' ider zulmü şevket-i adlîdir îmân
Esâsı altıdır anın farz-ı İslâm'a îmânın
Saâdet bahşı Rahmân'ın devlet-i fadlîdir îmân
Basdığınız yeri görsem idem anda secde hemân
Terk idûben zikr u hâli gidem anda vecde hemân
Gubâri hâk-i pâyiniz tutyâdır gözlerime
İşitmek nâm-ı pâkiniz irişdirir mecde hemân
Ey tâir-i Kuddûsiyân âh nirde size âşiyân
Anda mı ki yokdur mekân nazardan bir müjde hemân
Bilir misiz sizleri de tanımayan dirler varız
Kıtmîrinizi taşlayub olmak diler yüzde hemân
Ey Muhammed Gelibolu Sultânım Bayrâm-ı Velî
Pîr Hacı Bektaş-ı Velî bize lûtuf sizde hemân
Ey Niyâzi Sinân-ı Ümmî Yunus ve Eşref-i Rûmî
Ya Seyyid Hamza Nesîmi kalın bir gün bizde hemân
Seyyid Seyfi Nizâmeddîn ve Mevlevî Hüsameddîn
Dermân-ı cân Ziyauddîn gelin bize rûzda hemân
Ey İbrahim ve İsmâil Hakk'ı ve Gavsı İsmail
Tillovî'ye cânım mâil idin bizi yüzde hemân
Eyâ ceddî Cemâleddîn Suğuriyye Kemâleddîn
Yâ Şeyh Selim ve Şemseddîn makâmı Tebriz'de hemân
Pîrimdir Şa'ban-ı Velî Râî Şeybân diyen belî
Aşkınızla oldum delî akl u fikrim izde hemân
Âlemlere sultân olan bilinmesi irfân olan
Her dilde o Subhân olan bildim sırrınızda hemân
Her biriniz şems-i Hudâ her biriniz nûr-i dücâ
Kâim fî bâbi'l-Mustafâ gavsdır hepinizde hemân
Sizle hep ihvânınızı ve cümle ahbâbınızı
Takdîs-i esrâr iderim ola dilimizde hemân
En ednâ bir kulunuzun kuludur bu Seyyid Halîl
Gubârıdır yolunuzun ya katre denizde hemân
Hakk'ı tesbîh eyle cândan gâfil olma bir zamân
Ki melâik zümresinden sayılasın sen hemân
Hall olur her müşkil işin hem olur hâlin güzel
Bil olur gîcede ayşın el virir nefse emân
Silinir şer ile şoru gözükür ahd-i ezel
Bilinir yüsr ile zoru kalbin olur pehlivân
Gâlib olur nefse rûhun teslîm ider mâ-nezel
Hâsıl olunur fütûhun celbin olur her dîvân
Halkı sana arz iderler sırrını bil bil deyüb
Bil ki sana farz iderler arşa kâim merdivân
Bizi îsâl eyle dirler maksada dil cilleyüb
Bize visâl dile dirler ferşe sen seyr merdümân
Yâ'ni tâc-ı asfiyâsın mazhar-ı Pîr-i mugân
Ki ilâc-ı etkiyâsın ma'rifetde ser-civân
Giyince zühdü gelir bir bir sana olur ayân
Keşf olur her bir ilm her bir cihetde tercümân
Ders olunmaz hem de fetvâ ne de kitâb okunur
Ters okunmaz çünki takvâ ilmihâl değil hemân
Görünür cümle hakâyık bâdîdir ki dokunur
Bulunur anda dakâyık ilm-i bâldir bî-gümân
Dinilir bil enbiyânın ilmi bu ilme gönül
İlimdir bu bî-riyânın Hakk'ı olur dû-cihân
Aşk u şevk ile Recâi zikr-i Mevlâ'ya yönel
Göz bütün görünce cây-i Hak görür zâhir nihân
Esâsı asr-ı sânîdir gönül meyvesidir sıbyân
Yarının da ricâlidir Çeleb cilvesidir sıbyân
Yetişdir anı yarına yetişsün âh u zârına
Medâr itsün medârına atâ cümlesidir sıbyân
Emânet-i ilâhîdir hıyânet itmek olamaz
Ve mâ'sûm-i melâhîdir ömür telvesidir sıbyân
Gelişinde gidişinde meserret olmalı bâkî
Zuhûru ile fevtinde rızâ zirvesidir sıbyân
Yücedir anların hakkı ata ana büyüklerde
İzâa itmek olamaz vakit gölgesidir sıbyân
Recâî sen duâ-hân ol sana vakt-i sabâvetde
İden imdat gabâvetde ki bulsun celîsidir sıbyân
Ey Mevlâ'nın ni'metlerin görmeyen nankör uyan
Yedin içdin minnetlerin kılmayan münkir uyan
Adın idi bir cânavar Gâlib didi sana Cebbâr
Aslına döndün ey gaddâr ey bir gözü bin kör uyan
Hayrı senden geldi sandın şerri Hak'dan bildi sandın
Şu'le-i Hak söndü sandın boynunda var zincir uyan
Hayrı şerre karışdırdın şerre seni barışdırdın
İblîse el irişdirdin hep itdiğin kindir uyan
Ne tiz Hak'dan usanmışsın sen Mevlâ'yı yok sanmışsın
Kerâmetin çok sanmışsın kendüni az indir uyan
Mü'minler öpdü elini diye dayadın belini
Seyr it îmânsız ölümü fesâdı azdırdın uyan
Hak itdin helâkı üç kez fakat afvım ulaştı tiz
Dimişdim sana birkaç kez cehennem yerindir uyan
İşimi itdin bahâne hor bakdın emr-i Sübhâne
Uydun ebnâ-i Mervân'e Yezîd imâmındır uyan
Görmüş iken bunca ni'met itdin encâmını nikmet
Nasîbin yok budur hikmet ateşler yerindir uyan
İnkârın yetmiyor gibi saldırdın it ürür gibi
Şem'ayı söndürür gibi yanıldın ey hınzır uyan
Üflemen boş çıkdı senin a'mâlini yakdı senin
İmânını yıkdı senin hor gördüğün kimdir uyan
Git dinmeyen yere gitdin sağ dururken sola gitdin
Şerre bile bile gitdin tiz kendüni döndür uyan
Sen ne gördün ey gözü kör ki dirsin anı gördüm hor
Emmâren kıldı sana zor bil o Fir'avnındır uyan
Ey kâfir satdın uhrâyı almak içün bu dünyâyı
Koydun tarîk-i rızâyı dönmek îmânındır uyan
Tiz dön bize ki ey deccâl el virmesün mekr-i ricâl
Koy Nemrûd'ı kıl isti'câl Halîl muînindir uyan
Ey kendü hevâsından nefs arzusunu güden
Bildim sensin kût-i İblîs dişiyle öğüten
Rasûl didi besmelesiz yiyen seytanla yir
Yâ'ni Hak rızâsına uymayûben yan giden
Maksâd bu besmeleden ki Hak unutulmaya
Çün unutdun besmele dilde bir gürültüden
Ey anlamaz anlamaz işte sensin anlamaz
İşin Hakk'a yaramaz bütünü kuruntudan
Ağzını bir çok yana kıvırırsın kibr ile
Ucbundan yok haberin ayrısın Âmentüden
Ey tartısından habersiz gel mîzana hele
Halîl gibi sırât üstü sararma korkudan
Mevtden şol kişi korkar bilmeye mâhiyyetin
Yâ ki sonla önünü bilmez ne milliyetin
Ya bilmez cisme sultân nâtıka nefsin ve cân
Yâ ki ölmekde sanur her cihet mahviyyetin
Ya ölümden sonra bu âlemi göremem sanur
Yâ ki n'olur bilemez sonradaki zâtiyyetin
Ya ki dir malla evlâd buncası zevkli iken
Firkatini düşünür terkine mâlikiyyetin
Şimdi ki söylemişim anları söyler şöyle ki
Âlemi sanur bilmez Hakk'ın ebediyyetin
Yâ'ni bildirdim sana kimlerde bu düşünceler
Tâbi'-i cehl ü hayâldir bilemez ferşiyyetin
Fikr-i fâsid fikr ider nev' olur hastalığın
Yok bir yerde biline fânî hâiliyyetin
Anlar ister mevti mahbûbdan diğere meyli yok
Ne bilür mevt bilmeyen likâya nâiliyyetin
Ayn-ı mevhûmusun sen ortada mevcûd ölüm
Kişi dilerdi ölümü bilse de hâiliyyetin
Nefs aşkın bir yüzüdür bu cihân ey bî-haber
Çok o yüzde gezende görme faâliyyetin
Kimse korkmaz mevtden illâ havf-i cehilden
Ey Halîl kor ârif ehl-i cehle câhiliyyetin
Ey bî-çâre bu cânın ne tiz usandı bizden
Cemâl-i Hak'dan özge ne murâd var ki ansızdan
Gidersin nefse uyub hevâ-yı sivâya sen
Düşmâna olûben dost nehre vardın denizden
Gözün şeytânı gördü sandın ki insân odur
Meyl eyledin tiz ana ne tiz ki cümle tizden
Ehl-i Hak sûretinden bildin mi sîretini
Yâ bir iki işinden yâ şemsizli Tebrizden
Ey Münkir-i hakîkat meğer yokdur îmânın
Ki böyle bî-sebâtsın dönme ki hoş perîzden
Yok yok topal ayağın tarîk-i Mevlâ içün
Gidersin eğriye tiz usanub doğru izden
Bir vakt olur coşarsın gerçeklere benzeyüb
Bir vakt olur koşarsın dönüb İblîse bizden
Vallâhi şeytân eğer itseydi sana nazar
Dir idi ki aferin gidersin nîle hızdan
Senin gibi bir insân olsaydım istemezdim
Ki ismim ola nisyân budur arzum temizden
Sen anın tercümânısın ammâ n'idem gümânısın
Eğer ârif olur isen Halîl oldun kemâlinden
N'içün beyhûde bu halkın gammıyla gamlı olam ben
Ezelde hür iken başım neden ki gemli olam ben
Ezel deryâsı her dem dalga ururken bu kalbimde
N'içün sonsuz hiddetli görüb elemli olam ben
Bu sûretde varlık eksilince aşka zamm olur
N'içün noksan hüzün ile kederli hemmli olam ben
Bu ise mülk-i lâ-yebkâ o ise aşk-ı lâ-yefnâ
Dem ile vakti koyarsam niyedir demli olam ben
Görünce gayrı yok benden kime idem şikâyâtı
Hemân her dert ile memlû müzeyyen femli olam ben
Eğer artar ise bu dâr-ı fenânın hümûmu hoş
Halîl mülküm değil gözleri n'içün nemli olam ben
Yine coşdu bahr-i insân mevc urur her yanadan
Var içinde dürr-i irfân doğmamış bir anadan
Doldu beşer ile ekvân ba'zısı mestâneden
Çevirir yüzünü hayrân nâlede her yânadan
Seyr ider envâ'ını hep didi bu sırr-ı mâ neden
Ahd iden rûh ile aceb dem urur peymâneden
Vaktin hâlini görenler zevâlin der yâ neden
Dehre i'timâd idenler behredâr pervâ neden
Kime ben kime sen diyor bu söz acabâ neden
Birbirisin gördüm diyor gülşâda hep yânadan
Sûreti insân görünen olmasın hayvâneden
Bu libâslara bürünen doğmasın her anadan
Bir denizde yüz hikmeti binbir mâhî hâneden
Cinsi başka çoğu ni'met bir kısmı evrâneden
Anladın mı bu remzini su neden deryâ neden
Sil koma gözünden gamzi di bana gayyâ neden
Didiler yedi cehennem ikinci lezzâ neden
Sâfilîndir esfeli hem nifâka sezâ neden
Fâtihâ seb'al-mesânî bu da yedi yâ neden
Buldunsa bu irfânı olmasun sana neden
Günde beş emr oldu namâz insânlar tûra neden
Beşdir havassın değil az fevkinda tûbâ neden
Sekiz dinildi cennet sidre-i müntehâ neden
Sende kerrubuyûn elbet göremedin yâ neden
Bunlar da sekizdir meğer dime bu ma'nâ neden
Var ise irfânın eğer sendeki me'vâ neden
Âdem ammâ değil âdem sorma gel dîvâneden
Buldu ise aslı mâdem dildeki da'vâ neden
Lûtf idince kula Celîl giyderir kemhâneden
Söyle ne söyledi Halîl içdi mi demhâneden
Aşka mahzen dîli bul ezeldeki ili bul
Mâhî isen Nîl'i bul bahre var seyrâneden
Bu ne zulmet bu ne nûr ki âlemde görünür
Kim gözünde nûr olur hazz aldı devrâneden
Hikmete kim müstaid söyle ismine Saîd
Değil Îsâ'dan baîd doğdu Meryem anadan
Şehvete meyl eyleyen şöhrete keyl eyleyen
Yerini veyl eyleyen tâbi'-i mervâneden
Gözlemeyen yetîmi görmez dürr-i yetîmi
Görür yarın şetîmi kurtulmaz efgâneden
O dürrün sen sadefi oldun bulub hedefi
Söyle onun sadefiyim dürr-i yektâneden
Bulmaz lûtf-i Cemîl'i beklemeyen Celîl'i
Dinlemeyen Halîl'i sem'inde devrâneden
Köre n'içün el tutdun beni çıkar aradan
Gülsüz diken gerekmez ne çıkar dûbâradan
Bu yolu kısa sandın düşmâna sen aldandın
Götürürsün saraya izin var mağaradan
Bir dîlsiz duymuş seni dîl virir halka deyû
Gelüb el ile sana dimiş derdim aradan
Senin işâretini kendü içün bilerek
Dîlin var zann eylemiş derdin ne fukarâdan
Emmâre yormuş seni erliğinden eser yok
Çok avratlar alursun ne çıkar âvâradan
Yarın senden sorulur bu işlerin hesabı
Behey gâfil yok sanma yeri göğü yaradan
İçi boş kozlarını ne çakışdırırsın Halîl
Sözünü ne anlasun bilmeyen müdârâdan
Sende pekmez bal olmasun sinek yüzüne konmasun
Bulaşdı n'ideyim dime sanma bulaşan olmasun
Bekmezciye bal al didim balcıya balı sal didim
Gel de benimle kal didim bana ulaşan olmasun
Pazarda bir tatar gördüm tilkisini satar gördüm
Ol baygını yatar gördüm sakın yanaşan olmasun
Seyr itdim çarşıda bâyî sırtında oynatır ayı
Yok mu didim senden sâyî didi dolaşan olmasun
Tarlaya bekçi koy didim cânavarı koma didim
Varub hınzırlara dimiş size karışan olmasun
Bir kuzuyu bir çobana virdim kurt yemesün deyû
Kurda teslîm idüb dimiş daha nasıl şân olmasun
Bir kurt gelüb kamacıya var mı hazır kama diyor
Didim n'idersin kamayı dir adın çoban olmasun
Kurtlar iki ayak üzre gelüb insân olduk didi
Didim baskılı pençeler didiler duyan olmasun
Bir köpeğe samur kürkü giydirüb dellâl itmişler
Varub metâ'ını sordum dir alma ziyân olmasun
Dellâl değil misin didim varub oturdu kürsüye
Halka nidâ eyledi ki malımdan alan olmasun
Bir karga tüyünü dökmüş baykuşun tüyünü çekmiş
Gördüm vîrânda oturmuş dir hele yalan olmasun
Vardım bir Hû söyle didim kerkes gibi sadâ virdi
Didim yerin bura değil dir ismin filan olmasun
Gitdim kayalar içine ayağıma yer yok idi
Bir şâhmerân yatmış idi didim bu yılân olmasun
El sığmaz bir mağaradan çıkarmış idi başını
Söyler dünyâyı yudarım didim inanan olmasun
Bir kerre ağzını açdı ağz içinde bin ağzı var
Her ağzında dünyâ kadar diş var aldanan olmasun
Dime Halîl bu cihânın işlerini bilmez bilür
Yüzbin kitap içre sığmaz az olur sanan olmasun
Seni kurtar bu dîvden ağzın açub yutmadan
Açık el arasından kaçub kurtul tutmadan
Bu emmâre itdiğini ben itdim sanursın
Behey gâfil tiz uyan Hak horozu ötmeden
Bunca yıldır uyarsın getir ne virdi sana
Di sana ne kâr olur bu hınzırı gütmeden
Eğer buna uyarsan zarârı nedir dirsin
Söyle bu kış geçer mi kimseyi üşütmeden
Öyle benzer ki Halîl encâmı seni yutar
Bir uğurda nefsi koy sözümü unutmadan
Gelüb gören yol eylemiş yer fâresi yer altında
Yer üstünde âdem gibi görünüyor rû'yetinden
Hiç umulmaz bir tarafda toprağı yığın eylemiş
Uzunca bir hükümdârdır geçilmez saltanatından
Bakınca âdem yüzüne mazlum gibi gözün yumar
Gel de seyr eyle özüne okunmaz ki berâtından
Yigirmi tırnağı vardır ammâ görünmez hiç biri
Meğer ârif anlar imiş tuzağını sûretinden
Gündüzleri halvet ider adım sûfî olsun deyû
Halîl sen ana aldanma pekce sakın sîretinden
Çokdur dünyânın hemmi şürûru sürûrundan
Şânını zâil anla eyyâmın mürûrundan
Câh u mâlına güvenenleri atar câhına
Bir köprüdür gayrı yok mürûr u ubûrundan
İlm u a'mâle dayananları tizce yıkar
Şöyle belirsiz ider kuvvetli huzûrundan
Efendi bey hatırı dimez var kanâtırı
Çalar ecel satırı görünür kubûrundan
Dervîşle âlim dimez yahşîle zâlim dimez
Mağşûş u sâlim dimez mu'teber sudûrundan
Yidirir yemek içün kanını emmek içün
Da'veti yıkmak içün şâhları kusûrundan
Pek zayıfdır etlenir bin dürlü zînetlenir
Genç olur minnetlenir bildirmez usûrundan
Tam mükellef ol Halîl Rabb'ın tekliflerine
Tâ ki seni kurtara bu fenâ kuşûrundan
Silsileniz silsilem envâr-ı Şâh-ı Şâhân
Ad u sânı n'eylerim şumûsu cümle mâhân
Kadrinizi bilmeğe ârif-i ma'nâ gerek
Nerde göre sizleri bî-ma'rifet eblehân
Hemân meded eyleyin şuna ki sizi diler
Alın gidin Rahmân'a envâr-ı nûr-i tâbân
Dervîşinize a'dâ olanlar dir İslâmız
Bilmeyüb isimlerin Şeddâd u Nemrûd u Hâmân
Her vârı terk ideli gayrınızı görmedi
Halîl'e siz oldunuz dâreyn servet u sâmân
Cinnetin olduğundan söyledin bana mecnûn
Dünyâ işin olaydı dirlerdi sana mecnûn
Müşrik olan fikrinin irmediğine hemân
Ne diyesi bilmeyüb söyler her yana mecnûn
Mollâ âciz kalınca dir el-fünûnu'l-cünûn
Ağzında söz kalmadı o kaldı ana mecnûn
Vakt-i Rasûl'de küffâr çünki âciz oldular
Ahmed'e söz bulmayub didiler ana mecnûn
İblîs dimiş olursun korkma hayât bulursun
Halîl'i Hak bilirsin dinmez uyana mecnûn
Bir şâha uyûben yan ki sönmeyesin her an
O Pîr ki sırr-ı Kur'ân İmâm-ı Nakşibendân
Üveysî Behâüddîn Habîb isminde hemîn
İder mürîdin emîn İmâm-ı Nakşibendân
Afv oldu şânı Anın yoluna hoş uyanın
Dertler devâsı cânın İmâm-ı Nakşibendân
Devletler size olsun anlar kim diye gelsün
Elini tutub alsun İmâm-ı Nakşibendân
Hâlid'in fedâsıyım şâh-ı küll gedâsıyım
Sanma mâ-adâsıyım İmâm-ı Nakşibendân
Meftûnu oldum âsân mülkü Şam u Horasan
Şem'ayı dâma asan Şâzelî Ebu'l-Hasan
Kim ki ana varası kabûl olur duâsı
Gel söyler olma âsî Şâzelî Ebu'l-Hasan
Yolun önü zikirdir bil ki sonu fikirdir
Dir ki işin şükürdür Şâzelî Ebu'l-Hasan
Mürîdim sabr eyle dir sakladınsa söyle dir
Hak'dan beni dile dir Şâzelî Ebu'l-Hasan
Ben bu şâhın nesiyim pek ednâ bîkesiyim
Eser-i enfüsîsiyim Şâzelî Ebu'l-Hasan
Bir Pîri ol ki bilen yolun tevhîdi kılan
Abdulkâdir o şâhın köyüdür köyü Geylân
Sultânıdır o her mutasarrıfın asûrda
Erkânıdır hoş erkân köyüdür köyü Geylân
Ayağının tozuyum neslinin ben özüyüm
Aynı bugün rûzuyum köyüdür köyü Geylân
Cefâ itme mürîde diyor ol perverîde
Kahrı irer nâmerde böyledir huyu Geylân
Hemân tevhîdi koma çilesiz beni umma
Çalışmaz isen görme nîcedir rûy-i Geylân
Dinle ki ey nûr-i ayn kalmayasun beyn u beyn
Makbûl o nûr-i kevneyn Seyyid Ebu'l-Âlemîn
Yola git havf-i düşmân içün üç kez çağıran
Gör nasıl imdâd ider Seyyid Ebu'l-Âlemîn
Öpdü Rasûl elini gördü züvvârın bini
Emînlerin emîni Seyyid Ebu'l-Âlemîn
Sırr-ı Muhammed ol Şâh En-necm-i hüdâya mâh
Bir nazar eylese âh Seyyid Ebu'l-Âlemîn
Bu ednâ sâilîne bakmasa hâiline
Seyr it hamâilîne Seyyid Ebu'l-Âlemîn
Benden bunu işidin haydi Konya'ya gidin
Bir bâba duhûl idin içinde Celâleddîn
Ne var anın içinde babası baş ucunda
Virir dehşet içinde Mevlâna Celâleddîn
N'olur tozun olaydım ey Konya toprağının
Ayak izin olaydım Mevlâna Celâleddîn
Zülâl-i feyzini vir bana tam Mesnevî'nden
Yoklukdan alam hüner Mevlâna Celâleddîn
Ol ki sivâda ola ol şâhı nîce bula
Gedâsı yüce ola Mevlâna Celâleddîn
Seyyid Ahmed Bedevî Sa'deddîn el-Cebâvî
Muhyiddîn es-simâvî ve hem Seyyid Bedreddîn
Düssûkî Sühreverdi Bekrî Uşşâkî virdi
Mededsiz kim iderdi insân beni Necmeddîn
Ey Pîrân-ı Erbaîn ihdâ ve mâ-adâ zeyn
Fi'd-dîn-i Sâhibüddîn aînunâ Zeynü'd-dîn
Hâşâ ben medh idemem bu şâhlardan birini
Murâdım bulmak meded hem okusun ehlü'd-dîn
Her biri bir güneş ki seyr u sülûk yolunda
Hep birbirinden yüce seçilmez dîn önünden
Semâlar bir bir üzre bunlar öylece değil
Sanki arşdır nizâmı çün dervîş-i yevmi'd-dîn
Her biri mahbûb-i Hak her biri ind-i Mutlak
Maksadı sıdk üzreler Halîl sen bunca bildin
Râhiplik zann eylemiş Hak yolunu zu'mundan
O habersiz bî-çâre gideceği yolundan
Benden ona söyleyin selefden ayrılmasın
Kâmil selef bellidir koyduğu eserinden
Eğer inâd iderse bildim deyû giderse
İnanmayın ne dirse bir şey gelmez elinden
Mevlâ'sını bulanlar kuru diri söylemez
At eşek katır gelir meclisinde dilinden
Mâlâya'nî bir kelâm bin yıllık hayrı tamâm
Mahv ider anla merâm ateşi bil külünden
Gürleyüb atar tutar sanursın seni yutar
Kendi nefsine satar korkma anın bilinden
Hâle iftihâr ider hacâlete âr ider
Yerini Hak nâr ider sönmez anın selinden
O bildiğini söyler deryâ-yı küfrü boylar
Yokdur anda eyi huylar bağlı zünnâr belinden
Sabr u sükûnet olur ehl-i kemâl'in şânı
Gel de hele bir dokan sen anın bir telinden
Sanma ehl-i nifâka sabr iderler Kâmilîn
Hak âdetiyle evin yıkarlar temelinden
Sâhib-i kemâl olan vâkıf-ı ahvâl olan
Deryâya benzer nâkıs bilinir bedelinden
Kâmiller halîm olur esrârı alîm olur
Etvârı selîm olur dünyânın hezelinden
İlm-i hikmeti anlar okur cümle eşyâdan
Taş ağaç hem yaprağın yeşil u gazelinden
Sûretin tebeddülü anlara eser itmez
Seçmezler bu fenânın atlâsını çulundan
Ammâ ol ki Hak sûret gösterir ma'nâsı yok
Şerr-i cihândır anlar eşedd olur gûlünden
Halîl'in bu sözleri aşkındandır aşkından
Sanma ki zoru vardır yemîn ile solundan
Korkusun Hak'dan sanur dîv-i mel'ûndan korkan
Gayriden korkma olmaz söylüyor işte Furkân
Azâzil dostluğuna Halîl gelmesün deyû
Hak yolları görülmüş sana korkmalı balkan
Aman bana hâl gelirse, dayanamam dimişsin
O dayanılmayan hâl sendedir ahmak el'an
Elest'de Hakk'a belî didin, çıkdın bu kerre
Yoldan ayrı kalmışsın ayrılıkdan korkudan
Hak yolunda gideni deli sandın ey ahmak
İşte karanlık senin içün ahkâm-ı Kur'ân
Yarasanın gözüne batar güneş ışığı
Bu sebebden karadır diyor güneşe her an
Al Kur'ân'ı eline sâhib-i Kur'ân'ı bul
Bir insân-ı Kâmil'dir Halîl fî-külli zamân
Mevlâ'ya kıl tevekkül i'râz idüb sivâdan
Hak'dan gayrıdan beri gel bulmağa devâdan
Zâlime meyl iderek gitme rağbetle ana
Ateş ulaşır sana ummadığın yuvadan
Dünyâya meyl itme ki dönme yüzü doğrudan
Âlemlerin sultânı var isteme gedâdan
Likâ-i Hak dilersen gerçek amel kıl Ana
Şirk itme tard olursun sakın bâb-ı Rızâ'dan
Sizden geçdim hem dahî tapdığınız şeylerden
Didi Halîl dilerim ben ancak ol Hudâ'dan
Geldim cihâna kıldım hidâyet ile seyrân
Gördüm sıfâtım Âdem'de itdim ana îmân
İlm-i Hudâ açdı bâb-ı sırrını avn ile
Etvârımı hayvândan geçirüb kıldım irfân
Pâk idüb huy-i Ahmed'le yoğurdum tînetimi
Kalbimi aşk u muhabbetle eyledim insân
Mürşîd hizmetlerini âdâb ile devr idüb
Akl-ı ikâlî kodum kıldım rûhumu sultân
Derde çâre arayan bulmaz âlemde Halîl
Meğer mürşid yüzünde bula derdine dermân
Heder midir o heder ki olur senin içün
Keder midir o keder ki gelir senin içün
O elem ki senin yolundan dolayı gelmiş
Abde sezâî gelmiş çekilir senin içün
Enbiyâlar içündür şiddetlisi belânın
Didi peygamber anı duyulur senin içün
Sonra evliyâsına sonra ulemâsına
Sonra kurenâsına virilir senin içün
Bu sevgi zincirini çekenler seve seve
Murâda her birisi alınır senin içün
Yârinin ağuşuna gücenen olsun ırak
Yakınlık zevkin bilen eğilir senin içün
Arûsda yok şikâyet ısırsa anı dâmât
Bu ma'nâ bana gâyet bilinir senin içün
Yiğitliğini sanan geçemez ise zenni
Olur mu anda iz'an ki bilir senin içün
Neler çekdi enbiyâ neler gördü evliyâ
Günde bin kez asfiyâ dirilir senin içün
Küffâr ile münâfık çekemezler cefânı
Hep anlar ehl-i fânî ne virir senin içün
Şem'a yanmak zevkini pervâneden diğere
Sorsam ne bilsün anı cân virir senin içün
Halîl kulun gedâdır inâyet senden ister
Likâ-i Zâtı göster dilenir senin içün
Bahs-i cîfeden diğer kim zâğa dirsin n'eylesün
Şol ki tâğîdir meğer kim bağa dirsin n'eylesün
Mülkü düşmân elde itmiş eylemiş şâhı esîr
Aldılar eldeki mülküm şâhâ dirsin n'eylesün
Çün irâde zevrâkı dümeni nefsin eline
Geçdi mâdem gark olur kim mâha dirsin n'eylesün
Ol ki düşmüş çâha içüb gayrın elinden şarâb
Vasl-ı yâre zâhil olmuş râha dirsin n'eylesün
Mest idüb cehl anı kılmış şirk ü gafletde harâb
Hâlinin şekvâsını âgâha dirsin n'eylesün
Yıllar içre nefs ü hevâ arzusundan çıkmayan
Çâresizce düşdüğünü çâha dirsin n'eylesün
Hılkat-i İblîs olur suç görmemek nefsinde hiç
Vay suçu atma kadere Allâh'a dirsin n'eylesün
Her suçu alsa özüne buldu îmânı fakat
İdemez secde safiyy-ullâha dirsin n'eylesün
Kul ki noksânını Hakk'a ide isnâd recm olur
Ey Halîl esef adüvv-ullâha dirsin n'eylesün
Sû-i zânn mıdır ahdin senin Kâlû belâ'dan
Ey habersiz gelecek başındaki belâdan
Cum'a bayrâm olmadan ya bir diri solmadan
Ne çıkar böyle vakitsiz virilen salâdan
Ağzını hayra açub özünü düzle sana
Gıybet itdin ne buldun bekle gadab Mevlâ'dan
Böyle değildir şöyle olmalı şu didiğin
Şeyden haberdâr mısın âdet-i cühelâdan
Ehl-i kemâl işini senin gibi Hakk'a şükür
Ne zamân görebile çıkmaz iken halâ'dan
Ey Halîl kendünden çok bileni kim bilür
Bilmez illâ ki cesûr olaydı ukalâdan
Gösterir halka kerâmet Hak nazarından düşen
Yokdur indallâh merâtib ana ki halkı gören
Ol ki makbûl oldu halka matrûd-i Hâlık durur
Halk rızâsını dileyen sanma abd-i zü'l-Metîn
Medh ile zemmi bu halkın bir havâ çıkar gider
Kim ki aldı Kaba anı bil odur perver-i ten
Zemme menfûr medha mesrûr kim ise şirk içredir
Hayf ki andan bekledi keremi nefse zulm iden
Ol ki gâfildir ider inkâr halka nefreti
Hem olur ikrârına mahzûz-i Hudâ'ya küfr iden
Bu cihân bir hâna benzer anda bağlı üstüvân
Anları iden tımâr itdi helâk cân-ı beden
Nefsini idrâk iden menzil-i irfân bulmuş ol
Seyre varan irdi tevhîde bulub nûr-i hasen
Halk görünür ana mevtî hemîn sağ Hayy u Kayyûm
Görür ancak O Mevlâ'dır halk içre alub viren
Ana halvetle uzlet bir olur kesretle vahdet
Vahdetin farkı bulunmaz çünki Kâmildir gören
İtmez o makdûrdan aslâ fîrârı çün her yana
Gördü Hak'dan gayrı yok bunca diyârı seyr iden
Utanır ol diriden meyl itmez o merdlere
Çünki görür yok vefâ zerrece aslâ gayrıdan
Cümle halk esnâma benzer bekliyor İbrahim'i
Çün kırar anları Halîl dir ki Nemrûd kim iden
Gîce gelir tahtına durmaz O Sultân hemân
Sakın tahtı boş koyma nâdim olursun yamân
Herkes uyku bahrinde lâ'ya gark olmuş iken
Âşıklar illâ meydânında çağrışır emân
Her şer u şûr azalır kullarda uyku ile
Gelür vakt-i münâcaât şevka gelür ahterân
Âşık arar âh idüb vakt-i şebbi yâr içün
Zîrâ bahş ider cemâlin güzel yâri ol zamân
Terk it uykuyu dilersen vasl-ı yâr ey gönül
Uykusuzlukla Halîl oldu Hakk'a tercümân
Okumağa tenbel olan durmasun hergün ağlasun
Gözyaşı bağrında kalan silmesün hergün ağlasun
Mevlâ sevmez câhil kulu gitmek ivmez kâhil yolu
Kördür görmez sağ u solu anmasun hergün ağlasun
Düşmânıdır anın kitâb doğmaz üstüne âfitâb
Bilmez nedir şekerle şâb kanmasun hergün ağlasun
Câhil kurumdan karadır yüzü ölümden yanadır
Kıydığı tatlı cânadır yanmasun hergün ağlasun
Kitâb görse nakış sanır o yazı kara kış tanır
Varsa huzûra utanır dönmesün hergün ağlasun
Ağzında yok Cîm Elif Mîm andan kötüce herîf kim
Halîl kimdir yâ Şerîf kim sormasın hergün ağlasun
Sen seni sanma bir ersin
Seni şeytân kullanırken
Sanursın bahr-i hünersin
Her dem içre bulanurken
Özündedir o şehzâde
Gûyâ sen âdemizâde
Nifâk u şirkden âzâde
İki gözün sulanurken
Bundan da geri isen
Şehvetinin unsurusun
Fisk u fesâd yeri isen
Yerin ateş dolanurken
İşin eyi iş gibi olsa
Sözün gümüş gibi olsa
Özün ölmüş gibi olsa
Diriltiriz bunalurken
Ya'ni bu haller ey mağrûr
Seni ancak ider mesrûr
Olursun ol Hudâ'dan dûr
Yarın gözün suvarurken
İlm u a'mâl atâ-yı Hak
Gerek sana rızâ-yı Hak
Ara her demde re'y-i Hak
Cemâle muştulanurken
Olanlar hâline gâfil
Bil anlardır ki esâfil
Bulunma anlara kâfil
Halîl'le kutlulanurken
Kulûb-i Evliyâya havâtır yok sivâdan
Ki tetahhur itmişdir Hak Anı çûn ü çirâdan
Her ne ki dileye ol virir ana Hudâ'sı
Çün her meşiyyetleri olur ancak Hudâ'dan
Meşiyyet-i İlâhi nîce olmaya hâmil
Hak dileğinde Kâdir değildir mâ-adâdan
Mevlâ Kur'ân'da öğüb diledikleri vardır
Didi ne baht olur bu ki a'lâ her bahâdan
Sebeb budur ki işini hor görenler Anın
Gider lâ-şek îmânsız bekâya bu fenâdan
Ef'âl-i Küll-i Velî değil hükm-i ezelî
Hılâf görenler anı mahrûm olur Rızâ'dan
Kıyâs-ı na'leyn ile asâ-yı istidlâli
Komayan nûr bulur mu gelüb Tûr-i Sinâ'dan
Anları koymuş iken Mûsâ ef'al-i Hızrı
N'içün yaptın söyledi Hızır ayrıldı andan
Müderrisle hâceden ef'al-i Hızr'ı soran
Düşer lâ-büdd gümâna marîz bilmez devâdan
Ledün ilmin bilenden sor ancak anı Halîl
Bu ilimden diğeri değildir Murtezâdan
Ehl-i Hakk'ın işlerini Hak nazarıyla gören
İşte ol dur sırlarına cümleden önce iren
Mâsivânın şaşı gözü nirde görsün anları
Âb-ı hayât seyrine zulmete gerekdir giren
Hâce dir ki gayba hüküm eylemek olur harâm
Bilmeden neden inanırsız sözü kim getiren
Zulmete girmeğe korkan Hızr'ın içdiği nedir
Nîce bilsün, aldanur taşradaki fetvâ viren
Yolda kalınca Halîl suç bulma Delîle ki sen
Eyi bilürsün maksûda irmez ayağın diren
Oku öğret hemân seyr it cihânın cümle ahvâlîn
Kişinin sözüne bakma dikkatle gözet ef'âlîn
Çalış her bir murâda irmek dilersen çalış
Kemâle sa'y iden kâmil olur, bul sözde icmâlîn
Cefâya sabr idüb eyle vefâ düşmâna hem dosta
Sakın kinle adâvetden kıl insânlığın ikmâlîn
Seni hor göreni hoş gör sakın karşılığın kılma
Atarsın toprağa pislik yeşil virir gör kemâlîn
Recâî'nin sözünden az alursun ol dur çok râz
Sağ u solu gözle dime bul eşyâdaki efdâlîn
Gönül yolu gönülsüzden gizlidir gösterme sakın
Ellinin işi elsizden hayrlıdır gösterme sakın
Dünyâsına doyan gâfil ne bilür Hak nedir bâtıl
Olamaz ol râha vâsıl izlidir gösterme sakın
Hastaya bal ağu gelür su ağzına acı gelür
Bütün eşyâ görmeyene gözlüdür gösterme sakın
Acı suda duran mâhî su kadrini nedir bilmez
Bahre dalmayana suyun tuzludur gösterme sakın
Seyr-i Vahdet'e iremez hüsn-i fânîden geçmeyen
Halîl Yâr-i Ezel bekâ yüzlüdür gösterme sakın
Mâdem ki sensin ağladan hoşdur gelen sen a'lâdan
Dost emrine bin merhabâ, merhabâ bize Mevlâ'dan
Hoş gösterir iken bana her dem gidem senden yana
Gel sen de gel benden yana gel ellerimi bağladan
Gizli gizli cilvelerin sun belvâdan meyvelerin
Va'din olan haymelerin göründü yevm-i tublâdan
Kim ne bilür ki ne murâd ne işde ne kıldın irâd
Zıddın ikisi sana ad vir indindeki helvâdan
İnâyetin kıldın bize bilmeyen cânından beze
Rumûzundan her kim seze kurtuldu dâr-ı belvâdan
Haddim benim gâyetde az ben demek bende bir mecâz
Şâhım benim Şâh-ı Hicaz geçdim menn ile selvâdan
Derdime dermân olamaz çünki tezyîd ider namâz
Bilmem ki ne idem niyâz sen bî-niyâz-ı evlâdan
Halîl yâra safâ geldin gâyetde zü'l-vefâ geldin
Âleme Mustafâ geldin sun bize câm-ı ahlâdan
Ârifin mutlak sözüdür câna merhem dinilen
Sohbet-i nâ-ehli bil sana cehennem dinilen
Bî-vefâdan her ne zâhir olsa olur bî-vefâ
Hem-dem olmak bî-safâya işte pür-gam dinilen
Sanma îmân görünür yüzünden ehlinin sana
Tâ basîret feth ola senden gidelim dinilen
Akl u fikri dîni hem dünyâsına merhûn olan
İçdiğidir mâ-i hamîm yediği semm dinilen
Dürlü hulyâlar ki zihninde ider devrân anın
Cümlesi menfûr-i Hak'dır işte ehemm dinilen
Kul o ki efendisinden gayrı derdinde değil
Bildi tam üzre ki nedir İsm-i A'zâm dinilen
Âferin olsun ana binlerce ki ayrı değil
Ey Halîl oldur Halîl dost ile hem-dem dinilen
Ecel pençesinde ben av olmuşum gelmeden
Beni gamlı yaratdı ben de sevinem neden
Gönül kal'amı zabt eylemiş hükm ider adüvv
Belâ mermileri düşmez ise her gîceden
Mindere urdum asâ maksadım garaz değil
Maksadım bu toz çıksun fazlaca yerleşmeden
Çirkin huylardır o toz tâ ki pâk olsun mir'at
Görem anda yüzümü fırsat günü geçmeden
Yemeğe tuz atarlar dürlü acı şeylere
Murâd bu güzel ola dürlü mihnet çekmeden
Tâlib-i mihnet olur cefâ sırrını duyan
Ey Halîl cefâkâr ol gitme günü yetmeden
Kuluna lûtf ider Hak dürlü dürlü
Yolunu feth ider bak dürlü dürlü
Kimlerin yetişir aklı O şâha
Gündüzü güneşe gîcesi mâha
Kimin çıkarır kimin kor râha
Kimine virir uçmak dürlü dürlü
İşi güzel her ne iderse ider
Kâh mü'min kulunu bir tersâ ider
Bilmeyeni severse ârif ider
Kılar yolunu açmak dürlü dürlü
Karıncadan Süleymân'a ders virir
Kimine karınca gibi hırs virir
Ba'zıya görünür ba'zıya ses virir
Ba'zılar bulur kaçmak dürlü dürlü
Meleği Âdem'e secde itdirir
Havvâ'ya uyanı gökten atdırır
Mısr'a Sultân'ı kul eder satdırır
Virir her kula sanmak dürlü dürlü
Kimin âlim idüb son Bel'am ider
Sevdiği menfûri hâss ü âmm ider
Çok zâhidi Azâzil'e râm ider
Gösterir eğri kanmak dürlü dürlü
Leylek gibi ba'zın boşboğaz ider
Kimine çok virir kimin az ider
Ba'zı baykuş gibi izz ü nâz ider
Ba'zına da usanmak dürlü dürlü
Kimine Kur'ân'ı gözsüz okudur
Kimine görürken küfrü dokudur
Kiminin ameli boynu tokudur
El virir vâh aldanmak dürlü dürlü
Kimin hacı ider tuğyâna koyar
Kimin ahbâb iken süfyâna koyar
Kendini seveni kurbâna koyar
Korkma Halîl yanmak dürlü dürlü
Cehl ile Hakk'ı zâkir âlim-i Kâmildir o
İlm ile zikre kâhil zulmetde câhildir o
Nefsinin nef'ine aks ideni tekfîr idüb
Çok ilm u amel ile tam bir azâzildir o
Da'vâ-yı irfân idüb Hakk'a râzı olmayan
Mü'min olmak nerede müşrik-i gâfildir o
Eşyâda esrâr-ı Hakk'ı ayânen görmemiş
İken âlimim diyen husrâna mâildir o
Halka bir kuzu gibi görünüb de kurt olan
Bil Halîl her-dem içün tardına kâildir o
Ol ki açlıkdan ibâdet idemez âbiddir o
Ol ki ilm ile amelden geçemez zâhiddir o
Zikr-i Hak ile gıdâ kuvvetindeki ârif olur
Gümüşü altunu sevmek gâfile âiddir o
Buğz-i fillâh hubb-i fillâh âbid u zâhidde yok
Zîrâ anlara adûdan aynı mekâiddir o
Menzil-i ebrâra varmayana hak olmaz bu iş
Zîrâ hemân bunlara mevdu' ve müsâiddir o
Ey Halîl hubbu buğzu ehline terk eyle ki
Âşık-ı Hazret olana fazlaca zâiddir o
Sevme meğer Hak içün sev sevdiğini yâ hû
Evme meğer Hak içün ev evdiğini yâ hû
Sever isen Allâh'ı sevdi seni billâhi
Korsan alma melâhî koy koyduğunu yâ hû
Anlamak bunu güçdür dir ki söyleyen üçdür
Peygamber sözü hoşdur duy duyduğunu yâ hû
Zikri seveni Allâh sever anı ider mâh
Doğruya uyarsan râh uy uyduğunu yâ hû
Halîl dir emmâreden al koma cân u beden
Soy cümle benliğinden soy soyduğunu yâ hû
Bulmağa ol küll-i cânın hele bir bu cüz'i ko
Anladın var câvidânın sen bu hemm-i nez'i ko
Hakk'a vuslat ister isen vasla irmiş bil kamû
Sen seni yok seyri kıl i'tâ ile hem men'i ko
Anderûnî yan yakıl firkatine dûr olmasun
Kim yalândır gözlerinden akıcı bu dem'i ko
Nûru'l-envârı eğer bulduysa cân, cânândan
Tutma elde kîl u kâlden yanıcı ol şem'i ko
Nutk ile Sem' ve nazar-ı kalbe irdinse Halîl
Sûretâ bu dil ile gözde nazarla sem'i ko
Yine cândan haber geldi âlem-i Asla gel deyû
Yine yârdan eser geldi her işlerin dahal deyû
İdersin gayrımı taleb idersin seyrimi taleb
Bu cem' olmaz didi Çeleb ne bu her-dem zelel deyu
Yöneldin öyle ki sen fasla dimezsin hiç eyâ vasla
Gelem dirsin dirim aslâ gelinmez pür-halel deyû
Bu kavgadan kaçub eyle bana azm u sefer dile
Hiç olma hâl ü kîl ile bulun ancak kelâl deyû
Terk itmeden ağyârımı berk itmeden envârımı
Derk itmeden esrârımı gelmesen pür-melîl deyû
Tamâm noksânını ikmâl idüb yokluğun ele al
Hemân sen seni bana sal sivâ cümle melâl deyû
Beni gaddâr dünyâya salub başımı kavgaya
Koyub işimi ferdâya buyurur Menn u sel deyû
Diler her-dem sana câna bildire seni sana
İrer mi akl O Sultân'a ki çağırmasa gel deyû
Senin âlemde bir kârın buluna dilde ezkârın
Hem ola Zâtî efkârın gele kalbe vecel deyû
Diyesin ol ne demdir âh göstere yüzünü ol şâh
Arz ide Zâtını Allâh velev görsem ecel deyû
Ne söz bu sözü ayânî koyasın tiz bu vîrânî
Halîl deminde hayrânı kodu aşkım ezel deyû
Halîl'in sözlerini bilmeğe Halîl gerek yâ hû
Delîlin izlerini bulmağa delîl gerek yâ hû
Gelüb tabîb-i hâzık dürlü devâ bahş ider ammâ
Derûnî derdine dermân diler alîl gerek yâ hû
Azîz'in izzetini, izzeti terk itmeden bilmez
Kemâlî izzetî bilmeğe tam zelîl gerek yâ hû
Gınâ içre geçen ömrü gınâ-yı fakri fark itmez
Cemâlî sırr-ı Zâtî bîre bir kelîl gerek yâ hû
İbâdetde makâm-ı Mahmûd'a irfân ile Halîl
İrişmeğe tamâm azm eyleyen Celîl gerek yâ hû
Ehl-i Kur'ân ehl-i Hak'dır bil sahîhân ey amû
Okuyan Kur'ân'ı pâkdır söndürür yedi tamû
Kadr-i a'lâsına Anın hûri rıdvân mı yeter
Hep melekler birbirine dirler Ana Sellimû
Tecvîdi ma'nîde çün ider teemmül zerrece
Gelür ana rûh-i Kur'ân dir ki eşyâ kellimû
Kim ki yardım ider ana iki cihânda güler
Hem sorulmaz itdiğinden yarın ana mû-be-mû
Hak ile söyleşmek istersen Halîl Kur'ân oku
Bir makâma ire gözün ki olur cihân-nemû
Güzel yüzü görem dirsen gönül diğerlerini ko
Likâsına irem dirsen gönül diğerlerini ko
Sana bu yolda aşk olur kılavuz anı terk itme
O yâre aslâ şirk itme gönül diğerlerini ko
Makâm-ı izzetin yücesi sana me'vâdır ancak
Enîsin Mevlâ'dır ancak gönül diğerlerini ko
Bu cismin muhtelif ezvâkı seni eylemiş meftûn
O Leylâ'ya isen Mecnûn gönül diğerlerini ko
Kemâlâtın bu mevhûmâtı terk it bul o hâlâtı
Dilersen vasla berâtı gönül diğerlerini ko
Açarsın gözünü bu fânî yüz sahiplerine sen
Dile Dîdâr ebed rûşen gönül diğerlerini ko
Bu bir postdur uzunca iç u dışı et kemik kandır
Dir isen maksadım cândır gönül diğerlerini ko
Anın içün olur mahbûb ki ol ayrıla bu lâşe
Dîle dol bakma bu tâşe gönül diğerlerini ko
Bu aldadıcı postu koy murâdın tizce bulunur
Ki sana vuslat umulur gönül diğerlerini ko
Sen aşk-ı dâimi bul ki cemâl-i yâr ebed şu'le
Virir durur o seninle gönül diğerlerini ko
Bütün güzelliği sarmış hemân âyinesi sensin
Ki sen anın ile şensin gönül diğerlerini ko
Anın lûtfuyla kahrıdır görünen her taraf bunda
Bütün adl ile hükm anda gönül diğerlerini ko
Eğer hep iden ol dur böylece gördün ise anı
Halîl oldun bilüb tanı gönül diğerlerini ko
N'eylesün Hümâ'ya cehlin sofrasından yemez o
Bil ki irfândır gıdâsı gayrısın beğenmez o
Rûh diler kuvvetini her dem ala ol Bârî'den
Bu su ile ekmeği yüklemeği hiç bilmez o
Sen bu sağlığı sana mal sanarak bekleme ki
Âriyetdir en sonu gider yerine beğenmez o
Buna gönül viren elbet humkı sâbittir anın
Hak emânetine sâhib sâhibine virmez o
Avrata mahsûsdur itmek meyli her dem fânîye
Eyleyeni sanma erdir çün ere benzemez o
Bağlanır mı ol Hümâ bu serçenin yuvasına
Kim açınca bir kanadın dû-cihâna sığmaz o
Terk idüb her bir arada ki bul aradı ölüm
Tâ dirilesin tabiatla ki gayra bakmaz o
Kalbin irerse huzûra uykuya benzer ölüm
Ya'ni pek kolay gelir sanki uyudu ölmez o
İki cihân birdir ancak bir yüzü zulmet anın
Bir yüzü nûr u safâdır kim giderse gelmez o
Hem bu semti ayrılıkdır o cihet veche visâl
Gönder oraya Halîl rûhunu ki üşenmez o
Bismillâh Allâh yâ Hû teveccüh ider sana rû
Tâ ezelden âdetim bu ki lâ-ilâhe-illâ-Hû
Hamd eyleriz her dem sana vasl isteriz bir dem sana
Söylemeğe geldim sana ey lâ-ilâhe-illâ-Hû
Neyl-i safâ Allâh ile Allâh di zikr-ullâh ile
Bulunur fikr-ullâh ile di lâ-ilâhe-illâ-Hû
Zikr ile bul dîlde huzûr, huzûr ile bulunur nûr
Huzûrsuzlar aceb bulur mu lâ-ilâhe-illâ-Hû
Hak bulunur delîl ile her dem zikr-i Celîl ile
Gidin didi Halîl ile di lâ-ilâhe-illâ-Hû
Cîfenin terki anın ehline pek müşkildir o
Nûr gele bir dem zulmet yerine pek müşkildir o
Kâfirin küfrü giderek gelse tiz ikrâr-ı tam
Cismi zilzâle varır sırrına pek müşkildir o
Nûr-i îmân ârızî konar bu resme yok sebât
Çün şikâyetde olur karîne pek müşkildir o
Hubb-i dünyâ ile şehvet ehli değil safvetin
Sanma asla ki vara dürrine pek müşkildir o
Vehlette Ömre bile virdi tezelzül-i îmân
Benzemek Muhtâr'ın ömrüne pek müşkildir o
On yılın hastasına bir günde virilmez şifâ
Ey tabîb kıldım nazar ferine pek müşkildir o
Ceyş-i îmân kalb-i İstanbul'i bir hamlede feth
İtse nefs-i Kostantin çerine pek müşkildir o
Binde bire kılma teveccüh rücû' içün Halîl
Az zamânda her samân harına pek müşkildir o
Terk-i dünyâ da'vâsını eyleyen şeytândır o
Telbîs içre şirk ü riyâ ile küfristândır o
Terk-i dünyâ terkine müddetce sebât görmeden
Dil ile da'vâ kılan nefsine bir fettândır o
Zîrâ anı terk idenin ehline yokdur sözü
Çünki dili söyleye kezzâb u horistândır o
Her yüce bina idemez da'vâ Kâ'beyim deyû
İçi dürlü put ile dolmuş ki hâçistândır o
Dürlü siba'la dolu yerde biterse iki gül
Diyemez oldum gülistân çünki kûhistândır o
İki çadırı kurulmak ile şehrim sanmasun
Ey Halîl ol vadî ki her yeri hâristândır o
Katre iken bahr olam didin ise ey pâk-rû
Görme ateş gibi kendün su gibi yerde sürü
Dürlü da'vâdan ırak ol hem riyâdan pek sakın
Her zamân mahv-ı fenâ semtine samt ile yürü
Kim ki dû-cihânda adı bir zamân yok olmadı
Var olamaz halk içinde varsa göster gel tûru
Eyleme ta'cîl sakın, azminde hem itme kesel
Çıkma yolundan eğer ummâna ise kasd-rû
Eyleme tuğyân ki nehr-i hevesin ayrılığa
Gitmeğe hem tutmaya ey Halîl her maksada rû
Hayr u şerden her ne gelse bil anı Hak'dandır o
Kul eliyle her ne gelse sanma ki kuldandır o
Hak irâde itmeyince gök bakır yer tam takır
Hayr u şer dostdan gelince hep kula ihsândır o
Sû-i zann itme o dosta her ne gelse bil atâ
İşleri hikmetle memlû bir ulu Rahmân'dır o
Cûdi ihsânı atâsı kaplamış âlemleri
Kim Anı takdîr iderse say anı insândır o
Kurtulur sanma riyâdan halkı ihrâc itmeyen
Kulda bu ihlâs-ı dînin kalbde bir irfândır o
Abd-i Hak'dır abd-i halk olmaz o ihlâs sâhibi
Kim ki terk itmez riyâyı hâib-i husrândır o
Kim nazardan itse iskat serteser bu âlemi
Şol ubûdiyyet yolunda âleme sultândır o
Dön beri gâyet hatırnâk yoludur şeytân yolu
Âlemi baştan çıkarmış bir büyük düşmândır o
Kim ki bu dîn-i mübîne sıdk ile nusret ider
Emr-i bil ma'rûfla kâim bir şecî' arslandır o
Ey Halîl Hablü'l-Metîn'e sık sarıl muhkem yapış
Kullara râh-i necâtı gösteren Kur'ândır o
Birsin Mevlâ'm şâhidim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Senden gayrı zâhidim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Nefsime mücâhidim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Senden tevfîk isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Muhammed Peygamberim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm
Hû Yolunda o rehberim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Rûhumda o serverim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
A'lâ refîk isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Âlemde her bir eşyâ Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Birliğine şâhid Şâh Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Ne dilerim ben daha Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Misli yok yâr isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Gark eyle aşka beni Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Vasl eyle şevka beni Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Mahv eyle asla beni Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Râha burak isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Abâya bürüneyim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Su olub sürüneyim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Toprakda çürüneyim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Çün zâr olmak isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Alçaklarda mekânım Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Eyle yüce nişânım Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Nerdedir lâ-mekânım Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Çün er olmak isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Yok eylesem vârımı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Mahv itsem ağyârımı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Bulsam yüce yârimi Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Yokdan bir vâr isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Beni benden al yâ Rab Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Aşk bahrine sal yâ Rab Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Sanadır visâl yâ Rab Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Bahre garîk isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Vîrân oldum hem deli Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'mHû
Bulmağa kenz-i Belî Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Samût itdim ben dili Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Durmaz bir dîl isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Gözler göremez oldu Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Eller iremez oldu Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Ayak varamaz oldu Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Yaşımı sil isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Kesildim her kârımdan Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Uçdum kafes yârımdan Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Geçdim nâmus ârımdan Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Sana nâil isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Halîl kodu her vârı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Hem-ân-dem buldu yârı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Göründü Hak dîdârı Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Didi Cemîl isterim Mevlâ'm Hû Yezdân Hû Rabbi'm Hû
Terk eyleyüb akvâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Olmakdır bunu tâlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Söyle bulub visâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Bulun güzel ef'âli Lâ-ilâhe İllâllâh
Çal bâb-ı zü'l-Celâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Söyle ki gör mecâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Bil afdâl-i a'mâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Diyen bulur hoş hâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Görmeyerek nekâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Gizli veya sadâlı Lâ-ilâhe İllâllâh
Di görme infisâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Ki bul rûz u leyâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Teâli zü'l-kemâlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Söyle gâyet safâlı Lâ-ilâhe İllâllâh
Bulun ahde vefâlı Lâ-ilâhe İllâllâh
Rahatda ol cefâlı Lâ-ilâhe İllâllâh
Söyle bulma vebâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Bülbül gibi edâlı Lâ-ilâhe İllâllâh
Söyle halk içre hâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Tâ ki tüket mecâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Ger üryân ger abalı Lâ-ilâhe İllâllâh
Yeri gör yâ cibâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Söyle bil ittisâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Dolub deryâ misâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Hudâ'dır zikre vâlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Di bul a'len nevâlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Derde bulun devâlı Lâ-ilâhe İllâllâh
Zikr it O Bî-zevâlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Allâh mevle'l-mevâlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Mümkin ider muhâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Göz aç terk eyle hâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Söyle gel iç zülâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Bu hamr-i lâubâli Lâ-ilâhe İllâllâh
İçen görmez melâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Mekânın eyler âlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Söyle ale't-tevâlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Unudub mülk ü mâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Söyle itme ihmâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Gayrı taşra koymalı Lâ-ilâhe İllâllâh
Koyub şark u şimâli Lâ-ilâhe İllâllâh
Halîl istersen âlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Nefsine ol sen vâlî Lâ-ilâhe İllâllâh
Lâ-ilâhe illâlah Lâ-ilâhe İllâllâh
Lâ-ilâhe illâlah Lâ-ilâhe İllâllâh
Eğer zâkir makâm-ı zikri billâh bulsa cânında
İşidir mâ-rameyte iz-rameyte kendü şânında
Ne dünyâdan eser olur ne ukbâ sevgisi aslâ
Ne benlikden alur hazzı ne kendü âd u sânında
Hemân Hak iledir halvetde olsa yâhûd kesretde
Bu halk ile değil gâfil Hudâ'nın zikri kânında
Ki vahdet fülkine binmiş Hudâ ünsü ana yetmiş
Özüyle dünyâdan gitmiş ki nâs olmaz meyânında
Görür ki kâinât cümle vücûd-i i'tibârîdir
O Mevcûd-i Hakîkî'den duyar nidâ ezânında
Atâ u men'i durr u nef'i cümle hâl ü ef'âli
Görür Vâcib-i Vücûd'dan elem ref' şânı kânında
Görür eşhâsı bir zıll ü hayâlî hem ve lâ-şeydir
Hemân muharrik ol Bâkî Halîl kalmış hazânında
Ayn-ı vuslat içreyim olsam eğer seninle
Benim ile kalırsam yanarım firkatinle
Çok güzel hüsne mâlik hem hulki hoş olurum
Çün senin ile olsam benimle hasretinle
Ben ben ile kalınca bir havf u keder ezâ
Ger olursam seninle mesrûrum ni'metinle
Bu halkın kıblegâhı oldum seninle iken
Ben benimle kalsam merdûdum nikmetinle
Seninle gâyet şâdım benimle şâyet nâdim
Seninle ben üstâdım seninleyim zevkinle
Azîz ü hem mes'ûdum eğer sen ile olsam
Matrûd u hem meb'ûdum benimle firkatinle
Her kemâlât ki sende ne işim var bu tende
Yeter ki Halîl bende dir sana rahmetinle
Kalb nûrudur zikr-ullâh Allâh Allâh Hû Allâh
Hak zûridir zikr-ullâh Allâh Allâh Hû Allâh
Bil ki mûnis-i cândır hem mûris-i irfândır
Lezzet-i cism ü cândır Allâh Allâh Hû Allâh
Gözlerindir cilâsı nisyân-ı mâsivası
Aklın nûru devâsı Allâh Allâh Hû Allâh
Âriflerin âdeti kalb u dîl ibâdeti
Erlerin şehâdeti Allâh Allâh Hû Allâh
Kalb sağlığı bekâsı güzel yârin likâsı
Mahbûbun iltimâsı Allâh Allâh Hû Allâh
Cânın ıslâhı budur halkın iflâhı budur
Binbir isimli Hû'dur Allâh Allâh Hû Allâh
Gîce olub uyanık söyle ismini yanık
Olub söyle dayanık Allâh Allâh Hû Allâh
Müjde kime müyesser olduysa zikre eser
Söylerse cân ile ser Allâh Allâh Hû Allâh
Kime zikir enîsdir Mevlâ'sıyla celîsdir
Söylemeyen hasîsdir Allâh Allâh Hû Allâh
Rûhların kuvveti bu erler fütüvveti bu
Hakk'ın mürüvveti bu Allâh Allâh Hû Allâh
Her hadesten tâhir ol Hak zikrine mâhir ol
Söyle mahfî zâhir ol Allâh Allâh Hû Allâh
Kalbi zikr ile ma'mûr olanın cânı mesrûr
Güzel huylu hem mebrûr Allâh Allâh Hû Allâh
Cânlar ganîmetidir Mevlâ'nın ni'metidir
Zikri tâm devletidir Allâh Allâh Hû Allâh
Kalbe nûr-i inâyet Hak'dır eltâf-ı gâyet
Zâkir bulur hidâyet Allâh Allâh Hû Allâh
Mahv ola tâ mâsiva devâm it zikr-i Hudâ
Âşık sakın uyuma Allâh Allâh Hû Allâh
Zikr itmeyen sâhîdir unudanlar lâhîdir
Sâdıkların Şâhıdır Allâh Allâh Hû Allâh
Kalbi lisân ile bir tut ki budur emr-i Pîr
Hak zikri cânında seyr Allâh Allâh Hû Allâh
Kimyâdır bu muhabbet Mevlâ'yı sevmek elbet
Zikr iledir saâdet Allâh Allâh Hû Allâh
Zikr itmeyen hor olur basîreti kör olur
Yarın işi zor olur Allâh Allâh Hû Allâh
Kula Hak zikri lâzım, zikrine ol mülâzım
Hak'dan gayrı ne lâzım Allâh Allâh Hû Allâh
Kul fenâ yola gitmek Mevlâ'sını unutmak
Cândan gerek işitmek Allâh Allâh Hû Allâh
Korkudan emîn olur kim ki Hak zikri bulur
Halîl her dem ne görür Allâh Allâh Hû Allâh
Yazı bir zamân kalur ehlinin hoş katında
Yazıcısı yollanur yatar turâb altında
Yazısından yazanı tanımayan bilmem ki
Yaradan nasıl yazdı Leyle-i Berâtında
Saîd mi şakî mi defterini görmem ki
Virsem sana haberi işi hadd-i zâtında
Bir insân imiş yazan o defteri silmem ki
Hiç bir gün olamadım onun derecâtında
Halîl defter tutanı kimdir diye sormam ki
Alub tamâm söylesem ne münderecâtında
Haddi ne bu toprağın ki seni tevhîd ide
Zerreye düşer mi ol güneşi tefrîd ide
Benim seni tevhîdim karıncadır deryâda
Gark iken halka gûyâ vasfını tasfîd ide
A'lem-i kevn ü mekân a'ref-i şüûn u şân
Dir kaçarım ey zî-şân dil sana tahmîd ide
Kimdir bu demden geri söylerim dir sana ki
Ey önce yüce ki yok, şey sana ta'nîd ide
Tevhîd şarâbı ile mest olur mu bî-şuûr
Ki Hâlık ile halkın beynini tecrîd ide
Halîl söyleme haber Kur'ândan olsa meğer
Ya ki Hadîs serteser Hak eri bevrîd ide
Hevâsına yenilmiş hüviyyeti ne eyler
Ancak derdi aş olur batnını teşdîd ide
Da'vet itseler anı halkdan anlasa cânı
Bilmekde o Rahmân'ı gerçek mi temcîd ide
Bu vârı gören gözler sanma ol vârı gözler
Dildedir ne ki özler kalbi yok tecdîd ide
Olsa rağbet nefsine anı sanan kendüne
Kulak virme pendine kork seni teb'îd ide
Ol savtının mağrûru hâfızı dinleme ki
Hak'da savt menfûrunu şâyet de temdîd ide
Ol enkeru'l-asvâtı görme küdûret virir
El hazer andan seni huzûrdan tecrîd ide
Hem zâhid-i sâlusu işitme riyâ içün
Tahsîn-i Kur'ân'ı terk itdiği tecvîd ide
Şöyle o Kur'ân'ı ki gûyâ kendü kelâmı
Ne zînet ne de şevki var zerre tezyîd ide
Zu'munda dir ki budur ismet ile kırâat
Kelâm-ı Hakk'a aşkı yokdur ki ta'mîd ide
Ol vâiz ki kalbini bağladı sâmiîne
Gönüller uğrûsudur koy gerek te'kîd ide
Şol müddeî ki aksin isbât ideni sevmez
Benlikdedir Azâzil henüz ol tenkîd ide
Nefsini hataya haml ideni kâfir ider
Diler ol hâsir ki bu halkı hep telhîd ide
Halkın anladıkları âsârı tenfîr ider
Korkar ki cehlini halk anlayub tastîr ide
Halîl tevhîd-i Hudâ'yı bulmayan anlayamaz
Nutkundaki hakîkatleri Hak te'yîd ide
Kulumda sevdiğim bir iş tevekküldür didi Allâh
Güzel vekildir anın çün dirim hasbî belî Allâh
Çevir yüzünü anlardan tevekkül kıl Hûdâ'ya dir
Yeter Allâh vekîl zîrâ her işlerde refi' Allâh
Yeter Allâh ki kâfîdir kuluna yardım ider O
Bize yazmadığı gelmezdi böyle dir Velîyy-ullâh
Kula rızkı viren oldur, kesen dahî diğer olmaz
O her şeyi bilür, Kur'ân'da bildirdi bunu Allâh
Eğer senden dönerlerse de ki Mevlâ yeter bana
Çün Andan başka yok ancak tanırım ben Anı Allâh
Tevekkül iderim Ana, O arşın sâhibi zîrâ
Bunu böyle ider ta'lîm ider îkâz Nebîyy-ullâh
Muhakkak Ana güvendim benim hem sizlerin Rabbi
Durur yok cânlı birşey illâ tutmuş cânını Allâh
Benim Rabbi'm kulu doğru yola çekerse doğrudur
Anın yolu, giden her bir kulunun muîni Allâh
Bana tevfîk değil ancak Hudâ'dandır anın çün ben
Ana sığınmışım ol dem ana bağlı kavî Allâh
Hüküm yok illâ Anındır Ana güvendi mü'minler
Benim Rabbi'm O'dur, ana kılarım tevbeyi Allâh
Bütün yer ile göklerin bilür gizlilerini O
Ana gider bütün işler, iderim kulluğu Allâh
Bize ne oldu ki Ana tevekkül eylemeyelim
Hidâyet virdi yollar hem didi tevekkülü Allâh
Bütününüz Ol Allâh'a olun bağlı, güzel yardım
İder, hem de güzel sabra ider da'vet bizi Allâh
Diyor sabr eyleyenler hem tevekkül iden eyi kuldur
Ana ki yok ölümü sağ olur bil ebedî Allâh
Bütün hayvânların rızkın virir her işlerin bilür
Yazar o Levh-i Mahfûz'da bilür hep adedi Allâh
Tevekkül it ki Ana sen olasın doğru yolunda
Hudâ yetmez mi kuluna ki doyurur seni Allâh
Sığın Allâh'a işidir görür her bir dileğini
Sana tevekkül itdik, bağlanub geldik Ganî Allâh
Tevekkül idene Allâh yeter yâ hû tevekkül it
O her şey'e vekîldir şark ile garbı bedi' Allâh
Bu söz manzûm ise de ma'nâ-i Furkan'dır ekserî
İder i'zâz Halîl tamâmı tasdîk ideni Allâh
Beni işden geri koydun işim gücüm sen oldun âh
Geçirdin hayr ile şerden sevâb suçum sen oldun âh
Sana âşık olalı gözlerim uyku nedir bilmez
Uyanıklığım hep sensin dahî uykum sen oldun âh
Kodum güher, sîm u zer'i mülk ü mâli oğul yeri
Dahî cismim ile serî cân huzûrum sen oldun âh
Unutdum halk-ı cihânın pazârını pazârımsın
Neden geçdimse anlar yerine Vârım sen oldun âh
Bana cân bahş idicisin anın çün şâd u hurremim
Bu yüzden böyle sekrânım ki mevcûdum sen oldun âh
Senin bâğında bülbülüm seni gülzâr idinmişim
Bütün a'mâl u hacc zekât ve sücûdum sen oldun âh
Dahî ben gülşenim kalbim hazânsız ilkbahâr oldu
Bütün seyrân ile kıyâm ve kuûdum sen oldun âh
Ki nûrunla münevverdir bu sîne pür-meserretdir
Bana ağyâr mazarratdır çevre gûnum sen oldun âh
Senin aşkın gemisinde sana seyyârım ayaksız
Karada deryâda nûrum dün ü günüm sen oldun âh
Seninle cümle dağlar bana bağ ile gülistândır
Ve sensiz görmedim bir yer sağ u solum sen oldun âh
Kerem Aslı'yı ararken aceb bilir miydi aslın
O Leylâ ile Şirin'deki usûlüm sen oldun âh
Sekiz cennet bana zındân eğer sensiz olur isem
Ki Rıdvân ile gılmân hem dahî hûrim sen oldun âh
Yedi dûzah benim yerim sen anda ger olur isen
Hemân Mâlik u Sırât haşr ile sûrum sen oldun âh
Sen olunca benim yârim şekâvetler benim olsun
N'idem sensiz saâdeti ki nüşûrum sen oldun âh
O zâhid çokca a'mâli eyi birşey sanur özü
Gammı ben ana terk itdim ki sürûrum sen oldun âh
Gönül şehri müzeyyendir senin aşkınla zevkinle
Ne var cehl içre ben olsam ki ulûmum sen oldun âh
İlm u a'mâl sana fakîh, Halîl'i gördüğü kâfî
O dur Hudâ'sına manzûr ki uyûnum sen oldun âh
Ne güzel görmek olur gözler sebeb olmasa
Ağlamanın iyisi gözlere yaş dolmasa
Gülmek dudaksız olursa ardı gelmez anın
Söz odur ki söylene ammâ bu dil dönmese
Kavuşmak oldur ki bu cismin dahli bulunmaz
Ne çâre sûfî ölümü duyunca solmasa
O hâcenin takvâsı aceb Hudâ'dan mıdır
Tasdik itmem eğer o benlikden kurtulmasa
Zerrece kibri olan cehennemden çıkamaz
Fakîh mağrûr olurdu eğer bunu duymasa
Ey kibr ile gurûrlu ben söylemedim bunu
Gadabla kîn itmezdin eğer nûrun sönmese
Peygamber söylemişdir haml-i silâh mü'mine
Halîl'e buğz itmezdin nifâkın bulunmasa
Gözü ağrılı olan bakmasun mâh-pâreye
Mi'desi safra dolan binmesün tayyâreye
Gemiye binmiş idim dünyâ bana dar oldu
Bu deniz tutmuş didim bakın der bî-çâreye
Seni deniz tutmadı içerin temiz değil
Dirler aklın yetmedi ne söz katdın araya
Eğer deniz tutsaydı tutmaz mı hepimizi
Bulmaz fikr-i temîzi bak dirler avâreye
Ben didim geçen yine böyle gemiye girdim
Hiç tutmamışdı gördüm dir benzedin fâreye
Didi anın ismine gemi değil ev dirler
Yazık senin boyuna benzemiş minâreye
Tizce anladım işi kâmillerin gelişi
Yokmuş yaz ile kışı Halîl bak idâreye
Ey emmâre âşığı aşkın Mevlâ'ya sanma
Mevlâ'ya âşık isen gerçek söze usanma
Âyinende dîvini gördün ma'bûdun sandın
Gerçi o ma'bûdundur dir Allâh'a inanma
Sen de anın sözünü a'lâ tutdun özünü
Yarın seyr it yüzünü şimdi sözüme kanma
Çeleb Yâsin'de didi Kulluk itmeyin ana
Zîrâ düşmânınızdır sen bildiğinden dönme
Bir şeyh buldun özüne, özü benzer özüne
Hayf o iki gözüne, sakın görüb aldanma
Şerîatdan haberi Tarîkatdan eseri
Yokdur böyle beşeri bildin deyû uyanma
İki gün çavuş oldun, üçüncü gün halîfe
Sorar isen Halîl'e ayrılma, oda yanma
Cismimdir bana perde, ararım Halîl nerde
İsmimdir uğrar derde sorarım Halîl nerde
Dostum mu düşmânım mı, postum mudur kanım mı
Cân içinde cânım mı karârım Halîl nerde
Hamamda külhânım mı, Sarayda Sultân'ım mı
Mülkde Süleymân'ım mı, her vârım Halîl nerde
Gökde mi yerlerde mi, çok çok hünerlerde mi
Kâr arar serlerde mi, zarârım Halîl nerde
Gönülde mihmânım mı, derûnda fehmânım mı
Atşân u zamâ'nım mı, merâmım Halîl nerde
Şer' ile dînde midir, mevt ile zinde midir
Mâ-i mehînde midir, yanarım Halîl nerde
Şam'da mı Sin'de midir, kanlı bir inde midir
Nûr-i mübînde midir, uyarım Halîl nerde
Tûr-i mekînde midir, nûr-i yakînde midir
Yokluk zevkinde midir, pazarım Halîl nerde
Sağ u solda ararım sensiz yokdur karârım
Her mektupda sorarım, yazarım Halîl nerde
Halîl arar Halîl'i lûtf et göster Celîli
Yol göstermiş delîli dîdârım Halîl nerde
O kim söyler lisânı şer'a ta'zimsiz beyânında
Hemân bil anı mülhiddir, sakın kaç durma yanında
Tarîkatla Şerîat birbirine uymadı söyler
O kim mahrûm-ı lûtf olmuş ve memkûr cism u cânında
Hakîkat kalbidir dînin, Tarîkat cismidir anın
Şerîat kisvesi el-hak, soyan kalmaz îmânında
Ve cânı Ma'rifet oldu, merâtib üzre ki kisve
Ki bâtın zîneti, libâs-ı şer' oldu dîvânında
Yerin her köşesi mescîd, bu ümmetden olanlara
Mesâcidde zînetli olun dir Hak abdi şânında
Bu emri terk iden ilhâda düşdü o ebleh kim
Bu dîni eyledi uryân, yarın seyr it mîzânında
Gûyâ irfânda göstermek, diler kendün vâr-ı şer'
O Hak sûretli müstedric yanıldı çok ezânında
Halîl çıkma bu halk içre meğer libâs-ı şer' içre
Ki avret setri farz oldu kitâb-ı Hak lisânında
Eğer irdinse bir keşfe hılâf-ı şer'-i zâhirde
Anı bil keşf-i şeytânî ve merdûd ind-i Kâhirde
Eğer hâlin akabinde zuhûr iden itâate
Odur bil ayn-ı Rahmânî eser sâlik-i mâhirde
Hılâf-i Hak olan hâlât biline tâlibe aksi
Hemân merdûd-i Hak'dan görünür ayn-ı sâhirde
Ki çok hevâya teb'iyyet hakâyık içre mezmûmdur
Anın ilmi olur sanma hemân her ilm-i bâhirde
Cihân mağmûm u mehmûmdur bulunmaz yüzde bir insân
Halîl ara kemâli sen hemân bir kalb-i tâhirde
İmtihân zincirine Hak bağlamadan önce
Sen seni ihsân ile götür ana bulunca
İhsân ehli kim olur vasf idem dinle anı
Koyanlar bu zulmânî kudreti olduğunca
Şer'a kılub i'tisâm şehveti kor ol tamâm
Medh ile zemm-i enâm hoşdur ana bütünce
Seçmez libâsını eski olur yâ ki cedîd
Birdir anın indinde, fânî hârı ya gonca
Azâb-ı kabr ile nîrân havf her dem anadır
Dir ki gafletden uyan korkudan uyuyunca
Tâ ki nefsi uyanur şöhreti şehveti kor
Gider Kâmil izine tâ murâdın bulunca
Havf u recâsı anı rüsûmdan azâd ider
Gadab kibr u kîn hased bulmaz anı ölünce
Ey tabiat sicni içre mahbûsu olan fakîh
Uy bu dervîş izine deryâ gibi dolunca
Ehl-i îmâna buğzu îmândan add idersin
Gör başına ne gele benliklerin solunca
Âlim diseler sana gâyet de şâd olursun
Fakat mevtin demidir cehlinden bahs olunca
Onca ilm u amelle sûretlere taparsın
Sözümden anlar mısın İblîs sana gülünce
Bir adımdır Hak yolu kibr eyleyüb gitmedin
Gerçek söz işitmedin tâ cânım üzülünce
Yolun eshel tarafı işine gelir senin
Çün sağ u sola gitmek kolaydır yol koyunca
Bir âdeme meyl itdin gün olur gücü sana
Halbûki bilmedin hevâna uydun boyunca
Hak didi hevâsına tapanı gördün mü sen
İşte sensin o da aç gözünü tam görünce
Ey san'atkâr bu işin yetmedi mi sana ki
Bilmediğin san'ata el uzatdın kuruyunca
Aza kanâat itdin ise buldun künûzu
Yol sana uyar Halîl doğruca yürüyünce
Hava açılsa başka idim yağmurda başka
Şimdi harâbedeydim olmam ma'mûrda başka
Kar ve bulut bir dürlü neş'e tebdîl iderdi
Şimdi değilim kuru yolda çamurda başka
Güneş olsa açılırdı bu elemli gönül
Şimdi değil ayıkda mest u mahmûrda başka
İkrâr ile inkârı seçerdim şirk içinde
Buldum yâri ol demde tâat fücûrda başka
Mü'mini sever kâfirlere buğz ider idim
Şimdi göremem ikisini huzûrda başka
Cennet ile dûzahı seçerdim külfet ile
Biri ateş biri nûr değil nüşûrda başka
Sağlık ile ölümü sanurdım ki pek ayrıdır
Bildim bugün ikisi olmaz fütûrda başka
Cümle âlem O Bir de mahv oldu ancak O var
Ey zâhid geç bu suverden olma nûrda başka
İçine gel içine taşrayı hâline koy
Sûret ile sîretin olmuş usûrda başka
Sen ne isen ben de o iki gördün ey şaşı
Sakat gözünle gözüm değil manzûrda başka
İlhâd ile îmânı seçer iki gözlüler
Gözleri bir eyle bak değil makrûrda başka
Her anda bir hâldeyim Rabbi'm dahî bir şânda
Ene'l-Hak söyler cânda sanma Mansûr'da başka
Şuûn-i Rabb'e uyalı uymaz bir saatim
Diğerine böyleyken olmaz mürûrda başka
Komadı sabr ile hiç bir dürlü sebâtımı
Uymaklığım o yâra gamla sürûrda başka
Ey sûfî mahviyyet yolu cümleden a'lâdır
Keşf-i esrârda seni görme kubûrda başka
Görmedinse burada buldun helâk-i ebed
Saklama boş evhâmı levh-i hutûrda başka
Eski düşmânın sana dost olmuş hîlesiyle
Söyler ki dostum beni görme kusûrda başka
Bugün mağrûr olub ana gidersin hevâna
Gör ki Halîl Yevme yunfehû fissûrda başka
Ey viren erliğini bî-vefâ zenn eline
Virmişsin dirliğini gizli düşmân eline
İtmi'nân itmek içün Mevlâ muhabbeti âh
Neyine yetmedi düşdün yenilen eline
Her neyi sevse kişi dû-cihân oldur işi
Anla sevdiği ile kalır düşen eline
Ol gün ki nîceleri keşki dost olmasaydım
Filanla dir ol demde nedem geçen eline
Halîl olma ey Halîl nefsinden bî-habere
Sakın dokunma kuru yaşı seçen eline
Cihân bir hâlete döndü sakın vefâ ümîd itme
Fesâd sahnında zâhir halk sakın hafâ ümîd itme
Olursan istikâmetde bütün halk oldu düşmânın
Ger oldun ise şerri'n-nâs sakın cefâ ümîd itme
Senindir mülk ile sahrâ bu dağlar ile bağlar hep
Zerre var ise insâfın sakın safâ ümîd itme
Gülerler yüzüne dostum sanursın benzer anları
Hekim sanursın emrâzı sakın şifâ ümîd itme
Umerâlar eğer sende sadâkat kokusun duysa
Koğarlar tizce makâmdan Halîl kadâ ümîd itme
Anı bil kâilim Hakk'a adın mü'min Şerîatde
Özünde var ise şirkden eser bilmem Tarîkatde
Değil vallâhi hüccet bu zâhir sûret ve a'mâli
Eğer ki zu'm idersin ilm ü a'mâlini sikatde
Uyan tiz ey sonum hayr olmasını dilerim diyen
İdersin fitne çün îkâz adın mel'ûn Hakîkatde
İdindin zemm ü medhi kâr u sû-i zanla emsâlin
Salunursın gûyâ tecrîde varmış gibi ‘îşetde
Eğer mü'minse ismin ağzını muhkemce sedd it kim
Girerse küfr ile eşrâk koyarsın beyt-i zulmetde
Bu asr içre iki mağbûn gûyâ ahbab diye birgün
Buluşsa kıldılar düğün geçer eyyâm nemîmetde
Sükût iden lisân u kalb ile buldu selâmetler
Hele dîn içre ol sâdık bulunmuşdur ganîmetde
Dilersen ârif olmak ruhsat-ı şer'i ferâgat kıl
Ki zîrâ nefsi mağlûb eylemek ancak azîmetde
Giden hîle-i şer'a düşdü meğer her adûya hay
Hazer kıl sen Halîl zinhâr ebed anlar hezîmetde
Cümle iderdi îmân Rabbi'm murâd eylese
Bulur mevcûdu hemân kul yoğu ad eylese
Ne fâide ey vâiz ne ki makdûr olur o
Buğzun boşa ana kim küfrü mu'tâd eylese
Kimsenin hüzn ü elemine olmaz müşterek
Ol cân ki Rabbi anı vasl ile şâd eylese
Ehl-i nifâk u şirkin mevtini yerler diler
Çün şerri artar, ömrün Hudâ müzdâd eylese
Ol iki gören arar aybını diğerinde
Cânı rahat eylemez Hakk'a münkâd eylese
Kârı irtidâd olur tarîk-i Hak'dan anın
Çün İblîse hoş gelmez tâatı tâd eylese
Halîl murâd-ı Hakk'ı görüb tefvîze doğrul
Hor görme seni müşrik hor deyû yâd eylese
Yandınsa da aşkınla destûrsuz katre içme
Sen sana evhâm ile bahr-i muhîti geçme
Her eli makas tutan terzi değil ey uryân
Gelse dîbâc-ı irfân hesâbsız anı biçme
Yumurtadan çıkanlar hemân uçar mı sandın
Atub kendün yüceden tüysüz kanâdın açma
Zamânlarca hemân tayrânı görmeden olmaz
Birlik yola girmeden zinhâr başına uçma
Edâyı terk eylemek vakti tamâm idene
Bu devreden önce sen âhir mekâna göçme
İblîs ü nefs iğvâsı her tarafdan gelürken
Teslîmin yuvasından hemân yerinden kaçma
Nass-ı Kur'ân'dır Halîl anlayana sözlerin
Duymadan ma'zûl olanlara bu cümle saçma
Yûsufum bugün zındândayım âh
Sanırım geniş meydândayım âh
Sürûrum boşdur efgândayım âh
Zâhir kuyusunda Ken'andayım âh
Aslım Yâkub'la dem beni aldılar
Eğlenmeye deyû derde saldılar
Beni zâr içre anlar anda kaldılar
Hadd u hasre gelmez efgândayım âh
Gülmem ağlamakdır gülsem ağlarım
Gülmem dünyâda ben ölsem ağlarım
Tûfan-veş âleme dolsam ağlarım
Mekânsız iken mekândayım âh
N'itdi ise itdiler pederle mâder
Ah sebeb oldular zulme birader
Gerçi pek doğrudur hükmiyle kader
Sarayda iken külhândayım âh
Yaşadıkça tuğyânlığım artıyor
Nefsim şerri alub hayrı satıyor
Mevlâ'm akı siyahlara katıyor
Renksiz iken şimdi elvândayım âh
Açlığımdan haber tizce alırım
Aslım yârdan habersizce kalırım
Esas hâlde kederle bunalırım
Ben benden bî-haber gümândayım âh
Uyanmam uykudur uykum uyanmak
Bu yüzden bulamam uykuya kanmak
Halîl'e yok Nemrûd oduna yanmak
Ne çâre Tîr-i Gümândayım âh
Cümle müşkiller hall olur âsâr-ı zikr-ullâh ile
Bil hamr-i hamra hall olur âsâr-ı zikr-ullâh ile
Tesbîh ider her zerreler her anda binbin kerreler
Tâlibe gelir behreler iksâr-ı zikr-ullâh ile
Mağrûr-i hâl olma sakın meftûn-i mâl olma sakın
Feyz-i Rahmet yağar yakın emtâr-ı zikr-ullâh ile
Âbâd olur makbereler zâkir idince nâreler
Raksa durur hep zerreler iş'âr-ı zikr-ullâh ile
Zikr itmede ins ile cân zâkir bulur nûr-i irfân
Nîce gedâ oldu sultân envâr-ı zikr-ullâh ile
Muhît oldu eşyâyı Zât seyr it geçüb altı cihât
Hayât olsun sana memât âyâr-ı zikr-ullâh ile
Recâi zikr ile doldur Alîm'in rahmetini buldur
Kuru toprakları güldür âbâr-ı zikr-ullâh ile
Refâh-ı dû-cihân yâra okuyan uğramaz nâra
Gelmedi misli bu dâra oku bak bahr-i envâra
Kitâb-ı kâinât zerre buna nisbet ki bir kerre
Geldi mi âlem-i dehre müşâbîh şehr-i envâra
Ne bahr-i a'mâk ma'nâdır ne şehr-i eşvâk ra'nâdır
Ne behr-i ervâk emnâdır celîsdir Hakk'a seyyâra
Dürr-i eslâf-ı kâinât sırr-ı esnâf-ı mümkinât
Virir o nefse tezkiyât Enîs Mutlak'a tayyâra
Vesîle nâzı her âlem nassıyla râz-ı her âlem
Meşyile sâzıdır âlem gelirdi birbir emâre
Elif Lâm ile Mîm'i söndürür seb'a-i Cehîmi
Döndürür Sîn'e Cîm'i bilirdi men'i demmâra
Hem ikinci Elif Lâm'ı vasf ider zât-ı Allâmı
Nîsâ'da adl-i zînâmı, Mâide hükm-i Settâr'a
Müzeyyen sırr-ı En'am'ı, hem A'râfındaki Lâm'ı
Tevbe'den önce Enfâl'i Yûnus'un kavli Gaffar'a
Ne dimeli bu dil ile ki mahdûd kâl u kayd ile
Hûd'da Yûsuf'i Ra'd ile okunur ibn-i zâr'a
Ki Halîl Seyyid hâcer evvel Nahl, sonra Hacer
Ve İsrâ seyr ü seyr beşer senâ-i Kehfi zîğâra
Meryem'le Enbiyâ Tâ-hâ, Hacc, Mü'min, Nûr mâha
Furkân, Şuarâ şehâ Neml ider olman avvâra
Kasas ile Ankebût, Rûm ve Lokmân nush ider oğlum
Secde'dir neşr ider ulûm Ahzâb'da seyr-i Cebbâr'a
Seb'e, Fâtır ile Yâ-sin, Saffât ve Sad, Zümer, Mü'min
Fussilet ve Şûrâ hemin Zuhruf dir düşme evzâra
Olsa kalem bütün âlem denizler midâd olsa hem
Yazılmaz vasfı bâ kalem her yazan âyet-i bâra
Ve yazmayan ve cümle halk Duhân ve Câsiye el-hak
Ve Ahkâf, Muhammed'e bak feth-i ma'nâyı bul çâre
Hucurât ve Kâf ve Zâriyât Tûr ve Necm u Kamer âyet
Rahmân Vâkı'â vâkıât Hadîd'i kor mu ol nâre
Mücâdele ile Haşr'i Mümtehine ile Saf'a
Cum'a Münâfikûn elfi Teğâbûn'la yönel yâre
Talak Tahrîm ile Mülk'i Kalem ü El-Hakkâ silki
Meâric ile zü-filki Cinni ve Müzzemmil zâra
Müddessir ü Kıyâmet'le İnsân Mürselât Nebe hem
Nâziât'la Abese Şemsin Tekvîr ile İnfitâr'e
Mutaffif İnşikâk Burûc Târık u A'la'ya urûc
Gâşiye Fecr'e kıl Hurûc Beled Şems Leyl'i deyyâre
Vedduhâ İnşirâh Vettîn ve ikra' Kadr'i leyl'ez-zîn
Beyyine Zilzâl olmadın diyât Kâria hâra
Tekâsür Asr Hümeze Fîl Kureyş olmaz anda
Mâûn u Kevser'i bize dileriz gufrâna çâre
Kâfirûn üzere Nasr'i Tebbet Ebû-Leheb'edir
Felak ve Nâs İhlâs'a ir hitâm yok çünki ezkâra
Budur Bürhân-ı Rabbânî budur Furkân-ı Sübhânî
Budur pinhânî zahrânî mutahhardan irer kâra
Şifâdır dürlü derde bu safâdır nûrlu merde bu
Vefâdır yerli ahde bu bilen meyl eylemez âra
Eğer inse hakîkatden bir cur'a harf-i bî-adden
İçilmez idi lezzetden bu cihândaki âbâra
Var mı ibret alan andan cevâhir dolu ummândan
Kurtulub her bir gümândan nazar idemez edyâra
Var mı terk eyleyen cânı virüb cânı alan anı
Bulunca sırr-ı Furkân'ı görünmez ak ile kara
Alâmetleri var anın olanlar ehl-i Kur'ân'ın
Diriğ itmez ana cânın kakımaz gayr-ı etvâra
Olur olmaz sözü anda durur durmaz özü anda
Görür görmez gözü anda bakamaz görse de mâra
Değil lâzım sana gayrı budur tutsan eğer hayrı
Dilersen sırr-ı sırr seyri oku anı şehân âra
İlâhî feth-i bâb eyle ulu hayra meâb eyle
Kelâmını şihâb eyle Halîl İbrâhim zâra
Kemâl-i ilm u hilm içre sana benzer beşer yokdur
Meleklerden geçer yokdur melâyı yâ Rasûlallâh
Duhûl-i küll-i silm ile idüb tay cümle nâsûti
Bulan hayy seyr-i lâhûtî alâyi yâ Rasûlallâh
Sen öldürdün o Câlût'u olub halîfe-i fi'l-arz
Ki görmesün dikeni verd kazâyı yâ Rasûlallâh
Sen idin sırr-ı Tâlût'i ki sana mülkünü virdi
Kim i'râz itdi dar gördü fezâyı yâ Rasûlallâh
Makâm-ı Vahdet'e irdi kim itse zerrece meyli
Ziyâ dolmuş görür leyl-i dücâyı yâ Rasûlallâh
Figân u vâh ile hayli zamân terk eyledi keyli
Diler bulsun sana neyli Recâî yâ Rasûlallâh
Âlem-i kalbe duhûl it bin tevekkül atına
Sen sana senden nüzûl it bakmağa âyâtına
Sâha-i tefvîzi geç meydân-ı sabrı seyir kıl
Tâ rızâ bağçesine gir yol virir bostânına
Çünki irfân bulasın meclis-i muhabbete gir
Mahfel-i üns ü huzûra var iresin Zâtına
Vardığın dem imbisâtı kurb-i ma'nâ bulagör
Hulk ile sıfât-ı esmâ hil'atı berâtına
İrişince ey Halîl bunca letâif mahzına
Bilme evsâf irişir sonraki makâmâtına
Ehl-i aşkı pâk ider vuslata derûnda âh
Bin yakayı çâk ider şiddete derûnda âh
Ehl-i nefsi kahr ider ehl-i ünsi bahr ider
Ârifleri şehr ider hikmete derûnda âh
Ehl-i dünyâyı yıkar toprağa salub sıkar
Yedi eflâka çıkar mihnete derûnda âh
İki semti de keser her semte dönüb eser
Eyiye eyi kötüye şer bağtetâ derûnda âh
Kurudur gözden nemi dertlilerin merhemi
İrdirir bil âdemi ni'mete derûnda âh
Virir belâ fethaten okur salâ hucceten
Vâkıf ider cümleten fıtrata derûnda âh
Alma âhını kulun Halîl sen hazır bulun
Çevirir bir an yolun rıhlete derûnda âh
O yârin menzili cânın içinde
Devâm-ı zikre git kânın içinde
Gönül âyinesi pâk olsa pasdan
Görünür vech-i Yâr anın içinde
Vakit vakit ider seyrân o yâri
O cân ki sevdâsı Bâ'nın içinde
Gönül noktası boş kalsa cihândan
Dolar yâr zevki noktanın içinde
Bu cânım acılaştı her acıdan
Bulunca bu kavuşmanın içinde
Yedi puta n'içün tapmalı bu cân
Terki görünür irfânın içinde
İki yana virildiği ziyâ tâmm
Bulam kendümi ziyânın içinde
Eyvâh ki itdiğim burda varamam
İsem n'ideyim hicrânın içinde
Beni gönderdiler ki anı geçem
Geçer miyim utanmanın içinde
Nasîb iderse Hak bir damla içsem
Okumanın okutmanın içinde
Gemi gibi bu kalbi debredir o
Virir temâşâdır anın içinde
Büyüklüğü ko her şeyden ol ednâ
Yakınlık yâre ednânın içinde
İçin görem yârin görür mü sandın
Bulan bulur bu meydânın içinde
Yârini gözledinse oda yandın
Halîl ir yâra bu Râ'nın içinde
Kur'ân'ın hükmü kıyâmete kadardır söyle
Ya neden bunca ferâh gezersin hocam öyle
Ol Sûre-i Bakara'da kimlerdir anılanlar
Göster anları bana şimdi yok dirsin şöyle
Kalbi mühürlü kimdir ya kim felâha iren
Allâh'a mü'minlere neden hud'a böyle
Muhâtabı bu zamân yok dirsin küfr idersin
Zîrâ Kur'ân bekâsı mezkûrlardaki huyla
Zikri Kur'ân'dır deyû dervîşlere söğersin
Mezkûrlarını sorsam kızarsın hayla-huyla
Kimdir o kim Hak didi kalbi marazdır anın
Fesâd itmekde nîce kıyar bir cism u rûyla
Nefsini ıslâh iden sanur bu halk içinde
Hak didi müfsid anlar deriler ile tüyle
Hak'dan hidâyet olub meğer kul bile Halîl
Yoksa ağız kokusu gitmez sürünme böyle
Ezelden geldin ednâya iken zevk ü safâ içre
Mücâvir iken a'lâya düşüb sin bî-vefâ içre
O âlem ne âlemdi var idi kurb-i Rahmân
Bugün nefs ile şeytâna hem behâimle cefâ içre
Geç sen önce behâimden anın ardınca siba'dan
Anın sonrası şeytândan geçüb koy mıntakâ içre
Geçince bu merâtibi melâikden dahî geçüb
Gelince rütbe-i nefse anı da geç afâ içre
Gözükür rütbe-i insân anı da sen izâfîye
Güzel sûretin sûretde Halîl olub cefâ içre
Ey cân rıhletin içün çalınan tablı dinle
Hoş vatanına gitmeğe cânın ile inle
Sen nerdesin ey güzel ki kabrin böyle tenhâ
Eser n'içün virmedin hiç olmazsa boyunla
Dirdim aceb görürdün sana zevk-i pinhânî
Bugün ki buldun anı nîcesin bu deminle
Buldun diğer sûreti ki mecmû'-i suver ol
Bin senâ kıldın hele halâsına bununla
Su toprak zevkini koy didim bul câvidânı
Feleki geç asla gel hem ben iken seninle
Dûzağa koydu eyvâh bu cesedler ateşi
Seni benden uzağa atub koydu gamınla
Her tarafa n'içün esersin nev-zâd gibi gönül
Gelmez misin o güne ki komaz seni dîninle
Dünyâ yâhûd zîneti içün bir söz dir isen
Mahv ider cân hayâtın komaz seni dîninle
Didim ey nûr-i dîde ki her nîce suç itsen
Afv olur, ammâ olmaz olur ise dilinle
Havâtır-ı dalâle uyma ger insân isen
Mahzâ hayr olsa anı kabul eyle cânınla
Ki bugün bir emânet gün olur senin içün
Sa'y eyle yarın içün Halîl iki elinle
Bu gözyaşı devâ derde ah ki bunun sonu gelse
Tükenmez gamm revâ serde âh ki ciğerimi delse
Remz-i rehber ayn-ı şifâ hatırlasam hüsn-i cefâ
Ol sûretle bulsam vefâ âh rıhletim günü gelse
Nefis iğvâ virmededir nûr-i tuğrâ silmededir
Mâhî garrâ girmededir âh ki cân kadrini bilse
Nedir bu zârın ey âşık bende gülzârın ey âşık
Sin'de mezârın ey âşık âh cennet bağçesi olsa
Sundum sana zülâlinden içirdim may visâlinden
Ki virdim mâye rûhumdan âh o ihsân günü gelse
Hemân hamd eyle Allâh'a ki sen derd ile ol şâha
Bunu vird eyle ol mâha seni bulmak demi gelse
Halîl'in derdi derûnda dönen bin bini birinde
Bulur derdi bu seyrinde seni görmek demi gelse
Ey uykunun kardaşı sen de gel benim eve
Kardaşın gelir gider dir ki yoldadır dede
Karanlıkdır bu evim uyansam da uyurum
Yeter uyku hele gel sohbeti seve seve
Gözüm görür mü deyû her tarafa koşarım
Sen gelmesen gîcedir güneş doğmaz bu eve
Ömür ağaç dalında, yetmiş zeytün de âdem
Almaz mı sâhib, kemâle irsem ive ive
Eğer yolun uzaksa ru'yâda görün yeter
Kurtarmazsan dışarı pencere aç bu eve
Balık olsam kendümi atmaz mıyım denize
Eyvâh ki tutulmuşum insân yuducu dîve
Sensiz bana yazılmış kara kara defterler
Ey elçi o defteri sil de koma bu dâre
Bu memleketin suyu acıdır tatlısına
Geçersen bize gelüb yükledüb önce deve
Bu dîv benim göğsüme basmış çeker yaralar
Gel de biraz merhem it ey hüsn-i remz ü şîve
Haber aldım ehl-i aşk senden almış hayâtı
Her ne kadar gelişin dûr olsa da adûde
Her şeyi ben ehline virsem de gelmez misin
Ger mecâz u hakîkî çıkmaz mı fi'le kuvve
Devir mi adı devrin yoksa aslı mı cevrin
Halîl talepde fevrin bulmak mı yol o köye
Asıl usûl mü oldun sen ey nefs-i nâtıka
Her bir işime güldün sen ey nefs-i nâtıka
Vîrânenin kenzi misin bu letâfetinle
Benliğim alub n'oldun sen ey nefs-i nâtıka
Elinde bu ibriğin neden mâ-i hayâtı
Aldın, hem dâhi soldun sen ey nefs-i nâtıka
Vücûdumda su başı bahr-i hayâtdan mısın
Elimde ne var aldın sen ey nefs-i nâtıka
İşin doğru sözün hem ayn-ı vefâ özün hem
Doğru görür gözün hem her-dem nefs-i nâtıka
Sen olmasaydın gönül evini dîv yıkardı
Görünce aldı izin her dem nefs-i nâtıka
Seni bulmadan korun Hak dir ki bilemezsin
Boyunca dinir ana müjde nefs-i nâtıka
Âlemin kalbi sensin hayâtısın nihânın
Hem de her bir ayânın sen ey nefs-i nâtıka
Vakt-i seher Habîb'e varınca söyle selâm
İlk eyle benden kelâm sen ey nefs-i nâtıka
Kerâhât-i mekrûhu hak kabûlün makbûl-i Hak
Koma Halîl'i nefse sen ey nefs-i nâtıka
Müderrisin bildiği irmez bu merkeze âh
Gökleri geçdiğini söylemiş herkese âh
Âlemler efendisi âdemi kim bilmemiş
Secdesinden kaçanı benzemiş kerkese âh
Ey hâce vehmin senin uzakdan yol soruyor
Sen ne zamân varırsın girmişin kafese âh
Seherde n'içün ötdü bed-nûsu söyle bana
Vâr ise ilmin eğer irdinse nefese âh
Dilinde dîl–dârın var ırakda gezdin neden
Mihmânına hürmetin böyle mi ey köse âh
Uzun kısa sakalın dilin mağrûr eylemiş
Dûr kılmış Hak'dan seni tutdurub kâbûsa âh
Bir iki gün tefsîri koyub al ders Hudâ'dan
Mantığınla kalmışsın uyub bol hevese âh
Ma'nâ-yı Kur'ân eğer itseydi sende eser
Dimez idin fi'l-beşer bak sen şu menhûsa âh
Dört unsûr nefs-i vâhid bilemedin âdem'i
Secdeden kıldın ebâ düşdün yavan sese âh
Şaşı gören gözüne devâsı sende iken
Ta'n eyledin Halîl'i bakub her bir sese âh
Benim yârim o dîl-dârım bana diğerlerinden ne
Dilimde bâkî hoş vârım bana gölgelerinden ne
Zamânının zenânının visâlinden hayâli hoş
Ki nâkıs-ı akl u dinde bana o hoş bunlardan ne
O kim murâd olmuş âkil eylemez meyl her gâfil
Görür mü nâkısı kâmil denize katresinden ne
Nefs eline virir mi cân bekâ'sını bu şehvetle
O şehsüvâr ki binmişdir urûca hatvesinden ne
Nisâya meyli kılmak ger bilâ şehvet ise cândan
Hayâle kuvvet ider aşka varır gayrısından ne
Kanâd olub anı alur götürür semt-i maksûda
Konarsa mezc olur bala dime bulaşmasından ne
Helâlinden cimâ eğer olursa da yolun keser
Kanâdın sist ider zîrâ tâlibe ayrısından ne
Ki mert ile zenn birliği kılar murâdı her zamân
Maksâd andan olmasa Hak söyle netîcesinden ne
Kıblesi sûretde eğer tapanın olsa zenn eğer
Ehl-i dîlin kıblesi Hak, ana mâsivâsından ne
Ne bu halka, ne bu hulka ider ülfet, olan ârif
Halîl bu şems-i tâbânı gîce gölgesinden ne
Devr-i eflâk sanma müşkil seyr ider cân ehline
Hânını bulmak mı müşkil hândaki hân ehline
Hey'et-i âlemi seyr it dal bihâr-i hayrete
Arş-ı kalbe çıkûben rehber ol irfân ehline
Gökler üzre tahtını kurmuş Melâik ey beşer
Sen neden el birliği kıldın bu külhân ehline
Bak bu toprak noktası Bâ'nın mı aynı, gayrı mı
Rûh-i insân hiç uyar mı rûh-i hayvân ehline
Âlemi gör çevre çevre Bâ'yı sarmış her taraf
Gel bu Bâ'nın seyrine gir uyma elvân ehline
Sen behâimden n'içün havf idersin insân isen
Bu harâb evine gir gör beyt-i Rahmân ehline
Kalb-i selîm n'olduğunu bilmedin câhil meğer
Gel misâfir ol iki gün beyt-i Sübhân ehline
Damlasından âlemi var eyledi bahr-i ulûm
İlm-i Zât'ı kılmaz ihsân ahd-i nisyân ehline
Ey hâce terk eyle her bildiğini benliğini
Tâ göresin ki Halîl ehl oldu mihmân ehline
Deniz kuşuna binen minnet itmez ayağa
Korkuyu koysun hele vedâ ider durağa
Su yüzünden uçuşu ne safâdır kanada
Yaslanarak gidene seyri kor yere dağa
Hevâ göksünde gezüb sâhiller seyrânını
Şükr itmez mi görürken bakub yakın ırağa
Esen rüzgârla denizlerin yaradânına
Fikr u meyl eylemez mi girüb bağçeye bağa
Yirmiiki nehirle nîce elvân eşyâlarla
Bezetmiş bu cihânı ala yeşile ağa
Aşkı göklerle yeri şevkıyle dönderirken
Yedişer katında hükmü bak gör ol çırâğa
Ne dindi ne ki dinir boşa sanan ne bilür
Gökler arşın yanında benzer küçük çanağa
Sözlerimi eğriye çeker hasûd kârıdır
Tilki hîlesi ile düşer dâim tuzâğa
Kendüsini hoş görerek diğerini boş bilen
Bir bilgideki ateş almış anı kucağa
Nûh gibi peygamberin oğlu mürted olursa
Halîl nazar ider mi odsuz olan ocağa
Yaratdın ey Tanrı bu ibret evini kimlere
Virdin nizâmı yer ü gök mekân ile demlere
Kitâbında her taraf yüzünden gayrısı yok
Bildir eşyâyı göster yüzünü âdemlere
Tabiatlarla ecsâmı anâsırda bilsem
Sûretlerde başka ne irse idim cemlere
Hayvân ile ma'den ot hep kudretinden eser
Düşünmek midir meğer irüb sırr-ı şemlere
Devrânında eflâkın vukûfû bu idrâkin
Dört erkân imtizâcı düşüb nîce gamlara
Bu kitâb-ı hikmetin hurûfi kudretini
Gören bulur mevâlid düşer mi o kemlere
Hem Tanrı kelâmları bir bilüb merâmları
Terk idüb her da'vâyı gel ki düşme semlere
Ne kutlu o câna ki evkât bildi eşyâyı
Terk eyledi dünyâyı var bağ-ı iremlere
Köpükleri terk idüb yüzden içeri daldı
Saldı deryâya kendün bakmaz medh u zemmlere
Bak bu nasıl denizdir gelir gider yüzde su
Artmak eksilmesi yok dolar nîce hemlere
Bir dalga gibi âlem gelür gider bekâsız
Gidene ey vefâsız bakub düşme yemlere
Gelen ile gidene bakub yorulma gönül
Deryâyı bul deryâyı bakma sulu çimlere
Yoğu var bilme yazık fikrine yorulmağa
Ehline vir dünyâyı kuru yaş diyenlere
Elindeki ölümde vardır ebedî sağlık
Tanrıyı iste, cihânı terk eyle sen gamlara
Mustafâ'nın sözünü sevmiş, inanmış olsan
Hani sen olmuş idin irmiş idin demlere
O rûh ile bağlasan iki dudaklarını
Akıl dudağı söyler hikmeti haşîmlere
Ya'ni haşîmlik bilene o zâta dirler haşîm
Yoksa ma'nâ kâr itmez çok bilen haşîmlere
İşitmese kulağım bir iki gün hoş olur
Gönül kulağı varır gökde terennümlere
İki cihân birdir diyenler olmaz mı mağrûr
Tertîblerini koyub düşmüşdür enginlere
Vücûdun birliğini bulan hâl ile bulur
O zamân memnûn olur ammâ düşer çimlere
Geçerse fikri ile ileri rütbelere
Ulaşır emre mutî' veliyy ü hamîmlere
Kendi de muti' olur kendü fermânlarına
Fakat suçdan çıkamaz düşmüşdür elemlere
Gerçek görmeye ise anı kor Tanrıya
Yerle berâber olur vedâ ile kısımlara
Sırrı gâyet saklıdır açık diyen haklıdır
Bu bir kâmil naklidir irmeli peygamlara
Senden sen hiç gidilmez tendir ayrılan senden
Gerçek ölümden evvel irmeli bî-gamlara
Sükûtunu kâmilin senin suâllerinden
Noksanından sanursın sürünürsün hemmlere
Cihânın esrârından onlar söyler ki bilmez
Humk iledir bilgisi düşmüşdür mâtemlere
Sûretâ yüzü güler riyâ ve ucb iledir
Ey Halîl bunları ko irdinse hâtemlere
Her kişiye sanma terke irmek müyesser ola
Mü'min oldur dileye her demde mükedder ola
Her ne fikre gelse anı söyleyen fehm ü râza
İremez asla murâda vaslı muasser ola
İlm u a'mâl güç değil elzem sana cehd içre cehd
Hak yolu zann itme hiç nefsin çün muhayyer ola
Kesret-i a'mâl sana delîl değil cehd olmasa
Bir cihâd kıl nefsine ekberle muabber ola
Her ne ki arzu ider nefsin anın aksini kıl
Tâ Halîl ol Nemrûd'un dileği muahhar ola
Derdine hoşca bir devâ işit hele inile
İnile ey dertli gönül yâr aşkına inile
Yola gir dönmez isen zinhâr eğer ben ile
İnile ey dertli gönül yâr vaslına inile
Görürsün üç, yedi, kırk himmetle neler varsa
Tûr, dere, yel ile cibâl hem deryâlar inile
Yağmurla kar iniltisin hem göklerin yardıkları
İnile ey dertli gönül yâr şevkine inile
Taş dime toprak dime her gördüğünü eyi tanı
Kim var unutma o toprağın içinde yatanı
Koyan kimdir, kovan kimdir Cennetdeki atanı
İnile ey dertli gönül yâr mekrine inile
Yeryüzün bin âyinede gösteren güzeli gör
Bize hâlin nîce deyû sen de hatırını sor
Yüzbin âyinede bir yüzü görmeyenin gözü kör
İnile ey dertli gönül yâr hicrine inile
Sana her zerreden ider nîce bin cilve edâ
Dir ki senin yârin benim sanma oldur mâ-adâ
Beni bilmez isen zîrâ oldun ebedî cüdâ
İnile ey dertli gönül yâr kahrına inile
Her güzelin güzelliği eyi anla benimdir
Beni bilen cânı cânım teni dahî tenimdir
Beni unudanın evi yedi cehennemdedir
İnile ey dertli gönül yâr hışmına inile
Gel dir isem yollar geniş olur sana gelinir
Huzûruma gelen âşıklara dağlar delinir
Cebr iderim câna vaslı Halîl murâd bilinir
İnile ey dertli gönül yâr cebrine inile
Eyi söylemek dururken aksini sen söyleme
Hem sağlık ile yürürken seni sayru eyleme
İki eğri beni hoş disünler deyû nâhoş
Söyleme şol sözü boş hem serfürû eyleme
Âdem midir o âdem hem iki sanur âdem
Birden utanur Âdem i'raz-ı rû eyleme
Maksûdun söyle nedir senin dilin var ise
Vârın terk eylemekdir yol vâr sana yâr ise
Kıbleye yönelenler poyrazdan yüz çevirir
Kâ'be arkanda kalır yönün poyrazlar ise
Bilmediğin yana hiç dönme yanmayam dirsen
Bilmeden oda düşer pervâne oynar ise
Her bir oyun harâmdır didi sözü hak olan
Çok güler söyler oynar kişi aklı dar ise
Yaşama darlığından önce düşünebilsen
Dost hoşnûd olur ise işle yok kaç kâr ise
Nesneden ki Hak hoşnûd olmaya kâr sayılmaz
Anda toplanmış olur her ne ki zarâr ise
Duruş gününde utanur ateşe o sarılur
O kim Hak'dan rızâsız her neyi sarar ise
Düşün düşün yine düşün laf mekrine düşme
Bin düşünür bir söyler kim sözden anlar ise
Her ölçüye düşürme ya doldurmaz ya taşar
Kendine evkât anla gözlerin bakar ise
Kavak, servi yükselse zeytûn olalım deyû
Adına irişir mi göğe dek ağâr ise
Rahmet olsun ruhuna şâd olsun dirler ana
Kim haddini kadrini bilici cândâr ise
Müftî, hâkim, emîrim deyû benlik idene
Ayağı kibrit başı her nere basar ise
Sakal sarıkla biliş nesi var ise tükür
Çekinme aldanmayın şeytânlık yapar ise
Câhil özünü ârif sanur birkaç söz ile
Tûti insân olur mu her ne söz kapar ise
Ehl-i nazara yan bakanın gözü kör olur
Ben de onun gibiyim deyici bî-âr ise
Akl u fikirden üstün Mevlâ'ya irişine
Akl u fikr irdirilmez ne yana uçar ise
Bilmediğini inkâr kolay gelür kişiye
Korkusuza toplanur her ne ki inkâr ise
Âdem ise adın ikrâr ehli ol Halîl
Âdem'le bile geldi her ne ki ikrâr ise
Maksûdun söyle nedir senin dilin var ise
Vârın terk eylemekdir yol vâr sana yâr ise
Kıbleye yönelenler poyrazdan yüz çevirir
Kâ'be arkanda kalır yönün poyrazlar ise
Bilmediğin yana hiç dönme yanmayam dirsen
Bilmeden oda düşer pervâne oynar ise
Her bir oyun harâmdır didi sözü hak olan
Çok güler söyler oynar kişi aklı dar ise
Yaşama darlığından önce düşünebilsen
Dost hoşnûd olur ise işle yok kaç kâr ise
Nesneden ki Hak hoşnûd olmaya kâr sayılmaz
Anda toplanmış olur her ne ki zarâr ise
Duruş gününde utanur ateşe o sarılur
O kim Hak'dan rızâsız her neyi sarar ise
Düşün düşün yine düşün laf mekrine düşme
Bin düşünür bir söyler kim sözden anlar ise
Her ölçüye düşürme ya doldurmaz ya taşar
Kendine evkât anla gözlerin bakar ise
Kavak, servi yükselse zeytûn olalım deyû
Adına irişir mi göğe dek ağâr ise
Rahmet olsun ruhuna şâd olsun dirler ana
Kim haddini kadrini bilici cândâr ise
Müftî, hâkim, emîrim deyû benlik idene
Ayağı kibrit başı her nere basar ise
Sakal sarıkla biliş nesi var ise tükür
Çekinme aldanmayın şeytânlık yapar ise
Câhil özünü ârif sanur birkaç söz ile
Tûti insân olur mu her ne söz kapar ise
Ehl-i nazara yan bakanın gözü kör olur
Ben de onun gibiyim deyici bî-âr ise
Akl u fikirden üstün Mevlâ'ya irişine
Akl u fikr irdirilmez ne yana uçar ise
Bilmediğini inkâr kolay gelür kişiye
Korkusuza toplanur her ne ki inkâr ise
Âdem ise adın ikrâr ehli ol Halîl
Âdem'le bile geldi her ne ki ikrâr ise
Ezelden yâre bî-gâne olan gelir mi meydâna
Çağırma anı dîvâna değişme kârı ziyâna
Gözükür benzer uyara onulmaz andaki yara
Özü îmândan âvâre gider mi râh-ı irfâna
İnanma mü'minim deyû sana uyduğu birkaç gün
Adâvet setr içün İblîs dostum didirtdi Mervân'a
Bugün îcâb-ı nef'i dost olur güler uyar her dem
Bu hâle nef'inin aksi görünce gider udvâna
Bu tarz üzre karîn-i sû' adını sorma sen aslâ
Yezîd-i vakt olur el'an uyanlar düşdü husrâna
Bahâne itmesi komşu veyâ kurbiyyeti anın
Galatdır, cânına düşmân olan dost olmaz ihvâna
Bugün dostluğuna anın ider Hak dostluğu ifnâ
Yarın ana da iş ider ki itmez idi düşmâna
Muhabbetle meveddet Hak içün olmazsa bâtıldır
Adâvetdir nedâmetdir netîce kâr-ı insâna
Adâvet Hak içün olsa kime olsa meveddetdir
Muhabbetdir meserretdir huzûrdur rûh-ı ebdâna
Anın içün hubb-i fillâh Muhammed Mustafâ emri
Bu yüzden buğz-i fillâh vâcib oldu zenle merdâna
Bu yüzden oldular düşmân nîce kurb ehl-i yârâna
Halîl atâsını koydu ki dönmeyince Rahmân'a
Ey müşkil içre kalan Nebî ile Velî'de
Bundan azher ne ola hafî ile celîde
Tohum oldu nübüvvet kök olmuşdur Risâlet
Dîn ağacına meyva Velî'dir ezelîde
Bu yüzdendir ki zâhir dinir Nebî velîden
Yücedir, çün velîye feyz ider evvelîde
Ey cümle-i Nübüvvet mazharı muktedâlar
Her bine binler salât ile selâm belîde
Didiği demden ervâh son deme irişince
Sonsuz Halîl tahiyyât zuhûruna var Alî'de
Kâtib-i Levh'in güzel elinde
İdim yazılırken Kur'ân dilinde
Berâber idim hem Kün emrinde
Gonca idim açılmadan gülünde
Mikâil'e Hakk'ın ilk kelâmında
Kırklar askerinin aşk i'lâmında
Ahmed'le Haydar'ın sırr-ı teâlinde
O sırr-ı nihânın idim yolunda
Arş üstüne kırklar kurunca cem'i
Muhabbet-i Hak olub sürünce demi
Balçıkdan yaratdığı dem Âdem'i
Hak bulunmuş idim o dem belinde
Yûnus balık içre kaldığı günler
Haydar Zü'l-fikâr'ı çaldığı günler
Kavmini yas ile saldığı günler
Cümlesinde bulunmuşdum kolunda
Recâî bu yolda yâr-i aşk oldun
Münkirler bulamaz sen ne ki buldun
Bir câna yerleri gökleri virdin
Bir yoldaşın dahî Yemen elinde
Gözün aç nüsha-i Kübrâ ilmü'l-Esmâ'yı seyr eyle
Sırât-ı müstakîmdir ol gözü bünyâyı seyr eyle
Şerîatla Tarîkat hem Hakîkat, Ma'rifet anda
Gelir gönlüne girüb Kâ'be-i Ulyâyı seyr eyle
Anın yolunda cân terk eyleyenler buldu Mevlâ'yı
İrdiği rûz-i Mahşer Menzil-i Ulyâyı seyr eyle
Ana âşık olanlar azı çoğu n'eyler, şunlar kim
İki âleme Lâ dirler idüb İllâ'yı seyr eyle
Bu Tevhîd'e irenden sor, Halîl kimdir yâ Delîl kim
İmâm ve yâr ise dînin hafî ma'nâyı seyr eyle
Muhammed'in hakkı içün günâhlarımdan geç Allâh
Mürtezâ'nın nutkı içün günâhlarımdan geç Allâh
Bi-hakk-ı Fâtıma Ümmi Hatice-i Kübrâ cemmi
Ehlinden içenin semmi günâhlarımdan geç Allâh
Hüseyn-i zü'l-Velâ içün Meşhed-i Kerbelâ içün
Çekdiği bin belâ içün günâhlarımdam geç Allâh
Zeyne'l-İbâd ve Bâkır'ın hakkı içün hem Câfer'in
Ve Mûsa Kâzım Züfer'in günâhlarımdan geç Allâh
Bi-hakkı Aliyyü'r-Rızâ Tâkî ve hem Nâkî zibâ
Ve Hasan Askerî mahzâ günâhlarımdan geç Allâh
Muhammed Mehdî hakkı içün çarda ma'sûm hakkı içün
Rasûl'in cem'i hakkı çün günâhlarımdan geç Allâh
Cemî-i Enbiyâ hakkı cemî-i Evliyâ hakkı
Halîl-i zî-recâ hakkı günâhlarımdan geç Allâh
Gözet cân ile ey âşık Alî'dir ayn-ı sırr-ullâh
Adındır sûreti'l-insân anın rûhu Rasûl-ullâh
Alî ferd-i hakîkatdır imâm ve hem Tarîkatdır
Alî başlarda rif'atdır odur nutkunda Rûh-ullâh
Alî'dir cümlenin cânı Alî'dir her kerem kânı
Alî'den al ki irfânı Alî'dir bâb-ı ilm-ullâh
Alî râh-ı hidâyetdir Alî sırr-ı inâyetdir
Alî nûr-ı velâyetdir Alî bî-şekk Velîyy-ullâh
Alî'dir Lahmuke lahmî dinilen demüke demî
Belvassânî ibn-i ammî buyurdu bil Rasûl-ullâh
Alî'dir evvel u âhir Alî'dir tayyib ü tâhir
Alî'dir bâtın ü zâhir Alî'dir hem Sahîyy-ullâh
Alî Cinân u Rıdvân'dır Alî Hûri ile Gılmândır
Alî Cân ile Cânândır ki rûhu oldu Arş-ullâh
Alî'dir cümleden a'lâ ve yâr-ı Ahmed-i Mevlâ
Sâkî-i kevser-i bâlâ Alî'dir ayn-ı Feyz-ullâh
Alî'dir yel ile ateş Alî hâdil ve hem âyiş
Alî ârif Alî dâniş Alî'dir aşk-ı Şevk-ullâh
Alî'dir cümlenin yâri Alî'dir tâlibin vârı
Alî'dir sâlikin kârı ve şâhid-i Cemâl-ullâh
Alî muhît-i a'zamdır Alî mahbûb-i efhâmdır
Alî hem kıbel-i akvemdir ki câmi'-i Sıfât-ullâh
Alî'dir mazhar-ı Zâtî cevâmi'dir kemâlâtı
Alî'dir nûr-i âyâtı ki mazhar-ı Kelâm-ullâh
Alî Zebur u İncildir Alî Tevrât u Tenzîldir
Alî deryâ Alî nîl'dir Alî'dir vech-i Nûr-ullâh
Alî'dir sâcid u mescûd Alî'dir cümleye maksûd
Alî âbid Alî ma'bûd Alî'dir şâh-ı Beyt-ullâh
Alî'dir sâhib-i Düldül Alî güldür Alî Bülbül
Alî Sultân Alî kuldur Alî elinde Seyf-ullâh
Alî'dir gün gibi envâr Alî mihrâb Alî mimber
Alî'dir fâtih-i Hayber ve kâtil-i Adüvv-ullâh
Alî'dir seyr iden sırrı Alî'dir gösteren berri
Alî'dir dehr iden devri Alî teslîm-i Hükm-ullâh
Alî yâr-i Muhammed'dir Alî vâr-ı Muhammed'dir
Alî kâr-ı Muhammed'dir Alî'dir nûr-i Nûr-ullâh
Recâi'nin yüce Pîri ümîdin eyle zâiri
Ceddî Rasûl'ün vezîri Alî'dir kâilü fîllâh
İrişdirir selâmı ehl-i kurba hem ehibbâya
Giderse mektûbun yetişir komaz ekdârı ferdâya
Vefâ ummak cihândan çün hata ise de ma'nâda
Cihân olmasa kim nâil olurdu rûy-i zîbâya
Hudâ'dan gayrıya meyli viren dâreynde aldandı
Fakat ağyârı olmasa kim ulaşırdı Rızâ'ya
Cehdsiz kimse iremez rütbe-i sırr ı a'lâya
Maksadın Zât ise Halîl tahammul eyle ezâya
Sensin Sultânım eyleyen arşda tımârı bağlara
Ölüleri kılan diri viren hayâtı sağlara
Sûretde insândır adın beşerden gayrı yok yâdın
Lûtfunla âlemi sardın yağan kar gibi dağlara
Ağlayana dermân yüzün hep ahd ile peymân sözün
Çok uzakdan görür gözün sığmaz cemâlin çağlara
Bir gönülde aşk-ı Hudâ zerre sezer ise Zâtın
Tiz ma'mûr eylersin anı bakmayub kara ağlara
Ateşe baksan nûr olur kahrına iren dûr olur
Çok teşvîşler huzûr olur şehdin virilmez zağlara
Enîs u mûnisi yârim iki âlemde her vârım
Her hâlimden haberdârım atma beni ırağlara
Şevkın ile gezer gönlüm emrinle zehrim bâl olur
Sensiz hayât bana ölüm senden nizâm dimağlara
Nûrunla dûzahlar söner aşkın ile rıhtlar döner
Halîl'e şemsinden iner nûr cândaki otağlara
Aynısı da nasârâya kurulmuşsa da Kilise
Bugün zındân kesilmiş hikmeti gör nâsa Kilise
Güvercinlere mesken kubbesi ve ulvî etrâfı
Dimek me'vâdır ancak muhtelif ecnâsa Kilise
Lisân-ı hâl ile söyler bu kuşlar hep ki var ma'sûm
Hem lâyık olmadadır dir çok şirâr-ı nâsa Kilise
Muzîr olanların kalbinde misl-i şerri memzûci
Duvarları demirle zabtlıdır kıyâsa Kilise
İbadet idene hem itmeyene dir ki hâl ile
Emr-i Hak'la cezâm vardır uyan hannâsa Kilise
Ve hem Rahmetle duâsını dirîg itmeyenlerin
Dimesünler ki çok zikr eylemiş dilinde Kilise
Halîl sen istikâmete idersin hâlini tahvîl
Gidersin tiz bilâ te'vil durur bil ye'se Kilise
Halîl yâdigâr olsun Ebû Zer ibn-i Alî
Her ehl-i dîl okusun ibret içün Kilise
Kulak vir bî-nevâya gönül irsün devâya
Bugün haberdâr olsun bir fi'l-i bî-revâya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya
Geleli nesl-i Âdem görmedi mislin âlem
Yezidler oldu hürrem bu derd-i bî-devâya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya
Ben İslâmım diyenler gûyâ hacca gidenler
Hakk'a kul seçilenler gör n'etdi Müctebâya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya
Tutdu zâru'l-atşa bir içim su virmediler
İtmez küffâr-ı Habeş bu zulmü bir a'dâya
O kavm neferin kırdı cümle civânı merdi
Son kendü atın sürdü girdi O Şâh gazâya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya
Aşr-ı Muharremde âh cum'a gününde O mâh
Çağırdı deyû Allâh boyun eğdi kazâya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya
Havfından Şimir lâin okurdu Yâ-sin hemîn
Tâ ki yutmaya zemîn kasdında Hel etâ'ya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-ı Enbiyâya
Sinan ile ikisi ol gîce kasd etmişdi
Yer anları tutmuşdu ta'zîmen Mürtezâ'ya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya
Cum'a vakti havâle oldu şahâdet âle
Gün kubbeden zevâle dönmüşdü virdi sâye
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya
Tutdu hep âlemi yas gâyet sevindi hannâs
Mahşer gelür sandı nâs çökdü zulmet semâya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya
Elinde iken kazâ virir mi diye rızâ
Neler gösterdi kazâ ahfâd-ı Mustafâ'ya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya
Bunca gürûh-i fetret alan yok mu hiç ibret
Yok mu hiç hubb-i kurret ol kavm-i bî-hayâya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya
Âl'e kılan ezâyı la'net ider Recâî
Sever âl-i abâyı değişmez bî-bahâya
Düşdü Hüseyn atından meydân-ı Kerbelâ'ya
Cebrâil git haber vir Sultân-i Enbiyâya
Yeri göğü denizleri yaradan
Gözümü perdeli koyma sonumda
Koma beni geri aklı karadan
Okumaz bir deli koyma sonumda
Seni bilen güzel murâd içinde
Varlığı ezelî bünyâd içinde
Bırakma seni bilmeyen yâd içinde
Gönlümü hilâli koyma sonumda
Yâd oduna yanar isem söneyim
Sen var iken yâ ben kime döneyim
Döner isem ben yârime döneyim
Bağrımda yâd eli koyma sonumda
Sevme dir bana seveni seni
Göreni göster görmemi ivdir
N'eyleyem ikiyi iki evdir
Günümü gîceli koyma sonumda
Eş it beni eş it denizdekine
Karada Ahmed'in izindekine
Ehl it beni nesli kızındakine
Elifi heceli koyma sonumda
Yâd ideyim yâri yâd arasında
Anayım bin dürlü derd arasında
İreyim varlığa derd arasında
Halîl dir peçeli koyma sonumda
Beni kıldı berî arâmîde
Aşk olunca kişi arâmî nide
Âdem Pîr ile bu dostun ireli
Âb-ı şirînim şûr oldu göreli
Ol ezel goncasını ben dereli
Gamdan a'lâ görmedim âdemîde
Arzû-mend idim Hudâ'yı bir zamân
Şimdi arzû kalmadı zerre hemân
Bilemem hoş mu bu hâl yoksa yaman
Bahr-i ademdeyim ben bir gemide
Ateş-i bî-dûd gibi yanar idim
Âb-yâr-ı dîl görsem kanar idim
Kimi görseydim hekîm sanar idim
Bekler idim devâyı merhemi de
Şimdi âmâc-gâhım olmakdır berî
Anmamak bir kayd içün el-Hak seri
Yâr içün dolaşmışım nîce yeri
Ancak eser kaldı bu dem femîde
Bilmemezlik sever idim ben bu gün
Bir olubdur bana musallâ düğün
Ey Halîl her ne dir isen iy düşün
Fikr içindedir ahlâk-i hamîde
Gelir güler yüze mel'ûn döner adâvet icrâda
Fırsatı bulsa ef'â-veş sever bî-gâyet ifsâda
İki yüzlüdür ol deccâl fakat birle olur zâhir
Kim aldansa zuhûruna atar huzûru eb'âda
Hudâ'nın nezd-i pâkında olan müşrik ise müslim
Nifâk içre olur her-dem değildir şerri ifnâda
Adı İslâm fakat kâfir ana nisbetle sâlihdir
Dum alâ ragmi'l-îdâ mü'min isen koma ebkâda
Yol üstündeki ezâyı imâte bize vâcibdir
Rasûlullâh'dan emr oldu bu ma'nâ bize ignâda
Kuşanur zünnâr-ı şirki İblîslere ider gıbta
Değildir âdemzâde odur ki şerri iğvâda
Hudâ Peygamberine dir ki sen hazer kıl anlardan
Katl ide anları Allâh komaya nârdan ibrâda
Yüzü solmaz hayâ kılmaz ki yok îmân u dîn anda
İder sû-i niyetle zann değil fesâdı ekfâda
Sanur bilmez özün Celîl salınır her yana hâin
Tanur görse yüzün Halîl tutar çün fitne ibkâda
Hamd eyler sâl u âyına sâhib olan dîl–dârına
Ol ki âşıkdır yârına vedâ' idüb ağyârına
Minnet sana yâr tâ ecel ol yâre ki izzü ve cell
Ni'metlerin çokdur güzel görmeyen düşdü bârına
Lûtfun olmazsa ey Latîf inkâr gelir kula redîf
Tutar bulut gâyet kesîf düşer cahîmin nârına
Bülbül güle ağlar iken aşkı zevki anlar iken
Firkat anı dağlar iken kerkes gider murdârına
Yalan varı elimden al sen beni gerçek yola sal
Bir iki gün gönlümde kal irsün nihâyet zârına
Lûtf eyle sil dîlhânemi hem açıver meyhânemi
Ta'mir idem vîrânemi kenzi koyub ızhârına
Bülbül konmaz zibillere meyli var yeşil illere
Aldanub düşmez bellere gözü yok yalan varına
Ol ki ni'mete kör olur Mevlâ indinde hor olur
Her anda işi zor olur düşer güllerin hârına
Helva görür lâş gözüne nâmertdir ateş özüne
Yanar tutuşur közüne nûr sanub düşer nârına
Ol ki cân derdini bilmez bir kerre gözünü silmez
Ezel yârine eğilmez girer mi hiç gül-zârına
Cânlı cânsız puta secde ider sanki gelir vecde
Varır mı a'lâ-yı mecde âr eyleyen ikrârına
Ey güzeller güzelini kor tutar münkir elini
Zikre dönmeyen dilini terk eylemişken vârına
Düşmân ile savaşır mı Hak yoluna yaraşır mı
Acabâ son irişir mi la'net olan inkârına
Geldi yüze dostum didi İblîsine postum didi
Telbîsine mestim didi afv olur mu evzârına
Fesâd ider dilden dile sanur ider sana hîle
İderken kizbe vesîle iz'ânı yok idbârına
Çokdur içinde teşvîşi seçemez yaz ile kışı
Budur nefs-i dîvin işi çalışmada ızmârına
İlâhî nefsimi öldür anın düşmânını güldür
Lûtfunla kalbimi doldur boyansun Hak envârına
Elimden al benliğimi bahş eyleyüb senliğini
Bulsun gönül şenliğini vedâ' eylesün vârına
Kapunda Halîl ağladı cânla ciğeri dağladı
İki elini bağladı teslîm el virdi kârına
Hadîs-i kudsî içinde didi Hak Âdemîzâde
Yalınız kal ki zikrimi idesin olub âzâde
İderim ben de zikrini senin mele'-i a'lâda
Çün anasın beni ihlâs-ı kalb ile idüb tekbîr
Kulun zannı bana nîce ise öylece viririm
Çün anınla berâberim beni zikr itse dünyâda
Anı halkda zikr idem eğer nefsinde anarsa
Gelür nefsime zikri hoş getiririm anı yâda
Beni zikr iden odur ki unuda gayrımı cümle
Ne fânîde göre gayrım ne de gözlüye ukbâda
Anı ben anarım keşf-i hicâb ile açub perde
Görür yüzümü, sanki ay gözükdü ana semâda
Lisân-ı zikre rızâm var olursa kalbe likâm var
Eğer zilletde zikr ide olam izzetle atâda
Eğer ni'metde zikr ide anam şiddetde anı ben
Eğer cehd içre zikr ide irdiririm anı eşhâda
Veya kullukla zikr ide anarım rubûbiyyetimle
Fenâen zikr ider olsa koyarım anı eb'âda
O Mevlâ çünki lûtf idüb Halîl gösterdi sana yol
Hemân zikr eyle sen anı unutma terk it irâda
Bulmak istersen kânda ara bul Hakk'ı sende
Gezme gel sen yabanda gel Şâh-ı Nakşibende
Muhammedü'l-Buhârî iderim iftihârı
İstersen yüce yâri gel Şâh-ı Nakşibende
Tarîkine giren hep saklar anları Çeleb
Allâh'dan ider taleb gel Şâh-ı Nakşibende
Tarîkatın Pîridir cümlesinin fahridir
Mürîdin nazîridir gel Şâh-ı Nakşibende
Tarîki yüce anın kadri bilin O şahın
Gir tarîkine anın gel Şâh-ı Nakşibende
Ger Hakk'a didin belî bozma ahdin ezelî
Derdiyle sen ol deli gel tarîk-ı Şâzelî
Sırrını gizlemeli yolunu izlemeli
Yokluk ile irmeli gel tarîk-ı Şâzelî
Gözlerinin bebeği oldur tarîkat beği
Cümlesinin yekreği Ebu'l-Hasan Şâzelî
Zikri hem anın tevhîd dâima ider temcîd
Hakk'ın yolunda saîd gel tarîk-ı Şâzelî
Zikr eyle sen Mevlâ'nı fikr eyle yüce şânı
İster isen sen Anı gel tarîk-ı Geylanî
Sultân-ı tasarruf O burhân-ı âşıkın O
Nâsır-ı mürîdin O Abdulkâdir Geylânî
Tâlibini sever ol kendüsini över ol
Düşmânını döver ol Abdulkâdir Geylânî
Behey gâfil gel uyan Mürîdine kemm diyen
Kendisi kemmdir inan Abdulkâdir Geylânî
Pîri Abdulkâdir'dir gîcesinde bedirdir
O bir gizli serîrdir, Abdulkâdir Geylânî
İstersen Hû dâîye âlemlere râiye
Yalvar sen bu dâiye gel Şâh-ı Rufâîye
Seyyid Ahmed Rufâî hem Mürîdine râi
Ol cümlemize dâî gel Şâh-ı Rufâîye
Rufâî Ahmedîdir Rasûl'in ahfâdıdır
Mürîdin muînidir gel Şâh-ı Rufâîye
Sülâle-i Rasûl'dür dahî hass u makbûldür
Uhrâ ile meşgûldür gel Şâh-ı Rufâîye
Geçdi dünyâ gülünden öpdü Rasûl elinden
Halîl Anın neslinden gel Şâh-ı Rufâîye
Yâ Râb bizi sen şerr-i kaderden âgâh eyle
Nûr-i Muhammed'i yolda bize hem-râh eyle
Havf-ı a'dâdan emîn eyle bizi dû-cihân
Mekr-i a'dâ geydini kendülere âh eyle
Gönül iklimimizi bizlere teslîm idüb
Esrâr guyûbuna bizleri hoş-gâh eyle
Sür zulmeti arz-ı kalb gîcesini kıl tâbân
İrfân-ı nefsimizi şebimize mâh eyle
Nefse esîr olan bu Halîl ruhu kurtar
Nâr-ı şehvet-i Nemrûd'da yanmayan şâh eyle
Ben bu cihâna geldim aşkınla
Kevn u mekâna doldum aşkınla
Bildim ki dermân yine derd imiş
Hemân sararıb soldum aşkınla
Aklımı baştan yitirdim kendi
Delî dîvâne oldum aşkınla
Gayriyi koyub aradım Yâri
Şem'a pervâne oldum aşkınla
Geçer idim ben pekçe harâmı
Şimdi meyhâne oldum aşkınla
Aşk şarâbını ben içe içe
Acîb mestâne oldum aşkınla
Zarârı aldım kârın yerine
N'içün daldım hüsrâna aşkınla
Âşık ma'zûr imiş bildim anı
Ben gitdim hoş ziyâne aşkınla
Kibr u gurûru ehline koydum
Düşdüm bahr-i irfâna aşkınla
Kînle hasedi münkire koyub
Erdim ol Sen Rahmân'a aşkınla
Geçüb cîn ü ins dileyüb Seni
Koyub her cinsi Senin aşkınla
Halîl sana der koyub sivânı
Bâb-ı Yezdân'a geldim aşkınla
Olsan da vaktin dehri bildirme halka seni
Yıl eyle sende şehri bildirme halka seni
Düşmânıdır echelân bilmediği cevherin
Olsan da sırr-ı irfân bildirme halka seni
Satvetin olmağa halk binde bir vasfın ile
Yaksan garb ile şark bildirme halka seni
Her sana hürmet iden kendü kârı çün ider
Olsan da rû'yet ider bildirme halka seni
Esmâ-i Hak mazharı cümle halk ile eşyâ
Cümle kılsan ezberi bildirme halka seni
Safvet ü şiddetini setr eyle rıfkın ile
Gösterme hiddetini bildirme halka seni
Binde biri bu nâssın gerçeklik içre değil
Çok tâbi'-i hannâsın bildirme halka seni
Gör ağaçlar gölgesi güneşin hükmündedir
Dolansa var dönmesi bildirme halka seni
Halkın medhiyle zemmi pek gammdır ârif içün
Olsa Hudâ mahremi bildirme halka seni
Hilkatde noksanı vardır zümre-i nisânın
Görsen de imkânı var bildirme halka seni
Olsan da âgâh-ı tâmm esrâr-ı eşyâya sen
Görme hiçbirini ham bildirme halka seni
Ol ki bilinmek diler rütbe-i vâlâsından
Alçağa inmek diler bildirme halka seni
Bilinmeden setrini pek sevmeyen hâsirûn
Koydu îmân semtini bildirme halka seni
Cehl içre kaldı alîl kim ki bilinmek diler
Hak'dan diğere Halîl bildirme halka seni
Tazarru' idüb Allâh'a özünden zikir kıl anı
Ne sadâ ne dil ile ne gaflet eyle Sübhânı
Unudunca hemân anub ide bana hidâyet di
Bu gafletden ide âzâd komaya bende nisyânı
Çok zikri eyledi mu'tâd tarîkatda şu dervîşler
İdegör kalbinde ihfâ sâlikân Nakşibendânî
Dahî var şu yiğitler kim unutdurmaz ana Hakk'ı
Ne bey' ile ticâret ne de bu halk içre yârânı
Kemâl üzre îmân irdi şunlara kim gönülleri
Olub zikrine mutmain yakîn buldu o Yezdân'ı
Didi hem de ki zikrimden iden i'râz kalır a'mâ
Mâişetde dahî darlık bulur yok vüs'a imkânı
Namâz mü'mini fahşâdan alıkor zikrim Ekberdir
Diyor ol yüce kim Cibrîl ile gönderdi Kur'ân'ı
Zikr iden çok olsun erkek ya ki dişi olana bahş
Viririm ecr-i azîm, mağfiret va'd iderim anı
Sabah ahşam beni çok zikr idin tesbîh ü takdîsle
Behey mü'min olanlar olmayınız benî nâdânî
Hudâ birliğini tasdîk ider şâhid olub kendü
Ki yâ'ni siz de tevhîd eyleyin o Rabb-i Mennân'ı
Hakîkat hâl ile bil ki Hudâ birdir şerîki yok
Boşa vakit geçirme, eyle istiğfârı pişmânı
Ve Rahmân zikrini terk eyleyene Hak viririm dir
Kılarım ana dost hışm eyleyûben veyh-i Şeytânî
Unudanlar beni fâsık olur, mü'minler unudman
Ve hiç anlara benzemen ne sûrî ne de pinhânî
Ve zinhâr itmeye meşgûl, ki bu ayn-ı helâk olur
Sizi emvâl ile evlâd beni anmadan her anı
Eğer böyle iderlerse olamazlar bana vâsıl
Kalırlar hecr-i firkatde bulurlar tardı husrânı
Devâmen artmada yükselmede elemde kalurlar
O kim Rabbisi zikrinden ider i'râz-ı nefsânî
Azîm Rabb'inin ismiyle anı tesbîh u zikr eyle
Dehâlet iderek Ana tam teslîm eyle cânı
Muhakkak irdi eflâha o kim nefsini pâk itdi
Ve zikr eyledi ismini kılub namâz u erkânı
Bu eş'ârı Halîl'den sanma ey sâmi' koyub sem'i
Sana te'vîl u tefsîrdir Kelâm-ı Rabb-i Furkânı
Eğer cândan cihânı sürsen buldun nihânî
Bildinse imtihânı görmek sana ne fânî
Eyle her demde huzûr ol sen gönülde sürûr
Zikr eyle sen şebb-i nûr gaybı seyr it ayânî
Zevk ü tarab ile zikr it mezkûr gayrı terk it
Âdâb-ı Hakk'ı derk it olmayasın zulmânî
Bu didikodu dikenini geçdinse eğer
Vasl-ı küll'e iresin koyub hûr u gılmânı
Cânında aşk elemi dikdi ise alemi
Geçdin bütün zulemi buldun o gülistânı
Aşkın derdi devâdır âşık isen revâdır
Ki tabîb-i bahâdır oldun cân u cismânî
Gelince sana safâ aşk-ı bâkîden vefâ
Buldun ise muntafâ Hak'dan koyub a'yânı
Gör ki derûn-i sîne bahrinde bir sefîne
Bekâdan bu numûne binüb koy bu tûfânı
Bu meâni bahrinde bilsen seni ka'rinde
Ne cevhersin seyrinde görseydin bu umrânı
Gör ki ne kıymetin var mâni' olmuş sana âr
Vuslat iken sana kâr firkate koydun cânı
Hayâtındır riyâzet eyle cândan kıyâs it
Değil hubb-i riyâset aç gözün fehm it anı
Hızır âb-ı hayâtı içdi kodu memâtı
İlyas'ın gezer atı sende âb-ı nûrânî
Dünyâda ömr-i tavîl varsa var sende cezîl
Hayâtı câvidân bil terk it iki cihânı
Gönülde varsa keder bil seni düşmân yeder
Ya'ni cân akse gider nefsin olur şeytânî
Heves menzillerini geç koyub bellerini
Tâ bulasın yerini geçerek her hayvânı
Sensin mazhar-ı cânân sensin her murâd inan
Sende dûzahla cinân koy kamû bul Rahmân'ı
Kibriyâ'nın keremi makâmındır haremi
Bul seni muhteremi ki görmekle insânı
Ey dünyânın mağbûnu saltanatın meftûnu
Hallerinin mecnûnu şâhid bulan irfânı
Rahm-i maderde eşin terk itdin bu kebîşin
Bunu koy bil ki işin nedir tanı Sübhân'ı
Üç günde terk idilir şey'e mi dîl virilir
Bu handan yol gidilir gözlesene Rıdvânı
İrfân yolu zikr-i Hak terk ider anı ahmak
Bir gün ki ana çıkmak olur bulmaz Yezdân'ı
Üns-i Hak zikri eyle ömrünü virme yele
Dünyâ senindir hele n'idersin bu külhânı
Süleyman'a virdi Hak sonu neye irdi bak
Dile Mevlânı mutlak zâhirde gör pinhânı
Vallâhi almam eğer virseler bana meğer
Ey Halîl tâ serteser bin mülk-i Süleymânı
Zikir gelse derûne komaz yakar diğeri
Zulmeti mahv iderek nûra koyar ciğeri
Zikrin bir sâfi nûru vardır yakar lisânı
Kalbe virir nizâmı mürşid olur siperi
Cehli ma'rifet ider hışmı muhabbet ider
Zâkir küdûret ider ise dûzahda yeri
Hak zikri dahî hakdır zâkirin fikri Hak'dır
Gaflet ideni âkdır sanma olur hüneri
Hak zikrin envârını şöyle görür ki anı
Tutmuş tamâm cihânı Halîl Hudâ perveri
Âdem-i ma'nâya ir gel sûret-i mevhûmu koy
Nokta-i pinhâna gir gel gayret-i mersûmu koy
Tâlib oldunsa gönülden ol Muhammed seyrine
Âlem-i ednâya gelüb sidre-i ma'lûmu koy
Gitme taşra ger dilersen Hakk'ı insânda ara
Hel etâ'dan dersini al anlamaz mahrûmu koy
Men arefe ma'nîsin öğren mekteb-i irfâna var
Boş boşa gezme cihânda ârif ol ma'dûmu koy
Küntü kenzen cevheri çünki Recâî sendedir
Der-beder gezme gözün aç gaflet-i mezmûmu koy
Ümîd kesmedir ancak mahv ider ânı a'mâli
Sebât u azm ile buldu bulanlar câh ile mâli
Çokları semt-i maksûda çokca günler yürümüşken
Kat'-i ümîd ile buldu hezîmetlerle zevâli
Rızâ-i Hakk'a çok yol var biri hoşnudluğun ummak
Büyükdür her birin fadlı terk itmedinse a'mâli
Boş bir ümîdle bulunan herşey de bir boşdur
Gûyâ ru'yâda bulmakdır nihâyetsizce çok mâlı
O uyanır vefâsızdır boş ümîdin sonu deyû
Ümîdin ne ise esbâbına çalış bul ikbâli
Yüce dağın başında bir gemi gitmek ümîdiyle
Kuru gitmesi mümkün müdür bir yana ki ihtimâli
Ümîd gemisini koy ki bahr-i esbâba tiz gitsün
Seni de tiz ulaşdırsın seyre aksâ-yı a'mâli
Halîl gibi sebebsizce beklersin bâb-ı ümîdi
Her umduğun bulunmaz hem yok idersin mâh u sâli
Bir günün firkatine bir günde olur vuslatı
Çekmeyenler mihneti hiç bilemezler hikmeti
Hep işi hoşdur Allâh'ın bilmeyenler hor olur
Her işi hoşdur bilmeyenler bulmadılar ni'meti
Gerçi zillet hoş görülmez ehl-i dünyâya ammâ
Zilleti hiç görmeyenler bulmadılar devleti
Habse girmek ayn-ı ni'met Yûsuf'un zındânıdır
Oldu Sultân Mısra ol ki bekledi bu müddeti
Şol ki vahdet bağına girdi ana gülşen olur
Habs-i zındâna yatmak budur al gel ibreti
Kim ki girdi bu kasvete yandıysa murdardır ol
Redd ider anı Rufâî Pîri virmez hil'ati
Şîş-i hadîde tahammul ma'rifet sanma anı
Sehmi dile kıl tahammul varsa kerem ü gayreti
Kıble-i kibriyâdan at aşağı nefsini
Sen seni atmak budur yüksekden al gel ibreti
Size vardır da'vetimiz ey benim dervîş diyen
Kâdirîyim, Nakşîyim, hem Mevlevî hem Halvetî
Şâzelâ hem de Rufâî, Sâd u Uşşâkî biziz
Bekrî'dir dürr-i kelâmıyla Melâmî Celvetî
Elde hüccetimiz hem dîldedir bürhânımız
Okunur fermânımız biz def ideriz zulmeti
Bayrâmî, Rûmî, Gazâlî, Bedevî Celvetîyiz
Gülşenî, ü Ceştî, Sümbülî ve kırkbir rif'atî
Bulmuşuz çünki tevâzu'la sıfatla san'atı
Dem-i ezelde Halîl aldın belîden lem'ati
Yaradılmazdan mukaddem cümlenin aslı velî
Nûr-i Ahmed'den alındı buldu bir fasl-ı Alî
Ol sebebden hâdî-i ins u melek dinir ana
Rütbe-i Sırr-ı Velâyet içredir hısn-ı Alî
Zulmet-i tûfân-ı inkârdan halâsa çâredir
Kim girerse kurtulur açık durur keşt-i Alî
Devr-i irşâd-ı Rusûl üstünde cârî-i Rasûl
Cümleye kıldı velâyet uzanub dest-i Alî
Nazm-ı Esmâ-i İlâhî içre Halîl nâzım ol
İsm-i A'zam bahş ider bil cümleye best-i Alî
Sürüb gönülden nâm ile ârı
Şevk ile tutdum râh-ı Cebbâr'ı
Dönmem Elest'den aldım ikrârı
Mürîdim cândan aradım Yâr'ı
Başka bir âlem görürüm bende
Sevdiğim güzel acabâ nerde
Cânlarda mıdır gezer mi tende
Ahmed'de bildim sırr-ı Kerrâr'ı
Ateş, su, toprak biri de hava
Dan halk olunub aradım devâ
Aşk dertlisiyem dert bana revâ
Deyyâr aradım görünce dârı
Sürüb gönülden nâm ile ârı
Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı
Dönmem elest'den aldım ikrârı
Mürîdim cândan aradım Yâr'ı
Bildiklerimi koydum ağladım
Bilmemek yarar imiş anladım
İkiliği bir başa bağladım
Hep zarâr gördüm dünyâda kârı
Musâ tecellî gördü Tûr'unda
Mest olub düşdü anda nûrunda
Dâvûd okudu Hak Zebûr'unda
Kur'ân'da cümle vahyin esrârı
Sürüb gönülden nâm ile ârı
Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı
Dönmem elest'den aldım ikrârı
Mürîdim cândan aradım Yâr'ı
Şerîat oldu ilim-i dînin
Ma'rifet sermâyesi Emîn'in
Hakîkat hâli Kutb-i zemînin
Himmeti anın her yerde cârî
Sırr-ı muhabbet bilsem nerdedir
Yârine ayân yâda perdedir
Öğrendim el-hakk gizli yerdedir
Şâh-ı Merdân'a eyleyüb zârî
Sürüb gönülden nâm ile ârı
Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı
Dönmem elest'den aldım ikrârı
Mürîdim cândan aradım Yâr'ı
Geçdim dünyâdan zikirdir işim
Sun'-i Mevlâ'dan fikirdir işim
Cân terkim içün şükürdür işim
Sevmem nefsine bağlı gaddârı
Ol gün ki cândan okudum Kur'ân
Dileğim oldu Mevlâ'dan her an
İsmâil'im itdim cânımı kurbân
Kan saçub bulsun sen Girdigâr'ı
Sürüb gönülden nâm ile ârı
Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı
Dönmem elest'den aldım ikrârı
Mürîdim cândan aradım Yâr'ı
Koydum yolunda cânla başımı
Aşkın içün gör gel savaşımı
Bir Pîre virdim kuru yaşımı
Göründü anda ol sırr-ı sârî
Kâmil insâna herkes uyamaz
Esrâr-ı Hakk'ı serkeş duyamaz
Şekere lâşe kerkes koyamaz
Her kuş görür mü gör lâlezârı
Sürüb gönülden nâm ile ârı
Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı
Dönmem elest'den aldım ikrârı
Mürîdim cândan aradım Yâr'ı
Çalış doğruya dönmeğe yolun
Her derde dermân talebde bulun
Zinhâr göç etme sağ ile solun
Tevâzu'larla yâr it ağyârı
Âlemi seyr eyle seyrân yeridir
Gönüle gir ki hayrân yeridir
Gizli sırlarda devrân yeridir
Şakîye görmek yok o gül-zârı
Sürüb gönülden nâm ile ârı
Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı
Dönmem elest'den aldım ikrârı
Mürîdim cândan aradım Yâr'ı
Akla düşme gel sığmaz bu anda
Cevher satılmaz her bir dükkânda
İklîd-i kudret cânlara cânda
Bulunur Halîl gör o dîl-dârı
Sürüb gönülden nâm ile ârı
Şevk ile tutdum râh-ı Cebbârı
Dönmem elest'den aldım ikrarı
Mürîdim cândan aradım Yâr'ı
Vahdet ehli olmuş her dem kîl ile kâlden berî
Ehl-i hâldir sanma zinhâr hem dahî hâlden berî
Men aref remzinden alur dersini ol ehl-i Hak
Sanma sen zihninde yer var ana hayâlden berî
Çekmiş elin Hak sivâsından, bugün ârifdir ol
Nefsine kıyâs mı kıldın düşeli dâlden berî
Mest-i elest olûben ikrâr ile gelenlere
Eş olamaz münkirîn her hâlidir bâlden berî
Ehl-i derdin kadrini ulyâ bil aklın yâr ise
Nefsini sokma kıyâsa ol o dalâlden berî
Var kanadım deyû zağlar bülbüle olmaz kıyâs
Yeri olmaz bâğ-ı gülde hilkat-i gülden berî
Tûtîye dimezler insân söylemek öğrense de
Yeri kafesdir yine olmaz o melâlden berî
Nefhası Îsâ Mesîh'in irmeyince hâke hiç
Sanma Halîl ki eser bula o kemâlden berî
Ezelden aldım ben bu ikrârı
Sebâtla bildim dürlü esrârı
Yudum yüzümü görmem ağyârı
Geçdim sivâdan özleyüb Yâr'ı
Erenler bezmine olalı kurbân
Kan mürekkebim yazdı bir Kur'ân
Hakîkat remzine irişdim her an
Dünyâda değişdim zarâra kârı
Âdem-i ma'nâ sırrı bilindi
Seb'ul-Mesâ'nın rûhu bulundu
Tarîk-i bâtın sırrı göründü
Gözükdü hamddan lezzât-i Bârî
Cihet-i sitte kapladı envâr
Vech-i âdemdir Fâtiha güftâr
Nûr oldu cümle bende ne kim var
Münevver kıldı ayn-ı nazzârı
Yâri dileyen terk itdi varı
Muhît-i külldür bir sırr-ı Sârî
Bundan a'lâca kalmadı kârı
Görmeğe Halîl vech-i dîl-dârı
Nefsi içün Hak kulunu sevenler şaşmış yolunu
Sağı bilmezlere sakın göstermeyesin solunu
Düşmânın uğuruna cân fedâ ider yoluna
Hakk'ı görmez beyânına tutan olmaya elini
Nefsi içün Muhammed'i sevenlerdir Yezid oldu
Körlükleri mezîd oldu dost idindiler laîni
Okurken dilde Kur'ân'ı yıkdılar beyt-i Rahmân'ı
İnkâr bulâşık îmânı silmeyen buldu veylini
Halîl'e kim muhabbete gelir nefsine izzete
Düşer tükenmez mihnete büker Hak kahrı belini
Vech-i ma'nâda remz-i esrârı
Seyr itmek içün gel ko ağyârı
Serseri gezme sırr-ı Settâr'ı
Görünce anla çarh-ı devvârı
İbretle fark it murâd-ı yârı
Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı
Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı
Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı
Eyle kendüni Berzahdan baîd
Ölmeden öl ki olasın saîd
Yok yere Mevlâ eylemez vaîd
Remz-i terkîndir büyük yevm-i 'îd
İbretle, fark it murâd-ı yârı
Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı
Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı
Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı
Kelâm-ı Hak'dan sana bu bürhân
Ki gelüb irdi sem'ine el'ân
Tebdîl-i kafesi muhtemel her an
Gör ne iş ider sana bu devrân
İbretle, fark it murâd-ı yârı
Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı
Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı
Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı
Sen çalış bugün kalma ferdâya
Bakma hiç lâ'ya azm it illâ'ya
Cehd eyle iriş nokta-i Bâ'ya
Ru'yetin lâzım vech-i a'lâya
İbretle, fark it murâd-ı yârı
Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı
Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı
Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı
Şerîatledir erkân-ı Server
Tarîkatledir esrâr-ı Haydar
Yaydı âleme bu remzi bir er
Bektâş-ı Velî tâlibe rehber
İbretle, fark it murâd-ı yârı
Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı
Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı
Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı
Ol dem ki câna bir gınâ düşdü
Sivâ-i Hak'dan hep fenâ düşdü
Hisse-i fânî çok anâ' düşdü
Cefâya Halîl âşinâ düşdü
İbretle, fark it murâd-ı yârı
Mustafâ'yı gör bile Haydar'ı
Sırr-ı Vahdet'den gösteren kârı
Görmeden geçme Pîr-i Hünkâr'ı
Sabahlar hayr ile yâd eyleyin yâre selâmımı
Uyanıklığımı söylen de bildirmen menâmımı
Tek ve tenhâ olur olmaz ile gezdiğimi dimen
Katı gayretlidir duyurmayın yâda kelâmımı
Edebden bir adım ayrılmadığımı idin îmâ
Bu lûtfu siz esirgemen müeddeb bile nâmımı
Merâmım maksadım ancak visâl olduğuna tanık
Olun hem eyleyin tebliğ yüce Şân'a merâmımı
İki kaşının arası Halîl'e kıble olduğun
Deyin o kıbleye günde namâzlara devâmımı
Ola mı derdime çâre ola mı
Artıyor derdli sînemin elemi
Vakti değil mi ki rahm ide Şâhım
Yoksa bu bağrımı bin kez dele mi
Ne zamândır Anı umar gözlerim
Nîce ki ten cânı umar gözlerim
Her-dem sen Sultânı umar gözlerim
Dir ki bu evime mihmân gele mi
Ola mı derdime çâre ola mı
Artıyor dertli sînemin elemi
Vakti değil mi ki rahm ide Şâhım
Yoksa bu bağrımı bin kez dele mi
Cebînimi rûy-i hâke sürûben
Yalvarırım gîcelerde durûben
Âh u feryâdım semâya irûben
Dirim Habîb gözyaşımı sile mi
Ola mı derdime çâre ola mı
Artıyor dertli sînemin elemi
Vakti değil mi ki rahm ide Şâhım
Yoksa bu bağrımı bin kez dele mi
Ay ararsan göklere tut yüzünü
Kerem içün Kerîm'e dön özünü
Sakın Recâî sivâdan sözünü
Hak kelâmından a'dâsı bile mi
Ola mı derdime çâre ola mı
Artıyor dertli sînemin elemi
Vakti değil mi ki rahm ide Şâhım
Yoksa bu bağrımı bin kez dele mi
İlâhî Seyyidî Mevlâ-yı Hâdî
Sırât-ı müstakîm'e kıl reşâdî
Olur senden inâyet ile tevfîk
Bu âciz kul rızâna bula bâdı
Koma yolda ki tâ maksûda irem
Kalmayam bir menzil içinde âdi
İlâhî nâmını bana cevâz it
Ve mihrini cihâz it câna yâdı
Melikâ ma'bûdâ hıfzın emândır
Bu rûha lûtfun ayân eyle dâdı
Livâdır bize fazlın olsa ihsân
Olur me'vâ-i cân kullar murâdı
Kerîmâ kıl kerem gâyet zaîfiz
Rahîmâ bizlere kıldır cihâdı
Fakîr u miskiniz Şâha nazar kıl
O kul ki diledin irişdi şâdı
Azarsa dönderirsin tiz yoluna
Komazsın eyleye şerri mezâdı
Bulur devlet-i câvid ol kişi kim
Anın oldu diler senden maâdı
Bulalım tâatı ihlâsımızdan
Ki bir olmaya isyân ile dâdı
Azâbdan ma'siyyet irmeye bize
İdelim sana hemân i'timâdı
Senin lûtfundur tâat ile ihlâs
Aman ref' eyle bizlerden inâdı
İnâyet kıl sıyânet ma'siyetden
Rahmetindir Halîl'e halkın âdı
Vâiz mesel eyledi Mûsa ile Îsâ'yı
Ben Ahmed'e ümmetim terk eyledim asâyı
Enbiyâ ü Rusûlün bendesiyim velâkin
Ol Mustafâ'ya cândan fedâîyim fedâî
Ey basarsız darb ile mesel bana gerekmez
Ehlini bil de söyle sözün olsun sezâî
Minâreden bakana gösteren yol ahmakdır
Zîrâ kâr-ı bekânın halka kılmak nidâyı
Dün yolundan giderken şaşmış beni kığırır
Doğru gören dinler mi eğrilerden sadâyı
Var işine ey fakîh Hak'dır benim vâizim
Biz bu yolda seçmeyiz şâhlar ile gedâyı
Ey sûretin mağbûnu terk it fenâ-i dûnu
Hakk'a ver dün ü günü ahdine kıl vefâyı
Eğer îmân eseri zerre sende yer bulsa
Öğrenirdin hüneri, safâ bilmek cefâyı
Sûfî insâfı bulsa dermâna tâlib olmaz
Bilenler satdı derde ne ki var her devâyı
Halîl İbrâhim ider terk-i terki ihtiyâr
Bu yüzdendir ki yâre recâidir Recâî
Eğer cânında var ise zerrece havf-i Rabbânî
Elem a'hed ileykûmden ara derdine dermânı
O vatandan gelürken sen söz almış idi Hak senden
Didi geçme sakın benden unutma zikr-i Sübhânî
Sana düşmândır emmâre sakın aldanma gaddâra
Çekseler de seni dâra koma bu kavl-i Rahmânî
Hevâya uyma aldadır o her fesâda me'vâdır
Benden gayrısı sivâdır değişme hubb-i Mennân'ı
Yalan ömre ömür dime vefâsı umulur dime
Gamından zerre gamm yeme anub vefâ-i Hannân'ı
Fenâ günleri tiz geçer gider benden bana göçer
Dileyen Kevser'i içer n'idersin seyr u seyrânı
Görür isen beni gözle arar isen beni izle
Sevgimi gîce gündüzle ara sür devr-i devrânı
Beni severse bir kişi bulur cânında cümbüşü
Görür sonsuz vefâ düşü ider ta'bir-i ken'ânî
O kim benden diğer seve girer Kârûn gibi yere
İren beni bulan ere alur künûz-i irfânı
Şunlar kim sevdiler gayrı olur gadab ile ayrı
Koyamaz terk ide şerri ider vesvâs-ı şeytânî
Seven dünyâyı kör gözler Hudâ'yı bil ki hor gözler
Rahmeti hayrı zor gözler değildir gözü nûrânî
Gözü zulmet ile dolu ider Allâh'ına gulüvv
Kalbi olmuşdur ağûlu katılaşmışdır her yanı
Kıyamaz dünyâda koza düşer yarın katı köze
Gelemez Hak içün söze gelür söz olsa nîrânî
Kararmış kalbe söz almaz münâfıklarda öz olmaz
Hak'dan hayâya yüz olmaz utanur görse uryânî
Sırât-ı Müstakîm ana görünür zulmet her yana
Yol olsa zulmetden yana gidersen buldu kervânı
İlâhî kıl sıyânet sen kerem kıl bizleri koru
İtme bizi hıyânet sen itme dûzahda püryânî
Halîl'i sakla ehvâdan yalandan kuru da'vâdan
Ayırma hüsn-i me'vâdan beni hem bana uyanı
Söyleyin ol münkire ikrârını unutdu
Ol dem ki zu'm eyledi kâmil anı uyutdu
Ey aslı nesli denî Kâmil uyutmaz seni
Hak yolunun dikeni burnunu kim büyütdü
Kâmil vasla kandırır gâfili uyandırır
Münâfığı yandırır sözlerini duyurtdu
Uyandırır yatanları binlerce o cânları
Kân eyleyen kânları seni mi eğri tutdu
Şekâvetin çok imiş şimdi zuhûr eyledi
Sanma ki sen uyandın Halîl yâhûd levm itdi
Hep âlemin yaradanı
Vârı yokdan vâr ideni
İsen tâlib-i Rabbânî
Vasf iderim O Mennân'ı
Olursa avn-i Yezdânı
Fakat sun'ide söylerim
Bilinmez Künh-i Sübhânî
Her enfâsın südûrunda
O eğilür huzûrunda
Gören her dîde nûrunda
Görenler nûr-ı Rabbanî
Bulursa sırr-ı Sübhânî
Elbet latîfe söylerim
İdilmez men'i burhânî
Her eşyâyı O var itdi
Adem üzre süvâr itdi
Her varı yokdan var itdi
Ki bilsünler o Yezdânı
Görünsün avn-i Rahmânî
Bilinsün Zât-ı a'lâsı
Kılınsun vasf-ı deyyânî
Livâ-i âlîsi Anın
Zahrında cümle eşyânın
Eser virir müsemmânın
Vücûdundaki hakkânî
Varlığa ola burhânı
Ki birliği ola zâhir
Basar olmasa umyânı
Getirdi seyrine emsâl
Enfüsde âfâki fi'l-hâl
Bu yerde yok hâl ile kâl
İdile vasf-ı Hannânî
Gidile sırr-ı a'yânî
Ki a'yândan ola mâhir
Olan irfân-ı Sultânî
O kimseye değil muhtac
Diler andan tok ile aç
Anı seven ider mi'râç
Görmeğe kurb-i Rabbânî
Bilmeğe ayn-ı irfânî
Ki dimeye ne keyfiyyet
Eyâ ol Zât-ı pinhânî
O'dur kuran bütün bünyâd
Mekâna eylemez isnâd
Kurdu eyvânı ol üstâd
Seyr ide kul olan anı
Aceb sun'i bünyânî
Olalar vasl-ı irfân
Bileler ayn-ı vicdânî
Yemek içmek zamân geçmek
Uyuyub, gelme ya gitmek
Düşünmek n'eylemek n'itmek
Bunlardan Zâtı aynânî
Münezzeh cümleden yânî
Muhammed eşref-i halkdır
Ki cem itdirdi ünvânî
Ana lûtf eyledi sonsuz
Kabûl yok kimseye onsuz
Fülk ü emlâk ana çün söz
Eyledi ahde devrânı
Mülk teslîm-i a'nânî
İder arzı a'zam halka
Görür çün cümle gaybânî
Sana hamd u senâ gâyet
Ki hiç olmaya nihâyet
Sâlât ana ki hep râyet
Anındır bildi fermânı
Getirdi yüce Kur'ânı
Halîl'i ahkar-ı halka
İrişdir derde dermânı
Ve hem cümle muhibbine
Salâh vir devr-i beynine
Sıddîk u ehl-i kurbuna,
Selâmı nefy-i nisyânı
İçün îsâl kıl anı,
Muhammed Ahmed ü Mahmûd
Âşık-ı takî dermânı
Kılına vahy-i bürhânî
Harf-i Râ'ya irmeyince Maslahat hiçbir Velî
Eylemez bir fi'li ityân bilmeyen dimez Belî
Hikmeti çokdur Hudâ'nın Cümle işinde fakat
Fi'l-i Velî'sinde kat kat Hikmeti var pek celî
Hani bir sâhib-i nazar ki cümle hâlin seyr idüb
Ders ala her bir harekâtından esrâr-ı müncelî
Da'vet-i Rabbanî'ye irşâd içün ba's olunan
Her zevâtın kavl ü hâli, vasf u fi'li ezelî
Eylemez da'vet yalınız kavl ile muhakkıkîn
Hâl ü fi'liyle irâe eyler ekserî yolu
Kim ki tutmaz elde muhkem teslîmiyyet hablini
Çıkamaz gayy-ı fücûrdan bî-nazîf kalb u dili
Bin ulûm u fenn ü mantık okusa yok fâide
Secde-i Kâmil'den ebâ eyleyen İblîs-i denî
İlm ikidir biri nâfi' hem ledünn dinir ana
Hak'dan dile anı Halîl tâ olasın Ekmelî
Oku tâlib gîce gündüz
Tâ gelince sana son rûz
Dilersin gidesin bir yüz
Ki göresin mâh-ı bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Akrânında âlem
Yaratdı evvelâ kalem
Arş ile kürsi dem-â-dem
Diledi nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Münezzehdir nekâisden
Yaratdı bil hakâikden
Yüce hem cümle fâikden
Eyledi nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Odur önce hulk-i nûr ol
Bütün bâdî-i huzûr ol
Bütün eşyâda sürûr ol
Diledi nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Virdi Ana ne ki hep var
Bahş itdi ahsen-i etvâr
Eyledi Zâtına Muhtâr
Ol didi nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Didi Eyle bana secde
Melek itsün sana secde
İtme gayrı yana vecde
Bul didi nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Anınçün âdem'e emlâk
Secde itdi dönüb eflâk
Dinildiği içün Levlâk
Ta'zim itdirdi bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Dermânı her mezâhımın
Emânı hem İbrâhim'in
Nesli neslimde mâhînin
Tekrîm itdirdi bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Torunu Abdulmuttalib'in
Mahbûbu yüce Gâlib'in
Nûr-i Rüsûl ile tâlibîn
Ulusu nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Aslı pâk nesli de hem
Pâk olubdur eyleme gamm
Görsen aslâ söyleme hemm
Hulûsi nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Seni gören beni gördü
Bulanlar da beni buldu
Senin aşkın ile doldu
Felekler nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Rasûl'üne didi Yezdân
Seni eylemişim her ân
Cemi'-i mahlûka dermân
Dilekler nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Kıyâmete kadar neslin
Ola kurumaya aslın
Ki dermân eyleyen vaslın
Denilsin nûr-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Hudâ'dan çok Ana in'âm
Salât subh ile hem şâm
Muhammed'e bütün encâm
Anılsun nûr-ı bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Terk eyle cümle erâyı
Oku ensâl-i arâyı
Dimeyem der seni ebâyı
Halîl ebâ-i bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Halîl'e asl-ı bedrâyı
Unutma hiç muarrâyı
Yokken şer'î zarûret kizb idenler bulamaz râhı
O kim felâhı kizb ile diler bulmadı Vallâhi
Münâfık şöyle zu'm eyler ki aldadır ol Hudâ'yı
Hemân kendüdür aldanan düşer me'kûl ile mâhı
Mezâlim eyleyen halka ider hep özünü bilmez
O bed ki girdiği kabrin her varak olur azâb-gâhı
Görürsün hîle-i sa'leb ider ihmâlini biraz
Nihâyet kendüsi düşer duzağına ider âhı
Selâmet istikâmetde, diğerde arayan bulmaz
Kazanmış var mı seyr it halk içinde bî-aded lâhi
Koyub ihlâsı ikrârı eyleyen itdiğin fi'l-hâl
Umulur rahm ider ikbâl bakar âlemlerin şâhı
İdince kalbini tazyîk bütün kuvve-i nûrânî
Ki dön tarîk-i şerrden dönmeyen dîv olur sâhi
Beşerde ikidir kuvve biri dâim diler şerri
Sığın andan Hudâ'ya ey Halîl bulmağa şâh-râhı
Senden göründü bana bir sır ki iktitâmî
Pek uzadı görmedim gele anın hıtâmı
Bir sabah şafak açdı gördüm nûr-i cihânı
Gîceyi yâd bilirdim sen imişsin zulâmı
Gönül perdesinin ref'ini senden dilerdim
Mekrine sen oldun iden estâr o câmı
Eğer sen olmasaydın a'yân olmazdı bana
Yolum ki vardı sana takınca hoş licâmı
Hâşâ olaydı senden diğeri bana mâni'
Koyabilir mi idim Halîl kevn u gammâmı
Gülistân it mezâr-ı sîneni olma zârî
Bulunca burda yâri n'idersin havf-ı mâri
Koyunca her cihâtı düşünmek ne memâtı
Buldunsa yüce Zâtı sen seni görme bâri
Size bu âyine ki girdin bu zarf-ı tene
Mücerret olur isen eşyâsının tumârı
Bu dördü sana aldık ikisini ko hele
Ki insân hılkatin var nedir fânî cihârı
İr nûra nûr ol her demde bil huzûr ol
Halîl cânda sürûr ol koyub tamâm evzârı
Gönül âyinesin pâk it silerek renk u efkârı
Hudâ zikrini kıl iksâr ki dola anda envârı
Anı ki mest u medhûş eylemedi zikr-i Mennânı
Hudâ aşkına münkirdir dolu olsa da ikrârı
Bahâneleri terk idüb anı tasfiye kıl tâ kim
Derûnunda temâşâ kılasın nîce bin esrârı
Sen seni ortadan kaldır götür bir köşeye hıfz it
Ki sen ana sarılınca seninle göresin yâri
Gönül oldunsa hakkânî olur şehvet gülistânî
Halîl olunca Rahmânî Nemrûd'un yakmadı nârı
Kim geçmez tabiatı münâfıkdır sıfâtı
Çün Kâdir'i bilmemiş yokdur ana sikâtı
Fâsıkdır o kim geçmez bu menzil-i fâniyi
İrmez Melekût'a hiç geçmez beşeriyyeti
Âbid olur şunlar kim kalb âlemine girmiş
Âşık şunlar kim rûha irişmiş tarîkati
Makâm-ı sırra iren âriflerdendir o cân
Mi'râc sırr'ı bulmuş koyub tam halîkati
Zikr ile keser sâlik önce iki menzili
Çün delîl kâmil ola şâmildir Şerîati
Komaz tâlibi gide evhâm-ı mâsivâya
Sonra alub götürür gösterir hakîkati
Pîr yüzündendir hidâyet-i Rahmân ey Halîl
Edebde mâhir olan oldular ma'rifetî
Dilin tevhîd idüb cânın iderse derk günü
Değilsin hiç muvahhid sen muhakkak üzre bil şunu
Ehl-i berri diğer evlâd u emvâl ile meskendir
Hudâ'ya Hak diyen terk eyledi Ana dün ü günü
Ki zîrâ hâl dili esdak olur makâlden hem entâk
Hudâ içün olana ol Hudâ'nın lûtf-i yekûnu
Yalnız dil iderse zikri kalbinde bulunmasa
Sana havf olunur a'dânın oldun hor u zebûnu
Eğer kalb ile dil bir olsa Hakk'an mü'min oldun sen
Eğer rûh da berâberse olur aşk içre sükûnu
İderse iştirâk sırrın sen ârif ve mekâşifsin
Arındın cümle şirkinden olub mahfûz u masûnu
Bu dört erkân ile tevhîd idersen Yüce Mevlâ'yı
Olur kalbin ana mazhar Hak olub cümle şuûnu
Didi Hak Dâvûd'a tathîr kıl bir eve olam sâkin
Ki yâ'ni kalbini sil Hak ola, kalmaya mâ-dûnu
Kimin kalbinde Allâh olsa olur dostu dâreynde
Diğer olsa Halîl anın göremez Hakk'ı uyûnu
Bakma senden dışarı sende ara O yâri
Sen sana gel seni bul Ahmed'in yâr-i gârı
Rehberin Mevlâ senin matlabın a'lâ senin
Her işin evlâ senin koydunsa bu ağyârı
Dost ana dinir ki senden bir dem olmaz berî
Bu cism-i hârı terk it ki bulasın gül-zârı
Cânda güzel cânânı bul hoş fikr eyle Anı
Terk it iki cihânı sen seni koyma zârî
Sonsuz güzelliği alma bakmayub bâkîye
Korsan iki dereyi Kevser içirir Bârî
Sen seninle bir geniş evsin o mihmânına
Gayrıyı koma eve ziyân eyleme kârı
Câna perdedir bu cihânın her güzelleri
Perdeyi kaldır ki gör kimdir çeken izârı
Ey zamîr mâ' ve tîn içün uykusuz kalan
Bilmedin maksadım koy sen bu ırz u ârı
Gönülde endişeden geç Hak sana yâr ola
İçeri gel vecd u hâl zevkine bul âsârı
Bu değil mi murâdın mahv ola hüzn ü elem
Efkâr-ı gayrıdan sarf eyle cânı, koy hârı
Bunca sûretlere kim bunca vakt içre mâil
Oldun söyle ne buldun hemân dürlü evzârı
Kalbinde mi gözünde devâm üzre bir perde
Meğer ki bu özünde geçemedin gaddârı
Hani ne zamân oldu koy Halîl gayrı dirim
Hâlâ seçersin güzel çirkin, kibâr u sigârı
Necâtıdır bu kalbin cem' kılmak hubb u irfânı
Helâkidir hevâ-i nefse meyli sevmesi fânî
Ki dünyânın talebi, arzusu husrân-ı kalb oldu
Dahî gaflet ile cehli anın dareynde hızlânı
İmâret eyle anı kalmasun vîrâne zîrâ kim
Yaratmaz nâ-münâsib şey dola hep kasr-ı Sultânı
Bu hacc-ı kalbî kılmak istedinse uyma hayvâna
Hemân rûha mülâzim ol yularsız koma hayvânı
Kim oldu cânına hâdim irişdi kânına tizce
O kim ten-perver oldu buldu dâreyn içre tûfânı
Şu kim anın murâdı Hakk'ı bulmakdır bu âlemden
Olur kifâfa kâni' tâlib olmaz dürlü elvânı
Gıdâ-i kalb ne mikdâr olsa rûha ider vefâ
Velâkin semt-i helâke yeder kesret-i nefsânî
Hemân lüzumsuza sarf eylemez a'zâsını ârif
Bilir ki ma'rifet içün yaratdı anı Hannân'ı
O mahbûb-i hakîkatden değil bir lahzâ boş vakti
Ki mahaldir Hudâ'sı avnına bilür bu insânı
Derûnundan olan mahrûm o gâfil meyyit-i hâzır
İki cihânda kalmışdır cehâlet içre zülmânî
Bu halk dûn ve esnâfa iden i'zâz lâ-yuhsâ
Ki var her birinin bî-hadd cihât ve hâlde noksânı
O bî-nişân Hudâ'ya nîce meyl itmez gönülden kim
Anın her veche şâmildir atûfet, re'fet-i şânı
Dahî bol rahmeti tâat idene itmeyene de
Şu kim cândan Anı sevmez dinir mi var anın cânı
Halîl aslâ söylemez gayrısı insân olan anlar
O yâra eyleyen ikrâr arar mı gayr-i yârânı
Zâhid'in rûh ile rahatdır işi
Gayra bakmaz ol Hudâ'nın dervîşi
Kalbini atmış ırağa dünyâdan
Rızkını diler, asâsı binişi
Her umûra Hakk'ı vekîl eylemiş
Zîrâ Hak'dan gayra değil gidişi
Rızk içün o gamm yimez n'içün yisün
Anı görmez mi, doyuran baykuşu
Hâletinden diğeri şirkdir ana
Bir olur toprakla altun gümüşü
Terk-i dünyâdan ne bulmuşsun didim
Didi fikrim geçdi hep arayışı
Sevmez Allâh işsiz olanı didim
Kimin var didi bu işi görüşü
Hani didim işlediğin görmedim
Didi yokdur doğma körün bakışı
İşini varsa iden gelsün beri
Kılmışım bir, yokuş ile inişi
Kal'a-i dîvi yıkarım dem-be-dem
Seyr ider ârif olan bu yıkışı
Cümle iş üssîleri itmez işimi
Yoluna git gecikdirme cünbüşü
Bana da ta'lîm kıl işini didim
Didi korsan gelecekle geçmişi
Yine sordum didi yok benden cevap
Kakımış gibi göründü duruşu
Ey Halîl sen kahraman-ı ma'nâdan
İtme aklınca suâli soruşu
Hak rızkını gayri elden arar mısın didi
Ol ki peygamber ana ilminin bâbısın didi
Sabahlarsın gîceyi âkıbetlerden emîn
Ya'ni Hak'dan korkusuz hemân havâbîsin didi
Sarraf va'dine râzı olursun müşrikse de
Ammâ Rabb'ın va'dine gayr-ı râzısın didi
Ol ki Hudâ'ya inanır diğeri ne görür
Her hükme Mevlâ'sına bana kâdîsin didi
Ol dem ki Halîl bildi envâ-ı küfr nedir
Kırdı cümle esnâmı Hakk'a Hâdî'sin didi
Zü'l-Celâl'in irfânı izzetlü kılar cânı
Behçetle nûr u sürûra gark ider insânı
İnsân olmak dilersen durma gîce ne gündüz
İrfân iste Hudâ'dan bilmeğe o Sübhân'ı
Zehî devlet ârife ihsân-ı Hak'dır kemâl
Tayy ider bir demde nîce ezmân u emkânı
Dehr ile zamân anın gulâmıdır her zamân
Diler ise bir eyler o nîce bir ezmânı
Her bir saâdet anın lûtf u celâdet anın
Halîl celâlet Anın bekler bâb-ı cânânı
Ey hayât-ı câvidâna mazhar işit bu sözü
Zü'l-Menn'in aşkını iste geçüb ko bu yüzü
Câm-ı irfânı içüb mest olsa gönül mahremi
Oldu sırr-ı Vahdet'in sakla pek anda sen özü
Ten bulutu âyine-i kalbe komaz şu'leyi
Yoksa ol yüzü güneşin bendedir dâim gözü
Zann u evhâm içre düşmüş gâfilin düşüncesi
Ârifin bahr-i şühûdda gözü terk itmiş gözü
Cânı halvet buldu Halîl'in koyunca kesreti
Sözünü ne anlasın benlikde bulunan tozu
Esrâr-ı aşk dinilmez Hak sana bildirmeli
Gönül bahrine aşk yıldırımın indirmeli
Akıtmalı gîce gündüz gözünden yaşları
Bir gün vuslat nîşânıyla yaşın dindirmeli
Dürlü dürlü libâslar giyer kızlar görüne
Ders alub sen de yâre kendün beğendirmeli
Kız gözünden yaş akub özünden kan akmasa
Bâliğadır dinmez ki dinsün evlendirmeli
Gözün yaşı kuruyub ciğer kanın akmasa
Vasla lâyık dimezler ya elçi göndermeli
Sen ara ara ara beni arasun dime
Sen aranmak dilersen çokca eğlendirmeli
Renk renk entâri cefâdan giydirmese Mürşid
Tam er seni beğenmez dimez ki kandırmalı
Ham eriği şehire götürdüm satmak içün
Tadan didi ki bunu dalına kondurmalı
Ben de dökdüm dereye atdı o da kenara
Anlaşıldı yinilmez ateşe yandırmalı
Ayrılıkda ma'rifet olur mu ham olunca
Ağacını bu söze nasıl inandırmalı
Ey müftî ma'nâsını söyle doğmayan kızın
Otuz iki dişinden kaçını sındırmalı
Kızın anası diyor torunum otuz yaşında
Yaya gezer yorulur at gerek bindirmeli
Halîl bu da'vâlara her müftînin fetvâsı
Ulaşmaz bu mütfîye gideni döndermeli
Sevse idim ben seni her şey severdi beni
Çün ba'zı sevmez beni bildim ki sevmem seni
Da'vâ-yı muhabbetde mislim bulunmaz ammâ
İnkâr içre aradım yok benim gibi denî
Esrâr-ı Cemâlinden bilmemişim zerre ben
Sanırdım aşkında kâmil oldum ammâ kanî
Ata ana şefkatin görûben unuturum
Bana sonsuz rahmini ey lûtf u fazlı Ganî
Bâkî muhabbetini koyub fânîyi aldım
Aşk-ı mecâzi vahşetinde gûyâ ben medenî
Her âşık mâ'şûkunun sözünü tekrâr ider
Bir kere Kur'ân hatmine koyarım zemîni
Herkes sevdiği ile berâber didi Rasûl
Halîl gör kimdir senin ile dostluk ideni
Sûfîdir her denesden hadd u zâtında sâfî
Abd ismi ana cümle esâmilerde kâfî
Mukaddesdir ezâdan itmez aslâ şikâyet
Çün ana mahbûbundan her ne ki gelse şâfî
Hakâyık esrârını tatyîb ider o hemân
Bahr oldu levsden ezâ görmez anın etrâfı
Sûfîdir ayn-ı vahdet sırrına dalmış olan
Terk eylemiş komamış cânında o muzâfı
Halîl sûfî olmağa safvet gerekdir gâyet
Mevlâ'dan ola meğer bu varlığa muâfı
Eğer içdinse söyle gönül sâfî zülâli
N'içün her-dem çekersin küdûretle melâli
Sevdâsı o güzelin seni kor mu Celâle
Ki doldurmuş safâyı her eşyâya Cemâli
Tamâm bütün eşyâyı yerinde gördü ârif
Neden noksan görürsün eğer buldun kemâli
N'içün tayrânı kuşun değil âri hatâdan
Eğer tamâm yerinde olursa pür-vebâli
Hevânın her cihâtını bir mi gördü yoksa
Döner her semte n'içün aramaz mı visâli
Halîl aşk-ı Hudâ'da eğer mest oldun ise
Haber vir çünki âşık ider mi ya cidâli
Her gönülden dûr olam dirsen azîzim akla uy
Cümleye mesrûr olam dirsen eğer bî-nakle uy
Aşka kul oldunsa sultân oldu ismin tâ ebed
Aşkı imam eyledinse ahdine durmakla uy
Varlık ile yokluk elin bağlayub birbirine
Hasbet-en-lillâh durub her fikrini koymakla uy
Ellerini yıka dünyâdan yüzünü ukbâdan
Akla mesh it elini topukları yumakla uy
Hak Teâlâ saklı kulun yummağı farz eyledi
Ya'ni gizli âşikâra cümle koymakla uy
Yatarak bile zikirden hâlî kalman söyledi
Anla Halîl hallerin birinde durmamakla uy
Mürşide ulaşan kişi teslîm olur her bir işi
Çünki doğarsa dolanmaz arş u kürsînin güneşi
Ham meyva üç gün içinde erişir mi gelişir mi
Sûretle değil insânlık olaydı yüzüm Habeşi
Emrine münkâd olmayub Şeyhim beni saklamıyor
Korumuyor diyen zâlim yakdı cânında ateşi
Adâb-ı seyri bilmeyüb hulyâsında gezen gâfil
Dervîş dinilir mi ana göre şeyhinde bakışı
Dil ile mensûbum deyüb hâl ile bin yola giden
Bulur mu hüsn-i nazarı ki olsun Hakk'a gidişi
Yere giren tohumu kurur ise bitmiş olmaz
Fakat bu işi bilmeyen umar ki gele çıkışı
Halîl Pîre teslîm olan bulur selâm-ı dâreyni
Pîr'in seni vâsıl ider Hakk'a bir nazar idişi
Mi'râc-ı Muhammed'e eEbû Cehl inanır mı
Basîreti kör olan rü'yete uyanır mı
Onbeş seneyi bir dem ider sâhib-i vaktin
Gerçek İslâm olmayan bu fikre dayanır mı
Ehl-ullâhın kelâmın akse çekmek isteyen
Düşmânıdır Cabbâr'ın dostluğa boyanır mı
Bir vakt içinde yedi mekânda olur Kâmil
Yedisi de bir olur akl ile aranır mı
Aşk harmanı içinde akıl bir samân olmaz
Samândan geçmez hımar buğday nedir tanır mı
Kolayca dilde dinir Kâmil dimek ad ile
Kemâle iren ma'den acaba paslanır mı
Elindeki mangıra altunu kıyâs iden
Tahkîkin arşında hiç kürsiye yaslanır mı
Bin kerre bin demirden asâ ursam uyanmaz
Ben bu dîve ey Halîl söyle ki uslanır mı
Cür'a-i câm-ı ezel diler isen bul kâmili
Öyle ki bulunmuş ola şer' u dînin şâmili
Bî-hisâb ilm u fûnûn ile kişi Hakk'ı bulamaz
İster ise ol bulunsun ilminin tam âmili
Cezbe-i Hak hâl ile tevâcüde hiç benzemez
Bulmaz ol ki bulmadı ârifler içre âdili
Bulûben teslîm-i Hak'da zerre tekâsül iden
Ol keselde sâbit ise geçdi bil Azâzil'i
Tâib u müstağfir ol sen ey Halîl her bir zamân
Zîrâ aslâ bulmaz iflâh suçlarının câhili
Henüz ru'yâda gören Muhammed'i bilir mi
Ehl-i Berzâha o Server hiç gösterilir mi
Bin bu dünyâ kadardır âlem-i misâli bil
Anda ol hazret sana söyler ki kalınır mı
Mîsâl'e varsa tâlib sanur ayn'a irişdim
Halbûki dünyâdadır ayn'a irişilir mi
Misâl'de görse o yüce Ahmed'e söylese
Yakzada gördüm sanur böylece gidilir mi
Misâl'de uyku bulunmaz ne de aksi fakat
Bir hâlet ki İlâhî âh bana virilir mi
Nâsût ile melekût beyninde bir semâdır
Yüzbin âlemi olur gözsüze görülür mi
Melekûti seyr ider basîret ile sâlik
Gayrıya olmaz nasîb sa'ysız irilir mi
Halîl bahr-i Hudâ'nın amkına nihâyet yok
Gavvâs-ı Hak olmadan bu bahre girilir mi
Lûtf eyle ey azîzim ağyâra ülfeti koy
Sa'y ile bul temîzim bu nâr-ı şehveti koy
Şehvetden gayrı sana yok perde ol Hâlık'a
Devlet-i câvidi bul bu fânî devleti koy
El her ne dirse disün yokdur hayr ile şerri
Geç âdât-ı beşerî bu fânî şöhreti koy
Nefs-i Emmâre sana fânî gayretlerini
Eyi bir şey diye gösterir gel sen bu gayreti koy
Yemekle libâsın envâ'ını seçdin ise
Bil ki şehvet esîri oldun bu zulmeti koy
Buğz u küdûret hemân bil ki şehvetden gelür
Fâni lezzetden gelür bu semmden lezzeti koy
Nefret ile arzuyı terk it iki cihândan
Ancak rehberi tanı yolunda nefreti koy
Ger ki delîle nefret itdinse matrûdsın
Bu isti'nâsdan gelür herkese ülfeti koy
Cehdi terk eyleme bir nefes dahî bu yolda
Terk idersen dilinden da'vâ-yı hulleti koy
Mecnûn disin sana halk sen akl-ı küll'e iriş
Ey Halîl akl-ı maâş dinilen zilleti koy
Havf-ı Hakk'ı eyledin da'vâda zâhid gâyeti
Ya n'içün ins ile cinden almışsın mehâbeti
Hak didin dilinde ammâ gâlibâ için gayrıda
Çok suya girdin ammâ gidermedin cenâbeti
Gördüm iltifât idersin dosta hem düşmânına
İkisine dostluğundan eyledin hıtâbeti
Hastalar gelsün bu hâl ile devâ virem didin
Ey tabîb kıl hele bu gözlerine tabâbeti
Aldatma sûret ile bî-çâre Hak tâliblerin
Ümmetü'd-da'vesin henüz bulmadın icâbeti
Câvizü'l-isneyn olurdun mihmân olsaydın bana
İki gün beyt-i Halîl'de mahv idüb garâbeti
Ey kullukdan bî-haber terk itmedin benliği
Tam er kıyâfetiyle tam eyledin zenliği
Her yerde Mevlâ hâzır hem nâzırdır dir iken
Seçdin ey ahmak halvet ile neden şenliği
Vallâhi iç yüzünü görsen ikrâh idûben
Öldürürdün sen seni koymamağa senliği
Şu şöyledir bu böyle dirsin hele sen nîce
Sen Hak yolunda sana eyledin rehzenliği
İncitdin gönül yıkdın Hak sözlerine bıkdın
Halkı fazlaca sıkdın eyledin düşmânlığı
Hak evi iken anı eyledin sen zulmânî
Halîl hüner mi sandın sen perver-tenliği
Âmentüye inanan çok uzatdın kelâmı
Rızkını Mevlâ virir bekle dârü's-selâmı
Yetmiş iki dolabı kurma bu dar eve ki
Fazla gelirse dinir buna dârü'l-melâmî
Sen anadan doğmadan her umûrunu Mevlâ
Takdîr eylemiş anla ey hâcemizin gulâmı
Ne hâcet fazla söze makdûr olan gelecek
Zâlim sonun görecek dir ki buldum belâmı
Halîl izzet dilersen sükût anahtarıdır
Söyler isen bulursun her Zâlı ve Lâmı
Hîle-i şeytân'ı sordun ammâ müşkil doğrusu
Aklını haylice yordun ammâ müşkil doğrusu
Her dem iğvâsı seni ahdinde sâbit kılmamak
Mümkün oldukça durdun ammâ müşkil doğrusu
Görmediğin semt-i lâ-yuhsâdan ol kâfir gelür
Ba'zı geldiğini gördün ammâ müşkil doğrusu
Bin tuzak içre anı bir koyamadım fendime
Sen de dört beş tane kurdun ammâ müşkil doğrusu
Ahmed'in gitmesi ile Mahmûd'un gelmesini
Çok da boş hamur yoğurdun ammâ müşkil doğrusu
Gayrinin suçunu görmekde refîk oldu sana
Sen anı hayra çağırdın ammâ müşkil doğrusu
Sen seni insân idince görünür mel'ûn hemân
Boynun ol dem çevirdin ammâ müşkil doğrusu
Pehlivânın her biri mağlûb olan yerde Halîl
Tutub anı tiz devirdin ammâ müşkil doğrusu
Ey komayan dünyâda bu fânîce vücûdu
Diğer vücûd aramaz koyan nîce vücûdu
İkinci bir vücûdun bugün gündeliğini
Tiz anladı o cân hiçe sayınca vücûdu
Mücerred ârif olmak mı sandın bu kemâli
Eğer hoşnudluğunu Hak sana kılmazsa cûdu
Adâvet, buğz ile kîn o kim saklar derûnda
Hemânca ismi müslim anın boşdur sücûdu
Hudâ ahdinde sâbit olur mu ol nazarsız
Ki kılmış fânî halka nihâyetsiz uhûdu
Görünce kâmili tiz urur kalbi hilâfen
Bu hâlde olan ne bilür ehl-i şühûdu
Huzûz-ı nefse sâil helâl ile harâmı
Hiç anlar mı azîzim Şerîat'le hudûdu
Münâfık cehl içinde olursa akdi birdir
Olursa ilm içinde anın çokdur ukûdu
Görürsün ehl-i ucbu kemâl ü zühd içinde
Uyanık mı sanursın oku Vehüm rukûdu
Zamânımızda cühhâl nazarındaki âlim
Hakîkatsiz iken zu'm ider ilmi okudu
Yarın ki günü anlar sanurlar ki inanır
Koyub Mevlâ'yı alan bu cîfe-i nukûdu
Giyin takvâ libâsın Halîl gayrıyı terk it
Sorana dime sakın ki bunu kim dokudu
Behey münkir bu inâdın senin deccâlla bir geldi
O deccâl padişah olmuş özün ana vezîr geldi
Koyarsın hakkı butlâna gidersin aks-i Sübhân'a
Ecel gelince bir sana dinir nefse esîr geldi
Atarlar odlara seni yakarlar anda ey denî
Diyince ısıdır yandım dinir ki zemherir geldi
Bu dünyâda hep âşıklar giyerken gamm libâsını
Yarın katran yerine sana da bugün harîr geldi
Senin aklın gibi bir kaç fenâ masharasın bulsan
Olursun tizce bir ahbâbı Ricâl-i Hak şerîr geldi
Ki zîrâ ehl-i Hakk'ın tavrı aslâ nefse hoş gelmez
Ol ise sana Sultân'dır hevâların müdîr geldi
Huzûz-i nefsi okşar va'z u nasîhat îmânındır
Hevâna uymayan Hakk'ın kelâmı aldadır geldi
Uyub Hakk'a eğer Cennet bulursan ayn-ı nîrândır
Fakat arzımla dûzah olsa da köşk ü sedir geldi
Eğilme halka Hakk'ı aldatma kork ol Hudâ'dan ki
Senin kıblen değil Kâ'be sana kıble serîr geldi
Gözün bakar gûyâ insân neden bütün için hayvân
Bakınca kâl u hulkuna ya bir kelb yâhûd hirre geldi
Senin bed hâlini sen benden iyi takdîrdesin ammâ
Bu kalbe tiz döner dolab dinilmek bire bir geldi
Görünce yüzümü oynar o kalbin tizce yerinden
Sebeb bu uykusundan uyanur nifâk ağır geldi
İçin dolu nifâk ile anı saklama ey zâlim
Anın setri melâmetler virir sana habîr geldi
Ki her kim derdini saklar ana dost olmadı hakîm
Halîl'e saklama derdini yok dimek zehîr geldi
Hak içün Hak vâr eylemiş boşa yordum gönül seni
Yâra seni yâr eylemiş yâda sordum gönül seni
Çeleb içün konuk evi kondurmuşum sende dîvi
Dürlü düşünceler yeri böyle gördüm gönül seni
Dürlü dürlü düşünceler kimi gül kimi goncalar
Çıkarırsın eğlenceler arşa kordum gönül seni
Gönül seni boş koyamam evhâm ile hoş koyamam
Eyi düşünceni duyamam yâra sordum gönül seni
Ki uykuyu dağıdırsın gözlerimi ağıdırsın
Ben Halîl'in bağı dirsin kuş uçuram gönül seni
Bildim hangisidir diri mezârdaki şehirdeki
Semekin hangisi iri denizdeki nehirdeki
Kim uykuda kim uyanık gîcedeki gündüzdeki
Gezenler mi yatanlar mı uyanıklar seherdeki
Hudâ tecellîsi nirde insânda mı hayvânda mı
Mâ'dende mi otlarda mı ne altunla gevherdeki
Ateşle su hava toprak birbiriyle evleniyor
Bunların nikâhını kim kıyar gökdeki yerdeki
İkide üçde aradım Halîl yokdur hiç eseri
Ben bu işi birde gördüm gerçek olan haberdeki
Edebden mahrûm olan Mevlâ'ya kul olur mu
Sûretle şekle kalan hâr aceb gül olur mu
Zikr u ihlâsdan berîlerin cennet mi yeri
Tâat-i Hak'dan geri er varsa yol olur mu
Şehvetinin zebûnu kimdir er dimiş bunu
Hacı ki gayra yönü haccı kabûl olur mu
Ahlâkı bed olanın bilgisine gümânın
Âlim mi dinir anın dumânı kül olur mu
Gadab ider lâ-yuadd dolu kîn ile hased
Rahmân'dan olmak meded ana usûl olur mu
Nefsini hod beğenen her işinde öğünen
Boş gamm ile döğünen içün vusûl olur mu
Ekser hemm-i dünyâda bulunan her hulyâda
Görse eğer rü'yâda o gerçek yol olur mu
İvaz'dan olsa ârî bir söz ki kavl-i Bârî
Anmak dâim O yâri Halîl fuzûl olur mu
Beni terk eylemekdir benliğin olunca bünyâdî
Beni terk itmeyenlerdir olanlar benliğin yâdı
Gerekdir ben olur makbûl kişiden sayılur ammâ
Benine nisbet bir olur hoş olursa değil ehâdî
Vücûdunu tamâmen benliği kapladığındandır
Ki matrûd oldu Azâzil hidâyet itmedi Hâdî
Benim diyen nîcelerin yıkıldı nîce ma'mûru
Yıkılsa idi bir yandan harâb olmazdı bünyâdı
İkilikde olan beni görür sanma beni seni
Recâî gibi bir denî ne dirse duyan olmadı
N'olaydı bu dünyâda adım söylenmeseydi
Mevlâ'm ile kalaydım kimseler bilmeseydi
Beni câhil bileydi bu zamân halkı beni
Ma'rifeti var deyû rağbetim olmasaydı
Anam babam öleydi ben ufacık yürürken
Avret, oğul, bacı, kız, kardaşım olmasaydı
Mâl ile mülk akrabam yılân akrep olaydı
Deliklerde kalaydı mensûbum olmasaydı
Uzun kuyruklu fare gibi ahbâb yerine
Bin sıçan anbarımı boşaltsa dolmasaydı
Ehlî kurtlar gelerek endâmıma bakmadan
Dağdaki kurtlar gelüb sürümü komasaydı
Görünüşde bir insân içinde yüzbin hayvân
Bâri böylece beni anam doğurmasaydı
Ey itdiklerin senin cümlesi yerindedir
Halîl tevbe vir dilin bunu söylemeseydi
Ey Zât-ı pâk ey Zât-ı pâk seni bildir bana seni
Eller ider yakamı çâk seni bildir bana seni
Senden geri kamû hevâ değildir hiç biri devâ
N'idem anı ki mâsivâ seni bildir bana seni
Nedir Hakâyık-ı eşyâ nedir irfân ile ihyâ
Ne ölmek ne dirilmek ya seni bildir bana seni
Nedir bilmem şâh u gedâ olmasalar sana fedâ
Kim diler senden mâ-adâ seni bildir bana seni
Nedir dünyâ benim olsa nedir ukbâ benim olsa
Bütün âlem tenim olsa seni bildir bana seni
Gâh sanırım derdim şudur gâh söylerim derdim budur
Değil değil virdim budur seni bildir bana seni
Suçlarımı afv iderek güçlerimi saf iderek
Her aynımı kâf iderek seni bildir bana seni
Benim gibi denî yokdur senin gibi Ganî yokdur
Gayrın beni seni yokdur seni bildir bana seni
Deryâ-yı zenbim taşmışım haddimi pekçe aşmışım
Lûtfun olmazsa şaşmışım seni bildir bana seni
Nefsim sever sabâveti cândan iver gabâveti
Kalbimin tam kasâveti seni bildir bana seni
Sırr-ı Muhammed'e beni kıl âşinâ görem seni
Ey lûtfi çok Hayy u Ganî seni bildir bana seni
Yakzat eyle menâmımı senin çün eyle nâmımı
Sözün eyle kelâmımı seni bildir bana seni
Koma zulmetde hiç bir dem dahî eyle benî âdem
Kıldın insân beni mâdem seni bildir bana seni
Unutdurma seni aslâ irişdir sen beni vasla
Koma bir dem beni fasla seni bildir bana seni
Nedir bende derd-i diğer bilmemişim seni meğer
Yana her dem sana ciğer seni bildir bana seni
Zikrim dâim Zâtın olsun yerim dâim katın olsun
Kelâmım âyâtın olsun seni bildir bana seni
Çek mâsivânın içinden çıkar Halîl'i hiçinden
Bu vârın iç ü dışından seni bildir bana seni
Muhammed nûru her cânın bütün gönüller âbâdî
Tamâmen âb-ı kevnânın elinde tâb-ı bünyâdî
Hezârân evvel u âhir eğer Mürsel veya Hâdî
Kemâlâtında bir nâzır buna benzer bulunmadı
İklîl-i Enbiyâdır bu yaradılmışın üstâdı
Ki kurdu asl-ı evtâdı olub her varlığa bâdı
Hilkati cümleden akdem bi'seti âhir oldu hem
Seyr itdi nûru dürlü dem başında tutdu ecdâdı
Bulundu hepsine hem-dem hil'ati fâhir oldu hem
Ki görsün her birinde gamm işinde gütdü a'dâdı
Ekmel-i Enbiyâ'dır bu biliş her vechi eşhâdî
Ki durdu fi'l-i mu'tâdî kılmağa emri dîl-şâdî
Ser-â-ser kâinâtı devr-i evvel doğmadan Anın
Berâber dâimâtı cevr dolu gördü bir vâdî
Ayağı tozudur mülk ile câh-ı tâcdârânın
Çırağı sözüdür bil ki kovar zulmet-i berbâdı
Efdâl-i Enbiyâ'dır bu ki pür-tâb itdi esyâdı
Velîler de bulamadı Ebu'l-Kâsım'sız imdâdı
Makâm-ı arşı geçmez hiç Mukarreb ya melek, Nebî
Ahmed'e Hak didi sen geç ki kurmuş ol bu îcâdı
Hemân geç de muallâdan görmeğe Hazreti Rabb'ı
İçdi de câm-ı ahlâdan gördü sâhib-i Mîâdı
Ekrem-i Enbiyâdır bu ki buldu akl-ı maâdı
Vesîle halka irşâdı ider tâ haşre ahfâdı
Hamiyyet bahş ider Âli ki andan ider istinbât
Temiz ider gamm-ı bâlî devâm-ı zikr-i mu'tâdı
Kuran dereke-i hefte ol geçmeğe ümmeti sırât
Gelüb gösterdi doğru yol hidâyet eyledi Hâdî
Eşref-i Enbiyâ'dır bu şereflendirdi eyâdî
Ki te'nis itdi azdâdi keremle lûtf-i müzdâdı
Kesilmez feyzi artar dem-be-dem vârisleriyle hem
Virilir tâlibe dîdem ne ise yüce murâdı
Salât ile selâm iden olur âzâde-i elem
Çıkub tiz yoluna giden bulur Mevlâ-yı 'ibâdı
Akvem-i Enbiyâ'dır bu salar zerrâta vidâdi
Anlar da raks ile yâdı eylerler kat'i vidâdi
Eğer olsa maiyyetde aldadılmaz idi Âdem
Uyub telbîse Cennet'de gelüb görmez idi râdı
Veya tevbe zemîni virmez olsa re's-i rû mâdem
Gelince bu zemîni yer idemez idi bir zâdı
A'zam-ı Enbiyâdır buna arz olundu her âdı
Hudâ'nın Mürselîn hep rû tutar Halîl hem evlâdı
Sanurdum kendüm insânım bilinmez olmuşum şimdi
Sorarlarsa cevâbım yok gelen ile giden kimdi
Gözümden bakmadayım, söylerim dilden, kulağımla
Duyarım, dir idim işimi sanurdum ki işimdi
Sen seni bilmenin vakti daha geçdi mi dirler
Diyen dinen duyan kimdir sorulsa vir cevâb imdi
Halîl, Vehbî, Recâî, hem Hüdâi hem de İbrâhim
Soranlara bu esmâyı cevâb iderdim adımdı
Fakat sonu bulunmaz derde düşdüm Halîl ismiyle
Didim yârâna adımdır size ismimi didimdi
Bugün bu halkdan Allâh'a likâ içün kaçan var mı
Kırub bu kafesi vatan içün pervâz açan var mı
Geçerek mâl u mülkünden çıkarak hâl-i fülkünden
Cânı âzâde yükünden gözünden kan saçan var mı
Hudâ içün bütün varın geçen ırz ile vakârın
Koyarak yolda evzârın şehîd olub uçan var mı
Bana ne mâsivallâhi dilerim Zâtı vallâhi
Ki bulam vasl-ı İlâhî deyûb serden geçen var mı
Hızır ol âb-ı hayvânı aradı nîce dem anı
Halîl'den sırr-ı cânânı zülâlinden içen var mı
Mülk içinde yokdur andan başka alub virici
Kim benim dir ise anla hâlini ey bilici
Çok melikler geldiler bu meydâna benim diye
Benliği isbât iderken tâşa çaldı kılıcı
Suların emrine münkâd olduğunu görerek
Sandı Firavn ki benim âlemdeki yaradıcı
Ammâ bahr-i Mûsâ anın tanrılığına hitâm
Virdi, bilmiş idi heybetimde sular durucu
Emniyet atına süvar bahre girdi çâr-nâçâr
Didi sular gel bakalım âlemi aldadıcı
İ'timâd dîvârı yüksek yıkılmağa başladı
Derhal âmentü didi göründü ağza urucu
Bir avuç kumu çalub sus didi ki geçdi zamân
İşte fermânın senin ey halka fermân idici
Sana ne lâzım benî İsrâil'in Allâh'ına
Eylemek îmânı çünki derde dermân idici
Gark olub bahr-i helâke kendü etbâı dahî
Kaldı nâm-ı beddi âlemdeki benlik idici
Nemrûd u Şeddâd u Kârûn mülke mâlikiz didi
Sandılar nefslerini burada iyilik idici
Gerçi bir mikdar da bunlar adl ile mevsûf idi
Adli Hak'dan bilmediler oldular şirk idici
Varlığın vârı göründü zîrâ bunlara biraz
Vârı Vâr'dan bilmediler oldular çirk idici
Burada bir nükte var ey zerrece aklı olan
Aç gözü fehm it ki yarın olma pişmân olucu
Ebû Yezîd ile Mansûr dahî benim didiler
Sede Hakk'a virdiler, olma boş isyân idici
Ya'ni benliklerini Hak aldı var benim didi
Kul dilinden âleme bürhân-ı Yezdân idici
Böyle yokluk ile benlik eline al başa koy
Vây ki varlık ile benlik oldu tuğyân idici
Mâl u câh ile olur hem ilm u zühd ile deyû
Çokca âlimlerle zâhidlerde buğyân idici
Oldular Bâûr u Barsis misl-i İblîs varlığı
Kendülerde gördüler olunca nisyân idici
Nâr-ı Nemrûd yakmasun seni sen İbrâhim isen
Korkma sivrisinek irer beynini dağıdıcı
Âşık oldur ki Hudâ'dan gayrı bilmez sırrını
Sâdık oldur ki edâdan hiç çekinmez dînini
Yanması âşıkların pervâne gibi gizlidir
Uçmasında yanmasında kimse bilmez seyrini
Pek tutar enfâsını yansa ciğer ma'şûk içün
Kimse duymaz kokusunu veyâhûd sırrını
Gizli yollardan gider Allâh'a giden kârvân
Saklanur görse verâsında sivânın tayrını
Gerçi mahsûl yer altında saklamazsa kendüni
Hiç biter mi ey Recâî var mı görmek tavrını
On hoş içinde bir beddi görene Mevlâ kör didi
Gerçek olub Hak yoluna giren bu yolu zor didi
Bir mü'mini iki fâsık gördüler çokca suç ider
Bir ârifi bahs itdiler ârif görene sor didi
Gökdekine yerdekiler yapsalar ölçü ve kilâr
Koysalar dürlü tartılar biri al biri mor didi
Bin kör ittifâk itdiler bir akı karadır deyû
Gör nîce nifâk itdiler gören bu hâli hor didi
İslâm şartını bilmeden müslümânlık da'vâ iden
Görünür gözlere beden gören ateşe kor didi
Dîvler gibi bin nâradan uyanmıyan gâfilleri
Hudâ cehennem içinde kara kara kömür didi
Halîl sinek sadâsını boşa sanma yanılırsın
Zîrâ Şâh-ı Süleymân'a hikmet sözünü mûr didi
Hilkatinde Hak'dan ırak olanlar
Muhammed nûrunu görebilir mi
Veyhîn ellerine durak olanlar
Tecellî Tûr'unu sürebilir mi
Hakk'a meyl eyleyen gönül yorulmaz
Gitdiği yollarda menzil sorulmaz
Ol yana yönelen gayra yönelmez
Yüzünü her semte urabilir mi
Doğruya şübhe eğriye ihlâs
Eylemesin mi gönlü dolan pas
Aksini ider bunun hayr-ı nâs
Kendini boşa yorabilir mi
Dönmek dimekdir bu ma'nâca kâlb
Dönsen ider ki îmân olur salb
Kıble semtine dâim ider celb
Ölmeyince geri durabilir mi
Kendi hevâsına kul olan kâhil
Derdi devâsına bil odur câhil
Zerrece şehvete bulunan mâil
Halîl'e irişmek nûra bilir mi
Ey müslümân kelâm-ı Hudâ'yı dinledin mi
Birbirinize fitne kıldım dir anladın mı
Hele kul sabr ider mi Hak'dan deyûb gider mi
Görüyor solu dir mi böylece eyledin mi
Anların çoğu görür, bilür, işidir sanma
Hayvândan fenâdırlar diyor çıkabildin mi
Zikrimizden dönenden çevir yüzünü didi
Anlar diler dünyâyı bundan geçüb irdin mi
Şöyle yer ki nihâyet söylenmişdir adına
Ol Vahdet'in mülküne azmin ile girdin mi
Mâl u evlâdın ba'zı düşmânınızdır didi
Çok sakının anlardan dir anları koydun mı
Di gayrıyı dilemem hem de şirke gidemem
Halîl gibi gayrısı düşmânımdır didin mi
Yâ Rabb gamm vir bana gamsız hiç koma beni
Olsun gözüm uykusuz demsiz hiç koma beni
Ehl-i nifâk her zamân beni dillesün hemân
Virme bana hiç emân hemsiz hiç koma beni
Ehl-i derdi sana çek tevbeyi tuta gerçek
Yokluğa koy bizi pek cemsiz hiç koma beni
Nefs-i emmâre atı azar ise tut katı
Yırt elinden berâtı gemsiz hiç koma beni
Medh itmesün beni kes şerli kullar bir nefes
Tâ ki kırılsun kafes zemsiz hiç koma beni
Her dem diyen yâ Celîl tâ olam sana Halîl
İzleyem kâmil delîl şemsiz hiç koma beni
Aşkın kanadlarını kırar şehvet anı koy
Vahşî behâim huyu olan isyânını koy
Evvel âhir sana aşk-ı pâk olur makâsıd
Anın çün ki koyasın vasla gel hüsrânı koy
Hayvân gibi her yana gezüb otu toplama
Yıka temiz yüzünü a'yânı pinhânı koy
Hak'dan gayrısı içün eğer bir söz dir isen
Hemân seni tiz anla da'vâ-yı Rahmân'ı koy
Âşık ol sen O yâre diğerlerini görme
Cümlesi âyinedir bâkî iste fânî koy
En güzeli fenânın vallâhi bî-vefâdır
Vefâsızı görürsen ümîd-i Sübhân'ı koy
Aşk-ı Hak'dan diğere raks iden ahmaklara
Salma sakın nazarın salarsan Sultân'ı koy
Bildin ise o bâkî saray zevkini Halîl
Hamâm-ı tecrîde var haydi bu külhânı koy
Gönül dir ki bu ilhâmât nedendir bilmem anı
Didim şu halde emirdir sana bu rûh-i hayvânî
Didi emîr olamaz o meğer esîr ide seni
Didim hâlini sen bildin komuşsun râh-ı insânı
Didi kârım değil mi seyir kılmak levh-i mahfûzu
Didim semândaki bulut nihân itdi o ayânı
Didi Gayb âlemindeyim o benden ola ki mestûr
Didim sana bu mahsûsât görünür men' ide cânı
Didi ru'yâda görürüm didim o âriyet mahlût
Didi ya ne idem Halîl didim unut bu cihânı
Her suçların başı çün dünyâyı sevmek oldu
Dost itmez kendüye ol ki anda bilmek oldu
Cihân doldu başdan başa derd ile elemle gamdır
Yüz dağ kadar her biri bilmeze gülmek oldu
O kim buldu ebedî yârini gümânsız anın
İçün bu fânî bâbıyla ateşden gömlek oldu
Ol Muhammed ki bütün Enbiyânın Server'idir
Gör eyledi mi ta'mîr çün ana gelmek oldu
Eğer merd isen uysana o Fahr-i Kâinâta
Su üzre ki temelin sonu yıkılmak oldu
Bilinir kişi de olsa bir zerre hamâkat
İşi anın bu alçak şey'e meyl itmek oldu
Gönül virme bu ednâ yere sakın birâder
Ki sonu bunun varlığının yok olmak oldu
Nasîbi yok cefâ mihnet ü kederden özge
Anın ki âdemoğlu kârı ağlamak oldu
Ayağına düşse her bir adımında altun
Sakın aldanub ana dime ki sevmek oldu
Ukbâ sahrâlarının bir kara taşı olmaz
Alub gitsen dünyâyı cîfe sürünmek oldu
İlm ile irfân eğer var ise sende beşer
Terk-i dünyândır hüner Halîl'e çıkmak oldu
Geçdim mezar taşını hüzne gark itdi beni
Ağlayûben gözlerim kana sevk itdi beni
Geçen vaktin nizâmını komamış bu bî-kâm
Zamân dağıtmış her sâliki yesâr yemîni
Evlerinin içinde ya sevdiği ya diğer
Bu mevtâların hemân ola yoldaşı Ganî
Ancak adları kalmış dünyâ ehli dilinde
Nişanlarından eser var mı gezin zemîni
Evlerinin temeli toprak içine girmiş
Sanki bunlarla berâber terk idüb vatanı
Hani o dürlü dürlü nâz iden gözü elâ
Nerde ki yâd göze kıymaz idiler o teni
Aceb nerede cânı şimdi hangi evler bânînin
Dûzah mı yeri yoksa cennetde mi bedeni
Bin dürlü hîle tezvîr ile dünyâ alanlar
Orada da var mıdır bu işin zevâlî anı
Dünyâ nef'ine binbir kizb diyen o diller
Söyler mi yine eski gibi gizli alenî
Ey âşık u sâdıkân ey sâlih u tâirân
Görmez sizi zâirân a'lâ veya ki denî
Ey ehl-i rıhlet îmân ile gidenlere ki
Halîl selâm ider Hakk'a kor diğere gideni
Ey Rabb'inin hümâsı nenedir bu fenâsı
Bu orucun gınâsı taleb it Rabb-i nâsı
Ağla ki gel re'yi koy ne varsa gel berî koy
Mahbûb'a cân ser'i koy görmeyin hiç bu nâsı
Bu mezbeleden dolaş aşk gülşenine ulaş
A'dâna eyle savaş döndüresin hannâsı
Mest ol gezinme ayık olmazsın vasla lâyık
İrfânı bul hadâik yüce anın binâsı
Emsâlin olan kuşlar hep seni gözlemişler
Saklar sana yemişler Hannân'ın çok gınâsı
Bu dâneyi yimekle hoşsun bunca emekle
Maksûd olsa dilekle kıyâs it ki fenâsı
Muhabbet merkebini bunca seversin anı
Ya kendü zâhir olsa söyle nedir şinâsı
Ey habersiz cânından sırrındaki kânından
Dîninden îmânından nedir dînin senâsı
Sevdinse kimi sevdin uydunsa kime uydun
Virdinse kime virdin ey vârı âşinâsı
Bu kavgadan neyin var çünki yârdan gelen var
Her hâlini bilen var kulları Rabb-i nâsı
Uyuşmayub dîne gel bu savaşından çek el
Rahat köşküne ko bel yokdur hiç inhinâsı
Elinde yoksa gelmek gerek rûzuna dalmak
Andan cânânı görmek yanub Tûr-i Sinâ'sı
Cân âlemlerini bul cesede bakma gönül
Ferşi ko arşa yönel koy halkı sen fenâsı
Bu sağlığı ne sandın ki meyl idüb inandın
Yalandır buna kandın bu ikilik anası
Biri bu var bin işin tene sâhib oluşun
Gerek Hakk'ı buluşun maksad işin sonâsı
Geldin bu fânîye ki Mevlâ senin sevgini
Sorûben reyb u şekki şübhen tamâm yanası
Maksâdı bul ey Halîl mevti sev çünki delîl
İzzet istersen zelîl görmeyüb sen binâsı
Birgün ölürüm dirim duy hele bu sözleri
Cân kuşu ten habsinde geçirdi çok rûzları
Kazâ kılıcı gelüb lûtf ile kafesime
Urdu safâ çanağın açdım koyub düzleri
Bir gitdim dîl âlemine derdim aşkın gülünü
Sanurdum gayrı mekân yokdur görüb yüzleri
Tenden ayrılınca dayanamam sanurdum
Hasretle geçirirdim gîce ve gündüzleri
Bilince cân şehrini bunca güzel hem geniş
Rihletine şükr itdi terk idüb her sözleri
Yüksek yuvalı hümâ düşmemiş alçaklara
Yükseklere irişdi koyub yazla güzleri
Kanadı bağlı meğer anın çün uçmaz imiş
Yoksa kırmaz mı idi kafesdeki gözleri
Evvelce görse idim ben bu cilve-gâhımı
Söndüremez mi idim nefs içinde közleri
Ey ehl-i dîl-i zârân hoş geldiniz merhabâ
Hak size de göstere akşamı yok rûzları
Mevte muhabbet ile bâkî hayâtı bulun
Tiz bu gülşene gelüb görün siz bu yüzleri
Sizden bu Melekût'e gelmeden evvel selâm
Hem temennî gele ki göre Halîl sizleri
Geldi yine aşk bülbülü doldu sadâ-yı Mustafâ
Açıldı mü'mine gülü erdi nişân-ı Mustafâ
Tûtîler öter zevk ile rahmet saçıldı gül ile
Âlem dolubdur nûr ile devr ü zamân-ı Mustafâ
Melekler çün arşda durur el kavuşur sâf sâf olur
Cümle salavât getürür behr-i revân-ı Mustafâ
Ol Şâhî "mâzâğâ'l-basar" bir kez aya kıldı nazar
Ay oldu "Venşakka'l-Kamer" gökler nişân-ı Mustafâ
Bezediler cennetleri karşı çıkdı bin bin hûrî
Çağrışırlar ol her biri derler ki kân-ı Mustafâ
Başı açık yalın ayak arsa-yı Mahşerde durak
Ana ne hulle ne Burâk n'eyler cânânı Mustafâ
Rasûl ile gâra giren Ankebût eşiğin ören
Ejder tabanın ısıran Sıddık'tır yâr-i Mustafâ
Kâ'be deresinde kakan Kayser'i tahtından yıkan
Ömer'dir üstüne çıkan O açdı şer'-i Mustafâ
Gelin olun şekden beri serveridir ol dîn eri
O aldı vardı Hayber'i Alî'dir yâr-i Mustafâ
Bu onsekizbin âlemin dîv u Peri ve âdemin
Cümle Arab ve Acemin dîn u îmânı Mustafâ
Kim ki yolun tuta gide yol üstünde mi'râc ede
Koyma Halîl'i tamûda cümleye cândır Mustafâ
Ey nûr sen ne nûrusun yerin mi göklerin mi
Hangi âdet birisin azın mı çokların mı
Cânımda buldum seni mekân ile zamânsız
Geçmez mi vaktin varın mı hoş var yokların mı
Yakın olanı mısın sen sûretinde âleme
Seninle mi işitmek olmaz kulakların mı
Gözlerinden bakan nûr sende olur mu kuvvet
Ki böyle tiz dolaşır olmaz ayakların mı
Ben gibi bir damla su ile zerre toprağa
Cennet ki kıldın nazar solmaz ayakların mı
Seni görünce cânım simâ'ayı ihtiyâr
Bedende ana didim gitmiş topukların mı
Şark ile garba mensûb değil misin ey mahbûb
Elvânın hangi senin karan mı akların mı
Varlığını terk iden senin içün mü ider
İdince zâhir olan sen mi şafakların mı
Vârislerin güzeli senin adın mı yoksa
Âşık gözünde zerre senin topukların mı
Çokluk içinde senin görünen birliğini
Halîl bilmedi sivâyı az mı çoklukların mı
Kalb âyinesini sil gayrıya ko nazarı
Ol âyineye bak ki görmeyesin hazeri
Sûretâ bu âleme mağlûb görünen tenin
Sen değilsin gözün aç kendünde bul haberi
Ayla güneş emrinde fermânında müstakîm
Sen ararsın kendüne gezûben her şatırı
Hak yüzüne âyine sensin özünü özle
Ahmed'in izin izle ki bulma ol asferi
Sekiz cennetle nîrân hükmündedir ey Sultân
Sûretde adın insân beşer kıldın beşeri
Hakk'ın ulu kulusun kovulma hazretinden
Kalem-i Levh'i işte gör seyr idüb eseri
Cehl ile zulmet sende Nûr-i Nübüvvet sende
Gerçi hâtem Muhammed sanadır sünnetleri
Ey Ma'den-i Mürüvvet ey Mahzen-i Uhuvvet
Fedâdır mi'râcına cihânın Kâmil eri
Halîl selâm unutma O Şâha tayyibâtı
Salâtı dâim eyle ger isen fırsat eri
Hak İsrâil'in sebtini bu ümmete ders eyledi
Hîle itmez şer'a bunlar deyû bu sünnet söyledi
Gel açalım bu fıkhının kitâbını neler yazmış
Bin yerde hîleleri var beni eğri sevk eyledi
Yalınız bir beni sanma nîce temiz kulu yazmış
Bir ân Hakk'a varam derken bin yıl beni avk eyledi
Tefsîr okur gözü görür görmez kendüni Kur'ân'da
Hoş ma'nâlar üzerine kendü vasfın terk eyledi
Hak söyledi kelâmında Kur'ân'da vardır zikriniz
Ya'ni kendünizi bulun Allâh size ne söyledi
Yesuddûne yuhibbûne yaktaûne gerek cevâb
Virdi Halîl'e tiz kim ki sözünü ikrâr eyledi
Bir bahre dalmışım bugün ne dost ne düşmân kahrını
Görmez ise de onlar hep pâre pâre bağrını
Hemân anlar ki duruşa bilmeye kendülerini
El uzadub sığayalar Cibrîl'in anı sagrını
Sorûben her bir zerreden esrâr-ı Kâmil insânı
Öğrenüb her bir eşyâdan karalar ile ağını
Görünce her bir cihetden görünen vech-i tâbânı
Seçmez olunca cihânın taşları ile dağını
Her yüzde bir sadâ gelür bu mülk sâhibinin deyû
Halîl'e teslîm itdi dost iki cihânın bağını
Tevhîd beni yâr eyledi
Allâh ne hoş kâr eyledi
Aşk işimi zâr eyledi
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Bak ne didi şâhım bana
Gel gel açık râhım sana
Açılur dergâhım sana
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
İder sevdiğine cefâ
Her cefâsı nedir safâ
Kim görmemiş andan vefâ
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
İlle dedi eli sağla
Kapumda elini bağla
Beni bulmak içün ağla
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Her gîcemi gün eyledi
İzzetimi dûn eyledi
Beni diğer-gûn eyledi
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû Hû diye eser yeller
Hû Hû diye akar seller
Her şey dilde Hû'yu söyler
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû Hû de cânım sen Hû de
Geçirme vakti beyhûde
Hû diyenler yanmaz ode
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Kulağıma gelür hitâb
Hû dimekdir emr-i kitâb
Hû kıldı ciğerim kebâb
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Sen bu Hû'yu o Hû'ya kat
Tevhîdin olsun iki kat
Hû'dan gayrıyı cândan at
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû'dan sana Hû'dur mîrâs
Hû aşkını ider îrâs
Hû deyüb söyle el-Gıyâs
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû'dur ehl-i kemâl'e tâc
Hû olur cânlara mi'râc
Nûr'a dönderir leyl-i dâc
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû'dur zikr-i dilde fasîh
Hû olmuşdur zikr-i melîh
Hû kıldı Îsâ'yı Mesih
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû de dâim ey cânım âh
Ki komasun sende vesah
Hû zikri gönülde mıh
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Diler isen Hayy u Vedûd
Hû ile yan çıkarma dûd
Hû şevkine olmaz hudûd
Hû beni meftun eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû ider zikr ideni şâz
Hû'dur dâreyn sana melâz
Gayrısından di el-Iyâz
Hû beni meftun eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Bakma sağ u sola diyor
Bir iki gün n'ola diyor
Seyr it sonu hele diyor
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Sivâ balı zehîr diyor
Her hâli zemherîr diyor
Belâ donu harîr diyor
Hû beni meftun eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Eğ başını yere diyor
Bu bakışın nere diyor
İbret al bak sırra diyor
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Gel Muhtâr-ı Yâre diyor
Sana merhem sara diyor
Bildinse var yâre diyor
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Düşerse kanat açılmaz
Dar deyû hümâ uçamaz
Bu vâdîden o çıkamaz
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû diyende olur mu pas
Erenlerine olmaz yas
Hû dimede Hızır İlyâs
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû zikrinden çekenler baş
Sanma olur onlar yoldaş
Hû Hû diyenler hep kardeş
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû diyenlerdir abd-i hass
Hû'dan gayrısı dîlde pas
Keser iken Hû'dur makas
Hû beni meftun eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû didiler Nebî Murtâz
Hû diyenden olur Hak râz
Hû söyler cevher ü a'râz
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû dimişdir Vehbî hayyât
Yunus çeküb cefâ ifrât
Hû deyüb bir kâmil simât
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû'dur gerçek olan vâiz
Hû diyen çıkar mevâiz
İnlem tesma' aleyke 'izz
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû zikrine olan kâni'
Hû'dan gayrı olur mâni'
Hû komaz dîlde mevâni'
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû diyenin bil yüzü ağ
Olur cümlesi gönlü sağ
Dağ üstüdür bil ana bağ
Hû beni meftun eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Zikr idenler olur muâf
Olur sivâdan cânı sâf
Hû'dur bilen Nûn ile Kâf
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hû'dur bilin sırr-ı tarîk
Olur bahr-i aşka garîk
Hû olmuşdur a'lâ refîk
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Yabanda sen çekme emek
Cândan gerekdir Hû dimek
Gel gir yola kayd olunmak
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Ger ki görüne Cebrâil
Sidre ola sana mâil
Kalmaya dostunla hâil
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Bin bin kanatlı kemhâil
Görenler devlete nâil
Görür olanlar İsmâil
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Mikâil'den işit kelâm
Vire sana benden selâm
Rakîbün Atîd'den merâm
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Sekiz oldu kerrûbiyyûn
Arş u ferşi sanma oyun
Eğmeği ol Hû'ya boyun
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Kesil hem sağ u solundan
Vefâ yok sana gayrudan
Ne buldun diyor ayrudan
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Yudu gönlümü sivâdan
Geçirdi beni da'vâdan
Ne umar bu bî-nevâdan
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
İsrâfil'in elde Sûr'u
Bildinse bu remzi yürü
Neşr ide güneş göz nûru
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Âh bu gönlüm sağ u sola
Meyl itse işim ne ola
Düşer diyor hemân çöle
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Görmeyince gözü elâ
Ne fâide sana hâlâ
Lâ-melâ yerin lâ-halâ
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
İrdinse vech-i tâbânî
Virme Azrâil'e cânı
Ver dirse elde burhânı
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Maksûd ancak benim didi
Mescûd ancak benim didi
Meşhûd ancak benim didi
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Cihâtsiz buldu Ken'an'ı
Bilenler sırr-ı pinhânı
Bulam dirken O Cânânı
Hû beni meftun eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Suda görem sûretini
Yıldızların sîretini
Yanlış kıldım izzetini
Hû beni meftun eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Hoş gösterir dünyâsını
Gönül görme simyâsını
Aksi kurmuş binâsını
Hû beni meftun eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Güneş gibi dolanması
Yokdur devrâna kanması
Yokdur Hû'dan usanması
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Görmez itdi gözlerimi
Duymaz itdi sözlerimi
Leyl ider gündüzlerimi
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Kulağıma duyurmadı
Vîrâneme buyurmadı
Bir dem hâlimi sormadı
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Halîl nefsin uyanmadı
Hû rengine boyanmadı
Cefâsına dayanmadı
Hû beni meftûn eyledi
Hû beni mecnûn eyledi
Bilmem ki âh bu cihânda ölmeli mi kalmalı mı
Ayânda yâhûd nihânda bahr-i fikre dalmalı mı
Her zerre her bir mekânda her anda her bir zamânda
Susmadım dâim beyânda ağlamalı mı gülmeli mi
Karıncalar yürüşürler dürlü işe duruşurlar
Sadâsızca konuşurlar bundan ibret almalı mı
Yollar yapar koşuşurlar azığa hep üşüşürler
Meşveretle görüşürler ya ben gâfil kalmalı mı
Yorulmak ne bilmesi yok ölen olsa bilmesi yok
Yuvasına bak nesi yok gözlerin bağlamalı mı
Gîce gündüz dimez koşar sanma ki yolunu şaşar
Gûyâ ki dağları aşar gülerek ağlamalı mı
Yine taşır durmaz hemân bilür kışın işi yaman
Tedârikinde her zamân bu sâlıyı salmalı mı
Bu hâli seyr iden insân uyan be hey gâfil uyan
Bunlar ider sana beyân boşa dil bağlamalı mı
Âhiret kışı gelmeden ecel bağrını delmeden
Tedârik yok sende neden gözünü dağlamalı mı
Bilür müsün ne takdîrin neye uğrar bu tedbîrin
Yok iken zerre tedbîrin ümîdle çağlamalı mı
Ey Halîl sen söz almadın deryâ-yı fikre dalmadın
Karıncadan ders almadın kulağın bağlamalı mı
Hakk'a hamd ile senâ yıkdı sanemden bizi
Gerçek sanem ne imiş bildirdi bize izi
Ey bî-haber n'idersin bâtıl yola gidersin
Sûretleri güdersin eğrisin iki dizi
Bir dîvin pençesine sığındığını gördüm
Didim ki bu parçalar bin olsa ger de sizi
Didin bana daldayım, hem gör ne hoş haldeyim
Zağa Hümâ dimişim ay sanub tanrımızı
Vah habersiz ay sanub bu misillü olur mu
Fil dimek farelere izi yüce denizi
Eğer bir fil olaydı senin benzin solaydı
Deryâ beni alaydı komazdı hepimizi
Senin temsîlin budur sakın serâbı sudur
Koşa koşa aç susuz alur dizine sızı
Ne baba dede kardaş olur sanasın yoldâş
Gerek bu yolda dîldâş bir getüre ikizi
Seni doğuran ana er oğlu erdir Halîl
Dördüncü senesinde ne keçi var ne teysi
Bir kâmile ulaşmış her bir sözün tamâmı
Tamâm teslîm eylemek zünnâr ile zimâmı
Hakk'ı bâtılı seçüb iki cihândan geçüb
Eyi ve fenâdan geçüb câna dimek hümâmı
Hemân maksûd ola Hak tâ ki câna dola
Hak Sırrın sonu bulur Hak mahv eyle pür-amâmı
Tınmaya hiç kürûbdan geçse bizle o yerden
Halâs ola cinnîden deryâ olub hamâmı
Sebebsiz bir kuş uçmaz bir Pîre ir ki Halîl
Pîrsiz yol almamışdır evvel-âhir imâmı
Lâ Haşyeti dinildi Kenz-i Şumûs târihi
Zâhir u bâtın Allâh'dır her murâdın tamâmı
Sen seni eyle ki te'dîb itmesün ağyâr seni
Böyle uzak yol ile çağırmasun ol yâr seni
Ruhsat-ı Rabb olmadan da'vâ-yı Rablık eyleme
İtmesün Mansûr yerine Fir'avn-ı gaddâr seni
Benliği ehline terk it bâtıl ola hak ola
Bayezid'in benliğinde tâ göre Cabbâr seni
Sen seni görme ve görmemek yolunu ta'lîm kıl
Yevm-i azm-i Rahmân içre tutmasun edbâr seni
Kendüni yok seyr idince var ider dîdârı arz
Varlığın sokma araya kovmasın ol yâr seni
Hak yoluna girdin ise mâsivâ kasdını koy
Kasd-ı sivâ kasd-ı Hak'dan dem-be-dem savar seni
Hubb-i Hak var sanma sende var iken mecâza üns
Kizbe sıdkı itme tebdîl rehberin koğar seni
Hubb-i dünyâ, hubb-i câh, hubb-i riyâset mahv ider
Meyl-i Rızâ, meyl-i Yâr indinden hem atar seni
Dîn-i hâlis Hak içün tut zikri yâr içün
Gayra zerre maksad olsa tutar ol dem nâr seni
Cennet-i Hûrâyı terk it ehline özle murâd
Kî mürîd ismine tahkîk eyleye Gaffar seni
Cân kulağıyla işitdinse Halîl'in sözlerini
Maksad-ı aslıyı bildin hıfz ide Settâr seni
Hak dir beni zikr idin Allâh Allâh Allâh
Ni'metime şükr idin Allâh Allâh Allâh
Yüceliğim fikr idin Allâh Allâh Allâh
Dimem size küfr idin Allâh Allâh Allâh
Ayakda zikr idenler Allâh Allâh Allâh
Hak ismiyle gidenler Allâh Allâh Allâh
Zikrimle nevm idenler Allâh Allâh Allâh
Nefsini fehm itdiler Allâh Allâh Allâh
Beni zikr idin durub Allâh Allâh Allâh
Yorulunca oturub Allâh Allâh Allâh
Sizi Hakk'a yitirüb Allâh Allâh Allâh
Yatmada da Hû deyüb Allâh Allâh Allâh
Çok zikr idin ki necât Allâh Allâh Allâh
Bulun terk idüb cihât Allâh Allâh Allâh
Tâ bilesiz nîce zât Allâh Allâh Allâh
Mahv olur her bir sıfât Allâh Allâh Allâh
Rabbini sen çokca an Allâh Allâh Allâh
Sabah akşam aşka yan Allâh Allâh Allâh
Sıdk ile Hakk'a dayan Allâh Allâh Allâh
Halîl boş durmaz bir ân Allâh Allâh Allâh
Kalmadı aşkın yoluna düşeli hiç nâm u âr
Ben de bir nîce yiğit görünür idim nâmdâr
Aşkını yoldaş ideli bana her yol oldu dar
Bilmez oldum kimseye hüsn-i muâşeret medâr
Derdimin birini bin kıldı bu aşkın ey Hudâ
Şöyle görmez gözüm âlemde aşkdan mâ-ada
Kulağım duymaz iki âlemde asla bir sadâ
Meğer o aşk hükm-i kânûn tarzını eyler edâ
Nefsimi mağlûb idem deyü kılardım ictihâd
Ammâ ol emmâre benden çokca eyliyor cihâd
Bilirim çok söz velâkin bende yok aslâ sedâd
Dürlü a'dâ gayretini eyleyem ben irtidâd
Her nîce bir Hak söz işitdim nasîhat almadım
Başıma dürlü mesâib geldi ibret almadım
Benliğimden geçerek hiç yokluk içre kalmadım
Hod-bîn olub, ucbu koyub bahr-i fikre dalmadım
Hak yolunda gitmek için tutmadım râha delîl
Uymadım kâmil izine, uyarım görsem alîl
Rahmin ile semt-i selâmete çek beni Celîl
Zîrâ senden gayrı bir maksûd idinmedi Halîl
Olmasa bir dilde isti'dâd-ı tâmm
Ne bilür ki olduğun Fahru'l-enâm
Dîv olana çekme emek nâfile
Düşmânından virme haber gâfile
Sen haber virsen seni düşmân sanur
Düşmânın mağlûbu dostdan usanur
Dost mu tanır nefsine düşmân olan
Hiç kovar mı şeytânı şeytân olan
Gördüm yılân evinde
Süt içirdim elimde
Diler ki soka beni
Sarılarak belimde
Bir acâib iş idi
Benimle konuşması
İçi hep teşvîş idi
Boş idi duruşması
Hak îcâdı bedî'i
Ahsen sûreti iken
Yok dîvinin menbâı
Batırır göze diken
Mevlâ'm göstere bize
İn'âm insân sûreti
Aslâ estirme bize
Rîh-i Semûd devreti
Halîl tevbeler olsun
Nemrûd'a uyduğumuz
Yeşil tevbeler olsun
Mevlâ'dan umduğumuz
Hakk'a îmân eyledikden sonra doğru olmalı
Doğrulukla her nefesde doğru yolda durmalı
Doğrulukdan yine birşey varsa yine doğruluk
Andan özge arar isen her ne ki var uğruluk
Sen sana istemediğin isteme kimse için
İtme niyet hem de bir söz kimseye küsme için
Ara bul, aracı ol, ara ayırma aslâ sen
Sen asla olmayasun gizli zâhir yol kesen
Hüsn-i zann it cümle halka itme sen aslâ ezâ
İşte olur iki âlemde senin için cezâ
Âşık ol, aşksız olanlar yokdur anlarda o cân
Dinmez insân ana yokdur anda irfândan nişân
Söyledi bir sözü ki zübdedir bil bu sana
Dir Recâî ma'nâya bak, bakma abes lisâna
Kim ki bir zâlime iânet ider
Bil o zâlim ana hıyânet ider
Hak musallat ider ana zâlimi
Çünki gâfil hîlesinin âlimi
Kim ki zâlim arzusu çün söz ider
Hak o hâinin yerini köz ider
Virmedinse ehl-i şürûra selâm
Tenhâda kalmak hoş olur zü'l-kelâm
Kimde var zerrece hubb-i riyâset
Her hıyânete müstaidd kıyâs it
Var O dostdur var O dostdur var O dost
Bul Halîl'in varlığı dostuna post
Var benim bil var benim bil var benim
Bil o Vârın varlığıyla yâr benim
Gayrı benden kimse görmez ne didiler müşrikün
Görmediler duymadılar olmadılar müdrikün
Ben bilürüm her kula her ne zamân her ne gerek
Kimse bilmez kimse bilmez kendüsine ne gerek
Ne yâ'ni ne olsun çalışmak
En çok çalışanlara karışmak
Ne bu dünyâ mı sandın ârâmî
Ferdâ hulyâ mı yalınız yârâmı
Çalış velâkin eyleme ta'cîl
Zîrâ tiz kemâlin sonu da tiz bil
Var mı o kimsede hiç kudsiyyet
Ki te'hîr-i murâda ide me'yûsiyyet
Azm ile sebât sabr u metânet
İrdirir maksada şahsı nihâyet
Halîl bakma görenek ne de âdete
Görenekle değil hiç irmek saâdete
Ey müdir, Efendi mi beg mi dimeliyim sana
İdâre anlamam iyi mi dimeliyim sana
Kul mu yoksa başka birşey mi dimeliyim sana
Kâdir'in çaldığı bir ney mi dimeliyim sana
Bu neyi çalanı kimdir sen bana göstermedin
Bilmiyorum sen de mi görmedin, haber virmedin
Yoksa sen de mi bu rütbeyi vireni görmedin
Rıfk-ı câhında gördün ise bu işe irmedin
Bir ricâ itsem sana, aceb beni dinler misin
Sinema perdesinin esrârını anlar mısın
Rakîbi mahv itmeğe rüşvet virsem yer misin
Zulm iderken hak disem ben adli sen anar mısın
Başına gelmez belâ sen önce yazmadın ise
Kimse azdın diyemez eğer sen azmadın ise
Herkes itdiğini bulur bilmeyenler de okur
Bu yazıyı ki sanadır kazıdığın her çukur
Pek derince olmasun lûtf it boyunu geçmesün
Kimsenin bakma ayağına ayağın sürçmesün
Bilmediğin ağaca taş atma meyve bulunur
Bahçe sâhibi gelirse saçla sakalın yolunur
Karanlıkda nişancının gözü kör olur
Her sularda adım atma derin olur zor olur
Dört ayaklıyım ağanın doru atıyım dime
Kurbağadan yumuşacık, hafîf, katıyım dime
Serçe iken şâhinim dirsen av oldun şâhine
Ey basarsız bak o Tanrının bu ibret-gâhına
Servi gibi yükselür kavak ammâ servi değil
Pancarın üç günde güllâç olduğu mervî değil
Söyleme yalan eğer yansan da hep başdan başa
Sana sendendir musîbet bak urur taşdan taşa
Hele bak oğlum neye varır gürültünün sonu
Pek teni beyaz olan gördüm kara giyer donu
Çok beyaz giyenlerin içini bana sor onu
Müşrikin bir kısmını gördüm ki Ka'bede yönü
Bu zamân hacıları hacca gider tâğî olur
Gıybet için duymaz iken iki kulağı olur
Gâlibâ hacc asrımızda şeytânın bağı olur
Kendüni iy zu'm idenler sol ile sağı olur
Hâcenin düzgün sakalı beni meftûn eyledi
Korkarım kendüsini de öyle mağbûn eyledi
Cübbe ile sarığı gidikçe bütün eyledi
Kürsüye çıkmışdı ammâ duymadım ne söyledi
Birini duydum sakın şeyhe biriniz gitmeyin
Onlara bahşiş virerek bizleri unutmayın
Onlar Hak sevgilim dirse de bile işitmeyin
Ya'ni gelse de Muhammed sizler ikrâr itmeyin
Vâris-i Peygamber ister iseniz işte benim
İşte tebliğ işte alâmet kıyâfetle tenim
Âlem-i ma'nâyı bilmem ammâ mescîd vatanım
Ya'ni hâzâ hâcedir söyletmek ister emelim
Şeyhi de gördüm ki söyler dilde Abdulkâdir'i
İstiyor yaysun cihâna ismiyle tevâtüri
Tac ile postu yerinde hele sakal aşırı
Zann idersem şeyhinin de kirlidir çamaşırı
Birbirinden intikâm alır mı bir millet olan
Yekdiğerinden devâ bulur mu hem illet olan
Eyi olur mu kendisinde yokdur zillet olan
Bildiğim yapmaz meğer pek aklında killet olan
Siz yolunuza gidin görmez deyü bu hükümet
Bu ikilik yer sizi hem içinizde husûmet
İkilik her ümmeti ateşe kor demet demet
Pâyidâr-ı millet için birliğe çok yardım it
Kardaşının anasına söğüyor ahmağa bak
Aynı millet ferdi urdu birbirine taka tak
Birbirini soyma derdinde kurarlar faka fak
Hele çalım derdi yakdı yek diğeri çaka çak
Bak uyanmış Avrupa biz mi kalalım uykuda
Ferdinin her biri yükselmeğe dürlü duyguda
Köyler kardaşlar uyanın birleşin bu saygıda
Herkesin bayrâmı bugünü biz neden bu kaygıda
Ey münevver yüzü güzel nirdesin
Bâb-ı vechine yoksa perde misin
Bâis-i fitnedir o yay kaşların
Fikrime virdi ziyâlar saçların
Nazmı neşre sebeb oldu şevkin âh
Emr-i mühim aşkına hatm-i râh
Yetmişiki dil bilür ehl-i yakîn
Âşıka ma'şûk olur maksûd hemîn
Hıfz olunmaz kânûn-ı aşkın dırâz
Teshîl ider yolun anlayana râz
Bahr-i aşkın mâidi avnî olur
Silk-i şevkin âidi levnî olur
Zâhidin sohbeti halel âşıka
Îrâd ider hâli aşk-ı bârika
Ben kimim vâsıf kim ola Habîb'i
Bütün dertlerin ol A'zam Tabîbi
Meğer ki Hak'dan ulaşa inâyet
Zuhûr ide niyetimde dirâyet
Yürüye kaleme anda yazıla
Nihâyetsizdir nihândan düzüle
Kalem çalmasına aczından anı
Zuhûru yüce kenz-i nihânî
Fakat didim idilmez medh-i Ahmed
Sana medh-i Ahmed Emr-i Muhammed
İmâm idindin cân sen Anı
Hemân zikr eyle ömrünce sen anı
Vefâ virmez sana dir imiş ceddin
Didi oğlum isen terk itme ceddin
Çalış şöyle ki ben oldum fenâda
İbn-i Nûh gibi sen düşme inâda
Benim Fi'lim, benim hâlim ile ol
Her işinde benim kâlim ile ol
Terk eyledim sizlere ben sünneti
Yarın Âl'im dimem dirim ümmeti
Kim tutar sünnetimi tamâmiyle
Odur dâreynde ümmet-i kâmile
Aklı ve fikri olanlar sözümle
Yarın anlar olur benim özümle
Havzımdan içiririm hem ana ben
Sırâtdan geçiririm hoş yana ben
Yolumda eylemeyesin şenâat
Ki ben idem yarın sana şefâat
Hased kılma görme hor ümmetimi
Cefâ vakti unutma mihnetimi
Safâ ile sürûr gününde mağrûr
Olma ki tiz gider sende bu sürûr
Hüzün itme kederlerle cefâya
İrişdirir seni çünki safâya
Gîce namâzında bulun müdâvim
Beher günde dahî hizmetde kâim
Hudâ'ya kulluğunda eyle dikkat
Bu tebliğ ümmetime sende zimmet
Halîl kimdir sana söyler bana di
Ceddimdir çünki bizden oldu hemân
Ben miyim yok sen misin
Milletinle şen misin
Söyle Allâh aşkına
Rahmân'ı sever misin
Neden olmuşum fehim
Ders virdi Abdürrahim
Bak ne söyler miskine
Sen nesin dir ben neyim
Sorar mısın azîzim
Nedir senin esâsın
Asûrun Mustafâ'sı
Muktedâmız o bizim
Temeli her hünerin
Tamâmıyla edâsı
Kemâliyle Hudâ'sı
Kulaklı bir beşerin
O müstesnâ zât iken
Bilmezken mâ-adâsı
İrdi bize nidâsı
Ayn-ı bî-hayât iken
Nefh eyledi hayâtı
Gönderince Hudâ'sı
Bildirdi ki fedâsı
Olan dimez heyhâtı
Ey Âdemoğlu beşer
Milletim ayrı dime
Nemedir seyri dime
Eyleme zevki keder
Ma'nâyı bir söz iken
Birden ikiyi sorma
Sen biri başka görme
Gören birdir göz iki
Gel bu kitâbı oku
Senlik sende yorulma
Benim deyü kurulma
Senin için mü korku
Bilmeyenler korkuda
Bu gün ya o günüme
Âr irdirmez sonuma
Kalma uyan uykuda
Sana bu sözüm yeter
Beşer sever beşeri
Sırra var kimdir doğru
Medeniyyet dilini
Her âdemin dilinde
Olmamalı azîzim
Hele çokçası bizim
Gibi dili elinde
O gün ki İslâm adı
Kur'an ile kuruldu
Asâbiyyet duruldu
Yıkılarak bünyâdı
O zamândan beri ki
Medeniyyet ile dîn
Binâsı kurulmağın
Bir görülür her iki
Cehl ile rif'at olmaz
Envâından halâs ol
Sen ehl-i ihtisâs ol
İlm ile hiddet olmaz
Cisme yokdur i'tibâr
Kıymetin sîretdedir
Anlayan hayretdedir
Gözü ibretle bakar
Var birindir herkesin bir vârı O
Var şirindir herkesin de yârı O
Anı her kim bilirse gayrıyı görmek neden
Sâmid olur seyr ider esrân gelme gitmeden
Var işidir cümle göze görünür etvâr-ı hâl
Gayrısından bilme anı gel sözümden elma al
Sendedir avn u inâyet kânı Âdem nefhası
Gâfil olma aldatmasun seni dünyâ mebhası
Eldedir mîzânın senin çün Âdem isen eğer
Olmaya hor göre hoş dîde zîrâ anın senin
Ey Halîl sen Hak işini halka nisbet eyleme
Çünki menfidir sivâ hep anı nisbet eyleme
Nizâm-ı şer'î tut muhkem idüb Mevlâya şükrânî
Mukadderâtı bil mübrem eyleme pîşe küfrânî
Ezelden cârîdir tebdîl yokdur âdâtı Rahmânî
Hakkı sevmek ne kadr ise bir şahsın fuâdında
O nisbetde sever tâat Hakkı kesbe gufrânî
Alâmet bil her istiğnâkı sevmeğe Sübhânî
O rütbe Hakkı sevse ki azîmetler müyesser-se
Tarîk ile yürü her dem dile Rızâ-yı Mesânî
Sakın durma gîce gündüz girmesün kalbe nisyânî
Ayırma hiç tavk ehlini zinhâr başka görme kem
İkilik seyr idene şaşı dirler bulmaz irfânî
Eğer birliği bulduksa virme ikiye meydânî
Sözün tatlısını söyle gönüller hâdîsi olkim
Hudâ dergâhlarının ta'zîmi fuâdda reyhânî
Kılub ihsânı bahş eyler sana ol zâtke nûrânî
Tanı her bir akrânı ehvâ kıyâmı nefse'l-âkî
Ki sağdansa ne varsa ko görmeğe aslı seyrânî
Eğer soldan ise tard eyt koma dergâha şeytânî
Gelen gider muhakkakî bil değildir bâkî bu âlem
Bekâyı kıl fikr her dem unutma zikr-i Hannâ'î
Ki mezkûre irişince göresin aslı devrânî
Muhabbet âla bil semdir muhabbet mâla bil gamdir
Muhibbin hâle bil kemdir sivâ cümlesin nîrânî
Ki her şey aslını ister özgede gözle insânî
Sekiz manzûme ile haber kılınmaz gerçi bu gâye
Fakad rûhî olana kâfî gördüm bunca erkânî
Halîl erkân aslı bildin ise geç her elvânî
İnne Rabbî kad deânî kalledenî kad hedânî
Lem yekul fî len terânî sırtü ahvâl fi hevâh
Eğtaşenî eğrakanî ebtaşenî ehraganî
Gad mehânî fâraganî an sivâh
Egrabenî eb'adenî e'cezenî ezhedenî
Kâle abdî erdedenî kad nezeltü fî likâh
Kâle nilte yâ Halîl'i sırte livaslî delîli
Kile hamden yâ celîli ci'tü mehvan fî bekâh
Mezine peygamber kîyâ rasûlime Muhammedâ
Berihû nuri kibriyâ Rasûlime Muhammedâ
La arzu azmâne veki viheye necânevî kevî
Tûne sultâne vekivi Rasûlime Muhammedâ
Arzu azmân icâd nekir eğer heû tunebâ
Halk u âlem nedehatın nihât bâ Muhammedâ
Mülk gistik libin linge vî giri hastın bâ seki dîhû
Ki peygamberli riçavî hutidan Muhammedâ
Ki ji ilmi vî halînan ilm i âlem i giştikan
Halaskır-ı rişev-i râşeyek-i âlemi Muhammedâ
Ki heveki nızanı ki vî nızanı seçi zanı
Kemâli vî Huda zânî Huda hasker Muhammedâ
Hevevî Huda haskırî hîmâveki vihaskırî
Âlem gıstik halasgirî Şefî'ime Muhammedâ
Hû bu sâhib-i Ümmeti dî hû bulend-i devleti
Her dû-cihân nâ izzeti bidesvidâ Muhammedâ
Hevâlî şevi mi'râci derbaz bu heft nâkı azmân
Çûcem Hudâ havî râcû ma'na Ummet Muhammedâ
Kunâ fetilim le kâdiri tû âfenâki se ummetimin
Ferman hâtı tû bi fetîle mın afdâte Muhammedâ
Arz digirî ji tirsa hedî tev kevire haber mende
Tu dihâzi şûri z'ede tujibîrmeke vî hedî
Tu şandiye vâ dünyâyı ma'nîçün dîn ve dünyâyı
Ma'ni zânî bîn Mevlâyı mâtûzânî emrî hedî
Li veydîni çav nebînîn livî dünyâ vî nâbînîn
Binîr çâvitâ duninge hû çû çıkira hedî
Binîrli çâti hayvâna binîr avr aley azmânâ
Binîr ma'dena insâna çıkas rinde çıkira hedî
Dibî âl ki tiştî yekim ki tiştî zânin ezdikım
Her ki tişti ez sedıkım çıkasrında şûri hedî
Çav kefirli fikrî vî arzî azmân lî şükrî vî
Ki dı tırsın jimekrî vî tu fedâdikın zikrî hedî
Tû tırseví nizânî se hizmet hûne hevese
Tû gayra vî hazdıkî se jî trâbu Mekra hedî
Tû mezinkîr tu lutufkîr akl fehm dâtû futuhkîr
Nebî şandîn mâta hazkır biterâ irfân dâyı hedî
Lî hâ haybe gâfil mebe lî emr i hedî câhil mebe
Jî reykî vî kâhil mebe bî terâ insân gö tî hedî
Bağçı dostı sünbül reyhanî kabû
Tayrı bülbül ragunç ma'ûnî kabû
Vahta huvey mûlâ verin âşıkân
Câmîr-i Hudâ meyhânâ Hû kabû
Hîro dostî hûn da'vet aşk-ı kırın
Câmîr-i Hudâ meydânî Hû kabû
Ne cevhere küfrî kilâbî hû mehû
İ-ki duhâzî ka'niyâ cevhere kâbû
Hânâjî durdâ tû hudânî ma'rifet nâbî
İ-ki aşıkabû ka'niyâ irfânî kabû
İ-ki duhâzî mûla kad hakî kâhî
Verın dikânâ şerâbî aşıkı kabû
Der vâ ren gi megrın hûn ji vî rengî
Hîro ren-ga sırr-ı furkânî kabû
İ-ki jî Adem râ secde nâ gırî
Ji virâ kapûyı la'netî kabû
Melâikan ji Adem ra secde kırın
Ji hardıgâzî yekî râ jî kabû
Dilî mın haberde çı te lî kôye
Tû bi çı sevdayı ketî yârî te kîye
Tû berû şef lî diğerî kîye hû
Haber mende tû aşıkı kîye hû
Zikrî Hudâ kâr mın Hude mezinî Huda
Muhammed dindân mın Allâh Allâh Hû Allâh
Gayrı vî ağyâr mın Hude mezinî yâr mın
Halasbu inkârı mın Allâh Allâh Hû Allâh
Je vîra ikrârî mın Hude mezinî yâr mın
He dinanî dâra mın Allâh Allâh Hû Allâh
Şirîne gaffârî mın Hude mezine yâr mın
Derdi vî dermânî mın Allâh Allâh Hû Allâh
Muhammed sultanî mın Huda mezine yâr mın
Şûru burhanî mın Allâh Allâh Hû Allâh
Alevî yarânî mın Hudâ mezinî yâr mın
Hef dünyâ zindânî mın Allâh Allâh Hû Allâh
Serber meydâne dânâtı hılkatî
Eyk tünne insânlı cemmetî
Çay şey Urûzi yayla mırını
Çâğı davâna kurbun hurd nirinî
Maksudî me Hudâ emjira murîd
Menâsnâkın ki tünne hayvâne kurud
Şûri gayn vî heye haberbî mende
Düşmânî murûda düşmânî Hudâ
Mâtû duhâzî jî me şûri zîde
Lanet vere liser düşmânî Hudâ
Licânî düşmân Hudâ vere er
Çâğıdvân tîji ahbın encâmî kâr
Kurbun çâved munkın melâdisa kâr
Vizânın ten serme işekî pır zor
Li merî lîzendî van rahmet nâbî
Her dû-dünyâ jî vanra rahat nâbî
İyk verın sermurîda huna kafırın
Kıya gıştın gerekmeh ve ne kırın
Bakın bize ey âsiyân biz zümre-i nâcîleriz
Tevhîd söyler kalblerimiz erenlerin sertâcıyız
Kalblerimiz îmân dolu zabt itmişiz sağ u solu
Yolumuz mürtezâ yolu biz sizlerle kavgacıyız
Divler önümüzden kaçar silâhımız kanlar saçar
Darbemiz çok yara açar biz zehirlerden acıyız
Kırk bir deryâdan suyumuz arşdan uzundur boyumuz
Zikr u ihlâsdır huyumuz biz rızânın muhtâcıyız
Cürm ü isyândan kaçarız dîn yollarını açarız
Akdan karayı seçeriz aman virmez anâcıyız
Her işimiz ol yâr için kurbânız biz Anın için
Biliriz herkesin suçun dîn yolunda kazâcıyız
Gavs-ı A'zam sultânımız Ana bağlı îmânımız
Kur'ân bizim burhânımız Hak çerisi efvâcıyız
Şeref-i İmân var bizde küfr ü tuğyân bütün sizde
Elde tüfenk İmân özde biz sizlerle da'vâcıyız
Recâî'dir serdârımız O'dur kıymetli yârimiz
Ana kurbân her vârımız "ene'l-Hak" der Hallâcıyız
Cihân cânı cinânından gel emrini duyub gitmiş
Fenâsını bekâsını virüb ahde vefâ itmiş
Kesilmiş fenâ zevkinden yer tutmuş âlî fevkinden
Rahmetin bahr-i umkından Hudâ sonsuz atâ itmiş
Bu dehrin hiç vefâsı yok safâsından cefâsı çok
Bakılırsa esâsı yok hani kime vefâ itmiş
Bu hasretlik nirden geldi bizi buldu bir hacrede
Anın elemi firkatı gönülleri harâb itmiş
Bütün İslâm'ın anası mumtâzı akl u dânâsı
Ne yazık ki o gül tene ezel gelmiş cefâ itmiş
Akıl irmez o Sübhân'a her işinde nedir hikmet
Bize karşı virir firkat ana arz-ı cemâl itmiş
Cümle nisânın gınâsı cihân gavsının anası
Hakîkatin dürr-dânesi Hudâ bahşı turâb itmiş
Aman yâ Rabb bu firâkla nedir kıldın bizi yetim
Bizim anamızı aldın o bizi pür-keder itmiş
İki cihânın gülünü o terk itmiş bülbülünü
Hem menekşe sümbülünü Halîl'ini koyub gitmiş
Aşkım Allâh şevkim Allâh zikrim Allâh fikrim Allâh
Kalbim okur Kul Huva-llâh gel diyelim dâim Allâh
Gel girelim Tarîkata uyalım hem Şerîata
Gidelim bir Hakîkata gel diyelim dâim Allâh
Tarîkatden murâd ancak doğrulukla Hakk'ı bulmak
Şerîat'e âmil olmak gel diyelim dâim Allâh
Taklîd yolu değil bu yol ara tahkîk ehlini bul
Olmak için Hakk'a makbûl gel diyelim dâim Allâh
Pîrim Seyyid Ebû Nûreddîn Hakk'ı bilir Hakka'l-yakîn
Tut emrini çıkma sakın gel diyelim dâim Allâh
Has oğludur peygamberin gözü nûru hem Haydar'ın
Seyyîdidir mürşidlerin gel diyelim dâim Allâh
Himmet Anın elindedir işleri Hak yolundadır
Hakk'ın zikri dilindedir gel diyelim dâim Allâh
Şeyhime yok bir muâdil işi dâim seyr-i Cemîl
Emr-i Rahmân olmuş delîl gel diyelim dâim Allâh
Himmet eyle Halîl bana çevir kalbim senden yana
Cânım kurbân olsun sana gel diyelim dâim Allâh
Bülbül olurda söyler
Vasfını arzu eyler
Dil o cânlar cânının
Muhyiddin-i Sânî'nin
Doyulmaz sözlerinden
Ok atar gözlerinden
Sayyâd-ı Samed gelmiş
Ehl-i Rızâ'yı almış
Kılmış halkın Emîn'i
Halk eyleyen zemîni
Şems-i tâbânı dînin
Dermân-ı cân derdinin
Ehl-i dil Ana müştâk
Anı sever hep uşşâk
Ayakları altına
İrmeye âyâtına
Kıl sırr-ı Ekber Anı
Kıl cânda ezber Anı
Devlet ahbablarına
İzzet ensâblarına
Bir çağ görmesi meğer
Nîce yıllara değer
Bu Nûreddin âşıkları
Hasretle yanıkları
Solmaz firkat âhından
Almaz yıl ve mâhından
Katında suçum nîce
Zâhir veya gizlice
Hep ma'lûm iken Ana
İtmez itâb ol bana
Hilmi denizler gibi
Lûtfu yıldızlar gibi
Ehl-i şirkin kâtili
Dirler Ebu'l-Fâdıli
Yâri için o geçmiş
Cümleden önce göçmüş
Arza tâc ider Anı
Solar görünce Anı
Yırtub cümle hicâbı
Varub çekmiş nikâbı
İçüb âb-ı hayâtı
Geçüb her bir memâtı
Selleri tutan dağlar
Anın ardınca ağlar
İdrâkı müşkil ayân
Fitne-i âhir zamân
Dermân ider dağladır
Derde koyar ağladır
Rusûmu tez öldürür
Ağlayanı güldürür
Güneş olur açılır
Bulut olur saçılır
Köleyim kölesine
Atının yelesine
Asılsam kurbân olsam
Ezilsem harmân olsam
Ol kutlu meydânında
Bir toz olsam yânında
Koşsaydım zîr-i na'li
Öpmeğe ah o eli
Bir çağ yerlere iner
Dürlü renklere girer
Kâtib olur yazmağa
Çavuş olur bozmağa
Seller salar âleme
Yollar yapar âdeme
Döner bir gün kul olur
Bağrım yanar kül olur
O şaşmaz hünerinden
Eksilmez cevherinden
Anınca kendini bana
Kalem kaldı bir yana
Vâsf edicisi vâfir
Kutlu elde misâfir
Bu dil ile yâd idem
Menzîle feryâd idem
Ey bahtlû Manisa
Hikmet söyler enîsa